#3 (permalink)
04-01-2007, 19:49
|
мαн_ι яαнşαη ★.HayaL MahsuLü.★
Kayıt: 25.06.2006 Yaş: 23 Mesajlar: 7.561 Rep gücü: 28 |  | |  | | | Sana geliyorum… yazdığın satırları okudukça aynaya bakıyormuş gibi hissettiren sana… sana geliyorum… gözlerinin karanlık dehlizinde kaybolmak için, ellerimi ellerinin terinde ısıtmak için, yüreğinin kuytusuna saklanmak için geliyorum…
konuşurken “ben” olmayı başaramadığım için sustum çoğunlukla… zihnimde dolaşan kelimeleri ses olarak duyuramadım sana… beni bana anlatan yine sen oldun o soğuk İstanbul akşamında… o akşam daha bir iyi anladım; senin payına başkalarının düşüncelerini bıkıp usanmadan, korkusuzca, olduğu gibi anlatmak düşmüştü bu hayatta… kara bir büyü gibiydi insanların kendilerini senden dinlemek istemeleri… ne yaparsan yap kurtulamıyordun bu beklentiden… çoğunlukla kimse sormuyordu senin neler hissettiğini… birkaç soran bulsan bile çok geçmeden aynalarını senin eline tutuşturduklarını ve sende kendilerini görmeye çalıştıklarını fark ediyordun… böyle anlarda derin bir sızı kaplıyordu içini belli etmediğin… sonrasında “seni hayal kırıklığına uğrattığım için özür dilerim” diyen bir mesaj alıyordun… ve hiç düşünmeden şöyle veriyordun o mesaja karşılığı “ben hayattan hiçbir şey beklememeyi çoktan öğrendim…” bu cümlenle en derinindeki en derin yarayı gördüm… sadece gördüm… dokunamadım yarana… kanı dindirmek için elimi uzatacak kadar cesur değildim… diğerlerinden bir farkım yok benim de…
O soğuk İstanbul akşamında gördüm en derinindeki en derin yaranı… ve o akşam kesin olarak anladım o yaraya ömrüm boyunca dokunamayacağımı… kanamanı dindirmeye yüreğimin, sevgimin yetmeyeceğini anladım…
bir yanım hep sana dair bir şeyler yapmaya, sana ulaşmaya, sana yakın olduklarını düşündüklerimi hayatıma eklemeye devam etmek istiyor arsızca… diğer yanım sonsuz bir şevkat duygusuyla uzak kalmaya çalışıyor senden…
Okurken Cümlelerini ....yine aynı his doldu tüm hücrelerime… avuçlarımda kutsal bir şey tutuyormuşum hissi… hüzün, acı ve huzuru bir arada barındıran bir gülümseme gelip kondu dudağımın kenarına… ellerinin saçlarımın arasında dolaştığını düşledim saçma da olsa… mutlu oldum…Kendimi mutlu hissederek, senin en derinindeki en derin yarandan biraz daha uzaklaştım aslında… Çünkü seni sevenler, yıllarca, sen yazdıkça, satırlarını okudukça “Beni yazıyorsun, beni anlatıyorsun” dediler sana… Şu an ruhumu saran mutluluğun altında onlardan biri olmaktan öteye gidemeyişim saklı işte… En çok bu yüzden sevdi seni sevenler, en çok senin satırlarında kendilerini gördükleri için… Oysa sen kendini anlatmak istedin tüm dünyaya satırlarınla… Seni anlasınlar, sesini duysunlar istedin… İlk kez o fırtınalı ve soğuk İstanbul akşamında en derinindeki en derin yarayı gördüğümde fark ettim bunu…Unutuyorum o akşam gördüğüm benzersiz sızını, sonsuz hayal kırıklığını… seni sevdiğini söyleyenler, kıyıda köşede bıkıp usanmadan sana ilan-ı aşk edenler, nefreti de, acıyı da, sevinci de sana yükleyenler yani biz hep çok uzaktık oluk oluk kanayan yaralarını görmeye…Hep sen bizim yaralarımıza dokun, hep sen bizim içimize bak ve gör, hep sen bizim sızımızı dindir istedik…Sen Her Seferinde Başardın...Rol yapmayı beceremediğin için oyunun dışındasın sen, çemberin dışında… İyi ki de ordasın… İyi ki rol yapmayı beceremiyorsun…Şimdi Sana Söylemek İstediğim Seni Sevdiğim-di... | |  | |  | |
| |