#9 (permalink)
21-02-2007, 23:57
|
ηιﻮђt קяเภ¢єรร "G£c£_£$iNTİ$i "
Kayıt: 20.04.2006 Yaş: 21 Mesajlar: 10.006 Rep gücü: 39 |  | |  | | | Kara-yol çizgileriydi yüreği…
Andolsun, bir yeminin infazına şahitlik edecek bu kalem, kağıt…
Yar’i “cann” değil, “can” bilip, O’nsuz doğmayan biri için bozuldu kasem… Gitme” dedi adam sesinin en güçlü, en düşük tonuyla. Gideceğini bilerek etti bilmediği bütün duaları… adaklar adadı, var olsun diye değil, yok olmasın diye. Gelsin diye değil, gitmesin diye…isyanı kadar büyüdü hırçınlığı. Öfkesine susturucu oldu sevdası, vuramadı. Özünde infilak etti onlarca volkan. Tutuştu yüreği, yeter ki "YAR" yanmasındı…
tüm çaresizliklerinin çaresiydi çaresizliği. Çekip gidemedi. Bir ağaç, bir lamba gibi bekledi sevdiğinin sokağında… çökmedi dizlerinin üstüne…kara-yola beyaz yol çizgisi yaptı yüreğini…kainatın bütün yağmurları bulutlandı gözlerinde…
“hoşça kal” dedi kadın. Sesinin en aldırmaz, aldırdığını en belli etmez tonuyla…sırtladı çantasını. Kaybediş ve kalp kırmak bir madalyon gibiydi boynunda. Mehter takımı edasıyla attı adımlarını…
milyon kere üzerinden geçtiği beyaz yol çizgilerinin bu kez kendi üzerinden geçeceğini, kalanın hoş-ca kalamayacağını bilerek… hoşçakal dedi, hoşça-kal…
döneceğini, hiçbirşeyin eskisi gibi olmayacağını, kopan her şeyin bağlanacağını ama bağl*** her yerde bir düğüm kalacağını bilerek…
yol çizgisi olmayı da, o çizgilerin altında kalmayı da aynı neden göze aldırdı ikisine de: AŞK!
Sonuç mu? Aşkın eş anlamlı duyguları… her atışında kaybetme korkusu olan iki yürek…
Kan… Gözyaşı… Ayrılık… Hasret…
Hep-GÜL dediğimiz değil mi gül-dürmeyip kanatan? | |  | |  | |
| |