Herşeyde biraz 2de1 - Tekil Mesaj gösterimi - ALLAH'ın Gazabı ve İlahi Aşk
Tekil Mesaj gösterimi
  #3 (permalink) Alt 12-08-2007, 01:28
Raid_IRON
Kendini aşan 2de1'ci
 
Raid_IRON - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Düdüklü Tencere
 
Kayıt: 21.04.2006
Yaş: 23
Mesajlar: 3.025
Rep gücü: 17
Rep derecesi: Raid_IRON Yavaş Yavaş İlerliyorRaid_IRON Yavaş Yavaş İlerliyor

 
ALLAH Dostları İle Olmak Muhabbetullah’a Vesiledir

Evliyanın kalpleri, ilahi nurların çıkıp geldiği kaynaklardır. Onların hoşnut olduğundan, ALLAH-u Zülcelal de hoşnuttur. Onların kalplerinde yer eden, büyük devlete kavuşmuştur. ALLAH dostlarının hikmetli sözlerini ilaç gibi bilmelidir.

Bizim yolumuz, İslam dinine ittiba yoludur. Herkes elinden geldiği kadar buna çalışmalıdır. Bütün gayretle sünnetin yayılmasına ve bid'atlerin yok edilmesine çalışmalı, müslümanların, ehl-i sünnet alimlerinin bildirdikleri doğru itikad üzere olmalarına uğraşmalıdır.

Yine, ALLAH-u Zülcelal’in rızasını ve muhabbetini kazanmak uğruna, İnsanlardan gelen sıkıntılara katlanmak, ALLAH-u Zülcelal'in beğendiği, Resulullah'ın sevdiği ve büyük Evliyanın özendiği bir ahlaktır.

ALLAH-u Zülcelal, devamlı bizimle beraberdir. Her ne kadar, biz O'ndan gafil olsak da, yine de O bizi, rızasını ararken görsün. Dini sohbetlere giderken, ALLAH'ın rızasının yolunu bilmek için kitap okurken, ALLAH bizi rızasını ararken görecektir.

İmanın icapları vardır. İman ALLAH'a, Peygamber'e, kıyamet gününe, haşre, sırata, cennet ve cehenneme inanmaktır. İmanımızla bunları tasdik ediyoruz. İmanın şartlarına inanıyorsak, bunların icaplarını yerine getirmeliyiz.

Zikir Yapmamak, Harpten Kaçmak Gibidir

Biz Hz. Peygamber (sallALLAHu aleyhi vesellem)in ümmetindeniz. Biz de, az da olsa Hz. Peygamber (sav)e mutabaat edip, aynı şekilde hareket etmeliyiz. Sahabe-i Kiram, açlık ve susuzluk içinde, bir hurma ile yetinerek harp yapıyorlardı. Peki biz niçin: "Zikrimi yapamıyorum, nefsim şöyle etmiyor, böyle etmiyor!" diyoruz. Bu son derece yanlış bir şeydir. Kaldı ki zamanımızda kılıçla harp da yoktur.

Namaz kılmak, namaz kılmak için cemaate gitmek, imsaktan önce teheccüde kalmak, işte bunların hepsi (manevi) harptir. Bunları yapmadığımız zaman, benim kanaatimce, harpten kaçıyoruz demektir. Bunları yapmayan kimse, harp olduğu zaman da kaçacak demektir.

ALLAH-u Zülcelal bir insana muhabbet veriyor. Fakat insan, muhabbetin neden dolayı geldiğini, niçin verildiğini düşünmüyor. Halbuki kendisini ALLAH'a verdiği için, ALLAH da ona muhabbet vermiştir.

Bundan başka, Hz. Peygamber (sav)e uymuş, mutabaat etmiş idi. Bundan dolayı da muhabbet verilmişti. Fakat o mutabaat azaldığı zaman, insanın muhabbeti de azalıyor.

Çünkü muhabbet, Hz. Peygamber (sav)in mutabaatına bağlanmıştır. Bu dünyada bir şeyimiz kaybolduğu zaman, hemen onu aramaya koyuluyoruz. Peki, dünyada geçici olan, adi bir şeyimizi arıyoruz da, neden kaybolan muhabbetimizi aramıyoruz?!..

Halbuki insan, o muhabbetle ALLAH-u Zülcelal'in rızasını kazanarak, cennete girip cehennemden muhafaza olacaktır. Haklı olarak, insan nasıl ki, kaybolan dünyalık bir şeyini arıyorsa, ALLAH-u Zülcelal'in muhabbetini daha ziyade araması lazımdır. O muhabbetin tekrar bulunması da, yine Hz. Peygamber (sav)e mutabaat etmekle mümkündür. İnsan, Hz. Peygamber (sav)e mutabaat ettiğinde, yine eski muhabbetini bulacaktır.

Peki insan, muhabbetinin doğru veya yanlış olduğunu nasıl bilebilir? Biz ALLAH-u Zülcelal'i ne kadar seversek, ALLAH-u Zülcelal de bizi o kadar sever. İnsan, herhangi bir yerde ALLAH-u Zülcelal'in ibadetinden, zikrinden ve hizmetinden bahsederse, onun muhabbetini kazanmış, ALLAH'a yönelmiş demektir.

Fakat, ALLAH-u Zülcelal'den değil de dünyadan bahsederse, her ne kadar: "Benim ALLAH'a muhabbetim vardır!" derse de, yalan söylemiş olur. ALLAH-u Zülcelal'in razı olduğu meclislerde oturmak, doğruluğun alametidir.

Daha açık olarak insan, muhabbetinin doğru olup olmadığını şöyle meydana çıkarabilir. Mesela, insanın günlük virdi vardır, diğer tarafta da nefsinin istekleri vardır. Bu ikisi karşı karşıyadır.

Eğer insan, virdini çekmeyi tercih ederse, onun ALLAH-u Zülcelal'e muhabbeti var demektir. Fakat insan, ALLAH'ın zikrini bırakıp nefsin isteklerine uyarsa, her ne kadar: "Ben ALLAH'ı seviyorum" derse de, bu doğru sayılmaz.

Hepimiz bunu derinlemesine düşünüp tecrübe edelim. İnsan ALLAH'ın zikriyle meşgul olduğu zaman, kalbi çok mutmain olup, dünyası da cennet gibi olur. Buna karşılık, insan ALLAH zikriyle meşgul olmayıp bütün dünyanın hükümdarı da olsa, o kimse felah bulamaz, rahat da edemez.

Şimdi biz buradayız. Fakat şu an, kabre doğru gittiğimizden haberimiz var mı? ALLAH-u Zülcelal, bu ömrü bizlere sayı ile vermiştir. Onun için ömrümüzü boşa sarf etmeyip, tefekkür etmemiz lazımdır.

ALLAH-u Zülcelal kendi fazlı ve keremi ile bizlere muamele etsin ve hepimize razı olacağı şekilde salih amel nasip etsin... (Amin)



İLİM MECLİSİNDEN SOHBETLER
Raid_IRON Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla