Herşeyde biraz 2de1 - Tekil Mesaj gösterimi - *Sol tıkla!*
Tekil Mesaj gösterimi
  #1 (permalink) Alt 22-04-2008, 23:30
zfk
Çalışkan 2de1'ci
 
zfk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

tabip
 
Kayıt: 12.03.2008
Yaş: 29
Mesajlar: 140
Rep gücü: 3
Rep derecesi: zfk Biraz daha dikkatli olaması gereken bir üye

*Sol tıkla!*

 
*Sevgili zamane, Belki hiç hatırlatan olmadı sana, belki bilgisayar
oyunlarının karmaşık menülerinde yer almadığı için hiç duymadın. Aç gözünü
hele, sana "sıla-yı rahîm"i anlatmaya geldim. *

*Merak etme, zamanını almayacak bu sözcük. Seni öyle sözel sayısal telaşlara
da koşturmayacak. Sözlüde yahut yazılıda sorulmayacak. Hayatını çoktan
seçmeli tercihlerin kıvrımlarına sıkıştıranların da unuttu(rdu)ğu "sıla-yı
rahîm", sana aradığın mutluluğu bulduracak. *

*Üstelik öykü de anlatıyorum, bak: *
*İki saka, yani sucu, yolda karşılaşırlar. Biri diğerine, "Kardeş, bana
kırbandan bir tas su verir misin? Çok susadım." der. Öteki şaşırır; "Be
şaşkın. Bende kırba varsa sende de kırba var. Neden kendi kırbandan doldurup
kendi suyunu içmiyorsun?" Cevap dikkat çekicidir: "Haklısın kardeş, bende de
su var sendeki gibi ama ben kendi suyumu içmekten bıktım." *

*Hangi kalp su billûrluğunu bile pusta bırakan bu serin çağrıya duyarsız
kalabilir ki? Hangi vicdan, içinde biriktirdiği hasret pınarını dudağından
dupduru döküveren bu dostu karşılıksız bırakır ki? *

*Sorun su içmek değil; birinin elinden su içmektir aslında. Birinin elinden
su içerken, dudağına sudan fazlası dokunur. Sevdiğinin elinde terleyen
kadehi dudağına götürürken, damağına su yerine aşk dökülür; boğazında
sevdanın en tatlısı düğümlenir, içine muhabbetin denizi taşar. *

*Öyle değil mi? *
*Rahmetle vuslat kurmak, merhamete dokunmak demek "sıla-yı rahîm". Merhamete
dokunmanın yolu ana-babayı, akrabayı, yetimi-öksüzü, yolda kalmışı, fakir
fukarayı gözetmekten geçer. Çünkü, onları düşünür düşünmez, içinden bir
parça kopar, benliğinden bir tuğla düşer, bencilliğinin kabuğu çatlar,
kendinden bir şey eksilir gibi olur. Öyle vurdumduymaz, öyle sıcak ve
yumuşacık akıp gitmez hayatın. Onları dert edinmeyerek, kendinden uzakta
tuttuğun şey her ne ise, seni içindeki merhametten de uzak tutuyor olmalı...
Yanına usulca sokulan bir dilenci, seni niye rahatsız eder ki? Sende olup
senin de uyutup unuttuğun merhameti hatırlatır sana. Seni sana çağırır
dilenci. Kendi içinde susturduğun merhametin sesini taşır kulaklarına.. *

*Bir de şunu oku: *
*İkinci Dünya Savaşı sırasında, Ruslar ve Almanlar Stalingrad'da
çarpışmaktadır. Mikhail Goldstein yılbaşı gecesi moral olsun diye Rus
askerlerine tek kişilik bir keman konseri verir. Melodiler hoparlör yoluyla
Alman askerlerinin siperlerine kadar ulaşır, ateş birden kesilir. O acayip
sessizliğe, Goldstein'ın yayından akan müzik hükmeder. Bitirdiğinde, Rus
askerleri üzerine derin bir sessizlik çöker. Büyüyü, Alman bölgesindeki
hoparlörden gelen bir ses bozar. Kırık dökük bir Rusçayla şunu rica eder
Alman subayı: "Biraz daha Bach çalın. Ateş açmayacağız!" *

*William Craig'in Enemy at the Gates kitabından bu anekdotu alıntılayan
Slavoç Zizek, böylesi haller için "kırılgan temas" tabirini kullanıyor. (Bk.
Kırılgan Temas, Slavoç Zizek, Metis Yayınları) Çok hoşuma gitti bu tabir!
"Hah, işte bu!" dedim... *

*Müzikten az önce -ve ne yazık ki, müzikten hemen sonra da!- birbirlerine
kurşun yağdıran askerler o anda, dışlarında olup biten savaş halini kıran
bir şeyi fark etmişlerdi. İçlerinde kırılgan olan şeyle temaslarını sağlayan
bir deneyimdi bu. O kırılgan şey, elleri tetikteyken unuttukları
merhametleri olmalarıydı. Sucunun bir başkasının elinden su içmek isterken
peşine düştüğü o tatlı serinlik gibi. Aramızdaki farklılıklara, hatta
düşmanlıklara rağmen, öteki ile aynı olan yanımızı arar buluruz böyle
zamanlarda. Kırılgan merhametimizle temasımız başlar. İçinde kendin
olmadığın, içine kalbini koyamadığın mekanlar arasında gidip gelirken,
birden, ayak altında süründürdüğün, telaşla paspasın altına sakladığın o
yanını, kırılgan temas noktanı fark edersin. *

*İçinde akıp duran ama bir türlü yıkanamadığın şefkat ırmağının kıyısında
bulursun kendini. Şaşırırsın! O kadar şaşırırsın ki, şaşırdığına şaşırırsın!
*

*Mutluluğunu kendinin dışında, kendine uzak noktalar üzerinden tanımlamanı
isteyenlere söyleyeceğin bir şey olmalı sevgili zamane! Sahici olman için
içindeki o kırılgan teması bulmanı umuyorum. *

*Mouse'unu avucuna alır gibi avuçla şimdi kalbini... Sol tıkla!*

*SENAİ DEMİRCİ*
zfk Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla