Herşeyde biraz 2de1 - Tekil Mesaj gösterimi - 'Milli' Eğitimden Nefret Etmek
Tekil Mesaj gösterimi
  #1 (permalink) Alt 04-05-2008, 00:29
YoRquN
aMa NeDeN_?
 
YoRquN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

ИΘŤħiNg
 
Kayıt: 19.01.2007
Yaş: 25
Mesajlar: 392
Rep gücü: 10
Rep derecesi: YoRquN Hızlanmaya Başladı Kim Tutar Seni BeaYoRquN Hızlanmaya Başladı Kim Tutar Seni BeaYoRquN Hızlanmaya Başladı Kim Tutar Seni BeaYoRquN Hızlanmaya Başladı Kim Tutar Seni Bea

Arrow 'Milli' Eğitimden Nefret Etmek

 
'Milli' Eğitimden Nefret Etmek

Yazı yazabilmek için hiçbir zaman çaba sarf etmedim. Bir gün gelip de okuduğuma yakın bir hızla düşüncelerimi kağıda dökebildiğimi gördüğümde, 'öğrenme'nin 'yazma' eyleminin aleyhine işleyen bir süreç olabileceğini fark ettim sadece.

Buna göre, bir insanın düzgün bir şekilde yazı yazabilmesi için önce sağlıklı bir şekilde düşünebilmesi, bu düşüncelerini kağıda dökerken de, olabildiğince kendisi olabilmesi gerekiyordu. İnsanın sağlıklı bir şekilde düşünebilmesi de yine 'kendisi olabilmesi' ile ilgili olduğundan, 'gerçek manada' yazı yazabilmek, ya da daha genel anlamda, 'gerçek manada' yaşayabilmek adına atılması gereken ilk adım, robot yetiştiren hilekar endoktrinasyonun tesirinden kurtulmak olmalıydı.

Kendilerini bir parça olsun bu girdaptan kurtarmak isteyenlerin, hayatlarına sahip çıkma adına ilk yapmaları gereken şey, onları esirleştiren masalları yıllardır (ne yaptıklarının farkında bile olmadan) tekrarlayan resmi ideoloji maşalarının zehirlerinden uzak durmak olmalı. Bu maşalardan hiçbir zaman hazzetmemiş olmanız, maruz kaldığınız zihin öldürücü radyoaktif etkiye bağışık olduğunuz anlamına gelmez. Kurtulabilmek için, bir yolunu bulup onlardan ve benzerlerinden duyduğunuz herşeyi (katılmadıklarınız dahil) unutmanız ve herşeye yeni baştan başlayarak kendi gündeminizi oluşturmanız gerekir. Zira muhalefet ile bilgi üretilemez. Bütünsel olmayan bir şeyin çelişkili olmaması da mümkün değildir. Bu nedenle de, size giydirilen çarpık paradigmalardan ötürü, bildiğiniz 'herşey' yanlıştır.

İşin bu noktası, daha öncekilere göre biraz daha hassastır. Zira bir insanın gerçek bilgiyi elde etmesinin yolunun, hal-i hazırda bildiklerinin tamamının yanlış olduğunu kabul etmesinden geçiyor olması, en küçük yanlışlarında dahi sürekli ayak direten insancıkları daha işin başında ümitsiz vakalar haline getirir. Belli konularda gördüğü dengesizliklerin üzerine gitmek ve zihnini bu konuya yoğunlaştırmak yerine, onları göz ardı etmeye çalışan bir insan bu nedenle baştan kaybeder.

Matrix’in ilk bölümünde şöyle bir diyalog geçer:

-Morpheus: Kadere inanır mısın, Neo?

-Neo: Hayır.

-Morpheus: Neden?

-Neo: Çünkü hayatımın kontrolüm altında olmadığı düşüncesinden hoşlanmıyorum.

-Morpheus: Ne demek istediğini tamamiyle anlıyorum. Neden burada olduğunu sana söyleyeyim. Buraya geldin çünkü bir şey biliyorsun. Bildiğin şeyi izah edemiyorsun ama hissediyorsun. Hayatın boyunca bunu hissettin.

Burada Morpheus’un, Neo'yu rastgele seçmeyip, Neo'nun bazı şeylerin farkına varmış ve izah etmeye çalışmış olması nedeniyle ona inanmış olması son derece önemli. Çünkü bazı şeylerin yanlış gittiğine inanmayan bir insana yardımcı olmak çok zordur.

Neo gibi olmak isteyen bir insanın yapması gereken ilk şey, her ne kadar zor olsa da, kafasına kazına kazına 'vazgeçilmez' olduğu telkin edilen herşeyi (ve herkesi) çöpe atmak ve herşeyi yeni baştan anlamlandırabilmeyi başarmaktır.

Kişi bunu başarabildiği ölçüde Neo'nun hissettiklerini hissetmeye başlayabilir.




(Girişi ve gelişmesi olmayan) Sonuç

Kişinin küçük ya da büyük kimi şeyleri başarabilmesi adına, bilmediği bazı şeyleri öğrenmesi kadar, bildiklerini unutması da belirleyici olabilir. Bu yazının bir anafikri olması zorunlu ise şayet, o fikir işte budur.

Örneğin, adam gibi yazabilmek isteyen bir insanın yapması gereken ilk şey, 'milli' eğitim öğretmenlerinin dikte ettikleri 'giriş-gelişme-sonuç' ya da 'serim-düğüm-çözüm' gibi saçma sapan kurguları unutmaktır.

Konuyla doğrudan ilgisi olmasa da belirtmek isterim ki, Morpheus'la henüz karşılaşmamış olduğum o günlerde, yazı yazma özürlü olduğumu düşünmeme rağmen, okudukça daha çok hayran kaldığım romanların bir gün gelip benzerlerini yazacağımdan şüphe etmezdim. Bunun nasıl olabileceğinden emin olmasam da, bu arayışı içimde hep canlı tutmayı başarmıştım.

Konuyla doğrudan ilgili olan bir gerçek de şu ki, o girdabın gücü zannedilenden çok daha fazla. Çünkü gücünü sistemden çok sistemsizlikten, bilgiden çok cehaletten alıyor.

Ben esir olmak istemedim ve köhne ideolojilerine hizmet etmeyi reddettim.

Bana öğretmeye çalıştıkları herşeyi, iyi-kötü ayırt etmeden, mümkün olduğunca hayatımdan ve düşüncelerimden çıkarmaya çalıştım. Sonra da, başka bir yol çizip orada yürümeye başladım.
YoRquN Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla