MoRiaNTeS
23-01-2008, 23:27
Yarın 24 Ocak... Uğur Mumcu'nun düşüncelerinin ölümsüzlüğünün yıl dönümü...
O Kemalist olduğu için öldürüldü. Evet, öldüren ister “devletin içindeki bir karanlık odak, ister taşeron kullanan bir yurtdışı istihbarat örgütü, ister İBDA-C, Hamas, Hizbullah gibi bir İslami terör örgütü” olsun O Kemalizmin bütün değerlerini yılmadan, bıkmadan, dönmeden, saptırmadan, dosdoğru söylediği için yani bir Kemalist olduğu için öldürüldü. Ülkesinin sorunlarını çözümlemeyi bir amaç bellediği için... Mustafa Kemal’in Türk halkına öğrettiği ideolojisini herkese; yeni dünya düzeni söylemi ile ulus devlete ve Kemalizmin onun son kalesi olarak kalacağını bildiği için saldırıya geçtiği emperyalizm ideologlarına, onların Türkiye’deki temsilcisi olarak çalışmayı gönüllü olarak kabul etmiş, ‘kraldan çok kralcı’ 2. Cumhuriyetçilere ve ister kapitalist ister sosyalist bakış açısıyla olsun ulusalcılığa karşı çıkanlara Kemalizmi inatla savunduğu için...
“Emperyalizmin, küreselleşme ideolojisinin aslında büyük devletlerin çıkarına göre oluşturulmuş olan Yeni Dünya Düzeninin karşısında en büyük engel olan ulus devletin özellikle geri kalmış ve gelişmekte olan ülkeler açısından en büyük öncüsü Atatürk’tür. Kemalizm ulus devletten soyutlanarak değerlendirilemez. Kemalizmin özünde vardır ulus devlet anlayışı. Ulus devlet anlayışı 21.yy’da özellikle gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkeler açısından önemini arttırıyor. Elbette ki YDD içindeki büyük güçler kendi çıkarlarına uygun olarak karşılarındaki engel olarak gördükleri ulus devleti yıkmaya çalışacaklar. Özellikle tabii ki dışarıdaki ulus devleti yıkmaya çalışacaklar. Kendilerinkini değil. Türkiye ve benzer konumdaki ülkeler de YDD içinde ezilmemek için kaçınılmaz olarak ulus devleti savunacaklar. Buna göre Kemalizmin 21.yy’a taşınmasında, giderek etkinlik kazanmasında, etkinlik alanının genişletilmesinde en önemli rolü bu koşullar hazırlayacaktır” dediği için...
Laik-demokratik rejime, Misak-ı Milli sınırlarına karşı olanlara, bu topraklar üzerinde Atatürk milliyetçiliği dışında her tür ırkçı, etnikçi, mezhepçi, dinci anlayışı egemen kılmak isteyenlere Türkiye gerçeğinin ne olduğunu söylediği için...
“Bir parti çıkacak demokrasinin ona tanıdığı olanakları kullanarak demokrasiyi yıkmaya çalışacak ve siz bunu siyasal bir partidir diye kabul edeceksiniz. Ama sivil olmayan bir güç, demokrasinin korunması için çaba gösterecek ve siz bunu demokrasi adına reddedeceksiniz. Böyle şey olmaz. Ben her vesile ile şunu söylüyorum. Atatürk döneminde de parti kapatıldı. Bugünün Türkiye’sinde de kapatıldı. Önemli olan bir partinin kapatılması değil, niçin kapatıldığıdır. Bir parti demokrasinin olanaklarını daha çok demokrasinin temellerini yıkmak için kullandığından dolayı kapatılırsa bu demokrasiye hizmettir. MGK böyle değerlendirilmelidir” dediği için...
Bütün karşı gelenlere karşın Kemalizmin 1930’larda kalmış, artık işlevini doldurmuş, rafa kaldırılması gereken bir ideoloji olmadığını savunduğu ve Türk gençliğine Mustafa Kemal’in gösterdiği yöntemi anımsattığı, onlara düşen görevin sorumluluğunu üstlenmeleri, bilinçlenmeleri, devrimlerini bütünlemeleri gerektiğini öğütlediği için...
“Elbette Kemalizm ideolojidir. Buna Atatürkçülük deseniz de ideolojidir ve her ideoloji de kalıplaşmaz. Bu niteliğiyle de kalıplaşması söz konusu değildir. Atatürk kendisi de buna karşıdır. Değişen dünyada değişmeyen kalıplar getirmek bizim gelişmemizi engeller diyor. Eğer bu eksende, yani bu eksen derken kastettiği 6 ilkedir, aklın ve bilimin gereğini yerine getirirseniz işte o zaman benim manevi mirasçılarım olursunuz, be hiçbir dogma, ayet bırakmadım, aklı ve bilimi size rehber olarak gösterdim, diyor. Aklı ve bilimi bir ilkeni doğrultusunda kullanırsanız Kemalist olursunuz.”
Kemalizmin, kapitalizmden de sosyalizm de dahil marksizmin her türünden de ayrı bir yol çizerek, bağımsızlıkçı, halkçı, dogmalara saplanmayan ve eleştirel akılcı bilimsel yöntemle geliştirilebilen üçüncü bir ideoloji olduğunu ısrarla savunduğu için...
“Kemalizmin güncelleşmiş olmasının en önemli nedenlerinden biri çağımızın önde gelen devrimcilerinin yanılgılarının ortaya çıkması Atatürk’ün ise doğru olanı yakaladığının anlaşılmasıdır. Lenin, örneğin, demokrasiyi ertelemiştir. Demokrasiyi belli bir aşamadan sonra gerçekleşecek bir olgu gibi düşünmüştür. Atatürk’ün bir devrimci olarak üstünlüğü hiçbir zaman demokrasiyi ertelememiş olmasıdır. İdeolojisi demokrasiyle bütünleşmiş, kalkınma, hakça toplum ve demokrasiyi bir bütün olarak düşünmüştür. Bu açıdan da bir son değerlendirme yapmak gerekirse Kemalizm, üçüncü bir ideolojidir. Yani ekonomik kalkınmayı, toplumsal kalkınmayı, siyasal dönüşümü, değişimi birbirinden ayrı parçalar olarak düşünmeyen üçüncü bir ideoloji olarak ortaya çıkıyor” dediği için... Ve tehlikeye her zaman dikkat çektiği için...
“Kemalist ideolojinin çizgisinde gerçekleşmiş olan Türk devriminin topluma kazandırdığı pek çok şeyi yitirme tehlikesi ortaya çıkmış durumda. Bu tehlike yokken Kemalizmi benimseyenlerin ya da çözüm olarak görenlerin oranı çok daha düşüktü. Atatürk’e evet Kemalizme hayır çizgisinin ülkeyi çıkmaza götürmesi Kemalizmin tabanını belki de Cumhuriyet tarihinde olmadığı kadar genişletmiştir. Durum buyken Kemalizmi daha doğrusu altı oku sosyal demokrasinin çıkmazı olarak görmek bir aymazlıktır. Sosyal demokrasiyi Kemalizmin ayakbağı olarak görmek daha doğru olur.”
İnsanlık tarihi gerçekleri söylemekten hayatı pahasına yılmadığı ve bilimin kendisine gösterdiği bulguları savunduğu için öldürülen Bruno’lar, tek başına bile olsa devrimini savunmak için hayatını vermekten kaçınmayan öğretmen subay Kubilay’lar, işin sonunda en kutsal değerlerin yıkılacağını bilse ve yaşamına mal olsa bile gerçekleri ortaya çıkarmaktan vazgeçmeyen, ‘Ben Atatürkçüyüm, ben tam bağımsızlıktan yanayım, ben laikliğin savunucusuyum’ diyen Mumcu’lar, Türkiye’de ve dünyada Kemalizme karşı olan herkese bıkmaksızın Kemalizmin Türkiye’nin tek çaresi olduğunu vurgulayan ve gençleri bu düşünceye sahip çıkmaya çağıran Ahmet Taner Kışlalı’larla dolu.. Kışlalı, aydınlığa giden yolda verilen şehitlerin ne ilki idi ne de sonuncusu olacak. Onu ideolojilerinin gücüne gerçekten inanmadıkları ve kendilerine güvenmedikleri için öldürdüler. Oysa ki Kemalistler, ideolojilerine olan güvenleri ve güçleri sayesinde bombalara karşı kalemler ve tuşlarla savaşarak, yollarında çoğalarak yürümeye devam edecekler.
O’nun Uğur MUMCU’nun ardından yazdığı gibi...
“Terörizme en büyük darbeyi mi vurmak istiyorsunuz? Atatürk’ün cumhuriyetine inananlar, birleşiniz!.. Teröristi umutsuzluğa düşürecek olan; öldürmesinin hiçbir işe yaramadığını, tersine, Mumcu’ların çoğaldığını, alçakça eyleminin “düşmanları”nı birleştirdiğini, Atatürkçü değerleri savunma istencini güçlendirdiğini görmektir! Sönen her mumun yerine onlarcasını yakın; mumlar değil; karanlık isteyenlerin nefesleri tükenecektir!..”
Aydınlanma 1923
O Kemalist olduğu için öldürüldü. Evet, öldüren ister “devletin içindeki bir karanlık odak, ister taşeron kullanan bir yurtdışı istihbarat örgütü, ister İBDA-C, Hamas, Hizbullah gibi bir İslami terör örgütü” olsun O Kemalizmin bütün değerlerini yılmadan, bıkmadan, dönmeden, saptırmadan, dosdoğru söylediği için yani bir Kemalist olduğu için öldürüldü. Ülkesinin sorunlarını çözümlemeyi bir amaç bellediği için... Mustafa Kemal’in Türk halkına öğrettiği ideolojisini herkese; yeni dünya düzeni söylemi ile ulus devlete ve Kemalizmin onun son kalesi olarak kalacağını bildiği için saldırıya geçtiği emperyalizm ideologlarına, onların Türkiye’deki temsilcisi olarak çalışmayı gönüllü olarak kabul etmiş, ‘kraldan çok kralcı’ 2. Cumhuriyetçilere ve ister kapitalist ister sosyalist bakış açısıyla olsun ulusalcılığa karşı çıkanlara Kemalizmi inatla savunduğu için...
“Emperyalizmin, küreselleşme ideolojisinin aslında büyük devletlerin çıkarına göre oluşturulmuş olan Yeni Dünya Düzeninin karşısında en büyük engel olan ulus devletin özellikle geri kalmış ve gelişmekte olan ülkeler açısından en büyük öncüsü Atatürk’tür. Kemalizm ulus devletten soyutlanarak değerlendirilemez. Kemalizmin özünde vardır ulus devlet anlayışı. Ulus devlet anlayışı 21.yy’da özellikle gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkeler açısından önemini arttırıyor. Elbette ki YDD içindeki büyük güçler kendi çıkarlarına uygun olarak karşılarındaki engel olarak gördükleri ulus devleti yıkmaya çalışacaklar. Özellikle tabii ki dışarıdaki ulus devleti yıkmaya çalışacaklar. Kendilerinkini değil. Türkiye ve benzer konumdaki ülkeler de YDD içinde ezilmemek için kaçınılmaz olarak ulus devleti savunacaklar. Buna göre Kemalizmin 21.yy’a taşınmasında, giderek etkinlik kazanmasında, etkinlik alanının genişletilmesinde en önemli rolü bu koşullar hazırlayacaktır” dediği için...
Laik-demokratik rejime, Misak-ı Milli sınırlarına karşı olanlara, bu topraklar üzerinde Atatürk milliyetçiliği dışında her tür ırkçı, etnikçi, mezhepçi, dinci anlayışı egemen kılmak isteyenlere Türkiye gerçeğinin ne olduğunu söylediği için...
“Bir parti çıkacak demokrasinin ona tanıdığı olanakları kullanarak demokrasiyi yıkmaya çalışacak ve siz bunu siyasal bir partidir diye kabul edeceksiniz. Ama sivil olmayan bir güç, demokrasinin korunması için çaba gösterecek ve siz bunu demokrasi adına reddedeceksiniz. Böyle şey olmaz. Ben her vesile ile şunu söylüyorum. Atatürk döneminde de parti kapatıldı. Bugünün Türkiye’sinde de kapatıldı. Önemli olan bir partinin kapatılması değil, niçin kapatıldığıdır. Bir parti demokrasinin olanaklarını daha çok demokrasinin temellerini yıkmak için kullandığından dolayı kapatılırsa bu demokrasiye hizmettir. MGK böyle değerlendirilmelidir” dediği için...
Bütün karşı gelenlere karşın Kemalizmin 1930’larda kalmış, artık işlevini doldurmuş, rafa kaldırılması gereken bir ideoloji olmadığını savunduğu ve Türk gençliğine Mustafa Kemal’in gösterdiği yöntemi anımsattığı, onlara düşen görevin sorumluluğunu üstlenmeleri, bilinçlenmeleri, devrimlerini bütünlemeleri gerektiğini öğütlediği için...
“Elbette Kemalizm ideolojidir. Buna Atatürkçülük deseniz de ideolojidir ve her ideoloji de kalıplaşmaz. Bu niteliğiyle de kalıplaşması söz konusu değildir. Atatürk kendisi de buna karşıdır. Değişen dünyada değişmeyen kalıplar getirmek bizim gelişmemizi engeller diyor. Eğer bu eksende, yani bu eksen derken kastettiği 6 ilkedir, aklın ve bilimin gereğini yerine getirirseniz işte o zaman benim manevi mirasçılarım olursunuz, be hiçbir dogma, ayet bırakmadım, aklı ve bilimi size rehber olarak gösterdim, diyor. Aklı ve bilimi bir ilkeni doğrultusunda kullanırsanız Kemalist olursunuz.”
Kemalizmin, kapitalizmden de sosyalizm de dahil marksizmin her türünden de ayrı bir yol çizerek, bağımsızlıkçı, halkçı, dogmalara saplanmayan ve eleştirel akılcı bilimsel yöntemle geliştirilebilen üçüncü bir ideoloji olduğunu ısrarla savunduğu için...
“Kemalizmin güncelleşmiş olmasının en önemli nedenlerinden biri çağımızın önde gelen devrimcilerinin yanılgılarının ortaya çıkması Atatürk’ün ise doğru olanı yakaladığının anlaşılmasıdır. Lenin, örneğin, demokrasiyi ertelemiştir. Demokrasiyi belli bir aşamadan sonra gerçekleşecek bir olgu gibi düşünmüştür. Atatürk’ün bir devrimci olarak üstünlüğü hiçbir zaman demokrasiyi ertelememiş olmasıdır. İdeolojisi demokrasiyle bütünleşmiş, kalkınma, hakça toplum ve demokrasiyi bir bütün olarak düşünmüştür. Bu açıdan da bir son değerlendirme yapmak gerekirse Kemalizm, üçüncü bir ideolojidir. Yani ekonomik kalkınmayı, toplumsal kalkınmayı, siyasal dönüşümü, değişimi birbirinden ayrı parçalar olarak düşünmeyen üçüncü bir ideoloji olarak ortaya çıkıyor” dediği için... Ve tehlikeye her zaman dikkat çektiği için...
“Kemalist ideolojinin çizgisinde gerçekleşmiş olan Türk devriminin topluma kazandırdığı pek çok şeyi yitirme tehlikesi ortaya çıkmış durumda. Bu tehlike yokken Kemalizmi benimseyenlerin ya da çözüm olarak görenlerin oranı çok daha düşüktü. Atatürk’e evet Kemalizme hayır çizgisinin ülkeyi çıkmaza götürmesi Kemalizmin tabanını belki de Cumhuriyet tarihinde olmadığı kadar genişletmiştir. Durum buyken Kemalizmi daha doğrusu altı oku sosyal demokrasinin çıkmazı olarak görmek bir aymazlıktır. Sosyal demokrasiyi Kemalizmin ayakbağı olarak görmek daha doğru olur.”
İnsanlık tarihi gerçekleri söylemekten hayatı pahasına yılmadığı ve bilimin kendisine gösterdiği bulguları savunduğu için öldürülen Bruno’lar, tek başına bile olsa devrimini savunmak için hayatını vermekten kaçınmayan öğretmen subay Kubilay’lar, işin sonunda en kutsal değerlerin yıkılacağını bilse ve yaşamına mal olsa bile gerçekleri ortaya çıkarmaktan vazgeçmeyen, ‘Ben Atatürkçüyüm, ben tam bağımsızlıktan yanayım, ben laikliğin savunucusuyum’ diyen Mumcu’lar, Türkiye’de ve dünyada Kemalizme karşı olan herkese bıkmaksızın Kemalizmin Türkiye’nin tek çaresi olduğunu vurgulayan ve gençleri bu düşünceye sahip çıkmaya çağıran Ahmet Taner Kışlalı’larla dolu.. Kışlalı, aydınlığa giden yolda verilen şehitlerin ne ilki idi ne de sonuncusu olacak. Onu ideolojilerinin gücüne gerçekten inanmadıkları ve kendilerine güvenmedikleri için öldürdüler. Oysa ki Kemalistler, ideolojilerine olan güvenleri ve güçleri sayesinde bombalara karşı kalemler ve tuşlarla savaşarak, yollarında çoğalarak yürümeye devam edecekler.
O’nun Uğur MUMCU’nun ardından yazdığı gibi...
“Terörizme en büyük darbeyi mi vurmak istiyorsunuz? Atatürk’ün cumhuriyetine inananlar, birleşiniz!.. Teröristi umutsuzluğa düşürecek olan; öldürmesinin hiçbir işe yaramadığını, tersine, Mumcu’ların çoğaldığını, alçakça eyleminin “düşmanları”nı birleştirdiğini, Atatürkçü değerleri savunma istencini güçlendirdiğini görmektir! Sönen her mumun yerine onlarcasını yakın; mumlar değil; karanlık isteyenlerin nefesleri tükenecektir!..”
Aydınlanma 1923