ahSenTi
17-02-2008, 00:16
Fatıma annemizin çeyizini biliyormusunuz?
Hazreti Ebu Bekir Efendimiz, yanına Bilal ve Selman’ı da alarak doğruca Medine çarşısına çıktı. Hazreti Ali’yle nikahı kıyılmış olan Fatıma validemizin çeyiz eşyasını alacak, birilikte İmam-ı Ali’nin evine bırakacaklardı. Cennet hanımlarının baş tacı olan Fatıma validemizin ömrü boyunca kullanacağı ev eşyası da, bundan ibaret olacaktı. Bu çeyiz eşyasının parasını, müstakbel eşi Hz. Ali vermişti. Bunun islam’daki adı mehirdi.
Bakalım Hz. Ali’nin verdiği (dört yüz dirhemlik) mehirle, Resulullah’ın muazzez kerimesi Fatıma validemize nasıl bir çeyiz eçyası alınacak; cennet hanımlarının baş tacı, günümüzdeki hanımlara örnek olan saadet hanesini nasıl bir çehiz eşyasıyla süsleyecektir?
Neden sonra İmam-ı Ali’nin evinin kapısına bir deve yükü olarak getirilen çeyiz (doğru adıyla cihaz) eşyası indirilmeye başlandı. Ashabın her biri, bir hizmetin içindeydiler. Bu mutlu günün sevinç ve huzuru, her birinin mütebessim yüzlerinden okunuyordu.
Dilerseniz, Hazret-i Ebu Bekir’in seçip, Bilal-i Habeşi ile Selman-i Farisi’nin yardım ederek getirdikleri çehiz eşyasına bir göz atalım. Bunlar nelerdi?
Üzerinde namaz kılınacak güzel bir seccade.
Üç adet üzerine oturulacak minder.
İci hurma kabuğu lifleriyle doldurulmuş yastık.
Buğday öğütecek el değirmeni ile, su tulumu, su testisi, su bardağı.
Değirmende öğütülmüş buğdayın kepeğini ayırmaya yaryacak,
yeni geliştirilmiş bir elek…
Elle örülmüş bir battaniye, havlu, üzeri yünlü deri, pösteki.
Sedir, yani divan.
Kadife yorgan…
Geliştirilmiş deriden ma’mul, yere serilecek sofra…
Fatıma validemizin bu cihaz eşyası, Hazret-i Ali’nin evine indirilip içeri alınırken, durumu seyreden Allah’ın Resulü, bunu onların çok göreceklerini, fazla bulacaklarını düşünmüş, ellerini kaldirip, pırıl pırıl gözyaşı dökerek şöyle dua etmişti:
„-Ya Rab! Senin sevmediğin israftan çekinen bu insanlara, bu eşyayı hayırlı eyle!“
İşte cennet hanımlarının seyyidesi olduğu hadislerle sabit olan Fatıma validemizin cihazı bu idi. O, bunlarla mutlu oldu. Bu eşyalarla ömrünü tamamladı. Bunlarla huzur bulup rahat etti.
Günümüzde nice ana-babalar, nice kız ve gencler vardır ki, çeyiz için karşı tarafı kasıp kavurur, soyup soğana çevirir; huzuru, saadeti birtakım mobilyada, koltukta, ev eşyasında ve sandık içinde ararlar. Halbuki, bunların hiçbiri huzurun tek şartı, esas unsuru olmazlar. Saadet birtakım odun parcası, çaput yükü ile vücut bulmaz.
Evlilikte, huzurun ilk şartı, ana unsuru, fikirde birlik, değer ölcülerinde ortaklık, hayat anlayışında müşterekliktedir. Dini ölçülerle, islami kaidelere olan bağlılıktadır. Çevrenin kötü telkinine boyun eğmeyecek şahsiyete sahip olmaktadır. Bu şuura malik olan taraflar, bu iman ve iz’an birliğine sahip bulunan akraba ve karı-kocalar, ayaklarını yorganlarına göre uzatırlar, ne iyiden iyiye temel ihtiyaçlarini iptal ederler, ne de işi çığırından çıkartıp da karşı tarafı yıkmaya yönelir, ihtiyaç dışı isteklerde israr ederler. Belki, zararlı arzularını durdurur, fuzuli isteklerini terk eder, gönüllerdeki birliği, sevgi ve muhabbeti en büyük çeyiz olarak görürler.
(Kaynak/Yeni Aile Ilmihali/Ahmed Sahin/S.176-177)
Hazreti Ebu Bekir Efendimiz, yanına Bilal ve Selman’ı da alarak doğruca Medine çarşısına çıktı. Hazreti Ali’yle nikahı kıyılmış olan Fatıma validemizin çeyiz eşyasını alacak, birilikte İmam-ı Ali’nin evine bırakacaklardı. Cennet hanımlarının baş tacı olan Fatıma validemizin ömrü boyunca kullanacağı ev eşyası da, bundan ibaret olacaktı. Bu çeyiz eşyasının parasını, müstakbel eşi Hz. Ali vermişti. Bunun islam’daki adı mehirdi.
Bakalım Hz. Ali’nin verdiği (dört yüz dirhemlik) mehirle, Resulullah’ın muazzez kerimesi Fatıma validemize nasıl bir çeyiz eçyası alınacak; cennet hanımlarının baş tacı, günümüzdeki hanımlara örnek olan saadet hanesini nasıl bir çehiz eşyasıyla süsleyecektir?
Neden sonra İmam-ı Ali’nin evinin kapısına bir deve yükü olarak getirilen çeyiz (doğru adıyla cihaz) eşyası indirilmeye başlandı. Ashabın her biri, bir hizmetin içindeydiler. Bu mutlu günün sevinç ve huzuru, her birinin mütebessim yüzlerinden okunuyordu.
Dilerseniz, Hazret-i Ebu Bekir’in seçip, Bilal-i Habeşi ile Selman-i Farisi’nin yardım ederek getirdikleri çehiz eşyasına bir göz atalım. Bunlar nelerdi?
Üzerinde namaz kılınacak güzel bir seccade.
Üç adet üzerine oturulacak minder.
İci hurma kabuğu lifleriyle doldurulmuş yastık.
Buğday öğütecek el değirmeni ile, su tulumu, su testisi, su bardağı.
Değirmende öğütülmüş buğdayın kepeğini ayırmaya yaryacak,
yeni geliştirilmiş bir elek…
Elle örülmüş bir battaniye, havlu, üzeri yünlü deri, pösteki.
Sedir, yani divan.
Kadife yorgan…
Geliştirilmiş deriden ma’mul, yere serilecek sofra…
Fatıma validemizin bu cihaz eşyası, Hazret-i Ali’nin evine indirilip içeri alınırken, durumu seyreden Allah’ın Resulü, bunu onların çok göreceklerini, fazla bulacaklarını düşünmüş, ellerini kaldirip, pırıl pırıl gözyaşı dökerek şöyle dua etmişti:
„-Ya Rab! Senin sevmediğin israftan çekinen bu insanlara, bu eşyayı hayırlı eyle!“
İşte cennet hanımlarının seyyidesi olduğu hadislerle sabit olan Fatıma validemizin cihazı bu idi. O, bunlarla mutlu oldu. Bu eşyalarla ömrünü tamamladı. Bunlarla huzur bulup rahat etti.
Günümüzde nice ana-babalar, nice kız ve gencler vardır ki, çeyiz için karşı tarafı kasıp kavurur, soyup soğana çevirir; huzuru, saadeti birtakım mobilyada, koltukta, ev eşyasında ve sandık içinde ararlar. Halbuki, bunların hiçbiri huzurun tek şartı, esas unsuru olmazlar. Saadet birtakım odun parcası, çaput yükü ile vücut bulmaz.
Evlilikte, huzurun ilk şartı, ana unsuru, fikirde birlik, değer ölcülerinde ortaklık, hayat anlayışında müşterekliktedir. Dini ölçülerle, islami kaidelere olan bağlılıktadır. Çevrenin kötü telkinine boyun eğmeyecek şahsiyete sahip olmaktadır. Bu şuura malik olan taraflar, bu iman ve iz’an birliğine sahip bulunan akraba ve karı-kocalar, ayaklarını yorganlarına göre uzatırlar, ne iyiden iyiye temel ihtiyaçlarini iptal ederler, ne de işi çığırından çıkartıp da karşı tarafı yıkmaya yönelir, ihtiyaç dışı isteklerde israr ederler. Belki, zararlı arzularını durdurur, fuzuli isteklerini terk eder, gönüllerdeki birliği, sevgi ve muhabbeti en büyük çeyiz olarak görürler.
(Kaynak/Yeni Aile Ilmihali/Ahmed Sahin/S.176-177)