SeaBoy
04-03-2008, 23:54
Another Brick In The Wall (Part I )
Daddy's gone across the ocean,
Baba okyanusun ötesine uçtu
Leaving just a memory,
Yalnızca bir anı bırakıp geride
A snapshot in the family album.
Bir fotoğraf aile albümünde
Daddy, what else did you leave for me?
Baba başka ne bıraktın benim için?
Daddy, whatcha leave behind for me?
Baba ne bıraktın ardında benim için?
All in all it was just a brick in the wall.
Hepsi hepsi, yalnızca duvardaki bir tuğlaydı
All in all it was just the bricks in the wall.
Hepsi hepsi, yalnızca duvardaki tuğlalardı
Another Brick In The Wall (Part II)
We don't need no education.
egitime ihtiyacimiz yok
We don't need no thought control.
düsünce kontrolüne ihtiyacimiz yok
No dark sarcasm in the classroom.
sinifta alay edilmek istemiyoruz
Teacher, leave those kids alone.
ögretmen cocuklari yalniz birak
Hey, Teacher, leave those kids alone!
hey hocam cocuklari yalniz birak
All in all it's just another brick in the wall.
hepsi sadece duvardaki bir tugladir
All in all you're just another brick in the wall.
hepsi sadece duvardaki bir tuglasin
We don't need no education.
egitime ihtiyacimiz yok
We don't need no thought control.
düsünce kontrolüne ihtiyacimiz yok
No dark sarcasm in the classroom.
sinifta alay edilmek istemiyoruz
Teachers, leave those kids alone.
ögretmen cocuklari yalniz birak
Hey, Teacher, leave those kids alone!
hey hocam cocuklari yalniz birak
All in all you're just another brick in the wall.
hepsi sadece duvardaki bir tuglasin
All in all you're just another brick in the wall.
hepsi sadece duvardaki bir tuglasin
Comfortably Numb
Hello?
Merhaba?
is there anybody in there?
Orada biri var mı?
just nod if you can hear me
Eğer beni duyuyorsan sadece başını salla
is there anyone home?
Evde biri var mı?
come on, now
Hadi ama yapma,şimdi
i hear you're feeling down.
Duyduğuma göre iyi değilmişsin.
well i can ease your pain
pekala, acını hafifletebilirim.
get you on your feet again.
Ayaklarını tekrar yere bastırabilirim.
relax.
Rahatla
i need some information first.
İlk önce bazı bilgiye ihtiyacım var.
just the basic facts:
Sadece temel gerçekler:
can you show me where it hurts?
Bana nerenin acıdığını gösterebilir misin?
there is no pain, you are receding.
hiç acı yok, uzaklaşıyorsun
a distant ship's smoke on the horizon.
ufukta kaybolan geminin dumanından
you are only coming through in waves.
Sen sadece dalgaları aşıp gelebilirsin.
your lips move but i can't hear what you're sayin'.
dudakların kıpırdasa da duyamıyorum ne dediğini.
when i was a child i had a fever.
Çocukluğumda ateşim çıktığında.
my hands felt just like two balloons.
Elim sanki iki balon gibi şişmişti.
now i got that feeling once again.
Şimdi aynı duyguyu yine yaşıyorum.
i can't explain, you would not understand.
Açıklayamam , anlayamazsın.
this is not how i am.
Bu ben değilim.
i have become comfortably numb.
Son zamanlarda rahatça uyuşmuş biri oldum.
ok.
Tamam.
just a little pinprick.
Sadece ufak bir iğne deliği
there'll be no more.
başka bir şey olmayacak
-Screams-
-Çığlıklar-
but you may feel a little sick
Fakat kendini biraz kötü hissedebilirsin.
can you stand up?
Ayağa kalkabilirmisin?
i do believe it's working. good.
Sanırım işe yaradı.güzel.
that'll keep you going for the show
Bu gösteriye devam etmeni sağlayacak.
come on it's time to go.
Hadi gitme zamanı geldi.
there is no pain, you are receding.
hiç acı yok, uzaklaşıyorsun
a distant ship's smoke on the horizon.
ufukta kaybolan geminin dumanından
you are only coming through in waves.
Sen sadece dalgaları aşıp gelebilirsin.
your lips move but i can't hear what you're sayin'.
dudakların kıpırdasa da duyamıyorum ne dediğini.
when i was a child i caught a fleeting glimpse,
çocukluğumda hızlı ani bir bakış yakalamıştım,
out of the corner of my eye.
Gözümün ucuyla
i turned to look but it was gone.
Ama tekrar baktığımda gitmişti.
i cannot put my finger on it now.
Şimdi parmaklarımı onun üzerine koyamıyorum.
the child is grown, the dream is gone
O çocuk büyüdü ve Rüya bitti.
i have become comfortably numb.
Rahatça uyuşmuş biri oldum.
Hey You
hey you, out there in the cold
hey sen, dışarıda soğukta duran
getting lonely, getting old
yalnızlaşıyorsun, yaşlanıyorsun
can you feel me?
beni hissedebiliyor musun?
hey you, standing in the aisles
hey sen, koridorda ayakta duran
with itchy feet and fading smiles
kaşınan ayaklar ve kaybolan gülüşlerle
can you feel me?
beni hissedebiliyor musun?
hey you, dont help them to bury the light
hey sen, ışığı gömelerine izin verme
don't give in without a fight.
savaşmadan pes etme
hey you, out there on your own
hey sen, orada yalnız duran
sitting naked by the phone
telefonun yanında çıplak oturan
would you touch me?
bana dokunur muydun?
hey you, with your ear against the wall
hey sen, kulağı duvarda olan
waiting for someone to call out
birinin seslenmesini bekleyen
would you touch me?
bana dokunur muydun?
hey you, would you help me to carry the stone?
hey sen, bana taşı taşımamda yardım eder miydin?
open your heart, i'm coming home.
kalbini aç, eve geliyorum
but it was only fantasy.
ama bu sadece fanteziydi
the wall was too high,
duvar çok yüksekti
as you can see.
görebildiğini üzere
no matter how he tried,
ne kadar çabalarsa çabalasın
he could not break free.
özgür kalamadı
and the worms ate into his brain.
ve solucanlar beynini yedi
hey you, standing in the road
hey sen, yolda ayakta duran
always doing what you're told,
hep sana söyleneni yapıyorsun
can you help me?
bana yardım edebilir misin?
hey you, out there beyond the wall,
hey sen, orada duvarın ötesinde olan
breaking bottles in the hall,
holde şişeleri kıran
can you help me?
bana yardım edebilir misin?
hey you, don't tell me there's no hope at all
hey sen, bana hiç umut olmadığını söyleme
together we stand, divided we fall.
birlikte ayakta duruyoruz, ayrılırsak düşeriz
Wish You Were Here
So, so you think you can tell Heaven from Hell, blue skies from pain
cehennemden cenneti, acılar içinden mavi gökyüzünü anlatabileceğini mi
düşünüyorsun?
Can you tell a green field from a cold steel rail?
soğuk çelik raylardan yeşil çayırları anlatabilir misin?
A smile from a veil?
bir maskeden gülümsemeyi?
Do you think you can tell?
anlatabileceğini düşünüyor musun
And did they get you to trade your heroes for ghosts?
ve sana kahramanlarınla hayaletleri takas ettirdiler mi?
Hot ashes for trees?
ağaçlarla sıcak külleri?
Hot air for a cool breeze?
Sıcak hava ile soğuk bir esintiyi?
Cold comfort for change?
bozuk para olarak soğuk komfor verdiler mi?
And did you exchange a walk on part in the war for a lead role in a cage
ve kafesteki başrol için savaştaki sıradan rolü değiştin mi?
How I wish, how I wish you were here.
burda olmanı ne çok isterdim
We're just two lost souls swimming in a fish bowl, year after year,
biz sadece balık kabında yüzen iki kayıp ruhuz, yıllar boyunca
Running over the same old ground
hep aynı yüzeyde koşan
What have you found? The same old fears.
ne buldun? aynı eski korkuları mı?
Wish you were here
keşke burda olsaydın
Daddy's gone across the ocean,
Baba okyanusun ötesine uçtu
Leaving just a memory,
Yalnızca bir anı bırakıp geride
A snapshot in the family album.
Bir fotoğraf aile albümünde
Daddy, what else did you leave for me?
Baba başka ne bıraktın benim için?
Daddy, whatcha leave behind for me?
Baba ne bıraktın ardında benim için?
All in all it was just a brick in the wall.
Hepsi hepsi, yalnızca duvardaki bir tuğlaydı
All in all it was just the bricks in the wall.
Hepsi hepsi, yalnızca duvardaki tuğlalardı
Another Brick In The Wall (Part II)
We don't need no education.
egitime ihtiyacimiz yok
We don't need no thought control.
düsünce kontrolüne ihtiyacimiz yok
No dark sarcasm in the classroom.
sinifta alay edilmek istemiyoruz
Teacher, leave those kids alone.
ögretmen cocuklari yalniz birak
Hey, Teacher, leave those kids alone!
hey hocam cocuklari yalniz birak
All in all it's just another brick in the wall.
hepsi sadece duvardaki bir tugladir
All in all you're just another brick in the wall.
hepsi sadece duvardaki bir tuglasin
We don't need no education.
egitime ihtiyacimiz yok
We don't need no thought control.
düsünce kontrolüne ihtiyacimiz yok
No dark sarcasm in the classroom.
sinifta alay edilmek istemiyoruz
Teachers, leave those kids alone.
ögretmen cocuklari yalniz birak
Hey, Teacher, leave those kids alone!
hey hocam cocuklari yalniz birak
All in all you're just another brick in the wall.
hepsi sadece duvardaki bir tuglasin
All in all you're just another brick in the wall.
hepsi sadece duvardaki bir tuglasin
Comfortably Numb
Hello?
Merhaba?
is there anybody in there?
Orada biri var mı?
just nod if you can hear me
Eğer beni duyuyorsan sadece başını salla
is there anyone home?
Evde biri var mı?
come on, now
Hadi ama yapma,şimdi
i hear you're feeling down.
Duyduğuma göre iyi değilmişsin.
well i can ease your pain
pekala, acını hafifletebilirim.
get you on your feet again.
Ayaklarını tekrar yere bastırabilirim.
relax.
Rahatla
i need some information first.
İlk önce bazı bilgiye ihtiyacım var.
just the basic facts:
Sadece temel gerçekler:
can you show me where it hurts?
Bana nerenin acıdığını gösterebilir misin?
there is no pain, you are receding.
hiç acı yok, uzaklaşıyorsun
a distant ship's smoke on the horizon.
ufukta kaybolan geminin dumanından
you are only coming through in waves.
Sen sadece dalgaları aşıp gelebilirsin.
your lips move but i can't hear what you're sayin'.
dudakların kıpırdasa da duyamıyorum ne dediğini.
when i was a child i had a fever.
Çocukluğumda ateşim çıktığında.
my hands felt just like two balloons.
Elim sanki iki balon gibi şişmişti.
now i got that feeling once again.
Şimdi aynı duyguyu yine yaşıyorum.
i can't explain, you would not understand.
Açıklayamam , anlayamazsın.
this is not how i am.
Bu ben değilim.
i have become comfortably numb.
Son zamanlarda rahatça uyuşmuş biri oldum.
ok.
Tamam.
just a little pinprick.
Sadece ufak bir iğne deliği
there'll be no more.
başka bir şey olmayacak
-Screams-
-Çığlıklar-
but you may feel a little sick
Fakat kendini biraz kötü hissedebilirsin.
can you stand up?
Ayağa kalkabilirmisin?
i do believe it's working. good.
Sanırım işe yaradı.güzel.
that'll keep you going for the show
Bu gösteriye devam etmeni sağlayacak.
come on it's time to go.
Hadi gitme zamanı geldi.
there is no pain, you are receding.
hiç acı yok, uzaklaşıyorsun
a distant ship's smoke on the horizon.
ufukta kaybolan geminin dumanından
you are only coming through in waves.
Sen sadece dalgaları aşıp gelebilirsin.
your lips move but i can't hear what you're sayin'.
dudakların kıpırdasa da duyamıyorum ne dediğini.
when i was a child i caught a fleeting glimpse,
çocukluğumda hızlı ani bir bakış yakalamıştım,
out of the corner of my eye.
Gözümün ucuyla
i turned to look but it was gone.
Ama tekrar baktığımda gitmişti.
i cannot put my finger on it now.
Şimdi parmaklarımı onun üzerine koyamıyorum.
the child is grown, the dream is gone
O çocuk büyüdü ve Rüya bitti.
i have become comfortably numb.
Rahatça uyuşmuş biri oldum.
Hey You
hey you, out there in the cold
hey sen, dışarıda soğukta duran
getting lonely, getting old
yalnızlaşıyorsun, yaşlanıyorsun
can you feel me?
beni hissedebiliyor musun?
hey you, standing in the aisles
hey sen, koridorda ayakta duran
with itchy feet and fading smiles
kaşınan ayaklar ve kaybolan gülüşlerle
can you feel me?
beni hissedebiliyor musun?
hey you, dont help them to bury the light
hey sen, ışığı gömelerine izin verme
don't give in without a fight.
savaşmadan pes etme
hey you, out there on your own
hey sen, orada yalnız duran
sitting naked by the phone
telefonun yanında çıplak oturan
would you touch me?
bana dokunur muydun?
hey you, with your ear against the wall
hey sen, kulağı duvarda olan
waiting for someone to call out
birinin seslenmesini bekleyen
would you touch me?
bana dokunur muydun?
hey you, would you help me to carry the stone?
hey sen, bana taşı taşımamda yardım eder miydin?
open your heart, i'm coming home.
kalbini aç, eve geliyorum
but it was only fantasy.
ama bu sadece fanteziydi
the wall was too high,
duvar çok yüksekti
as you can see.
görebildiğini üzere
no matter how he tried,
ne kadar çabalarsa çabalasın
he could not break free.
özgür kalamadı
and the worms ate into his brain.
ve solucanlar beynini yedi
hey you, standing in the road
hey sen, yolda ayakta duran
always doing what you're told,
hep sana söyleneni yapıyorsun
can you help me?
bana yardım edebilir misin?
hey you, out there beyond the wall,
hey sen, orada duvarın ötesinde olan
breaking bottles in the hall,
holde şişeleri kıran
can you help me?
bana yardım edebilir misin?
hey you, don't tell me there's no hope at all
hey sen, bana hiç umut olmadığını söyleme
together we stand, divided we fall.
birlikte ayakta duruyoruz, ayrılırsak düşeriz
Wish You Were Here
So, so you think you can tell Heaven from Hell, blue skies from pain
cehennemden cenneti, acılar içinden mavi gökyüzünü anlatabileceğini mi
düşünüyorsun?
Can you tell a green field from a cold steel rail?
soğuk çelik raylardan yeşil çayırları anlatabilir misin?
A smile from a veil?
bir maskeden gülümsemeyi?
Do you think you can tell?
anlatabileceğini düşünüyor musun
And did they get you to trade your heroes for ghosts?
ve sana kahramanlarınla hayaletleri takas ettirdiler mi?
Hot ashes for trees?
ağaçlarla sıcak külleri?
Hot air for a cool breeze?
Sıcak hava ile soğuk bir esintiyi?
Cold comfort for change?
bozuk para olarak soğuk komfor verdiler mi?
And did you exchange a walk on part in the war for a lead role in a cage
ve kafesteki başrol için savaştaki sıradan rolü değiştin mi?
How I wish, how I wish you were here.
burda olmanı ne çok isterdim
We're just two lost souls swimming in a fish bowl, year after year,
biz sadece balık kabında yüzen iki kayıp ruhuz, yıllar boyunca
Running over the same old ground
hep aynı yüzeyde koşan
What have you found? The same old fears.
ne buldun? aynı eski korkuları mı?
Wish you were here
keşke burda olsaydın