ahSenTi
13-03-2008, 21:23
Saat hiç ödünç zaman vermez, gününüzü değerlendirin. Bir yılın kıymetini anlamak için sınıfta kalmış bir talebeden sorun. Bir ayın kıymetini anlamak için çocuğunu erken dünyaya getiren anadan sorun. Bir haftanın kıymetini size bir haftalık bir derginin yayın yönetmeni anlatır. Bir günün kıymetini çocukları açlıktan kıvranan bir fakirden sorun. Bir saatin kıymetini bilmek için kavuşma anını gözleyen iki sevgiliden sorun. Bir dakikanın ehemmiyetini, vasıtayı kaçıran adamdan daha iyi kim bilir? Bir saniyenin kıymetini savaşta “an farkıyla” ölümden kurtulandan sorun. Saniyenin binde birinin değerini olimpiyat oyunlarında altın madalyayı kaybeden bir atletten sorun.
Sahip olduğunuz her anı değerlendirin. Eğer o anı sizin için özel biri ile paylaşırsanız, ya da o zamanınızı paylaşacağınız kadar özel biri ise daha çok değerlendirin.
Hiçbir vakit aklınızdan çıkarmayınız ki: “Zaman hiç kimseyi gözlemez, dünkü gün tarihe gömüldü. Sabah?... Meçhul… Bu gün size armağan.”
Zaman kelimesinin tersine okunuşunun namaz olması tesadüf mü bilinmez fakat Kur’an’da Allah (CC)’ın yemin ettiği unsurlardan birinin zaman mefhumu olması hiç de tesadüf değildir. Kur’an’ın hülasası mahiyetinde olması hakkında pek çok alimin ittifak ettiği surenin (Asr Suresi) Allah tarafından zamana yemin ile başlaması bu mefhumun ne kadar kıymetli ve ehemmiyetli ve değerli olduğunu göstermektedir.
Aynı şekilde israf da Kur’an’da bir çok ayette yasaklanmış ve kulların bundan çekinmesinin lüzumu ifade edilmiştir. İnsanın en çok düştüğü hatalardan birisi de zaman israfıdır.
Zamanın insanının ideal kabul ettiği standartların vahiy menşeli olmadığından dolayı israf mefhumu, zaman mefhumu, yahut buna benzer mücerret, lakin hepsinin ortak istifade ettiği değerler çok önemsiz kabul edilir. İnsan sadece dünyalık hevesleri namına yaşadığı zaman doyumsuz olur. Sıhhatinin, boş vaktinin, zenginliğin, gençliğin kıymetini ancak bu nimetleri ve bu değerleri yitirdiği zaman anlar.
İnsanoğlunun ortalama yaşı 60-70 senedir. Bu zaman aralığı tek başına çok görünse de, zamanın getirdiği ihtiyaçlara yetişmek bakımından o kadar da uzun sayılmaz. İnsanın borcu bu zamanı en meyveli ve faydalı bir şekilde kullanmasıdır. Zaman, Allah’ın insana emanetidir. Bir dakika, bir saat, bir gün, bir hafta, bir ay, bir yıl… her biri ayrı-ayrı zarflarda bize verilmiş emanetlerdir. Bu emanetleri heder etmeye hiçbir hakkımız yoktur.
Ertelemek insanın en büyük düşmanıdır. “Bu günün işini sabaha bırakmak” ifadesi yıllar boyu cemiyetin ortak içtihadı ile ortaya çıkmış bir değerlendirmedir.
Üretici değil tüketicilerin çok olduğu bu zamanda belki de en çok tüketilen şey zamandır. Zaman hiç kimsenin tek başına sahip olduğu bir değer değil, lakin her kes zamanı en acımasız bir şekilde israf etmektedir.
Teknolojinin hayatımıza girmesiyle ve bizi esir almasıyla artık zaman bize yetmemeye başladı ve hatta zamansızlıktan şikayet eder hale geldik. Bir şehirde yaşayan insanla, kırsalda yaşayan insanın zaman anlayışı farklıdır. İnsanın hayatını meşgul eden her şey onun zamanını işgal eder. Bize ayrılmış olan zamanı nerede tükettiğimizin hesabını bir gün vereceğimizi düşünerek zamanı heder etmemek lazımdır.
Aslında bizi yaratan Allah, bize verdiği günü ilahi programla nizamlamıştır. Ceddimizin biriyle görüşme saatini namaz saati, görüşme yerini de her hangi bir mescit olarak tespit etmesi de bu hikmettendir.
Müslümanın güne başlaması da, bitirmesi de namazla olur.
Bu itibarla zaman anlayışımıza yön veren yegane unsurlardan biri de bizim namazlarımızdır.
Zamanın akışını dert etmemizi temin eden en büyük unsurlardan biridir namaz. Her vakit yaratanın karşısına çıktığımız namaz vakti ile sonraki namaz vaktinin arasını ne ile ve nasıl dolduracağımız da zamanı nasıl anladığımıza bağlıdır.
Müslüman uyanık olmalıdır, Müslüman feraset sahibi olmalıdır.
“Hesaba çekilmeden önce, nefsinizi hesaba çekin.” Sırat köprüsü ahirette değil dünyadadır. Dünyada sırat köprüsünden geçerseniz, ahirette rahat geçersiniz, yoksa tersi olur.
Sünnet-i seniyyeye ittiba ile geçen bir ömürdeki mübah amellerimiz halis bir niyet ile ibadet sayılır. Fakat bunun için mühim bir şart vardır, “beş vakit namazımızı kılmak.” Beş vakit namazımızı kılıyorsak ve sünnete tabi oluyorsak o zaman bütün ömrümüz halis bir niyet ile ibadet olabilir. Uyumamız, kalkmamız, konuşmamız, yememiz, çalışmamız, dersimiz… Sayamayacağımız bütün mübah amellerimiz bizim için ebedi bir sermayeyi kazanmaya vesile olabilir. Yeter ki bunun farkında olalım.
Hülasa: Bütün zamanlarımızı ibadet anlayışı içerisinde tüketmek ve namazın içine sığdırdığımız güzel anlarımızı hayatımızın her anına yaymak yegane gayemiz olmalıdır. Çünkü zaman, akışı durdurulamayan yegane mefhumdur.
alıntı..
Sahip olduğunuz her anı değerlendirin. Eğer o anı sizin için özel biri ile paylaşırsanız, ya da o zamanınızı paylaşacağınız kadar özel biri ise daha çok değerlendirin.
Hiçbir vakit aklınızdan çıkarmayınız ki: “Zaman hiç kimseyi gözlemez, dünkü gün tarihe gömüldü. Sabah?... Meçhul… Bu gün size armağan.”
Zaman kelimesinin tersine okunuşunun namaz olması tesadüf mü bilinmez fakat Kur’an’da Allah (CC)’ın yemin ettiği unsurlardan birinin zaman mefhumu olması hiç de tesadüf değildir. Kur’an’ın hülasası mahiyetinde olması hakkında pek çok alimin ittifak ettiği surenin (Asr Suresi) Allah tarafından zamana yemin ile başlaması bu mefhumun ne kadar kıymetli ve ehemmiyetli ve değerli olduğunu göstermektedir.
Aynı şekilde israf da Kur’an’da bir çok ayette yasaklanmış ve kulların bundan çekinmesinin lüzumu ifade edilmiştir. İnsanın en çok düştüğü hatalardan birisi de zaman israfıdır.
Zamanın insanının ideal kabul ettiği standartların vahiy menşeli olmadığından dolayı israf mefhumu, zaman mefhumu, yahut buna benzer mücerret, lakin hepsinin ortak istifade ettiği değerler çok önemsiz kabul edilir. İnsan sadece dünyalık hevesleri namına yaşadığı zaman doyumsuz olur. Sıhhatinin, boş vaktinin, zenginliğin, gençliğin kıymetini ancak bu nimetleri ve bu değerleri yitirdiği zaman anlar.
İnsanoğlunun ortalama yaşı 60-70 senedir. Bu zaman aralığı tek başına çok görünse de, zamanın getirdiği ihtiyaçlara yetişmek bakımından o kadar da uzun sayılmaz. İnsanın borcu bu zamanı en meyveli ve faydalı bir şekilde kullanmasıdır. Zaman, Allah’ın insana emanetidir. Bir dakika, bir saat, bir gün, bir hafta, bir ay, bir yıl… her biri ayrı-ayrı zarflarda bize verilmiş emanetlerdir. Bu emanetleri heder etmeye hiçbir hakkımız yoktur.
Ertelemek insanın en büyük düşmanıdır. “Bu günün işini sabaha bırakmak” ifadesi yıllar boyu cemiyetin ortak içtihadı ile ortaya çıkmış bir değerlendirmedir.
Üretici değil tüketicilerin çok olduğu bu zamanda belki de en çok tüketilen şey zamandır. Zaman hiç kimsenin tek başına sahip olduğu bir değer değil, lakin her kes zamanı en acımasız bir şekilde israf etmektedir.
Teknolojinin hayatımıza girmesiyle ve bizi esir almasıyla artık zaman bize yetmemeye başladı ve hatta zamansızlıktan şikayet eder hale geldik. Bir şehirde yaşayan insanla, kırsalda yaşayan insanın zaman anlayışı farklıdır. İnsanın hayatını meşgul eden her şey onun zamanını işgal eder. Bize ayrılmış olan zamanı nerede tükettiğimizin hesabını bir gün vereceğimizi düşünerek zamanı heder etmemek lazımdır.
Aslında bizi yaratan Allah, bize verdiği günü ilahi programla nizamlamıştır. Ceddimizin biriyle görüşme saatini namaz saati, görüşme yerini de her hangi bir mescit olarak tespit etmesi de bu hikmettendir.
Müslümanın güne başlaması da, bitirmesi de namazla olur.
Bu itibarla zaman anlayışımıza yön veren yegane unsurlardan biri de bizim namazlarımızdır.
Zamanın akışını dert etmemizi temin eden en büyük unsurlardan biridir namaz. Her vakit yaratanın karşısına çıktığımız namaz vakti ile sonraki namaz vaktinin arasını ne ile ve nasıl dolduracağımız da zamanı nasıl anladığımıza bağlıdır.
Müslüman uyanık olmalıdır, Müslüman feraset sahibi olmalıdır.
“Hesaba çekilmeden önce, nefsinizi hesaba çekin.” Sırat köprüsü ahirette değil dünyadadır. Dünyada sırat köprüsünden geçerseniz, ahirette rahat geçersiniz, yoksa tersi olur.
Sünnet-i seniyyeye ittiba ile geçen bir ömürdeki mübah amellerimiz halis bir niyet ile ibadet sayılır. Fakat bunun için mühim bir şart vardır, “beş vakit namazımızı kılmak.” Beş vakit namazımızı kılıyorsak ve sünnete tabi oluyorsak o zaman bütün ömrümüz halis bir niyet ile ibadet olabilir. Uyumamız, kalkmamız, konuşmamız, yememiz, çalışmamız, dersimiz… Sayamayacağımız bütün mübah amellerimiz bizim için ebedi bir sermayeyi kazanmaya vesile olabilir. Yeter ki bunun farkında olalım.
Hülasa: Bütün zamanlarımızı ibadet anlayışı içerisinde tüketmek ve namazın içine sığdırdığımız güzel anlarımızı hayatımızın her anına yaymak yegane gayemiz olmalıdır. Çünkü zaman, akışı durdurulamayan yegane mefhumdur.
alıntı..