PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Düşüncesiz Körler,Duyarsız Sağırlar Birbirini Ağırlar!




Life_is_beautiful
20-03-2008, 14:02
Ne kadar çok sorumluluğumuz var. Aslında tüm kainattan sorumluyuz. Sayın Üstün Dökmen’in çok değerli bir ifadesidir. Ne anlamlı değil mi? Hayatımızdan daha çok başkalarının hayatından sorumluyuz.bu sorumluluğu tam anlamıyla üstlenmedikçe mutlu olamayız!


Hayatın karmaşasında kaybettiğimzi bilincimiz, bize diğer insanlara karşı duyarlı olmayı emrederdi. Bizden yoksul olana, hasta olana, derdi olana, borcu olana karşı duyarlılık hem inancımızın hem de insanlığımızın kaydına düşülürdü. Artık ne görmek ne de farketmek istiyoruz. Üstelik hesap da soruyoruz;”Bana mı sordu borç aldı?” “Bana mı sordu da hasta oldu” “ Bana mı sordu altı çocuk yaptı” “Bana mı sorup evlendi”
Duyarsızlığımızı, bencilce sorularla ALLAH’a hesap sormaya kadar götürüyoruz(HAŞAA!).Bana mı soruldu bu hastalar, dertliler, yaşlılar, çocuklar sıkıntılar, meşakkatler yaratıldı diyecek kadar küstahlaşıyoruz.


3:14. Nefsanî arzulara, (özellikle) kadınlara, oğullara, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşe, salma atlara, sağmal hayvanlara ve ekinlere karşı düşkünlük insanlara çekici kılındı. Bunlar, dünya hayatının geçici menfaatleridir. Halbuki varılacak güzel yer, ALLAH'ın katındadır.


Otobüslerde 2 -3 saatlik bir yolculuk yapın, toplumun küçük bir modelini detaylıca inceleme fırsatına erişeceksiniz. Herşeyi gözler önüne seriyor karşılaştığınız hal ve tavırlar… Yaşlı ve bastonlu insanalr aayaktayken gençler oturmaktadırlar. Hem oturuyorlar hem de dalga geçiyorlar! Bebekli analar ayakta, bedensel özürlü hatta koltuk değnekli insanlar da ayakta ve herkes oturuyor!


Aslında “insanlık” oturuyor ve tüm “kainat” ayakta!


İşte aynen durum bu! Diyeceksiniz ki insanlar çalışıyorlar,yer veremiyorlar yorgunluktan…Evet hak verebilirdim size ama çocuklu bir anadan,yaşlı, bastonlu, ayakta zor duran bir dededen, koltuk değnekli bir imtihan yolcusundan daha yorgun olamazlar değil mi?
Hayat sadece doğmak, eğitim almak, çalışmak, dünya lezzetlerinden tad almaktan ibaret değil ki!Yorgunluğunuzu bahane ederek tüm dünyayı görmezden gelemezsiniz!Her zaman sağlıklı kalacağınızı ve hiç yaşlanmayacağınızı düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz!İhtiyarlık, belinizi çöktürdüğünden o çok esirgediğiniz yeri çok arayacaksınız.


Merhametten yoksun yüreğinizi ve ahireti düşünmekten uzak kafanızı varın taştan taşa çalın!
Zira insanlığınızı kaybetmişsiniz! İnsanlık da sizi…


Sizinle beraber toplum da materyalist ve bencil bir mantığa bürünüyor, büründürülüyor. Ahlak, edep, haya, merhamet, iyilik, ALLAH sevgisi ve korkusu gibi önemli değerler ve kavramlar kaldırtılmaya çalışılıyor. İşte bugün bu durumdayız.



Otobüs örneği küçük bir örnektir. Bunun gibi bir çok duyarsızlığı burada sıralayabiliriz.Gerek de kalmadı değil mi?


Her birey yaşadığı anda, ortamını incelese ve “Ben ne yapabilirim de faydalı olurum” diye tetikte olsa hem zorlukların üstesinden kolayca gelir, hem dua alır hem de toplumda manevi bir iyileşme yaşanır.
Önce ailemizden, iş arkadaşlarımızdan, otobüsteki insanlardan, mahallemizden hatta semtimizden, bulunduğumuz ilden, ülkemizden ve dahi tüm ümmetimizden sorumlu olduğumuzu bilelim.


Her anımızı bir iyilik, bir güzellikle geçirmeye başlayalım.Bakın dünya nasıl katlanılabilir bir mekan oluyor.Biz başkalarının sıkıntılarına merhem olmak için çabalarken, ALLAH-u Teala’da bizim yaralarımıza merhemler gönderiyor.İnsan fıtratında merhamet, sevgi, iyilik, iyanet (yardım etme) gibi değerler mevcuttur.Çeşitli etkenlerle bu değerler kirletilmiş, örtülmüş, bastırılmış olabilir.İçimizdeki bu güzelliklere ulaşabilmemiz için bu hayatı daha duyarlı ve bilinçli yaşamalıyız.


"Sevdiğinizden infak etmedikçe birr'e erişemezsiniz.." (Âli İmrân, 3/92).


Unutmayalım! Siz babanızı küfe ile taşıyıp dağ başına bırakırsanız;oğlunuz da sizi aynı şekilde dağ başına bırakacaktır.Ahiretteki hesaplaşmadan hiç bahsetmiyorum bile!Çünkü tüm kainata karşı sorumlu olduğunu farkeden insan, ALLAH’a karşı sorumlu oalcağını düşünmez mi?


Akletmez misiniz?

Alıntıdır...