PrettyWoman
18-04-2008, 21:33
CENNETLE MÜJDELENEN SAHABİLER (AŞERE-İ MÜBEŞŞERE)
Müminlerin ulaşmak istediği hedeflerden biri de cennete girmektir. Çünkü Kurr17;an, insanlara yarışırcasına cennete koşmalarını emretmektedir. r0;Rabbiniz tarafından bir mağfirete, genişliği göklerle yer kadar olan ve müttakiler için hazırlanmış olan bir cennete doğru yarışırcasına koşuşunr1; (Al-i İmran, 3/133)
Kimin cennetlik olduğu ahirette belli olacaktır. Fakat Allah(c.c.) sahabeye daha bu dünyada iken cenneti vaad etmiştir.
Sizden fetihten önce infak eden ve savaşan kimse ile fetihten sonra infak edip savaşan elbette bir olmaz. İşte onlar, bundan sonra infak edip savaşanlardan derece bakımından daha yüksektirler. Bununla beraber Allah(c.c.) herbirine cennet vaadeder. Allah(c.c.) yaptığınız herşeyden haberdardır.r1; (Hadid, 57/10)
Bu ayettte açıkça görüldüğü gibi Allah(c.c.) sahabenin hepsine cenneti vaad etmektedir. Pek çok güzel haslete sahip sahebe-i kiram genel olarak cennetle müjdelendiği gibi dünya hayatında iken fert fert kendilerine cennet vaad edilenler de vardır. el-Aşeretü'l-mübeşşere (müjdelenlen on) terkibi ile bu müjdeyi Resulullah'tan dünyada iken alan sahabiler anlaşılır. Aşere-i mübeşşere tabirinin yanı-sıra aynı manaya gelen el-mübeşşirun bi'l-cenne terkibi de kullanılmıştır.
Bunlar: Ebû Bekir (634), Ömer (643), Osman (655), Ali (660), Talhâ (656), Zübeyr (656), Avf oğlu Abdurrahman (652), Sar17;d (674), Zeyd oğlu Saîd (671), Ebû Ubeyde (639) (r.a.) hazretleridir. Bu sahabilerin isimleri hadiste zikredilmiş ve bu şekilde sabit olmuştur. Genel olarak sahabenin, özel olarak da ashabı kiramdan bu kişilerin değerlendirilmesi yapıldığında bu durumun genel islam prensipleri açısıdan gayet tabii olduğu görülecektir.
Aşere-i mübeşşerenin bazı ortak özellikleri vardır:
Hepsi islamın ilk yıllarında müslüman olmuşlardır.
Peygambere ve islam davasına büyük hizmetlerde bulunmuşlardır.
Hicret etmişlerdir.
Bedir gazvesine katılmışlardır.
Hudeybiye de Resulullah'a bey'at etmişlerdir.
Hadis kaynaklarında fazileleri ile alakalı pek çok rivayet vardır.
Müsned türündeki hadis kaynakları bu sahabilerin rivayetleri ile başlar.
EBU BEKIR ES SIDDÎK (r.a)
Hz. Hz.Muhammed(s.a.s.)(s.a.s.) (sav)r17;in Islâm'ı tebliğe başlamasından sonra ilk iman eden hür erkeklerin; raşit halifelerin, aşere-i mübeşşerenin ilkidir. Asıl adı Abdülkâbe'dir. İslamiyetten sonra Hz. Peygamber ona Abdullah adını vermiştir. Künyesi Ebu Bekir'dir. Câmiu'l Kur'an, es-Sıddîk, el-Atik lakaplarıyla bilinir. Bu lakaplardan en meşhuru es-Sıddık'tır.
Doğumu
Hz. Ebû Bekir, Fil yılından iki sene birkaç ay sonra 571'de Mekke'de dünyaya gelmiş, güzel hasletlerle tanınmış ve iffetiyle şöhret bulmustur. Hz. Ebû Bekir'in Rasûlullah'dan bir veya üç yaş küçük olduğu zikredilmiştir.
Şemaili
Beyaz tenli, zayıf bedenli, arık yüzlü, seyrek ve az sakallı, çukur gözlü ve çıkık alınlı idi.
Ailesi
Mekke'de önemli bir yere sahip, ticaretle uğraşan, toplumsal temasları ve geniş kültürleri ile tanınan Teymoğulları kabilesinden olan Hz. Ebû Bekir'in nesebi Mürre b. Kâ'b'da Rasûlullah'la birleşir. Annesinin adı Ümmü'l-Hayr Selma, babasınınki Ebû Kuhafe'dir. Babası Mekke eşrafından olup, oğlu Hz. Ebû Bekir'in halifeliğini ve ölümünü görmüştür.
Muhtelif evlilikleri olmuştur. İlk evliliğini cahiliye döneminde Kuteyle bint Abduluzza isimli bir hanımla yapmış ve ondan Abdullah ile Esma adında bir kızı ve bir oğlu dünyaya gelmiştir. Ümmü Ruman'dan Âişe ve Abdurrahman, Medine'de evlendiği Harice b. Zeyd'in kızı Habibe'den Ümmü Gülsüm, Esma isimli hanımından ise Hz.Muhammed(s.a.s.)(s.a.s.) adlarında çocukları dünyaya gelmiştir.
İslamdan Önceki Hayatı
Hz. Ebû Bekir, câhiliye döneminde de güzel ahlâkı ile tanınan, sevilen bir kişi idi. Mekke'de "esnak" diye bilinen kan diyeti ve kefalet ödenmesi işlerinin yürütülmesiyle görevliydi. O, Mekke'nin ileri gelenlerinden olup Arapların nesep ve ahbâr ilimlerinde meşhur olmuştur. Kumaş ve elbise ticaretiyle meşgul olurdu; sermayesi kırk bin dirhemdi ki, bunun büyük bir kısmını İslâm için harcamıştır.
İslama Girmesi
Hz. Hatice'den sonra Rasûlullah'a ilk iman eden odur. Hz. Ebû Bekir Mekke döneminde güçlü kabilelere mensup kişileri Islâm'a kazandırmaya çalıştı, öte yandan müşriklerin işkencelerine maruz kalan güçsüzleri, köleleri korudu; servetini eziyet edilen köleleri satın alıp azat etmekte kullandı.
Onüç yıl Mekke'de Rasûlullah'ın yanında kalan Hz. Ebû Bekir, Hz. Aişe'nin rivâyetine göre, Rasûlullah hicret emrini alıp, Hz. Ebû Bekir'e gelerek ona beraberce hicret edeceklerini söyleyince sevinçten ağlamaya başlamıştı.
Bedir'de, Uhud'da, Hendek'te yer aldı. Müreysi, Kurayza, Hayber, Mekke, Huneyn, Taif gazvelerinde de bulundu.
Halifeliği
Hicrî on birinci yılda hastalanan Rasûlullah 13 Rebir17;ülevvel Pazartesi günü (8 Haziran 632) vefât etti. Başta Hz. Ömer olmak üzere ashabın isteği ile halife seçildi. "Rasûlullah'ın Halifesi" seçildikten sonra Mescid'de yaptığı konuşmada, "Sizin en hayırlınız değilim, ama başınıza geçtim; görevimi hakkiyle yaparsam bana yardım ediniz, yanılırsam doğru yolu gösteriniz; ben Allah(c.c.) ve Rasûlü'ne itaat ettiğim müddetçe siz de bana itaat ediniz, ben isyan edersem itaatiniz gerekmez..." demiştir.
Yalancı peygamberlere, "namaz kılarız, ama zekât vermeyiz" diyenlere karşı savaş açtı. Bahreyn, Umman, Yemen, Mühre isyanlarını bastırmıştır. Hîre, Ecnâdin ve Enbâr, Or17;nun döneminde savaşlarla Islâm diyarına katılmış, Irak fethedilmiş, Suriye'nin de önemli kentleri ele geçirilmiştir. Yermük Savaşı devam ederken Hz. Ebû Bekir vefât etmiştir.
Hz. Ebû Bekir, Zeyd b. Sâbit'in başkanlığında bir heyet teşkil ederek, bütün âyetlerin toplanmasını sağlamıştır.
Hz. Ebû Bekir Hicrî 13. yılda Cemâziyelâhir ayının başında hicretten sonra Medine'de yakalandığı hastalığın ortaya çıkması üzerine yatağa düşünce yerine Hz. Ömer'in namaz kıldırmasını istedi. Ashâbla istişâre ederek Hz. Ömer'i halifeliğe uygun gördüğünü söyledi. Çok sevdiği Rasûlullah gibi altmış üç yaşında vefât etti. Vasiyeti gereği Rasûlullah'ın yanına - omuz hizasında olarak- defnedildi.
ÖMER B. HATTAB (r.a)
Ikinci Raşid Halife. Islâmr17;ı yeryüzüne yerleştirip, hakim kılmak için Rasûlullah'ın verdigi tevhidî mücadelede ona en yakın olan sahabilerden biridir. Ömer'in lâkabı "Faruk"tur. Faruk, hak ile bâtılın arasını ayıran demektir.
Doğumu
Ömer (r.a), Fil Olayır17;ndan on üç sene sonra Mekke'de doğmuştur. Kendisinden nakledilen bir rivayete göre o, Büyük Ficar savaşından dört yıl sonra dünyaya gelmiştir.
Ailesi
Babası, Hattab b. Nüfeyl olup, nesebi Ka'b'da Rasûlullah ile birleşmektedir. Kureyş'in Adiy boyuna mensup olup, annesi, Ebu Cehil'in kardeşi veya amcasının kızı olan Hanteme'dir.
Şemaili
Ömer, uzun boylu, iri cüsseli, beyaz tenli, alnı geniş bıyıkları uzun ve saçları dökük birisiydi. Çocukluğunda deve çobanlığı yapan Ömer, gençliğinde neseb ilmi, silah kullanma gibi Araplarca şerefli işler arasında kabul edilen şeylerle meşgul oluyordu. Ömer aynı zamanda çok iyi bir hatipti.
İslamdan Önceki Hayatı
Kaynaklar Hz. Ömer (r.a)'in müslüman olmadan önceki hayatı hakkında fazlaca bir şey söylemezler. Ancak küçüklüğünde, babasına ait sürülere çobanlık ettiği, sonra da ticarete başladığı bilinmektedir. O, Suriye taraflarına giden ticaret kervanlarına iştirak etmekteydi. Cahiliyye döneminde Mekke eşrafı arasında yer almakta olup, Mekke şehir devletinin sifare (elçilik) görevi onun elindeydi. Bir savaş çıkması durumunda karşı tarafa elçi olarak Ömer gönderilir ve dönüşünde onun verdiği bilgi ve görüşlere göre hareket edilirdi. Ayrıca kabileler arasında çıkan anlaşmazlıkların çözümünde etkin rol alır ve verdiği kararlar bağlayıcılık vasfı taşırdı.
İslama Girmesi
Hz. Hz.Muhammed(s.a.s.)(s.a.s.) (sav)'i öldürmeye karar veren Ömer, kılıcını kuşanarak, Peygamberr17;i öldürmek için harekete geçmiş, ancak kız kardeşi ve eniştesinin yeni dine girmiş olduğunu öğrenince önce onların yanına gitmiş ve okudukları Kur'an ayetlerinden etkilenerek risaletin 6. yılında İslamr17;ı kabul etmiştir.
Müslüman olduktan sonra sürekli Rasûlullah'ın yanında bulunmuş, onu korumak için elinden gelen gayreti göstermiştir.
Hicreti
Medine'ye hicret emrolunduğu zaman müslümanlar Mekke'den gizlice Medine'ye göç etmeye başladıklarında, Ömer, gizlenme ihtiyacı duymamış, beraberinde yirmi arkadaşı olduğu halde Medine'ye doğru yola çıkmıştı.
İslama Hizmeti
Ömer (r.a), Bedir, Uhud, Hendek, Hayber gibi gazvelerin hepsine ve çok sayıda seriyyeye katılmış, bunların bazısında komutan olarak görev yapmıştır.
Rasûlullah'ın vefatının hemen peşinden ortaya çıkan karışıklığın Hz. Ebû Bekir'in halife seçilmesiyle yok edilmesinde Ömer büyük rol oynamıştır. Hz. Ebû Bekir'in kısa halifelik döneminde en büyük yardımcısı Ömer (r.a) olmuştur.
Halifeliği
Hz. Ebû Bekir (r.a) vefat edeceğini anladığında, Ömer'i kendisine halef tayin etmeyi düşünmüş ve bu düşüncesini açıklayarak bazı sahabilerle istişarelerde bulunmuştu. Herkes Ömer (r.a)'in halife olmasını onaylayınca da ikinci İslam halifesi O olmuştur.
Ömer bir taraftan Suriye'nin fethinin tamamlanması için gayret gösterirken, öte taraftan İran cephesinde netice almak için ordular sevkediyordu. Kadisiye Savaşı'yla İran ordusu hezimete uğratılmıştır. İranr17;ın bazı bölgeleri savaş ile, bazı bölgeleri de sulh yoluyla İslam'ın hakimiyetine boyun eğdirilmişti. Azerbaycan ve Ermenistan, Horasan'a kadar bütün İran toprakları fethedilen yerler arasındaydı. Mısır ve Kudüs de bu dönemde alındı.
Ömer, devleti teşkilatlandırmaya da çalışıyordu. r0;Divan" teşkilatını kurdu. Feyden elde edilen gelirlerden verdiği atiyyeleri bir gruplandırmaya tabi tutmuştur. Ömer, yargı (kaza) işlerini bir düzene koymak için valilerden ayrı ve bağımsız çalışan kadılar tayin eden ilk kimsedir. H. XVII'de para bastırarak piyasaya sürdü. Orduları düşman bölgelerine yakın yerlerde bulundurabilmek için ordugâh şehirler tesis etmiştir.
Müslüman olmayan bir köle tarafından hançerlenmiş ve bu olaydan tam 3 gün sonra vefat etmiştir.
OSMAN B. AFFÂN (r.a)
Haya abidesi, Raşid Halifelerin üçüncüsü. Osman (r.a) b. Affân b. Ebil-As b. Ümeyye b. Abdi's-şems b. Abdi Menaf el-Kuresî el-Emevî Ebu Amr olan künyesi, Müslüman olduktan sonra peygamberin kızı Rukiyye'den Abdullah isminde bir oğlu olunca 'Ebu Abdullah' diye değiştirilmiştir. Künyesi, "Ebû Abdullah'tır. Ona, "Ebu Amr" ve "Ebu Leyla" da denilirdi. Lakabı ise ''zinnnureyn''dir.
Doğumu
Osman (r.a), meşhur Fil Olayı'ndan 6 sene önce yani hicretten 47 yıl önce dünyaya gelmiştir. Buna göre Hz. Hz.Muhammed(s.a.s.)(s.a.s.) (sav)'in peygamberlikle serfiraz kılındığı yılda, Hz. Osman (r.a) 34 yaşındaydı.
Ailesi
Ümeyyeoğulları ailesine mensup olup, nesebi beşinci ceddi olan Abdi Menaf'ta Rasûlullah ile birleşmektedir. Annesi, Erva binti Küreyz b. Rebia b. Habib b. Abdi Şems'tir. Büyükannesi ise Rasûlullah'ın halası Abdülmuttalib'in kızı Beyda'dır.
Rasûlullah'ın iki kızı ile evlilik yapmıştır. Rukiyye'nin hicretin 2. senesinde vefatından sonra Ümmü Gülsüm ile evlendi. Rukiye'den Abdullah adlı bir oğlu olmuş, fakat hicretin 4. senesinde 6 yaşında iken vefat etmiştir. Daha sonraları Fahite b. Gazvan, Ümmü Amr binti Cündüb, Ümmü Benîn binti Uyeyne ve Naile isimli hanımlarla hayatını birleştirmiştir. Amr, Halid, Ebân, Ömer, Meryem adlı çocukları Ümmü Amr binti Cendel'den, Abdulmelik adındaki çocuğu da Ümmü Benîn binti Uyeyne'den olmuştur. Bunlar arasında en meşhuru Eban adındaki oğludur.
Şemaili
Osman (r.a), güzel yüzlü, pek nazik, gür sakallı, orta boylu, omuzlarının arası açık ve oldukça sık saçlıydı.
İslamdan Önceki Hayatı
Müslüman olmadan önceki hayatına ait kaynak kitaplarımızda çok bilgiye rastlayamadığımız Hz. Osman (r.a), gençliğinde ticaretle meşgul oluyordu. Ticarî muameleleri çok dürüst olduğu için, halk arasında bu yönüyle meşhur olmuştur.
İslama Girmesi
Hz. Ebû Bekir'in (r.a) daveti neticesinde Osman b. Affân iman etmiştir.
Hicreti
İki Habeşistan hicretine de katılmıştır. Medine'ye hicret etmekle emrolunduğunda, Osman (r.a) diğer müslümanlarla birlikte Medine'ye hicret etti.
İslama Hizmeti
Bir yahudinin mülkiyetinde olan Rume kuyusunu yirmi bin dirheme satın alarak bütün müslümanların istifadesine sunmuştu.
Osman (r.a), hanımı Rukayye ağır hasta olduğu için, Rasûlullah'ın izniyle Bedir savaşından geri kalmıştı. Bedir Savaşı hariç, müşriklerle ve Islâm düşmanlarıyla yapılan bütün savaşlara katılmıştır.
Halifeliği
Hz. Ömer (r.a), yaralanınca seçtiği kişiler komuoyu yoklaması da yaparak Osman (r.a)'ı halife seçmişlerdir.
Osman (r.a), devlet idaresini devraldığı zaman Islâm fetihleri hızlı bir şekilde devam ediyordu. Bu dönemde İslâm ordusu Cûzecân, Talikan, Faryab ve Belh, Toharistan bölgesindeki şehirlerin hemen hemen bütününü, Kıbrıs ve Rodos adaları ile Ifrıkiyye bölgesini fethetti. Anadolu içlerinden Tiflis'e kadar olan bölge fethedildi.
Bazı fitneler neticesinde çıkan isyan olayları sırasında vefat etti.
Müminlerin ulaşmak istediği hedeflerden biri de cennete girmektir. Çünkü Kurr17;an, insanlara yarışırcasına cennete koşmalarını emretmektedir. r0;Rabbiniz tarafından bir mağfirete, genişliği göklerle yer kadar olan ve müttakiler için hazırlanmış olan bir cennete doğru yarışırcasına koşuşunr1; (Al-i İmran, 3/133)
Kimin cennetlik olduğu ahirette belli olacaktır. Fakat Allah(c.c.) sahabeye daha bu dünyada iken cenneti vaad etmiştir.
Sizden fetihten önce infak eden ve savaşan kimse ile fetihten sonra infak edip savaşan elbette bir olmaz. İşte onlar, bundan sonra infak edip savaşanlardan derece bakımından daha yüksektirler. Bununla beraber Allah(c.c.) herbirine cennet vaadeder. Allah(c.c.) yaptığınız herşeyden haberdardır.r1; (Hadid, 57/10)
Bu ayettte açıkça görüldüğü gibi Allah(c.c.) sahabenin hepsine cenneti vaad etmektedir. Pek çok güzel haslete sahip sahebe-i kiram genel olarak cennetle müjdelendiği gibi dünya hayatında iken fert fert kendilerine cennet vaad edilenler de vardır. el-Aşeretü'l-mübeşşere (müjdelenlen on) terkibi ile bu müjdeyi Resulullah'tan dünyada iken alan sahabiler anlaşılır. Aşere-i mübeşşere tabirinin yanı-sıra aynı manaya gelen el-mübeşşirun bi'l-cenne terkibi de kullanılmıştır.
Bunlar: Ebû Bekir (634), Ömer (643), Osman (655), Ali (660), Talhâ (656), Zübeyr (656), Avf oğlu Abdurrahman (652), Sar17;d (674), Zeyd oğlu Saîd (671), Ebû Ubeyde (639) (r.a.) hazretleridir. Bu sahabilerin isimleri hadiste zikredilmiş ve bu şekilde sabit olmuştur. Genel olarak sahabenin, özel olarak da ashabı kiramdan bu kişilerin değerlendirilmesi yapıldığında bu durumun genel islam prensipleri açısıdan gayet tabii olduğu görülecektir.
Aşere-i mübeşşerenin bazı ortak özellikleri vardır:
Hepsi islamın ilk yıllarında müslüman olmuşlardır.
Peygambere ve islam davasına büyük hizmetlerde bulunmuşlardır.
Hicret etmişlerdir.
Bedir gazvesine katılmışlardır.
Hudeybiye de Resulullah'a bey'at etmişlerdir.
Hadis kaynaklarında fazileleri ile alakalı pek çok rivayet vardır.
Müsned türündeki hadis kaynakları bu sahabilerin rivayetleri ile başlar.
EBU BEKIR ES SIDDÎK (r.a)
Hz. Hz.Muhammed(s.a.s.)(s.a.s.) (sav)r17;in Islâm'ı tebliğe başlamasından sonra ilk iman eden hür erkeklerin; raşit halifelerin, aşere-i mübeşşerenin ilkidir. Asıl adı Abdülkâbe'dir. İslamiyetten sonra Hz. Peygamber ona Abdullah adını vermiştir. Künyesi Ebu Bekir'dir. Câmiu'l Kur'an, es-Sıddîk, el-Atik lakaplarıyla bilinir. Bu lakaplardan en meşhuru es-Sıddık'tır.
Doğumu
Hz. Ebû Bekir, Fil yılından iki sene birkaç ay sonra 571'de Mekke'de dünyaya gelmiş, güzel hasletlerle tanınmış ve iffetiyle şöhret bulmustur. Hz. Ebû Bekir'in Rasûlullah'dan bir veya üç yaş küçük olduğu zikredilmiştir.
Şemaili
Beyaz tenli, zayıf bedenli, arık yüzlü, seyrek ve az sakallı, çukur gözlü ve çıkık alınlı idi.
Ailesi
Mekke'de önemli bir yere sahip, ticaretle uğraşan, toplumsal temasları ve geniş kültürleri ile tanınan Teymoğulları kabilesinden olan Hz. Ebû Bekir'in nesebi Mürre b. Kâ'b'da Rasûlullah'la birleşir. Annesinin adı Ümmü'l-Hayr Selma, babasınınki Ebû Kuhafe'dir. Babası Mekke eşrafından olup, oğlu Hz. Ebû Bekir'in halifeliğini ve ölümünü görmüştür.
Muhtelif evlilikleri olmuştur. İlk evliliğini cahiliye döneminde Kuteyle bint Abduluzza isimli bir hanımla yapmış ve ondan Abdullah ile Esma adında bir kızı ve bir oğlu dünyaya gelmiştir. Ümmü Ruman'dan Âişe ve Abdurrahman, Medine'de evlendiği Harice b. Zeyd'in kızı Habibe'den Ümmü Gülsüm, Esma isimli hanımından ise Hz.Muhammed(s.a.s.)(s.a.s.) adlarında çocukları dünyaya gelmiştir.
İslamdan Önceki Hayatı
Hz. Ebû Bekir, câhiliye döneminde de güzel ahlâkı ile tanınan, sevilen bir kişi idi. Mekke'de "esnak" diye bilinen kan diyeti ve kefalet ödenmesi işlerinin yürütülmesiyle görevliydi. O, Mekke'nin ileri gelenlerinden olup Arapların nesep ve ahbâr ilimlerinde meşhur olmuştur. Kumaş ve elbise ticaretiyle meşgul olurdu; sermayesi kırk bin dirhemdi ki, bunun büyük bir kısmını İslâm için harcamıştır.
İslama Girmesi
Hz. Hatice'den sonra Rasûlullah'a ilk iman eden odur. Hz. Ebû Bekir Mekke döneminde güçlü kabilelere mensup kişileri Islâm'a kazandırmaya çalıştı, öte yandan müşriklerin işkencelerine maruz kalan güçsüzleri, köleleri korudu; servetini eziyet edilen köleleri satın alıp azat etmekte kullandı.
Onüç yıl Mekke'de Rasûlullah'ın yanında kalan Hz. Ebû Bekir, Hz. Aişe'nin rivâyetine göre, Rasûlullah hicret emrini alıp, Hz. Ebû Bekir'e gelerek ona beraberce hicret edeceklerini söyleyince sevinçten ağlamaya başlamıştı.
Bedir'de, Uhud'da, Hendek'te yer aldı. Müreysi, Kurayza, Hayber, Mekke, Huneyn, Taif gazvelerinde de bulundu.
Halifeliği
Hicrî on birinci yılda hastalanan Rasûlullah 13 Rebir17;ülevvel Pazartesi günü (8 Haziran 632) vefât etti. Başta Hz. Ömer olmak üzere ashabın isteği ile halife seçildi. "Rasûlullah'ın Halifesi" seçildikten sonra Mescid'de yaptığı konuşmada, "Sizin en hayırlınız değilim, ama başınıza geçtim; görevimi hakkiyle yaparsam bana yardım ediniz, yanılırsam doğru yolu gösteriniz; ben Allah(c.c.) ve Rasûlü'ne itaat ettiğim müddetçe siz de bana itaat ediniz, ben isyan edersem itaatiniz gerekmez..." demiştir.
Yalancı peygamberlere, "namaz kılarız, ama zekât vermeyiz" diyenlere karşı savaş açtı. Bahreyn, Umman, Yemen, Mühre isyanlarını bastırmıştır. Hîre, Ecnâdin ve Enbâr, Or17;nun döneminde savaşlarla Islâm diyarına katılmış, Irak fethedilmiş, Suriye'nin de önemli kentleri ele geçirilmiştir. Yermük Savaşı devam ederken Hz. Ebû Bekir vefât etmiştir.
Hz. Ebû Bekir, Zeyd b. Sâbit'in başkanlığında bir heyet teşkil ederek, bütün âyetlerin toplanmasını sağlamıştır.
Hz. Ebû Bekir Hicrî 13. yılda Cemâziyelâhir ayının başında hicretten sonra Medine'de yakalandığı hastalığın ortaya çıkması üzerine yatağa düşünce yerine Hz. Ömer'in namaz kıldırmasını istedi. Ashâbla istişâre ederek Hz. Ömer'i halifeliğe uygun gördüğünü söyledi. Çok sevdiği Rasûlullah gibi altmış üç yaşında vefât etti. Vasiyeti gereği Rasûlullah'ın yanına - omuz hizasında olarak- defnedildi.
ÖMER B. HATTAB (r.a)
Ikinci Raşid Halife. Islâmr17;ı yeryüzüne yerleştirip, hakim kılmak için Rasûlullah'ın verdigi tevhidî mücadelede ona en yakın olan sahabilerden biridir. Ömer'in lâkabı "Faruk"tur. Faruk, hak ile bâtılın arasını ayıran demektir.
Doğumu
Ömer (r.a), Fil Olayır17;ndan on üç sene sonra Mekke'de doğmuştur. Kendisinden nakledilen bir rivayete göre o, Büyük Ficar savaşından dört yıl sonra dünyaya gelmiştir.
Ailesi
Babası, Hattab b. Nüfeyl olup, nesebi Ka'b'da Rasûlullah ile birleşmektedir. Kureyş'in Adiy boyuna mensup olup, annesi, Ebu Cehil'in kardeşi veya amcasının kızı olan Hanteme'dir.
Şemaili
Ömer, uzun boylu, iri cüsseli, beyaz tenli, alnı geniş bıyıkları uzun ve saçları dökük birisiydi. Çocukluğunda deve çobanlığı yapan Ömer, gençliğinde neseb ilmi, silah kullanma gibi Araplarca şerefli işler arasında kabul edilen şeylerle meşgul oluyordu. Ömer aynı zamanda çok iyi bir hatipti.
İslamdan Önceki Hayatı
Kaynaklar Hz. Ömer (r.a)'in müslüman olmadan önceki hayatı hakkında fazlaca bir şey söylemezler. Ancak küçüklüğünde, babasına ait sürülere çobanlık ettiği, sonra da ticarete başladığı bilinmektedir. O, Suriye taraflarına giden ticaret kervanlarına iştirak etmekteydi. Cahiliyye döneminde Mekke eşrafı arasında yer almakta olup, Mekke şehir devletinin sifare (elçilik) görevi onun elindeydi. Bir savaş çıkması durumunda karşı tarafa elçi olarak Ömer gönderilir ve dönüşünde onun verdiği bilgi ve görüşlere göre hareket edilirdi. Ayrıca kabileler arasında çıkan anlaşmazlıkların çözümünde etkin rol alır ve verdiği kararlar bağlayıcılık vasfı taşırdı.
İslama Girmesi
Hz. Hz.Muhammed(s.a.s.)(s.a.s.) (sav)'i öldürmeye karar veren Ömer, kılıcını kuşanarak, Peygamberr17;i öldürmek için harekete geçmiş, ancak kız kardeşi ve eniştesinin yeni dine girmiş olduğunu öğrenince önce onların yanına gitmiş ve okudukları Kur'an ayetlerinden etkilenerek risaletin 6. yılında İslamr17;ı kabul etmiştir.
Müslüman olduktan sonra sürekli Rasûlullah'ın yanında bulunmuş, onu korumak için elinden gelen gayreti göstermiştir.
Hicreti
Medine'ye hicret emrolunduğu zaman müslümanlar Mekke'den gizlice Medine'ye göç etmeye başladıklarında, Ömer, gizlenme ihtiyacı duymamış, beraberinde yirmi arkadaşı olduğu halde Medine'ye doğru yola çıkmıştı.
İslama Hizmeti
Ömer (r.a), Bedir, Uhud, Hendek, Hayber gibi gazvelerin hepsine ve çok sayıda seriyyeye katılmış, bunların bazısında komutan olarak görev yapmıştır.
Rasûlullah'ın vefatının hemen peşinden ortaya çıkan karışıklığın Hz. Ebû Bekir'in halife seçilmesiyle yok edilmesinde Ömer büyük rol oynamıştır. Hz. Ebû Bekir'in kısa halifelik döneminde en büyük yardımcısı Ömer (r.a) olmuştur.
Halifeliği
Hz. Ebû Bekir (r.a) vefat edeceğini anladığında, Ömer'i kendisine halef tayin etmeyi düşünmüş ve bu düşüncesini açıklayarak bazı sahabilerle istişarelerde bulunmuştu. Herkes Ömer (r.a)'in halife olmasını onaylayınca da ikinci İslam halifesi O olmuştur.
Ömer bir taraftan Suriye'nin fethinin tamamlanması için gayret gösterirken, öte taraftan İran cephesinde netice almak için ordular sevkediyordu. Kadisiye Savaşı'yla İran ordusu hezimete uğratılmıştır. İranr17;ın bazı bölgeleri savaş ile, bazı bölgeleri de sulh yoluyla İslam'ın hakimiyetine boyun eğdirilmişti. Azerbaycan ve Ermenistan, Horasan'a kadar bütün İran toprakları fethedilen yerler arasındaydı. Mısır ve Kudüs de bu dönemde alındı.
Ömer, devleti teşkilatlandırmaya da çalışıyordu. r0;Divan" teşkilatını kurdu. Feyden elde edilen gelirlerden verdiği atiyyeleri bir gruplandırmaya tabi tutmuştur. Ömer, yargı (kaza) işlerini bir düzene koymak için valilerden ayrı ve bağımsız çalışan kadılar tayin eden ilk kimsedir. H. XVII'de para bastırarak piyasaya sürdü. Orduları düşman bölgelerine yakın yerlerde bulundurabilmek için ordugâh şehirler tesis etmiştir.
Müslüman olmayan bir köle tarafından hançerlenmiş ve bu olaydan tam 3 gün sonra vefat etmiştir.
OSMAN B. AFFÂN (r.a)
Haya abidesi, Raşid Halifelerin üçüncüsü. Osman (r.a) b. Affân b. Ebil-As b. Ümeyye b. Abdi's-şems b. Abdi Menaf el-Kuresî el-Emevî Ebu Amr olan künyesi, Müslüman olduktan sonra peygamberin kızı Rukiyye'den Abdullah isminde bir oğlu olunca 'Ebu Abdullah' diye değiştirilmiştir. Künyesi, "Ebû Abdullah'tır. Ona, "Ebu Amr" ve "Ebu Leyla" da denilirdi. Lakabı ise ''zinnnureyn''dir.
Doğumu
Osman (r.a), meşhur Fil Olayı'ndan 6 sene önce yani hicretten 47 yıl önce dünyaya gelmiştir. Buna göre Hz. Hz.Muhammed(s.a.s.)(s.a.s.) (sav)'in peygamberlikle serfiraz kılındığı yılda, Hz. Osman (r.a) 34 yaşındaydı.
Ailesi
Ümeyyeoğulları ailesine mensup olup, nesebi beşinci ceddi olan Abdi Menaf'ta Rasûlullah ile birleşmektedir. Annesi, Erva binti Küreyz b. Rebia b. Habib b. Abdi Şems'tir. Büyükannesi ise Rasûlullah'ın halası Abdülmuttalib'in kızı Beyda'dır.
Rasûlullah'ın iki kızı ile evlilik yapmıştır. Rukiyye'nin hicretin 2. senesinde vefatından sonra Ümmü Gülsüm ile evlendi. Rukiye'den Abdullah adlı bir oğlu olmuş, fakat hicretin 4. senesinde 6 yaşında iken vefat etmiştir. Daha sonraları Fahite b. Gazvan, Ümmü Amr binti Cündüb, Ümmü Benîn binti Uyeyne ve Naile isimli hanımlarla hayatını birleştirmiştir. Amr, Halid, Ebân, Ömer, Meryem adlı çocukları Ümmü Amr binti Cendel'den, Abdulmelik adındaki çocuğu da Ümmü Benîn binti Uyeyne'den olmuştur. Bunlar arasında en meşhuru Eban adındaki oğludur.
Şemaili
Osman (r.a), güzel yüzlü, pek nazik, gür sakallı, orta boylu, omuzlarının arası açık ve oldukça sık saçlıydı.
İslamdan Önceki Hayatı
Müslüman olmadan önceki hayatına ait kaynak kitaplarımızda çok bilgiye rastlayamadığımız Hz. Osman (r.a), gençliğinde ticaretle meşgul oluyordu. Ticarî muameleleri çok dürüst olduğu için, halk arasında bu yönüyle meşhur olmuştur.
İslama Girmesi
Hz. Ebû Bekir'in (r.a) daveti neticesinde Osman b. Affân iman etmiştir.
Hicreti
İki Habeşistan hicretine de katılmıştır. Medine'ye hicret etmekle emrolunduğunda, Osman (r.a) diğer müslümanlarla birlikte Medine'ye hicret etti.
İslama Hizmeti
Bir yahudinin mülkiyetinde olan Rume kuyusunu yirmi bin dirheme satın alarak bütün müslümanların istifadesine sunmuştu.
Osman (r.a), hanımı Rukayye ağır hasta olduğu için, Rasûlullah'ın izniyle Bedir savaşından geri kalmıştı. Bedir Savaşı hariç, müşriklerle ve Islâm düşmanlarıyla yapılan bütün savaşlara katılmıştır.
Halifeliği
Hz. Ömer (r.a), yaralanınca seçtiği kişiler komuoyu yoklaması da yaparak Osman (r.a)'ı halife seçmişlerdir.
Osman (r.a), devlet idaresini devraldığı zaman Islâm fetihleri hızlı bir şekilde devam ediyordu. Bu dönemde İslâm ordusu Cûzecân, Talikan, Faryab ve Belh, Toharistan bölgesindeki şehirlerin hemen hemen bütününü, Kıbrıs ve Rodos adaları ile Ifrıkiyye bölgesini fethetti. Anadolu içlerinden Tiflis'e kadar olan bölge fethedildi.
Bazı fitneler neticesinde çıkan isyan olayları sırasında vefat etti.