vera
03-05-2008, 19:51
Bir genç hafızlığını tamamlarken her gün sabaha kadar Kur’an’ı hatmeder. Bundan dolayı da sabah derslerine yorgun ve bitkin olarak çıkar. Durumu öğrenen hocası Kur’an’ı bu şekilde okumasını arzu etmediği için bir gün onu karşısına alır ve: “Evladım! Biliyorsun Kur’an, indiği gibi okunmalıdır. Bu gece sen Kur’an’ı, karşında ben varmışım gibi oku.” tavsiyesinde bulunur. Genç gider ve Kur’an’ı hocasına okuyormuş gibi okur. Sabah huzura geldiğinde:
“Efendim, bu gece Kur’an’ı ancak yarısına kadar okuyabildim.” der.
Bunun üzerine hocası: “Pekâlâ bu gece de Efendimize okuyor gibi oku!” emrini verir.
Talebe şaşkınlık ve heyecan içinde Nebîler Serveri’nin huzurunda olduğu düşüncesiyle o gece daha dikkatli okur. Ertesi gün de üstadına Kur’an’ın ancak dörtte birini okuyabildiğini söyler.
Üstadı talebesindeki manevi yükselişi görünce: “Bugün de o emin melek Cebrail’in Efendimize (sallallahu aleyhi vesellem) tebliğ ettiği anda dinliyor gibi oku!” der.
Talebesi ertesi gün “Vallahi üstadım, bugün ancak bir sure okuyabildim.” der.
Üstadı son adımı atar: “Evladım! Şimdi de onu tüm mahlukatı yaradan Yüce Rabbimiz’in huzurunda okuyor gibi oku! Düşün ki O seni dinliyor ve Kur’an’ı senle mukabele ediyor!”
Talebe ertesi gün gözyaşları içinde üstadına gelir ve şöyle der:
“Üstadım! Fatiha’dan başladım ilk ayetleri okudum; ama gerisini getirmeye bir türlü dilim varmadı.
Sadece “YALNIZ SANA KULLUK EDERİM!’ diyebildim.
Kur’an-ı Kerim’i okurken, namaz kılarken olduğu kadar, bütün beşeri münasebetlerimiz dahil olmak üzere, her hal ve davranışımızda, yüce Rabbimizin huzurunda olduğumuzu ve bizi izlediğini düşünmek, ona ihlas ile ulaşmanın en açık yoludur.
“Efendim, bu gece Kur’an’ı ancak yarısına kadar okuyabildim.” der.
Bunun üzerine hocası: “Pekâlâ bu gece de Efendimize okuyor gibi oku!” emrini verir.
Talebe şaşkınlık ve heyecan içinde Nebîler Serveri’nin huzurunda olduğu düşüncesiyle o gece daha dikkatli okur. Ertesi gün de üstadına Kur’an’ın ancak dörtte birini okuyabildiğini söyler.
Üstadı talebesindeki manevi yükselişi görünce: “Bugün de o emin melek Cebrail’in Efendimize (sallallahu aleyhi vesellem) tebliğ ettiği anda dinliyor gibi oku!” der.
Talebesi ertesi gün “Vallahi üstadım, bugün ancak bir sure okuyabildim.” der.
Üstadı son adımı atar: “Evladım! Şimdi de onu tüm mahlukatı yaradan Yüce Rabbimiz’in huzurunda okuyor gibi oku! Düşün ki O seni dinliyor ve Kur’an’ı senle mukabele ediyor!”
Talebe ertesi gün gözyaşları içinde üstadına gelir ve şöyle der:
“Üstadım! Fatiha’dan başladım ilk ayetleri okudum; ama gerisini getirmeye bir türlü dilim varmadı.
Sadece “YALNIZ SANA KULLUK EDERİM!’ diyebildim.
Kur’an-ı Kerim’i okurken, namaz kılarken olduğu kadar, bütün beşeri münasebetlerimiz dahil olmak üzere, her hal ve davranışımızda, yüce Rabbimizin huzurunda olduğumuzu ve bizi izlediğini düşünmek, ona ihlas ile ulaşmanın en açık yoludur.