Queen
09-05-2008, 05:26
(Gerçek Olay) Amcam ile mahkeme arasındaki gerçek diyalog'tan: Muhtar olan amcam,bir gurup köylüler tarafından "rüşvet alıyor!"diye şikayet edilir.Dava açılır ve amcama duruşma için celp gelir.Duruşma günü bütün şikayetçiler ve amcam kasabaya giderler.Duruşma başlar ve Hakim amcama iddianameyi okuduktan sonra-şikayetçileri eliyle göstererek-"Bak,Muhtar rüşvet aldı diyorlar ne diyeceksin..!"der.Söz alan amcam "Hakim bey bana da hep zaman zaman Hakimler rüşvet alıyor derler amma ben inanmam..!" der. Bunu duyan Hakim öfkeyle ve hiddetle müştekilere döner ve "çıkın dışarı BERAAT" der.
Bir hukuk talebesinin en sıkkın anı ve sitayişi: *ÖFF BE NE ZOR ŞEY ŞU DERSLER.HAYATIM MUTLAK BUTLAN OLDU BEE!İŞBU SAİKTEN HARBİ KAFAYI KIRMAYA EKSİK TEŞEBBÜS KALMAK ÜZEREYİM..NE YAPMALIYIM ACABA?NERDEN GİRDİM ŞU OKULA?TAAMÜDEN HOCALARIN KAMPÜSTE GEÇECEĞİ YERLERE DERİN ÇUKURLAR MI KAZSAK YOKSA BİLİNÇLİ TAKSİR YOLUYLA OKULU BASIP VİZE KAĞITLARINI MI DEĞİŞTİRSEK!YOK YOK BU DA YETERSİZ.EE NE YAPAYIM YAA??İNEKLEMEKLE GEÇİYOR ÖMRÜM YAA!GENÇLİĞİMİ YEDİ BU OKUL RE'SEN YANİ.HAH BULDUM 5-6 YILLIK ARKADAŞLARDAN "YALVARMA KOMİTESİ" VE AF'TAN YARARLANMIŞ BİKAÇ ARKADAŞTAN DA "İNTİHARA TEŞEBBÜS KOMİTESİ" KURSAK TA OLUR.İNTİHAR KOMİTESİNDEKİ ARKADAŞLARA BİRER "GAZ BİDONU" VERİRİZ.BELKİ HOCALAR "MERHAMET KARİNESİ" NE GİRİP BİZE YETERLİ NOTLARI VERİRLER DE KURTULURUZ ŞU "HUKUK FAKÜLTESİ NEZARETHANESİ"NDEN NE DERSİNİZ.not:ben 8 yıllık bir hukuk fakültesi talebesi olarak geçen sene yalvar yakar malülen okuldan mezun olmanın haala sarhoşluğunu yaşayan stajı bitmek üzere olan gariban bir awukatın tekiyim.Bu siteyi ve yayınlananları tam teşebbüs halinde zevkle ve kasten okumaktayım.Umarım bu metnim de olduğu gibi yayımlanır. (M.Erkam Tatoğlu)
Karadenizli olan mübaşir, bir gün hakim beyin evine giderek hanımına "Hakim pey evdemidırlar ?" diye sorar. Hakimin hanımı sinirli bir şekilde "Ne münasebet, o sadece mahkemede dırlar" diye cevap verir. (Av.Zühtü Kazancı)
(Gerçek Olay) Herkesçe tanınan ve sevilen bir ses sanatçısı yaralamaya azmettirme suçundan yargılanıyordu. Olayın tanıkları, sanığın diğer sanıklara VURUN diye bağırdığını ifade ettiler. Bu arada ses sanatkarının Avukatı söz alarak, "Efendim, tanıklar yanlış ifade ediyorlar, müvekkilim, VURUN demememiştir, DURUN demiştir. Fakat bu VURUN şeklinde anlaşılmıştır". (Av.Nusret Kadri Soycan)
(Gerçek Olay) İpsala Adleyesi'nde Savcı zorla kız kaçırma davasının soruşturmasını yapıyordu. Ben, ortağım Av.Murat'la beraber sanık vekiliydik. Mağdure de kendisini bir Avukatla temsil ettiriyordu. İfadeler alınırken birtakım müdahalelerde bulunup, olayın manevi unsurunun gerçekleşmediğini ispatlamaya çalışıyorduk. Nihayet üç sanığın ifadesi alındı, ancak Savcı, mağdurenin kaçıranların dört kişi olduğunu söylediğini, dördüncü kişinin ortaya çıkarılmasının gerektiğini ifade ediyordu. Müvekkillerimiz özellikle bu dördüncü kişiyi ifşa etmeye yanaşmıyorlardı. Bu ise delillerin toplanmamış olması demekti ki, tutuklanma için yeterli bir neden olarak karşımızda duruyordu. Savcıdan izin isteyerek müvekkillerimizle konuştuk ve dördüncü kişinin Hakkı isminde biri olduğunu bildirdik. Bu arada soruşturmaya ara verilmişti. Savcı, hepimize çay söyledi ve aramızda tatlı bir sohbet başladı. Ben, "Efendim eğer sanıklardan birinin adı Rıza olsaydı, kız rızayla kaçırılmış olacaktı, değil mi?" diyerek kendimce bir espri savurdum. Geçen zaman içinde Jandarmalar dördüncü sanığı getirdiler. Kendisiyle hiç konuşmamıştık ve üç kişinin ne ifade verdiklerini bilmiyordu. Ancak, özel bir görüşme yaparsak sanığa kendisinden öncekilerin ne ifade verdiklerini söyleyebilirdik. Ancak sanık, Avukat istemediğini, savunmasını kendisinin yapacağını ifade etti. Savcı da büyük bir nüktedamlıkla "Avukat Beyler, Hakkı da geldiğine göre lütfen odayı terkedin de ifade alalım, rızayla kız kaçırılırsa, hakkıyla da ifade alınır".
(Gerçek Olay) Bursa'da Ağır Ceza Mahkemesinde stjajımı yaparken Reis bey sanığa sordu: 'oğlum adamı kaçırmışsınız, dövmüşsünüz, parasını almışsınız, hakkında iddialar var, ne diyorsun bu iddialara' diye sorunca sanığın verdiği cevap : 'Valla hakim bey benim böyle bir iddiam yoktur, tahliyemi isterim'
(Gerçek Olay) Bursa'da asliye hukuk mahkemesinde stajımı yaparken bir boşanma davası sırasında davalı söz aldı ve: 'Efendim ben karımı deliler gibi, çılgınlar gibi seviyorum' dedi. Davacı hanımın vekili de : 'Efendim işte sorun burada davalı eşini deliler gibi, çılgınlar gibi seviyor. Normal değil bu, normal sevemiyor' diye cevap verince salonda herkesi bir gülme tuttu.
Avukat, cezaevinde sanıkla görüşmektedir. Sanık: "-Aman abi, ne olursun beni kurtar, beni savun". Avukat, "-Seni savunacağım ama, bana ödeyecek paran var mı?". Sanık, "-Ne demek abi, iki milyarlık çeki hemen yazayım, daha sonra da bi beş milyarlık çek daha keseyim, sen onu merak etme." Avukat, "-E o zaman davanı alabilirim, söyle bakalım, seni neyle suçluyorlar?" Sanık, "-Karşılıksız çek kesmek..
(Gerçek Olay) "Askerliği bitirip İpsala'da hazine Avukatı olarak göreve başlamıştım. Heyecanlıydım. İlk duruşmama girecektim. Vatani görevim sırasında stajda edindiğim yarum yurum bilgiler de kafamdan gitmişti. Duruşmaya girdim, Hakim, nezaketle oturmamı işaret etti. Daha sonra "keşif yapacağız ne diyorsun" diye sordu, ben de oturduğum yerden "ben keşif istemiyorum" siz taleple bağlısınız, bu dosyaya derhal karar verin diyerek hakime karşılık verdim. Hakim bu cevabım karşısında epeyce hiddetlenmişti, babacan tavırları bırakıp hiddetle bir iç çektikten sonra, sert bir sesle "gereği düşünüldü" dedi, ben oturduğum yerde istifimi hiç bozmadan duruyordum. Hakim, aynı şiddetti bir defa daha "gereği düşünüldü" diyerek tekrar etti, ben de "düşünün hakim bey, ben de düşünüyorum" diyerek istifimi hiç bozmadan karşılık verdim. Hakim, patlayacak vaziyete gelmişti, "Avukat bey, Avukat bey, karar veriyorum, gereği düşünüldü dendiği zaman ayağa kalkılır" diye şiddetle bağırdı. Ben de askerden alıştığım bir çeviklikle esas duruşta ayağa kalkıp "emredersiniz komutanım" diyerek bağırdım. Diğer Avukatlar ve hakim gülüşmeye başlamışlardı. Bu benim için iyi bir ders oldu. (Av.K.Soycan)
(Gerçek Olay) "K.Çekmece 3.As.Huk. Mahkemesindeki duruşmamı beklerken, hakim başka bir davaya geçti.Dava BOŞANMA davasıydı .Davacı vekili hakime dönerek "-efendim şimdi dinleteceğimiz tanık, TARAFLARIN MÜŞTEREK ÇOCUKLARIDIR" açıklamasını yaptı, hakim "-tamam anladım" dedi. Tanık çağrıldı,hakim sordu :"- TARAFLARI TANIR MISIN? AKRABALIK VAR MI?" (Ben kendimi dışarıya zor attım)." (Av.Muzaffer Sarı)
(Gerçek Olay) "Fatih Adliyesinde, bir Asliye Ceza Davası için sıramı bekliyordum. Hakim, başka bir davanın duruşmasına geçti. Bu davada "Müşteki" olduğunu söyleyen bir vatandaş geldi ve hakim kendisine sordu. - Şikayetçi misin? - Evet şikayetçiyim Hakim Bey. - Tanığın var mı? - (Kendinden son derece emin bir şekilde) VARDIR Hakim Bey .- İsmini söyle de çağırıp dinleyelim.- CENABI ALLAH'TIR Hakim Bey." (Av.Muzaffer Sarı)
(Gerçek Olay) "4650 sayılı kamulaştırma kanununda değişiklik yapan kanunun 14. maddesinin son cümlesi: "Açılan davaların sonuçları dava açmayanları etkilemez."
Alıntıdır..
Bir hukuk talebesinin en sıkkın anı ve sitayişi: *ÖFF BE NE ZOR ŞEY ŞU DERSLER.HAYATIM MUTLAK BUTLAN OLDU BEE!İŞBU SAİKTEN HARBİ KAFAYI KIRMAYA EKSİK TEŞEBBÜS KALMAK ÜZEREYİM..NE YAPMALIYIM ACABA?NERDEN GİRDİM ŞU OKULA?TAAMÜDEN HOCALARIN KAMPÜSTE GEÇECEĞİ YERLERE DERİN ÇUKURLAR MI KAZSAK YOKSA BİLİNÇLİ TAKSİR YOLUYLA OKULU BASIP VİZE KAĞITLARINI MI DEĞİŞTİRSEK!YOK YOK BU DA YETERSİZ.EE NE YAPAYIM YAA??İNEKLEMEKLE GEÇİYOR ÖMRÜM YAA!GENÇLİĞİMİ YEDİ BU OKUL RE'SEN YANİ.HAH BULDUM 5-6 YILLIK ARKADAŞLARDAN "YALVARMA KOMİTESİ" VE AF'TAN YARARLANMIŞ BİKAÇ ARKADAŞTAN DA "İNTİHARA TEŞEBBÜS KOMİTESİ" KURSAK TA OLUR.İNTİHAR KOMİTESİNDEKİ ARKADAŞLARA BİRER "GAZ BİDONU" VERİRİZ.BELKİ HOCALAR "MERHAMET KARİNESİ" NE GİRİP BİZE YETERLİ NOTLARI VERİRLER DE KURTULURUZ ŞU "HUKUK FAKÜLTESİ NEZARETHANESİ"NDEN NE DERSİNİZ.not:ben 8 yıllık bir hukuk fakültesi talebesi olarak geçen sene yalvar yakar malülen okuldan mezun olmanın haala sarhoşluğunu yaşayan stajı bitmek üzere olan gariban bir awukatın tekiyim.Bu siteyi ve yayınlananları tam teşebbüs halinde zevkle ve kasten okumaktayım.Umarım bu metnim de olduğu gibi yayımlanır. (M.Erkam Tatoğlu)
Karadenizli olan mübaşir, bir gün hakim beyin evine giderek hanımına "Hakim pey evdemidırlar ?" diye sorar. Hakimin hanımı sinirli bir şekilde "Ne münasebet, o sadece mahkemede dırlar" diye cevap verir. (Av.Zühtü Kazancı)
(Gerçek Olay) Herkesçe tanınan ve sevilen bir ses sanatçısı yaralamaya azmettirme suçundan yargılanıyordu. Olayın tanıkları, sanığın diğer sanıklara VURUN diye bağırdığını ifade ettiler. Bu arada ses sanatkarının Avukatı söz alarak, "Efendim, tanıklar yanlış ifade ediyorlar, müvekkilim, VURUN demememiştir, DURUN demiştir. Fakat bu VURUN şeklinde anlaşılmıştır". (Av.Nusret Kadri Soycan)
(Gerçek Olay) İpsala Adleyesi'nde Savcı zorla kız kaçırma davasının soruşturmasını yapıyordu. Ben, ortağım Av.Murat'la beraber sanık vekiliydik. Mağdure de kendisini bir Avukatla temsil ettiriyordu. İfadeler alınırken birtakım müdahalelerde bulunup, olayın manevi unsurunun gerçekleşmediğini ispatlamaya çalışıyorduk. Nihayet üç sanığın ifadesi alındı, ancak Savcı, mağdurenin kaçıranların dört kişi olduğunu söylediğini, dördüncü kişinin ortaya çıkarılmasının gerektiğini ifade ediyordu. Müvekkillerimiz özellikle bu dördüncü kişiyi ifşa etmeye yanaşmıyorlardı. Bu ise delillerin toplanmamış olması demekti ki, tutuklanma için yeterli bir neden olarak karşımızda duruyordu. Savcıdan izin isteyerek müvekkillerimizle konuştuk ve dördüncü kişinin Hakkı isminde biri olduğunu bildirdik. Bu arada soruşturmaya ara verilmişti. Savcı, hepimize çay söyledi ve aramızda tatlı bir sohbet başladı. Ben, "Efendim eğer sanıklardan birinin adı Rıza olsaydı, kız rızayla kaçırılmış olacaktı, değil mi?" diyerek kendimce bir espri savurdum. Geçen zaman içinde Jandarmalar dördüncü sanığı getirdiler. Kendisiyle hiç konuşmamıştık ve üç kişinin ne ifade verdiklerini bilmiyordu. Ancak, özel bir görüşme yaparsak sanığa kendisinden öncekilerin ne ifade verdiklerini söyleyebilirdik. Ancak sanık, Avukat istemediğini, savunmasını kendisinin yapacağını ifade etti. Savcı da büyük bir nüktedamlıkla "Avukat Beyler, Hakkı da geldiğine göre lütfen odayı terkedin de ifade alalım, rızayla kız kaçırılırsa, hakkıyla da ifade alınır".
(Gerçek Olay) Bursa'da Ağır Ceza Mahkemesinde stjajımı yaparken Reis bey sanığa sordu: 'oğlum adamı kaçırmışsınız, dövmüşsünüz, parasını almışsınız, hakkında iddialar var, ne diyorsun bu iddialara' diye sorunca sanığın verdiği cevap : 'Valla hakim bey benim böyle bir iddiam yoktur, tahliyemi isterim'
(Gerçek Olay) Bursa'da asliye hukuk mahkemesinde stajımı yaparken bir boşanma davası sırasında davalı söz aldı ve: 'Efendim ben karımı deliler gibi, çılgınlar gibi seviyorum' dedi. Davacı hanımın vekili de : 'Efendim işte sorun burada davalı eşini deliler gibi, çılgınlar gibi seviyor. Normal değil bu, normal sevemiyor' diye cevap verince salonda herkesi bir gülme tuttu.
Avukat, cezaevinde sanıkla görüşmektedir. Sanık: "-Aman abi, ne olursun beni kurtar, beni savun". Avukat, "-Seni savunacağım ama, bana ödeyecek paran var mı?". Sanık, "-Ne demek abi, iki milyarlık çeki hemen yazayım, daha sonra da bi beş milyarlık çek daha keseyim, sen onu merak etme." Avukat, "-E o zaman davanı alabilirim, söyle bakalım, seni neyle suçluyorlar?" Sanık, "-Karşılıksız çek kesmek..
(Gerçek Olay) "Askerliği bitirip İpsala'da hazine Avukatı olarak göreve başlamıştım. Heyecanlıydım. İlk duruşmama girecektim. Vatani görevim sırasında stajda edindiğim yarum yurum bilgiler de kafamdan gitmişti. Duruşmaya girdim, Hakim, nezaketle oturmamı işaret etti. Daha sonra "keşif yapacağız ne diyorsun" diye sordu, ben de oturduğum yerden "ben keşif istemiyorum" siz taleple bağlısınız, bu dosyaya derhal karar verin diyerek hakime karşılık verdim. Hakim bu cevabım karşısında epeyce hiddetlenmişti, babacan tavırları bırakıp hiddetle bir iç çektikten sonra, sert bir sesle "gereği düşünüldü" dedi, ben oturduğum yerde istifimi hiç bozmadan duruyordum. Hakim, aynı şiddetti bir defa daha "gereği düşünüldü" diyerek tekrar etti, ben de "düşünün hakim bey, ben de düşünüyorum" diyerek istifimi hiç bozmadan karşılık verdim. Hakim, patlayacak vaziyete gelmişti, "Avukat bey, Avukat bey, karar veriyorum, gereği düşünüldü dendiği zaman ayağa kalkılır" diye şiddetle bağırdı. Ben de askerden alıştığım bir çeviklikle esas duruşta ayağa kalkıp "emredersiniz komutanım" diyerek bağırdım. Diğer Avukatlar ve hakim gülüşmeye başlamışlardı. Bu benim için iyi bir ders oldu. (Av.K.Soycan)
(Gerçek Olay) "K.Çekmece 3.As.Huk. Mahkemesindeki duruşmamı beklerken, hakim başka bir davaya geçti.Dava BOŞANMA davasıydı .Davacı vekili hakime dönerek "-efendim şimdi dinleteceğimiz tanık, TARAFLARIN MÜŞTEREK ÇOCUKLARIDIR" açıklamasını yaptı, hakim "-tamam anladım" dedi. Tanık çağrıldı,hakim sordu :"- TARAFLARI TANIR MISIN? AKRABALIK VAR MI?" (Ben kendimi dışarıya zor attım)." (Av.Muzaffer Sarı)
(Gerçek Olay) "Fatih Adliyesinde, bir Asliye Ceza Davası için sıramı bekliyordum. Hakim, başka bir davanın duruşmasına geçti. Bu davada "Müşteki" olduğunu söyleyen bir vatandaş geldi ve hakim kendisine sordu. - Şikayetçi misin? - Evet şikayetçiyim Hakim Bey. - Tanığın var mı? - (Kendinden son derece emin bir şekilde) VARDIR Hakim Bey .- İsmini söyle de çağırıp dinleyelim.- CENABI ALLAH'TIR Hakim Bey." (Av.Muzaffer Sarı)
(Gerçek Olay) "4650 sayılı kamulaştırma kanununda değişiklik yapan kanunun 14. maddesinin son cümlesi: "Açılan davaların sonuçları dava açmayanları etkilemez."
Alıntıdır..