FeYeZaN
29-05-2008, 12:38
İBADETLER SADECE VE SADECE ALLAH İÇİN YAPILIR
İbadeti sadece ve sadece Allah için yapmak gerekir; cenneti kazanmak, cehennemden kurtulmak için bile değil...
Nitekim Rabia-i Adeviye Hazretleri zamanında insanlar, “İbadeti cenneti kazanmak için mi, yoksa cehennemden kurtulmak için mi yapacağız?” diye münazaraya tutuşurlar. Meseleyi halletmek için de bir gün bir sahrada toplanırlar. Bunu duyan o mübarek kadın veli Hz. Rabia, bir eline bir kazma, öbür eline de bir ibrik su alarak oraya doğru yönelir. Kendisini görenler, “Nereye ya Rabia?” diye sorduklarında, “Şu elimdeki kazma ile cennetin ziynetlerini ve nimetlerini kırıp dökmeye, şu su ile de cehennemin ateşini söndürmeye gidiyorum ki; artık Allah’ın kulları cennete kavuşmak için, cehennemden kurtulmak için de değil, sırf Allah rızası için Allah’a ibadet etsinler” buyurmuştu...
* * *
Dikkat: Geçmiş ve gelecek bütün günahları bağışlanmış olan Rasûlullah Efendimizin (s.a.v.) ayakları-dizleri, alnı ibadetten şişerken; bizler, yatmakla-uyumakla veya oynamakla mahşer günü nasıl kurtulacağız?
Yine gelmiş geçmiş Allah dostlarına bir bakalım! Onların içinde yatarak, uyuyarak veli olmuş bir Allah’ın kulu var mı?
Keza Ehl-i Sünnet’e mensup ulemadan (âlimlerden) amel etmeyen, ibadet etmeyen veya ibadet etmeseniz de olur, ben kitapta yerini buldum, diyebilen aklı başında birileri var mı?
* * *
Ehl-i Sünnet ölçülerine göre, sakalı yüzünde olması gerekirken ensesinde bulunanların veya maskara gibi sakal bırakanların ya da matruş insanların aldatıcı fetvalarına sakın inanmayalım! Bunlar, bir Arap şairinin dediği gibi şöyle diyorlar (mealen):
“Ye, uzan, yat... Ömrü uzat...”
Veya bunların bir kısmı yine bir Arap şairinin ifadesiyle, “Şehy Efendi’nin zühdüne şaşıp kaldım. O bize cehennemi ve şiddetini hatırlatıyor. Gümüş kapta verilen suyu bile içmiyor. Ama gümüşü ele geçirirse, onu hemen iç ediyor (cebine atıyor).”
İbadeti sadece ve sadece Allah için yapmak gerekir; cenneti kazanmak, cehennemden kurtulmak için bile değil...
Nitekim Rabia-i Adeviye Hazretleri zamanında insanlar, “İbadeti cenneti kazanmak için mi, yoksa cehennemden kurtulmak için mi yapacağız?” diye münazaraya tutuşurlar. Meseleyi halletmek için de bir gün bir sahrada toplanırlar. Bunu duyan o mübarek kadın veli Hz. Rabia, bir eline bir kazma, öbür eline de bir ibrik su alarak oraya doğru yönelir. Kendisini görenler, “Nereye ya Rabia?” diye sorduklarında, “Şu elimdeki kazma ile cennetin ziynetlerini ve nimetlerini kırıp dökmeye, şu su ile de cehennemin ateşini söndürmeye gidiyorum ki; artık Allah’ın kulları cennete kavuşmak için, cehennemden kurtulmak için de değil, sırf Allah rızası için Allah’a ibadet etsinler” buyurmuştu...
* * *
Dikkat: Geçmiş ve gelecek bütün günahları bağışlanmış olan Rasûlullah Efendimizin (s.a.v.) ayakları-dizleri, alnı ibadetten şişerken; bizler, yatmakla-uyumakla veya oynamakla mahşer günü nasıl kurtulacağız?
Yine gelmiş geçmiş Allah dostlarına bir bakalım! Onların içinde yatarak, uyuyarak veli olmuş bir Allah’ın kulu var mı?
Keza Ehl-i Sünnet’e mensup ulemadan (âlimlerden) amel etmeyen, ibadet etmeyen veya ibadet etmeseniz de olur, ben kitapta yerini buldum, diyebilen aklı başında birileri var mı?
* * *
Ehl-i Sünnet ölçülerine göre, sakalı yüzünde olması gerekirken ensesinde bulunanların veya maskara gibi sakal bırakanların ya da matruş insanların aldatıcı fetvalarına sakın inanmayalım! Bunlar, bir Arap şairinin dediği gibi şöyle diyorlar (mealen):
“Ye, uzan, yat... Ömrü uzat...”
Veya bunların bir kısmı yine bir Arap şairinin ifadesiyle, “Şehy Efendi’nin zühdüne şaşıp kaldım. O bize cehennemi ve şiddetini hatırlatıyor. Gümüş kapta verilen suyu bile içmiyor. Ama gümüşü ele geçirirse, onu hemen iç ediyor (cebine atıyor).”