Orijinalini görmek için tıklayınız : Hüzün Duvarları
http://img411.imageshack.us/img411/8060/yeminliyimnc5hl3.jpg
her gece üstüme yıkılan binlerce duvar var.
Kalbimin derinliğini yitirirken gözlerim,
duygularım kördüğüm..
üşüyorum..
taaaa yüreğime yüreğime vuruyor Sensizlik…
diplerdeyim
dağ başı yalnızlığında şimdi kelimelerim;
kimsesiz…
rüzgarın ıslığında saklı düşüncelerim
bir çekirdek “çıt”lamasında ürkek bakışlarım
çocuğun uçurtmasında asılı göz bebeklerim
bisikletin tekerinde dönüyor açmazdaki düşüncelerim..
bir kayıp sevdanın yalnızlık hüznü parlayan
ağlamaklı bir çocuğun düşündeki kırmızı araba,
yada ıssız bayırlarda geceye ıslık çalan çoban ıslığı…yalnızlığımda…
yangınların isini taşıyan yüreğimde
suskun taş duvarlar gibi ıssız ve sağırım kendime
kapattım kepenklerimi
artık hüzün duyguları
her gece sabaha dek üzerime yağan
evet,
gül renkli baharlar vardı kelimelerimden damlayan
görebilseydin ,
fark edebilseydin
eğer…
ve bu sefer kelebek dokunmadı yüreğine hafifçe
bu duygu yüklü, yağmurlara sığınmış
baharları her daim içinde taşıyan kızın…
duvarlara döndü
hüzün duvarlarına
yüreği…
Bitiyor zaman.
Tüm saatler kum saatinin içinde birbiri üstüne yığılıyor.
Sahte mutluluklar giyiniyor sözcükler.
Sen-ben savaşında imtiyazsız yarınlara bugünden açıyorum gözlerimi.
Savaşacak kadar bile yakın olmayışımızı biliyorum.
Bilirim, acı verişindir bu kadar sözcük dizdiren.
Ömrümü ömrünün ardında sürüyen… Kapatıyorum gözlerimi.
Hadi git yâr, geldiğin gibi.
Acıttığın yerden tüm acılarımı da topla git hadi.
Anlamadım yâr Sen mi yâr olmadın yoksa ben mi yarenlikten uzaktım?
Hangi kıyıya vurmuştu aramızdaki eksik o taş?
Hangi şarkıda yarım kalmıştı notamız?
Hangi satır içine sığdırabilmişti de seni; sen bulunmazım olmuştun?
Ah yâr sana bağlamazsam sözcüklerimi, hep anlamsızlık oluyor yüreğimin dili.
Sana bağlandığında da gözyaşına paralel oluyor.
Yok, mu önümde senden gayri gidecek bir yol?
İçim yine aynı mısra´ları tekrarlıyor.
Bulamadım yâr.
Seni bu kadar ararken kendime bir mutluluğu da bulamadım.
Zamandan bir bir çalıp saatleri sızlayan yanlarıma kattım.
Ben acıyı aşka yama yaptım.
Hafife almadım duyuları.
Kuytu köşelerde ölümüne besledim sevdayı.
Acıydı bildiğim aşkın ön adı.
Ah yâr gün gün mısralar döktün içime.
Yüreğimi sana dair söylenmiş mısralarımla yıkadın.
Ben hep sana uzaktım.
Yollarda kaybolsam sen önüme çıkan tuzaktın.
Ben, her gece gözyaşlarımla yıkadığım masallarımı saçlarına yolladım.
Saçlarından kulaklarına musalla taşı gibi bir soğuklukla inip, beni sana anlatır sandım.
Yanıldım…
Yoruldum yâr Bütün kapılarımı kapatmaya hazırlanıyorum gönlümün.
Kimliğimi hediye edip bu şehre, her bir adımımda anıları sürükleyip ardımdan ve rotamı da ekleyip nabzıma gidiyorum…
Mutlu günlerin gelmesini bekleyen çehremdeki çizgileri siliyorum.
Ceplerimi dolduruyorum yedekteki acılarla.
Her sabah yüzümü yıkadığım tavana asıyorum hayallerimi.
Ansızın içime düştüğün günden beri ayakları burkuldu ömrümün.
Ve ben her gün bir daha ölmek için uyanır oldum uykumdan.
Paslandı gözlerim.
Sen kendin için kal yâr ben senin için giderim.
Bu defa sürgünlere giden yüreğime bedenimi de eklerim.
Bağdat olurum yıkılırım kurşunlara.
Filistin olurum kalırım duvarlar arasında.
Ama yine de İstanbul’u saklarım alınyazımda.
Nerede olursam olayım unutma yâr; yarın yeni bir gün ve her yeni günde olduğu gibi senli ölüme hazırlanıyor gönlüm…
Kaç gün batımında
için için ölür sensizlik...
kaç hasret geceleri
bekleyişin iradesi demir
ayrılığın pas kokusu kabegahımda...
sert bir rüzgar eser
ansızın kırılır incilir
kalbim avuçlarımda....
beyaz bir şerçenin kanatlarında toz misali
savunur aşktan kalan külüm
EY ŞAKAĞIMDAKİ KANAYAN GÜLÜM
avunur sevdaya açılan hergünüm
UZAYAN BİR SEN NÖBETİNDE
HATIRALAR TANIK AŞK SANIKTIR...
KARARDA SENSİZLİKTE HÜKÜMLÜ KALDIM..
kırık kalpler sokağında
firari düşlere kurşun yarası
hasret molasında
KAYDI DÜŞÜLMÜŞ BİR AŞKA GÖNÜL VERDİM...
noktasız,virgülsüz dolu dizgin..
sonsuzluk değilde gülüm
sensizliklik içerimde üç nokta...
ÖLMEK BİLE YETMEZ SEVDANIN UĞRUNA...
Ağlamak yok yüreğim
Alsamda nefes
Bilki acılar var düşleri saran
Yaşama yenilip ölüme varan...
Sevdamız
Kalsada köz gibi yüreğimizde
Kader dedik söndürmedik ...
Gerçekler bıçak gibi kessede yarınları
Kızılcık şerbeti içtikte sözümüzden dönmedik...
Biz ayrılığı bile dost gördük......
Nedenli
Niçinli bir sohbete hiç girmedik...
Güneşti
Giden mevsimler boyu gün görmedik...
Rüzgarla raks eden ezgiydik dudaklarda
Susa kalktıkta
Sonu olan bir yemin hiç etmedik
Biz
Sevdayı hep tek bildik...
Düşerken
Bahtımıza kör kuyular
Aramadık kendimize ıssız bir liman
Biz sevdayı ar bildik...
Hasrete çalarken gökyüzünü karabulutlar
KALP YANGINIMIZI GÖZYAŞI SÖNDÜRMESİN DİYE
Acıyı yüreğimize buyur ettik...
Kimi zaman
Defter yapraklarında gül büyüttük
kimi zaman
Yüreğimizden sevdamıza gemiler yürüttük...
Kurulurken bağrımıza dar ağaçları
SORGUDAYKEN GECENİN BİTİMSİZ CELLATLARI
Son söz SEVDİM dedik
Yağlı urganları ödül
BU UĞURDA YALNIZLIĞI KOCAMAN ŞEHİR GÖRDÜK...
Biz
Sevdayı hep ölümsüz bildik
Yüreğimizden kurşunları
Hiç
Eksik
Etmedik...
http://img411.imageshack.us/img411/4282/285956shezofren85geceuj0.jpg
Sensiz geçirdiğim bir gece daha oluyor.İçimde yine hüzün,
yine yalnızlığın buruk acısı, yine büyük özlemin içimi kemiriyor bu gecede.
İstemiyorum gece olmasını…
Korkuyorum sensiz karanlıktan, her geceki gibi yine sensiz hayallerim,
yine bu ızdırap, yine bu yüreğimin çığlığı, yine bu derin çığ….
Ne zaman son bulacak bu bekleyiş, ne zaman bitecek bu isyan…
Sevmiyorum geceleri…
Bu ıssız sokaklar yalnızlığımı kamçılıyor, sensizliği yaşatıyor bana.
Ürkek bir çocuk gibi kapkara gökyüzüne bakıyorum endişeyle, durduramıyorum bu ızdırabı, üşüyor yüreğim sensizlikten.
Nefret ediyorum gecelerden….
Öylece bakıyorum bomboş gözlerle etrafa, yoksun yine…
Rüzgar esiyor delice, saçlarımla oyun oynuyor, yüzüme vuruyor bir tokat gibi gecenin ayazı
Olmasın artık gece…
Bilmeyim günlerin nasıl geçtiğini, özlemi yaşamasın bedenim.Gözlerim görmesin karanlığı,
hissetmeyim sensizliğin nasıl bir duygu olduğunu.
Bıktım gecelerden….
Beynimi yiyip bitiren bu hasret yazılarını yazmayım artık, yokluğunu anlatmayım karanlığa,
paylaşmasın benimle gece sensizlik hüzünlerimi.
Son bulsun geceler….
Yerden yere vuruyor bu keder beni, kelepçeler takılmış kalbime suçlu gibi,
kıpırdayamıyorum nefes alamıyorum,
konuşamıyorum. Kaskatıyım, taş gibiyim, öylece donuğum.
Bekliyorum saatlerin geçmesini bu isyanın son bulmasını…
Sabah olsun artık, bitsin bu haykırış geceleri….
Neden hep susmalara teslim yüreğim….
Ne kadar oldu bir tende özlenmeyi hissetmeyeli, ne kadar oldu özel bir geceyi düşlemeyeli…Ben de unuttum artık..Boğuluyorum özlemlerin girdabında.Yürüyorum yollar boyu…aradığım ,belki de sana ait bir şeyler..Seni arıyorum,eksilen ruhuma yama olsun diye..siyaha çalan silinmişliklerin üstüne biraz mavi tonunu katabilmek için..Günü geceye bağlayan akşamlarda ben daha bir yalnızım artık…Biliyorum ki sende en az benim kadar yalnızsın….Elimden gelen pek bir şey yok şimdilik, yalnızca satırlarım var. Gözlerini bile göremediğim gibi, o tutku dolu yüreğe ait sesi bile özler oldum. Biliyorum ki sevgilerin tümünü hak ediyorsun. Bu nedenle seni incitmekten çekindiğim ve sana layık olan doğru cümleleri kurmak için bütün sözcüklerimi tartarak oluşturuyorum…Ne mutlu sana dokunup sesini duyanlara, seni, yüreğini tanımadan yanında gezenlere , hepsi sana çok yakın ama hiç biri hasret değil benim kadar kokuna.
Susuyorum, boğazım yırtılacasına bağırmak istiyorum ama susuyorum. Korkuyorum, yüreğimi sana ihbar etmekten korkuyorum…İhanete hazırdır bedenim alışamadım kendi günahlarıma. Bakarken gecenin karanlığında gökyüzüne, suretini çiziyor kayan yıldızlar, susuyorum ve yalnızlığıma yanılgılarımı eklemeye devam ediyorum. Bu kente sığmıyor artık ne ben nede bendeki sen. Cevaplanmamış bir çok soru var şimdi bende, hüzünün gölgesinde geçen saniyeler ile yaşadığım…
Her aşk kendi hikayesini yaratıyor…Hani terk edilen taraf olmak zordur da,bu hikayenin sonunu yazan olmak kolay mı? Bir gün gelse de bulsam dediğiniz sevgiyi bulduktan sonra tüketip posasını atabilmek kolay değil bence..Bir an geliyor çıkıp gitmek gerektiğini görüyorsunuz hikayenizden. Bitmeye mahkum bir aşkın can damarının kesilme vakti geldi zannederim…
Sen suçu bana yıkmaya,kendini haklı çıkarmaya çalıştıkça…
Anladım ki, hayatımda ki tüm hikayelerin sonu aynı bitiyor..Keşke susarak uğurlamasaydın beni senden be ömrümün delisi….Kıyımların süre geldiği şehrimde, kim kahraman, kim yenik ayrılan…Asla öğrenemiyeceksin..
Gecenin esrarına yüreğimi yazdım bu gece..Dalıyorum serseri karanlığa odaklanıyor gözlerim nedense..Niye gözlerin var hala gözbebeklerimin içinde..Herhalde ben sensizliği bile seninle yaşıyorum… Sevmelerimiz, sevişmelerimiz,sensizken içime gömdüğüm sessiz çığlıklarım,
seni beklerken zindanlarda zamana esir olmuş dakikalarım, hepsi senin olsun…Seni seviyorum
Olur ya gelirsen, kapım kilitli değil ama açabilir misin bilmem… Ben bana yettim sen bana artık yetebilir misin bilmem…
İstemsiz yaşanmışlıklarımın içinde istemesem bile olmam gereken yerdeyim, biliyorum… Her tercih bir terk ediş ve bir yaklaşıştır, ve her tercihte bir kaybediş ve bir kazanış… Her hatada bir öğreniş, bir eksiliş ve her hata bir gözden düşüş ve bir menzilden çıkış…
Zamanın bir saniyesini bile geri çevirmeye gücün yetmezken sen kendini hala güçlü mü sanıyorsun ? Güçlü değilsin… Ve en önemlisi benden daha fazla değilsin. Dedin ya sen bu kadarmışsın diye, ne yazık sen bu kadar bile değilmişsin. Ben bu kadarım ama tekrar ve tekrar yinelenen bir yansıma aynamda: “Görüntümde kendi gözlerimin içine bakabilmenin haklı gururu var yüzümdeki tebessümümde.”
Sahi aynaya bakabiliyor musun ?
Sen bakabiliyorsan bile bence aynalar sana çoktan küs…
Yaşamak zaten zor neden bu daha da zorlamak bazı şeyleri ? Neden aynı hataların tekerrürü? Neden bazı şeyleri düzeltmeme çabası inatla ?Yalanlar görüyorum çevremde ki yazık aşklar bile yalan… Midem bulanıyor… Yalan söylemiyor değilim bazen benimde dilimi dolanır hayali hikayeler ama hiçbirini yansıtmam gerçeğe… Neden bu dil ucuyla söylenen sevgi sözleri…
Erteledim bazı şeyleri, ve bazen mecburi hatırlatışlarım var kendime gerçekleri. Gün geçtikçe kendime daha çok benziyorum, artık bazı şeyleri başkalarına göre yapmak zorunda olmadığımı anladım, artık gözlerim daha bir ben bakıyor, artık saçlarım daha bir ben dalgalanıyor, artık cümlelerim daha bir ben kokuyor…
Mutluluk sadece kendim olmayı başarabilmekmiş sanırım... Yalansız dolansız...
Öyle bir ilişkiye tutulursunuz ki ne sevebilir ne terk edebilirsiniz.
Kör kütük bağlanmışınızdır aslında.
En güzel yıllarınızın, acı tatlı hatıralarınızın ortağıdır.
İç çekişmelerinizin nedeni, yazılarınızın ilhamı, sohbetlerinizin konusudur.
Gözyaşlarınız da, bilinçaltınızda, kahkahanızdadır.
Korkunca saklandığınız bir sığınak, coşunca öptüğünüz bir bayrak…
Sevdanız riyasız, çıkarsız, karşılıksızdır.
Sınırsız ve nihayetsizdir.
Ölmek var dönmek yoktur.
Gün gelir anlarsınız, içten içe bir şeylerin kanadığını.
Tutkulu sevdaların gizli hançeri başlar parıldamaya…
Orasından burasından eleştirmeye koyulursunuz,
Şöyle görünse, öyle demese, değişse biraz ya da eskisi gibi olsa…
Başkalarını örnek göstermeye, “bak onlar nasıl yaşıyor” demeye başlarsınız.
Hem birlikte yaşayıp, hem özgür olmanın yollarını ararsınız.
Aşkınızın gözü kör değildir artık.
Yanlışını görür düzeltmek istersiniz.
“Eskiden böyle miydi ya.”diye başlayan sohbetlerde açılır eleştirinin kapısı.
Açıldıkça bastırılmış itirazlar yükselir bilinçaltınızdan.
Böyle sürmeyeceğini bilirsiniz, değişsin istersiniz.
O, sevgisizliğe yorar bunu… İhanete sayar…
Tutkulu ilişkilerde ihanetin bedeli ölümdür.
“Ya sev böyle ya da terk et” diye gürler.
Bir zamanlar bir gülücüğüyle, alacakaranlığı ısıtan o rüya,
Bir kâbusa dönüşür birden…
Kapatır gönlünün kapılarını, yasaklar kendini size…
Hoyrattır bakmaz yüzünüze, zehir akar dilinden, konuşturmaz.
Sonuçlar, yargılar, mahkûm eder. Mühürler dudaklarınızı. Siler sizi defterden…
“iyiliğin içindi hepsi, seni sevdiğim için…” dersiniz dinletemezsiniz.
Ayrılırsanız yaşayamayacağınızı bilirsiniz ama böyle de sevemezsiniz.
İhanetten kırılmıştır kaleminiz, severek terk edersiniz.
“Madem öyle”nin çağı başlar ondan sonra.
Mademki siz böylesine tutkun iken O hep başkalarını seçmiştir,
Mademki kıymetinizi bilmemiştir, o halde günah sizden gitmiştir.
Lanet ederek bu karşılıksız aşka, çekip gitmeleri denersiniz.
Aşkın göçmenlik çağı başlar böylece.
Daha özgür olacağınız limanlara demirlersiniz bir süre.
Ne var ki unutamaz, uzaktan uzağa izlersiniz olup biteni…
Etrafı bir sürü uğursuzla dolmuş, kurda kuşa yem olmuştur.
Delikanlılar, eli kanlılar, uğruna ölenler, sırtına binenler sarmıştır çevresini.
Gurur duyar onlarla, koynunda besler, gözünü oysunlar diye.
Uğruna kan dökenleri sever, yoluna gül dökenlerden fazla…
“bana ne… Kendi seçimi” diye omuz silkmeye çabalarsınız bir süre.
Ama sonra…
Ansızın kulağınıza çalınan bir şarkı ya da kapı aralığından,
Süzülüp gelen bir korku hatırlatır onu yeniden.
Yaban ellerde, başka kollarda ondan bahseder, ağlarsınız.
Kokusunu özlersiniz, türküsünü söylemeyi, şarkısını dinlemeyi,
Yemeğini yemeyi, elinden bir kadeh şarap içmeyi…
Karşı nehrin kenarından hasret şiirleri haykırırsınız…
Sular kulağına fısıldasın diye.
Dönüp, “seni hala seviyorum” diye bağırmak gelir içinizden.
Dönemezsiniz.
Görmedikçe bağlanır, uzaklaştıkça yakınlaşırsınız.
Anlarsınız ki bir çaresiz aşktır bu.
Ne onunla olur, ne onsuz…
Hem kollarında ölmek, kucağına gömülmek arzusu,
Hem “ne olacak sonunda” kuşkusu.
Böyle sevemezsiniz,
Terk de edemezsiniz.
Sürünür gidersiniz!
Akmasi gerektigi icin akiyor zaman yada adi zaman oldugu icin akiyor sadece ve biz kâh zamanli yasanmisliklarimizla kâh zamansiz yalnizliklarin duraganligiyla akiyoruz yasamak zorunlulugundan hayatin icine ve hayat akiyor icimize zaman zaman...
Calan mi calinan mi...
Eksilten mi eksilen mi...
Kimim ben ? Sen kimsin ?
Zamanin anlamsiz bir diliminde kaybolmus yasanmisliklar...
Hatiralar... Kirginliklar... Kirmalar... Hatalar... Dengeler...Dengesizlikler...
Tekerrur eden bir yasamin ortasinda kalabalik yalnizliklar...
Su gibi akmaktan ote zift gibi yapiskan zaman, kara...
Akip gitmesi ve beraberinde her seyi goturmesi gerektigi halde, ustumuze basimiza bulasmis tum huzun ve mutluluklar zamanla, yalanla, zararla... Kacip gitsen neye yarar , bu siyahlik bulasmis tenimizin en derinine bile. Oysa hayat pamuk sekeri kivaminda agizda erimeli ve hep pembe olmaliydi... Nerden cikti bu siyahlik, bu yapiskanlik... Yakamizi birakmiyor istemesek de zaman... Gunler geciyor ve unutuluyor her sey aslinda unutulmuyor da sadece goz yumuluyor...
Seni yasadim...
Masal gibiydin...
Oysa surekli bir yalnizlik halinin siyah yakiciliginin bir yapayalnizlik uzantisinda...
Yagmur yagiyor lakin arinamiyoruz bile bu karanlikta...
Uzun zaman oldu...
Neydim ne oldum..Aslinda asil dusundugum neydik ne olduk... Ve neler olamadik, neleri kacirdik, tatsizlastik. .. Oysa tek sorunum zamandi... ben cok zamansizdim ve zamansiz geldi tum beklenilenler... Cekiliyorum yavas yavas bilmedigim bir yerlere bilinmezler ustume geldikce...
Zaman... Degiyor bir yerden yaralarima, acilarim daraliyor, yer yer bunaliyorum ve her bunaltan havanin bir muson yagmuru var tropikal iklimimde... KarmasIk her sey. Hangi dakika ne olacagini bilmeden... Kompleks ritim...
Bazen sadece bosluga bosluk ekleyerek yasiyoruz yasama zorunlulugundan, degersizlesiyor her sey , tum anlamlar kayboluyor, uzaklik... yakinlik... her sey yok oluyor, hisler bile donuyor, birbirimize teget bile gecemiyoruz... Dusey asimptot...
Ayni yine gunler... Suskun...Sakin... Yorgun... Ama sanirim mutsuz degil... Yetiyorum kendime zaman zaman ve bazen her sey cok yetersiz anlatmaya kendimi, bilinmezlerimi, icime sinmeyenleri, icime sinip silinmeyenleri, sinmesini istemeyip de zorla icime isleyenleri... Cok zor oyunlarla oynatilmak... Dar geliyor her sey, sIkiyor, geriyor, bunaltiyor, yetmiyor... Standart sapma...
Yuzeysel her sey ve cok icerde gizli aslinda butun gercekler ben iniyorum ama kimsenin pesimden gelmesine izin vermiyorum, sakliyorum, saklaniyorum. Kor bir kuyu gibi benligim... Derin...Bazen gucum yetmiyor... Gucsuzlugume ragmen yine de hala aynaya bakabilmenin hakli gururu yuzumde...
Uzun zaman oldu.. Konusamiyorum... Eziliyor kelimelerim haksizliklarin haksiz galibiyetiyle...
Adın;
Sükut deyip susuyorum..
Gece;
Yine seni düşüyorum..
Bak ellerimde kırık dökük
Umut sökük, neş'e sökük
Giyindiğim hicran, en yenisinden,
Kanattım yine dünleri.
Uykular kan tadında ey sevgili!
Yetim kılıp herşeyinden beni
Yokluğunu ilikliyorlar yüreğime..
İzbe çukurlarda dermansız,
Bir başıma,
Naçar soluklardayım.
Hangi nefeste ansam adını
Bir bahar havası ,avuçlarımda.
Göğüm mavileniyor ,
Yeşilleniyor dalım.
Sensiz hep divane, yorgun
Bilinmez yollara çıkıyorum sevgili!
Kapanıyor, yüzüme kapılar.
Elimde kalıyor tutunduklarım.
Devriliyorum!.
Sendeliyorum, yokluğunun üzerinde.
El ver düşüyorum sevgili!
Ölesi iliştirildim ki acıya,
Sıyrılamıyorum!..
Gel döndür beni bu yollardan!
Sağnak sağnak bir hüzün yağıyor üstüme
Acının küf kokusu ağır,
Kırılgan ellerimde..
Birbirine dolanıyor ayaklarım
Düşüp kalıyorum..
Avuç avuç sen ağlıyorum,
Direniyorum sevgili!
Kanadı kırık Serceler gibi,
Yağmura hasret bulutlar gibi,
Sabahı bekleyen geceler gibi,
Bekliyorum!..
Yokluğun kaplıyor göğümü,
Gülmeler kan tadı,
Geceler hüzün makamında.
Toprağını örtüyor üzerime,
Kaskatı gecenin solukları.
Bir el ver sevgili ne olur
Doğrulamıyorum!...
Adın;
Sükût deyip susuyorum..
Gece;
Yine seni düşüyorum..
Sevdanın tadına varamadım.
Ne zaman bir aşk yaşasam sevdam hep yarım kaldı benim...
Yaşayamadım tüm güzellikleriyle şu AşK denen şeyi,
Ya ben yarım kaldım,
Ya YaRiM dediğim yarım kaldı,
Ya da BiZ yarım kaldık...
Tamam olan birtek şey vardı, O da benim sevdamdı...
Sevdam tastamamdı çünkü giden hiçbir zaman ben olmadım,
Olmayacağımda!...
Hep savaşlar içindeydi yüreğim,
Her defasında yenilse de bitmedi içindeki sevgi de, umutta....
Zaten şu sevgim ve umudum da olmasa biterim ben o anda!
Daha ne kadar dayanırım bilmem ama;
Varımla yoğumla burdayım, SeVDa SoKaĞıNDa!...
Kapımı yine kim çalar?
Kalıcımı gelir, yoksa diğerleri gibi yüreğimi talan edip gidermi?
İçindeki sevgiyi benimle paylaşırmı?
Kafamdaki sorular bitmek bilmiyor,
Çünkü yüreğim artık yenilmek istemiyor...
Bu sefer de AŞK kazansa n'olurki?...
Dünün bügünden çıkarı olmadığını düşündüğüm gibi
Bügününde yarından çıkarı olmağını biliyorum
Ellerim donuk gözlerim nemli
Bak gördünmü yine geldi ayrılık vakti
Beklide sensizlikle yüzleşme saati
Elbette evvelini düşünmeden
Lakin yarınınıda düşünmüyorum bu günün
Yine sensiz uyuyorum yalnızlığıma küfrediyorum
Karşıma çıkan her martıda seni hatırlıyorum
Zaten hatırlamamak mümkünmü?
Seni ben yaşıyorum!
Karşımda onca anı bir gülüş bir duruş
Birde yaralı kalp gayrı senden kalan
Kaç kere diyorum bitsin bu çile
Ah kalbim bari sen dayan
Sonuzluk gibi sensiz
Çaresizlik kadar sessiz
Ve doğruluk kadar asil olmak istedim
Ama nafile, sensiz bu yaz akşamında
Kışı beklerken sahilde
Saçıma düşecek akla gözümde olan yaşla
Ve sensiz geçen bu akşamda
Aşkımı adıyorum denize yıldızları koparıp üzerine serpiyorum sesizce
İçimde olan bu acıyı biraz olsun azaltamıyorum Dayanamıyorum!
Sensiz ben burada nefes alamıyorum!
Gözlerim, o güzel gözlerin ve
Mükemmel güzelliğinin karşısında
Kapanacaksa
Razıyım ben bu hayatın,
Tüm acılarına, tüm zorluklarına.
Kalbim, hayat boyu sevilmenin
Mutluluğuyla sevecekse sonuna kadar
Razıyım ben bu hayatın,
Tüm kötülüklerine, tüm haksızlığına,
Sen de razıysan sonuna kadar
Sevilmeye, sevmeye, mutlu edip mutlu olmaya...
Bekle bitanem bekle
Bekle gelen günü
Arkana baktığında yarınlar çabuk geçermiş.
Bekle bitanem bekle
Beni, bizi, aşkı, yaşamayı, mutluluğu,
Kavuşmayı bekle...
Bekle bitanem bekle
Bir umudun kırık kanadından geliyor seslenişim sana.Öyle sessiz,öyle buruk ve çaresiz...
Siyahlara bürünmüş duruyorken hayallerim,gözlerimde hala senden izler...
Ve ardından derin bir iç çekiş... Sensizliğe,bensizliğe...
BİZSİZLİĞE belkide...
"SUSUYORUM"şimdi...
Susmak çare midir? dersen...İnan bende bilmiyorum.Yıkılışım, şahlanışımdan büyük.
Gittiğin günden beri hergün kendimden vazgeçişlerim,terkedişlerim umutlarımı ya da yokoluşlarım SENDENDİR bilesin.
Bir damla huzur katmak istersen eğer yüzüme,gel yeter...
"GEL..."
Gel de beslediğim bütün umutlarım, gebe olmasın acılara
Gel de , gönderilmemiş mektuplarımı al avuçlarımdan
Oku, ve bilki hepsi sana olan sevdamdan...
Gem vuramıyorum uslanmaz sevgime,gitmek istesemde gidemiyorum.Almışım ya seni mahremime bir kere, istesemde sökemiyorum işte.Vurdumduymazlığın dindirmiyor içimdeki uçsuz bucaksız sevdayı,susuşların engel değil çığlıklarıma. . .
Gitmelerin bile mazereti olmuş seni düşünmelerimin.
Ah o gitmelerin... Sen gittikçe daha çok sevmelerim...
Gitmelerin , bitmelerim...
Acıya alıştım da bir alışamadım olmayışına... Alışamadım cehennemim olan yokluğuna...
Yanmalarım boşa değil.
Bir damla "SEN" istiyorum yalnızca.
Yanmışlığıma...
Bir damla huzur ver ve bir damla SEN...
geceleri sadece Yıldızlarla Paylaşsam Da Yalnızlığımı,
teninin Sıcaklığını Arasam Da Koynumda,
kaybolup Gitsem De Karanlığımda
“ Gel ” Demeyeceğim Sana / Inadına....
uzayan Gecelerle Birlikte
tüketemeyeceğim Hüzünler Sarsa Da Beni
etmeyeceğim Şikâyet,
“özledim” Demeyeceğim
çağırmayacağım Işte / Inadına..
solan Boynu Bükük Bir Gülün Yaprağında
yankılasan Da Yokluğun,
boşluğun Günbegün Büyüyüp
taşsa Da Sokağıma,
katlanmayı Öğreneceğim Yokluğuna,
boşuna Bekleme Çağrılarımı,
gelmen Için Yalvarmayacağım / Inadına.
inadına / Istemiyorum Seni,
beklemiyorum / Inadına.
bir Inat , Bir Gurur Uğruna
çizgi Çektim Herşeye,
yaktım Gemileri.
yanan Ocaklar Sönmese De Içimde
büyüse Alevi / Sarsa Da Beni
“yanıyorum” Demeyeceğim / Inadına...
gelme Sakın,
beklemiyorum Seni ,
seni Sevsem De Ölecek Kadar,
inkâr Ediyorum / Inadına.
gönül Kapımın Sürgüsünü Kapattım,
ölsem De Hasretinden / Inat Bu Ya
gelmiyorum Yanına,
çağırmıyorum Seni Üstelik / Inadına.
anladın Ya
sevdan Uğruna Ölüyorum Ama,
inadına Söylemeyeceğim Sevdiğimi,
sevmiyorum Işte / Inadına!
ELveda deRkeN tüM bitiŞLer; beN biR meRhabayLa ayRıldım seNdeN. Cünkü anLadiM ki iCimde kaLmiSti biR parCaN, Sen gideRkeN …
Gitme Dedim …
Sessiz bir ÇIĞLIK aTTIm aRdInDaN. Sesim CikmaDi. Bogazıma doLandı sevdan..
AqLayaCak, kendimi parCaLayaCaktıM;
aGLayamadiM…..yapamadım…
Seni Sensizde sevebiLeCeGimi sanDıM..
Ve anLadıM.. İnsan nasıL da yaSLanıyoR. Yüzü nasıL üşüyoR anLadıM. Insan nasıL kaLaabaLıK iCinde yaLnıZ kaLıyoR ..
Bugün anLadıM.
İnsan biR sabaH kaLkınCa biR anDa heRSeyiNi kayBedebiLiyoR ..
AnLadıM..
Bir odada bir inSanı bir ömüR boYu naSıL muTLu yaŞatabiLiyoR ..
Gec kaLdiM deRKen deGeRini anLadiM..
eL saLLamadıM aRdındaN.
Sanki giTMeK deGiLde, yıLLaRdıR haSRetLe bekLeNeN biR geLişti bu ayRıLıK .. Sanki iki perdeLik biR tiyatRo oYuNunuN iLk peRdeSiydi gidişin …
Ve iKinci peRdeSi ebediYeN biRLikteLiK saHneSi oLacaKTı..
Birinci peRdeSi biTTi.. HeRkeS bu KoCaMan sevdaYı naSiL yoK ettiK diYe aLkiSLadi Bizi.
Bu yaşananLar biReR oyuNdu. OyunCuLaRSa Sen ve BendiK.
O oyuNsa sevgiydi..
eLveda deMediM , diYemeDiM seN gideRKeN ..
aNLadiM aşkıN neden üC haRf oLduGunu ;
A : aDaMdi.. yaNi seN..
Ş : biR şeLaLeyDi iKi kaLp aRaSinDa aKıP giDeN ..
K : KadıNdı.. yaNi beN..
taMaMı üC haRfTen oLuSan biR haYaT TuzaGıydı aşk..
YanLış kaLbe akaRSa biR ömRü zehRedeN …!!
aşkı da senDe anLadıM beN.. İnce hesapLarın sonunda karar veriLen çıkaRa bağLı sevGiLeR ŞaŞıRtmiŞtı beLki de aşkıN yöNüNü ..
AşKı da, seNi de, beNi de anLadıM ..
AnLadım Ki biR teK ayRıLıKTı biZi teK biR oRtaK NokTada biRLeStiRen …
http://img153.imageshack.us/img153/4316/22773891ac7.png
Isıtan ışığımsın, inadına sevdam,
bitmeyen kavgamsın
gitme gönlümün güneşi
bir bozkır ıssızlığı gibi
bu şehrin karanlık sokaklarında
bırakıp beni gitme
gitme közüm, gitme korum, gitme gözüm…
Gidersen
bütün duvarlar yıkılır üstüme
kimsesizleri ağlar gözlerimde bu şehrin
hüzün sarar sokakları her gece
hicran yağar göklerden yağmur yerine…
gitme gece gözlüm, gitme bahar yüzlüm
gitme öksüzüm
Ellerin yağmur sıcağı senin
gözlerin düğün çiçeği
dudağın gelincik
bakışın ay
vurup ömrümün göçmen kuşlarını
hançerleyip kalbimi gitme
gitme ışığım, gitme sevdam, gitme kavgam…
Gitme sevdamsın
gidersen duman olur ağarım sokaklara
incecik bir yağmur olur yağarım
uyku tutmaz geceleri
uzak yıldızlara takılır kalır gözlerim
kaybolup giderim bu kalabalık şehirde
gitme delikızım, gitme yürek sızım, canyıldızım
Gitme gönlümün nazlısı
bakışlarımı bir boşluğa ilmikleyip
sonsuz kederimle başbaşa bırakıp gitme
gitme çöl olur, gitme ölüm olur
bir yaprak gibi kurur gider ömrüm rüzgarda
aysız, güneşsiz kalırım, susuz, havasız
gitme ölürüm
gitme
Gitme gece gözlüm, gitme öksüzüm
gidersen bu şehir sensiz kalır
seni ararım bütün duraklarda
bütün sokaklarda seni ağlarım
gitme anılara kar yağar
gitme dört mevsim ayaz olur
dört mevsim sonbahar
gitme ey yar
ağlatma beni sevda kapılarında
eğme boynumu
üşürüm, donarım her gece sokaklarda
Gitme yüreğimin sızısı
gitme alnımın yazısı, gönlümün nazlısı
gitme duman olur, tufan olur, ah olur
kuşlarda çekip gider bu şehirde
ne güneş doğar, ne sabah olur
her saniye bir can verir ömrüm
ölürüm sevda kapılarında
ölürüm gitme
gitme
Yokluğunun girdabında dönerken ömrüm,
Bir bardak çayın sıcaklığında
Ve bir dal sigaranın yanışında aradım seni.
Aldığım her yudumla içime,
Çektiğim her nefesle,
Yüreğime koydum seni.
Tesellinin ferahlığında geçerken günlerim,
Ufuktaki güneşin ışığında
Ve bulutlar ardındaki hayal ülkesinde aradım seni.
Gördüğüm her parıltıda günlerime,
Daldıgım her hayalde, ömrüme koydum seni.
Soğuğun ve karanlığın derinliğinde geçerken gecelerim
Bir uzak yıldızın yerinde,
Ve gecelerin korkutan sessizliğinde aradım seni.
Baktığım her yıldızda dileklerime,
Yattığım her uykuda başucuma koydum seni.
Kuruyan yaprakların hışırtısında geçerken baharım,
Bir yağmur damlasında
Ve sonbahara inat kurumayan yapraklarda aradım seni.
Düşen her damlayla gözyaşlarıma
Ve hazana inat çiçekler açan dallarıma koydum seni.
Hep yanımda olacağın günleri beklemekle geçerken yıllarım
Ansızın kapının çalınışında
Ve sabah uyandırmak için;
Omzuma dokunan elde aradım seni.
Açtığım her kapıda karşıma
Ve hiç ölmeyecekmiş gibi yaşadığım
İmkansız anlarıma koydum seni.
Sessiz bir film gibi gözümden geçerken hatıralarım,
Sevdayı oynayan bir oyuncuda,
Hep kazanan bir başrolde aradım seni.
Hayatımın her sahnesinde
Ve çekim hatasının olmadığı bir ömürde sevdim seni...
Benim deli yağmurumsun sen.Her yağdıgında içime işleyen deli yağmurumsun. Sen yağdıgında bazen kaçışan insanları görüyorum hayret ediyorum.Kızıyorum içten içe öfkeleniyorum onlara.Kimsenin sahip olamayacagı ıslaklıgı yaşıyorum seninle ama kimse bunun farkında olmuyor.
Kendimi bazen bir gölgede yada çölde acmaya çalışan papatyaya benzetiyorum tek yaşama kaynagımın sen oldugunu biliyorum..Kurak günlerde bile bıkmadan usanmadan seni bekliyorum.
Hee dersenki hiç umudunun tükenmediği gün olmadımı diye oldu olmazmı..Ama yine sen geldin aklıma çünkü ben sabırsızdım sen yağacagın zamanı bilirdin..Ne çok yağardın sel olurdun nede az yağar beni senden mahrum ederdin.
Ama şimdi o günler geride kaldı.Yine kurak günler yaşıyorum ve yağmanı bekliyorum deli yağmurum yağ artık….
Kalsana ..!
Kara geceler boğazıma ilmik ilmik düğümlenir gidersen..
Geceler kavuşmaz sabaha..
Kalsana..
Nolur az biraz daha kalsana..!
.
.
Kalırsan anlamsız düşlerim anlam kazanır..
Kalırsan sigaramdan çektiğim nefes azalır..
Gidersen ömrüme biçtiğim süre kısalır..
Gidersen yaralı kalbim "kalsanaaaaaaa" diye haykırır..
.
.
Kalsana..!
Nolur az biraz daha..
Kalsana..!
.
.
Yan cebimde kelimelerim var her an oynadığım..
Gidersen yan yana getirip cümle kuramadığım..
Önemsiz gibi görünür sana olan kırgınlığım..
Ama olsun..
Gitmek istiyorsun ya..
Git..!
Kalırım başbaşa kelimelerim ve kırgınlığımla..
.
.
Bu gece sözler ağır,sözler acı..
Olur ya hani kalmak istersen..
Artık kal-ma..!
Gitsene..!
Nolur..
Az biraz daha gitsene...!
Sen giderken,ardından susarak izledim ya her adımda daha da uzaklaşmanı; ben büyük bir ustaymışım meğer ayrılıklar üstüne…çığlık çığlığa bir isyana kucak açmıştı gözbebeklerim.
Ne yağmurlar yarışabilirdi gözlerimden süzülen damlalarla, ne de şimşekler sana gönderdiğim ahlarla…
Gittin ey sevgili. Acımasız bir terk edişti seninki. Ellerini bile tutamadım son kez. o hırçın bakışlarınla eğildi başım, büküldü belim. Bir anda ihtiyarlarmış insan , inanmazdım.
Gerçi beni böyle yapayalnız bırakacağına da inanmazdım ya, oluyormuş meğer. Olmasaydı,
Gitmeseydin, beni bırakmasaydın böyle korkular içinde… ah be yaralı yüreğim.ikimiz kaldık şimdi. Ben senin yaralarını sararım elbet, ya benim en derinimdekiler?
Herkes , bırak diyor şu keskin cümlelerini. Ne yapsam olmuyor, zaman daha keskin sözcüklerimden. Geçmiyor. Sanki bir sonsuzluğun içinde her saniye kılıç kuşanmış gibi başucumda. Ve her saniye biraz daha yaralıyor beni. Üzüldüğümü söylemedim kimseye. Güçsüzlük bana göre değil. En azından öyle bilirdim şuana kadar. Acılarımın taştığı bir anda, kendimi buldum ya o köPage Rankünün başında, nasıl geri döndüm hatırlamıyorum inan. Geçecektim her şeyden. Hayat beni bırakmıyordu,ben bırakmalıydım. İşte en keskin cümlem buydu aslında. Olmadı yapamadım.
Geri dönüşlere umutlar bağlayan biri değilim artık. Gelme de zaten geri. Bulmak göreceli ey sevgili. Seni karşılayan ardından susan ben olmayacağım, bu belli. Ama sen ne görürsün, ne bulursun kapıyı açan bedende inan ben bile bilmiyorum. Acımasız bir adam oldun diyor herkes. Olur mu hiç? Her an acılarla yaşıyorum ben. Hiç bu kadar bütünleşmemiştim acı denen gerçekle. Nasıl acımasız olur muşum? Tanımıyor bu insanlar beni. Bir erkeğin nasıl sevebileceğini bilmiyorlar. Ve nasıl yok edebileceğini kendini bu hayatta.
Dedim ya,susmak en büyük hünermiş. İlk defa konuştum sana bu sayfalarda. Galiba kaybettim ustalığımı…
******************************
Çatı Arası…
—hayatımda bir neden var ki; onun için yaşıyorum…
Bir geceydi!
Çatı arasında ıslak duygularım vardı;
İçime çektiğim sadece yarım kalmış bir aşkın kokusuydu…
-“gör sevdiğim,” !
Hayatımın aşkı! Sonbaharımın gecikmiş yağmuru,
“gül yüreklim” yıllardır yazılmamış masalların prensi…
…sevgilim, aitliğim;
Ben hala sende kendimi görüyorum…
Yalanım yok! Çünkü ben sadece sana âşığım…
Sadece bir geceydi!
Yâr olduğun bu mecnun gönülde çoğalırken,
En çok hayatın bu yanını seviyordum, seni düşünmeyi…
Aklıma ilk gelendin,
Ruhumda hiç açılmamış bir papatya gibi…
…düşüyorsun sevgilim; içimde güzelliğinle büyüyorsun…
Bir geceydi!
Mevsimlerden çalınma ya da takvimlerden,
İçimde koşan senliğinken; bu sözlerim sadece sana sevgilim…
—hayatımda bir neden ki- onu çok seviyorum…
***********************************
http://img113.imageshack.us/img113/4637/heartli9ee3bv3bz5.jpg
Özlemim
hasretim
olmayan
ve belki de
hic olmayacak
vuslatım'sın sen benim...
Aşk aşk beklediğim
Sevgi ile beslediğim
sevda sevda kokladığım
rüya rüya dolaştığım
sabah sabah aradığım
esmeyen
ve belki de
hic esmeyecek
seher yelim’sin sen benim…
Ümidim
ışığım
Kalbim
yıldızım
mehtabım
ve
hiç bir zaman
bitmeyecek
batmayacak
GÜNEŞ’imsin sen benim...
Şimdi aktı
dogaçlama
yüreğimden
bu dizeler
parmak uçlarımdan
klavye tuşlarımdan
bağrımı delen
yürek vuruşlarına...!
Nefesimle çaldığım
NEY'imsin sen benim
Gizli gizli dudaklarımdan süzülen siirlerimdin
Cisil cisil gözbebeklerimden hasretine akıttıgım gözyaşlarımdın
Ve bil ki ; Acılar sevipte kavusamayanlar içinmiş
Yaşıyorsam seni , acılarımda büyüttügüm en tatlı gülüşlerimsin
Ne gidisinin nedenini bilmek isterim
Ne de senden bana kalan kahırları gözyaslarımı görmek isterim
Beni sadece senin kalbine gömsünler
Üstüne ise acılarımın en soguk gözyaşlarını sersinler
Ve mezartasıma gönül kalemiyle su satırı not etsinler
Adı ; Yalnızlık
Soyadı . Kahır
Dogum Tarihi : Seni Seviyorum dedigim ilk an ,
Ölüm Tarihi : Avuclarımdan seni kaybettigim zaman
Ruhunu icten ve samimice bir gözyaşı..
Artık geceleri seni kaybetmenin kabuslarına uyanıp cıglık atmayacagım.
Hüzün kokan kalbimle sana mutlulukların en güzelini yazamayacagım
Sen beyaz gelinligi giyerken
Ben coktan senin günahlarına yanmaya başlamıs olacagım
Ben seni sende yaşarken senin hasretinde nefes alıyorum
Ve sabahları senin umutla yeniden dogarken
Ben gecenin koynunda senin icin bin defa ölüyorum..
Ben askına ölmüs bir sevdanın en güzel siirin son satırıyım
^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^
Tüm yaşanmışlıkları
Unutturur mu zaman..
Mutluluğumu geri verebilir mi?
Seninle dolu gecelerimi
Aradığın zamanlarda ..
Yüzümde beliren gülümsemeyi
Söyle geri getirebilir mi?
Yaşanmaz kılarmı ayrılığı..
Yine hissedermiyim
Güven veren sıcaklığını...
Unutturabilir mi
Camdan kırıkları...
Unutmadım ben hala
Son bakışını..
Gözlerimi senden kacırışımı...
Caresizce gidişimi...
ßen giderken seninin yiti$ini..
Unutmadim...
ßeyaz bir güldüm
Senin ellerinde..
Canını acıttım..
Acıdım..
Öylece bir köşede kalakaldım...
Sensiz bende kanadim..
Hani Rüzgar değse kirpiğime
Kan damlardı baktığın yere..
Kirpiğime ayrılık değdi..
Gelsene...
Hani gelmediğin gün ölürdün...
Bak sen gelmedin ben öldüm...
Duydum ki;
Unutmak istemişsin adımı,
Yakmak istemişsin hatıralarımı.
Ne diyebilirim ki,
Ben senin günahlarına kefil olmuşken
Sen adımı unutmaktan başla ilk önce.
Sonra da hatıraları yakmakla devam et.
Yeter ki sen unut beni..
Dağ olur katlanırım yalnızlığına,
Toprak olur alışırım yokluğuna..
Unuttuğunu bilsem de ,
Yine ben kefen olurum acılarına..
Haydi adımı sil dudaklarından..
Sonra da ,
Fakir yüreğimi sonsuza dek çıkar hayatından..
Yollarında toz,
Dudaklarında söz olmuşken..
Git hadi...
Sana verebileceğim tek birşey vardı;
Yamalı bir yürek..
Canımı " canından " sök de git...
Merak etme,
Gözlerimde kanasa da adın,
Yüreğimde yine sana ağlarım.
Sen istemesen de,
Sen beni sevmesen de,
Koynundan ölüme koşarım..
Giderken,
Dudaklarıma mühürle taze günahlarını.
Yüreğinde tek bir cümle kalmasın bana dair.
Sen unut beni.
Hatıraları da hiç yaşanmamış say...
Dudaklarında ölmüşken,
Ölümle hayat arasına
Meteliksiz yokluğun girse
Ne fark eder ki sevgili...
Git hadi,
Bırak sevdam ıslanmasın parmaklarında
Bırak adım anılmasın dudaklarında..
Adımı unutmuşken,
Beni iki dudağın arasına gömsen
Ne fark eder ki sevgili..
Ben yaşarken " sana " ölmüşüm...
Giderken benli hatıraları sök takvimlerinden.
Sende hiç var olmadığımı,
Yüreğine hiç dokunmadığmı düşün.
Yarım bedenimi dudaklarında öldürerek git..
Hadi bekletme elindeki tetiği.
Körpe acılarını ,
Soğuk namlunun ağzına verip
Günahlarınla tam yüreğimden vur beni..
Bir ikindi vakti,
İki dudağın arasına kefensiz göm..
Ne çok şey anlatır gözyaşları…Bazen söylenemeyen sözlerin sesi, bazen bir pişmanlığın diyeti ,bazen de bir sevda nefesi…Sessizliğin çığlıklarıdır aslında gözyaşları…Anlatılamayanı anlatmak ister karşısındakine…Eğer anlayabilirse…
İnsanoğlu bi garip…Sevinir ağlar, üzülür ağlar, hasret çeker ağlar, kavuşur yine ağlar. Kelimeler kifayetsiz kaldığında, gözyaşları görev başındadır.
Aslında ağlayabilmek büyük bir nimet…Ve ağlamak taş kalpli olmadığımızı gösteriyor. Hala insan olduğumuzu, hissettiğimizi, DUYGUSUZ olmadığımızı…
Ama bazen gözpınarlarından aşağı süzülemez gözyaşları…Onlar dışa akıp ziyan etmezler kendilerini…Çünkü çok daha önemli bir görevleri vardır. İçteki bir yangını söndürmek isterler. Göz kapaklarınızın alev alev yandığı, boğazınıza bir şeylerin düğümlendiği, burnunuzun direğinini sızladığı oldu mu hiç? Dikkat ettiniz mi o anlarda gözyaşlarınızın istikameti neresi? En zor olanı bu belki de…
Ağlamak zayıflık mı? Neden ağlamamız gereken anlarda; yumruklarımızı, tırnaklarımız avuçlarımızı kanatıncaya kadar sıkar, boğazımızdaki düğümleri yutkunarak gidermeye çalışırız? Neden kaçırırız buğulanan gözlerimizi başkalarından?
Bakın ağlıyorum işte! Utanmıyorum kimseden…O kadar içime akıttım ki gözyaşlarımı!…Artık zapdedemiyorum içimdeki çağlayanı….
Ağlıyorum dostlarımın vefasızlığı için
Ağlıyorum Yaradana vefasızlığım için
Ağlıyorum özlediklerim için
Ağlıyorum özleyip de kavuşamadıklarım için
Ağlıyorum içimi acıtan kalp kırıklıklarım için
Ağlıyorum istemeden de olsa kalbini kırdıklarım için
Ağlıyorum unutulmaması gerekenleri unuttuğum için
Ağlıyorum Rabbime hayırlı kul olamadığım için
Ağlıyorum yaklaştıkça uzaklaştıklarıma
Ağlıyorum tanıdıkça çirkinleşenlere
Ağlıyorum kıymetini bilemediklerime
Ağlıyorum sevsem de yüz bulamadıklarıma
Ağlıyorum ziyan olan yıllarıma
Ağlıyorum bir ömür ağlayamadıklarıma...
Seni anlıyorum,çünkü hayatta iyi ve doğru insanlarla karşılaşmak çok zor.Sen de tedbirini almışın ama ben çok safım biliyo musun? Herşeyimi paylaşırım...yeter ki bir insan bana değer versin.ben o'na sunarım tüm gerçeklerimi...ve değer verdiğim insanlar da hayatımdan çok çabuk kopar beni en çok üzen şey bu işte, bende mi hata var? Hayatın kendisinde mi? yoksa biyerlerde aşılamıycak engeller mi mani oluyo bunlara?
O gün gelecek elbet... Bana mutluluk tohumları serpen hayat, elbet bir gün meyvesini sunacak bana ve ben hepsini yemiycem o meyvelerin çünkü beklemelerim onları bir anlık yaşamak için değil. Tadını çıkaracam elbet ve her seferinde biraz ısırıcam mutluluk meyvesinden...Çekirdeklerini de mutluluğa ihtiyacı olanların yüreğine
ekicem...Başka bir yürekte başka bir şehirde başka zamanlarda yeşerip tekrar meyve versinler diye...
Yazacak o kadar çok şey var ki güzel dost...
Yazdıkça yazmak düşündükçe düşünmek sevdikçe sevmek rüzgarları fısıldıyor bana doğru...ama bi yerlerde durmayı bilmeliyiz di mi? Zaten hayatın en zor olan yönü bu değil mi? Bir hayalinden etmese seni? Gerçeklerini hemen saplıyor beynimize bir kurşun gibi...Öldürmese bile acısını çok derinde hisssediyoruz kaybettiğimiz hayallerin içindeki değerlerin...
Sen güzel insan!
kaybetmek olmasın hiç yaşamında
olmasın mutsuzluklar
olmasın karanlıklar
solmasın hiç sana sunulan güller
kurumasın teninde sakladığın yapraklar
bitmesin hayallerin.
ulaşamasın sana
kötülük.
ıslanmasın hiç gözlerin
dokunmasın sana
hüzün
ve sen güzel insan!
beklediğin zaman
hep daha güzelini getirsin sana
bitmesini istemediğin güzelliklerin...
Ayrılıkları sevmem ve hiçbir ayrılık kayıp değildir benim için çünkü kazandırdıkları ilgilendirir beni!
Senle ayrılmayı düşünmedim çünkü seni kazanmak için çok daha fazla çalışmam savaşmam gerek biliyorum ama sende bitmiş isem; yapacak birşey yoktur o zaman! yeni bir beni sana sunmaktan başka....
merhaba güzel insan....
Sevsen de , hadi git ne olur
Yağmurlarda üşümeni istemem gülüm.
Kıyamam sana , bilirsin.
Senin gözlerine yağmurlarım inmesin.
Kara bulutlarım yüreğini incitmesin.
Ben yağmurlarda yaşamaya alışkınım.
Sen güneşli sabahlara uyanmaya layıksın gülüm.
Hadi koş ne olur aydınlık sabahlara..
Kıyamam sana bilirsin,
Dokunma seni seven yüreğime.
Dikenimle kanamasın narin ellerin,
Acılarımla yanmasın yüregin.
Daha fazla ağlamadan gözlerin,
Hadi git ne olur.
Sen, baharların kınalı çiceği,
Ben, karlı dağların yaralı dikeni.
Ben acılarla yaşamaya alışkınım.
Sen ise baharlara layıksın gülüm.
Hadi koş kırlara, mevsim baharlara
Her sabah,
Sen gözlerinle baharlara uyanırsın.
Ben ise karakışlara...
Kıyamam sana, bilirsin.
Karakışlarda üşümesin ellerin
Ayazlarım üşütmesin yüreğini.
Seni ölümüne sevsem de
Hadi gine olur git.
Ben karakışlarda yaşamaya alışkınım.
Baharlarına hazanlarım erişmeden
Hadi koş kınalı saçlarınla
Güneş huylu yetimlerin pembe düşlerine...
Su, hiç ateşi ağlatabilir mi ?
Yağmur, hic güneşi ıslatabilir mi ?
Hadi git ne olur.
Durma daha fazla karanlıklarımda.
Hadi koş ne olur güneşli sabahlara.
Mutluluklar sadece sana yakışır gülüm.
Merak etme sen beni,
Baharın koynunda gülümsüyorsan,
Gülüşünle ayazlarda ısınırım ben...
Karanlığa tutsak bir yalnızlıktı yokluğun,
Dinle sevdalım,
Seninle büyüyen bir aşkın çaresizliğiydi içimde,
Her haykırışta binlerce parçaya ayrılan suskunluğun,
Geçer gözlerin önünden aylar,hesapsız yıllar,
İstemesende,
Döner yüzünü mevsim,saçlarını savuran rüzgara,
Ve ben bir yağmur damlası,
Bir seni bilirim,
Seni özlerim,
Kapılıp giderim peşinsıra kör kuşlara,
Dağ olurum geçit vermem,
Nehir olurum beklemeyi sevmem,
Sen olurum,
Seni hiçkimseye değişmem,
Düşerim bulutları öptüğün sabahlara,
Kimseyi sen kadar özleyemem,
Her suretten sensizlik kalır mühürlenmiş sevdalara,
İklim döngüsüdür avuçlarındaki hasret,
Yürek törpüsüdür,inanamazsın,
Bu gözler,bu dudaklar,
Yokluğuna yazılan,ne şiirlerin sürgünüdür,
Ağlamak istersinde,
Ağlayamazsın,
Ve geçer sevdiğim dokunamadığın her zaman,
Geçer gider ömürden aşk,
Anlayamazsın....
*Yaşamayı deniyorum sensiz...
Beklemiyorum artik seni.. Biliyorum artik,
gelmeyeceksin; yine umut ciceklerim solacak,
yine aglayacagim, yine hickiriklar arasinda bogulacagim..
Ama sen gelmeyeceksin. Ben hep burada kalacagim...
*Yasamayi deniyorum sensiz...
Pismanliklar icinde.
Bogazimdaki dügümlenmis hatiralarin anisiyla,
seni icimde bitirircesine resimlerimizi kestim tek tek,
mektuplarimizi yaktim kül olana dek...
*Yaşamayı deniyorum sensiz...
Unutmanin zor oldugunu bile bile...
Beni sevmediginin farkinda,
bir ömür gecirdiginin gerekcesiyle...
Yüregimdeki, icimdeki isyani susturmaya calisarak...
*Yaşamayı deniyorum sensiz...
Karanlik yollarda tek basima gezerek.
Sabaha dek zamanla yarisip,
günesi sahit tutuyorum tövbelerime.
Biten her sey için yeniden
baslatiyorum icimdeki mücadeleyi...
*Yaşamayı deniyorum sensiz...
Bir masal misali siliyorum seni düsüncelerimden...
Hayalin gölgem gibi pesimdeyken,
ben geceleri yasakladim kendime.
Zaman gün isiklariyla baslayip bitiyor benim icin...
*Yaşamayı deniyorum sensiz...
Rüzgara saldim maziyi, alevlere verdim yüregimi..
Tipki ömrümü yoluna verdigim gibi...
Ama bu sefer baska bir amac icin:
sensizlik icin yapiyorum bunu...
*Yaşamayı deniyorum sensiz...
Sahile carpan dalgalarin,
bizim müzigimizi kulagima fisildamasina
izin vermiyorum.
Artik mehtapli gecelerde yakamozlari gözlemiyorum.
Hicbir vapura binmiyorum;
kendime engel olamayip sana gelirim diye...
*Yaşamayı deniyorum sensiz...
O cok sevdigim aynaya bakmiyorum artik.
Kendimi, gözlerimde gözlerini,
yanagimda buseni, saclarimda ellerini
görmekten korktugum icin.
Dayanamayacagim yeni bir firtinaya kapilmamak icin...
*Yaşamayı deniyorum sensiz...
Aklimdan her gecisinde yüregimin
burkulmasina katlanarak,
ismin her anildiginda duymamazliktan gelerek...
Sanki seninle hic olmamisim gibi devam ediyorum...
*Yaşamayı deniyorum sensiz...
Siirlerime düsman oldum, yazmiyorum artik.
Bütün hislerimi, hayallerimi,
düslerimi bir cöl yalnizligina mahkum ettim.
Susuz birak onlari. Belki biraz akillanirim...
*Yaşamayı deniyorum sensiz...
Yüregimdeki acilarla, aldigim yaralarla,
dayanmaya zamansiz gidisinle;
alismaya çalisiyorum bu hayatta.
Belki caresiz, belki acizim ama
basim bir KARDELEN gibi dik ve ayakta olarak....
///////////////////////////////////
Yas tutan iki çift gözdü yoklugunda , geceler sessiz , geceler sensiz , mutluluk bensiz , hazanlar nedensiz , karanlıklar sebepsiz çökmüştü dünyama..Yorgundu yüregim hasretini çekmekle , gözyaşlarıma sarıp sevdanı mechullere dogru gitmekle , sensizligi katıp gecelere yorgun düşmekle yeterince acılara büründü....
Sebepsizdi gidişin , anlamsızdı veda edişin , ne kadar da içimi sızlattı unut deyişin ve sonra arkana bakmadan öylece gidişin....Günahlarını üzerime öylece yükleyip , kalbime hanceri indirip , yüregin sızlamadan ellerini bana dogrultup elveda deyişin yüregimin azaplara boyun bükmesine neden oldu...
Nasıl gidebilirdin , böyle veda edebilirdin , sevdamızdan büyük bir maziyi üzerime nasıl yıkabilirsin , nasıl nasıl gidebilirsin..
Solarken umut güneşi , yanarken sevda ateşi , nasıl katlanılır bu ayrılık işi , nasıl nasıl gidebilirsin..
Anılar yorgun bu akşam
Sorma nasıl geçiyor sensiz yaşam
Kalbin sanki bir taştan
Git dönme alıştım zaten
Siyaha bürünüp hüzünleri giysemde
Mazinin yüküyle ezilsemde
Gözyaşlarım damla damla dökülsede
Git dönme alıştım zaten
Öylece gitmek sana yakışırdı
Gönlüm kendiyle savaşırdı
Gün gelir sensizligede alışırdı
Git dönme alıştım zaten
====================================
Şimdi;
Dilimde dua, gözlerimde yaş, ciğerlerimde nefes,
Yüreğimde ateşsin..
Sen! Teninde rüzgar olduğum;
Hadi Kan ol, dol damarlarıma..
Nur ol hadi, yağ ruhuma..
Yağmur ol, bir son ver susuzluğuma..
Çığlık ol, dağıt sessizliklerimi..
Hadi kapla bedenimi, bitir sensizliğimi..
Aç avuçlarını gökyüzüne, bir dua dökülsün dilinden..
Yağmur damlaları dolsun içine Kevser’den..
Sür parmaklarını dudaklarıma, kapansın çatlakları..
Mucizem ol hadi, doldur ömrümdeki boşlukları..
Şimdi;
Dilimde nağme, tenimde koku, ellerimde ter..
Kalemimde mürekkepsin..
Sen! Alnının yazısı olduğum..
Hadi Can ol, katıl bedenime,
Geleceğim ol hadi, umut ver yüreğime,
Işık ol, bir son ver karanlık gündüzüme, geceme,
Benim ol, helalim ol, teninin kokusu dolsun evime,
Hadi Yemin ol, benimle yaşayıp, benimle ölmeye..
Payıma düşen her şeyi erteledim.
Ama erteleyemediğim bir şey vardı, sana benziyordu.
Ne dün, ne bugün, ne de yarin...
Hangi gün kavusur elim sana?
Hangi gün gözlerin gözlerime deger?
Hangi gün ellerin yüzüme dokunur?
Hangi gün kokunu içime çekerim?
Hangi gün yani basimda nefesini hissederim?
Bugün'mü?
Hayir!
Yarin'mi?
Hayir!
Bir gün, Bir 'yarin'...
Adina ask diyorlar, gelecek diyorlar , Bana Yetmiyor !!
Her şarkımda sana bir adım daha yaklaşmak istiyorum.
Bir başka dilden seviyorum, kırmızıdan daha uzundur...
Yüregimin en güzel yerini alanla,
Gün geçtikce canimin parçasi olup gidenle,
Herseye ragmen yüzümdeki tebessümümün nedeni ile,
Hayallerimin,
Umutlarimin,
Yarinlarimin tek sahibi ile,
Mucizem'le,
Hasretim'le,
Sebebim'le,
Bekledigim'le,
Bir gün kavusacagimi Iyi bilirim
Ve ben:
bir kentin ortasında
çığlık çığlığa bağırarak tek başına kalsam da yine seviyorum seni.
Ve sen:
Uzaksin, Yakinsin, Özlenensin, Ama Bugün DegiL Yarin Gibi Bir 'Sey'sin Sen
“ -susmak aşkın dilidir- diyen sevgili konuş şimdi, kelimelerine ihtiyacım var…”
Parça tesirli sancılar düşüyor kalbime…
düştükçe uçurum, sancıdıkça aşk…
ve aşklaştıkça kalp
daha çok parçalanıyor hayat
yaklaştıkça daha bir özlüyorum
kabul ediyorum,galibimsin
ve ben her şeyini savaş alanında bırakan
mağlup bir komutan gibiyim şimdilerde..
tüm zaferlerimi sende yitirmişim
kör bir şahinin gözleriyle yol arıyorum kendime
sana çıkmayacağını bildiğim yolları görmekten korkuyorum belki de kim bilir?..
çıkmaz sokaklarda kısır kalıyorum döngülere.. ve ben dönemezken kendime labirentlerinde kaybolmuşken, sağım sen, solum sen, yolum sen, yönüm sen olmuşken, senden gayrısına yok,yokluğuna râm olmuşken,
susma ömrüm!...
yol kesil cehenneme...
keskin bir virajsın içimde bir türlü alamadığım..
ne zaman geçmeye kalksam senden,
ya bir uçurum boşluğu, ya bir şarampol oluyor sonum..
uzanan elleri tutmuyorum..
yüreğime taktığın alyans tutuyor içimi,
içini bırakmıyorum..
dul bir hasrete yâd/igar kalıyorum ötelerde
Yar dediğimi ağyar, yaban dediğimi yar sanıyorlar..
Sancılanıyorum sessizliğine
Tam vakti;
susturucu takılmışken yüreğime,
haykıramazken,
her kurşun içimi parçalarken,
infilak ederken isyanlarım sensizliğe,
ve akarken gözümden ırmak ırmak,
susma ömrüm!...
''İz bıraktım...Acemi bir katilim...
Ne zaman birini yaralasam en çok kendimi kestim...''
her nefesin...
soysuz kederin...
parmak izlerim...
ele verir mi beni parmak izlerim...?
körebe oynarken ebe hep bendim.
duvarlarda hep benim parmak izlerim.
gözlerini kapatan ben.
kimi kaybettim; kimi aradım; kimdi saklanan...
başımı yaslayıp avuçlarımı yumruk yaptığım o duvar ne soğuk şimdi..
o mu, ben miyim bunun sebebi...
Kalbimde ki izlerin...
Ve tüm rağmenlerde ki hassasiyetin...
...
Hüznüm elleri cebinde bir ayaksesi...
Yağmur silermi bu hayattan izlerimi...?
Oysa gözlerim dolmaya ne kadar da hevesliydi...
sesim buğulanmaya...
hüznüm kıpırdanmaya...
ve susmaya dilim...
kesilmeyen bir soluk sebebim...
bilmiyorum kavgam kiminle?
yenilgim kime?
ne çok soru işaretim var kafamın üstünde dolaşan,
soluma taşan...
solumu taşıran...
inciten...
dağıtan...
''gözlerime baktığımda gördüğüm ben değilim''
ben değilsem içimdeki kim...
içimdeki "problem kalp" kimin...
Bu gergefteki kusur bensem...Kusursuzluk kim?
Tüm ebelemelerim...
Hayattan saklanırken ebelenişlerim....
Parmak uçlarım
Ve serzenişlerim...
Herşeye rağmen...
Çok Şükür...
Şükür ki seninim...
Hala seninim...
Düşün diye...
Sadece bir kez olsun beni düşün, çektiğim acıyı bir kez olsun hisset diye!!!!
Korkuyorum; her geçen saniye sanki sensizliğe bir adım daha yaklaşıyorum.Her gidişinde daha çok acı çekiyorum ve her dönüşünde belki bu sefer gitmez diyorum. Mutluluk o diyorum.. Mutluluğa dair ne varsa onda diyorum… Nefes almaksa yaşamak yaşıyorum ama havayı solumaya benzemiyor; sen olmazsan nefes alamıyorum. Geceleri gözlerimi kapatıp hayaller kuruyorum, her sabah seni görme hayali ile uyanıyorum..
Biliyor musun? Hiç pişman olmadım seni sevdiğim için, belki hayatımda verdiğim en doğru karardı seni sevmek… Keşke seni başka zaman tanısaydım; belki o zaman hayat karşısında bu kadar yorgun durmazdım. Ağlarken gülmeyi öğrettin bana, en kötü anımda gülmeyi ve hiç kimsenin başaramadığını yaptın.. Sevmeyi öğrettin..
Önceden hiç düşünmezdim bir gün gideceğini ve bir daha dönmeyeceğini.. Ama onu da öğrettin.. Bu güne kadar sana kal demedim.. Yüreğimin dediklerini hiç söylemedim.. Çok denedim söylemeyi ama beceremedim. Şimdi bunları söylemem saçma gelebilir sana çünkü buradasın, yanımdasın ama biliyorum yine gideceksin.
Sen korkularını seviyorsun.. Bense korkularımın üzerine gitmeyi, savaşmayı ve hatta gülmeyi KAYBEDERKEN BİLE... Artık biliyorum, bir daha gidersen son gidişin olacak…
Ve benim son bekleyişim, son vazgeçişim sevdandan... Bıraktığın son acı..
Çektiğim bu acıyı yalnız sen duy, sen anla diye...
Bir sen bil diye...
Her gece düşünüyorum seni
Düşüncemin en ıssız yerlerine bile,
serpiştiriyorum hayalini
Henüz tanışmamış olsa da tenin tenimle
Kapattığımda gözlerimi karşımdasın,
rüyamdasın uyanıkken bile
Hani her kışın ardından, baharı özlersin ya
İşte öyle özledim seni
Sigaramın dumanı odama resmini çiziyor,
bana inat
Yatağım yorgun bir bedenle buluşmayalı çok oluyor
Sabahlara kadar geziyorum
Bazen güneş doğuyor üzerime
Daha önce hiç gitmediğim, yabancı bir yerlerde
Düşüncen beni kocaman şehirlerden,
küçücük odalara hapsediyor
Anahtarına ulaşamıyorum.
Ben bu kadar özgürlüğüme düşkünken
Sana karşı koyamıyorum
Hani her kayboluşun ardından
tanıdık bir ses ararsın ya
İşte öyle özledim seni
Hayat olanca gerçekliğini omuzlarıma
yüklerken bir yandan
Bir yandan da uzaklaştırmaya
çalışıyor beni senden
Hayatın karmaşık oyunlarına
yenilecekken çıkıyorsun karşıma
Hani kendini bulmak için çıktığın
uzun seyahatlerin ardından
Doğduğun şehirleri özlersin ya
İşte öyle, memleketim gibi özledim seni..
Bir gün karşılaşmak isterdim seninle
Dipsiz bir kuyuda
Sonra seninle birlikte tutunmak bir dala
O dalda sonsuza kadar asılı kalmak birlikte
Bir gün karşılaşmak isterdim seninle
Sonsuz bir denizin dibinde
Tüm gizeminle yaşamak seni
Bir gün karşılaşmak isterdim seninle
Bir şiirin mısralarında
Hiç zulüm çekmeden
Her satırında mutluluk olmak seninle
Bir gün karşılaşmak isterdim seninle
Güneşin en sıcak yerinde
Gözlerine bakıp
Aşkımın daha kavurucu olduğunu ispatlamak sana
Bir gün karşılaşmak isterdim seninle
Bizim yuvamızda
Şöminenin karşısında sarılarak birbirimize
Uzanmak sonsuzluğa
____________________________
En güzel giysilerimi giyindim ben, sevdanın adına
Kilitledim geçen zamanı, baharlar ektim dağlarına
Mavi bir aşkın içindeyim seninle, soyun krallığıma
Unutma ki, nerede olursak olalım seveceğiz inadına
Adının bende bıraktığı gizle daldım cennetine, dünya bu kadar yaşanılır değildi senden önce. Tufanlar sallıyordu yeryüzünü, aşk beni sarsan bir tutkunun şifresi değildi. Sen gelince ansızın kırıldı, deşildi. Dağlar aştım, denizleri avuçladım seninle gülüm, sevginin deryasına ulaştım. Sevdim seni, sevdikçe yüreğine alıştım.
Yanağımıza düşen ve orada kuruyan gözyaşlarının tuzuyla kelimeler süreriz sevginin mendiline. Ağrılı nöbetlerle sınırlarını voltalarız aşkın. Bedenimizin yaralarıyla güçlenir, saklımızdaki hatıra şarkılarla içleniriz gül yüreklim. Enlemi ve boylamı çizilemeyen tılsımlı bir sevdanın ölümsüz nöbetçileriyiz biz anlayacağın, suskularla bile ruhumuzun soğuk odalarını ıslığımızla bekleyeceğiz.
Aşkla kaldırıp silahımı karanlığa bıraktım tüm öfkemi. Sevdanın şarkılarıyla geldim sana, al silahımı, ver ellerini, seni seviyorum bebeğim gör neler yapabileceğimi. Gözlerimi diktim arar oldum sana benzeyenleri. Eşin benzerin yok be gülüm, al ellerimi götür buralardan, seninle geçeyim özleminin gözlerin gibi engin tüm denizlerini.
Aynı türkülerdi seni bana getiren ve sen yine onlarla gidiyorsun geldiğin yerlere. Bir kucak sevinçle yıllardır seni bekliyordum oysa. Mutluluk şarkılarıyla karşılayıp, hüzünle uğurlayacağımı bilememişim. Aynı duruş, aynı bakış, aynı gülümsemeydi gözlerime değdiğinde beni benden eden. İşte gülüm, geldin ve gidiyorsun daha merhaba bile demeden. Güle güle sevdam. Al güllerimi de götür, yürek vazondaki sular üşümeden.
Sürdükçe kendi izimizi, dökülürüz bizler yaşamın çamurlu denizine. Yürek bohçamızda taşıdığımız iksirli bir yaşamın tuzlarını sileriz mendilimize. Çıkarırız ömrümüzün yaşanmamış karelerinden sevisiz günleri, katık ederiz gümüşleri silinmiş yangın gülüşlerimize. Islak fırçalarla gölgeli düşünüşler salarız bulanık nehirlere ve kefensiz yalnızlığımızın çayırlarında yıldız geçişleri izleriz.
Usul usul akışlarla, kocaman kocaman bakışlarla dalıp giderim gözlerinin özlemine bazen. Çocuk yüreğindeki okşayışlarla çiçekli baharlar gibi yerleşirsin içime ve ben sarı ovalarda rengine koşarım. Değişen renklerle sana bölünmüş yüreğimin bütün katmanlarında sönmeyen bir külün içinde kendimi aradıkça ırmaklar adını mırıldanır, kelepçeli yalnızlığımın gözelerinden sözlerin geçer bir tanem.
Aşkın en bilinmez kapılarını zorlayarak tatlı bir gülücüğün girdabına düştüm şimdi. Ruhumdaki en kutsal yapılara fay hattı uğradı. Sarsıldım, bir sürmeli dolunaya diz çöktüm. Sularıma nazlı bir ceylan indi ve gönlüme girdi. Sevdanın kırlarında yalnızlığımı sevdi, tükenmişliğimi irdeledi. Sol tarafımdan şiirler sızmakta, zamansız bir aşk beni kör eyledi.
Kırların en uzağında tohumu aşka boy verecek çiçekler aradım yıllarca. Nur çekmiş Nil’imi, gün dönmüş tükenişe. Sonbahar sızısı gönlümdeki tanımaz mevsimleri, ak düşen yüreğimde siyah inciler arar, sözleriyle ruhumu tarar durur. Kırık bir plaktan şarkımızı dinler zaman, yangınımız bizi yakar. Salla beşiğimizi aşk, bu sevdayı ancak kıyamet bozar.
Sesinin rüzgârında ebruli gülüşler düşer ansız içime. Gönlümü dağlayıp allanır pullanır döner yeniden vadilerine. Mevsim o an bahardır, kış uğramaz mor çiçekli dağlarıma. Kuşlar havalanır ülkemden ve süzülerek iner aşkla dolaştığın sevda kentlerine. Bitimsiz bir öyküdür yaşadığımız, gülüşümüzü gizler Akdeniz.
Düşlerden uyanınca solgun bir yüzle bakarız aynalara. Dermansız bir bekleyişin, yürekte inadına özleyişin türküsü çalarken bir tek sevdayı düşleriz anıların yakıldığı tarlalarda. Belki bir gözyaşı ırmağıdır yaşam, ağlamadıkça yaşam serinliği algılanmayan.
Bilsem ki, yokluğunun sarı kıyılarında altın taslardan sular içirseler ve özlemin martıları gagalasa acılarımı içimde yalnız sana fışkıran sevilerle sırrı olurum bu koca dünyanın. Başımı yasladığım her duvarda izlesem de binlerce gülün boy atışlarını senden başkasına gülüm demem ben. Bağrımı vermişim yeline, önümden akıp giden yaşam ırmaklarına sen yoksan aldırmam.
Bil ki sevda gülüşlüm, binlerce dünya kurulsa, içinde sen olmayan bir tekine dönüp bakmam. Senin olmadığın bir kürede ölümsüzlük olsa, aklımdan bile geçirmem. Senin olduğun her yer en yaşanılır dünyam, sensizlik ölümdür gülüm, sensiz kalmaya bir an bile dayanamam. Seni seviyorum cennet kokulum, her şeyim seninle tamam.
Karanlıklarıma gülümseyen güneşim, Acılarımda sığındığım nefesim, Gülümsediğimde gamzelerimsin...
Yine güneşin üzerine zifiri karanlıklara örtüldüğü gecelerden sesleniyorum sana...Yıldızların geceye, sevdanın yüreğime vurduğu saatlerdeyim yine..Üç duvar ve duvarlara sinmiş yalnızlık..İçimde sensizlik yalpalıyor sessizliği...Ürperiyorum sokağımı işgal eden ayazlardan.Acılarının bağdaş kurup oturmuş yalnızlıklarda dayanma sebebin olan gamzelerimden seni mahrum etmekten korkuyorum...Sana sığınıyorum..Göz çukurlarının altındaki ince cizgilere sığınıyorum...
Yüreğimi sana bırakıyorum...Gece değil gözlerinde yaşanan...Sanki sıcak bir deniz gibi gözlerindeki nem....Bırak ne olur yüreğinden nefes alayım kurak topraklarıma...Bir dem cekeyim hücrelerinin ateşe vurulduğu saatlerde..Ve karanlıklar üzerime cullanmadan gözlerindeki güneşi sereyim karanlıklarıma.Yağmurların fırtınalara sarılmadan ben yüreğindeki Cennete gireyim..Hadi ellerini uzat...Yıldızlarin icinde yeniden doğalim ....Ummanların derinliklerini korkutmasin seni...Yıldızlara kapat o gülen gözlerini.
Bu sabah perdeleri açmayacağım gül yüreklim..Yüreğimde" güneşim" olmuşken yüreğin, karanlıklara gülümsüyorum bir cocuk misali...Gamzelerimde acan gülüşlerin varken baharlara küskünlügümü ilan ediyorum....Bırak acıların ecel tarlam olsun...Gözyaşların ise son nefesim..Kücücük ellerimle gecelerin koynunda ıslattığın gözbebeklerini silemesem de bırak yüregindeki tüm umutları bir nefes diye içime cekeyim...Aslında bir özür borcluyum sana....Gözyaşlarından düşen her damlayı yüreğimle öpemediğim icin...
Yüreğine düşen sızıları ve sancıları söküyorum ellerimle...Gözlerini ıslatan yağmurlarla kavgalardayım..Aldırma gömleğimin kan revan icinde olduğuna...Bırak aksın canımdaki nefesim yollarına...Aksın ki gönül bahcendeki kuru toprakları kanımla ıslansın...Sen uyurken geceleri, ben sana gelmekteyim...Saclarını çözüyorum kırmızı tokalarından, her teline yıldızları giydirmek için...Ben nefesini geceye bıraktığın dudaklarindan bir dem sıcaklık alıyorum..Ne olur kızma , seni öpmek icin değil ; kuruyan dudaklarına Cennetin mis kokan nehirlerini bırakmak icin...
Ve bir gün karanlıklarda kalırsam, gözlerindeki güneşi giydirecegim gözlerime...Bir gün ayazlarin icinde uykusuzluğa isyan edersem, yüreğindeki Cennetin en güzel bahcelerine uzanıp huzuru doldurucağım gecelerime...Sen " hasretini ve umudunu " ektiğin ciceğe ben her gün yüreğimin denizlerinden sevdamı bosaltacağım...Ektigin cicege dokunduğun her an ben uzaklardan senin icin bir beyaz güvercin kanatlandıracağım..Kanatlarında yüreğim, gözlerinde ise gülen gamzelerimin olduğu..
Hadi, uyu ne olur birazdan sabah olacak...Gözlerini kapat..Sanma ki ben seninle uyuyacağım..Sen uyudugun zaman kirpiklerine gökkusagın en güzel renklerini dikmekle uğraşmalıyı..Ve ki sen güneşe gözlerini açtığında ben karanlıklarda sana ve yüreğindeki günahlarına yanıyor olacağım..Ve sen baharlara gülümserken, acılarla yaralanmış bedenine yüreğimin sevda elbiselerini giydirecegim....Korkma, sancılarından...Gözlerini kapat sen...Gözlerini güneşe açtığında ben olmayacağım yanında..Ama ben senin ruhunun en derinlerinde sana yaşıyor olacağım....
" Sen ki gül yüreklim;
Karanlıklarıma gülümseyen güneşim,
Acılarımda sığındığım nefesim,
Gülümsediğimde gamzelerimsin...
Hadi gözlerini kapat yıldızlara.
Ve ben, gözlerindeki Cennetin icinde nefes alıyor olacağım***
Ne zaman nasıl sevdim seni bilmiyorum.Oysa ki yasaktın bana, yasaktım ben de sana.
Bahar gibi çıkıp geldin, tam da karakışın ortasında.Sesini duymak öyle huzur vericiydi ki içimde binbir kelebek uçup,kanat çırpıyordu sanki.
Heyecandan yüreğim kurudukça bahar yağmurları gibi yağıyordun ruhuma.
Sonra güneş olup açıyordun.Rengarenk gökkuşağı gibi
aşk olup sarıyordun tüm benliğimi...Gökyüzünde süzülen uçurtma gibi uçuyordum bende senin aşkınla..
Seninle konuşurken bile sesin sesime değdikçe nefesim kesiliyordu.
Hep gülüyordum,güldürüyordun yüreğimi sen benim.Öyle benleydin ki, öyle sen olmuştum ki..
Dinlediğim şarkılara mı seni alıyordum yoksa sen mi bana şarkılar oluyordun?
Sevdim işte seni, hiçte saklamadım,saklıyamadım...Seni sen olduğun için sevdim.Bana yalansız dolansız gelmiştin.
Herşeyin en güzelini hissettirişini sevdim...Ahh keşke birde benim olsaydın...
Olamadın....Olamazdın da...Yasaktın ama herşeye rağmen tatlıydın...
Bilirsin zaman zaman karamsarlıklara düşerim ben, işte yine öyleyim...Neden kendimi yüreğinden taşındırılmış hissediyorum?
Neden içimde ki bu acı? Neden?
Bak bana!.. Gözlerimde yaş, yüreğimde yas var, hepsi sana...
Bana hissettirdiğin gibi seviyorsan beni, tut elimi, sar beni..Hissettir bana aşkını yok et bu karamsarlıkları...
Ya da yüreğine yeni bir levha as SAHİBİNDEN KİRALIKTIR diye..
DİNLE
Dinle sevdiceğim
Dinle!..
Ben seni
Bu yüreğe
Kiracı değil
Sahibesi kıldım
Sakın olaki
Bu yüreği
Aşk kumarın da
Bozdurma...
Yok mu sanıyorsun senden sonram.Bitmez mi acılar,dinmez mi gözümden akan yaşlar sanıyorsun.Yanılıyorsun hepsi geçer,herşey biter.Gün olur devran döner ve sen sevginle ağlatacak,ben ise acılarımı öğütecek bir değirmen bulurum.Sana yalvaracak,yollarına kul köle olacak değilim.Kaybettiğim bir yürek deyip,onurumu alıp başım dik,yürürüm ufkun kan kırmızı çizgisine.Güneşe benzerdi gözlerin, günlere kapattım gözlerimi,yaza benzerdi ellerin sımsıcak, kışlara hapsettim bedenimi.Şimdi ben ıssız bir çölde kutupların soğuğu ile kavrulurken kimbilir sen ne zevk-i sefalarda şen kahkahalarınla yeni "benler" yoğuruyorsundur.
Ben seni sadece sevdim ya aldırma aşk hep bunu yapar.Önce kalp kanar sonra yürek yanar ve hayat denen perde gerçekten tek sevmelik kalbi olanların yüzene perdeyi kapar.
http://img150.imageshack.us/img150/366/127mxwo5.jpg
Yoruldun artık yüreğim
Çok yüklendim sana
Farkındayım
Irmak ol da yürü dedim
Çağlayan ol da ak dedim
Söndür yangınımı
Söndür kalp ateşimi
Dinsin acılarım
Bitsin acılarım istedim
Oysa
Hep kendimi düşündüm
Sana çok yüklendim
Özür dilerim Yüreğim.
Yoruldun artık yüreğim
Hiç düşünmedim seni
Hiç dinlemedim seni
Her nağmede eğlendin sandım
Bir sevda masalı gibi
Yanık bir türkü gibi
Hayatı öyle bildin sandım
Oysa
Ne acılar çektin yüreğim
Rüzgar ol es dedim
Güneş ol ısıt dedim
Işık ol aydınlat dedim
Sana çok yüklendim
Biliyorum
Senden özür dilerim Yüreğim
SAHİ SEVGİLİ, ŞİMDİ SÖYLE AŞK BIRAKTI MI ELLERİMİZİ...
Gecenin zifir karanlığına karışan bir hüzün boğar beni, bir de.... Bir de tüm cevaplanmamış soruları bana bırakıp, cevaplarını sırtlanıp gidişin...
Ne çok sevmiştim seni, gözlerin sevda avlusuna bırakırdı beni... Sen vardın, sen var oldukça ben çoğalırdım. Yanımda olduğunu bilmenin huzuruyla inan bayramlık çocuklardan daha heyacanlıydım. Bilirdim sende benden aşşağı değildin hani, daha bakmadan gözlerimin içine anlardım beni ne denli sevdiğini... Yüreğinden ağrı gelen bir iç geçirme sarardı tüm benliğini, ben hissederdim ama sana hiç mi hiç belli etmezdim. Bir güz akşamı kapıma dayanıp "Seni Seviyorum" dediğin an aklımdadır hala... Ne çılgındık değil mi? Kimsenin haberi olmadan buluşur, sabahlardık aynı yastıkta... Ama hiç dokunmazdın, kıyamazdın çünkü bana... Sonra sen apansızın gittin ve ben o anda bittim. Günler yokluğunla sonbahar yaprakları gibi düşerken avuçlarıma, ben seni beklerdim. Gelmeyişinle düşerdi günler, avuçlarımdan ayaklarımın dibine de kalırdım olduğum yerde ezmemek adına... Kimsenin yokluğu bu kadar korkutmadı beni... Korkularım her saniye sarar benliğimi.... Bir zamanlar sen ya da ben diye bir şey yoktu aramızda, biz vardı. Şimdi bizi bırak, sen ya da ben bile yok artık. Kimliğimizi sonsuz uçurumlarda kaybettik adeta... Aşkı kendimize ne çok yakıştırdık değil mi? Sadece biz yakıştırıyorduk aşkı kendimize, aşkın bundan haberi bile yoktu belki de... Kim bilir şimdi sen ne alemdesin.Beni düşünüp kahrolmakta mısın? yoksa maziydi diye adlandırmakta mısın?.... Hem beni boşver sen...Ardında bıraktığın cevapsız sorular kemirirken beynimi, emanet bıraktığın yüreğin ise cam kırıkları gbi batarak kanatır yüreğimi....
Ne gariptir ki hala pencerenin kenarına bıraktığın fesleğenlere dokunmadım. Hani olur da bir dönersin diye... Ahh, ahh bu kadar severken birbirimizi;
şimdi Söyle Aşk Bıraktımı Ellerimizi...
Yalnızlık;"Senden" bana kalan bir dost oldu.
Yalnızlıkla;"Senin" gelmeyeceğini bildiğim günlerde , sabaha kadar oturup "Seni" beklemelerimle beraber geldi...
Nerden bilirdim ki "Senden" bana yalnızlık kalacak diye.
Yalnızlık;"Senin" yokluğunda seni beklerken teselli verdi bana. Hep ona sığındım yokluğunda. Kimseyle konuşamadıklarımı,sana olan özlemimi yalnızlıkla paylaşmaya başladım.
Korkuyor muydum ?
Evet ! Yalnızlıktan korkuyordum.Çünkü yalnızlık bana geldiği zamanlarda "Sen" olmuyordun.Ben ise akan gözyaşlarım,kanayan yüreğim ve yalnızlığımla senin gelmeni bekliyorduk.Bazen geliyordun.İlk önce arabanın sesi , daha sonra açılan ve kapanan bahçe kapısı ve odama gelen ayak seslerin.Nasıl yer etmişti kulağımda yer etmişti o sesler.O sesleri duyduğumda öyle mutlu oluyordum ki. Çünkü Onların ardından "Sen" geliyordun.Çünkü "Sen" geldiğinde akan gözyaşlarım durur , yalnızlığım giderdi...Ben mutlu huzurlu uyurdum....
Sonraları nedendir ? Yalnızlığım daha çok uğrar oldu."Sen" ise gelmez oldun
"Sen" gitmiştin ve "Senden" bana yine yalnızlık kalmıştı.
"Seni" öyle özlüyordum ki ne resmin ne kokun yetiyordu.Ne ağbim ne de annem kimse özlemimi anlamıyor dindiremiyordu...
Bazen arıyordun! 'İyiyim' diyordun.Merak ediyordum gerçekten iyimisin diye.Bana soruyordun nasılsın?Bende hep iyiyim diyordum.Aslında iyi değildim.Sana Yalan söylüyordum...
Çünkü; "Sen" yoktun ve ben yalnızdım .Nasıl iyi olabilirdim ki!Soruyordun -Bir şeye ihtiyacın var mı ? Yok diyordum.Ben sana yine yalan söylüyordum...
O an en çok "sana" ihtiyacım vardı "Baba" yalnızlığıma değil .Sana ihtiyacım var desem gelecek miydin?Hayır gelmeyecektin.
En son da ;son gidişin koymuştu.Çünkü sen eşyalarını alıp giderken "senin" yerine yalnızlığım taşınıyordu.Yalnızlığımı hiç istemedim "senin" gitmenide.Ama benim istediğim hiç olmadı.
Ben artık senden arta kalan yalnızlığımla seni bekler oldum.Hani belki,hani aklına düşerde gelirsin diye...
Yalnızlığımla her şeyi paylaştım.İyi kötü ne varsa.En çokta "seni" Hep benimleydi.Artık yalnızlığımdan korkmuyordum.Alışmıştım,sevmeye bile başlamıştım.
"Seni" tekrar bulduğumda yalnızlığım gitmedi.Neden mi? Çünkü o beni hiç bırakmamıştı.Yalnızlık "senden" arta kalandı.Ama seninleyken bile yalnızlığımı yaşıyordum.
Aradan yıllar geçti.Artık "sen" gelmiyorsun bende "seni" beklemiyorum.
O araba sesi , o açılan - kapanan bahçe kapısını hala hatırlıyorum.Ama "seni" hatırlayamıyorum.Yalnızlığımı hatırlıyorum .Şu an hala benimle...
"Sen" beni terk ettin.Ama "senden" arta kalan yalnızlık hala beni terk etmedi "Baba"...
Ben aslında yalnızlık yerine hep "seni" istedim!
Ama "sen" bir daha hiç gelmedin...
Ben sadece seni sevmek için dogmusum
Askınla varolusumun verdiği mutluluk ile
Hüzne kaldırdıgım her kadehle seni anar olmusum
Sarhoslugumun zavallı durusuna istinaden
Korkularımla yasar hale gelmisim
Karanlıgın beni sarmasına aldırıs etmeden
Kaldırımları mesken tutmus bir bedeni tasıyorum
Yorgun düsmüs yüreğime isyan ederek
Sarkılar fısıldar olmusum sessizce
Sana yazılmıs kaderimin namelerinden
Geceleri kan ter içinde kaldıgım kabuslarıma inat
Zifiri olmus yatagımdan uyandırılma hevesimle
Sensizliği kabullenmeyecek mutluluk ipini
Hayatıma dolamaya calısıyorum habersiz bir basıma
Batmıs bir günesin doğmasını ümit ediyorum ufkuma
Gündüzlerimi gece eden cıkmazlara gögüs gererek
Dertlerle yüzlesmeye ant içer vaziyetteyim
Hayallerimin sensizliğe mahkum edilmesinne rağmen
Mühebbeti olmus kalbinin sesi ile hayatımı idame ettirmeyi yeğliyorum
Ama Sen...
Tüm acıları sırtlayarak sana gelmem sartıyla
Çırpınıslarımı kabullenmemi istiyorsun
Sensizliğin hapishanelerine sürgün edilmemi
Yüreğimin dört duvar arasında çürümesini
Seni sensiz yasayamayacak kalbimden bekliyorsun
En acı yalnızlık, senin verdiğin yalnızlık oluyor.sen yokken birşey düğümleniyor boğazıma,yutkunamıyorum.nefes alamıyorum,sıkışıyor kalbim.bulunduğum yerde yığılıp kalacakmışım ve birdaha hiç kalkamayacakmışım gibi geliyor bana.
Oysa senden öncede yalnız kaldı bu yürek.gidenlerin bıraktığı tortuyu taşımayı bildi.bir tek sen böyle çaresiz bırakıyorsun beni.bir tek sen yokluğunla beni ölüme taşıyorsun.
Ama elini uzattığında değişiyor herşey. Yokluğunun dilimde bıraktığıo acı tat, kalbimdeki o ağrı,yüzümdeki o üzgün tavır kayboluyor. yüreğim deli bir ırmak gibi çağlamaya başlıyor.hiç bitmeyene bir çoşkunun içinde buluyorum kendimi. bakşa hiç bir duygu sana yakın olmanın,seninle olmanın verdiği hazzı vermiyor bana.
Gördüğümde seni titriyorum.bir yaprak gibi sallanmaya başlıyorum.saklayamıyoum güşülerimi.sevinç duygusu yüzümden bütün hücrelerime yayılıyor."ne güzel" diyorum.."yaşamak ne güzel"…
Gerçektende öyle… seninleyken hiçbirşeyden korkmuyorum.her zorluğu yenebilecek gücü sen veriyorsun bana…yetersiz kalıyorum,bu aşkı anlatacak kelime bulamıyorum. Yaptığım herşeyde,gittiğim heryerde sen de oluyorsun…. yinede seni sana şikayet etmekten başka çarem yok. zamansız gidişlerin felç ediyor ben,yapma… böylesine severken seni,yokluğunun acısına dayanmak kolay olmuyor.hani sen varken tıkır tıkır işleyen zaman, yokluğunda duruyor.ne geceler geçiyor, ne gündüz…. ne içtiğim suyun tadı var,ne yediğim yemeğin.
Sitemimdir,doğru. Yokluğunun bu kadar dayanılmaz olduğunu söylemeyip de saklasam kime faydası olacak? Bunu anlatabilirmiyim ki sana ?
Gitme yar, sensizliğin o korkunç girdabında tek başıma bırakma beni.seni yaşamak istiyorum ve senden başka kimse kandırmayacak beni..!
__________________________
Ne kadar uzak olursan ol...
Bir gün yolun düşer benim şehrime!
Bilirsin ki yokluğunun en deli anlarında bile seni bekleyen birileri vardır mutlaka.
Hissedersin sevgimi, yollarca uzağımda olsan bile.
Her şeyin sonudur da zaman, hasretin sonu gelmez yar.
Tükenip giderken bir bir umutlarım sen doğarsın sensizliğimden...
O zaman yeniden direnir yüreğim yokluğuna.
Yeniden toplarım yüreğimin dağılan her bir parçasını yerlerden.
Seni rüya gibi yaşarım en büyük gerçeğin ortasında. Ve sen çok uzak sanırsın kendini bana...
Bilmezsin ki her sabah seninle doğar güneş, seninle dinlerim yağmurun sesini, her şarkıda dans ederim hayalinle...
Bilmezsin her nefeste varlığını hissederim olmasan bile...
Sensiz ama seninle yaşanır en acımasız sevdalar! Sen ne kadar uzak olursan ol...
Bir gün yolun düşer yüreğime.
Bilirsin ki yerin hazırdır çok öncelerden.
Ve hissedersin o zaman, solan bir çiçek nasıl dirilirse bahar yağmurlarıyla işte öyle dirilirim.
Bir ben doğarım yar yüreğinden, bir ben ki taşıyamazsın!...
Sus yüreğim. Feryat etme. Çığırtkanlara yaraşır bu yaptığın, bir de küçük kız çocuklarına. Oysa sen büyüdün, çığırtkan da olmadın hiçbir zaman.
Sen bilir miydin sormadığım soruların cevaplarını. Bir açık kapı olsaydı, güneşi de baharı da getirebilir miydin? Anlar mıydın dilimden, konuşmadan susar mıydık öylece. Yoksa yeni bir alfabe mi yazardın her harfi bir çiçekten. Bilir miydin neden bu kadar korktuğumu. İçimdeki korkunç yalnızlığı, katran karası geceyi, düş düş sonu gelmeyen uçurumu. Okur muydun gözlerimdeki hüznü, kendime bile kapattığım kapıları açabilir miydin?
Sağlam dur yüreğim. Etrafa saçma kıvılcımları. Geldiğimiz gibi gideceğiz bu bahçeden. Gitmeye de biliriz. Gitmeyi de biliriz. Sağlam dur yüreğim. Ne içindeki çığlığı büyüt dalga dalga, ne de yalnızlığı.
Bu sırrı açsaydık birbirimize. Gözlerimiz her karşılaştığında söylediklerimizi sözlere dökseydik... Kalbimin sükun bulduğu yer dizinin dibi olur muydu? Sıcacık baktığında aradığım cevapları bulur muydum? İçim erir miydi gülümsediğinde, şimdiki gibi? Utanır mıydım yaptıklarımdan, yoksa mesut bahtiyar ölür müydüm son nefesimde?
Kendine sarıl kalbim. Sıkı tut kendini. Üzerine sıçratma kuruntuları. Zaten giderek büyüyor gece...
Söylesene bu bir masal mı? Sorular üzerine kurulabilir mi hayatlar? Başlamadan biten masallar vardır hani, kahramanları ta en başından pes eden. Mızıkçılık mı yapmış olur onlar, yenilmeyi seçmekle. Saklambaç oynarken sıkılıp kendini sobeleten çocuklar gibi...
Kaç bahar olur bir ömürde kalbim? Her tohum başka bir çiçek midir, yoksa yeniden açan aynı çiçek mi? Sorma artık yüreğim. Sus yüreğim, feryat etme
Gitmen; sevmeyeşinden!
Ayrılman; pes edişinden!
Kaçman; korkundan!
Ortada; Terkeden bir kadın ve bunu bilen bir adam var sadece!
Keşke, Keşke...
Artık keşkesi yok!
Herşey Anlamsız!
Kızgınlığım; ümitsizliğimden!
Hırçınlığım; çaresizliğimden!
Öfkem; kabullenemeyişimden!
Ortada; Yıkılan bir adam ve bunu bilen bir kadın var sadece!
Ama, Ama...
Artık aması yok!
Herşey Anlamsız!
Kalpler; kırılmış!
Umutlar; tükenmiş!
Sevgiler; bitmiş!
Ortada; Yitip giden bir aşk ve bunu bilen iki insan var sadece!
Sonra, Sonra...
Artık sonrası yok!
Herşey Anlamsız!
Yazan: Kalbi kırık bir adam
Okuyan: Kalp kıran bir kadın
eyLemim oLdu yaLnızLıkLArım,
virgüLLErLe biLe uzatamadığım bi aşkı sürdürmeye ÇaLışıyorum.
Aslında sürdürmek deiL süründürmek benimkisi..
bağırmak geLiyor koca ve sessiz bu kente.
haykırıp çıkarmak ne varsa içimde.
soru işaretlerinden kurduğum cümlerimin ünlemlerine yer vermek hayatta
ve uzatabilmek aşklarımı üç noktalarla...
SusuzLuktan boğuLmaktan korkarken,
patLıyor kuLAkLArım sessizLikLe.
Ve biraz daha acımasız oLuyor,
Noktasını koyamadığım bu aşk
Ve her defasında biraz daha ağır oLuyo,
sökemeyi beceremediğim bu kaLp...
şimdi yine sessizLikLer içinde kayboLurken çığLıkLarım.
yağarken umutsuzLukLar üstüme..
BekLiyorum...
GELip noktayı koyacak birini kendime...
Yalnızlığın bir kere yerleşmeye görsünkalbine…
Üstüne mor hüzünlerini, kızıl acılarını eklersin tam olur…
Dahada belirginleşir yalnızlığın…
Sonbahar rüzgarının savurduğu rüzgar gibi…
Sonbahar rüzgarının savurduğu yapraklar gibi…
Savrulursun tenhalara, hem un ufak olmaya hazır…
…KIRILIRSIN…
Yalnızlığından kaçmak için kalabalığın ortasına atarsın kendini…
Ama insana kalabalık daha çok haykırır yalnızlığını…
…BOĞULURSUN…
Anlatmak istersin kendini…
Anlattıkça inceltmek istersin dertlerini…
İnceltmek ve inceldiği yerden koparmak…
Ve öylesine bir bahane bulup kaçmak istersin…
Kurtulmak istersin kalan dertlerinden…
…KAÇARSIN…
Ve yine bulursun kendini karanlıklarda…
Ne var anlamazsın onlarda…
Ardından umursamaz bir tavır satın alırsın…
Köşedeki satıcıdan…
Yüzünede keder ve hüzün örtücü bir maske…
Herkesi kandırsanda kendini kandırabilirmisin…
…DURAKLARSIN…
Güneş batmıştır gün bitmiştir…
Kırılsanda, boğulsanda, kaçsanda durulmuşsundur artık…
Gecenin karanlığına saklanmaktır niyetin…
Karanlıktan korksanda…
Ama asıl korktuğun içindeki karanlıktır…
…ANLARSIN…
El ayak çekilmiştir, ses seda kalmamıştır…
Kendini, her şeyi, kalabalığı yargılama zamanı gelmiştir…
Dalarsın benliğindeki karanlığa korkarsın…
…KORKARSIN…
Ve güneş doğmak üzeredir…
Ama bitmemiştir kendinle hesaplaşman…
Kalabalığa hüküm giydirmen…
Yorgun düşmüşsündür fakat…
Yine yeniksindir hayata…
Bırakırsın düşüncelerini en kuytu köşeye…
Nasılsa yarın gece gene güneş batacak…
Ve yine kendinle nöbet sana kalacak…
Geldin..
Sözlerinle içimi ısıttın önce..
Senden gelen her sözcük; güneşten kopup gelen bir ışık kümsesiydi sanki.. Dünyam bir başka aydınlandı.. İçim bir başka ısındı...
İnceydi.. Zarifti.. Sevgi doluydu..
Sözlerine Vuruldum....
Geldin..
Gözlerinle dünyamı aydınlattın sonra..
Gökkuşağını andıran gözlerinde; mucizeler saklıydı sanki.. Her bakışında hiç bilmediğim diyarlara gidiyordum.. Gözlerin gözlerime kilitlendiğinde; bakışlarında kaybolmayı diliyordum..
İçtendi.. Pırıl pırıldı.. Mucizeydi..
Gözlerine Vuruldum....
Geldin..
Yüreğin yüreğime uzandı usulca..
Tanıdık bildik bir dosttun sanki.. Yıllardır özlediğim beklediğimdin.. Kimsenin bilmediği yaralarım vardı; içten içe kanayan.. Canımı acıtan.. Yaralarıma dokundun..
Okadar ustaca yaklaşıyordun ki..
Direnemedim.. Boyun eğdim ilk defa..
Yıllarca içime akıttığım gözyaşlarım cesurca süzüldü yanaklarımdan.. İlk defa utanmadım.. İlk defa saklamadım..
Yüreğin okadar güzeldi ki..
Samimi.. Hassas.. Güven veren..
Yüreğine Vuruldum...
Geldin..
Sözlerinle, gözlerinle o sıcacık yüreğinle yorgun yüreğime dokundun..
Kanayan yaralarımı, gözyaşlarımı, kimsenin bilmediği sırlarımı gördün..
Dostça uzandın.. Anladın.. Dinledin.
Hayat bir başka güzeldi artık.. Güneş bir başka sıcaktı..
Rüzgarların yönü senden bana doğruydu.. Her damla yağmurda sen yağıyordun..
Söylenen her söz iyiye dairdi.. Her acı tükenmeye müebbet mahkumdu.. Gözyaşları.. mutluluktandı elbet...
Hissettirdiklerine Vuruldum...
Sonraa..
Sonrası yok...
GİTTİN..!!!!!!!
Sen GİTTİN.. Ben ÖLDÜM..
Yanıldım demiyorum.. Diyemiyorum..
Bir tek geceye bin asırlık mutluluk sığdırdın ve ben...
BİN YAŞINDAYIM ŞİMDİ.. Şimdi sensiz nasıl mıyım..???
Korkma; yıkılmadım ben.. Hala ayaktayım.. Hala yaşıyorum.. Kanayan yaralarıma senin açtıklarını da ekledim..
Canımı en çok onlar yakıyor.. En çok onlar acıtıyor..
Ama şikayet etmiyorum hiç.. Onlar bana senden hatıra çünkü
Gözyaşlarım yine içime akıyor.. Ama tek bir farkla.. Her damla gözyaşımı kana buladım artık..
Acılarına vuruldum..
Yüreğim mi..???
Sensiz gecelere dayanması zor oldu elbet.. Yıkıldı.. Kırıldı.. İncindi.. Çok geceler sancılarla uyandı.. Geçmek bilmedi kalp ağrıları.. Kanayan gözyaşlarıma dayanmakta zorlandı..
Sonra...
Sonra sustu..
Sanki hiç yaşamamış gibi..
Şimdi ne konuşuyor.. Ne gülüyor..
Sadece yaşıyor..
Yorgun... Yenilmiş.. Tükenmiş..
Yokluğuna vuruldum...
Bırak git bu yüreği..
Bu yürek seni çoktan terketti..
Şahidimdir sabahı iple çeken gecelerim..
Dudaklarımdan akan sözcükler şahidimdir..
Sen,sensizliği öğrettin bana..
Ben'se soğuk gecelerde yağan yağmurlarla,
Şiirlerimle eşlik ettim sana..
Şimdi Yokluğun bağrımda yanan bir kor ateş..
Suskunluğun cehennem ateşi kadar sıcak ve yakıcı..
Korkuyorum artık sessizliğinden..
Ama terketmeli
ve
Unutmalıyım seni...
Ben,tüm benliğimle..
Gururumu hiçe sayarak…
Tüm yaşanmışlıkların anısına..
Senin yoluna aptalca düştüysem..
Herkesi karşıma birer birer aldıysam..
Ve buna rağmen sesin titremeden..
"Bitti" ile başlayan son cümleni kurduysan..
Ve bu son sözünün sonuna noktayı koyduysan..
Bırak git bu yüreği...
Sana artık bir faydası olmaz..
Artık kendime daha fazla acı çektirmeden..
Seni beklemeden ve düşünmeden..
Yüreğimden çık git istiyorum..
Son gözyaşlarımla seni ıslatarak..
Öylece ,çaresizce seni bırakarak..
Bir kere olsun yüzüne bakma
Çekip gidiyorum yok olan varlığından..
Şimdi;
Bırak git bu yüreği..
Bu yürek seni çoktan terk etti..
Artık mühürlü bu yürek..
Sensizliğe yemin etti....
Günahlarina kefil olmusken,
Sah damarlarimdan süzül iceriye.
Zehrini bal diye icerim sen bende yasarken.
Sehrimin tüm isiklarini söndürüp
Acilarini kilitle üzerime.
Kurtlanmis sancilari giydirip bedenime,
Ölümün ipini gecir gözlerime.
Ne olur sus ölüm melegim,
Dizlerine egilsin yüregim.
Senin ellerinden ölmenin ödülünü
Gögsümün sol yanına takayim.
Haydi zehir olup dolas damarlarimda.
Azrailin kollarina senin avuclarindan kanatlanayim
==============================
Ne kadar uzak olursan ol...
Bir gün yolun düşer benim şehrime!
Bilirsin ki yokluğunun en deli anlarında bile seni bekleyen birileri vardır mutlaka.
Hissedersin sevgimi, yollarca uzağımda olsan bile.
Her şeyin sonudur da zaman, hasretin sonu gelmez yar.
Tükenip giderken bir bir umutlarım sen doğarsın sensizliğimden...
O zaman yeniden direnir yüreğim yokluğuna.
Yeniden toplarım yüreğimin dağılan her bir parçasını yerlerden.
Seni rüya gibi yaşarım en büyük gerçeğin ortasında. Ve sen çok uzak sanırsın kendini bana...
Bilmezsin ki her sabah seninle doğar güneş, seninle dinlerim yağmurun sesini, her şarkıda dans ederim hayalinle...
Bilmezsin her nefeste varlığını hissederim olmasan bile...
Sensiz ama seninle yaşanır en acımasız sevdalar! Sen ne kadar uzak olursan ol...
Bir gün yolun düşer yüreğime.
Bilirsin ki yerin hazırdır çok öncelerden.
Ve hissedersin o zaman, solan bir çiçek nasıl dirilirse bahar yağmurlarıyla işte öyle dirilirim.
Bir ben doğarım yar yüreğinden, bir ben ki taşıyamazsın!...
her cümlenin sonuna konan nokta gibiydi bu aşkın sonu
yaşadık ve bitti...
sonuna konan yine aynı işaretti
oysa bi kez denedin mi hayatın sonuna virgül koymayı ?
bi kez olsun kendinden biraz vazgeçip beni düşündün mü?
bi kez olsun noktayla virgülün yerini karıştırdın mı ?
ben yaptım !
bu yüzden hep kaybedenler arasındaydım...
hep yüreğimde iki kelime oldun sen
ama merak etme sonuna hiç bir işaret koymadım
çünkü biliyordum
nokta koysam bedenimde bittiği gibi yüreğimde de biticekti sevgin
virgül koysam bi ümit deyip bekliycektim
her günü umuduma ekliycektim
bu yüzden koymadım işte...
bazen de işaret koyacak cümleler bulamadım kalbimde
öyle yarım kalmışlardı ki tamamlamaya gücüm yetmedi
hani belki yardım etsen olurdu ama
bu AMA lar yokmu insanın canını acıtıyorlar her defasında
hep bekledim seni sevgili...
yarım kalan cümlelerimle
ne zaman nereye konulcak bilmediğim işaretlerimle
en önemlisi de seni hala delice seven kalbimle..
hep bekledim...
şimdi ise edebiyatın bütün kalıplaşmış harflerini değiştiriyorum
sana gel demeye yüzüm yok biliyorum ama
son bi yüzsüzlük yapıp
gel bu aşkın sonuna noktalı virgül koyalım diyorum ;
nolur gel
Mağrur bir bedende iki yaka gibiyiz..
Nehirlerin azgınlığına siper gözlerimizdeki ışıltı
Korku ve titremenin bahçemizde gezinen rüzgarı
Kahverengi bakışlarımın tenine gölgelediği sardunya
Ve intikamın çıyan ısırığından beter bağırtısı
Sinesine yağmur düşen toprak kadar merhametlidir artık..
Beyaz örtülerin ıslak ellerine taşınırken hazan..
Adresinde kimliksiz oturan bir sevda değildir..
Çığırtkanlığında geceyi haber veren bülbülün sesi..
Bir neferdir sol yanımı okşayan tıklamanın ayak sesleri.
Ve yaralarıma tuz başmış acıyı solumuş nefese nefes..
Koşuşturmanın emek kokan teridir..
avuçlarımda büyüttüğüm zeytin dalı düş..
şimdi diyorum ki sen yanımdasın içimdesin..
horozu kalkık asi yanımı alnının tam ortasına dayasam..
akar mı dudaklarıma..
uslanışımla terk ettiğim çığlık..
kimseye olmayan vebal borcumu tek senden aldım..
omuzlarımda öyle bir yük ki hayattan bile ağır..
zayıf bedenime zerk ettiğin cesaretin onurlu aşısı..
yarası kapanmadan kanatıldı kekikle dağladım..
yıkılmamak yıkmamak üzere diklendim..
örselendim ama bıkmadım..
tut ki gecenin güneşe şahlanışıdır hırsım..
ve günbatımı arifesinde dolu bir bulut gözlerim..
ay yıldız çocuklarını doğururken..
ateş böceklerinden çaldığım ışıkla yürüyorum sokağına.
Kalk yerinden kakülleri şakaklarımda gezinen hüzün meleği
Tüm ışıkları yak aç perdeleri penceren aydınlansın.
Üzerimde eskiye ait ne varsa yırtıp yakıp bu küf kokan elbiseleri
Öpüşünle yıkandığım çıplaklığı taşıyorum yatağına..
Sarıl bana..
Sensizlik nasıl yaşlanır sevgilim?
Daha kaç kez yelkovan-akrebin etrafında döner;
Ve kaç kelebek-intihar eder ay ışığında, söyler misin?
(biraz hayal yakışmaz mı bu aşka/ yoksa nasıl yaşarım seni)
Çok yazdım sevgilim, seni görmeyen şairler var yüreğimde,
Dört bir yandan saldırıyorlar/ korkma! Mürekkebi bende bu aşkın,
Yazamaz öyle her şair seni… Bilmezler ki-çünkü önemsemezler hiç!
Oysa bir tek seven yazar sevdiğine en güzel şiirleri…
(yokluğun unutturmuyor varlığını/senin yokluğun bile zaten bir varlık)
—Oysa ne günler peşinde karşıladım acının en keskin saatlerini
/benliklerin gerçek sahibi varmıdır? -“ben” olmayı becerebilmiş yüreklerin susmuş halinde yazılmaz mı gerçek sevgilerin anıt tarihi… Kaç sevgiliye yazılır ve kaç sevgili en zor zamanlarda bu kadar “ben” olur… Bir cennet koşusudur bu, yığılmış sahte aşkların yarı yolda tükenip yok olduğu... Sadece “ben” olduğum için bu sırrı yaşıyorum; sayende sevgilim anlaşılmaz yazılar yazıyorum… Seni öyle değil; senin bildiğin gibi seviyorum… Zaten bu yüzden ben “sen” doluyum. Sırf bu yüzden “cennetimsin”,sevdiğimsin/
—Oysa ne düşler peşinde ısırdım acının en tatlı yerini
Sensizlik bir başka yaşanıyor sevgilim
Bir güneş batıyor sonraları gökkuşağı ağlıyor…
Bazen yıldızlar ismini kazıyor; uçurum gülleri “sen” kokuyor,
Çok sonraları ise mezar taşları “ben” oluyor/dayanamıyorum…
(biliyor musun, senin için ağladığıma çok seviniyorum)
İçimde bir hayat doğuyor ismi biraz “sen” gibi,
Biraz dediğime bakma sen, senin olduğun birazları seviyorum ben,
Zaten sen doluyum, biraz anlamsız kalıyor sensizliğinde…
(en çok senin olduğu her şeyi seviyorum/ sensizlikte olsa)
(aslında sevgilim! Sensizliği yaşayamadığım içindir ki; her şiirde “sen” varsın)
Tam da kara kışlara yakalanmışken, unutmuşken baharı.
Tam da örselenmişken yüreğim acılarla, örslerde dövülmüşken...
Umutlara darılmışken, unutmuşken umut etmeyi.
Karanlıkları yar, yanlızlıkları yoldaş edinmişken.
Kaptırmışken ruhumu serseri yağmurlara.
Tam kendimden vazgeçmişken...
Girmeyecektin tekrar dünyama,
Yalancı uykular sunmayacaktın ürkek uykularıma.
Hatırlatmayacaktın uykusuz gecelerde nasıl ağlandığını.
Aldanmışlığı çok gerilerde bırakmışken,
Döndürmeyecektin yolundan duygularımı.
Kıpırdatmayacaktın yüreğimin yalnız kuşlarını.
Açmayacaktın gönül pencerelerini sonuna dek...
Gözlerini sürmeyecektin gözlerime.
Sevdanın o en çıkmaz yollarına salmayacaktın düşlerimi.
Benimsemişken boşluğu,
Boşlukla bütünleşmişken yıllar yılı,
Onulmaz acılara kucak açmışken,
Direnmişken, yaşama,
Yeni gelen günle aydınlatmayacaktın sabahlarımı.
Ve bütün bunlardan sonra,
Acısına vurulduğum aşkı,
Bir tokat gibi çarparak suratıma,
İmkansızlığı zehir gibi akıtarak ruhuma,
Çürümeye terk edilmiş bir tekne,
Yuvası darmadağın olmuş bir kuş, çalınmış bir yıldız gibi.
Bı Evet hayat devam ediyor... Ben biraz daha ek****
Biraz daha yorgun, biraz daha yenik,
Hayat devam ediyor.
Artık kapalı yüreğim, yeni acılara, yeni aldanışlara.
Umudun soğuk ikliminde defalarca yüzleştiğim geçmiş...
VE BUGÜN...
SEN UZAKLARDA, BEN BURADA...rakmayacaktın beni yolun tam ortasında
Bataklığa saplanmış bir bir aşkın son haykırışları bunlar.
Enkazlarla dolu hayatımınson yıkıntısı.
Son darbe,son ışık.
En son kalkan tren….
İnadına yaşadığım hayatın son perdesi…
Kurduğum cümlelerse adeta hayata isyan eder gibi
çırpınıyor.
Çırpındıkça kuruyorum bende.
İsyan ettiğim yaşamları kalemimde tek tek parçalıyorum.
Büyük ünlemlerle haykırıyorum.
Adeta köhneleşmiş hayatıma yol bulmak için bir ışık
arıyorum.
Öyleyken içleri çekilmiş yaşamlar sarıyor dört bir yanımı.
Karanlık odalarla dolu umutsuz hayaller.
Harabe sevgiler.
Bende artık bıraktığın hayallerde karanlık odaları oynuyorum.
Karanlık düşleri ve karanlık olan herşeyi.
Şimdi düşleri umut olan bu sahnenin hazin sonu
öyküsü oldun.
Tebrik ederim !!!
Bembeyaz öykülerde simsiyah düş oldun.....
Yasak(lı) hayallerin girdabında çoğalıyorum. İçimde çığ gibi büyüyen bir haykırış var: neredesin filizlenmiş gülüm? Bahar geldi, en çok sevdiğin mevsim… Açmayacak mısın?
Yalnız savaşların ortasında kaldım. Ölmüyorum ama sürünüyorum. Daha yardım etmeyecek misin?
“ İçimde seni yaşatıyorum… Savaşlarda kazanan yine sen ”
Ayrılıklar uyandırıyor sevginin yatağından değil mi? Kısa bir şaşkınlık partisi ısmarlıyorsun mutluluğuna, sonrası bilindik işte uzun süren bir hüzün yolculuğu… Ne kadar tuhaf hem de bu kadar severken. Gülüşün bende bilesin hatta ağlayışın bile.
…yürek sesi içten geliyor sevgilim! Anlatmam çok zor, anlatsam da benim tarifim felçli bir çocuk gibi yolda kalır. Masum yüzlü cennet bekçileriydi aslında ya… Neyse artık!
Bilirsin işte! Bazen aşkta kekemeleşiyor… Konuşamıyor; anlayacağın sadece susuyor. Her acıda biraz daha yakınlaştığım içindir ki- Allahıma sığınıyorum. Her an her yerde yanımda, yüreğimde… Yoksa bu kadar düşünmezdim yokluğunda yaşamayı; öldürürdüm kendimi, hangi uçurum da inan hiç fark etmez. Aykırı anlamlarda daralır/ yıkılırım/ kirpiklerimde aşkı ararım… Sevgilim, sen aşk değil miydin?
“ Yürek sesi her şeyi biliyor da… Çaresizliğinden susuyor”
Yüreğimde ne mahcupluklar eskittim, ne sensiz günlere isyan ettim ne de kadere kızdım. Yüreğim oyalanmışsa kime suçlusun diyebilirdim ki… Yapamazdım, zaten yine aynı yolun yolcusu olarak kalmayacak mıydım? Yalnızlığımı bırakmadım hiç! Kızsam da en çok yine ona, beni hiç yalnız bırakmadı ki… Yatağımın başucunda gözyaşlarımı silen yokluğundu! Başkası olamazdı; içimde sayısız hayalinle yaşarken; dinamitler patlasa ne olur ki- yüreğim oyalanmışken sen bilirsin beni Allahım çok mu geldim bu hayata, bir benim sevmem mi fazla geldi.
“ Gözlerinden mutluluk akıyordu da; sen bana bakmıyordun ki- sevgili!”
Haberin var mı, seni sevmiştim… Ve ben ilk defa cenneti gözlerinde karşılamıştım. Huzur, cennet demekmiş de cennettekiler hep bu yüzden huzuru ertelemişler. İçim acıyor desem, inanır mısın? Bedenim hayati faaliyetleri reddediyor desem, yüreğim senliğine biçare desem, gecelerce ağladım desem, çok mu yalancı olurdum. Sen söyle sevgili! Ben cenneti sende gördüğüm için huzuru sevdim. Yanılmadım inan hiç yorulmadım, sadece çok sevdim…
“ Dermanı yok bu aşkın… Çaresiz yine günbatımı hüzünleriyle, ağlayacağım…”
…daha neler neler ve kim bilir nerelerden gelecek hayatımın zindan gözyaşları… Bu sefer yüreğim dualarda: bir tek o mutlu olsun, herkesten daha fazla…
Bir hayatın tozLu sayfaLarı içimi acıtan.
CepLerimde kırık qece masaLLarı duruyor,
ÖksüzLüqümü avutuyor sonbahar.
Ne yana baksam sen oLuyorum,
ParmakLarımı kanatıyor kirLi duvarLar.
KuşLar yuvaLarından terk ediyor beni,
Bir sarsıntı qeçiriyor yüreqim, sen şiddetinde...
ELLerime kar diye yokLuqun yaqıyor,
Aşk sorqusunda yüreqim can çekişiyor.
Yüzümde sensizLiqin izLeri,
AyakLarımın aLtında bir yıqın cam kırıqı...
İçimden söküLen her keLime,
Tekrar dönüp içime batıyor.
Ve her seferinde sana isabet ediyor.
Bir zindan karanLıqı şimdi qeceLerim,
DuvarLara sinmiş qözLerinin renqi...
SaatLeri infaza çekiyor qeLmeyişin,
Yavaş yavaş qidiyor benden hayat;
DamarLarımdan çekiLiyor içimdeki sen !
Bense düşüyorum hiçLik ötesi bir hayata,
Kanıyorum sana , sende aşkı buluyorum
Hem de ayrıLıqa çarpa çarpa...
SuskunLukta sesLer daha çok acıtıyormuş,
Bu yüzden senden harf harf kaçışım.
YaLnızLıqıma esir düşüyorsun,
Bense kayboLuyorum cümLeLerinde.
Ve susuyorum sana, avaz avaz susuyorum.
Sende birikiyor içimin tüm söküLenLeri
Ben dipsiz bir kuyu oLuyorum.
Biriktiriyorum her harfimde seni...
Şimdi yokLuqa düşüyor zaman,
Ben bir adımda düşüyorum senden.
KuytuLarıma sokuLma, bırak bana uçurumLarımı,
KaLemimden azat et beni,
Herkes konuştuqunu yazar, bense sustukLarımı...!!!!
Hapsolmuş duygularım vardı sana dair.
Yok olmak üzereyken sıkıştırıp köşeye yakaladığım ve senden habersiz benliğime sakladığım…
Senden ve herkesten sakındığım…
Hapsolmuş sevmelerim vardı sana dair, yüreğimin en ücra köşesine bilinçsizce attığım.
Her gece bir boşluk bulup açığa çıkan ve bir şekilde yine yakalanıp esir olan düşlerim vardı beni yalnız bırakmayan…
Beni yalnız bırakamayan…
Senli sensiz düşler kurardım; gözümden akan bir damla yaşa tutsak olan ve yanağımda bütün gece yol alıp tenime esir düşerek kaybolan usulca..Usulca gömülen karanlığa, düşlerim vardı çaresiz kalışlar arasında sıkışıp yok olan…
Tutsaklıkları ömür boyu biçilmiş yokluklar(ım) vardı…
Yokluklarının arasına sıkıştırdığım sevdanın hapsettiği hüzün işlerdi her gece bir bir seni.
Sensizlik esir olurdu bana,ben yıldızlara atardım sebepsiz sensizliği…
Suçlu duygularım vardı benim…
En büyük suçları seninle dolu olmalarıydı…
Cezaları…
Cezaları,ömür boyu hatırlatmalarıydı,
Cezaları senli sensizlik yaşatmalarıydı bana…
Tutsaklıklarım vardı…
Tutsaklığım sanaydı…
Cezam..
Unutamamaktı…
Hapsolmuş duygularım bekçi kesilmişti başıma,
Senli sensizlikteki çırpınışlarımda balta kürek oyarlardı içimi…
Cezaları hüznü işlemekti benliğime…
Cezaları seni bende esir tutmaktı bir ömür…
Tutsaklığım sanaydı..
En büyük cezam…
Hapsolmuş duygularımdı…
Hapsolmuş duygularım vardı sana dair.
Yok olmak üzereyken sıkıştırıp köşeye yakaladığım ve senden habersiz benliğime sakladığım…
Senden ve herkesten sakındığım…
şimdi notaları sahipsiz ve öksüz kalmış yarım bir şarkıdır sevmek
canımı daha fazla acıtamayacağını bilmek,
biraz olsun mutlu ediyor beni
sürüklenmiyorum dikkat et,
gidiyorum..
sessizce ve hiçbir şey yaşamamış gibi
bir süre sonra denize ulaşıp,
korunaklı seyir defterimin ilk sayfasına taze ve diri umutlar işleyeceğim
yüreğimi çıkartıp her şeyiyle masaya dökerken,
senden daha cesur olduğum için utanma sakın
bu cesaret,
çocukların masum dualarından çaldığım inatçı bir bekleyişti sadece
bana balonlar alabilecek kadar yürekli bir sevgiyi,
korkularıma rağmen başım dik karşılayacağıma dair söz vererek gidiyorum..
bir bedeni değil, bir yüreği özlediğin vakit,
umarım zamanın olur güneşin doğuşunu huzurla izlemek için
bana ait olan ve olmayan,
bütün soruları ve cevapları ardımda bırakarak gidiyorum...
Benim ... Sana ihtiyacım vardı ! Seninse hala Susmaya ! ...
Dün gece ,,,
Hiç olmadığım kadar ihtiyacım vardı sana !!!
Ağlıyordum hıçkırarak ...
yanımda oLduğunu biLmek iyi gelecekti bana , emindim .
Her canım yandığında , birine ihtiyaç duyduğumda yalnız olmayı seçen ben , bu defa istemedim ...
Telefon u elime aldım .
CeSaRetim yoktu araMaya
kısa bir mesajdı ...
! ... Sana İhtiyacım Var ... !
Sonra ... ağlarken uyumuşumm !
Ve sen ,,, cevap yazmaya bile tenezzül etmemişsin .
Benim canım yanıyordu , ve sen hala kendi düşüncelerinde boğuluyordun !
Oysa ,,, böyle anlarda ne önemi vardıı kırgınlığın ?
Benim , SaNa ihtiyacım vardı !
SeninSe hala susmaya ! ...
Şimdi bende susuyorum ...
Yine tüm cümlelerimi içime sakladım ,
Yine bir sürü cevapsız soru kaldı bana ... !
GiDiyoRsun belki ...
SadeCe şunu söylemek istiyorum son olarak ;
Benim , dün geceee ... SaNa ihtiyacım vardı !
Seninse hala susmaya ! ...
http://img138.imageshack.us/img138/9931/uzakdostporbq5.jpg
Zamanin gözleri yaslıydı, galiba sensizlige on vardı
Belki de yanlis hatırlıyorum, sensizligi yirmi geciyor da olabilir
Neticede sen yoktun, yine küskün, yine hayata dargındın
Her zamanki yerimden seyrettim bahceyi, agaclari, gökleri
Sana selam yolladim kuşlarla, bilmiyorum acaba ulastı mı?
Kuşlar ulastiramazsa bile, yagmur muhakkak ulastirir dedim
Ezgiler mirildandim, solan ciceklerin cürümüs gövdelerini seyrettim
Bir demet hüzün ismarladim kendime, sustum, düsündüm
Zaman, her zamanki gibi gözyaslarini akitti yüregime
Gökler gürlemedi, bulutlar kararmadi, sade çiğseler yağdı üzerime
Bir seyler kayboluyordu, ellerimle tutamadigim bir seyler kayiyordu
Sana dair olan herseyin beline ölüm sariliyor, sen ölüm oluyordun
Zaman sensizlige gebeydi ve kainat zorlu bir kayipin habercisiydi
Dinliyordum, kalb ile beynin arasindaki uzun mesafeye oturmus
Sessizligin anlattigi seni, elleri avuclarindaki ölümü dinliyordum
Sır tutmak zor, sır tutmak agırdı...
Bakamıyordum, geri dönüp gözlerininin içindeki ölüme bakamiyordum
Biliyorum artik çiğselemiyordu, yagmurlar yerini sağnağa birakmisti
Şimdi cok iyi hatirliyorum, zaman sensizlige on vardi
Kalbimin saati coktan durmus, bende de vakit sonbahardı...
vBulletin v3.7.3, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by
vBSEO