SUNRISE
16-08-2006, 01:04
Gün geçtikçe daha fazla kapanır olduk içimize...
Etrafımıza kalın duvarlı kaleler kuruyoruz. O kalelerin içinde başımızı dışarı
bile çıkarmadan yaşayıp gidiyoruz. Dostlarımız, arkadaşlarımız artıyor. Onlar
arttıkça biz kalelerimizin duvarlarını daha da sağlamlaştırıyoruz. Açılacak en
küçük bir gediğe, o gedikten içeri girecek bir tek kişiye tahammülümüz yok
çünkü. Nasıl da saklıyoruz kendimizi...
Görünüşte mutluyuz. Eşimiz, sevgilimiz, arkadaşlarımız, ailemiz var. Haydi
itiraf edelim kendimize. Ne paylaşıyoruz onlarla? Yüzeysel sohbetler, sahte
gülüşler ve birkaç dakikalık sevinçler dışında? Kendimizi birine açarsak bütün
benliğimizi yitirecekmişiz gibi hissediyoruz. Yanılıp şaşıp pişmanlığını
yaşıyoruz. Sonra hiçbir şeyin yolunda gitmediğini fark ediyoruz. Aşklarımızı
bitiyor, evliliklerimiz sona eriyor. İş hayatımız, aile yaşantımız sorunlar
yumağı haline geliyor. Ancak, işin içinden çıkamaz hal geldiğimizde birine
ihtiyaç duyuyoruz. Zamanında uzatılan her eli geri çevirdiğimizden bu kez
etrafımızda kimseyi göremiyoruz. Gördüklerimizse açık ama giren yok artık.
Yalnızlık çöküyor üstümüze. Taşıyamaz hale geliyoruz. Kendi elimizle kurduğumuz
gurbette sürgün hayatı yaşamaya başlıyoruz.
Nerede hata yaptığımızı düşünüp duruyoruz günlerce, gecelerce...
Oysa bu sorunun yanıtı o kadar basit ki... Bir arkadaşımız suratımızı asık görüp
"Neyin var bugün" diye sorduğunda, ona "Bir şeyim yok yalnız bırak beni" diye
terslediğimiz an yaptık hatayı...
Eşimiz ya da sevgilimiz, "İyi misin" sorusunu yönelttiğinde sert bir şekilde
"İyiyim görmüyor musun?" diye yanıtladığımız an yaptık hatayı...
Onlara bir çiçeği, bir öpücüğü bir gülümsemeyi çok gördüğümüz an yaptık
hatayı...
Üstümüze titreyen annemizi "Yeter artık ben çocuk değilim, kendi başımın
çaresine bakabilirim" deyip üzdüğümüz an yaptık hatayı...
Mahkum etmeyin kendinizi yalnızlığa, o en ağır yükü taşımayın. Size el uzatana
siz de uzatın elinizi korkmayın... Paylaşın, paylaşmanın verdiği o müthiş
coşkuyu duyumsayın içinizde. Aşkta cömert olun, saklamayın duygularınızı. Eğer
bir kale kuracaksanız bunu yalnızlığa karşı kurun.
YALNIZLIK AŞAMASIN O KALENİN DUVARLARINI...
Etrafımıza kalın duvarlı kaleler kuruyoruz. O kalelerin içinde başımızı dışarı
bile çıkarmadan yaşayıp gidiyoruz. Dostlarımız, arkadaşlarımız artıyor. Onlar
arttıkça biz kalelerimizin duvarlarını daha da sağlamlaştırıyoruz. Açılacak en
küçük bir gediğe, o gedikten içeri girecek bir tek kişiye tahammülümüz yok
çünkü. Nasıl da saklıyoruz kendimizi...
Görünüşte mutluyuz. Eşimiz, sevgilimiz, arkadaşlarımız, ailemiz var. Haydi
itiraf edelim kendimize. Ne paylaşıyoruz onlarla? Yüzeysel sohbetler, sahte
gülüşler ve birkaç dakikalık sevinçler dışında? Kendimizi birine açarsak bütün
benliğimizi yitirecekmişiz gibi hissediyoruz. Yanılıp şaşıp pişmanlığını
yaşıyoruz. Sonra hiçbir şeyin yolunda gitmediğini fark ediyoruz. Aşklarımızı
bitiyor, evliliklerimiz sona eriyor. İş hayatımız, aile yaşantımız sorunlar
yumağı haline geliyor. Ancak, işin içinden çıkamaz hal geldiğimizde birine
ihtiyaç duyuyoruz. Zamanında uzatılan her eli geri çevirdiğimizden bu kez
etrafımızda kimseyi göremiyoruz. Gördüklerimizse açık ama giren yok artık.
Yalnızlık çöküyor üstümüze. Taşıyamaz hale geliyoruz. Kendi elimizle kurduğumuz
gurbette sürgün hayatı yaşamaya başlıyoruz.
Nerede hata yaptığımızı düşünüp duruyoruz günlerce, gecelerce...
Oysa bu sorunun yanıtı o kadar basit ki... Bir arkadaşımız suratımızı asık görüp
"Neyin var bugün" diye sorduğunda, ona "Bir şeyim yok yalnız bırak beni" diye
terslediğimiz an yaptık hatayı...
Eşimiz ya da sevgilimiz, "İyi misin" sorusunu yönelttiğinde sert bir şekilde
"İyiyim görmüyor musun?" diye yanıtladığımız an yaptık hatayı...
Onlara bir çiçeği, bir öpücüğü bir gülümsemeyi çok gördüğümüz an yaptık
hatayı...
Üstümüze titreyen annemizi "Yeter artık ben çocuk değilim, kendi başımın
çaresine bakabilirim" deyip üzdüğümüz an yaptık hatayı...
Mahkum etmeyin kendinizi yalnızlığa, o en ağır yükü taşımayın. Size el uzatana
siz de uzatın elinizi korkmayın... Paylaşın, paylaşmanın verdiği o müthiş
coşkuyu duyumsayın içinizde. Aşkta cömert olun, saklamayın duygularınızı. Eğer
bir kale kuracaksanız bunu yalnızlığa karşı kurun.
YALNIZLIK AŞAMASIN O KALENİN DUVARLARINI...