Raid_IRON
12-09-2006, 00:16
Türkiye bir haftadır komedi filmi seyrediyor. Tarikatın t harfinden bihaber bir takım insanlar İsmail Ağa Cemaati hakkında ileri geri yorumlar yapıyorlar. Bilmiyorlar , sormuyorlar dahası kendi kafalarındaki ; kendi içlerinde biriktirdikleri kini ve nefreti gazetelerden ; televizyonlardan üzerimize boşaltıyorlar.
O kadar güzel bir komedi filmi seyrediyoruz ki Mektubatcı Bayram Hocaefendi'nin mektubatcılığını derslerini mektub tarzında işlemesinden ileri geldiğini iddia ediyorlar. Vah benim zavallı aydınım. Milyonların önüne çıkan araştırmacı gazetecinin (!) ahvali buysa kara cahillerin durumu nedir ben tasavvur dahi edemiyorum.
Orta da iki fakülte bitirmiş ; dört lisan bilen ; en ufak bir sabıkası bulunmayan (trafik cezası dahi yok ); senelerce devlet memurluğu yapmış, çevresindeki uzak yakın tüm insanların saygısını kazanmış bir mazlum hocaefendi var ; üstelik bu fazıl zat mukaddes bir mahalde ; Mevlasına dua ederken öldürülüyor. Kâtil de aynı anda linç ediliyor(!).
Burada hocaefendinin ve cemaatin mağduriyeti arka plana itiliyor. Görmezlikten geliniyor. Bir anda kâtilin tarafını tutma ile başlayan olaylar serisi günümüze geliyor. Biz burada şahidlerin söylediği üç , dört kişilerdi ifadelerini görmezlikten gelelim. Hadi diyelim ki cemaat linç etti.
Daha geçen de Danıştay baskının da öldürülenlerin cenazelerinde ; cami avlusunda bakanlara saldırılmaya kalkışılmadı mı ? Devletin en tepesindeki bakanları korumaları yaka paça dışarı çıkarmak zorunda kalmadılar mı ? Korumaları bıraksaydı bakanlar orada linç edilmeyecek miydi ? Şimdi İsmail Ağa cemaatini diline dolayanlar, soruyorum sizlere " Siz bakanlara yapılan bu saldırıyı kınadınız mı ? Kınamadınız mı ? Dahası bakanlara yapılan tavrı alkışladınız mı alkışlamadınız mı ? Gazete arşivleri orada duruyor arkadaşlar !
Bu biraz da benim linç edenim iyidir tavrı olmuyor mu beyler ? Linç kınanacaksa ; insaf ve vicdan sahibi olan insanlar lincin her türlüsünü kınar ; tenkid eder; tel'in eder.
Gülen Hocaefendi ve cemaatini BOP'un ayağı olmakla suçlayanlar ; Ilımlı İslam (!) ile suçlayanlar İsmail Ağa cemaatini de radikal İslam (!) ile suçluyorlar. Şimdi sormak bizim hakkımız değil mi siz hangi İslam'dan yanasınız ?
1000 senedir süregelen Selçuklu Veziri Nizamül-mülkün başlattığı medrese geleneğinin Türkiye'deki tek devam ettiricisi ; Osmanlı Medeniyetinin ve mirası yaşatmaya çalışan İsmail Ağa Cemaati sizin neyinizi rahatsız ediyor ? Ya da herkesi hoşgörü haklasına çağıran Fethullah Hocaefendi sizi neden rahatsız ediyor ? Şimdi sormak bizim hakkımız değil mi : Siz yoksa İslam’dan mı rahatsızsınız ? Sakın öyle olmasın.
Medrese usulu ders yapılmasını tenkid edenler daha dün misyonerlik faaliyetlerinden rahatsız değiller miydi ? Türkiye’de otuz bin kilise ev açılmamış mıydı ? Din elden gitmiyor muydu ? Hatta bunu eski bir başbakanın eşi olan bir siyasi parti genel başkanı söylememiş miydi ? Dün misyonerlikten şikayet ediyordunuz ; bugünse misyonerliğin önünde engel olan bir faaliyetten şikayetçi oluyorsunuz ? Bu ne perhiz ; bu ne lahana turşusu.
Kılık kıyafetleri devrim yasalarına aykırıymış. Şalvarı ; cübbeyi devrim yasalarına aykırı bulanlar Fener Rum Patriğinin yanındaki onlarca papazın kıyafetlerini acaba kaç kere tenkit ettiler ? Türkiye’de dini kisveyle sokakta dolaşmak müslümanlara yasaksa Patrik dışındaki papazlar da o kıyafetle dolaşamazlar. Şalvarı, cübbeyi dillerine dolayanlar ; acaba Rum ve Ermeni kilisesinin papazlarının kıyafetlerini kaç defa dillerine doladılar ?
Camilerin Diyanetin kontrolünden çıktığını savunanlar ; gözünüzü açın. Uyanın. Fener Rum Patrikhanesine bir bakın. Patrikhane Fatih Kaymakamlığına bağlı ve Patrik yurt dışına çıkarken kaç defa bağlısı olduğu Fatih Kaymakamlığından izin aldı ? Patrik ekümenik sıfatını kullanırken hangi yetkili makamdan izin aldı ?
Kimsenin dini ibadetinin yasaklanmasından yana falan değilim . Merak etmeyin. Merak ettiğim birilerinin neden rahatsız olduğunu bulmak. Eğer siz samimi; insaf ve izan sahibi bir insansanız rahatsızlığınızın kaynağı tek taraflı olmamalı.
Siz sakın İslam’dan rahatsız olmayasanız...
O kadar güzel bir komedi filmi seyrediyoruz ki Mektubatcı Bayram Hocaefendi'nin mektubatcılığını derslerini mektub tarzında işlemesinden ileri geldiğini iddia ediyorlar. Vah benim zavallı aydınım. Milyonların önüne çıkan araştırmacı gazetecinin (!) ahvali buysa kara cahillerin durumu nedir ben tasavvur dahi edemiyorum.
Orta da iki fakülte bitirmiş ; dört lisan bilen ; en ufak bir sabıkası bulunmayan (trafik cezası dahi yok ); senelerce devlet memurluğu yapmış, çevresindeki uzak yakın tüm insanların saygısını kazanmış bir mazlum hocaefendi var ; üstelik bu fazıl zat mukaddes bir mahalde ; Mevlasına dua ederken öldürülüyor. Kâtil de aynı anda linç ediliyor(!).
Burada hocaefendinin ve cemaatin mağduriyeti arka plana itiliyor. Görmezlikten geliniyor. Bir anda kâtilin tarafını tutma ile başlayan olaylar serisi günümüze geliyor. Biz burada şahidlerin söylediği üç , dört kişilerdi ifadelerini görmezlikten gelelim. Hadi diyelim ki cemaat linç etti.
Daha geçen de Danıştay baskının da öldürülenlerin cenazelerinde ; cami avlusunda bakanlara saldırılmaya kalkışılmadı mı ? Devletin en tepesindeki bakanları korumaları yaka paça dışarı çıkarmak zorunda kalmadılar mı ? Korumaları bıraksaydı bakanlar orada linç edilmeyecek miydi ? Şimdi İsmail Ağa cemaatini diline dolayanlar, soruyorum sizlere " Siz bakanlara yapılan bu saldırıyı kınadınız mı ? Kınamadınız mı ? Dahası bakanlara yapılan tavrı alkışladınız mı alkışlamadınız mı ? Gazete arşivleri orada duruyor arkadaşlar !
Bu biraz da benim linç edenim iyidir tavrı olmuyor mu beyler ? Linç kınanacaksa ; insaf ve vicdan sahibi olan insanlar lincin her türlüsünü kınar ; tenkid eder; tel'in eder.
Gülen Hocaefendi ve cemaatini BOP'un ayağı olmakla suçlayanlar ; Ilımlı İslam (!) ile suçlayanlar İsmail Ağa cemaatini de radikal İslam (!) ile suçluyorlar. Şimdi sormak bizim hakkımız değil mi siz hangi İslam'dan yanasınız ?
1000 senedir süregelen Selçuklu Veziri Nizamül-mülkün başlattığı medrese geleneğinin Türkiye'deki tek devam ettiricisi ; Osmanlı Medeniyetinin ve mirası yaşatmaya çalışan İsmail Ağa Cemaati sizin neyinizi rahatsız ediyor ? Ya da herkesi hoşgörü haklasına çağıran Fethullah Hocaefendi sizi neden rahatsız ediyor ? Şimdi sormak bizim hakkımız değil mi : Siz yoksa İslam’dan mı rahatsızsınız ? Sakın öyle olmasın.
Medrese usulu ders yapılmasını tenkid edenler daha dün misyonerlik faaliyetlerinden rahatsız değiller miydi ? Türkiye’de otuz bin kilise ev açılmamış mıydı ? Din elden gitmiyor muydu ? Hatta bunu eski bir başbakanın eşi olan bir siyasi parti genel başkanı söylememiş miydi ? Dün misyonerlikten şikayet ediyordunuz ; bugünse misyonerliğin önünde engel olan bir faaliyetten şikayetçi oluyorsunuz ? Bu ne perhiz ; bu ne lahana turşusu.
Kılık kıyafetleri devrim yasalarına aykırıymış. Şalvarı ; cübbeyi devrim yasalarına aykırı bulanlar Fener Rum Patriğinin yanındaki onlarca papazın kıyafetlerini acaba kaç kere tenkit ettiler ? Türkiye’de dini kisveyle sokakta dolaşmak müslümanlara yasaksa Patrik dışındaki papazlar da o kıyafetle dolaşamazlar. Şalvarı, cübbeyi dillerine dolayanlar ; acaba Rum ve Ermeni kilisesinin papazlarının kıyafetlerini kaç defa dillerine doladılar ?
Camilerin Diyanetin kontrolünden çıktığını savunanlar ; gözünüzü açın. Uyanın. Fener Rum Patrikhanesine bir bakın. Patrikhane Fatih Kaymakamlığına bağlı ve Patrik yurt dışına çıkarken kaç defa bağlısı olduğu Fatih Kaymakamlığından izin aldı ? Patrik ekümenik sıfatını kullanırken hangi yetkili makamdan izin aldı ?
Kimsenin dini ibadetinin yasaklanmasından yana falan değilim . Merak etmeyin. Merak ettiğim birilerinin neden rahatsız olduğunu bulmak. Eğer siz samimi; insaf ve izan sahibi bir insansanız rahatsızlığınızın kaynağı tek taraflı olmamalı.
Siz sakın İslam’dan rahatsız olmayasanız...