PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : diş çürüğü ve dolgular




CiwCiw
29-04-2006, 01:31
Diş çürüğü nedir?

Diş çürükleri daha çok koyu renklenmelerle birlikte görülen oyuklar olarak algılanmaktadır. Önlenebilir bir hastalık olmasına karşın dünyada diş çürüğü deneyimi yaşamayan çok az insan vardır.

Dişler neden çürür?

Ağızda bulunan bakterilerden oluşan bakteri plağı, şekerli ve unlu yiyeceklerin ağızda kalan artıklarından asit oluşturabilmektedir. Bu asitler, dişlerin mineral dokusunu çözerek dişin minesinin bozulmasına ve sonuçta da diş çürüğünün başlamasına ve dişhekimlerinin kavite dedikleri oyuklara neden olmaktadırlar.

Kimlerde daha çok çürük olur?

Şekerli ve unlu yiyeceklerle bakterilerin buluşması sonucunda çürükler oluştuğuna göre herkes için bir tehlike var demektir. Ancak beslenmelerinde karbonhidratlı ve şekerli yiyeceklerin oranı çok yüksek olanlar bir de sularında florür oranı çok düşükse çok daha fazla çürük tehlikesi altındadırlar. Bakteri plağı tarafından oluşturulan asite karşı tükürük doğal bir savunma mekanizması oluştursa da tek başına çürüğü önleyemez.Tükürük akışını ve miktarını azaltan hastalıklar ya da ilaçlar da çürük oluşumunu hızlandırmaktadırlar. Bu nedenle de dişhekimleri tükürük akışını arttırdığı için şekersiz sakızları sıklıkla önerirler.

Diş çürüğü önlenebilir mi?

EVET.
1. Sabah kahvaltısından sonra ve akşam yatmadan önce dişlerin fırçalanması ve hergün diş ipliğinin düzenli kullanılması en etkili yoldur. Yiyecek artıkları en çok dişlerin çiğneme yüzeylerindeki girintilerde ve dişlerin birbirine değdiği ara yüzeylerde biriktiği için, diş fırçaları küçük başlı seçilmelidir. Dişlerin iç yüzeyleri, dış yüzeyleri, çiğneyici yüzeyleri ve dilin üstü fırçalanmalı ve ara yüzlerde diş ipliği kullanılmalıdır. Fırçalar, orta derecede sert ya da yumuşak kıllı olmalı ve belirli aralıklarda değiştirilmelidirler. Fırça kıllarının aşınmamış olması ve bakteri taşımayacak bir şekilde muhafaza edilmesi gerekmektedir. Asla başkasının diş fırçası kullanılmamalıdır. Diş fırçalama sırasında florürlü bir diş macunu kullanılarak, florürün diş çürüğünü önlemedeki rolünden yararlanılmalıdır. Florürlü macunlara yardımcı olarak aynı zamanda ağız kokusunu gidererek ferahlık ve temizlik hissi veren florürlü gargaralar da kullanılabilir.
2. Şekerli yiyecekleri ana öğünlerde tüketmeye çalışmak ve yemek aralarında birşey yememeye gayret etmek de diğer bir önlemdir.
3. Dişhekimine muntazam aralıklarla başvurmak bir çürüğü önlemek ya da erken yakalamada en iyi yoldur. Ayrıca sıcak ve soğuğa duyarlı dişler ya da ağrılı dişlerde veya tebeşirimsi renkte olan başlangıç çürükleri, kahverengi renklemeler ve oyuklar gibi durumlarda vakit geçirilmeden hekime başvurulması tedavinin şeklini değiştirecek ve zorluğunu azaltacaktır.

Amalgam Dolgular (Metal Dolgular)

Amalgam nedir?

Amalgam dolgular gümüş dolgular olarak ta tanımlanır. Amalgam; gümüş, kalay ve bakır alaşımının, cıva ile karıştırılması ile elde edilir. Karışımın %45-50'sini oluşturan civa, metalleri birbirine bağlayarak dayanıklı bir dolgu malzemesi yaratmış olur. 150 yıldan beri geliştirilerek kullanılmakta olan amalgam dolgular, çok sayıda dişin korunarak ağızda kalmasına hizmet etmiştir.

Amalgamdaki civa zararlı mıdır?

Amalgam dolgudaki civa zehirli değildir. Civa diğer metallerle birleştiğinde kimyasal yapısı değişir ve zararsız hale geçer. Çiğneme ve öğütme sonucunda ağızda açığa çıkan civa miktarı su, hava ve yiyeceklerde alınan miktardan çok daha küçüktür. Bütün bilimsel araştırmalarla civanın zararsız olduğu sonucuna varılmıştır. Amalgamlar söküldüğünde civanın oluşturduğu düşünülen bazı hastalıkların iyileştiği iddia edildiği halde bilimsel olarak ispatlanamamıştır.

Dişhekimleri amalgamı niçin tercih ederler?

Amalgam hala en zararsız, en uzun ömürlü ve en ucuz dolgu maddesidir. Yılda, bir milyardan fazkla amalgam dolgu yapıldığı hesaplanmıştır. Diğer dolgu maddelerine oranla çok daha kısa zamanda ve kolay uygulanabilirler. Porselen, altın ve beyaz dolgular gibi dolgu malzemeleri hem daha pahalıdırlar hem de daha çok zaman ve dikkat isterler. Ayrıca altının dışındakiler amalgam kadar uzun ömürlü değildir. Amalgam ancak civaya allerjisi kesin olarak tespit edilenlerde kullanılmamalıdır ki, bu da yüzde birden çok daha düşük bir olasılıktır. Gerekmediğinde amalgam dolgular sökülmemelidir. Çünkü hem gereksiz masraf getirmekte hem de dişe zarar verme olasılığını arttırmaktadır.

Amalgam restorasyon sonrası hastaya uyarılar

Uygulamanın yapıldığı tarafı en az bir saat kullanmaması ve takip eden 24 saat içinde de dikkatli olunarak sert şeyleri o bölgede çiğnememesi hastalardan istenmelidir.Hastaya 24 saat geçtikten sonra polisaj işlemi.,için ikinci bir randevu verilmelidir.Bu uygulama, hem amalgamın metalik özelliklerini iyileştirme hem de kullanım sonrası restorasyonun anatomik ve fonksiyonel olarak tekrar gözden geçirilme olanağını sağlayacaktır.

Amalgam dolgulardan sonra kısa süreli bir sıcak-soğuk duyarlılığı olabilmekte ve bu zamanla kaybolmaktadır.Ancak ender olsa da bazı kişilerde ağızda çeşitli metaller bulunduğunda ya da çatal gibi başka bir metal girdiğinde elektriklenmeden doğan hassasiyetler olabilmektedir.Geçmeyen duyarlılıklarda duyarlılığın yalnızca bu sebebten olduğuna emin olduktan sonra restorasyonu metal olmayan bir restoratif madde ile değiştiımek çözüm olabilir.

Kompozit Reçine nedir?

İçinde silikon dioksit parçacıkları olan bir plastik karışımdır. Diş renginde olduğu için beyaz dolgu olarak tanımlanırlar. 1960'larda yalnızca ön dişlerde kullanıldıkları halde materyalin ileri derecede geliştirilmesiyle çiğneme basınçlarına dayanıklı ve daha az aşınan bir dolgu maddesi larak arka dişlerde de başarılı olarak uygulanabilmektedirler.

Kompozit dolgular nasıl yapılır?

Kompozit dolgular, hazırlanmış kavitelere tabaka tabaka yerleştirilir ve her tabaka özel bir ışık ile sertleştirilir. Bu işlem bitince kompozit dolgular dişe göre şekillendirilir ve düzeltilir. Bütün bu işlemler amalgam dolgu işleminden daha uzun sürer. Ancak amalgamın en az iki katı kadar daha pahalıdır. Kompozit dolguların ağızda kalma süresi de 7-10 yıldır ki bu süre amalgamın ömrüne yakındır. Ancak çok büyük dolgularda durum amalgamın lehinedir.

Avantaj ve dezavantajlar:

Bu dolguların en büyük avantajları estetik olmalarıdır. Ayrıca bu dolgular dişlere iyice bağlandığı için diş dokularını destekler, kırılmaları ve sıcaklık geçmesini engeller. Kompozitler, yalnızca çürükleri restore etmek için değil, dişlerin rengini ve biçimini değişitirerek kozmetik etkileri için de kullanılabilmektedirler. En önemli dezavantajı işlem sonrası duyarlılıkların olmasıdır. Dolguların renkleri, kahve, çay gibi boyayıcı yiyeceklerle de hafifçe değişebilmektedir.

Kompozit restorasyonlar sonrası hastalara uyarılar

Kompozitlerde de artık aynı seansda polisaj işlemi yapılabilmektedir.Ancak çok büyük restorasyonlar ya da çok diş için yapılan seri restorasyonlarda hastayı bir defa daha kontrole çağınp varsa gerekli düzeltmeleri yapmak hem estetik hem fonksiyon açısından çok daha iyi olacaktır.

Bu mateyallerle ön dişlerde çok büyük kayıplar restore edilebilmekte bu nedenle hastaların ısırmada dikkatli olmalarının bu restorasyonların ömrünü uzatacağının da anlatılması gerekmektedir.Özellikle fasial yüzde yapılan uygulamalardan sonra ne kadar iyi polisaj yapılmış olsa da boyayabilen yiyecek ve içeceklerin dolguların renklerini değiştirebileceği yine hatırlatılmalıdır.Aşınma nedeni ile restore edilmiş dişlerde daha çok dikkat edilmesi gereken şey de hastaya çok sert olmayan diş fırçaları önermek ve fırçalama yöntemlerinde düzeltmeler yapabilmelerini sağlamaktır.Bu öneriler geniş fasial yüz restorasyonlan için de geçerlidir.




@izci@
29-04-2006, 15:01
Güzel paylaşımın için sağol.

Prenses
22-07-2008, 11:49
Çürük Oluşumu Ve Dolgular
Diş Çürüğü Nedir ? Diş dokularının mikroskobik olarak bakterilerin harabiyetine uğramasıdır. Diş çürüğü başlangıç, orta seviye ve ilerlemiş olabilir. Dişlerin en sık çürüyen ve çürümeye eğilimli kısımları; çiğneme yüzeyleri ve komşu dişlerle temasta olan kısımlarıdır.
http://www.implantmed.com/icerik/image/tedavi/curukdis1.jpgDiş Çürüğü Nasıl Oluşur ?Çürüğün oluşumunda beslenme, bakteriler ve zaman rol oynar.
Beslenme: Şekerler ve nişastaları Karbonhidratlar adı altında sınıflayabiliriz. Tüm pişmiş nişastalar, ağızda Amilaz adı verilen enzim tarafından glikoz, maltoz gibi basit şekerlere dönüştürülürler. Bütün basit şekerler de ağız içindeki bakteriler tarafından organik asitler haline getirilirler oluşan bu asitler ise diş dokusunda mineral kaybına yol açarlar. Gıda artıklarının temizlenmeyerek birikmesi ile diş plağı ortaya çıkar. Plak üzerinde barınan bakteriler ise Amilaz enzimi olmadan da nişastayı şekere dönüştürebilirler.

Bakteriler: Her bireyin ağzında 60-70 tür bakteri bulunmaktadır. Sayı ve kombinasyonları kişiden kişiye değişir. Bakteriler diş plağı içinde yer aldıktan sonra ürettikleri asitleri diş yüzeyine atarlar. Böylece ağız pH ını asidik duruma getirerek dişten mineral kaybına yol açarlar.
Zaman:Tüketilen yiyecek ve içeceklerin etkisi ile ağız içindeki pH ın sürekli değişmesi, bu değişimin sürekli ve uzun süreli olması sonucu ortaya çıkan mineral kaybı sonucu başlangıç çürüğü ortaya çıkar. Uzun süreli mineral kaybının devamı halinde ise çürük adı verilen kavitasyon ( boşluk) oluşur.
Diş Çürüğü Nasıl Önlenir ?
Diş çürüğü konservatif diş tedavi yöntemleri ; Proflaksi (koruma yöntemleri), Reminerilzasyon (Yeniden mineral kazandırılması) ve dolgu ile önlenebilir.
Proflaksi:Hayatın her döneminde yapılması gereken bir uygulamadır. Mekanik ve kimyasal olarak yapılır.
Proflaksi İçin Gerekli Faktörler;
Tükürük: Akıcı, bol tükürüğün yeterince asit tampon kapasitesi ve ağız içi yıkama özelliği olacaktır. Gıda artıklarını uzaklaştıracak ve şekerleri çözecektir.
Beslenme:Tüketilen gıdaların türünden çok, tükürük tarafından uzaklaştırılma hızı ve tükürüğün akışını attırması önemlidir.
Diş Fırçası:Diş plağının mekanik olarak uzaklaştırılmasında en önemli rolü oynar. Ayrıca dilin fırçalanması da gıda artıklarını uzaklaştıracak ve meydana getirdikleri asidik ortamın değişmesini sağlayacaktır.
Diş Macunu:İçerdiği flüorür ile dişin inorganik yapısını asitlere karşı dayanıklı hale getirir ve tekrar mineral kazanılmasını aktive eder. Gün içinde iki-üç kez kullanımı ile ağız içinde sürekli flüorür salınımı sağlanabilir.
Diş İpi:Diş ara yüzlerinin temizliği diş ipi kullanımı ile tam olarak sağlanabilir. Flüorürlü diş ipleri tercih edilmelidir.
Ağız Gargaraları:Sodyum flüorürlü ağız gargaraları özellikle çürüğe eğilimli hastalar tarafından günde iki-üç kez kullanılmalıdır.
Sealantlar: Dişlerin çukur kısımlarının temizlenmesi bazen imkansızdır. Bu nedenle bu yüzeylerin gıda artıklarının tutunacağı alan olmaktan çok kayarak uzaklaşacakları yüzeyler haline getirilmesi gereklidir. Bu da sealantlama denen işlem ile yapılır.
Reminerilizasyon (Yeniden mineral kazandırılması):Dişlerde oluşan tebeşirimsi beyaz başlangıç çürüklerinin tedavisi.
Diş fırçalamak, Flüorürlü diş macunu kullanmak, Diş ipi ile ara yüzdeki birikimi önlemek, Ağız gargaraları kullanımı,6 ayda bir Diş Doktoru tarafından flüorür jeli uygulanması, Diş Doktoru tarafından çürüğe eğilimli dişlerin sealantlanması ile yapılır.
Dolgu: Mineral kazandırılamayacak durumda olan dişlere dolgu yapılmaktadır.Dolgu çeşitleri; Laser uygulaması, Işınlı dolgu, Amalgam Dolgu, Pinli restorasyon, İnley ve onley dolgular.