Orijinalini görmek için tıklayınız : BANA GÖZYAŞLARINI ÖDÜNÇ VERİR MİSİN
BANA GÖZYAŞLARINI ÖDÜNÇ VERİR MİSİN?
Bana gözyaşlarını ödünç verir misin, içime çöreklenen acıyı yıkamak için? Yüreğimden, içimden kusamadıklarımı ödünç gözyaşlarıyla kusabilirim ancak.
Yağmur sonrası çıkan gökkuşağının parlaması gibi, rahatlatan bir ağlamadan sonra gözyaşlarıyla yıkanan yüzüm parlamıyor artık. Çünkü yıkanmıyor hiçbir zaman. Kurumuş gözpınarlarımda tortulanıyor içimdeki yangından arta kalanlar.
İçim savaş alanı gibi. Çığlıklar, top sesleri, kan ve barut kokusu!.. Ve binlerce ölü!.. Binlerce kez ölüyorum içimde ve binlerce kez öldürüyorum birilerini. Dahası bu savaşın bir sonu ve galibi de yok.
Bana ödünç vereceğin gözyaşların yıkamaya yeter mi içimdeki bu kan ve barut istilasını? Her şeyi yıkayacak bir yağmurdan sonra gökkuşağı parlar mı benim de içimde? Sarar mı yüreğimi baştan başa tüm azameti ve güzelliğiyle?
Sen iyisi mi sevinçlerini ödünç ver bana. Ama bir daha geri isteme. Bir bayram yerine dönsün içim. Çocuk kahkahaları yankılansın içimde. Kan ve barut yerine şeker ve çiçek kokuları tütsün. Bahara denk gelmiş bir bayram gününe dönsün yüreğim.
Sen iyisi mi sevinçlerini ödünç ver bana. Ama bir daha geri isteme!..
Sen iyisi mi sevinçlerini ödünç ver bana. Ama bir daha geri isteme. Bir bayram yerine dönsün içim. Çocuk kahkahaları yankılansın içimde. Kan ve barut yerine şeker ve çiçek kokuları tütsün. Bahara denk gelmiş bir bayram gününe dönsün yüreğim.
Sen iyisi mi sevinçlerini ödünç ver bana. Ama bir daha geri isteme!.
superdı ellerıne saglık...
^^DoLCe^^
30-09-2006, 17:52
Adresine düşecek binlerce cümlelerden yalnızca birine sığdırıp seslenmeyi öğrendim. Yazdığım bütün dizelerde, bütün satırlarda coşkun akan ırmaklar gibi geldiğim sensin. Sınırlar ötesinden, dağların ardından söylediğin sıcacık sözlerin göğüme düştüğünde, uzatırım elimi göğe; ellerime bulaşsın diye yüreğinin maviliği...
Sevmeyi bıraktığımsın iki yüreğin arasına, gücümün yettiği kadar alsınlar beni diye. Gözlerim uyku nedir unutsunlar diye gecelerde...
Bu bir ürperiş. Anlatsam şiir gibidir sözlerim; öyle bir sevdanın insafına kalır ki ömrüm, sessizce alıp başımı giderim bakışlarından.
Kendimde yaşadığımsın, dünya diye. Dünya diye, sevdana hasret duruşlarımla bu şehrin duraklarında, bu şehrin sokaklarında beklediğimsin...
Kendimde yaşadığımsın; temmuz akşamlarının serinliğinde, coşkulu halaylarda mendil mendil...
Kendimde yaşadığımsın; parmaklarımın arasından öylece düşerken kelimeler sayfalara, yüreğimde büyüyen bir sızı, bir derince yara kalbimde kan/ar/ ırmak...
Kendimde yaşadığımsın; bütün geçen dakikaları bir armağan bilip, dudaklarının kıvrımındaki gülümsemeye boyun eğen; her şeyin kirlendiği bir dünyada... Yaşanan bir tek an´la ahbap olup, konuşur oldum. Yakama takıp sokak sokak gezdirdiğimsin; gözlerimde bu şehri seyredensin.
Kendimde yaşadığımsın; bir yokluğu göğüsler gibi, bir hayali kucaklar gibi kollarımda; iki dudak arasında susan ve hep susan suskular içindesin.
Kendimde yaşadığımsın; ölürcesine yaşanan. Kanadı kırık bir kuş... Bir acı yalnızlıktan geçerken bile, cehennemden geçer gibi...
Kendimde yaşadığımsın; yalnızlıkları çoğaltan kalabalıklar ortasında, gece nöbetlerinde, uyanan günün kızıllığında, derin düşüncelerde, hüzün nağmelerinde...
Kendimde yaşadığımsın; dağlar ötesinde, bir deniz mavisinde, kara gözlerinde; kalan cevapsız sorularda, söylenmiş sözlerde, yetim yazmalarda sen...
Kendimde yaşadığımsın; bensiz söyleşmelerde bile. Yaşanan an´larda ve yaşanacak an´larda. Bir yabancı gibi öykünerek kendime, ha durdu duracak bu dünya dönüşünde, baktıkça içime yıkılan gözlerinle.
Kendimde yaşadığımsım; vatan bildiğim o yüzünün derin çizgilerinde uyurgezer gibi /veya/ bir sürgün gibi...
Sen kendimde yaşadığım gibi, kendimde öleceksin gibi!
çok zamandır geceleri gece gibi yaşamıyorum.
sessiz sedasız gecelerde bir ben bir yalnızlığım oturup dertleşiyoruz.
uyumak için çabalasakta ya o beni ya ben yalnızlığımı uyutmuyorum.
sordum yalnızlığıma nasıl geldin sen dedim, sen gittiğinde girmiş içeri yalnızlığım,oturmuş yüreğime giderken bıraktığın boşluğa.
sordum yalnızlığıma,kimle paylaşayım seni...
büyük şairin sözleri ile cevap verdi bana ''YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ.PAYLAŞILIRSA YALNIZLIK OLMAZ.''
paylaşamazsın beni dedi,bende ondan hatıralar var,bende onun kokusu var.beni her gördüğünde o gelecek aklına,yaşlar akacak pınarlardan,hıçkırıkların içine gömülecek.onu nasıl paylaşamadın,benide paylaşamazsın dedi.
konuşmuyorum kimselerle ne zaman konuşmaya kalksam sesim çıkmıyor sanki,ne ben duyuyorum dediğimi ne karşımdaki.çıkan ses seni söylüyor ve başlıyor yaralar kanamaya,yalnızlık geliyor yanıma o an alıp beni götürüyor sakin bir ağaç dibindeki banka,sarılıp yalnızlığıma ağlıyorum orda.
sabah uyandığımda yanıma bakıyorum,senin yerinde giderken gönderdiğin yalnızlık bana bakıyor.günaydın bile demeden kalkıyorum yanından banyoya gidiyorum yüzüme soğuk suları çarpıyorum aynada gözlerimle karşılaşıyorum yine içinde yalnızlık bana bakıyor.
ne büyükmüş yalnızlığın.yaşıyorum,yaşıyorum bitmiyor,gitmiyor.
yalnızlık sıkıldı benden ama ben sıkılmadım ondan,içinde seni sakladığı için.hani derler ya''SEN OLMASANDA YAŞARIM YALNIZLIĞINLA''işte bende yaşıyorum yalnızlığım olan,yalnızlığınla..........
Seni Öyle Çok Seviyorumki...
Şu anda cok uzaktasın, beni düşünüyor musun, bilmiyorum? Ama ben hep seni düşündüm bugün, hiç aklımdan çıkmadın, attığım her adımda, yaktığım her sigaramdaydın....
Seni öyle cok özlüyorum ki, zaten cok uzaklardaydın, bugün klevyeme dokunan parmaklarım bile sana kavuşamadı...Bugün bir başka hüzün çöktü yüreğime, ne yapsam ,ne etsem silinip atılamadı.
Seni şimdiden öyle çok özledim ki...İçim acıyor, sanki anlamsız bir keder çöreklendi yüreğime, gitmek bilmiyor...
Seni öyle çok seviyorum ki, istersen sor bugün benimle olan yüreğime akan gözyaşlarıma sor istersen, yüreğime sor, giderken yanına aldığın yüreğime sor, anlatsın seni ne çok sevdiğimi....ne cok özlediğimi...
Seni öyle çok özledim ki, sanki bugün yine ankara benimle ağladı...Gözyaşlarım yağmurun kilere karıştı....hava kasvetli, ben bir büyük acı.. senden başka kim bilebilir, çektiğim bu sancıyı?
Yürüdüm yağmur da, ellerim üşüdü yine....
Gözyaşlarım, yağmura karıştı....Yüreğim ise sıcaktı, Giderken yanında götürdüğün için o hep ılık bir sevda sıcaklığındaydı.....
Biliyor musun? ne zaman biri bana canım dese, senin seslenişin kulaklarımda çınlıyor, irkiliyorum, mutsuz musun gene? Gene yüreğin mi acıyor diye düşünüyorum...Ne zaman yalnız birini görsem, senin suliyetin sanıyorum, ne zaman bir ayak izine takılsa gözlerim, yüreğime geldiğin günler de bıraktığın ayak izleri aklıma geliyor, ürperiyorum.....
Yokluğunda neleri yitirdim... sen yoksan, gül güzel kokmuyor eskisi gibi, ne de güneş içimi isitiyor, ne de yağmurdan sonra toprak kokusu geliyor burnuma, buram buram...
Yokluğunda neleri yitirdim, sen yoksan artık gülüşüm bile içten değil, şen kahkahalar atanlara imreniyorum hanidir...sen yoksan, ipekler bile dalıyor bedenimi, sakin yanlış anlama.. sitemin sana değil bebeğim, sitemim aşka...
Sana aşık olmasam, sensiz günlerde böyle mutsuz olmazdım, sen, sen diye yakarıp, sabahlara kadar yıldızları saymazdım...Görüyor musun yokluğunda neleri yitirdim..ama sitemim sana degil...sitemim AŞKA!!!
SANA NASIL SiTEM EDEBİLİRİM? BEN SADECE SENİ SEVMESİNİ BİLİRİM....
vBulletin v3.7.3, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by
vBSEO