Raid_IRON
30-09-2006, 18:33
Geçenlerde, bir hazır giyim mağazasından küçük bir alışveriş yapıyordum. Dükkan sahibi ile ayak üstü konuşurken, yaşı yetmiş civarında gösteren, tıraşlı; üzerindeki elbiseleri de çok kötü olmayan, kasketli bir adam dükkâna girdi. Takım elbiselere bakacağını söyleyerek çekme kata çıktı.
Mağaza sahibi, "Biliyor musunuz?" dedi. "Bu adam her gün gelir ve mağazamızdaki takım elbiseleri hızla tek tek eller ve çıkar gider" dedi.
"Bu adam bekâr veya dul mu?" dedim.
"Dul; ama siz nereden biliyorsunuz?"
Hayattaki bütün davranışlarımızın bir anlamı vardır, çoğu kişiler anlamasa da bu böyledir.
O adamın davranışını anlamak zor değildir. Adam kendini damat adayı olarak görüyor. Henüz daha evlenmemiş; ama her anını evlilik hayalleri süslüyor. Konuşsaydık belki de, "Yarın düğünüm var, sizi de davet ediyorum" diyecekti bize, kim bilir. O artık bir hayal tünelinin içinde gerçek dünyadan kopuk yaşıyor.
Başka başka kulvarlarda buna benzer insanlar yok mudur? Ey mağaza sahibi! O adam dükkâna geliyor, elbiseleri elliyor ve yarım saat içinde çıkıp gidiyor. Ya sen? Sen her gün onbeş saat burada bütün elbiseleri defalarca ellemiyor musun? O adam, hayalindeki kadın için o işi yaparken, sen daha çok para için bu işi yapmıyor musun? Sen de bir tünelde değil misin?
Kimi insan vardır ki kadının arkasından bir ömür tüketir. Bazıları bir hobi uğruna koşar durur. Kimi de dünyaya sadece konuşmak, yazmak, eğlenmek, gezmek için geldiğini sanır.
Kimi resim yapar, kimi heykel yontar; hatta ona tapınır durur. Yıllar önce bir film seyretmiştim; plastik mankenler üreten bir adam zaman içinde onlarla konuşmaya ve yatıp kalkmaya başlar ve dış alemden koparak bir hayal tüneline girer.
Mecnun Leyla'ya bir mektup yazmak ister. Kalemi eline alır ve şunları yazar: "Hayalin gözümde, adın dilimde, yadın kalbimde, bu mektumu kime yazayım?"
Mecnun da Leyla tünelinde. Onun hayallerini Leyla süslüyor.
Dünyada nice tüneller vardır ve ne canları yutmuştur. Hıh, asıl tünel dünyanın kendisi, ona teğet geçmeyenleri içine alır ve kıs kıs güler.
Ey gönül!
Bırak, seni kınayanlar kınasın! Sana uygunsuz sıfatlar takanlar keyiflerine keyif katsınlar. Sen, "Allah" de, başka bir şey deme! Allah de, O'nun tüneline gir. O tünel seni sonsuz nura çıkarsın. O'nun delisi, divanesi ol! O'nun için çöllere düş! Susuz kal, seraplar gör. Hayallerini O süslesin. Bütün hayat vahalarında O'nun adı okunsun. Attığın her adım O'na yürüsün.
Ey gönül! Eğer gönül isen sahibini tanı!
Dünyayı kutsayana "kahraman" diyorlar. Sen dünya korkağı ol. Ufukları karşı tepeden öteye geçmeyenler sana "vah zavallı" gözüyle baksınlar. Yine de sen onları küçük görmeden, kimseye kin duymadan yolunda ilerle. Allah ne alırsa, ona karşı bir ihsanda bulunacağını bilmeyenler, varsın ele geçirdikleri dünyanın bir kazanç olduğu hayaline kapılsınlar. Sen cenneti de kazanç olarak sayma. Hayata ticaret gözüyle bakma! Sen O'na yönel, O'nu sev, O'nu bil!
Sevgili kardeşim! Dünyam elimden alındı diye üzülme. Hele hele aklına kötü şeyler hiç gelmesin. Allah senden ne almışsa, onun karşılığını kat kat verecektir. Yoksa sen O'na inanmıyor musun?
Ey gönül! Allah sana misafir olarak gelmişse daha neyin hesabını yapmaktasın? Dünya kalpten çıkmadıkça O, oraya gelmez, bilir misin?
Ey gönül! Sokaktan geçen şu garibime bir bak! Rabbini kalbinde misafir etmesinin nurunu yüzünden görüyor musun? Filan "meşhur"un, yürürken bile ayakkabı numarasını görenleri görmez misin?
Ya, yanındaki ev biraz ucuza satılsa, onu herkesten önce görenler! Ya şu ihale işine ne demeli. Onu ele geçirmek için, yıllar önceden beri siyasetçisini bu iş için seçenler!
Ey gönül, sen mezarlara aldandın; onların topraklarını aynı renkte gördüğün için, "öte"yi hep aynı renk sandın.
Ey gönül! Eğer insanları yüzlerinden tanıyamıyorsan, git de sonsuz iklimlerde gül devşiren mânâ erlerini bul.
Ey gönül! Senin ne güzel adın var. Sana ancak Allah yaraşır, yakışır!..
Mağaza sahibi, "Biliyor musunuz?" dedi. "Bu adam her gün gelir ve mağazamızdaki takım elbiseleri hızla tek tek eller ve çıkar gider" dedi.
"Bu adam bekâr veya dul mu?" dedim.
"Dul; ama siz nereden biliyorsunuz?"
Hayattaki bütün davranışlarımızın bir anlamı vardır, çoğu kişiler anlamasa da bu böyledir.
O adamın davranışını anlamak zor değildir. Adam kendini damat adayı olarak görüyor. Henüz daha evlenmemiş; ama her anını evlilik hayalleri süslüyor. Konuşsaydık belki de, "Yarın düğünüm var, sizi de davet ediyorum" diyecekti bize, kim bilir. O artık bir hayal tünelinin içinde gerçek dünyadan kopuk yaşıyor.
Başka başka kulvarlarda buna benzer insanlar yok mudur? Ey mağaza sahibi! O adam dükkâna geliyor, elbiseleri elliyor ve yarım saat içinde çıkıp gidiyor. Ya sen? Sen her gün onbeş saat burada bütün elbiseleri defalarca ellemiyor musun? O adam, hayalindeki kadın için o işi yaparken, sen daha çok para için bu işi yapmıyor musun? Sen de bir tünelde değil misin?
Kimi insan vardır ki kadının arkasından bir ömür tüketir. Bazıları bir hobi uğruna koşar durur. Kimi de dünyaya sadece konuşmak, yazmak, eğlenmek, gezmek için geldiğini sanır.
Kimi resim yapar, kimi heykel yontar; hatta ona tapınır durur. Yıllar önce bir film seyretmiştim; plastik mankenler üreten bir adam zaman içinde onlarla konuşmaya ve yatıp kalkmaya başlar ve dış alemden koparak bir hayal tüneline girer.
Mecnun Leyla'ya bir mektup yazmak ister. Kalemi eline alır ve şunları yazar: "Hayalin gözümde, adın dilimde, yadın kalbimde, bu mektumu kime yazayım?"
Mecnun da Leyla tünelinde. Onun hayallerini Leyla süslüyor.
Dünyada nice tüneller vardır ve ne canları yutmuştur. Hıh, asıl tünel dünyanın kendisi, ona teğet geçmeyenleri içine alır ve kıs kıs güler.
Ey gönül!
Bırak, seni kınayanlar kınasın! Sana uygunsuz sıfatlar takanlar keyiflerine keyif katsınlar. Sen, "Allah" de, başka bir şey deme! Allah de, O'nun tüneline gir. O tünel seni sonsuz nura çıkarsın. O'nun delisi, divanesi ol! O'nun için çöllere düş! Susuz kal, seraplar gör. Hayallerini O süslesin. Bütün hayat vahalarında O'nun adı okunsun. Attığın her adım O'na yürüsün.
Ey gönül! Eğer gönül isen sahibini tanı!
Dünyayı kutsayana "kahraman" diyorlar. Sen dünya korkağı ol. Ufukları karşı tepeden öteye geçmeyenler sana "vah zavallı" gözüyle baksınlar. Yine de sen onları küçük görmeden, kimseye kin duymadan yolunda ilerle. Allah ne alırsa, ona karşı bir ihsanda bulunacağını bilmeyenler, varsın ele geçirdikleri dünyanın bir kazanç olduğu hayaline kapılsınlar. Sen cenneti de kazanç olarak sayma. Hayata ticaret gözüyle bakma! Sen O'na yönel, O'nu sev, O'nu bil!
Sevgili kardeşim! Dünyam elimden alındı diye üzülme. Hele hele aklına kötü şeyler hiç gelmesin. Allah senden ne almışsa, onun karşılığını kat kat verecektir. Yoksa sen O'na inanmıyor musun?
Ey gönül! Allah sana misafir olarak gelmişse daha neyin hesabını yapmaktasın? Dünya kalpten çıkmadıkça O, oraya gelmez, bilir misin?
Ey gönül! Sokaktan geçen şu garibime bir bak! Rabbini kalbinde misafir etmesinin nurunu yüzünden görüyor musun? Filan "meşhur"un, yürürken bile ayakkabı numarasını görenleri görmez misin?
Ya, yanındaki ev biraz ucuza satılsa, onu herkesten önce görenler! Ya şu ihale işine ne demeli. Onu ele geçirmek için, yıllar önceden beri siyasetçisini bu iş için seçenler!
Ey gönül, sen mezarlara aldandın; onların topraklarını aynı renkte gördüğün için, "öte"yi hep aynı renk sandın.
Ey gönül! Eğer insanları yüzlerinden tanıyamıyorsan, git de sonsuz iklimlerde gül devşiren mânâ erlerini bul.
Ey gönül! Senin ne güzel adın var. Sana ancak Allah yaraşır, yakışır!..