PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : bana bi şiir yaz




asiprenses
28-10-2006, 13:10
Bana Bir Şiir Yaz...

Bana bir şiir yaz bu gün
İçinde hüzün olsun
İçinde gözlerim olsun
Yıkılan umutlarım olsun
Sessizce son bulan aşk olsun
İçinde güneş olsun
Bir sonbahar rüzgarıyla savrulan aşkımız olsun
Bir bebek özlemi olsun
Çaldığın kemanın sesini hissettir mısralarında
Bir ilk bahar meltemi essin
Yıllar sonra yine aynı mehtap ta

Bana bir şiir yaz bu gün
Dünü , bugünü varsa yarını
Yaşlanınca tebessümle hatırlanan
Kördüğüm olmuş sevgimizin
Satırlara karma karışık dökülüşünü yaz bu gün

Ama asla aynı gün bitirme şiiri
Her yeni güne bir satır daha ekle
Her doğan güneşle
Her yeni doğan güne bugünümdesin diye başlayan
Bana bir şiir yaz bu gün
Gününde , gecende
Son sözünde
Son nefesinde
Ellerinin ellerimde
Yüreğinin hala yüreğimde olduğunu anlatan
Bir şiir yaz sevdiğim!!!




SweetWitch
29-10-2006, 16:58
Yürü Yüreğim

Her yürek kayıp verir,
Ağır olur yenilgi
Kabullenmek zor gelir,
Adı aşk bu hatır değil ki
Sevmedim sevemedim,
Kabul etmek suçtu sanki
Hep vermeden istedim,
Bu kalp benim ödünç değil ki

Bu kadar anla yeter,
Acı zamanla geçer,
Bilmiyorsan,
Hiç değilse, hasrete saygı göster

Yürü yüreğim gidelim buralardan
Aşk bizimle değil
Sana buralarda bişey olsa,
Kimsenin umrunda değil
Anıları, acıları biraraya topla
Yak, dağıt külleri
Bize de güler bu hayat nasıl olsa,
Hiç umrumda değil

DiLrUbA
29-10-2006, 17:06
http://www.oyla2.de/userdaten/25908875/bilder/12995553006mb.jpg

Duvardaki resminle avunur gönlüm
Daha dün yanimdaydin simdi nerdesin
Ne cabuk unutuldu nerde o sözün
Belliki dönülmeyen uzak yerdesin

Ne güzelde duruyor resmin duvarda
Sanki bana gel diyor Cok uzaklarda
Soruyorum seni ben bütün kuslara
Belliki dönülmeyen uzak yerdesin

Bu dünyada mutlu sen ettin
Mutluluk ikimizin diye beklettin
Aglamakli bir günde beni terk ettin
Belliki dönülmeyen uzak yerdesin

Ne güzelde duruyor resmin duvarda
Sanki bana gel diyor Cok uzaklarda
Soruyorum seni ben bütün kuslara
Belliki karanliklar ülkesindesin
Soruyorum seni bütün kuslaraBelliki dönülmeyen uzak yerdesin

asiprenses
29-10-2006, 22:00
MaSUMCa BİR DOKUNUŞ



Duygular özgür kılınsın bu gece.
Say ki yanındayım!
Sardık yüreklerimizi.
Art niyetsiz,
Masumca bir dokunuş
Yüreklendirdi kollarımızı,
Sardı bedenimizi…
Gözlerimiz buluştu,vuslata erdi
Göz kapaklarımızla.
Nefeslerimiz hissetti,sıcaklığımızı
Kendi farkındalıkların da
Öylece uyuduk,
Sabahın serinliklerini
Hissedinceye kadar bedenimizde
Ve,
Masumduk işte bir bebek teninde ki
Kadar yumuşaklıkta…
s.ç

asiprenses
30-10-2006, 10:42
Karşıdan Karşıya



I-Sözün kıvratan cazibesi konusunda

Ört bas edilen hiçbir şey kalmamış,
düşünce vericisinden gelen sinyaller durum suyuna akan bir hayatın şarkılarıysa

çalan çalana!

Oysa çıplaklık ne kadar yakışıyorsa deryada, suyla oynaşan tenlerde pul sıyırma. hani kırış kırış uykulu surat, yamulmuş bir yanakla sabaha kalkmak… bu kaba saba
kaşeler şiirse el sürmüyorum daha.

kırdım dilin en can alıcı sırrını dediğim anda bir başka sır çıkmalı karşıma. dönüp duran sarmalda inmeyen bir tansiyon ve hep! ...
i
r
t
i
f
a! ..

düşmek, kaygan anlamların çelmesi! korkuda ve istekte birleşir ki şiirde artık ne durum vardır ne durumu yaratan fikir.
ölümün ince çizgisinden gidilir gelinir.


II-Yumuşak dokunuşlarla kuytularda dolaşmak,


Sözden nefes nefese kalan yutaklar boğulmasın. Zaten hayatın dip köşelerini görenler için renk kuyusunu bulmamak olası değil. Öyle ise bir de çağlayanların serinliğinde dinlence gerekir. koyaklar varsın dursun. Zaman mağarasına girdiğimizde nasıl olsa bir şekilde karşımıza dikilir. Hiç ak, karanın şahidi olur mu?
Grinin kıvamında buluşursa belki!
Zaman kırıkları’ tabanlarımızda derin yaralar açsa da düşünmek gerek: niçin, niçin geçtiğimiz yollar bizimdir. İçimiz kaynar, demiri büker, zifti eritir. Peki kızıl bir renkte gözlerimiz neden kamaşır? Mavide dinginlik, yeşilde dirim! … Siyah asildir de neden, neden içe seslenir.

Düş yasla bulunur, Pembe can kaynatır.-

…Düşünce, dil dilden, beynimiz dipten, dilimiz birden yarılır.


III-dağım karşımda hep dumanlı durur.

Uzanır alırım! arada nabızlarımdan bağırır
-Ayşeeeeee!
‘daha dur! …’
derim demesine de ensemde soluğunu duyarım.

birden kaynamaya başlar kazanlar.
Ateşe dayanmak, köpüren alevi tutmak, taşan her damlayı anlama katmak
kalemi yürek, maşası ruh, yaz babam yazar parmaklar…

bu da bir başka hayat zamanlarımdır.

IV-Sindirim

Yanlış bir sözün insan ruhuna verdiği onulmaz izi kim bilebilir. Acıtan sözler kulaklarda çığlık çığlığa güzlerken, tersine dolar bardak düzüne dökülür. İç denge altüst dış denge mahzun içlenir. Olabilecek en kötü ima olabilecek en olumlu imlâyla karşılaşsa da mazgalları tıkanan bir şehrin sağanağa yakalanan toprağı, bozgun sularla çevrilir. Yüreğe son yağmuru indiren, çelimsiz bir bulut bile olsa kaçınılmaz son.

Sıkı tutunmak, tutunacak bir dalı olmayanlar için zor! .. En önemlisi halatını bağlayacak bir limanın olması ve toprağın o dirim sağlayan yeşile uyanmasıdır. bereketiyle, vahaya isterseniz maviden gökyüzü, isterseniz uçacak on binlerce kanat çizin bence en önemli şey... hazmınız!


V-bilinmeyeni saklamak nasıl oluyorsa!

Yalan!

bu demektir ki hepsi!

Ölüm, resimde bir kuğu gibi salınırken öp beni beyazlığında. dalında suç deren, pıtrak dölün İçindeki çağda…

dur, desem de durma. daha girilmedik odalarda bekleyen muamma, anlamı içinde koruyan dağ... gibisi fazla bir dolan denizinde yüzen, gemisi karaya çıkınca, bayrağı dalga dalga.
Hiç konuşma. susu oyna ki repliği veren dünya, ağdası parlayan ten ayıbında.
dinleti!
‘ yandan yavrum yandan’ şarkısında kıvırtan, onca kaytan seyirci alkışlayanda, deli deli söken şafakta bul çimenini. uzan dağında uzanan lalesi, çiğdemi, şebnemi, katmerlisi… destele, deste deste çiçeklerini. İster kurut, ister taze taze diz vazoya. geç karşısına kokla!

Değer olan neydi hayatımızda?

VI-Burulmuş Hikâyeler

Bu zaman, başka zaman! .. Geniş salonlar ve büyük kapılar ardında büyük sancılar duruyor. İçinde her türlü ihtiyaca cevap veren dolaplar…
göz gözü görmeden verilen konforlar, tarihin en şaşaalı turunda peçesi ipek, entarisi sırma kadınlar saklanıyor.
Kırma belli çocuklara, devşirme redifler içinde kızlar ağası burulmuş hikayeler pazarlıyor.
Okuması yok yazması çok bir dergâhın geveze yanığı ortalıkta dolanırken …bakmayın siz, devrilen koca bir saltanatın sallanan beşiğinde rüşt çocukların doğduğuna
‘’e eli ele üleli embürleyli eb eb /be beli belebüleli bembürleyli beb beb/ te teli teteletüteli tembürleyli teb teb…’’ diye giden tekerlemede uçuşan perde arkası perdah, parende atıyor.
Geniş mekânlarda kayboluşun eşiğine bile değmeden, bir oda iki oda üç oda… kırkının kulpu da açılmıyor. Ne yapsın böyle bir maniyi yamak, kadifeden kesesinde dökme anahtarlar taşıyor.
Nedir, ne değildir derken evladiyelik hanedan tarih kapatıyor.

VII- “Hepsi Düştü”
“…………! ”
Bu o kadar hafif bir sözcük değil. Söylenmek istenen ama ne yazık zaman zaman söyleyemeyen dillerin gözlerinde belirir. Galiba eriyen gerçekler bileklere kadar indiğinde dillenir ki gelişmelere cuk oturan “eline yüzüne…” meselesiyle ortaya çıkar. Bulaşan bulaşmıştır ya, üste başa dökülen lekeler nasıl çıkarılır?

yol gösterilemez.

şimdi ne yapılırsa yapılsın değiştirilemeyen bir kara vardır. isterse kaymak gibi kireç sürülsün isterse kaynatılsın, isterse derecesi yüksek güneşe asılsın. Rengi solmayan tek şeydir.
oynayan! şimdi ağzıyla kanat yolsa nafile, bir kere göz sözü görmüştür

ki büyütülen iç enerji şimdi üstü sıyrılmış soygun bir tel!
değdiğinde en küçük bir yere … düşünmesi bile …
demek ki ruh üşümesi bu. buz kesen kırmızı.

duyduğu şey öfke mi, yoksa karanlık bir köşede karşısına çıkan gölge hışırtısının, yitik bir ad artçısı olduğunu öğrenmesi mi?
hangisi olursa olsun, dönemeçlerin sonunda, hep bir elin varlığını bilmesi yeterlidir.
Üstü mühürlü bir payla dolaşması ve gerine gerine ver …

el ele söylemezken yazıyı

hepsi düştü!


VIII- güne bAktı

bu titreme, zorlanan kapıdan olanca hızıyla içeri doluşan soğuğu karşılamaktı. buğulanan aynaların göstermediği yara.

bilmiyordu, zaman ne zamandı. ama unutamayacağı bir bakışta tamamen kapattı ne var ne yok, gözü kUlağı …güne bAktı akrebin kuyruğu bolca yağmurdu.
çatıları döven, güneşi görmeyen bir şehir gibi susuyordu.

bir tek o. bir tek o elinin içinde sEğiren duyguda.
yAğıyor yAğıyordu!
aklın almadığı, hiçbir rengin kırmadığı bir tuvali bOyuyordu.
bütünüyle görünen, bütünü bÖlünmeyen parça parça bir parçalanmışlıkta,
duymak buydu
bütün hislerin uyuşması, karışmış karıncalanmış bir yoğunluk..
hayat!
asılan mıhsız bir çerçevede ağırlaşan yokluğun gÖzü...İnce bir yolun sapağında, örselenen çAkılın, cAnı acıtan vurgusuyla kAnıyordu. yolcusu can cana bİten bir ruhun ne olduğunu kimse çözemiyordu.

Bulunan renk

sOnsuzca sÜzülüyordu




bitmez bir kökün damarıyla tutunan…

fikrim! Bilmedim, neydi ıslak bir yeşilin en Kara yemişi.
Kekre, rengi koyu damak lekesi
Öptü ruhumdan öldüm, bittim.

VIII- ….aşk benim!

CaN'da CaN
02-11-2006, 10:53
http://img97.imageshack.us/img97/7060/askayi4ph2.jpg (http://imageshack.us)


bir sen degil
herkes unuttu beni
gözden uzak olunca
gönlün unuttu beni
sevgimiz ayrı olunca
terk edip gittin beni

ayrılık sevgiye ilac olur
buna sabrın yok senin
istemem artık bunu
aska ihtiyacım yok benim...

zuzu
02-11-2006, 19:06
Gözlerini severim en çok,
Gökteki yıldızlardan parlak;
Bir parça da baştan çıkarak.
Dans edelim gel!

Ne halleri vardı, sahiden,
Bedbaht aşığı berbat eden
onun için hotu zaten.
Dans edelim gel!

Doldrulamadı hala yeri,
Gülden ağzının öpücükleri
Kalbimde öldüğünden beri.
Dans edelim gel!

Dizi dibinde oturduğum
Zamanları hatırlıyorum;
Bu, işte bütün varım yoğum.
Dans edelim gel!

asiprenses
02-11-2006, 22:05
JAZZ- BLUES

Şimdi nereye gidiyoruz ona bakalım
Bilmeliyiz nereye gittiğimizi
Kapıları çarparak dışarı çıkıyoruz değil mi
Islak taşlarında kayarak bu eski sokağın
Hala değişmeyen kaldırımlarında birbirimize tutunarak
Ellerimizi arıyorsak
Artık bilmeliyiz

İçimde yalnız bir göçmen yerini arıyor
Yağmur yağıyor, gökyüzü kapalı
Nehrin bulanık suları köpürmüş, duyuyorum
Beni kendine ayırmışsın, farkındayım
Yollara çıkarmışsın, yaşlı atların toynak sesleri
Duman içinde ve alacakaranlığın

Yüzüne bakıyorum bir pencere açılıyor
Bembeyaz bir zambak uzanıyor geceye
Yaşadığı toprağa benzemiyor
Eğimine bakılırsa dağların yalnızlığı
Bu kente hiç yakışmıyor

Adresi unutmuşuz kimbilir nerde
Bulanık yüreklerimiz
Karıştırdıkça eski aşklar ufalanıyor
Yalansız, özürsüz hatta özlemsiz
Bir kadın bir erkeğe tutunuyor
Anılarına tutunuyor, acısız
Resimleri tarıyor ıslanmış tümü
Hepsi siyah beyaz
Kimseyi tanıyamıyor

Bu caddeler, bu evler, bu nehrin kıyısı
Siniyor her yere dağıtıp durduğun sesin
Sütunlara, vitrinlere, ayak seslerine
Kafesler darmaduman
Tüm kuşlar salıverilmiş
Suyun üstünde tüten sis
Dokunsan masmavi hüzün

asiprenses
02-11-2006, 22:07
ADIM SONBAHAR

nasıl iş bu
her yanına çiçek yağmış
erik ağacının
ışık içinde yüzüyor
neresinden baksan
gözlerin kamaşır

oysa ben akşam olmuşum
yapraklarım dökülüyor
usul usul
adım sonbahar

asiprenses
02-11-2006, 22:08
ADIMLA NASIL BERABERSEM

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
bir dakika bile çıkmıyorsun aklımdan
koşar gibi yürüyüşün
karanlıkta bir ışık gibi aydınlık gülüşün

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
uzak uzak yıldızlarla çevrilmiş kainatın
karanlık boşluklarında akıp giderken zaman

adımla nasıl berabersem öylece beraberiz
seninle her saat seninle her dakika seninle her saniye
gönlümüz mutluluğa inanmış olmanın gururuyla rahat
koltuğumuzun altında birer dinamit gibi kellemiz
ve sonra her zaman her ölümlüye
aynı şartlar altında kısmet olmıyan
gerçekleri görmenin aydınlığı alınlarımızda

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
sen bana kalbim kadar elim kadar yakınsın

asiprenses
02-11-2006, 22:09
AĞIR KAN KAYBI

Biz yalnızlıktan doğduk o dağdağalı sudan
Biz yani erdoğan ayşenur ali ve ahmet
Birkaç litre kan bir hayli kemik epeyce korku
Sanki bir tesbih koptu tane tane savrulduk
Köy köy bucak bucak memleket memleket
Yani afyon adilcevaz akçadağ turgutlu
Birkaç litre kan bir hayli kemik epeyce korku

Buzlu mehtap alçakca kesmişti yolumuzu
Bütün kapılardan açıkca kovulmuştuk
Silahımız avcumuza yapışmıştı soğuktan
Biz yani erdoğan ayşenur ali ve ahmet
Birkaç litre kan bir hayli kemik epeyce korku
Kestiremedik ne yaptığımızı kim olduğumuzu
Sanki bir tesbih koptu tane tane savrulduk
Köy köy bucak bucak memleket memleket
Yani afyon adilcevaz akçadağ turgutlu
Birkaç litre kan bir hayli kemik epeyce korku

Ne kadar korkmuştuk elimizden tutmadılar
Doğrudur kendi içimizde daraldığımız
Kim neyi savundu bilinmez nereye kadar
Biz yani erdoğan ayşenur ali ve ahmet
Başka bir yalnızlıkta boğulduk / havasızlıktan
Sanki bir tesbih koptu tane tane savrulduk
Köy köy bucak bucak memleket memleket
Ne solculuğumuz solculuktu ne sağcılığımız
Karanlık bir kapı ölüp üstümüze kapandılar
Kimse bizi sevmedi / ağır kan kaybıyız

asiprenses
25-11-2006, 10:33
İKİ GENCİN SEVDASI
Ailesi karsi cikmis oglan fakir olmaz demisler
Kizlarini zengin bir adama vermisler
Yasarken olmus iki genc hasretlerinden
VE;
Gokyuzu maviydi siyaha donmus
Ay geceye kusmus
Gunes dogmaya cekinmis
Boyle bir sevdanin ayri dusmesinden
Mevsimler yer degistirmis denge bozulmus
Yaz ayinda kardelen sonbaharda zakkum acar olmus
Boyle bir sevdanin ayri dusmesinden
Gonuller ates olmus sonuk volkanlar cosmus
Ayri mekanlarda ayni sevgiyi yasatirlarken kalplerinde
Bir gun;
Dayanamaz olmuslar bu hasrete bu aciya
Kavusmanin hayel oldugunu anlamislar sonunda acida ols
Ayni gun ayni saatte
Ruhlarini birlestirmisler gok yuzunde
Tek cozum bu kalmis elleri
Biliyorlarmiski orda karisamaz artik kimse
Sevgilerine masum duslerine
Sevenlerin yureginden gelen sesle
Gok yuzu kan damlasi yollamis
Sevgiden anlamayan tas kalplere
Kor gozlere
HUZUN VE HUZUN

asiprenses
25-11-2006, 10:39
KİMSESİZ AKŞAM
Boş şişeyle bardakta
Titremekte mum alevi;
Oda soğuk buz gibi.
Dışarıda otlara yağmur yağmakta.
Yatıyorsun kısa bir zaman için
Üşüyerekten üzgün, yatağına.
Yine sabah olacak, akşam daha sonra,
Sabahlar, aklamlar gelecek tekrar,
Ama sen hiç gelmeyeceksin

Bir hafta oldu sen gideli
Bir hafta oldu sen gideli
Ve bir haftadır
Evde rutubet arttı
Romatizmal ağlıyorum
Yokluğunda
Dizlerim tutuyor da
Kalbim sızlamada
Bir haftadır
Gözyaşlarımla yıkıyorum
Yüzümü her sabah
Ve sen niye aynada
Uyanıyorsun?

Gözlerin döküldü
Gözlerin döküldü
Yemyeşil yapraklar gibi
Çatlamış toprak misali
Yüreğimin ta içine
Onlar da çürüyecek korkarım
Çürüttüğüm tüm sevdalar gibi
Ve gene gideceğim ben
Güneşin doğamadığı gecelere
O güzel yüzün kaldı
Sararmış fotoğraflar gibi
Bulaşık teli misali
Beynimin tam içinde
O da solacak korkarım
Solan hayatım gibi
Ve ben gene koşacağım O diye
Hiç çalmayan kapılara

Sensin diye koştum
Sensin diye koştum
Kapımda her duran arabaya
Telefonun başında nöbetlerdeyim
Belki gelir de tadarsın diye
Bir haftadır
O sevdiğin makarnamdan yapıyorum
Kilolandım biraz
Yüreğim zayıfladı ama
Herkes geldi
Sen yoksun, yoksun işte
Demek, aslında
Yokmuşsun
Zaten.

Ben seni çok sevmiştim
Ben seni çok sevmiştim
Biliyor musun?
Çok söylemiştim
Biliyor musun?
Şimdi rahat rahat
Uyuyor musun?
Omuzların dik başın yukarıda
Yürüyor musun?
Gök gürlüyor zannettiğin
Hıçkırıklarımı
Duyuyor musun?
Yağmur, sağanak zannetme
Ağlıyorum
Görüyor musun?
Hep sevdim dedin ama,
Sen aşk nedir
Soruyor musun?

CaN'da CaN
25-11-2006, 11:09
Gecenin şoförlük yaptığı otobüsün yolcusuyum
geride bıraktığımız elektrik direkleri gibi
ellerimden kayıyor zamanın veda sözleri.
İlk olmadığını haykırıyorum bu nedensiz yolculuğun
rüzgara özenmesinin ilk olmadığı gibi
gözleri yaşlı yaramaz albatrosun.
Karşımdaki bozkıra bırakıyorum en bulutlu düşlerimi
çünkü korkuluğum,
kollarım iki yana açık olsa da hayat tarlasında,
suçum şapka çıkartmamak toprağın sahibi insanoğluna.
Gözlerimin önüne masal dünyalarından bir sis çökünce
sayfanın ucunu kıvırarak kapatıyorum yüreğimdeki kitabı,
kimsesiz karanfilin kollarına bıraktığım gibi sevdiğim insanı.
Bir bardak çay oluyorum hayatın boğazından süzülen.
Yan tarafımda kaşığım,
ters olarak kapanmaya hazır bardağın üstüne.
Kendimi arıyorum 'belki'de
erken gelmiş olmayacağım yolculuğun sonunda
kalkıp bakmak için başucumdaki mermer taşa.
Yaşayacak düş kalmayınca,
otobüsle yarışan kuş kanatlarında
saate takılıyor çaresiz gözlerim
kalan zamanı hesaplıyorum... ister istemez.
'terk etmek' değil diyorum sevdiğim
ya da varmak yeni bir durağa
sadece gitmenin aşığıyım.
Kolay olmuyor anlatmak düşlerine sahip çıkması gerektiğini
okyanusa açıldığı yerde derenin.
Spotlar yanıyor aniden beynimin dört yanında
gizlemeye çalışır misali tüm gölgeleri.
Ayın kendini göstermesi gibidir gecede
siyahın beyaz üstündeki egemenliği.
On beş dakika mola veriyor kaptan
balıklar çekiliyor bir bir,
uyku nehrine bırakılan oltalardan.
Gün ortasında bıraktığım
'aradığınız kişiye ulaşılamıyor' mesajlarına son verip
bitiriyorum... biri sen diğeri sensizlik olan
iki gerçek arasında yaşadığım hayali.
Bir özgürlük şiirine adar gibi
doğanın tüm kelimelerini.

asiprenses
25-11-2006, 11:32
DÜŞLERİMDE KALDI SEVDAM

Gökyüzü zifiri karanlıkken,pembe bir dünyada elele bu sevdanın içindeydik senle…
Ve birlikte sonsuz olmaktı temennimiz.
Çocuksu düşlerimiz vardı,sadece ikimizin olduğu…
Zamanda uzun,yaşamda kısa olan bu aşkta;
En güzel sevinçleri,en güzel anıları paylaştık,sevdaya dair çok şey öğrendik. Sevmeyi,gülmeyi ve terk etmeyi öğrettin bana,yaşamın sevince anlam taşıdığını gösterdin…

Sevdim seni !
Can verip yollara düşecek kadar,
Kimsenin gücü yetmeyeceği kadar sevdim.

Uykularımızı paylaştık seninle,bir gece değil gecelerce uykusuz kaldık.
Aşkımız için zamansız sevdik birbirimizi,umarsız,çıkarsız,yalansız…
Dünyalara sığmayacak aşkımızı küçük yüreklerimize sığdırdık,
Ayrılıklarımızı yaşanmamış saydık,
Öyle ki hep birlikte olmalıydık.
Sözler verdik birbirimize tutamayacağımızı bile bile…

Sonra ayırdılar bizi;
Kimseler düşünmedi ! seni,beni,sevgimizi.
Sensiz hayat yoktu.
Söz vermiştim sana,sevdama söz…
Yaşayamazdım…bu sevdayı içime gömüp,seni bırakamazdım.
Aldırış etmedim kimseye ayrılmadım senden.
Sonra sen istemedin beni,sevdamın taşıyamayacağı sözler söyledin,bu aşkı hançerledin…sevdiğim ne yapar bile demedin,ama ben bıkmadım…

Şimdi ise ayrılığımızın en karasında kara sevda oldu sevdam.
Sen belki unuttun,ama ben unutmadım,unutamadım.
Yeniden başlamak için çok çabaladım,olmadı,nafile…
Sadece DÜŞLERİMDE KALDI SEVDAM…

Şimdi sen yaşıyorsun,beni öldürdün,yüreğinde bana ait bir iz bile yok.
Hatırla söz vermiştik sevdamıza,yaşadıkça bu aşkla beraber olacağımıza…
Yalanmış oysa…gittin hayatımdan ama sevdan hep benimle.
Bir gün üstümde çimenler bittiğinde bile sevdan yaşıyor olacak.
Beni umut kurşunuyla vurdun ! ama onu öldüremezsin…
Çünkü;sevdaya kurşun işlemez gülüm…

asiprenses
25-11-2006, 20:03
Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Birşey Var

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına

İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe,bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana

asiprenses
02-12-2006, 10:26
BEN SON OLAYIM!

Annem annem!
Ettiğin dualar kabul oldu,
Bak aslan oğlun geldi, annem.
Yalnız ben değil arkadaşlarım da geldi,
Onlara seni anlattım, elini öpmek istediler, annem.
Kaçamak bir bakış da sevdiğime,
Bak sana papatyalar da getirdik, annem.
Kardeş kardeşe silahlarla çelik çomak oynadığımız kırlardan,
Biraz benim biraz da kardeşimin kanıyla sulanan papatyalar,annem.
Sen üzme tatlı canını,
Oyun kalleş olsa da yüreklerimiz kardeş, annem.
Ah! Neden ağlarsın ki
Dedim ya oyun kalleş, annem.
Bak babama, beyazlar içinde ne de şen,
Koklasana beni, yavrum, yusufum desene, annem.
Oh! Şöyle,seni ne çok özledim,
Hep bu anı beklemedik mi! daha çok sarıl,annem.
Sarıl ciğeri yanık annem sarıl,
Gidiyor herkes, kıskandılar bizi, annem.
Ağacın duldasındaki utangaç sevdamı da çağır,
Artık ayrılık yok, hep burdayım annem.
Ağlama, bak artık kanımda akmıyor,
Bak bir elimi babam tutmuş, gülümsüyor annem.
Hadi diğer elimi de sen tut,
Çocukluğumdaki gibi, annem.
Ağlama, bak artık zaman da akmıyor,
Hadi gülüm gülümse, gülümse annem.
Annem annem..

eylem
07-12-2006, 13:17
http://img150.imageshack.us/img150/1754/aaznex4.jpg (http://imageshack.us)


AÇ AĞZINI BAKİM AA DE SANA NE VERECEĞİM?
BEN SENİN BÜYÜK ABİN SEN BENİM KÜÇÜK MELEĞİMSİN AÇ AĞZINI
BÜYÜCEKSİN SEN DAHA YEMEZSEN BÜYÜYEMEZSİNKİ HAM YAP BAKİM
KOCAMAN KIZ OLACAKSIN SEN.
ÖYLE GÜZEL OLCAKSIN Kİ PERİLER KISKANCAK SENİN İÇİN VE SENİ ÖYLE GÜZEL YARATTIGI İÇİN BAŞKALDIRCAKLAR ALLAH A GÜNAHKAR OLCAKLAR..
NE OLUR YERMİSİN ŞUNU?

ANNEYİ BABAYI SORMA GELCEKLER BİR GÜN ELBETTE SEN ÜZÜLME BEN OLURUM SANA ANA BABA..
HEM BİR TEK SENMİSİN ANNESİZ BABASIZ AÇ AĞZINI HAYAL DOLDURDUM KAŞIĞA...

ASMA ÖYLE YÜZÜNÜ SENİN İÇİN GÜLÜCÜK SİPARİŞ ETTİM.
ÇOK PAHALIYDI..
AĞLAMAK YAKIŞMIYOR SANA AMA
SENİN YÜZÜN GÜLERKEN GÜZEL.
BASTIRDIM PARAYI ALDIM AKŞAMA GETİRCEK MELEKLER BENDE ALCAĞIM O GÜLÜCÜĞÜ SENİN YANAKLARINA KONDURACAĞIM AMA ÖNCE
AÇ AĞZINI...




alıntı

!NC!PéR!S!
12-12-2006, 10:53
kurallar gereqi açtıqınız 2 konu birleştirilmiştir

lütfen kurallara göz atalım


iyi paylasımlar

asiprenses
15-12-2006, 15:52
tmm kurallara göz attım

asiprenses
18-12-2006, 21:57
Seni seviyorum diye
Gelişine kadar rötar yapmış hayatımı
Seninle yaşamaya hazırlanırken
Sana uzanan yollarımı kapaman niye?
Biliyorum haykırışlarım boşuna
Şahin pençesinde asılı serçe gibi
Nafile tüm çırpınışlarım
Boşuna sesleniyorum duymayacağını bile, bile
Seni beklemem nafile Gözlerinde zifir siyah bir perde
Alkış tutuyorsun alabildiğine
Şamdandaki mum gibi eriyip bitişime
Sen kulaklarını değil
Yüreğini tıkamışsın sana seslenişime Oysa ben
Tüm yokluğuna inat varlığını yaşatırken içimde
Gül pembesi çizgilerle resmini işliyorum
Karanfil moru gecelere
Şiirleri seninle yüklüyorum kanatırcasına
Dizeleri ağlatıyorum.
Seni işliyorum hecelere Tüm yaşayamadıklarıma inat
Seni yaşamak istememdi ütopyalarım
Tek sana adanmışlığımdı ölümüne
Tek senin doldurduğundu rüyalarım
Şimdi
Bir tutam gücüm kaldı en sona sakladığım
Bilmiyorum
Ansızın çıkıp gelecekmisin aniden
Bir avuç toprak olmadan sonunda
Sen diye kucakladığım. Bir gün
Anlayabilme ihtimalin var ya sevdiğimi
Düşüp gelme umudun var ya yüreğinin peşine
Yüreğin bende emanet biliyorsun
Ve ben
Yüreğin yüreğimde
Yüreğin ellerimde
Çok yakında
Çekip gideceğim yok oluşun koynuna
Beni düşürdün ya bu hale
Günahı boynuna.