PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : !stanbuL Fark Etmeden GeL...




Morfin
01-11-2006, 15:50
Bir şeyler koptukça hayattan kopan her şeye daha sıkı bağlandığımı hissediyorum. Hep sana yazılsın istiyorum her şey, hep sana yazmak istiyorum neden.



- Nasıl gidiyor?

- Giden bir şey yok

- Sen varsın ya.

Sus nöbetleri…

- Acınası hale getirme ne olur şu gidiş sahnelerini, anla lütfen mecburum.



Hiçbir şey diyemedim, son gidişine ağıtlar yaktıysa da sözcükler içimde kaldı(n).



İstanbul’a iyi bak demiştin ya giderken. Bakıyorum ya hem de çok iyi. Hiç bilmediğim sokakların fotoğraflaştırıp ekliyorum albümüme. Kız kulesine doğru yürüyorum. Gün batımını Pierre Lotti’den izliyorum. Koca şehir senin yokluğunu fark etmesin diye geçtiğin yerlerden geçiyor uğradığın mekanlara uğruyorum. Şehrin hengamesinden kaçıpta bir fincan çaya sığınırdın hani ‘Rahatlatıyor’ derdin. Şimdi bende senin sığındığın fincanlarda yer arıyorum kendime rahatlatmıyor…



Buranın trafiğinden ne çok şikayet ederdin hatırlıyor musun? Şimdi ben inadına duraklara geç gidip senin binemediğin otobüsleri kaçırıyorum…



Geçenlerde ‘Bıktım senin bu geç kalmalarından evine yakın bir iş bulsan iyi olacak.’diye patronum çıkıştı. Ben O’nu yaşatmaya çalışıyorum İstanbul’da dediysem de dinletemedim. İşten ayrıldım…



Biteviye akıp gidiyor zaman üzerinde küçük devinimlerle hayata tutunmaya çalıştığımızdan habersiz, sen neresindesin bu zamanın hangi alemlerdesin hızla akıp gidiyor mu sizin oralarda bir şeyler, insanlar akın akın üzerine geliyorlar mı? Annem sürekli kendime gelmem gerektiğini yineleyip duruyor. Neymiş efendim çok dağılmışım. ‘Kalbini O’na kaptırma diye kaç kez söyledim sana, O’da hepsinin hepsine yaptığını yaptı.’ Sahi öyle mi yaptın? Anne geçti. Geldin ve geçtin, öylemi oldu?



İstanbul hala haberdar değil yokluğundan ve ben bir günahı gizler gibi gizliyorum gittiğini. Çaya hala alışamadım birde sensizliğe.



Yağmurlarla yıkanıyor caddeler cama vuran her yağmur damlasıyla bir dua armağan ediyorum sana. Yağmur yağarken dualar kabul oluyormuş, her bir yağmur damlası ayrı melekler tarafından indirilirmiş. Annemden dinlemiştim, bana yağmurlu günleri sevdirmeye çalışırken anlatmıştı.



İnsanların paçalarını yalayarak düşen her bir yağmur damlasına acıyarak bakardım o zamanlar. Yağmurların canı acımaz mı anne ya meleklerin?



Nihayet yağmur dindi, garip bir sükunete büründü gökler. Gri bulutlar yağmalıyor gökyüzünü. Sizin oralarda da yağmurlar var mı şu sıralar? Rüzgarlar üşütüyor mu beni burada üşüttükleri gibi. Yalnızlık üşütür diyor annem. Yalnızlık üşütür diyor. Yalnızlık üşütür…



Hani kelimeler kalabalığa karışınca anlamını yitiriyor ya. Ben de susuyorum. Susmak en güzel elbise gibi duruyor üzerimde. Susmak biçilmiş kaftan. Susuyorum bu geleceğin güne kadar böyle sürecek. Geleceksin değil mi?



İstanbul fark etmeden gel. Çayın soğumadan. En sevdiğin fincanına doldurdum taze demli çayını.


İstanbuL Fark Etmedi, GeL...




SweetWitch
01-11-2006, 16:44
Çok qüzeL - PayLa$ımın için T$kLeR.

Morfin
01-11-2006, 16:48
ßeğendiğine Sevindim... ßen Tşk. eDerim...

KorkIvIa_KaLI3iIvI
06-07-2007, 14:15
çok güzeldi..
teşekkürler..