laila
28-11-2006, 13:53
Rüzgar,geceleri pencereden içeri girerken kendini hissettirmeye başladı.Pikenina altında kıvrılmak,inatla yorgan çıkarmamak zamanı geldi şimdi.Sanki bir şeylere direnme mevsimi bu sonbahar.Kahvaltı yaparken üşüten mutfağın açık penceresi de bir müddet daha kapanmama savaşı verir.
Kestaneler...Çocukluğumda düşen kestaneler kaplardı bulunduğum yerin yollarını.İçimdeki acı mıydı?Hüzün müydü?O yaşlarda pek adını koyamıyordum ama kesinlikle keyif almadığım bir duyguydu yaşadığım.Çünkü kestaneler düşer,on-ob beş güne kalmaz okullar açılır,denşz mevsimi biter,erken yatmalar başlar,sınavlar,geçtim geçemedimler,kat kat giyinmeler...Ayağıma takılan her kestane bana bunları teker teker yaşattı.
Şimdilerde ayağıma kestanaler takılmıyor yaşadığım yerde ya da çevresinde.Ama gene de garip bir tatsızlık,hayat yolunsa gitse de bitse bile keşke şu kış gelmese halleri garip bir hakimiyet kuruyor ruhumun üstünde.Oysa sonbahar da diğer mevsimler gibi bir mevsim en nihayetinde.Hayya kışın habercisi olan sonbahar,kıştan bile çok hüzünlendiriyor beni.
Biraz haksızlık yapıyorum gibi geldi sonbahara.Çocukluktan kalma bir algılama hatası galiba benimki.Çünkü ilbahara girerken hafif hafif kemiklerimi ısıtmasından hoşlandığım güneş ,sonbaharda aynı ısı da olsa yazdan çıktığım için beni üşütmüş gibi algılıyorum.İlkbaharda akşamları çıkarken dışarı,' Ne güzel sadece hırka yetiyor artık geceleri' derken,sonbaharda;'Artık hırkayla durulmuyor geceleri' derken deyiveriyorum.İlkbaharda,üşütse de rüzgarı seviyor,ona krediler veiryorum.Sonbaharda en ufak bir esintiye adı yaramaza çıkmış çocuk muamelemesi yapıyprum.Çünkü sonbahara karşı peşin hükümlüyüm.Yaranamadı bir türlü bana.
Diğer peşin hükümlerim gibi,farkında olmadan direndiğim sonbahar, kim bilir nelere ıskalamama neden oluyor?Dİğer önyargılarım gibi acaba kafama neler takıp da hangi güzellikleri kaçırıyorum?Oysa sonbaharcım bu defa tüm önyargılarıma inat,senden keyif almayı yaşamak istiyorum.Hem de ayağıma takılan kestaneli yolları özleyerek ve orada yürümeyi hayal ederek...
Kestaneler...Çocukluğumda düşen kestaneler kaplardı bulunduğum yerin yollarını.İçimdeki acı mıydı?Hüzün müydü?O yaşlarda pek adını koyamıyordum ama kesinlikle keyif almadığım bir duyguydu yaşadığım.Çünkü kestaneler düşer,on-ob beş güne kalmaz okullar açılır,denşz mevsimi biter,erken yatmalar başlar,sınavlar,geçtim geçemedimler,kat kat giyinmeler...Ayağıma takılan her kestane bana bunları teker teker yaşattı.
Şimdilerde ayağıma kestanaler takılmıyor yaşadığım yerde ya da çevresinde.Ama gene de garip bir tatsızlık,hayat yolunsa gitse de bitse bile keşke şu kış gelmese halleri garip bir hakimiyet kuruyor ruhumun üstünde.Oysa sonbahar da diğer mevsimler gibi bir mevsim en nihayetinde.Hayya kışın habercisi olan sonbahar,kıştan bile çok hüzünlendiriyor beni.
Biraz haksızlık yapıyorum gibi geldi sonbahara.Çocukluktan kalma bir algılama hatası galiba benimki.Çünkü ilbahara girerken hafif hafif kemiklerimi ısıtmasından hoşlandığım güneş ,sonbaharda aynı ısı da olsa yazdan çıktığım için beni üşütmüş gibi algılıyorum.İlkbaharda akşamları çıkarken dışarı,' Ne güzel sadece hırka yetiyor artık geceleri' derken,sonbaharda;'Artık hırkayla durulmuyor geceleri' derken deyiveriyorum.İlkbaharda,üşütse de rüzgarı seviyor,ona krediler veiryorum.Sonbaharda en ufak bir esintiye adı yaramaza çıkmış çocuk muamelemesi yapıyprum.Çünkü sonbahara karşı peşin hükümlüyüm.Yaranamadı bir türlü bana.
Diğer peşin hükümlerim gibi,farkında olmadan direndiğim sonbahar, kim bilir nelere ıskalamama neden oluyor?Dİğer önyargılarım gibi acaba kafama neler takıp da hangi güzellikleri kaçırıyorum?Oysa sonbaharcım bu defa tüm önyargılarıma inat,senden keyif almayı yaşamak istiyorum.Hem de ayağıma takılan kestaneli yolları özleyerek ve orada yürümeyi hayal ederek...