Orijinalini görmek için tıklayınız : Melekten Nameler
blackangel
29-11-2006, 04:54
http://img228.imageshack.us/img228/8854/img219179ladycrowhb2.jpg
Kendi Dünyamı Zindan Ettin Bana...
Zalim bir gardiyan gibi kapattın demir kapıları üzerime.
Şimdi nefretle bakıyorum parmaklıklar arasından,
Bir zamanlar bakmaya kıyamadığım yüzüne...
Etrafım nice sevda mahkumuyla dolu artık; kime baksam kimi görsem hep kederli.
Beni hapsettiğin bu uzak dünyada herkes bana benziyor, hepsinin yüzü tanıdık...
Kime sorsam neden burada olduğunu, insanlardan kaçtığını söylüyor; sonra düşünüyorum, demek sandığım kadar yalnız değilim bu dünyada...
Benim gibi insanlardan kaçıp, kendini bir çok benzer kaçakların arasına atan, acılarını sineye çeken, yalnız kaderiyle bir başına kalmak isteyen, yalnızlığını ve inzivasını bir hücre misali bir yerlerde yaşayan yüzlerce insan var...
Hepsinin hikayesi farklı, ama sebebi hep aynı...
Hepsinin kendi dünyalarını zindan eden başka insanlar var uzaklarda bir yerlerde...
Sense; kendi dünyamı zindan ettin bana.
Acımasız bir gardiyandan farkın yok gözümde,
Mecburum boyun eğmeye işkencelerine; mecburum ve tutsağım sineye çektiğim sevgime...
Ve her defasında kalbimi hançerlediğin nefretine...
Şimdi, kendimi hapsettiğim, beni hapsettiğin bu hücrenin penceresinden baktığımda; masmavi, dalgalı ve sonu olmayan bir deniz görüyorum.
Her şeyin bir sonu vardır ya, benim gördüğüm bu engin denizin bir sonu yok...
Tıpkı senin ve benim bir sonumuz olmadığı ve olamayacağı gibi.
O denize her baktığımda, kendilerini acımasızca ve özgürce bırakan insanlar geliyor aklıma.
O insanları düşündükçe, gerçek özgürlüğün ne demek olduğunu anlıyorum.
Beni hapsettiğin bu soğuk hücreden, bir gün dalgalara atlayarak çıkacağım, biliyorum.
Ve sonra, özgürlüğümü, ruhumu, kalbimi benden alıp, yine bana hükmedecek, hüküm giydirecek ve beni tekrar başka bir hücreye atacak başka bir zalim bulacağım.
Yaşamım hep tutsaklık yaşayarak geçti, birilerinin sevgisine, ilgisine, şefkatine esir olarak...
Ve ben bu tutsaklığı hep içimde yaşadım, nereye gitsem benimle geldi; dışarıda özgürce akan dalgalara inat...
Şimdi bir ben varım soğuk hücremin içinde,
Bir de sen varsın, parmaklıkların ötesinde...
Sana baktıkça tutsaklığıma olan tutsaklığımı hatırlıyorum.
Tutsaklığımı hatırladıkça, kaçışlarla, uzaklaşmalarla, inzivalarla geçen ömrüme isyan ediyorum.
İsyan ettikçe, kalbimdeki boşluk büyüyor, yüreğimdeki acıyla haykırıyorum.
Haykırdıkça, susmamı, sakin olmamı söyleyen; bana kendi elleriyle işkenceler yapan o zalim gardiyanı görüyorum...
"Ne yaptım ben sana?" demiştin, o acımasız yüzünü en son gördüğümde;
Daha ne yapacaktın?
KãRdé£éN
29-11-2006, 05:03
Şimdi, kendimi hapsettiğim, beni hapsettiğin bu hücrenin penceresinden baktığımda; masmavi, dalgalı ve sonu olmayan bir deniz görüyorum.
Her şeyin bir sonu vardır ya, benim gördüğüm bu engin denizin bir sonu yok...
Tıpkı senin ve benim bir sonumuz olmadığı ve olamayacağı gibi.
Şimdi bir ben varım soğuk hücremin içinde,
Bir de sen varsın, parmaklıkların ötesinde...
Sana baktıkça tutsaklığıma olan tutsaklığımı hatırlıyorum.
ah ne kadar tanıdık duygular bunlar... :(
Tutsaklıklarımızın çok uzun sürmemesi dileğiyle..
paylaşımın için teşekkürler cnm :cicek:
blackangel
29-11-2006, 05:03
http://img171.imageshack.us/img171/213/img222702ladycrowkl0.jpg
Sevdim İşte Ötesi Yok
Ben seni kocaman bir yürekle sevdim. Gözlerim değil,
yüreğimdi seni gören. Sen damarlarımdaki kana karışıp,
geldin oturdun yüreğime. Bir başka yerde olamazdın
zaten. Sen, benim en değerli yerimde, yüreğimde
olmalıydın, orada kalmalıydın. Çok aşka ev sahipliği
yapan bu yürek, ilk kez bu kadar kolay kabullendi
seni. Herhangi bir konuk değildin artık. Bu yüzden ne
ağırlama faslı vardı, ne de ugurlama. O yüregin gerçek
sahibiydin. Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya... Ben
dört mevsim baharı yaşadım seninle. Çiçek çiçek açtın
yüreğimde. Gökkuşağı zayıf kaldı, senin renklerin
karşısında. Taze bir yaprak gibi yeşildin. Açelyaydın
pembeliğinle. Üzerine çiğ taneleri düşmüş sarı güldün.
Kırmızıydın bir ateş gibi. Ve maviydin... En çok bu
renkle anmayı sevdim seni. Denize tutkundum, denizi
sensiz, seni de denizsiz düşünemedim. Seni severken
dünyayı da sevdim ben, insanları da... Kendime
bile dar gelirken, içinde herkese yer olan bir hayatın
sahibiydim artık. En kızgın, en tahammülsüz olduğum
>anlarda bile, seni düşünmek yetti bana. İçimdeki
sevinç yüzüme yansıdı, güldüm. Beni öylesine güldüren
senin sevgindi ve ben kaygısız, içten gülüsün ne demek
olduğunu, nasıl güzel bir şey olduğunu anladım
seninle... Her şeye rağmen sevdim seni. Güçlüydüm ve
asamayacağım hiçbir zorluk yoktu. Koca bir kente, koca
bir ülkeye kafa tutabilirdim. Sen elimden tuttuğunda,
patlamaya hazır bir volkan gibi hissederdim kendimi.
Menzil sendin ve ben o menzile ulaşmak için önüme
çıkan her şeyi yok edebilirdim. Sana ulaşmamı
engelleyecek her şeyi eritirdim, kül ederdim. Sana
ulaştığımdaysa sakin bir göle dönüşürdüm. Ve o göle
bir tek sen girebilirdin. Sevdim ve hayrandım da...
Her halin çekti beni. Durusunu, uyumanı, gülmeni,
kızmanı, şaşkınlığını,
saflığını, kurnazlığını,
çocukluğunu, olgunluğunu sevdim. Sesini de sevdim
suskunluğunu da. Küçük oyunlarını, kaprislerini,
sitemlerini, korkularını sevdim. Seni ve o doyumsuz
sevdanı, uçarı sevdanı anlatacak kelime bulamadım çoğu
zaman. Sığmadın cümlelere ve hiçbir cümle seni
yeterince tarif edecek kadar derin olmadı. Seni
severken yorulmadım. Çünkü sen yaşam kaynağıydın. Her
gün yenilendim. Seninle çoğaldım, büyüdüm. Eksik kalan
neyim varsa tamamladın. Ölmeyecektim çünkü sen
ölmezliğin ta kendisiydin.
Sevdim işte ötesi yok
blackangel
29-11-2006, 05:13
http://img152.imageshack.us/img152/1033/img135228ocultosiq3.jpg
Geçecek Bu Da Geçecek
Geçecek bi tanem geçecek. Her şeyin geçtiği gibi. Kıyılarına vurup duran bir deniz var içinde. Durulacaksın."
Ne anlatmalıyım sana. Yüreğim acıyor. Ellerim sıyrık içinde... Yenildim. Yine bilmem kaçıncı kez yenildim.
Yeminlerim, asık yüzlü kararlarım, asla olmazlarım....... hiç biri kar etmedi. O, gelişi hep bilinen ama çaresiz
teslim olunan kasırga gibi. Direnmeyeceğim. Bir idam mahkumu gibi teslim olacağım.
Kimse yok, ellerimi bırakma, düşeceğim..."
Gece kanıyor sessiz ve derinden. Yüreğim iki parça, ay gibi. Ellerim kanıyor, sar onları.
Ellerim sana kanıyor, tut onları.......tutabilirsen. Sorularına cevap alamamayı sevmezsin ya,
aslında hep cevaplarını bilmediğim sorular var hayatta. Durmadan onları soruyorsun.
Oysa konuşacak ne çok şey var. Şu huzursuz insan kalbinin sukun bulduğu cennet bahçelerinden
söz etmek isterdim mesela. Kalbim sakinleşirdi belki.Sonra masallardaki peri kızlarından bahsetmedik.
Hani hep bir sırları vardır da ifşa ederlerse bir güvercin olup uçup giderler.
Gülüyorsun içinden, "Peri kızı mı sanıyor bu kendini?", diyorsun. Biliyorum. Ama sen bilmiyorsun...
Hayat; benim için boşlukları doldurabilme becerisi
Geceyi kanatıyor bakışların. Sessizce iniyor üstümüze rahmet. Taa derinlerde kimsesizlik. Ben mi?
Ben boşlukları dolduruyorum; boş sandalyeleri, boş saatleri, fill in the blanks'le belirtilen kelime arası boşlukları,
avare boş gönülleri... Eyvallah etmiyorum ne sana, ne neon ışıklı hayatlara ya, yine de bir parçam kalıyor orada.
Çekilmiyor hayat ya da çekemiyorlar bizi, bilmiyorum. Boş ver. Saçlarını okşayıp, dudağındaki tebessüm oluyorum,
usulca kalbine dokunuyorum sonra.
Ey aşk! Son hamleni yap şimdi. Hazırım...
Yoruldum. Dipsiz bir kuyuya düşüyor gibiyim. Çırpındıkça daha hızlı, daha hızlı düşüyorum.
Tutunmaya çalıştıkça parçalanıyor ellerim. Ey aşk, hadi gel! Buradayım. Yeter uykusuz gecelerim,
yürek çarpıntılarım, kor gibi yakan hasretlerle geçen günlerim.
Ne mümkün sevgili ve ne mümkün toprak.
Ey aşk! Hazırım. Son hamleni yap şimdi....
KãRdé£éN sağol canım ;) ellerin dert görmesin
blackangel
29-11-2006, 05:18
http://img152.imageshack.us/img152/5600/img229326ladycrowjy6.jpg
Vur
Susma, beni uçurumlarda kendim ağlıyor bulmuşken susma ne olur. En
bildiğin öfkeleri cümleler halinde haykır. Alevle yakılmış
kelimelerinin biri bitmeden diğeri saplasın ciğerlerime. Her kelimen
ayrı bir hançer acısı versin yüreğime. Patlamaya hazır azgın
dalgaları üzerine giyinip çaresiz kıyılarıma vur. Vur,
vurabildiğin kadar. Diş geçiremediğin en yakın insana karşı
yıllarca biriktirdiğin ama bir türlü söylemediğin bedduaları
benim için et..Yüreğinde yara bağlamasın çıplak öfkelerin.
İçinde kalmasın en gariz küfürlerin..İşte bedenim burda; dilinin
ucunda ne varsa say sayabildiğin kadar....
Boynumu yalnızlığın ayak ucuna bükmüşken, beni " bende " bu
kadar zayıf yakalamışken ez ezebildiğin kadar. Öfkelerini kus
avuçlarıma. Bana dair tek anı bırakma..Herşeyi kibritsiz yak,
yakabildiğin kadar. Kır, hiçbir zaman yarası sarılmamış
kanatlarımı. Kırılmış dallarımı ise içindeki kızgın
kelimelerin lavlarında erit. İçindeki nefreti sesli kelimelerle
haykır. Haykır ki, benden önceki yaralı geçmişinin tek sorumlusu
ben bileneyim. Otuz küsür senelik ömrünün son beş ayına
tanıklık eden beni hayatının en büyük hatası olarak yargıla
emi. Hayatında en büyük hatan keşke ben olsaydım. Keşke !
Kendim düşmüşken uçurumlara; kendi yarınlarımı kendim
hançerlemişken bir de sen vur, vurabildiğin kadar. Dürüstlük
abidesi kelimeleri sırtına yükleyip en acımasızca yargıla beni.
İnsanlığımı, sevdamı fütursuca yargıla. Sakın ama sakın
kendini yargılama !
Aynalara bakarken benim çirkin yüzümü hatırla.. Ama hiçbir zaman
aynalarda " kendinle " yüzleşme..Duvarlarda " yalancı" suretimi
görüp öfkenin yumruklarıyla yarala yüreğimi. Hayatında
biriktirdiğin tüm kavgaların sebebi olarak beni göster. Keşke,
hayatındaki tüm kavgaların tek sebebi ben olsaydım.. Keşke !
Bu tek taraflı davanın yargıcı sen, savcısı da sen ol. Üç
düğmeli darağacı elbisesini dikme gerek yok. Al senin olsun
vücudum. Hayatının tüm öfkelerini benim bedenimden al. Hayata
yenik başlamanın tek sorumlusu olarak gördüğin sevdamı yık,
yıkabildiğin kadar..Ve mutlu olacaksan, şu canımı al diyeceğim
ama bu canı sen vermedin ki sen alasın !
Tek bir kelime etmeden vur boynumu. Acıma, merhamet etme. Bir nefes
kadar değerli bildiğin bu yüreği en kötü haliyle bil. Güya
ömrünü mahveden tek kişi olarak gösterdiğin bana tüm
günahlarını en güzel hediyen olarak bırak. Hayatında
biriktirdiğin öfkelerin hesabını benden kes sevgili. Mahşere
kalmasın hesabın.Yenik başladığın hayatın tek hatası olarak
beni göster. Hançeri al, gözlerime sun. Giderken son hediyen olsun
kanlı hançerin. Vur hadi, vurabildiğin kadar...
Ölümü kuşan hadi. Kır zincirlerini. Musalla taşım hazır. Yeter
ki ölüm senin ellerinden gelsin. Gözlerin, göğsüme saplanan son
kurşunum olsun..Yüreğim, diz çökmüş dizlerin dibine.
Çökmüşken kır, kırabildiğin kadar. Haklısın, sana hayatı
zehir ettim değil mi ? Hayatındaki onca acıyı, onca günahı ben
vermişcesine sadece yüreğimi öldür. Otuz küsur senenin son beş
ayına tanıklık eden bu adamı ömrünün hatası olarak addet.
Sonuna kadar vur emi. Bir daha doğrulamayım sevgili..Unutmadan,
kötüler çok yaşamaz sevgili. Güya ben senin yüreğinde en
kötüyüm. Merak etme o zaman; yakındır ölümüm..Sevinebilirsin
artık. Zaferini kutlayabilirsin. Lakin tek üzüntüm var sana dair;
ben gidince hayatındaki tüm hatalari yükleyebileceğin yüreği bir
daha bulamayacaksın ne yazik ki.. Ben ona üzülürüm sevgili...
Hakkın varsa eğer hesabın mahşere kalsın sevgili. Yok kalmasın
diyorsan; bana gelen yolu ve yüreğimin adresini biliyorsun.
Öfkelerini beline kuşanıp çık karşıma. Doğrulttuğun namluya
yüreğimi usulca sürmezsem namertim sevgili ! gerk yok ben sıkarım
blackangel
29-11-2006, 05:27
http://img143.imageshack.us/img143/4685/itemmw7il3.jpg
Gittin
Gidişin bir Kasım günüydü. Beyaz karların şehrimi istilasında
öğrendim gidişini..Gittin, sevginde bir bahar göremeden çekip
gittin..Ben bu satırları yazarken kim bilir sen gerçeğin aynasında
yarınlara dair düşler kurmaktasın..Ben ise yalnızlığa inat
kırdığın yüreğimden kalan son parçalarıyla birşeyler
karalıyorum işte.Sakın üzerine alınma bu satırları. Toprağa
gömülmüş bu ayrılığı kaldırıp yeniden filizlendirmek değil
niyetim. Bu satırları sen okuyasın diye değil , gidişinden sonra
içimde biriken bir avuç fırtınayı fakir satırlarımda yakmak
istediğimdendir sevgili. Gidişin hala gözlerimin önünde. Son
oynunu oynamak üzere sahneye cıkmış figüran gibi yalnızlığın
suflelerini okuyup gittin...
Gittin. Yüreğinde baharları beklerken rüzgarı koynuna alarak
gittin..Sessizce gittin, kör uçurumlara saldım düşlerimin kırık
kovalari. Hani bir zamanlar yüreğine umut taşıyan kırık
kovalarım var ya.. İşte o kırık kovalarla sensizliğin kör
saatlerinde hep gidişinin öfkeleri taşıdım yüreğime. Her kovada
sensizlik yağdı üzerime. Her kovada cayır cayır yandı
düşlerim..Ama hep sustum.. Sahipsiz çığlıkları yükledim yamalı
heybeme..Azık diye bildiğim gülüşleri aradım durdum
yalnızlığın güneş görmeyen köşelerinde..Yollara koyuldum,
pusulasız halimle. Seni aradım, tek bir kelime etmeni bekledim.."
Hoşcakal " kelimesinin dudaklarından yüreğime hançer gibi inmesi
bekledim..
Gittin, tek bir kelime etmeden. Anılarımızı kibritsiz yakarak
gitmiştin. Gittin oysa ben yüreğime nice yalanlar söyledim bir gün
dönecek diye..Pembe yalanlarla avuttum kendimi. Yalanlarla avutmasam
kendimi; ayrılığın soğuk teriyle korkusuzca yüreğime dayacaktim
kör kurşunları..Oysa ben ölmeyi değil; senin uzaklarda ama bana
bir nefes kadar yakın olan varlığında yaşlanmayı istiyordum.Pembe
yalanlarımdan düşler kurup gelmeni bekledim sevgili..Sakın yanlış
anlama sevgili ; benden önce kurduğun hayatı ellerinle yıkıp
ikimizin mavi düş tarlasına geleceğine dair düşler değil
kurduklarım. Bir gün dönüp " Gidiyorum, Hoşcakal " kelimelerinden
ibaret kuru cümleyi alnımın yazgısına yapıştırıp son kez ait
olduğun yalnızlığa dönmene dair yalanlar, düşler büyüttüm
yüreğimin soğuk köşelerinde..
Gittin, "dua çiceğim" bildiğim yüreğinden " yüreğime" bir veda
sözcüğünü esirgeyip gittin. Hani dönülmez sözler vermiştik
birbirimize. Şimdi yeminleri tutmayan tek benmişim gibi tüm
tövbelerin adaklarını acılarla ben ödüyorum; sen değil !Hani
aynı gözle ağlayıp aynı yürekle gülümseyecektik biz. Hani sarı
denizlerin üzerinde " vuslata" kulaç atacaktık
seninle..Öğretmenliğe başladığın okul yolunda ayakların
yorulmasın diye sırtını sana seren bu yüreğe çok mu gördün bir
veda kelimesini..Çok mu gördün bunu sevgili ? Nefesim diye
övündüğün bu sevdayı bir ayrılık cümlesiyle bitirememek niye
sevgili ? Suskunluğun elbisesini çıkar üzerinden..Susma sevgili..
Tek bir kelimenle ölmeye hazır yüreğime tek bir söz söyle
hadi..Kurşunları kelimelere ilmekleyip, son infazını boynuma geçir
sevgili....
Biliyor musun gidişinden aylar sonra bile içimde kanıyor gidişinin
sessizliği..Gidişinin tek kelimeye bile sığdırılamayan ezikliği
hala sırtımda kambur. Yüreğim hala kırgın, gözlerim hala ıslak.
Hala böğrümde suskunluğun bıçaksı dişleri. Üzerime giyindiğim
elbiseden göremediğin irinleşmiş yalnızlığın duruyor
göğsümde..Belki de senden kalan tek şey bu.. İrinleşmiş
yalnızlığın.. !
Ayazlara gebe kalmış yüreğimle konuşacak o kadar cümlelerim var
ki..Şimdiye kadar hep sen üzülmeyesin diye dudağımı büküp
kelimelerimi ezdim dilimin ucunda. Ayrılık kelimelerini erteleyip bir
gün tekrardan gelip gidişinin son kelimesini edeceksin diye bekledim
durdum. Beklerken seni, sabır zırhını giyindim üzerime. Sustum,
bir dağ gibi. Kurudum bir yaprağın sonbahardaki ölümü gibi.
Yavaş yavaş ve içten içe...Ölmeyi bekleyen bir çınar ağacının
solgun yapraklarını görüp köklerini bedeninden koparması gibi
bende yüreğimden düşlerimi kopardım. Acıta acıta ve yavaş
yavaş...Oysa öfkelere bürünüp kilit vurduğum dudaklarıma
gidişin acısını anlatsam fırtınalar kopacaktı mavi denizlerimde.
Belini kırıp yalnızlığın gölgesinde oturan yaralarıma bir
dokunsam denize kavuşmaya hasret bir göl gibi avuç avuç
kanayacaktı yüreğim. Damarlarımdan taşacaktı ayrılığın
zehiri.. Biliyorum, beni ezip taşacaktı. Bentler kuracak olsam da
yıkılacaktı önündekiler teker teker. Keşke bendeki sessizliği ,
yüreğimdeki ezikliği görüp son kez gelsen.. Toprağa gömülmüş
aşkı tekrar filizlendirmek için değil; köklerinde yanan öfkeleri
susturmak icin gelsen..Son kez ölümü dudaklarıma değdirip keşke
kangren yaralarıma tuz diye gidişinin közlerini bassan sevgili..
" Dokuz aylık acının,
Son doğum sancılarıydı yüzümde gizlediğim.
Kangren olmuş yanlızlığın,
Son satırlarıydı alnıma çizdiğim.
Artık toprak olmuştur sevdan,
Bir sayfa değildi üzerine kapanan;
Vefasız sevdanın ölüm fermanıydı
Tozlu raflara kalkan......"
blackangel
29-11-2006, 05:33
http://img222.imageshack.us/img222/8885/photo20060518152629zw1.jpg
Gitme demem
Gitme, koca şehirde yapayalnızlık kalmak istemiyorum. Gidersen,
sensizliğin içinde hangi duvar avutabilir beni ? Bırakma beni
karanlıklara. Alışkın değilim sabahları sensiz uyanmaya. Gitme
umudum. Uçurumlardan esen rüzgarlarda tek başıma bırakma beni.
Acıya kanattığım umutlarımı toprakta ezip gitme. Düş yorgunu
gecelerde her sokakta seni aramak acıtır yüreğimi.Her köşede
sensizliğe ağıtlar yakmak sonum olur ömrümün. Dur gitme.
İçimdeki çocuğun ağlayacak hali kalmadı. Gidersen, uykulara
dalıp unutacağım mı sanıyorsun o gözlerini ? Sorarım sana ;
kolay mı tahta beşiklerde hasretini uyutmak ?
Yıllarca cebimde biriktirdiğim gözyaşlarımı sende kurutmuşken
gitme. Simsiyah bulutlar çöreklenmesin üzerime. Baharın koynunda
uyanırken gözlerimi karanlıklara kapatmayayım. Gitme ince sızım.
Uzak dağlarına yüreğimi sürüp sana koşmak isterdim ama sırtım
kanlı ve yüreğim yaralı. Buğulu camlarda bıraktığım düş
mavisi umutlarımı yetim bırakma. Sürgün misali yalnızlığında
soğuk prangaları sırdaş bilmek istemiyorum. Yitik bir yüreğin
baharlarında açmış dikenleri serme ellerime..Batarsa kanar, kanarsa
yaşayamaz yüreğim. Gitme. Ardından bakakalmasın gözlerim tozlu
yollara. İsyanlara bürünmesin gülen yüzüm. Ne olur gitme
alınyazım.
Acılarımı tütünle sarıp bir sigara dumanında çekerken içime,
gitme. Dayanamaz bu can gidişine. Rıhtımlara her gece gözyaşımı
boşalttırma beni. Ezik yüreğimi karların üzerine serme. Sana
koşan ayaklarımda hüznün kirli denizlerine sokma beni. Mavilerin
arasında kaybolur giderim. Umutlarımı alıp gitme gül yüreklim...
Hangi denize sığdırabilirim ki sensizliğin acılarını .Hangi
ilaç dindirir sensizliğin sancılarını. Bu dert içimde kabuk
bağlar..Solmak istemiyorum kırık aynaların suretinde.Hazanlar girer
gelinciklerin gülümsediği bahçelere. Göğümden tüm göçmen
kuşlar kanatlanır ucsuz bucaksız diyarlara. Dur gitme. Yalınayak
sahillerde gezinmeyeyim. Ellerim dikenlerde avunmasın. Gidişinle
yüreğimi yaralarda bırakma ne olur...
Şiirlerim kederimle, yüreğim gidişinle ağlamasın. Gülen
gözlerime hicranlar inmesin. Bereketin ıslattığı toprağıma siyah
bulutlar çöreklenmesin. Uçurumlar büyümesin duvarlarda.
Pencerelerde kalmasın ıslak gözlerim. Yorgun düşmesin ayaklarım.
Gitme iki gözüm. Bırakma beni tek başıma firkatinde.Düş fakiri
olarak gezinmek istemiyorum şehrin ölüm kokan sessizliğinde.Ne olur
gitme sevdiğim...
Uyandırma beni ayrılıklarınla. Gitme diyen dudaklarım senden sonra
kanamasın. Üşümesin senin sevginle gülümseyen gönül bahçem.
Acılarımı unutmuşken sancının kavrulduğu ateşlerde ısıtma
beni. Benek benek açan çiçeklerim mevsimsiz solmasın.Saçlarına
düşen yıldızlar göğsüme ayrılığının hançerini
sokmasın.Gitme canımdaki son can...
Senin gözlerinden, senin yüreğinden başka bir sığınağım yok
sevdiğim.. Gitme ne olur.Yetim kalmasın yüreğim.
.............................. .........
" Karanlıklarıma bir avuç güneşin yetiyordu meğerse herşeyin
yalanmış. Bir Kasım günü ait olduğun kollara geri döndün. Bir
nefes sanmıştım seni lakin bıçağın en keskin yerinde
kanattığın yüreğimi farkededim. Bilseydim gözlerinin yalan
olduğunu, bilseydim gözyaşlarınnda baharlarımın solduğunu.
Şimdi yüreğimin tozlu raflarında " yalnızlığa " gömdüm seni.
Gittin demiyorum sana çünkü sen bana hiç gelmemiştin ki ." bu
senin sözün
KãRdé£éN
29-11-2006, 06:11
Yüreğine sağlık canım, harikasın... :cicek:
:kalp: :kalp: :kalp:
Sana "YaR" diyorum..YaRa'Larım kanıyor...
Bitti sanmıştım, unuttum demiştim, ömrümün geri kalanını sensiz geçirebileceğim fikrine bile kendimi inandırmıştım!... En büyük yalan, insanın kendine söylediği yalanmış geç anladım. Kaleminden çıkan birkaç cümleyle gözlerimin karşılaşması, yüreğimin seni yeniden hissetmesi, beynimin içine kazınan kare kare resimlerin ve kalabalıklar arasında yaşadığım başıboş dalıp gitmelerim!...
Seninle yaşadığı bir günü, tüm geçmişine ve geleceğine denk tutan bir ruhu, mahşere kadar taşımak zor gelecek biliyor musun?...
Öyle ya bir yağmur da, bir göl kenarında, gözlerinden içtim yağmur ve gece kadar yoğun şarabı ben!... Gece senin derinliğindir ben de, yağmur benim yüreğimin sağanakları...
Aklıma düşmeye gör, en fırtınalı denizde yolunu kaybeden en acımasız dalga olur bakışlarım... Dalgalarımın kayalıklarla buluştuğu an çıkan sesleri duymanı hiç istemem! Canı çok acıyan bir deniz ağlıyor dersin eminim... Seni özledim, anlıyor musun, özledim!!!
Gördüğüm her kuşun kanadına gözlerimi koyuyorum, bulunduğun diyarlara gelirler de seni görürüm diye...
Sana " yar" diyorum, " yaralarım" kanıyor...
Sana "yara" diyorum, tüm sözlerimin öznesi oluyor
" yar' a"...
:kalp: :kalp: :kalp:
yüreginize saglıkkk :(:buyir:
blackangel
30-11-2006, 19:35
http://img247.imageshack.us/img247/9245/2kble2iohp2.jpg
Hep Tamamlanacak Değil Ya Bu Da Yarım Kalsın
Seni sana rağmen yaşadım ben. Hep kaçışlarla dolu, hep eksik... bir yanını tamamlasam, mutlaka başka bir yerden açık veriyordum. Tamamlamaya uğraştıkça senin gizlerinde kaybolup gidiyordum.
Bedenine değil, ruhuna taliptim ben. Bu yüzden bu kadar zorlanıyorum.
Ben bir adanın değil, bir kıtanın kaşifiydim. Yola çıkmıştım bir kere dönüşüm yoktu; ama, öyle çok duraklıyordum ki, geriye dönüp baktığımda başladığım yerden birkaç metre bile uzaklaşamadığımı fark ediyordum. Üstelik menzilin ucundaki sen, benden daha hızlı yol alıyordun, belli ki kaçıyordun. Ufukta bile görülmeyen seraptın artık.
Kaç kez "vazgeç" dedim kendime o yolun kenarındaki bir ormana girip yok olmayı düşündüm.
Zaten yaşadığımda bu değil miydi? Seninle birlikte varlık bulduğumu düşünürken, senin olmaman yokluk hissinden başka ne verebilirdi ki bana?
Oysa nasılda coşku doluydum başlarken... gecelerimi de, gündüzlerimi de sana adamaya hazırdım. Her gün yeni bir yönünü öğrenip şaşıracaktım. Seninle yaşadığım hiçbir şeyin tadını unutamayacaktım. Sen, sonbahar rüzgarında kopmuş, serseri bir defne yaprağı, ben sana dal olacaktım.
Hangimiz yaprak, hangimiz dal karıştırıyorum artık. Ben bu uykuları uyuyalı çok olmuştu. Şimdi aynı uykuları yeniden uyuyorum. Acı uykusu, hüzün uykusu, korku uykusu... bir gece birinin bir gece diğerinin sonsuzluğunda kayboluyorum.
Ne garip, kendimi kuşatma altındaki bir ordunun komutanı gibi görüyorum. Ne çok askerim var bana ihanet eden.... ben düşmanı alt edemediğimden değil, bu arkadan vuruşlar yüzünden yeniliyorum.
Bir beyaz bayrak gerekiyor bana. Bütün mevzilerini kaybetmiş bir komutanın onurunu daha fazla zedelemeden teslim olmayı bilmesi gerek. Uzun sürmez esaretim. İçimde bu yenilginin acısını yıllarca taşıyacak olsam bile bir yolunu bulup kavuşurum özgürlüğüme.
Gidiyorum. Geride yaşanmamış zamanları bırakarak. Sen de ürkekliğinle baş başasın...
Seni sana rağmen yaşadım ben. Hep kaçışlarla dolu, hep eksik... bir yanını tamamlasam, mutlaka başka bir yerden açık veriyordum. Tamamlamaya uğraştıkça senin gizlerinde kaybolup gidiyordum.
Bedenine değil, ruhuna taliptim ben. Bu yüzden bu kadar zorlanıyorum.
Ben bir adanın değil, bir kıtanın kaşifiydim. Yola çıkmıştım bir kere dönüşüm yoktu; ama, öyle çok duraklıyordum ki, geriye dönüp baktığımda başladığım yerden birkaç metre bile uzaklaşamadığımı fark ediyordum. Üstelik menzilin ucundaki sen, benden daha hızlı yol alıyordun, belli ki kaçıyordun. Ufukta bile görülmeyen seraptın artık.
Kaç kez "vazgeç" dedim kendime o yolun kenarındaki bir ormana girip yok olmayı düşündüm.
Zaten yaşadığımda bu değil miydi? Seninle birlikte varlık bulduğumu düşünürken, senin olmaman yokluk hissinden başka ne verebilirdi ki bana?
Oysa nasılda coşku doluydum başlarken... gecelerimi de, gündüzlerimi de sana adamaya hazırdım. Her gün yeni bir yönünü öğrenip şaşıracaktım. Seninle yaşadığım hiçbir şeyin tadını unutamayacaktım. Sen, sonbahar rüzgarında kopmuş, serseri bir defne yaprağı, ben sana dal olacaktım.
Hangimiz yaprak, hangimiz dal karıştırıyorum artık. Ben bu uykuları uyuyalı çok olmuştu. Şimdi aynı uykuları yeniden uyuyorum. Acı uykusu, hüzün uykusu, korku uykusu... bir gece birinin bir gece diğerinin sonsuzluğunda kayboluyorum.
Ne garip, kendimi kuşatma altındaki bir ordunun komutanı gibi görüyorum. Ne çok askerim var bana ihanet eden.... ben düşmanı alt edemediğimden değil, bu arkadan vuruşlar yüzünden yeniliyorum.
Bir beyaz bayrak gerekiyor bana. Bütün mevzilerini kaybetmiş bir komutanın onurunu daha fazla zedelemeden teslim olmayı bilmesi gerek. Uzun sürmez esaretim. İçimde bu yenilginin acısını yıllarca taşıyacak olsam bile bir yolunu bulup kavuşurum özgürlüğüme.
Gidiyorum. Geride yaşanmamış zamanları bırakarak. Sen de ürkekliğinle baş başasın...
Hep tamamlanacak değil ya, buda böyle yarım kalsın...
blackangel
30-11-2006, 19:39
http://img225.imageshack.us/img225/6343/landschaft1111snzc4.gif
Yüreğinde...
Yağmurun yeni ıslattığı taze toprağın kokusunu duyduğunda aklına ben gelmek isterim. Ya da gözlerin denizin maviliğine daldığında... uzakta, ufuk çizgisinde sadece dumanı görünen o geminin içinde benim olduğumu düşünmeni isterim.
Küçük bir meyhanede, rakıya balığına meze yapıp içerken ve birbiri ardına özlem şarkılarını dinlerken yanında ben olmak isterim. Çakır keyif olup, masadan kalktığında da sokakta hafif hafif sallanarak yürürken de...
Beni hatırlamak istersen, her yeni doğan günle birlikte çıkarım karşına, güneş olur ışığımla aydınlatırım seni. Buram buram bir kahve kokusu olurum. Sokakta oynayan çocukların sesinde, işe gitme telaşına düşmüş insanların gözünde, yere düşmüş yaprakların çıtırtısında bulursun beni.
İstersen, duyduğun her ses beni hatırlatacaktır sana. Bazen bir kuş olup öterim pencerende. Bazen bir seyyar satıcı olup kapında bağırırım. Bazen bir tren gibi tıkırtılarla geçerim önünden. Sözlerini ezbere bildiğin ve söylemekten asla bıkmadığın şarkı olurum. Sen o şarkıyı değil beni söylersin aslında.
Beni görmek istersen hep karşında olurum. Gökyüzündeki beyaz bulutların arasındayım ben. Başını yukarı kaldırman yeterli benim için.
Yolda rastladığın herkes benimdir aslında. dostlarına selam verirken o selamı ben alırım. Komşunun hatırını sorarken aslında bana "nasılsın" demişsindir.
Benimle çıkarsın yola her sabah, akşama evine benimle dönersin. Gittiğin her yere gelirim seninle. Sen yorulduğunda yorulurum ben de. Sen oturduğunda oturur, kalktığında kalkarım.
Eğer istersen bütün gece başucunda saçını okşarım sen uyurken. Yüzünde gülümsemeyle uykuya dalışını izlerim.
Bana dokunmak istersen bir çiçeğin yapraklarında olurum ben. Yeşilin, kırmızının, sarının, mavinin en canlısındayım. Elini uzattığın her yerdeyim. Dokunmak istersen bana kendine dokun. Dudaklarındaki ateşim, tenindeki sıcaklık. Vücudunu ürperten rüzgarım ben.
Hiç gitmedim ben. Oradaydım, beni görmek, bana dokunmak, beni hatırlamak istediğin yerde.
Yüreğinde...
nehir1824
30-11-2006, 19:46
yüreğinize sağlık arkadaşlar
blackangel
30-11-2006, 20:06
http://img141.imageshack.us/img141/9595/kan9zk4yg1kr9nm6.jpg
Dayanamam İnan, Dayanamam Buna
Sevgilim
Sen gideli kaç saat oldu ? Kaç gün geçti, kaç hafta..? Saymadım.. Bana yüzyıllar geçmiş gibi geliyor. Son anda sen giderken gözlerinin buğusunu bıraktın.. Şimdi sis içinde bütün dünya. Çiçekler gözyaşlarımı içti, sen onları kırağı sanırsın, çiy sanırsın.. oysa hepsi benim gözyaşlarımla ıslak..
Sevgilim özlüyorum seni.. Bir balta indirildi, içimden bir ağaç köküyle devrildi. Gözlerimden akan yaştan belli değil mi, içim kanıyor. Özlem bir bulut gibi sarıyor beni, kuşatıyor . Seni sevmek bir sonsuzluk gibi büyüyor içimde. Haftanın her gününe, geçen her saate senin adını verdim. Senin adınla başlıyor mevsimler, yıllar sen varsan içinde, geçerli...
Özlem bir yağmur gibi yağıyor üstüme. Damlalar yüreğime vuruyor. Gecenin karanlığında bir başınayım.Uykularım bölük pörçük. Bütün rüyalarımda sen.. gözlerim kapanır kapanmaz gözlerin yaklaşıyor. Sonra bir rüzgar alıp seni, benden uzaklara götürüyor.
Geceler boyu sabahlayıp uğruna, boşluğa düştüğüm sevdiğim, bir tanem, gözbebeğim.. Yüreğimden mühürlendim sana.. Şiirler havalanıyor kuşlar gibi, şarkılar ağlıyor yokluğuna.. Sevgilim hayatı sende buldum ben, tükenirsem sen tüketirsin beni.
Yoksun, gittin, tek başına koydun... Bu nasıl bir özlemdir, kendi gövdem ateşten bir gömlek.. yanıyorum..Yetti artık, yetiş n'olur dayanamıyorum.
Ruhsar ve nehir1824 elleriniz dert görmesin sağolun yüreginize sağlık
blackangel
30-11-2006, 21:00
http://img168.imageshack.us/img168/4349/138jc7.jpg
Nereye Gitsem Yanımda Götürüyorum Sevgimi Ve Nefretimi
Nereye gitsem yanımda götürüyorum sevgimi ve nefretimi...
Her sabah yeniden sayıyorum kaç gündür görüşmediğimizi. Rüyalarımda görüyorum
karşılaştığımız anı, başımı çeviriyorum, bulamıyorum söyleyeceğim kelimeyi...
Nefretimle uykuya dalıp ve sevgimle kalkıyorum. Her sabah yeni bir güne başlasam
da, sensiz yeni bir hayata başlayamıyorum...
Sabahları cebime koyup "iyi ki"lerimi, "keşke"lerimi, pişmanlıklarımı, çıkıyorum
yola, günün bir saatinde "keşke"lerimi alıyorum, başka bir saatinde "iyi
ki"lerimi yanıma...
Bir cebimde ise hasretin hala duruyor, yapacak hiçbir şey bulamayınca kalbim bu
yorgun kelimelerden medet umuyor...
Senden gittiğimde sadece yaralandım sandım, aslında ruhum bedenimden ayrılmış,
geriye kalan bir et parçasıymış anladım...
Artık kiminle konuşsam ruhum sendeki gibi havalanmıyor, bugün kiminle tanışsam
kalbim sendeki gibi atmıyor...
Yanımdan geçen herkese sen misin diye bakıyorum, seni gördüğüm anda başımı
çevirip kaçıyorum. Senden uzaklaşmak için sana doğru koşuyorum...
Bir gün ararsan, açmayacağım diye kendime sözler veriyorum, her telefon
çaldığında sen misin diye heyecanlanıyorum. Seni aramamayı cesaret sanıyorum,
aramak mı zor aramamak mı bilmiyorum...
Hiçbir gelen senin yerini doldurmuyormuş, hiçbir giden senin kadar
acıtmıyormuş...
Sensiz bir hayatta da mutluluk yokmuş aslında, yokluğunun acısı sevgimden
büyükmüş aslında....
sweet_ ellerin ve yüreğin dert görmesin
aSi MeLeq
30-11-2006, 23:09
Sanki yok gibiydi varlığın,,
Sanki attığın her adımda uzaklaşır gibiydin,
Yoruluyor muydun?
Sevgim mi yetmez olmuştu yoksa?
Yoksa seni yoran mıydı benim sevgim..
Sana yalvardığım o günler ,yok artık..
Kal demeyeceğim bu kez,
Gözlerimi kapattıkça seni görmeyeceğim,,
Sustukça kalbime sancı saplanmayacak
Biliyorum..
Gitsen üzülürmüyüm ,
Belki iki damla gözyaşı..
Sonra gülerim arkandan ..
Şükredip yaşanmışlıklara,
Bir tebessümle yolcu ederim seni..
Gelir misin diye düşünmüyorum artık,
Beklemiyorum da,
Gelirsen git demem bir tek bildiğim bu.
Gidersen de ,
Dedim ya yalvarmamı bekleme kal diye..
Şimdi yumuyorum yine gözlerimi karanlığa,
Yine de bir ışık var görüyorum�
Bu kez ben susuyorum..
İçime akan gözyaşlarım iyice canımı acıtmaya başlıyor aslında
Ama belli etmiyorum
Seviyorum bile diyemiyor dilin artık,
Yok olmuşluğun arkasına sığınıyorum,
Gözlerinin hayalindeyim aslında,
Ama biliyorum gideceksin,
Kal demiyorum sana..
Ağlamıyorum artık,
Gözyaşlarımla sevgimin bitmeyeceğini söylemiştim sana..
Ama yine de sen istemediğin için ağlamıyorum
İçime akıtıyorum bütün damlalarımı..
Sevmiyorum artık seni,
Düşünmüyorum,
Hayal etmiyorum,
Hissetmiyorum,
Heyecanlanmıyorum sesini duyunca..
Gözlerine bakmak yakmıyor artık kalbimi,
Resimlerinle uyumuyorum, yanımdaymışsın gibi,
Özür dilerim sevgilim..
Ben ancak böyle avutabiliyorum kendimi�
blackangel
01-12-2006, 11:51
aSi MeLeq ellerin dert görmesin yüregine sağlık canım ;)
http://img227.imageshack.us/img227/5097/kanunturksevgisj5eb0.gif
Kusursuz Aşk
Artık gitme demeyeceğim,
zaten iyice hazırsın bu sefer..
Herşeyi yanında götür; anılarımızı, umutlarımızı, sevgimi de al belki lâzım olur..
Tek kelime etmesem diyorum, ama etmeliyim,
sana bilmediğin bir şeyden bahsetmeliyim; kendimden.
Evet, onca zaman tanıdığını sandığın benden.
Hırçın yanımı gördün daha çok, oysa öyle uysal bir çocukmuşum ki.
Neydi beni zaman zaman hoyrat yapan?
Sanırım, düşünmedin.
Birini ayrı tutsam da renklerin hepsini sevdim, mevsimleri de.
Aslında çok şey var sevdiğim,
Kavgalar ve savaşlar dışında bir de niye olursa olsun vedalaşma anları...
İsterdim ki uyumlu halimi yaşasaydın daima
Ama bana hep vurgun saatlerinde geldin, ya da sen vurdun.
Uzaklara bakardım uysal çocukluğumda içimde dolmayan derin boşluğumla,
Denizden gelecek bir gemi bekledim durdum,
Sonra yıldızlara baktım yıllarca ve sen sandığım bir yıldıza.
Kadınlar, erkekler, çocuklar ve şehirler tanıdım, çoğunu da sevdim.
Aşklarım da oldu, hem de uğruna ölebileceğim aşklar...
Ama en çok seni sevdim...
Ve şimdi gidiyorsun, evet git içimdeki melek sana dua edecek.
Sanırım kahrolmayacağım bu veda sahnesine
Bu gidiş ölümden beter olamaz...
Hangisi doğru bilmiyorum,
Seni uğurlayıp öylece kalmak mı?
Yoksa, benim uyumamı bekleyip gitmen, benim de sensiz sabaha uyanmam mı?
Bence şimdi git, hayır gitme!
Yani git de önce üstümü ört, ben uzanayım şöyle, ışığı kapat ve git.
Hayır hayır gitme!
Yani git de ışığı yak git, ben karanlıktan korkuyorum da!
Hem sensizlik hem karanlık bu kadarı fazla.
Üstümü de örtme bu şevkat de fazla, ışıkların hepsi açık olsun.
İçim burkuluyor sen nasıl gidersen git.
Dur, burayı iyi dinle;
Birkez daha söylüyorum ve son kez.
Seni seviyorum.
Sen giderken ben içimden haykıracağım 'kusursuz bir aşktı bu' diye.
Kusursuz bir aşktı benim sana büyüttüğüm sen ne yaşadın bilmiyorum...
Yine de tanıdı gönlüm yaşadı
Bir kusursuz aşk büyüttüm sana pişman değilim ..!
blackangel
01-12-2006, 12:17
http://img243.imageshack.us/img243/9535/img132644ladycrowzx7.png
Ama Ben Aşıktım...
Bütün uslanmazlığımla vardım, gönüllüydüm.
Acılarımı aşıladım kendime, yine ağladım...
Ama ben aşıktım...
Yüzünü özledim ama sesini gördüm bütün şımarıklığınla,
Sesini özledim kokun geldi doldu içime,
Gülüşünü özledim geldi sarıldı boynuma...
Ama ben aşıktım...
Anılarımı diz boyu çamurdan çıkardım yudum yıkadım,
Sonra astım zamanın hüzünlü ipine
Kurudu giyindim, bayramlık elbisesi gibi çocukluğumun
En ağır bu elbisem...
Ama ben aşıktım...
Nefesimizi paylaşırdık yalnız gecelerde
Yalnızdık, yalnızca nefesimiz vardı düşlerimizde
Cesedimizi bırakır giderdik sonra...
Ama ben aşıktım...
Fırtına bastırdı önce kalbimizde,
Deprem çıktı sonra gözlerimizde.
Fırtına savurdu bizi katıksız bir mahpusluğa,
Deprem vurdukça kaldık altında anıların, ezilip tükendik.
Sonrası zihin oyunları küçük aklımızla
Yıkıldık kaldık oracıkta...
Ama ben aşıktım...
Eski bir eskiciyim aslında bu eski dünyada
Sevgi aldım satamadım...
Ama ne güzeldi ne iyiydi, satmadım ben kullandım
Büyüdükçe büyüdü kalbime sığmaz oldu...
Ama ben aşıktım...
Kanı ellerimde şimdi, beynimdeki bütün resimlerimizin
Soyundum soyutluğunda o kırılganlığımı
Düşlerimi sorguluyorum şimdi kalbimin karakolunda
Güzelliğinin kokusu geliyor sonra köpek öldüren şarabımızda...
Ama ben aşıktım...
Uyandım su vurdum yüzüme,
Dün sabah gibi bu sabah da eksiktim yarım kalmış hayatımda,
Kaldığı yerden devam ediyordu eksikliğim.
Bilincim yerindeydi zamanın zehrini içerken
Ve
Her sabah işe giderken...
Ama ben aşıktım...
Önce cesedimle, ruhumu ayırdım birbirinden,
Sonra ruhumu alıp senin yanına geldim o gece
Sabaha kadar bekledim sen odada ben salonda
Sonra öpüp ayrıldım yanağından...
Ama ben aşıktım...
Anılarım misafirliğe geliyordu kovuyordum hepsini,
Sonra ben çağırıyordum yağmurlu havalarda onları
Gözlerim ıslanıyordu uğurluyordum nihayet
Yağmur diniyor toprak kokusu kalıyordu sonunda...
Ama ben aşıktım...
Çevirisi yanlış yapılmış bir hayat bu,
Ne başı ne sonu belli, izlemekle yetiniyoruz sadece
Bizlere neler getirmeden götüreceğini ömrümüzün
Ve
Biliyoruz
Her doğan güneşle biraz daha eskiyeceğimizi...
Ama ben aşıktım...
Sana aşık olduğumdan beri her sigaramı
Son sigarammış gibi çektim içime,
Sonmuş gibi her aşımı ekmeğimi yedim,
Kalbim son kez vuracakmış gibi,
Gözlerim son kez görecekmiş gibi baktım hep sana...
Ama ben aşıktım...
Dizlerime yatırırdım yokluğunu
Hep aynı masalı anlatırdım
Sevgiyle dinler bir daha isterdin
Yüzünde yokluğunun tebessümü belirirdi, ağlardım...
Ama ben aşıktım...
Ve gereğini yapıyordum aşkımın,
Seni kendimle aldatıyordum...
Susuyordum...
Ama ben aşıktım...
Bırakıldık...
Yalnızdık...
Çocuktuk oyuncağımızın elinde.
Yenildik...
Sobelendik hayatın eliyle...
Cansu'yu
01-12-2006, 12:22
elinize yureginize saglik arkadaslar
blackangel
01-12-2006, 13:04
http://img165.imageshack.us/img165/4443/39qs1.jpg
Gittin Sevgili
Tüketilmeyenlerde tüketildi ve bitti, sen bittin, ben bittim, biz bittik. Bitenin, yitenin, gidenin ardından ufacıkta olsa bir umut aramak, bir ışık daha aramak ne acı. Dedim ya bittik biz, umutlarda bitti, hayallerde bitti, gelecek güzel günlerde yaşanmadan bitti ve sen gibi gitti. Herşeyi yanında götürdün, yıktın, yaktın bitirdin ya, içimdeki o sevgin... o ne zaman bitecek ve gidecek sen gibi. Biter mi? bitmezz, her defasında yeniden açılacak, kabuk bağlayacak ve tekrar kanayacak ama hiç bir zaman kapanmayacak. O kadar çok sevmişim kii, o kadar çok sevmişki bu kalp seni, sen bu hayatta bitince oda bitti ve dedi ki o ilkti ve sondu dedi.Sensiz ne yapacağını bilmiyor, kendini nereye koyacağını bilmiyor, boşa koysa dolmuyor doluya koysa olmuyor. Kocaman boşlukta aynı bana bıraktığın bu dünya gibi, Kocaman korkunç bir boşluk, ittin boşluğa bizi ittin ve gittin. Attın karanlığa, kör kuyulara, yaktı bitirdin o tarif edemediğin kosca sevgini, ya geriye ne kalanlar... bu kadar kolaymıydı yaktın gemileri, önemlimiydi sanki geminin içindeki yolcu. O yolcu bunları yaşamak zorundamıydı, diğer yolcular gibi hayatından bir yolcu daha geldi ve geçti. Şimdi yaktığın gemilerle yandı o yolcu, savur bu aşkın küllerini, dağa, taşa, toprağa, her tarafa savur.Yaktın, yıktın, bittin ve gittin sevgili...
aSi MeLeq
01-12-2006, 19:55
aSi MeLeq ellerin dert görmesin yüregine sağlık canım ;)
Saol bitanem seninde o güzel yüreğine sağlık, yazıların harikaa :kalp: :kalp:
Hoşça kal demek istiyorum giderken.
Hoşça kal da kocaman bir umut vardır çünkü.
�Sen Hoş kal, ben geleceğim� dir aslında ardına gizlenen.
�Şöyle bir tur atıp geleceğim� dir.
Bir kayboluş değildir Hoşça kal, aksine beş dakika sonra geleceğimdir ya da beş saat sonra.
Gelirken de tüm umutları çuvalla getirmektir.
Hayatın gülücüklerine ufak bir hüzün eklemektir, dudağın yarısına tebessümü saklayarak.
Nefes almanın biraz güçleştiğini hissetmek ama hiç durmayacağını bilmektir.
Hoşça kal ağlamaktır koparcasına, sarılmaktır karşındakine.
Çünkü bilinir ki geriye kesin dönüş vardır bir gün.
Aşk bitmemiştir yüreklerde, daha sıcacıktır.
O sıcaklık köz olsa da hiç bitmeyecektir.
Zira Hoşça kal denmiştir giderken.
Gözler birbirinden hiç ayrılmayacaktır, kalple işbirliği yaparcasına.
Başkalarına bakmayacaktır.
Ten kokusu hiç terk etmeyecektir bedenini.
Kalp, adını her duyuşta fırlayacaktır yerinden.
Çünkü Hoşça kal denmiştir giderken.
Dünyanın bir ucunda bile olunsa o hep seninledir, nefesi hep boynunda, umudu hep seninledir.
Bazen bir köşebaşında beklemektir, onun oradan sana koşacağını bilmektir.
Hoşça kal Nihavent makamıdır. Bahar kokar, umut kokar, aşk kokar.
Ağlarken güldürür.
Severken daha da sevdirir.
Yenilen yemeğin tadına varmaktır, tuz eklemektir bazen.
Tatlının şerbetini bol tutmaktır.
Limonataya fazladan iki limon daha sıkmaktır.
Hoşça kal kısa bir mola, küçük bir nazdır.
Ancak ne olursa olsun, sonu hep mutluluktur.
...
Elveda demek istemiyorum giderken.
Hüzün dolu ayrılıkları kemikleştiren bir kelimedir çünkü.
Sevdaları yürekten kopartıp atan ve yerinde yaralar bırakandır.
Çiçekleri soldurup, güneşi bile karartandır.
Tüm yaşanmışlıkları ortadan kaldırıp, hatıraların koynunda yıllandıran bir kelimedir, elveda.
Bakışların bakışlara kenetlendiği günlerin, saatlerin hatta saniyelerin bittiğidir.
Sevgi sözcüklerinin tükendiğidir, konuşamamaktır.
Özlemlerin himayesine girmek ve hiç çıkamamaktır elveda.
Kalbin yerinden çıkacakmış gibi atmasının sonudur.
Ömrünü adadığın her kimse ömrünle kaybolup gitmesidir, seni yalnızlığınla baş başa bırakıp.
Dokunuşların hissini kaybetmesidir, uyuşmaktır elveda.
Dünyanın sonudur, yaşarken ölmektir, anlamsızlıktır.
Tatlının acı, tuzlunun tuzsuz, suyun ise zehir olmasıdır.
Fotoğraflara son kez bakıp hepsini göz kırpmadan yakabilmektir.
Bazen kalbin izin vermese de �ah� etmektir elveda.
Bazense verdiğin ömre bir yenisini eklemek için Tanrıya dua etmektir.
Bir babanın biricik kızını gelin olarak görmesidir.
Bir çocuğun annesini veya babasını son yolculuğa uğurlamasıdır.
Başını geriye çevirmek ve beyaz mendil sallamaktır, gözlerde iki damla yaş ile birlikte.
Ya da ardına bakamamak ve gözlerinden damlaması gereken yaşları içine akıtıp hızla uzaklaşmaktır.
Bir an kendinle olan mücadeleni kaybedip yine ona koşmaktır, ancak uzakta kalmak ve sadece seyretmektir, görebilmektir onu.
Bahçende, saksında, fesleğen yetiştirmektir veya ıhlamur ağacı aramaktır çevrende.
Zira ikisinin de kokusu içlidir, arsızdır. Bir nefesin rüzgarı bile kokularını salmaları için bahanedir onlara.
Fesleğenin, ıhlamurun kokusunu içine çekerken alkolle kısa bir arkadaşlık yapmaktır. Sarhoşlukla tanışmaktır.
Beraber yaşadığın günleri büyük bir iştahla saymak yerine artık tarihleri unutmaktır.
Hiç neşe barındırmaz içinde elveda.
Sıcaklıktan uzaktır, sevgi katilidir, sinsidir.
Bir onur mücadelesidir, kıyasıya.
Kısacası, umudun bitmesi ve ömrün kalan kısmını uzatma olarak görmektir elveda.
...
Bu yüzden, sırf bu yüzden Elveda demek istemiyorum sana.
Sadece Hoşça kal diyorum.
Hoşça kal...
Umudu yakalamak için...
blackangel
02-12-2006, 12:37
http://img151.imageshack.us/img151/3089/0000resgalsevgiask2055asp1.jpg
Sevmeyi Bilmek
Karşılıklı seviginin Leyla'larda Mecnun ' larda kaldığını anlamak için
karşılıksız sevgi yaşamak gerekiyormuş.Birini sevmenin delice bir aşkla
bağlanmanın güzelliğini yaşamak için hazan mevsimine gelmek olduğunu
bilmiyordum.Meğer hayatta ne çok şey kaçırmışım...
Aşkın insanı büyüttüğünü olgunlaştırdığınıda öğrendim artık.Bu yaşıma
kadar kimse öğretmedi bana aşkın karşılıksız olduğunu , sadece gönülden
sevenin bu acıyla kavrulacağını , sevilenin ise sevildiğini bilmeyeceğini....Yine
teşekkür ederim sana karşılıksız aşkım!!! Bana hayatta öğretilmeyenleri
öğrettin... Hiç kimseye hissetmediklerimi hissettirdin.. Hiç kimse
için yapamacaklarımı yaptım... Pişman mıyım? Hayır hiç pişman olmadım ve
aşkını sonsuzluğuma saklarken bile mutluyum... Hayatımın son basamaklarında
bana böyle bir aşkı yaşattın...Seni sevmeme izin verdiğin için teşekkür
ederim Aşkım...
Sevgiliye bu kadar serzeniş çok görülmez umarım...
Evet yaşadım gördüm öğrendim... sevgi ve aşk sadece tek kişi tarafından
yaşanabiliyor. Aşkın karşılığı yok. Bazı insanlar sadece sevmeyi bilir ,
karşısındaki severmi sevmez mi hiç düşünmeden sever ... Hep bekler
sevecek diye ... ve sonunda görür ki sizi kırmamak adına hatır için kendini
zorlayarak karşılık verme çabasındadır...Oysa ki herkes duygularında
özgürdür ve kimse kimseyi zorla sevemez...
Kırgınlık olmaz aşkta. Seviyorsan , gerçekten aşkını yüreğinde
hissediyorsan bırakacaksın sevgiliyi özgürce kanat çırpsın ve nerde kiminle mutluysa
tadına vararak yaşasın...O'nun mutluluğunu uzaktan seyrederek
yaralarını sarmayı da öğrenmek gerekir...
Aşk yalnızlığı kabullenmektir...
Aşkın denklemi çözümsüz... alışmak gerek sadece sevmeye ...
Sevilmeyi tatmadan da yaşamayı öğrenebilir insan .. ama birini sevmeyi
birine sımsıkı bağlanmayı mutlaka yaşamalı.... işte o zaman hayatta bir
yaşanmışlık olur...
ve son söz ...
seni sevdiğimi bil... nerede olursan ol ...her zaman çok sevildiğini bil....
aSi MeLeq sağol canım kalbin kadar güzel yazıların ellerin dert görmesin
blackangel
03-12-2006, 13:14
Öyle Alıştım Ki Sana..
Öyle Alıştım ki sana..,
Vazgeçemediğim huyumdan vazgeçicem neredeyse.
Öyle bağlandım ki sana..,
"Gitme, biraz daha kal" demek geliyor içimden her nedense.
Daha ne kadar oldu ki seni tanıyalı.?
Ne yaşadım ki seninle.?
Ne paylaştım, ne hissettim ki.?
Sadece, ufak, tatlı bir söz bekledim,
Hemde her seferinde, her yeni doğan güneşde,
Her evden çıkışımda, her yeni bir umuda kucak açışımda,
Kulaç attım hergün, hayaller denizine,
Hemde hergün, dakika dakika, saniye saniye&
Öyle mutlu ettin ki beni..,
Kimsenin veremediğini, uzattın avuçlarıma.,
Öyle özlettin ki kendini,
Bir sözüne, bir tek kelimene hasret bıraktın.
Ben artık öyle alıştım ki sana,
Her yeni günün vereceği müjdelere gebe bıraktın,
Artık eskisi gibi sarmıyor beni akşamlar,
Ben seni öyle özlüyor, öyle hasretim ki sana,
Gecelerime doydum artık,
Sabırsızca bekliyorum, hasret kaldım, her yeni günün sabahlarına..
Öyle seviyorum ki seni..,
"Seviyorum" dediklerimden bile bir başka, seviyorum seni..
Öyle can katıyorsun ki canıma..
"Canım benim" dediklerimden bile, bir başka katıyorum seni canıma.
Öyle bağlandım ki ben sana,
"Birgün, ansızın kaybolup giderse eğer" diye,
düşünüyorum da.
İşte ozaman ben, işte ozaman,
sessiz sedasız çekilirim buralardan,
her şeyimi bırakırıp giderim bu diyarlardan,
Bir tek şey dışında,
O da şuan hala avuçlarımda,
O da bana senden, tek hatıra kalıcak bu dünyamda.
Şunu bil ki sevdiğim;
Seni kimseyle paylaşmadım, paylaşmam da.
Sensizliğide paylaşmıcam, paylaşamam asla..
blackangel
03-12-2006, 13:16
Özlemimsin Ölene Kadar
Sensin sadece değer verdiğim sevdiğim
Sensin sadece canım dedigim beğendiğim
Sensin sadece hasret çektiğim özlediğim
Sensin bi' tanem sensin tek aşkım sensin
Gel bul beni, sar beni aşkım doyasıya
Gel bul beni, öp beni aşkım doyasıya
Yaşayamıyorum ellerinsiz
Nerde o eski günler
Gezerdik el ele göz göze
Bak gözlerime yeniden
Aşkım olmuyor sensiz yaşanmıyor
Baktığım her yerde masum gülüşün
Seni seviyorum deyişin kulaklarımda çınlıyor
Hiç kimse senin gibi olmuyor
Hiç kimse gözlerime bakıp, her şeyimsin demiyor
Olmuyor aşkım olmuyor, ellerini tutmadan
Gözlerine bakmadan bu kalp boşuna atıyor
Mavişim derdin, canım derdin
Sensiz yaşamak haram derdin
Bi' tanem derdin, tek sen varsın derdin
Sen yoksa ben de yokum derdin!
Şimdi var mısın yok musun bilemiyorum
Sensiz yaşamayı istemiyorum
Haklısın, düşündükçe deliriyorum
Aramızdaki dağların uçurumundan nefret ediyorum
Sensizlikten, beni benden alan sesinden
O masum yüzünden, o tatlı gülüşünden
Marum kalmaktan nefret ediyorum
Bakıyorum etrafıma, herkesin aşkı var!
Benim ellerim bomboş
Ben aşkı değil mantığı seçtim
Mantık için kalbimi kor ateşe ittim
Eğer doğarken deselerdi;
"Ayrımcılık yüzünden aşkını terk edeceksin"
Ben hayatı terk ederdim, aşkımı değil!
Ben bir senin bir de sigaranın tiryakisiyim
En büyük desteğim o, tıpkı sen yokken
Yavaş yavaş ölümü seçmek gibi...
Yoksun artık, ne gözlerine bakacağım
Ne ellerini tutacağım, ne bitanem diyeceğim
Ne de vazgeçilmezimsin diyeceğim
Sadece unutamam seni diyeceğim
Ben seni seveceğim, ölene kadar
Yanımda olmasan da, en büyük
Unutulmazımsın unutma!
blackangel
03-12-2006, 13:20
Aşk Bu İşte
' Aşk,
aşk bu işte ',
inanmasanda,
gün gelir de bir gün,
hiç ummadığın bir anda,
dikilir,
dikilir karşına,
Kimi zaman, alır götürür seni, bir perinin kanadında,
Kimi zaman,
mecnun eder de gezdirir seni,
çöl fırtınalarında,
Kimi zaman,
ansızın girer düslerine,
ne gündüz tanır ne de gece,
Hasret firtınaları ekerken kalbine,
kor bir ateş olur da, çöker yüregine,
Çöker, sevgilinin hasreti,
çöker her gece yarısı,
o yorgun gözlerine,
O an,
bir kuş çırpınır bin bir hevesle,
ve titrer sevgilinin özlemiyle pencerende,
Bir bir kayarken gökyüzünde yıldızlar,
hasretle ağıtlar yakılır,
geceye ve gündüze,
ve seni terk edip giden,
aşki bilmeyen o,
o,
o, vefasız sevgiliye,
Düşer,
düşer o an,
düşer sevgilinin ismi dudaklarına,
düşer de alev olup yakar seni,
yakar tenini,
yakar kalbini,
Tıpkı,
bir mecnun misali,
çöllere salar seni,
Saçlarına ak,
gözlerine nem düşürür,
ve sen,
engel olamazsın, akıp giden zamana,
seni de beraberinde götürür,
Adı birkez geçmeye görsün,
adı,
aşk olan o vefasızın,
Boğulursun,
o anda, gözyaslarına,
Tıpkı,
bir su misali,
akıp giderken zaman,
Engel olamazsın,
umutlarını da kaybedersin zamanla,
Ararken onu,
her gece yarısı, ıssız sokak kaldırımlarında,
Kar beyazi yıldızlar düser göklerden o,
o simsiyah saçlarına,
Gün be gün eritir seni,
ayrılıgın o kordan ateşi,
Tıpkı,
tıpkı güneşin karı, erittigi gibi,
Gece gündüz demez,
Vurur delicesine sevgilinin o hayali,
vurur pencerene,
Kapkara bir sevda bulutu olur da, yagar,
yagar,
her gece yarısı o kapkaranlık düşlerine
O gece sen,
cehennemi yasarsin,
ve o gece sen,
sevgili ugruna,
bir gecede,
koskoca bir ömrü harcarsın,
Aşktır,
aşktır işte bu tarifsiz illetin adı,
ve dermanı yoktur dünyada bulamazsın,
Düşmeye gör bir kere,
düşmeye gör bu amansız illete,
Sanma ki yaşarsın,
Yaşadım der,
yaşadım der, aldanırsın,
Işte o an gülüm,
sen de ask,
sen de sevmek ne imiş,
ne imis sen de,
sende o gün beni anlarsın,
Bil ki aşktır o gün,
o son kursunu sana çektiren,
Yasarken bile sana,
sana ölümü özleten,
Ölümle yasam arasinda seni,
götürüp, getiren,
Anlarsın o anda,
aşkın,
kara sevdanın ne demek olduğunu,
anlar,
anlar da haline aglarsın,
Ağlarsa
kıyamazsin akan gözyaslarına,
Her bir damlası kor bir ates olur yakar,
yakar sineni, bagrını,
Boğulursun o anda sevgilinin,
akan gözyaslarında,
Yemin olsun
yemin olsun ki istesen de artık yaşayamazsın,
İşte o an,
Sevgilinin, gözleri, celladın,
akan gözyasları ise,
ecelin olur ve seni bogar,
Hazan düser otagina, kırılır dalları güllerinin,
Artık ne sen ona yar olursun ne de o sana yar,
Yaşanan bu son mevsimdir artık,
ve adı,
adı ise sonbahar,
Bu mevsimde,
bir bir sararıp dökülürken ömür bahçende, yapraklar,
O an,
sen de ben gibi vazgeçer,
vazgeçersin candan,
vazgeçersin bu kara sevdadan,
aşk neymiş,
sevda neymiş,
ölüm neymis sen de,
sende o gün,
sende o gün beni anlarsın,
Bir gün beni anladığında,
tek bir dilegim var senden,
geldiginde,
kırmızı bir gül bırak, ellerinle mezarıma,
Titremesin o an ellerin,
Ellerinle dik o gülü, dik toprağıma
Sanma ki,
gonca gonca gül açmaz mezarımda,
gözyasimla ıslatır,
ıslatır da büyütürüm onu ben, korkma,
ve bir gün son kez geldiğinde bana omuzlarda,
koparır da dalından,
ellerimle veririm o gülü sana,
O gün,
o gün bir mahşer gününe rastlasa da,
Bel ki de o gün,
iki damla gözyasi döküp te ağlarsın kimbilir,
Ümitsiz sevda,
ümitsiz bir ask neymis, sen de,
sen de,
sen de beni o gün anlarsın,
Ağlıyor mu sun?
hadi sil gözyaslarini birtananem, ağlama,
ağlama sana dayanamam,
aglama sen,
ağlama ne olursun,
ağlama sana kıyamam,
Bırak da ben ağlayayım,
Akacaksa bırak da
bırak da benim gözyaslarim aksın,
Biliyorsun,
bir tek seni sevdim,
inan ki sevdicegim,
sen bende,
Mahsere dek ölümsüz,,
öümsüz bir aşk olarak kalacaksın...
Hadi:
hadi sil gözyaslarını birtanem,
titremesin sakin ellerin,
dik o gülü mezarima ve git,
ardına bile bakma,
Giderken,
bir tek sevgini bırak ardında,
büyüdükçe büyüsün sevgin,
hatıranla birlikte toprağımda,
Bel ki de,
can yoldaşım olur,
her gece yarısı bana,
Kimbilir bel ki de,
bir iki laf ederiz,
seni ve askini anlatırım ona,
sabaha dek,
akan gözyaslarımla,
Kim bilir,
bel ki de sensizlikte,
o bana yar olur ben de ona,
Anlatırız,
binbir sevinçle,
ay ışığında, sevdamizi yıldızlara,
Hep seni anlatır hep seni konuşuruz sabaha dek onunla,
Tan yeri agarıp sabah olunca,
Biliyorum unutacagim yine onu,
ve sen,
ve sen yine düşeceksin aklıma,
Ne olursun sevdiceğim,
dayanamam yokluğuna,
dayanamam,
dayanamam bir kez olsun,
yeniden beni kahreden ayrılğa,
Ne kadar özlesem de artık istemem,
istemem gelme artık,
gelme nolursun, mezarıma,
gelip de beni aglatma,
Geleceksen bu kez,
O bembeyaz gelinliğini giy de öyle gel,
yarin,
yarin bir mahşer günü,
mahşer günü olsa da...
Ya benimsin ya toprağın
blackangel
04-12-2006, 12:04
http://img241.imageshack.us/img241/8185/ocukluumhs7ie8.jpg
Gideceksen git şimdi...
Beni imkansız bir şekilde ikiye bölüyorsun, beni koparıyorsun içinden, beni acıtıyorsun, beni kanatıyorsun,beni umutsuz, yitik bir şekilde yarım bırakıyorsun.Ruhum üşüyor,çünkü bedenimle ilgileniyorsun şu an.Susma artık ne olur! Haykır bana eskisi gibi.
Arkamda, önümde tekrardan bir uçurum açılsın istemiyorum,seni bırakamıyorum olmuyor.
Biliyorum yaptığımın hata olduğunu ve ben bu hatanın bedelini ödüyorum, yüreğim kanıyor.
Kal demeni bekliyorum.
Söylemiştim sana, her seferinde bunu dile getirmiştim. Aşk sonu olmayan bir yolum demiştim, tek kurtuluşum demiştim. Sensin benim özgürlüğüm, sensin yüreğimde hüküm süren,senin çiçeklerin ekiliyor sevdamın bahçesine.Her yerde sen varsın.Senin yüreğin, gözlerin, bedenin, aşkın, hüzünün...Hayata dair her şey ve bu hayat sensin.Hayati senin gözlerinde gördüm ben. Gitme Ne olur!
Simdi sana okuduğum,sana yazdığım aşk şiirleriyle,sana söylediğim o küçük öykülerle hatta bizim şarkımız dediğimiz o güzel melodiyle yüreğimi dokunuyorum, seni doyuruyorum,seni görebilmek için seni gözlerimde taşıyorum.
Uzun süre aşık olmamak için direndim,SIKTIM kendimi,kastım çekildim köşeme.Karanlık yerlerde ıssız, yapayalnız sokaklarda uyukladım.Kendimle baş başa kalmak istedim.Kaçtım insanlardan, kaçtım hayattan.Hayat beni kovalarken, ben saklandım,.gizlendim ve mutluluk nefes alırken, bir şeyler fısıldarken kulaklarıma, ben yeni bir uçurum hazırlıyordum kendime. Tekrar isyan etmek için, tekrar öldürmek için.
Ve simdi kendimi hiç saklamadan, korumadan sana açtım,senin gözlerine,beni büyüleyen kara gözlerine aydınlığımı açtım.Karanlıktan kaçmaya çalışan o saf aydınlığımı.yüreğimin kapılarını yalnız senin için, içindeki küçük kız için.Şimdi sen beni hiçliğe bırakıyorsun,bomboş o uçuruma,yalnızlığa yoksulluğa, fakirliğe,ezikliğe,mutsuzluğa, umutsuzluğa...Beni kaçtığım o en küçük dipte olan çıkmaz sokağa gönderiyorsun,yapma ne olur?
Ben yitirmeyi acı çekmeyi çok göze aldım,çok kereler kendimi vurdum sahilime çok kereler ıslandım o yağmurun altında. Bedelini ödedim ve sende de ödüyorum bu şiiri yazarak. Bunu kabul et,seni sevdiğimi kabul et. Benden ayrılamazsın sende biliyorum, ama dinle beni çok acı çekiyorum...Seninle aşk yolculuğuna çıkarken,kaybolmamak için, tekrardan acı çekmemek için arkamda onca şey bırakmıştım. Geriye dönmemi isteme benden,gidemem artık,gitmemi isteme ne olur,hazır değilim bu acıya dayanamam,her acıya katlandım,her gün öldüm ben bu acılar yüzünden.Ama sen gitme, öldürme beni bir kez daha, affet beni...
Oysa sen benimleyken hayatın sana açtığı o derin yaraları,yıpranmış paramparça olmuş bedenini korumak için gelmiştim,sana kendimden bir şeyler vermek için. Seni sen olduğun için, sevmek için, seni seviyorum diyebilmek için geldim.Yüreğim simdi umutla,sevinçle bir kez daha dönmeni bekliyor, bir kez daha seni seviyorum demeni bekliyor.Bak sana masum masum bakıyor gözlerim,saf tertemiz. Tut elimden hadi ne olursun.
Hiç bir şey sandığın gibi değildi,ben kendime yenildim.Kirdim seni,paramparça ettim biliyorum.Ama dönersin bana,dönebilirsin seviyorsun,yenilme gururuna.Benim için ne olur benim için, bir kez daha yüreğinle düşün.Söylemiştim sana ve gene söylüyorum sen benim özgürlüğümsün...Beni solduran,beni döken,savuran o mevsime dokun,bana dokun son bir kez daha. Yüreğini bağışla.Ellerini ver bana...
Hani bir şarki vardı ya beraber dinlemiştik,beğenmiştik. İkimizde kendimizden bir şeyler bulmuştuk.Hani diyordu ya genç adam 'Bağışlayın beni sevdalarım! kendimi parçalara ayıramadım. Alın gidin korkularımı, saclarımı ellerinizle okşayın,hiç bir ayrılık yeniden aydınlatmıyor beni,ve bütün ayrılıklar sabah olunca alıyor nefesimi,kan revan içindeyim gönlümün derdindeyim,yerlerin dibindeyim kurtar ne olur, ne olur.! 'İşte kan revan içindeyim.Kurtarmayacak mısın beni? sürme beni yalnızlıklara korkuyorum,üşüyorum,güçlü değilim.Güçlü olamam,bir kez daha bu sevdaya boyun eğemem.Bitirme, soldurma gülümü dön ne olur?
Yıllar ikimizden bir şeyler götürmesin.Saklasın, bıraksın bizde.Biz bunun için beraber değil miydik? Küçük bir dünya kurmak değil miydi yüreğimizin emeli? Kaçamazsın,kaçamam bende.Böyle yarım bırakamayız,ağlar mevsimler bizle,yıldızlar dökülür avuçlarımıza,güneş hiç doğmak istemez,yağmurlar bile yağmaz tenimize...
Ve son bir şey daha,son bir cümle daha yazıyorum sana,ki yazacak bir şeyimde kalmadı.Kalemim kırılmak üzere, defterimde iyice kana bulandı az sonra yırtılır.Hiç değilse mürekkebim bitmeden,defterim yırtılmadan bunları sana vereyim... Benden gitmemi isteme,unutmamı da isteme,gidemeyeceğimi bile bile gitmek istemem.Unutmayacağımı bile bile unutmayı da dilemem.Madem acı çekeceğim,madem bedelini ödeyeceğim, öderim sevgili.Eğer sen gitseydin, kal demezdim sana,ama ben o kadar bencilim ki, senden kal demeni bekliyorum.iste ben böyle biriyim.Beni bir daha sever misin bilmiyorum,istersen sevme ama gitmemi de isteme.Gitmiyorum, bıraktığın yerde duracağım.Ayrılmayacağım oradan,sen git çareyse, sen git.Sen bırak beni, yeter ki benden isteme.Çünkü bu bedel değil sevgilim...
Gideceksen git şimdi...
nehir1824
04-12-2006, 13:33
yüreğinize ve emeğinize sağlık
blackangel
04-12-2006, 13:38
yüreğinize ve emeğinize sağlık
teşekkürederim canım
http://img138.imageshack.us/img138/905/12kr1.gifhttp://img138.imageshack.us/img138/905/12kr1.gif
blackangel
04-12-2006, 20:51
O Yarın Hiç Gelmez
Bekleyişlere yüklemişsen aşkını, senin için en tanıdık sözcük 'yarın'dır...
Aslında 'o' yoktur ve senin de beklemekten başka çaren yoktur.
Bu yüzden yarın senin için hiç bitmeyen bir umuttur.
O olmadan geçirdiğin hiçbir gün yaşanmış sayılmaz.
Yaşamadığın günler eklendikçe birbirine, yarına olan özlemin daha da artar.
Her gece gözlerini 'yarın olsun' diye kaparsın, her gece o günü değil yarını düşünerek uyursun. Uyuyabilirsen tabii..
Gün ışığı varken daha çabuk geçer zaman.Gündüzdür, bir uğraşın vardır, 'o ve yarın' yine aklındadır ama yolların, sokakların kalabalığında daha az hissedersin yalnızlığını.
Ama o gece kahrolası gece..bir çöktü mü kentin üzerine geçmek bilmez saatler de seninindir artık. Ne yapsan olmaz, ne yapsan tüketemezsin dakikaları.
Oysa senin istediğin bu gecenin de bir an önce bitmesi ve 'yarın' olmasıdır.Bugün yoktu ya 'o' belki yarın olacaktır.Aylardır hasret kaldığın yüzünü belki 'yarın' göreceksindir.
Kadehlere sığınarak ve kendini sarhoşluğun kollarına bırakarak bitirmek istersin geceyi. Yapamazsın çünkü içki seni uykuya değil 'yarınlı' düşüncelere taşır.
İki satır kitap okuyamazsın. Sözcükler çoktan anlamını yitirmiştir. Belki bir iki şarkı dinlersn iigelir kafan dagilir ama zaten bilirsn ki her şarkıda o'nu hatırlayacgnı..
umudun vardır ya içinde 'yarın'a dair; bir tek ona sarılırsın.
Yüzünde beliren gülümsemeyle kaparsın gözlerini.Zaten ne kalmıştır ki şurada ' yarın' olmasına...
Sabahın ilk ışıkları yüzüne çarpar çarpmaz açarsın gözlerini. Heyecanla kalkarsın yataktan. 'yarın' olmuştur ya, geceki sıkıntından eser kalmamıştır.biraz kosusturmaca,biraz yorgunluk..ama yine yalnızsındır işte ve bu duygu bir bıçak gibi keser yüreğini... ince ince bir sızı hissetmeye başlarsın, tıpkı dün sabah hissettiğin gibi...
'Yarın' bugün olmuştur ve senin önünde yine sadece 'yarın' olmasını beklemekle geçecek bir bugün vardır.
Daha kaç gün geçecektir 'yarın'ı bekleyerek bilinmez...
Bekleyişlere yüklemişsen aşkını ve 'Yarın'ı bekleyerek tüketiyorsan zamanını, bekleme
Çünkü; O Yarın Hiç Gelmez
blackangel
07-12-2006, 03:04
http://img459.imageshack.us/img459/8426/gittinpa8vz5.gif
Seni Bekleyişimin Adı yok
Aslında bir kibrit kafi gündüzleri tutuşturup,Gecenin gerdanına dizi dizi yıldızlar yapmaya. Hani sabahın boyu yetişse uzanıp öpecek alnından Ay'ı Bir de hep geç kalınmış ömrün son deminde gelmese ölüm Belki böylesi dar gelmez giyindiğimiz mutluluklar mevsimlerin peşine takılıp ta, Hüznü oradan oraya taşıyan yağmurlar gibiyim.. Sıcak avuçlarda buhar olup göğe karışan Soğuk bakışlarda buz kesip anlamdan alabildiğine uzaklaşan Seni bekleyişimin adı yok,
Hasreti çeke çeke uzaklara götüren çok vagonlu trenlerin de. Hani giden gider de, geçmişi kalırya geride, Onu hep yaşlı gözlerle bekleyen.
Zamanla dilindeki özlemi kırıverir zaman, en hassas yerinden
çok geçmeden, çok geçiyor yokluğunun üzerinden, Haram saatler diziliyor boğazıma uzadıkça sensizlik, Tenhasına sere serpe uzandığım düşler de yetmiyor Yorgun arzularımı kışkırtmaya Verdiğim sözlere saklanmış militan kılıklı yalanlar yakayı ele veriyor bir bir Tutuklayıp aynalara hapsediyorum Sonra vicdanım delil yetersizliğinden serbest bırakıyor Seni bekleyişimin adı yok Dursun diye duvarlara çivilediğim zamanın da
Payıma düşen yalnızlığın zirvesinde, Saçlarımla gizlice siyahını paylaşıyor gece. O zaman, bu şehir bir kez daha düşüyor gözümden Kalabalık kaldırımlarında adım adım eziliyor günahlarımın gölgesi Sanki ben değildim külçe külçe acıların sahibi Ağır korkuların ezip yel değirmelerine verdiği Savrulmuş bedenimin, rüzgarında ölmeden dirildiği Sanki sen değildin bırakıp giden Üstüne üstlük hiç gelmemişken Seni bekleyişimin adı yok.. Kurulmamış köprülerden geçmeye çalışan benliğimin de
Şiirlerim şahit olsun ki İki satır arasına sığmıyor yalnızlığım Ne nokta anlatabiliyor kararsızlığımı Ne de virgül koyabiliyorum yılların ardına
Yenik düştü keşkelerim oynadığım oyunlara Yine de teslim olmadım
Ama sen, namluda hüzün
Beni tam on ikiden vurdun
Seni bekleyişimin adı yok
GELMEYİŞİNİN DE !!!
blackangel
12-12-2006, 08:16
http://img137.imageshack.us/img137/793/tutunabilmekavuclarinaemm6.jpg
Yaptıklarının bedelini öderken başını dik tutabilecek misin?
Son sözü söylemenin sözüm ona keyfini yaşarken filmlerdeki
gibi 'ceketimi aldım ve arkama bile bakmadım' repliğini
eşe dosta
böbürlene böbürlene anlatırken bir daha dönmeyeceğine emin misin?..
Büyük bir gürültüyle içerdekinin yüzüne çarptığın kapıyı, bir süre sonra
nazik nazik tıklamayacağından hiç şüphe duymuyor musun?..
Yataktan kalkarken aylarca aklında hep yanında olurken artık birkez daha dokunmayacak
kadar onurlu musun?..
Merdivenlerden hışımla inerken sildiğin telefon numaramı
tekrar
yazmayacağına dair ettiğin yemini tutabilecek misin?..
‘Beni bir daha arama’ diye bağırırken ‘Beni bir
daha aramayacak’ kadar kendine güveniyor musun?..
Ağız dolusu sövgülerin için yüzün kızararak özür dilemeyecek kadar
karakterli misin?..
Aynı ismi taşıdığımız arkadaşına seslenirken aklına gelme olasılığım seni
rahatsız etmiyor mu?..
Bir süre sonra ortak arkadaşlarımıza ‘ne yapıyor, iyi mi’
diye sormayacağından…
Başka biriyle gördüğünde üzülüp, sinirlenmeyeceğinden…
O akşam yağmura aldırmadan niçin kendini yerlere atıp, hıçkıra hıçkıra
ağladığını eşe dosta izah edecek mazeretlerin hazır mı?..
Bazı şarkılarda özellikle bizim yıldız tilbe şarkımızda gözünden akan suyun yaş olmadığına inandırabilecek
misin yanındakini?..
‘Ne olur gitme’ derkenki halimi, yaşlı gözlerinle
‘Ne olur, hata yaptım’ derken yaşamayacağından…
Yalvarırken bıraktığın bana bir şans daha için
yalvarmayacağından…
Perişan bırakırken, perişan dönmeyeceğinden, emin misin?
Terk edip giderken, dönmeyeceğine söz verir misin?..
aSi MeLeq
12-12-2006, 08:18
Süpersin bitanemm, yüreğine sağlık :nanak:
blackangel
13-12-2006, 06:11
]http://img82.imageshack.us/img82/3513/amaratsevgilizx5.jpg
Bir gün gelir de unuturmuş insan
En sevdiği hatıraları bile
Bari sen her gece yorgun sesiyle
Saat on ikiyi vurduğu zaman
Beni unutma
Çünkü ben her gece o saatlerde
Seni yaşar ve seni düşünürüm
Hayal içinde perişan yürürüm
Sen de karanlığın sustuğu yerde
Beni unutma
O saatlerde serpilir gülüşün
Bir avuç su gibi içime, ey yar
Senin de başında o çılgın rüzgar
Deli deli esiverirse bir gün
Beni unutma
Ben ayağımda çarık, elimde asa
Senin için şu yollara düşmüşüm
Senelerce sonra sana dönüşüm
Bir mahşer gününe de rastlasa
Beni unutma
Halâ duruyorsa yeşil elbisen
Onu bir gün benim için giy
Saksıdaki pembe karanfilde çiğ
Ve bahçende yorgun bir kuş görürsen
Beni unutma
Büyük acılara tutuştuğum gün
Çok uzaklarda da olsan yine gel
Bu ölürcesine sevdiğine gel
Ne olur Tanrıya kavuştuğum gün
Beni unutma
blackangel
13-12-2006, 06:28
http://img244.imageshack.us/img244/7187/istsendenpe91ur7wk2.jpg
Ben, bazen giderim. Gitme diyenim olmaz. Hani ağlasam, dönsem kendime, acizliğime yansam, yanıp savrulsam küllerime, bilenim olmayacağı gibi. Sessizce oldu her şey. Duyan çıkmadı aranızda. Sağırda değildiniz üstelik. Sustunuz sadece.
...........
Gittin. Bir enkaz kaldı gidişinin ardından. Eskiden, çok eskiden korktuğum tek şey karanlıkken, şimdi ayrılık ne demek onu öğreniyorum. Ve deli gibi korkuyorum içime işleyen bu duygudan. Sanki büyük bir karanlık tüm bedenimi ele geçiriyor. Artık nefes alamıyorum...
Görmüyorum gün mü, gece mi? Perdeleri açmadım sensiz, hayata kapatıp tüm kapılarımı hani, belki dönersin bir gün diye sevmedim kimseyi. Yoksun... Yokluğun, susmak nedir bilmez bir dilsiz...
Kan revan içinde ellerim. Kendimi öldürürken sessiz sedasız, yaralarım sızlamadı. Acım var senden yana, yazım kara. Sevdamı ele verdim, kan revan içinde ellerim. Neredesin? Gel de kurtar bu sevdadan...
Uyanıp sensizliğe, bitmek bilmez bir hasrete yürüyorum. Nasıl duruyorsan bensiz, öyle alışıyorum gidişine. Açıp perdelerimi dünyaya, hayata gülümsedim. Fesleğen saksıların takıldı gözlerime, kaldırdım penceremden. Kırlangıç yuvalarından yavru sesleri geliyor. Göç vakitleri de yaklaşmış. Mevsimler geçmiş senden sonra. Habersiz. Uykusuz gecelerime inat, uyumak istiyorum. Zamansız. Kapımın altından atılmış onlarca zarf... Hepsi dostlarımdan. Açmalı mıyım? Hayır. Çıkıp gitmeliyim bu evden.
Kendimi bırakıp gecenin saran koynuna, ellerinde ufalanan kalbimi almaya geldim. Fark ediyorum ki sensiz yaşayamaz sandığım kalbim, aslında sensiz de nefes alabiliyormuş. Ben senden uzakta öleceğim sanırken, tükenirken bütün umutlarım birer birer, aslında öldürüp sana ait olan her şeyi, yeniden yaratmışım kendimi...
Çok değil, sana ait her şey, az artık. Büyürken evren gözlerimde, sen sadece yokluğuna büyüyorsun bu aşkın...
Ben artık her/şeyim, sana rağmen her/şeyim...
blackangel
19-12-2006, 16:59
Bir Gün Acıtacağım Ben De Seni...
Aşk insanı nasıl da mutlu eder değil mi? Ayağımız kesiliverir yerden. Nabzımız o insanın adıyla atar, tik tik. Kimseyi görmez göz., duymaz kulak. Yalnızca o vardır dünyada artık.Ve bir ödüldür, insana bu duygu.
Ne var ki o ödül korunmaz. Hep kalacak sanılır yürekte. Halbuki gecekondu gibi, çarçabuk, aşk da konuvermiştir yüreklere.Yani güçlü değil. Derme çatma malzemeler vardır temelinde. Ha işte o temel emekle, öz veriyle her an sağlamlaştırılmışsa korkmayın artık. Kolay kolay yıkılmaz.
Yıllar önce yazmıştım, insanın doğasında çok eşlilik var diye. Bizi, yaşam içinde tek eşli kılan, yönlendirmelerdir. Etik değerlerdir. Ve tabii ki en önemlisi, sevgiliye duyulan gönül bağıdır.
Nedense çok eşlilik erkekler tarafından ipotek altına alınmış, kadınlara da geriye sadakat kalmıştır. Toplum da alkış tutmuştur çok eşli erkeklerimize. "Elini yıkar geçer" diyerek. Şeytana uyup da, gözünün ucuyla, yan taraftaki erkeğe bakan kadına da, kocaman bir damga.
Çok eşliliği genlerinde bulan yada miras kaldığını sanan erkeklerimiz, ahlak değerleriyle, baskı altında olan kadını için, asla şüphelenmez. Toplum kendi yerine, kadınını gözetir zaten.Yani kadının, namus bekçileri çok zaten.
Halbuki kadın, işlediği cinayetler gibi, ihanetini de, çok ince hesaplar üzerine yapar. Özünde intikam duygusu taşıyarak. Bir nevi hesaplaşma yani, erkeğiyle.
Erkeğin; farklı beden, farklı ten arayışı yerine kadın, duygu arar. Belki de o zamana kadar, büyük bir sabırla katlanmıştır yaşadığı ihanetlere.
Durulur, akıllanır diye beklemiştir sevdiği adamı. Ama, çentiklerle doludur beyninin kıvrımları. Yapılan ince ince hesaplardan sonra, geçer harekete kadın. Hep kafasında, "Bir gün acıtacağım seni" düşüncesi hakimdir.
Erkeklere göre, ilk firarlarında bile ustaca eyleme geçer kadın. Arkasında pek iz bırakmadan. Hem de çoğu zaman, erkeğinin hiç şüphelenmeyeceği kişilerle. Belki erkeğinin en yakın arkadaşıyla, belki gazetesini aldığı market sahibiyle, belki patronuyla, belki de kumasıyla.
Düşünsenize; bir erkeğin 2, bazen 3 hanımı oluyor.Ve bu kadınlar aynı evde yaşayarak, aynı adamı paylaşıyorlar. Bekliyorlar ki sıra kendisine gelsin diye. Adam onları uyuyor bilse de, acıtıyorlardır aynı adamın yüreğini, aldıkları inanılmaz haz ile. Bu hazzın adı, intikamdır.
Aslında beraberlik sürerken, kadın, şifresini vermiştir erkeğine tehdit cümleleriyle."eğer beni aldatırsan, hemen bende seni aldatırım" diye. Ertelenmiş ihanet gizlidir bu tehdit de.
Ben kadın ihanetini akrebe benzetirim. Akrep de, canı yanacağını anladığında ya da ürktüğünde, karşı tarafın canını yaktığını düşünür. Ama ne var ki, aslında canından can gitmiştir. Ve, bu kendini koruma iç güdüsüyle yapılan, karşı tarafa zarar verme duygusu, onun sonu olur.
Öfkesinin yada ertelenmişliğinin intikamını alan kadın, aslında içten içten de acı çeker. Belki de bedenini, kimliğini, öğrendiği değerlerini kirlenmiş hisseder. Ruhu gene aç kalmıştır sevgiye. Doyan ve intikam alan bedenidir.
Ama; eğer severse kadın diğer erkeği, gözü kara, boylu boyunca yaşar yeni aşkını. Bedel ödemeyi göze alarak. Yalanlara, kaçamak buluşmalara, yasak saatlere izin vermez, cesurca sarılır, yaşamına giren yeni, diğer erkeğe.
Ah... Ne olurdu sanki, hiç aldatmacalar olmasaydı. Sevgiliğin bittiği yerde, dürüstçe, vazgeçilse beraberlikten. Çünkü ihanet uyuşturucu gibi. Bir kana girmeye görsün.. O zehir dolaşır durur kanda.
Uğur İlhan
blackangel
24-01-2007, 07:53
http://img265.imageshack.us/img265/5113/1058ao.jpg
Seninle Olmak
Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor mu sun?
Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını ta içimde
hissetmek.
Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?
''Seni seviyorum'' sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda bos
yere saatlerce havadan sudan söz etmek.
Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?
Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. Ve
Buradayken bile seni çılgınca özlemek.
Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?
Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak.Senin yanında olan
seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.
Seninle olmanın en mutlu yani ne biliyor musun?
Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan
yana... Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte. Elimde
kır çiçeğiyle seni beklemek... Aynı mekanlar da aynı yiyecekleri yemek.
Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?
Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak...
Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin
şiirlerin her mısrasında seni bulmak.
Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?
Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı
mut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek ... Sevgili yerine
yıllarca dost kalmayı başarmak. Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin
yerinde. Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.
Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?
Nereden bileceksin?
Sen benimle hiç olmadın ki.
Olsaydın avuçlarım terlemezdi... Isırmazdım dilimin ucunu...
Özlemezdim seni yanımdayken...
Kıskanmazdım, Korkmazdım yollarda yürümekten.Islanmazdım
Yağmurlarda ... Yıldızlara aya dert yanmaz böyle her şarkıda sarhoş
olmazdım. Korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım
sandaldan denize...
Ve her kulaçta haykırırdım seni
Ama sen hiç benimle olmadın ki...
Ya aklin başka yerlerdeydi ya yüreğin...
blackangel
24-01-2007, 08:05
http://img262.imageshack.us/img262/9632/img248114ocultos7nf.jpg
Özlemişim Seni Birtanem...
Bitti sanmıştım, unuttum demiştim, ömrümün geri kalanını sensiz geçirebileceğim fikrine bile kendimi inandırmıştım!... En büyük yalan, insanın kendine söylediği yalanmış geç anladım. Kaleminden çıkan birkaç cümleyle gözlerimin karşılaşması, yüreğimin seni yeniden hissetmesi, beynimin içine kazınan kare kare resimlerin ve kalabalıklar arasında yaşadığım başıboş dalıp gitmelerim!...
Seninle yaşadığı bir günü, tüm geçmişine ve geleceğine denk tutan bir ruhu, mahşere kadar taşımak zor gelecek biliyor musun?...
Öyle ya bir yağmur da, bir göl kenarında, gözlerinden içtim yağmur ve gece kadar yoğun şarabı ben!... Gece senin derinliğindir ben de, yağmur benim yüreğimin sağanakları...
Aklıma düşmeye gör, en fırtınalı denizde yolunu kaybeden en acımasız dalga olur bakışlarım... Dalgalarımın kayalıklarla buluştuğu an çıkan sesleri duymanı hiç istemem! Canı çok acıyan bir deniz ağlıyor dersin eminim... Seni özledim, anlıyor musun, özledim!!!
Gördüğüm her kuşun kanadına gözlerimi koyuyorum, bulunduğun diyarlara gelirler de seni görürüm diye...
Sana " yar" diyorum, " yaralarım" kanıyor...
Sana "yara" diyorum, tüm sözlerimin öznesi oluyor
" yar'' a"...
Yara giden yolda kocaman bir yaram var!!!
Ne diyeyim, yara yardansa akan kanım değil, onun için gözümü bile kırpmadan verebileceğim canımdır!!!...
blackangel
13-09-2008, 23:04
öyle kıskanıyorum ki seni
aldıgın nefesten bile kıskanıyorum
bastıgın topraktan bile kıskanıyorum
seni her gecen gün daha çok seviyorum
ve korkuyorum
bir gün ansızın apansızın
gitmenden korkuyorum
ellerimden akıp gitmenden korkuyorum
seni öyle seviyorum ki
sensiz gecen her gün uykusuz geceler sarıyo bedenimi
seni öyle çok seviyorum ki
dilimde sadece senin adın
göslerimde sadece sen
yanımda olmasanda
yinede seni çok seviyorum
belki bi gün başkasına bakacak
bana bakan gözlerin
belki başkasına akacak benim olan gönlün
ama yinede sevecegim seni
bu can bu bedenden çıkana kadar
senle açtım gözlerimi
ve seninle kapayacagım bu dünyaya
gözlerimi
keşke aşkım dualarım kabul olsa
keşke
16/08/08
st: 23:57
vBulletin v3.7.4, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by
vBSEO