Orijinalini görmek için tıklayınız : Gecenin koynunda kimsesiz bir aşk yatıyordu...
^^DoLCe^^
30-11-2006, 23:37
Gecenin koynunda kimsesiz bir aşk yatıyordu.
Tüm ahali abandı üzerine.
Herkes kaptı/kaçtı/(ç)aldı.../ Lakin paylaşılamayan birşeyler vardı.
Herkes çekildi kuytusuna, tek kişilk aşklar yaranamadı sahiplerine.
Bu işte bencillik vardı.
"Paylaşılasıdır aşk."
Ben yüreğimden veriyorum senin susmana anlar vardı...
Ağzına acı biber sürdüm az önce aşk alıp kaçanların, güzel söz söylemeyi bilmedikleri için.
Şimdi kör kuyunun başında yitirilmiş duygularına ağlıyor ahali ağızlarındaki acı tatla.
Şerbetten yoksun bir gece bu...
Dermanı yardadır, gelsin ilaç olsun...
Eski çağlardan kalma bir kitabeydim ki anlaşılmıyordu kalemimin dili.
Sırası gelen pas diyordu ve ben yetemiyordum susmamaya. Susamıyor ama susuyordum. Kahredesi bir susuzluktu bu. Çöl yolcuları kadar hasrettim suya...
Su hayattı!
Kör kuyunun başındakilerden su istedim, hepsi korkaktı.
Burdan şu kanıya varmıştım;
Yüreğinin yettiğine yetemiyorsan, açlıktan ölebilirsin. Ben de susuzluktan ölecektim bu gidişle.
Sormayı unuttum;
Aç mısın?
Yastığın papatya mı koksun, karanfil mi?
Açlığa mezar çok! Ama bilirsin sıcak döşek yok...
!NC!PéR!S!
01-12-2006, 10:48
Senin yüzünden fazla geldim ben kendime. Kendime sığmayan kederim, kendime sığmayan sevgimle baş başa kaldım dar gelen hacimlerde. Taşıyamıyorum sevgili ne seni, ne kendimi ne sevgimi bu bedende. Hakkın yoktu beni benden etmeye. Seni terk ettiğim günden beri fazla geldim ben kendime…
Seni Terk Ettiğim Günden Beri Fazla Geldim Ben Kendime Sevgili… Fazla geldim kendime sevgili…Sana fazla gelmek olsaydı mesele, kabuk bağlayan yarayı koparıp tekrar kanatmazdım. Ya da fazla gelen sen olsaydın bana ayaklarımda kırılgan bağcıkların düğümleriyle adımlar atmazdım. Ama en zor yol ayrımında, en kontrolsüz noktadaydım. Fazla geldiğim beden, sığmadığım ruh kendimdim…
Git de demedin kal da…Sadece kabullendin. Git desen kolay olurdu yarasa kanatlarıyla uçan ayrılık kuşunun ardına takılmak; kal desen kolay olurdu düşlerin uçuşan salıncaklarında sallanırken bir yere sabitlenip kalmak…Ama sen ne git dedin ne kal…Gidişimin de kalışımın da tüm sorumluluğunu çırılçıplak bir öfkeyle yapıştırdın yüzüme. Aynaya bakamadım seni terk ettiğimden beri. Gözyaşlarımın biri gittiğim için öperken dudaklarımı, diğer gözümden akan yaş kutladı gücümün yarına yansıyışını. Sen eksilmedin ki benim gidişimde, bendeki ben eksildi acımasız bir silinişle. Sen sıyrılıp kaçtın bu kabusun en lekesiz yerine…Çünkü git de demedin kal da sevgili. İşte bu yüzden ne gidebildim bu aşktan, ne kalabildim aşkta…
Beni sende bırakıp kaçıp gittiğimden beri hiçbir şey dolduramadı içimdeki kocaman boşluğu. Senden alabilmeyi umduğum senden medet ummuştum ama kal demeyen bir sevgiliyi ne kadar içime alabilirdim. O geceden sonra asla ekleyemedim geleceğime geçmişimi. Boş boş baktım dudaklara. Sesler dolaşıp duruyordu havada ama benim sözlüğüme çok uzak bir boşlukta. Çelişkilerin oynaştığı bir ruh yabancılaşıyor tüm duyulara. Kapanıyor kapılar tüm dudaklara, tüm bakışlara. Kendini kaybeden bir insan yeniden bedenlenmeye çalışıyor bir aşkta. Ama aşk öyle uzak ki kayıp ruhlara…
Gitmek üzerine dilimde yuvalanan her hecede sen vardın. Sevişlerin, öpüşlerin, gidişlerim birbirine dolanmış bir bilmece. Çelişkilerle kıvrandım. Sen bir heykelin taş bedeniyle buz gibi dikilirken karşımda, ben bu aşkı mumyalamaya başlamıştım. İçini boşaltmak gerekliydi önce ancak iki bedenle bedenlenebilen bu kutsal varlığın. Gözlerinde gördüğüm umursamazlık, sesinde saklı soğuklukla harmanlandı düştüğüm düşlerin evsahipliğinde. Kal dersen hayata döndürebileceğin ağır yaralı, kanamalı bir aşkı çağırmadın geriye.Ona ilaç verecek eller senindi, onu ısıtacak sıcaklık senin bedenindeydi. Sessizliğin keskin bir bıçakla hançerledi, ölümün kucağına sürükledi. Sonsuzluk rüyasıyla onu sarıp sarmalamak benim işimdi. Git de kal da diyemeyen biri bir aşkı ne kadar hak edebilirdi ki! Bir mumyanın yapay yüzünde sakladım hıçkırıklarımı…
Suçlayan kelimelerin ok gibi saplanıyordu savunmasız sevgime. Yağmur gibi yağıyordu öfken üzerime. Niye hiç sormadın nedenlerimi sevgili? Senin dilinde keşkeler, senin dilinde yoksalar, senin dilinde eğerler. Benim de çünkülerim vardı sevgilim. Öyle çok çünkü ile örülmüştüm ki minik bir delik açamadım harflerimin arasına. Alev gibi bir nefret şekillenirken ağzında hiç bakmadın bile öpüşlerinle canlandırdığın dudaklarıma. Oysa benim de kelimelerim vardı sevgili. Küme küme bulutlar gibi yağmura gebe kalırken hayallerimin en mavi yerinde dilinde sadece tek bir kelime olmalıydı Git ya da Kal diye…Kal demediğin, kal diyemediğin için bir ucu sen de bir ucu ben de saplı bir bıçak başrolü kaptı hem senden hem benden bu sevgide.
Senin yüzünden fazla geldim ben kendime. Kendime sığmayan kederim, kendime sığmayan sevgimle baş başa kaldım dar gelen hacimlerde. Taşıyamıyorum sevgili ne seni, ne kendimi ne sevgimi bu bedende. Hakkın yoktu beni benden etmeye. Seni terk ettiğim günden beri fazla geldim ben kendime…
aSi MeLeq
01-12-2006, 19:36
Dün hayal kurdum uzun zamandır ilk defa ikimiz hakkında...
Buseferki daha bi farklıydı
Mutlu olduğumuz günlerin hayalleri değilde
Hesaplaşma hayalleriydi
Yıllar sonra ilk defa karşılaşmamızın hayaliydi...
Tanımadan el sıkışıp bakmak bilmeden tek aşkımın gözlerine
İsmini duyduğumda 'ah benim ONURum değil ama 'demek
Gerçek ONURumun olduğunu bilmeden
Bunların hayalini kurdum işte
Bilmeden tanımadan yanında olmanın hayalini!
Gözlerine senin gözlerin olduğunu bilmeden bakmak
Tutmak ellerini bilmeden!
Sonra uzun uzun konuşup birbirimizi hatırlamamızın hayalini kurdum!
Ah!evet bu o demenin hayali...
Gözlerimin o an yaşardığını hissetmenin hayalini kurdum...
Çok istediğim senin yanında varolmanın hayali...
Çok üşüyen ellerimi ellerinle ısıtmanın hayallerini kurdum
Yalnız kaldığımı hisseden yaşlar gözlerime gelmiş
Yanaklarıma doğru çalışır olmuştu...
Bırakmadım ama devam ettim
Artık pes etmek yok çünkü benim kitabımda
Giderken sen öğretmiştin bunu bana
Eskiden olduğu gibi senin konuşup benim dinlediğimi hayal ettim...
Bu sefer özlemle hasretle dinlediğimi
Bu sefer yanında dinlediğimi sustuğumu
Ve seni susturmak içinde dudaklarına mühür koyduğumu hayal ettim
Özlemle sarılmayı ve senin omzunda ağlamayı hayal ettim
Ben tek aşkıma kavuşmayı hayal ettim....
^^DoLCe^^
04-12-2006, 21:08
Aşk Sadece Masallarda Yaşanır Dediler
Ben De Bir Masal Yaşadım...
Belki De Bunun İçindi Bu Kadar Güzel Olması... Nasıl İstiyorsak Öyle Yazdık Çünkü, Kuralları Yoktu, Bilindik Cümleleri Yoktu... Kendi Dilimizi, Kendi Kurallarımızı Bulduk Zamanla...
Başkalarının Anlamasını, Onaylamasını Beklemedik, İstemedik De Zaten Bunu... Sadece Sen Ve Ben Vardık Bu Masalda...
Bir Sonu Olmayacağından, Kötü Kalpli Cadılara Da Gerek Duymadık, Uzak Ülkelerden Gelip Bizi Kurtaracak Şövalyelere De...
Sadece Sen Ve Ben.... Yazdık Ve Yaşadık... Aşk Sadece Masallarda Yaşanıyordu Çünkü... Öyle Dediler...
Mavi Bir Ülke Kurduk Önce Kendimize... Herkesin Bildiği, Tanıdığı Bir Yeri Bir Ülke Yaptık, Bir Masal Ülkesi... Herkesin Evi Vardı Bizimse Bir Masal Ülkemiz... Orada Yaşadık Bu Sevgiyi... Belki Ondandı Her Şeyin Sihirli Oluşu... Gerçeğin İçinden Hiç Çıkmadık Aslında Ama, O Gerçekliği De Yaşamadık...
Hepsi Çok Güzeldi...
Sen, Ben, Biz, Masalımız, Ülkemiz...
Hep Gökten Üç Elma Düşeceğinden Korktuk... Kaçınılmaz Bir Son Gibi Bekledik Bu Masalın Sonunu Da... Ama Unuttuğumuz Bir Şey Vardı... Biz Yazıyorduk Bunu... Bu Bizim Masalımızdı...
Aşk Sadece Masallarda Yaşanırdı...
Biz İstediğimiz Sürece, Bu Masalda Bu Aşk Hep Yaşanacaktı...
Şimdi Ölme Vaktimi… Yok Olup Bitme Vaktimi… Gerçekleşmesi İmkansız Masalına Gömülme Vaktimi…
Ve Ben Her Şarkının Ve Ben Her Şiirin Ve Ben Her Masalın Sonunda Ölürüm…
Beni Saklımın Yüreğine Gömerler…
vBulletin v3.7.3, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by
vBSEO