Orijinalini görmek için tıklayınız : Aşka ve sevgiye dair...
Aşka ve Sevgiye Dair
Aşk ikidir sevgi bir;
Aşk yalan,sevgi gerçektir.
Aşk sudur,sevgi susuzluk.
Bu yüzden sevgi hasrettir,
Özlemektir,beklemektir.
Asıl maharet:
Susuzken suyu içmek değil
Karşısına geçip seyretmektir.
Aşk haykırmaktır,sevgi ağlamak;
Aşk açmaktır,sevgi katlamak.
Sevgi saklamaktır
Yüreğini,gözlerini
Ve de ellerini saklamak
Bahar geldiğinde…
Bir çiçeğe,yeşile,çimene
Aşık olamazsın ama seversin.
Arkadaşına aşık olamazsın
Ama seversin.
Toprağa fidanı aşkla değil
Sevgiyle dikersin.
Sevgi için ölünür,aşk öldürür.
Aşk kıskançtır,nankördür
Sevgiyi öldürür.
Aşk Kabil’dir,sevgi Habil.
Aşkla sevgi aslında kardeştir
Babaları insandır,Adem’dir
Aşk için şiirler yazarsın,
Şarkılar yaparsın;
Sevgiyi anlatamazsın.
Çünkü yüreğine sığdıramazsın.
Kalbini aşka kapatabilirsin
Ama sevgiye kapatamazsın
Sevgi gizli,aşk aşikardır.
Yüz vermeyince unutursun
Sen aşığım diye daha kendini kandır.
Dedim ya sevgi gerçek,aşk yalandır.
Dahası da var:
Aşkın gözü kördür,
Fazla naz aşık usandırır;
Aşk oyun,aşık oyuncaktır.
Sevgi ise yaşamdır,hakikattir.
Aşk aceledir,
Sevgi usul usul sabırlıdır.
Acele işe hem şeytan karışır.
Aşk ateşlidir
Çünkü hastalıklıdır.
Sevgi ılıktır
Çünkü sağlıklıdır.
Velhasıl bu iki kardeşin hikayesidir
Aşka ve sevgiye dair…
M'LANCOLY
01-12-2006, 18:22
Senin açmadığın bahçeye yağmur düşermiş
Bülbül konarmış gül dalına bana ne,
Sensiz hüzün yüklü baharlar
Gecenin rengini taşır sabahlar
Dört bir yanımda ahlar, siyahlar
Düğün varmış köyde
Bayram gelirmiş şehre
Bana ne!
Hep mayısları bekledim,
gül bahçelerinin gül yüzünde
gül yüzünü aradım.
Bülbül oldum dağlara düştüm aşkından.
Feryatlarım tutuştu gül rengini aldı
ama gül açmadı sığ bahçemde.
Gayri sevdalara tutuldum,
bir zaman avundum öylesine.
Sönmedi içimdeki yangınlar
her baktığımda o yare
sana olan vefasızlığımı hatırladım.
Dön artık yeniden rüyalarıma
terk etme ne olur düşlerimi
biçareyim boynu büküğüm.
Yok başımı okşayanım, elimden tutanım,
renklerinin kuşağına saranım
beni de yanına alanım, bu da benden diyenim.
Öksüzüm, yetimim işte.
Diken kaldım gönül bahçemde
göz yaşı dökemedim yüreğimin çölüne.
Hani söz vermiştim asi kalbime
senden başkasını sevmeyecektim.
Bakmayacaktım bir başka sevdaya.
Kaç defa kapına geldim ama dokunamadım
utandım çünkü vefasızdım, duyarsızdım.
Bilmem kaç defa ihanet ettim aşkıma...
Vefasızım gör işte...
Sensiz baharlar,
hüzün yüklü bulutlar gibi döner başımda
Sensiz baharlar, hazan taşır bağrında.
Sensizlik yüreğimde derin çukurlar açtı.
Bekletme beni çöl zambağım,
tüm vefasızlığımla yinede kapındayım.
Sırtıma sardığım çantamda azığım tükendi
çeşmelerin suları ne kadar soğuk aksa
yüreğimin yangını o kadar artıyor.
Irmakların peşinden koşturdum bir yudum diye,
boş denizin koynuna sığındılar.
Denizlere el açtım bir merhamet dilendim,
yağmurlara karıştılar.
Yağmur bekledim baharları gönül ateşime
bir damla düşmediler.
Yangınım işte
Türkülerim sazıma inmiyor,
şiirlerim sözüme uymuyor
gecenin perdesi arkasında
yıkıldığımı kimseler duymuyor.
Göz yaşı ısmarladım nev baharlara
hani doyası ağlamak için.
Hani o gül kokunu hissedebilmek için
kaç gül kopardım dalından.
Sevdanın tadına doya bilmek için
tadında bal aradım bulamadım.
Yoruldum işte
Al beni de kurtar buralardan,
buraların karı fazla, boranı fazla
tozu fazla, nazı fazla çekilmiyor.
Hani baharı da olsa, çiçeği de açsa,
bulutsuz gökyüzü, beyaz denizi de olsa
sensiz bir anlam ifade etmiyor.
Kelimelerim yorgun düştü
eğik başlı cümlelerin arasına
mısralarım, ritim tutturamadı,
katılamadı şiir kervanına.
Çöl gecelerinde yıldızlara Leyla yı soran
Mecnun gibi şaşkınım.
Sensiz bahar gelmiş, gül açmış bahçelerde,
bülbül konmuş dalına,bana ne.
Sen yoksun, kokun yok, rengin yok, tadın yok.
Seni getirmedikleri için dargınım baharlara
Dargınım işte
Seni açmadığı için bahçeler
kırgınım,.
Kırgınım işte!
Bilirim ki aşkın bahçesinden bir gül koklayan, şeyda bülbül olurmuş. Bilirim ki aşkın pınarından bir damla içen, ömrünce sarhoş gezermiş. Bilirim ki kavuşmak olmasa sevdalılar, ağlayı ağlayı kör olurmuş.
Biliyor musun, iki gözüm; bugün ayın kaçı? Hangi mevsimdeyiz? Bahar mı, kış mı, sonbahar mı, yaz mı; inan farkında değilim. Sıla ne yana düşer, gurbet ne yanda? Nerdeyim, nasılım? Bilmiyorum.
Derdim, kederim ne ? Biliyor musun yanıtını?... Neşemi, sevimcimi, yaşama gücümü yitirdim. O coşkulu, mutlu, umutlu günlerimi ne de çok özlüyorum. Öylesine bir özlem ki bu; ne sen sor, ne ben söyleyeyim. Sevdiklerim, özlediklerim ve bana dost olanların her biri başka bir yerde; hiç birine kavuşamıyorum.
Dalları fırtınada kopmuş bir ağaç gibiyiz iki gözüm. Her dalımız bir sınır boyunda, her yaprağımız bir ülkeye savrulmuş. Bir yanımız vizeli, bir yanımız kaçak. Çocukluğumu, ilk gençliğimi, geçmişimi, memleketimi velhasıl eskiye ait herşeyimi nasıl özlüyorum biliyor musun? Özümü özlüyorum, özümü.....Kendim olabilmeyi, sözümde durmak için verdiğim çabayı, kendime dürüst olmak için kendimle olan mücadelemi, özümle barışık yaşamayı özlüyorum. En iyi sen bilirsin, bir huyumu terk etmek için sarf ettiğim gayreti. Doğaya, insanlara, hayvanlara, çocuklara olan sevgimi, tutkumu ve yüreğimdeki ateşi, dimağımdaki tadı da en iyi sen bilirsin.
Zaman geçiyor, hayat geçiyor, ömrümde akşam çanları çalmaya başladı bile. İnsanın mutlulukları, heyecanları, hayatı, yaşadıkları geride kalıyor iki gözüm. Bizim gibileri yıllar geçtikçe daha bir duygusallaşıyor. Toplumların gittikçe bencilleştiği, duyarsızlaştığı dünyamızda olup bitenler beni hüzünlendiriyor. Acaba bu durumun bilincinde ve farkında olan çevremizde kaç insan var ? Binbir düşünce üşüşüyor beynime. Anılarla, özlemlerle boğuşmak beni yıpratıyor. İç acısıyla dolu, yaralı, bin yerinden vurgun yemiş bir gönülle acılara karşı umarsız olmaya çalışıyorum ama olmuyor. Belki bir gün son bulacak ufuklarda solar hüznümüz. Hala bir şeyler bekleyerek bulutsu bir sise gömülüyor her şey.
Şimdi ise, gülmek-ağlamak arası monoton bir hayatın girdabında kaldım. Üzerime ölü toprağı serpilmiş gibi. Silkinip çıkamıyorum. Gün ışığına, suya hasret bitkiler gibi tatsız ve tuzsuzum. İşte şimdi böyle bir insan oldum iki gözüm. Gayesiz ve huysuz . Evden sokağa her çıkışımda, penceremden dışarı her bakışımda, karabasan gibi çöken sis ve karanlık dokunuyor bana. Oysa ışık umut, umutsa hayat demektir. Ben mi o ışığı yitirdim, yoksa o ışık mı beni; bilmiyorum.
Nedense hep geçmişe bir özlem duygusu büyüyor içimde... İşte böyle iki gözüm. Hangi gündeyiz? Bugün ayın kaçı? Hangi mevsimdeyiz ? Bilmiyorum. Bilsem de, benim için artık hiç bir önemi yok..........
Uzun yıllar önce sevdamı yüreğime yükleyip geldiğim bu yabancı ülkede, koynunda volkanları taşıyan bir dağ gibi sustum. Suskunluğumu delicesine haykırmak isterken, içime ağuları akıttım ve öylece sustum. Kara bir diken gibi yuttum ve içime yığılıp öğlece kalakaldım. İçimdeki yangını, yüreğimdeki yarayı, gözlerimdeki damlayı sorma. Hasretlere dayayıp başımı, hüzünle geçip giden günlere, gecelere döndüm sırtımı iki gözüm. Yorgun, yetim ve yaralı. Gönlümün duvarına kocaman bir sevda resmi çizdim, bir de ateş yaktım ocağıma dağ gibi.Ki, okyanuslar söndüremez.
İnsanlar, var olalı beri kabullenmiş sevdayı. Herkes kendi sevdasının Mecnunu; kendi hasretinin delisi olmuş. Kendi hikayesini, kendi sevdasını en büyük sanmış ve saymış; büyütmüş yüreğinde dağ dağ. Sabır sabır beyninin gergefine işlemiş. Benim sevdam da benim için dünyanın en büyük, en kutsal sevdası....
Ben ki, sevdanın çöllerinde ayrılıkların en büyük hasretini çektim Leyla ‘mın. Ferhat oldum dağları deldim. Kerem oldum yaktım kendimi. Pir Sultan oldum asıldım, Nesimi oldum yüzüldüm. Kavuşmak için gönlümü yollara düşürdüm. Horlandım, ezildim, hakaretlere, işkencelere maruz kaldım.
Yüreğimdeki yangını, gözlerimdeki hicranı sorma iki gözüm. Acılarımı kimsesizliğime yükleyip, uzayıp giden yollara düştüm. Yorgun, yetim ve yaralı. Aşık oldum, yaktım kendimi. İçimde bin yangınla çıktım yola. Sevgilime şiirler yazmak, şarkılar bestelemek, türküler yakmak en büyük ibadetimdi. Kavuşmak ise en inanılmaz hayalim.
Bilirim ki aşkın bahçesinden bir gül koklayan, şeyda bülbül olurmuş. Bilirim ki aşkın pınarından bir damla içen, ömrünce sarhoş gezermiş. Bilirim ki kavuşmak olmasa sevdalılar, ağlayı ağlayı kör olurmuş.
Aşk olmasa iki gözüm, içimde biriktirdiğim bu yangın olmasa, dolmasa iliklerime aşkın hasreti, bu yangın yüreğimi sarmasa, avuçlarımı yakmasa bu ateş, akar mı damarlarımdaki kan! Bir gün kavuşmak hayali olmasa, nasıl dayanılır bu yaşama, bu kimsesizliğe, bu gurbete, bu hasrete iki gözüm, nasıl?
sorma
ben kimim, adım ne, nereden geldim
kim açtı bu kahrolası çukuru yüreğimde
kimi sevdim, kime özlemim
kaç yıl sevda doldu iliklerime
kaç yıl eksildim.
tut ki, bir pınarım suyu kesik
akamadım nazlı nehirlere tut ki
susturulmuş binlerce türkü
bastırılmış binlerce acıyım
baştanbaşa aşk ve ateş
tut ki, incinmiş bir gülüşüm
gecikmiş bir düş
bir ateşin çemberinde
yarım kalmış sevinçler kanayan
tut ki, kar altında sevincim
bütün mevsimlere küsmüşüm
kanadı kırık bir serçeyim tut ki
dağlarda koparılmış kınalı bir çiçek
ateşin zulmünü gördüm
suyun ihanetini
baştanbaşa aşk
baştanbaşa hasret
susturulmuş
milyonlarca türküyüm
bir sarı çiçek
bir sarmaşık belki
çözer dilini yüreğimin
ihanetlerin kilitlediği.........
Büyümek...
Büyümeyi beklemek zor is çocuk!
Seker kavonozuna sandalyesiz erismek...
Mahallenin haylaz çocuklarina
Günlerini göstermek...
Oyuncak arabalar yerine sahicilerini sürmek...
Veya bakkala izinsiz gitmek degil ki büyümek
Büyümek sandigin aslinda bitmektir çocuk!
Bilmezsin.
Büyüdügünde,
Düslerinde uçusan hayallerini,
Artik yakalayamadigini fark edersin.
Göz açip kapayincaya dek,
Yitip gidenin zamandan baskasi olmadigini...
Ve rüyalara düsen yapraklarin,
Sadece çocuksu düslerin agirligina dayanikliligini...
Düs yapraklari güçsüzdür çocuk!
Bilmezsin.
Büyümek, düslerini satmaktir.
Büyümek,
oyuncaksiz kalmaktir.
Büyümek dizlerdeki yaralarin,
Yüreklere tasinmasi...
Büyümek acimaktir, kanamaktir,
Yanmaktir çocuk!
Bilmezsin.
**waterlily**
04-12-2006, 20:03
EY BENİM GÜZEL AŞKIM
Havada nemli ve tuzlu bir serinlik
Karanfil yağları damacanayla
Gül yağları, bergamut, lavanta
Akşam güneşine bulandı
Limanda boydan boya
Ne dedilerse yaptım bavullar hazır
Geçmişi sığdırdım içine
Ağır değilmiş o kadar
Geçiştirmişiz zamanı
Ateş ve su ve güzelim deniz
Buluşmuşlar arasıra
Her yerden akıyor gün
Suyun üstünde esintiler
Bir yolculuk vaktidir şimdi
Köklerinden koparak yolculuk
Yerinde sayarak yolculuk
Rüzgarlara karışıyor kalbim
Yamaçların, yarların en ucunda
Kızıl kuşlar gibi titreyerek
Ey benim güzel aşkım
Sen hiç kış görmedin ki
Poyraz nedir, kar, tipi bilmezsin
Yalnızlık bile
Ağzının kenarında
Açıveren çiçekti
Bütün gece limanlarda
Beni alacak tekneyi aradım
Yabancı yıldızların altında
Bir göktaşı gibiydim
Işığım gitgide eksildi
Unutmazsın beni bilirim
Pencerene yine
Beyaz bir gül bıraktım
Bir yara var derin...derinde,yılların ötesinde.
Kalbimin afitabı ağlıyor,rüzgarın sesinde...
Yıldızlar küsmüşcesine,gecenin gizinde saklı.
Başka güzellik,ateş sarmış baharın nefesinde...
Gök yüzüne,suya mavi bir kızıllık hakim şimdi.
Hüzzam,hasret...yaprak yaprak baharın inlemesinde...
İlk düşen damlalar,ilk düşen karlar gibi yıllar...
Bir bir geçtiler,sitem etmedim bir keresinde...
Gurbet dediler yolunuz,uğurladım gönlümü ahh..
Boğuldum kimsesizlik denizinde,yeisinde...
Be hey canım...can içre cananım,özge sultanım.
Gül oyna, doya doya bir çenginin musikisinde.
Sen aşkı oyun sanırsın acının resminde gizli.
Sanılmasın ki aşk, hayatın pembe dizisinde...
Gönüller yaprak yaprak solup düşmekte aşka.
O afitap bulutla oynaşır,can yok işvesinde...
Gönül acıları derlemiş,acılar sarmış her yanı.
Acılarla raksedersin,musikinin giryesinde...
Niye ben ağlayım,böyle mi yazılmış kaderimiz.
Bana da bir nebze neş'e yok mu aşkın son sayfasında...
Saifeler kirlendiler eskimiş,yırtılmış gibi.
Yaş kemale erdi,bilmiyorum ismim neresinde...
http://img242.imageshack.us/img242/7964/glrg6.jpg
Rabbim;
Bir insan koy kalbime
Ama o insan seninde sevdigin olsun
Onunla el ele tutustugumuzda
Ikimizin uzerinde Senin elin olsun
Bana öyle gözler göster ki
Ben o gözlerden sana bakayim
Bana öyle bir sevgili ver ki
O gözler cennete acilan iki pencere olsun
Onunla öyle bir yolda yürüyelim ki
Kilavuzumuz sen olasin ey Rabbim
Öyle bir sevgili verki bana
Ona sarildigimda kainat bize baksin
Birbirine sarilsin
Sevgimiz kurtla kuzulari baristirsin
Bize bakip seytan Adem'e secde etsin
Günah sevap ugruna kendini feda etsin
Olüler birer birer uyansin sevgimizle
Bize öyle bir sevgi ver ki Rabbim!
Sevgimizde Muhammed Mustafa(S.A.V.) sevilsin
Öyle sevelimki birbirimizi
Hz. Hatice göklerden bize seslensin
Ve desin ki;
"Bak ya Muhammed(S.A.V.) bak su sevgililere onlar bizde... Bizde onlardayiz.
Bak Askimiz birkez daha yasaniyor yer yüzünde..
Allah Askimizi öyLe cok seviyorki binlerce insana yasatıyor.
Ah! mümkün olsa
acıdan sevinç
sevinçten umut yapardım
bölüp yüreğimi acılara
dünyadaki bütün çocuklara sevgi satardım
Ah! mümkün olsa
rüzgar olur eserdim bozkırlarda
dağ bayır dolaşır
usulca odalarına sızardım çocukların
üstlerini örter
alınlarından öper
her gece bir masal anlatır
sonra usulca çekip giderdim
Ah! Mümkün olsa
bozkırda ağaç olurdum
her bahar yeşerip
meyve verirdim her yaz çocuklara
sonra döküp yapraklarımı sonbaharda
savrulup giderdim rüzgarlarla
Ah! mümkün olsa
ulu bir çınar olurdum
baharı yaşardım dört mevsim
yağmurla yıkardım saçlarımı
rüzgarla kurulardım
sevgiden bir elbise giyip
çocukları kucaklardım her kış
Ah mümkün olsa
yol başlarında
soğuk bir pınar olurdum
gezerdim diyar diyar
su verirdim bağrı yanmışlara
üstümde pırıl pırıl güneş
dallarda cıvıl cıvıl kuşlar
akıp giderdim sonsuza
Ah! Mümkün olsa
toprak olurdum
buğday yetiştirirdim bağrımda
gül olur açardım bağ bahçe
çocuklara salardım kokumu
bulut olur billurdan damlalar dökerdim
yağmur olur yağardım damla damla çisil çisil
yağmurun yağmadığı ülkelere
Ah! mümkün olsa
baharı yaşardım her mevsim
güneş olur her sabah
umutla doğardım yeniden
sevgiyle bakardım insanlara
umutla bakardım, dostlukla
gelecek güzel aydınlık günlere
Ah! mümkün olsa
savaştan barış
barıştan insan yapardım
acıdan sevinç
sevinçten umut
umuttan dostluk yapardım
kurşun yerine çocuklara
her sabah şiir atardım
http://img273.imageshack.us/img273/1740/attachmentbe3.jpg
http://img273.imageshack.us/img273/575/attachmentmf9.jpg
http://img273.imageshack.us/img273/262/attachmentxh1.gif
bir gece ansızın girerim pencerenden içeri
seni yakan pervanenin ateşinde
yanarım bir kelebek misali.
bir gül misali ellerinde açarım.
bir yağmur gibi gözlerinden ellerine
damlayan yaş olurum
bir güneş gibi yüreğini ısıtırım...
hazanda kuruyan bir papatya gibi
rüzgarında savrulurum...
SweetWitch
17-12-2006, 22:11
Beraber bir karar vermek istersen,
Kadere yazılan nedir bilemem.
‘Takdir’i ilahi ne diyor’ dersen?
Mürekkep kurudu artık silemem..
Ben noktayı koydum, kaydoldu öyle,
Bana soruyorsan, işte bu böyle,
Elindeyse, kendin yaz, kendin söyle!
Kadere razıyım, bir şey dilemem
http://img122.imageshack.us/img122/2865/tatlikiz15010105012255hs7.gif
Üzerine
Gün doğmamış düşler,
Sayıkladığında kırık rüzgar baladlarını
Kaç aşk boyudur zaman
Bilir misin?
“
Sessizliğime saklanıp
Dolaşırken kuytularımda
Hayat yalınayak bir öpücük,
Baharsa düşmekte saçlarından.
Kahküllerinde damıttığım gözyaşlarım
Ruhunda imbiklenişler ,
Hayallerimi yatırışlarım!!!
Sonrası bir dala tutunma arzusuyla
Goncalarında jale olmak.
O gecenin sabahında
Sen daha gözlerini açmadan,
Süren rüyalarının bir yerinden
Sokuluvereceğim irem bahçelerine.
Biliyorsun ki
Dünden kalan ve de yarına ait
Her şeyi yaktım gözlerinde...
Şimdi senle sarılıp sımsıkı
Poz vereceğiz güneşe ve
Ölümsüz kılmak için zamanı
Tâb olacağız gökyüzüne.
Odanın bir yerlerinde unutulmuş
Bir zamanların şaşaalı Müzik Dolabından
Bir kırkbeşlik sarıverecek sevdayı.
Ardından
Sana yazdığım o şarkının
La minör çırpınışları aksedecek
Şöminenin alaz senkromlarında.
“Gözlerine uygun renk bulamadım
Hangisi olsa içim yanıyor
Tenine uygun çiçek bulamadım
Hepsi kokusunu senden alıyor…” ***
Bittiğinde Şarkımız ;
Uzanıp söyleyen dudaklara,
Kaydedeceğim Veda buselerini
Sevda demirbaşlarına.
Al, git!
Kelimelerim senin!
Bildigim tum diller,
Ve okudugum her ne varsa, anlamlı anlamsız..
Yollarda adımlarım,
Ayak izleri yabancı askların,
Senin!
Sıgınacak baska bir cumle yok..
Ezberim senin!
Yagma edildi dun gece sehir
Ortasında ben,
Cırılcıplak..
Kimsesiz..
İki polis bir kelepce..
Tutulacak bir sey yok,
Kimligim senin!
Aykırı tebessum yuzumde,
Gozlerim senin!
Afilli cumleler bekleme benden n`olur,
Depozitolu vaadler..
Cay sohbetleri, eylül ikindileri.
Kalbim muhurlu, ruhum muhurlu..
Fikrim senin!..
!NC!PéR!S!
23-12-2006, 11:21
Ürperiyorum sensizim,
Gecenin bu geç saatinde tıklım tıklım üsküdar,
Sen yoksun!
Sen yoksun, neye yarar bu güzellik ey yar,
Martılarla birlikte derin uykuya dalmış sanki deniz,
Hasretin vurur dalga boyu yüreğime,
Ağlamalar duyulur içimden,
Sen yoksun!
Sen yoksun, hasret yığın yığın,
Sen yoksun, keser sesimi özlemin,
Bayram olmuş, seyran olmuş sen yoksun,
Sen yoksun, neye yarar sevdiğim,
Yokluğun batar içime, ağlar yüreğim,
Sevdiğim şehirdeyim neye yarar sen yoksun...
!NC!PéR!S!
23-12-2006, 11:23
lütfen altına şiir eklemediqiniz resimlerinizi Resimli Şiirler konusuna ekleyniz
teşekkürler
Desemki ;
Bunalmis daralmişim;
Bir battaniye olmuş, sarılmış ruhuma hüzün
Bedenim ateşten , Yüreğim Kederden titrer
Desem ki;
Gurbette sıla, sılada gurbet özlerim,
yar yanında hasret, hasrette yari düşlerim
Hem hamurdan
Hem çelikten zincirlerim
Yani,
Ne çekilen, ne geçilen
ne yenilen , nede yutulan değilim,
çıkmaz mısın çileden
Desem ki;
Ben benden
Ben dünyadan geçmişim
Ne Ay doğar, Ne güneşim
Çok söylesem de sessizim,
konuşur musun dilimden?
"Sus" desem
Sormazmısın neden diye?
Sessizlikte uçuşur bazen cümleler
yasaklar mısın yüreğinle?
Desem ki
Çocuksuz bir park gibiyim
kaderin içinde saklanır sevinçlerim Ağlarken gülümserim
Yağmur gibiyim biraz
hem bereket, hem seldir getirdiğim
eyvallah der misin korkmadan, yakınmadan,
Severim seni ; yağmuru, türküleri nasıl seversem
Gözü yaşlı, bagri yanık olmam istersen
durduk yere içlenip, olur olmaz dertlenmem,
çok okuyup, çok yazmam
çok düşünüp,. çok hissetmem
ama
böylede sevmem o zaman
Yolumuz çetrefil, yolumuz yokuş
birlikte varken, ayrıyken yokuz
içli bir şarkının ölümsüz güftesi
hoyrat bir şiirin en biçare dizesiyiz
Aynı meydanda, iki inatçı general
Desem ki;
Korkuyorum kazanmaktan
en az
kaybetmekten kokrtuğum kadar
Ve
Desemki
Yoruldum savaşmaktan
Artık çırılçıplağım;
soyundum zırhımdan
yaralarimı, zaaflarimi
küllenmiş sevdalarimla
karşındayım
Ulaşılmaz değilim artık
sıradanım.
Hala Kara mı sevdan ?
Bütün sevgiler aynı kapıya çıkıyormuş meğer
Bu yaşıma geldim bunu yeni fark ediyorum bu her şeye değer
Hangi yoldan gidersen git varılacak yer aynı
O’na dilbeste olmaktan başka elden ne gelir gayrı
Bütün bulutlar O’nun sevgisinden ağlarmış
Yere dökülen tanelerin adı bile başkaymış
Meğer onlar sevgiliye dökülen gözyaşlarıymış
İnsan bazı şeyleri yıllar sonra aşık olunca anlarmış
Güneşin bile gösterdiği sıcaklık aslında yalanmış
Bütün bunların hepsi sevgiliye duyulan aşktanmış
Rüzgarın bile eserken çıkardığı sesler
Sevgiliye olan büyük bir aşkın itirafıymış
Kuşların bile gökyüzünde uçarken çıkardığı cik cikler,
Sevgiliye söylenen seni seviyorum nakaratıymış
Dağların bile içinde gizli bir aşk varmış
Onlar bile bahar gelince dayanamaz
Sular gibi hüngür hüngür ağlarmış
Bu hal bütün sevgilerin sevgilisine duyulan aşktanmış
Bütün sevgiler aynı kapıya çıkıyormuş meğer
Bu yaşıma geldim bunu yeni fark ediyorum bu her şeye değer
Hangi yoldan gidersen git varılacak yer aynı
O’na dilbeste olmaktan başka elden ne gelir gayrı
Yine ruhuma yağmurlar yağıyor bugün
Gözlerimdeki çiçekler ıslak
Sensizlik dondurdu bedenimi
Üşüyorum sıcaklığın benden uzak
Al bak yüreğim avuçlarımda
Isıt dudaklarınla üşümesin
Korkma dokun ona ruhunla
Sar vuslat yapraklarını üşümesin
AŞKININ BİLMEM KAÇINCI ZAMANINI YAŞIYOR YÜREĞİM
HİÇ BİTMEDEN HİÇ EKSİLMEDEN
BÜYÜTTÜM ONU İÇİMDE.
ADINA MİLYONLARCA HEYCAN YAŞATTIM
ELİNİN ELİME HER DEĞİŞİ;
GEÇEN ONCA SENEYE İNAT;
TİTRETTİ İÇİMİ HER SEFERİNDE.
HİÇ TÜKENMEYEN ÜMİTLERLE BEKLEDİM, GİDİŞLERİNİN DÖNÜŞLERİNİ.
HER SENSİZLİĞİM ACI GÜNDÜ, EKLENDİ TAKVİME.
ISLAK YASTIĞIMA BAŞIMI KAÇ KERELER KOYUP KURDUM HAYALİNİ
ONLARCA GECEYE İNAT DİMDİKTİM AYAKTA YIKILMADAN, SANA KAVUŞMAK ADINA.
DİLİM YÜZLERCE KEZ SARFETTİ BİTTİ KELİMESİNİ
YÜREĞİMİN YÜREĞİ KANDIRIŞIYDI BU
YAŞANAN ONCA ACIYA MI İNAT BİLMEM.
HİÇ SİLEMEDİM SEVGİNİ. SİLMEDİM.
BENİ SEVİYORMUSUN SORUNA
KİM BİLİR KAÇ KERE HAYIR DEDİ DİLİM BU SANA SÖYLEDİĞİM
TEK VE EN BÜYÜK YALANIM DI...
HİÇ BİTMEYEN, HİÇ EKSİLMEYEN O AŞKIMLA
SENİ SEVDİM. VE HEP SEVECEĞİM
Ardınsıra uzaklara gelmem artık hiç gel deme,
aşk denilen tuzaklara düşmem artık hiç gel deme,
senin olsun güzel yüzün, senin olsun kışın yazın,
çekilmiyor senin nazın, gelmem artık hiç gel deme...
hasretinden neler çektim,
kendi kendimi kaybettim,
ben sevmeye tövbe ettim, sevmem artık hiç sev deme,
tükendi gözümde yaşım, ihtiyar oldu genç yaşım,
sevdiğim değil kardaşım oldun artık hiç sev deme....
http://img133.imageshack.us/img133/640/yldzznf4.jpg
Dingin denizlerin hırçın olurmuş dalgaları…
Hırcın bir dalganın getirdiği bir ses şimdi haykırışlarım.. yangınların ortasındaki yaralı bir kuş kanadı çırpınışlarım… duy(m)uyor musun?
Bir annenin özlemi gibi şimdilerde içimdeki hasretin… bitmez gibi… bitsede acıtmaz gibi…
Acıtsada umursamaz bir tavırla… bil(m)iyor(mu)sun?!
Düşlerimin buzulluğundan sana beyaz gülüşler getirdim… buz mavisinin beyazından kristal gülümseyişleri bıraktım avuçlarına….
Gözlerimden yıldızlar düşürüyorum düşlerine… Korkma…karanlık gecelerinde ışık olsunlar istedim düşlerine..
En (u)mutsuzum dediğinde kafanı kaldır ve bak seni bekleyen gökyüzüne.. Binlerce yıldızın varlığı içinde bir tanesi umut olacaktır gülüşlerine…
bilinmez bir tarih
önemsiz bir
alıntı
CaN'da CaN
25-12-2006, 21:13
yüreğine sağlık gerçekten çok hoş paylaşımlar
tşk ederim paykaşımlarınıs için :cool:
http://img100.imageshack.us/img100/488/of788mc6.jpg
Biliyor musun?
Düşler dökülür...
Düşler üşüşür...
Düşler doluşur kulaklarıma gülüşlerinden...
Üstüme yağan düşler ile
Başıma üşüşen düşler ile
Ve içime doluşan düşler ile serpilirim ben,
Bahara dokunmuş bir filiz gibi...
Biliyor musun?
Denizler bile düşlerimin rengidir...
Dalgalar, gülüşlerindir yani düşlerimin üzerinde oynaşan!
Biliyor musun?
Düşler saçılır başıma gülüşlerinden...
Ve düşlere savrulur başım
Tırmanıp gülüşlerine...
Dinlenen bir nefes gibi yayılır kumsalıma,
köpüklü dalgaların...
Bunlar; düşlerimin üzerinde oynaşan
Gülüşlerindir ya, hani adına �dalga� denen...
Biliyor musun?
Bütün bu denizler, düşlerimin rengidir
Ve işte sen o yüzden
Kendini seyreder gibi olursun baktığında denizlere.
O yüzden gözlerini lacivert sanırsın...
Saçlarını mavi...
Hatta canını, camgöbeği...
Canının göbeği bunun için köpürür düşlerimin ortasında!
Biliyor musun?
Düşler üşüşür başıma gülüşlerinden.
Masmavi düşler...
Ve buseleri çağıran dişler gibi sıralı düşler..
alinti
Dün gece yine yalnızdım
Sokağa çıktım
Ve kendime bir çiçek aldım
Kendim almamış gibi yürüdüm sokaklarda
Ve yalnız değilmişim gibi düşündüm
Ama her gece gibi
Dün gece de yalnızdım
Ve kendime bir çiçek aldım
Bir saat geri alınmış saatler
Ben geri almadım
Ve bir saat daha yalnız kalmadım
Bir masaya oturdum
İki çay ısmarladım
Ben içtim,sen soğuttun
Sana söyleyeceğim her şeyi yuttum
Çok dert etmedim
Çünkü yoktun
Dün gece yine yalnızdım
Rahat ağladım...
çok güzeldi yüreğinize sağlık...
ÖLü_DamaT
05-01-2007, 04:12
açıkçası şiirle yada bu tıp yazılarla pek ılgılenen bır ruh'a sahıp degılım bırkacını okudum cok guzellerdır dıgerlerınınde guzellegınden hıc şüphem yok....ruhuna yüregıne ellerıne saglık...
cat eyes
07-01-2007, 13:33
http://ozel.balca.net/resima/jpg/siir10144.jpg
GİTMELİYİM !
Sen, benim ruhsatlı sevdam
Ben, senin sevdakeşin.
Ya sen varsın, ya da sen!
Temmuz geldi, gitmeliyim.
Sen şiir olmuşsan, şiir sensizliktir artık
Çünkü; yokluğuna kurşun işlemez.
Nicedir gözlerim dalıp gider
Ekin tarlasında rüzgâr, nicedir sarı değil
Sessiz hüzünlerle yazılmış alnıma
Bir güneşin doğuşunu bekleyerek
Ve bir sevdanın dilinden
türküler söyleyerek gitmeliyim.
Temmuz geldi...
Babamın ismini verdim oğluma.
Koçum benim..
Asi kartallar gibi rüzgârlı doruklarda
Ve kaçıp sana sığındığım geceler
Bütün gözlerim hatırımda.
Kalbimde uçuşur en deli kuşlar
Yüreğim denizlenir bir şiirin koylarında,
Akar boz bulanık seller içimde
Gözlerin gözlerimde direnir.
Ellerin tutuşur elini tutsam
Sen çöl çiçeğisin umutlarımın.
Ruhsatlı sevdamsın.
Seni sevmek yaşamaksa, ben hiç ölmedim.
Temmuz geldi,gitmeliyim...
Masumduk çocuklar kadar
Acılarla olgunlaştık.
Hayattan öğrendik ne biliyorsak
Bu yüzden öfkeliyim yaşanmamış günlere
Çünkü, bir hayat yetmedi seni sevmeye.
Yüzü cama dayalı bir çocuğun
Baba hasretiyle kaç gece bekledim seni.
Kırık bir cam parçasıyken gençliğim
Her gün biraz daha suskunken
Daha bir yorgunken her günden
Üzüm ekşisi bir yeşile cinasken gözlerin
Temmuz geldi, gitmeliyim...
Şarkılar söylerdin bilinmez makamlardan
Şiirler dökülürdü yüreğinden
Gözyaşlarım mezesiydi hüzünlerinin.
Ya sana doymadan çekip gidersem
Artık, ipe dizip türküleri, tesbih yaparsın sapına
Son kuşlarda gidince, bir gökyüzü az gelir
Gizli bir yas gibi büyür sessizliğim
Ağaçta bir kuş yuvası olurum.
Yabancı gözlerle aynalardayım şimdi
Bir sen kaldın zulasında hayatın birde ben
Birde ayaklanmış öfkem...
Hem dünüm yeniktir sana, hem yarınım
Soframda bir kırmızı gül
Hastayken baş ucumda çorba, ütülü gömleğim
Ekmeğim, aşım, kadınım, can yoldaşım
Kundağım, mezarım, karım
Ve de sevmek kadarımsın
Derdimin tek anlayanı, yüreğimin güleç yanısın
Gün ışığım, gökkuşağım, deli kanımsın.
Yürekliysen sende beni sev bu gece
Kunduramı bağlamayı öğrendiğim gün
Kendimi sevdiğim kadar
Yaşamaksa seni sevmek
Ben hiç ölmedim.
http://img265.imageshack.us/img265/8931/kalpsizsm21vp312ov.gif
ELLERİN GİBİSİN
tek suçum seni sevmek
hapsettin beni sevdama, gardiyan gibi
iki sınır ülkenin aşıkları gibiyiz
sanki benim değil ellerin gibisin.
istersen kalbimde mizanlar kurulsun
cezam neyse çekerim, boynum vurulsun
ölmek bile vız gelir senin uğruna
ben seninim, sen ellerin gibisin.
tek bir dileğim vardı
o da yaşamak
sende arzular bir başka
benimki seninle olmak
boş bir ümitmiş meğer
seviyorum dediğini duymak
ben seviyorum derken
sen ellerin gibisin.
bir başkadır sevmek bende
sende bir başka,
sayende yıkıldı ümitlerim
sarıldım ümitsiz bir aşka,
akan sulara göğüs gererim
istersen senin uğruna,
ben aşkınla yanıp tutuşurken
sen benden uzakta ellerin gibisin.
ne şiirler yazıldı ayrılık üstüne
ayrılığın böylesi görülmemiştir,
ben bu şiiri yazarken şiirler üstüne
sen tetikte bekleyen ayrılık misali
sanki benim değil ellerin gibisin...
.HÂRÊMÎ.
Sen gidiyordun, ben kalıyordum
Bir yağmur başladı
Güneşli bir günün, tam ortasıydı
Ardına bakmanı bekledim, titredim
Rüzgâr boşuna bekleme diyordu…
Sen de bakmadın zaten!
Sarıya dönüyordu, yeşil dağlarım
Kayboluyordun…
İlk kez dinliyordum ben
Sen de ilk kez söylüyordun,
Böylesine içli, böylesine derinden
Notalar mı ağlıyordu?
Günün örsüne yatarken dün
Balyoz ıslığından düşüyordu
Bir bilsen kaç kördüğüm
Bir karaltı çıkıyordu, her vuruşunda
Ölüm müydü gördüğüm,
Yoksa gün yarınları mı dağlıyordu?
Beyatlı’nın “sessiz gemisi” idi önümden geçen
Herkes el sallıyordu
Bir tek sen arkanı dönmüştün! Neden?
“Dönülmez akşamın ufku” muydu sevdiğin,
Yoksa bu gidiş seni dönülmezliğe mi bağlıyordu?
Sevdiğim!
Kara olmuştu günler ve karaya dönerken güller
Kaç “Mona Roza” dokundu gözyaşlarıma,
Kaç anlam çıkardım üstadın şiirinden, bir bilsen!
Her şey bu kadar mı seni anlatıyordu,
Her şiir, bu kadar mı sana çağlıyordu? Derken…
Anladım ki!
Yüreğime yazılmış,
Bitimsiz bir şiirdin sen.
Yoruldum mükemmeli oynamaktan.
Olağanüstü biri değil, sıradışı biri değil, ulaşılmaz biri değil;
herhangibiriyim ben.
Ağlamak; yaşlarımı akıta, akıta ağlamak; gülmek; delice, kahkahalarla
gülmek istiyorum.
Maskelere, çokyüzlülere, yalanlara kanmadığımın varın ayırdına.
Sevmeyenlerimi, ardımdan denenleri anlayan biriyim.
Herkesi sevmek, saymak zorunda değilim; sizlerin gösteri yapmak
zorunda olmadığınız gibi.
Korkmayın siz de, haydi şimdi haykırın yüzüme, sevmediğinizi beni..
Sadece kışta değil; güneşin bağrında da üşüdüğümü;
tutkularımı, hatalarımı, güçsüzlüğümü göstermek istiyorum sizlere..
Ben ne cam, ne can ressamıyım; ne de bir kum heykeltıraşı.
Kıskancım, hırslıyım, çaresiz, hatta acizim çoğu kere..
Ayıramam mavi bozulunca renkleri. Karda, karayı gördüğümü biliniz artık.
Evet ben renk köründen de kötüyüm. Kızdığımda bağırmak, ne varsa atmak, kırmak;
gerektiğinde vedayı, terketmeyi yaşatmak istiyorum sizlere..
.
Bağışlayınız.
Bildiğiniz beni değil, sıradan biri bulacaksınız karşınızda şimdi.
Yoruldum mükemmeli oynamaktan, ulaşılmaz görünmekten yoruldum ben...
'Ben nasıl biriyim' diye sormuyorum sana...
Hayır; duymuyorum seni çünkü çok yorgunum...
Sen de sus, sus lütfen, birşey söyleme, sen söyleme....
Bir şiir yazın bana içinde şefkat olsun damla damla.
Bir yerlere götürün beni güneş hiç batmasın orda.
Bir şeyler söyleyin bana, ayrılıklar hüzünler olmasın içinde.
Bir söz verin bana, bir damla yaş düşmesin gözlerine.
Bir hayal kurun benim için bütün yollar ona çıksın.
Bir hasret verin bana, kavrulayım ateşiyle, için için yanayım.
Bir masal anlatın eskilerden, yağmurlar yağsın, ıslansın yüreğim.
Bir rüzgar estirin uzaklardan savrulsun güzelin saçları.
Bir yalan söyleyin bana, umut dolu çocuksu bir yalan.
Bir şarkı söyleyin gözü kör sevdalardan bahseden
Bana bir hediye verin ufak tefek ama içten.
Aşk Güzel Bişeymiş
Her gün aşk
Yumuşak şeker pembesi yastıklar
Sıcak bir kase çorba, sobada çıtırdayan odun
Kalın tüylü battaniyeler altında sarılmak, uyumak kollarında
Sessizlik, sakinlik, konuşmazsak sonsuz bir huzur
Alışveriş biraz telaşlı birbirimize kızarak, zevklerimiz pek de uymuyor çünkü
Yemek yapmak güzel senden öğrendim çoğunu
Akşamları küçük kanepede ara sıra sohbet etmek ufak sesle
Yılda bir kez sinemaya gitmek orda uyumanı izlemek çıkarken yine de elini tutmak
İşte bu benim diye
Hediyeler, bazen anlamsız gelse de sana yılbaşı doğum günü bayramlar
Yine de pasta kesmek, kutlamak
Sonra plan yapmak, ev eşyası bakmak arada para harcamayalım dediğimde çatılan kaşların Kumanda savaşın, sadece pazar değil her akşam kaçırmadığın maç yorumların
Bir zamanlar sen evde beni beklerken her gün işten nasıl çıkardım, nasıl koşarak gelirdim
Seni evde saklamak için neler yapardım
Sabaha kadar uyumaz Allahım benim bir sevgilim var bu ne muhteşem derdim
Nefesini dinlerdim sen uyurken
Seni kaybetme korkusuyla bir hüzün bir telaş aylarca sürükledi beni sen nereye çekersen Sonra fark ettim ki sen bir yere çekmiyordun ben itekliyordum
Ben yalnızlığıma çaresizliğime bir çare arıyordum, ben seni sevmeyi seviyordum.
Beni her kırdığında her yıktığında ağlıyordum, evet ayrılmak istiyordum
Sen hiç söylemedin ama ben cesaret edebiliyordum
Başkalarına aşkım demene, sen benim için ilkken benim sana son olmama kızıyordum
Yine de ayrılamadık işte
Seninle her bitişin bir başlangıcı oldu, hem belki daha kalın iplerle
Bir şey vardı ki haklıydım
Her ağlattığında beni o damlalar cam kırıklarıydı kalbime batan
Sana söyledim bir gün çok incitecek bunlar beni
İşte o zaman ben de seni acıtacağım elimde olmadan
Beni dinlemedin
Uzun zaman geçti ve fark ettim ki bana ihtiyacın benim sana olduğundan daha fazla.
Seni kıramadım devam ettim, edeceğim de
Anneni seviyorum, kız kardeşlerini babanı da, onlar benim de ailem olacak
Bu düğün olacak
Hiç istemediğim halde hiç istemediğim şekilde
Sen mutlu ol diye
Sana söz verdim sen bir kez daha yıkılma diye
Bazen gözlerime bakıp eskisi gibi sevmiyorsun hissediyorum dediğinde
Saçlarını okşuyorum anlamandan ürküp
Bana, aşk yok bebeğim o sadece hikayelerde filmlerde olur "saçmalık" dediğinde
Benden aldığın aşk sandığım da tükenmiş
O heyecan, o neşe, o korku, o tutku o kadar eski ki şimdi
Benimle olman için
Senin için
Vazgeçtiğim şeyin ne olduğunu bilseydin
Hayallerim, rüyalarım, kişiliğim
Yeri geldi onurum, hepsi yerle bir oldu
Sen istemiyorsun diye vazgeçtiğim her şey bir yana bütün dünyayı al koy bir tarafa ama
Senin için vazgeçtiğim şeyi bir anlasan
Her sabah uyanmama sebep olan
Hayatımda ilk kez ölmeyi değil yaşamayı öyle kuvvetle hissettiren bir şey
Hayallerimi hatırlatan
Hala her şey için umut olduğunu gösteren
Çocukluğum kadar sevinç veren
Ayaklarımı yerden kesen
Mutluluk şarkıları söyleten
Bana "sen ne güzel bişeysin sen en güzel bişeysin" diyen
Seninle olmasa da öğrendim
Aşk çok güzel bişeymiş…
GiRL_Léé
22-01-2007, 03:34
Gönderdiğin o güzel sözler
Yerlere saçılmış bana gelirken
Hepsini topladım tek tek yerden
Dizdim bir tespih gibi itinayla
İçinde bir sözün var ki....
Bir ucu bende, öbür ucu sende biter
Hasretin dayanılır gibi değil,
Vuslat ne zaman diyorsun
Ya ben? ...
Tıka basa doluyum özleminle
İçimde taşıyamaz oldum....
Tutkum taştı bedenimden....
Biraz önce savurdum oturduğum şehrin en yüksek tepesinden
İçinde onlarca kalp atışı taşıyan çağıl çağıl aşk cümbüşü vardı
Bedenimdeki bütün azalarım birer meşale olup
Sıra sıra dizildiler
Hepsini bir arife telaşı sardı
Bir semavi zikri edercesine adını söylediler
Sanki hepsi birer yüreğimin tercümanıydılar
Yürek dili bu, kolay mı?
Bir reçineye sardım huysuzlaşan umutlarımı
Bıraktım kendimi sana doğru akan zamana
Zamanı bile geçtiler hızla....
Sana varmışımdır bile çoktan
Bir nefes alacağım dudaklarından
Yüzünde gezinecek sıcak nefesim birazdan
vBulletin v3.7.2, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by
vBSEO