^^SuLuBoYa^^
09-05-2006, 23:25
NEDÎM (1681-1730) Divan edebiyatı şairi.
1681'de İstanbul'da doğdu, 1730'da İstanbul'da öldü. Kurallara bağlı kalmadan akıcı ve coşkulu bir dille yazdığı şiirleriyle Osmanlı Divan Edebiyatı'nın en büyük isimlerinden biri oldu. Asıl adı Ahmet'tir. Kazasker Mustafa Efendi'nin torunu, Anadolu'da kadılık görevlerinde bulunan Mehmed Efendi'nin oğludur. İyi bir eğitim gördü, Arapça ve Farsça öğrendi. Müderris oldu. Sadrazam Şehit Ali Paşa’ya sunduğu kasidelerle kendini saray çevrelerine tanıtmaya başladı. Damat İbrahim Paşa döneminde şöhretinin zirvesine ulaştı. Bir yandan saraydaki bilim kurullarında ve medreselerde, bir yandan da Lale Devri’nin eğlencelerinde yer aldı. İbrahim Paşa onu yanından hiç ayırmadı. Nevşehirli Damat İbrahim Paşa Kütüphanesi’nin müdürlüğüne getirildi. Ramazan günlerinde huzurunda verilen tefsiz derslerine okuyucu olarak katıldı. Padişah ve sadrazama sunduğu gazel ve kasidelerle yerini sağlamlaştırdı. Yaşamının sonlarına doğru aşırı içki içtiği söylenir. 1730’daki Patrona Halil isyanı sırasında damdan kaçarken düşüp öldü. Öldüğünde 55 yaşında olduğu tahmin ediliyor. Bir başka söylentiye göre aşırı içkiden yaşamını yitirdi. Bir diğer söylentiye göre de Damat İbrahim Paşa ve yakınlarının başlarına gelenlerden korkup hastalandı ve öldü.
Düşüncesi yaşamak ve sevmek üzerine kuruluydu. İnsanı dünya zevklerinden yoksun bırakmaya çalışan dine dayalı görüşlere karşı çıktı. Yeni ve yerli bir edebiyat çığırı açtı. Dış dünyada gördüklerini, gözlemlediklerini izlenimleriyle birleştirerek bir bakıma resimleştirdi. Divan şiirine renk ve canlılık getirdi. Çağının güncel yaşantısını şiirleriyle çok iyi yansıttı. Dili, dönemin İstanbul dilidir. Şiirlerinde halk dili ve söyleyişlerini de sıkça kullandı. Hece vezniyle şiir yazan ilk Divan Şairi’nin Nedim olduğu söylenir. En başarı olduğu türler gazel ve şarkılardır. Eğlenceyi, uyuşturucuyu, kadınları sever. Şiirlerinde yansıttıklarında samimidir. Zengin bir tarih ve mitoloji kültürüne sahip olduğu biliniyor. Dilekçe, takriz ve mektup gibi düzyazı örnekleri de verdi. İlk olarak 1922'de Halil Nihat Boztepe'nin, ikinci kez 1951'de Abdülbaki Gölpınarlı'nın derleyip yayınladığı divanında Arapça ve Farsça şiirler de yer alır.
Bir şiiri
ŞARKI
Bir safâ bahşedelim gel şu dil-i nâ-şâda
Gidelim serv-i revânım yürü Sa’d-âbâd’a
İşte üç çifte kayık iskelede âmâde
Gidelim serv-i revânım yürü Sa’d-âbâd’a
Gülelim oynayalım kâm alalım dünyâdan
Mâ’-i Tesnîm içelim Çeşme-i Nev-peydâdan
Görelim âb-ı hayât akdığın ejderhâdan
Gidelim serv-i revânım yürü Sa’d-âbâd’a
Geh varub havz kenârında hırâmân olalım
Geh gelüb Kasr-ı Cinân seyrine hayrân olalım
Gah şarkî okuyub gâh gazel-hân olalım
Gidelim serv-i revânım yürü Sa’d-âbâd’a
İzn alub Cum’a namâzına deyu mâderden
Bir gün uğrulayalım çerh-i sitem-perverden
Dolaşub iskeleye doğru nihân yollardan
Gidelim serv-i revânım yürü Sa’d-âbâd’a
Bir sen ü bir ben ü bir murib-i pâkîze-edâ
İznin olursa eğer bir de Nedîm-i şeydâ
Gayrı yârânı bugünlük edib ey şûh fedâ
Gidelim serv-i revânım yürü Sa’d-âbâd’a
1681'de İstanbul'da doğdu, 1730'da İstanbul'da öldü. Kurallara bağlı kalmadan akıcı ve coşkulu bir dille yazdığı şiirleriyle Osmanlı Divan Edebiyatı'nın en büyük isimlerinden biri oldu. Asıl adı Ahmet'tir. Kazasker Mustafa Efendi'nin torunu, Anadolu'da kadılık görevlerinde bulunan Mehmed Efendi'nin oğludur. İyi bir eğitim gördü, Arapça ve Farsça öğrendi. Müderris oldu. Sadrazam Şehit Ali Paşa’ya sunduğu kasidelerle kendini saray çevrelerine tanıtmaya başladı. Damat İbrahim Paşa döneminde şöhretinin zirvesine ulaştı. Bir yandan saraydaki bilim kurullarında ve medreselerde, bir yandan da Lale Devri’nin eğlencelerinde yer aldı. İbrahim Paşa onu yanından hiç ayırmadı. Nevşehirli Damat İbrahim Paşa Kütüphanesi’nin müdürlüğüne getirildi. Ramazan günlerinde huzurunda verilen tefsiz derslerine okuyucu olarak katıldı. Padişah ve sadrazama sunduğu gazel ve kasidelerle yerini sağlamlaştırdı. Yaşamının sonlarına doğru aşırı içki içtiği söylenir. 1730’daki Patrona Halil isyanı sırasında damdan kaçarken düşüp öldü. Öldüğünde 55 yaşında olduğu tahmin ediliyor. Bir başka söylentiye göre aşırı içkiden yaşamını yitirdi. Bir diğer söylentiye göre de Damat İbrahim Paşa ve yakınlarının başlarına gelenlerden korkup hastalandı ve öldü.
Düşüncesi yaşamak ve sevmek üzerine kuruluydu. İnsanı dünya zevklerinden yoksun bırakmaya çalışan dine dayalı görüşlere karşı çıktı. Yeni ve yerli bir edebiyat çığırı açtı. Dış dünyada gördüklerini, gözlemlediklerini izlenimleriyle birleştirerek bir bakıma resimleştirdi. Divan şiirine renk ve canlılık getirdi. Çağının güncel yaşantısını şiirleriyle çok iyi yansıttı. Dili, dönemin İstanbul dilidir. Şiirlerinde halk dili ve söyleyişlerini de sıkça kullandı. Hece vezniyle şiir yazan ilk Divan Şairi’nin Nedim olduğu söylenir. En başarı olduğu türler gazel ve şarkılardır. Eğlenceyi, uyuşturucuyu, kadınları sever. Şiirlerinde yansıttıklarında samimidir. Zengin bir tarih ve mitoloji kültürüne sahip olduğu biliniyor. Dilekçe, takriz ve mektup gibi düzyazı örnekleri de verdi. İlk olarak 1922'de Halil Nihat Boztepe'nin, ikinci kez 1951'de Abdülbaki Gölpınarlı'nın derleyip yayınladığı divanında Arapça ve Farsça şiirler de yer alır.
Bir şiiri
ŞARKI
Bir safâ bahşedelim gel şu dil-i nâ-şâda
Gidelim serv-i revânım yürü Sa’d-âbâd’a
İşte üç çifte kayık iskelede âmâde
Gidelim serv-i revânım yürü Sa’d-âbâd’a
Gülelim oynayalım kâm alalım dünyâdan
Mâ’-i Tesnîm içelim Çeşme-i Nev-peydâdan
Görelim âb-ı hayât akdığın ejderhâdan
Gidelim serv-i revânım yürü Sa’d-âbâd’a
Geh varub havz kenârında hırâmân olalım
Geh gelüb Kasr-ı Cinân seyrine hayrân olalım
Gah şarkî okuyub gâh gazel-hân olalım
Gidelim serv-i revânım yürü Sa’d-âbâd’a
İzn alub Cum’a namâzına deyu mâderden
Bir gün uğrulayalım çerh-i sitem-perverden
Dolaşub iskeleye doğru nihân yollardan
Gidelim serv-i revânım yürü Sa’d-âbâd’a
Bir sen ü bir ben ü bir murib-i pâkîze-edâ
İznin olursa eğer bir de Nedîm-i şeydâ
Gayrı yârânı bugünlük edib ey şûh fedâ
Gidelim serv-i revânım yürü Sa’d-âbâd’a