PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : GözYaŞıM Ve BeN




zuzu
17-12-2006, 19:20
Gece ve ben uyanıyorum. hıçkırıklar içindeyim. ne zamandır böyleyim bilmiyorum. ben ne zaman bu hale geldim. neden ağlıyorum bilmiyorum. ah evet biliyorum aslında. sensiz gecen her saniyeye, saniye bile çok ana ağlıyorum. oysa bu kadar zor olmalıydı. zor olan neydi biliyor musun. zor olan her zaman çekip gitmekti. o kadar çok düşündüm ki gitmeyi. peşimde sürükleyecek hiçbir şeyim yoktu. ve tabi sen de gelmeyecektin. biliyor musun giderken bile ağlayacaktım. ağlayacaktım yine de gözlerim yeşil olmasa da. yine süzülecekti kirpiklerimden. ve ben o gözyaşlarına aşıktım aslında. onsuz yapamıyordum. oysaki önceleri onlarda beni sevmezdi. hiç mi hiç sormazlardı beni. hoşlanmazlardı benden . ne zamanki bana muhtaç olduklarını gördüklerinde iste o zaman aşkla tutuldular bana. ve ben de onlar uğruna adadım hayatimi. karsımdaydın. ellerini tutmak istedim. uzatmadın. o an yine beni hiçbir zaman terletmeyecek askımla bas başa kaldım. ama belli etmediler kendilerini. içime akittim onları. belki yüreğime doğru akarda, orada kana bulanmış camları temizlerler diye. oysaki o büyük aşkım bile bunu yapmadı. nefes bile alamıyordum. her alışımda daha da çok gömülüyordu kırıklar yüreğime. nefes almaya bile korktum. o an çekip gitmeyi istedim iste. ama çekip gidemedim. ne çok düşündüm ben bunu.

biliyor musun hep bendim birilerine ulaşmak için mücadele eden. hep bir şeylerin ortaya çıkması için uğraş veren. yoruldum mu? evet. hem de o kadar çok ki bilemezsin. ama artık mücadele etmeyecek miyim. edeceğim evet. ama sadece değenler için. ama yüreğim o kadar geniş ki herkesi alabilir içine. biliyor musun neyi fark ettim. şöyle doya doya askımla, göz yaşlarımla baş başa kalmamışım ben. ah bir onlarla baş başa kalabilsem ne çok anlatacaklarım var onlara. hani çok sevmiştik biz onu. hani her şey değerdi onun için. hayatımızı bile verebilirdik. hani sadece o olsun yeterdi. başka hiçbirşeye ihtiyacımız yoktu. hani aşk sonsuzdu. hani onsuz yaşayamazdık. yaşıyoruz iste. rezilce de olsa yaşıyoruz. belki çok düşündük çekip gitmeyi bu emanet yasamdan. ama yine de yaşamayı tercih ettik. ne için bin turlu rezillik çekmek için mi.? hayır. bizim sevgimiz o kadar büyük ki, bunu da içinde eritir. belki her zaman bıçak yarası kalır. sen akacak çok zaman bulursun, süzülürsün kirpiklerimde. ama yine de sevgimi vereceğim, buna değen insanlarda var. iste bunu için çekip gidemedim.




zuzu
17-12-2006, 19:22
Mesafeler koyduk araya.Kapattık kapılarımızı dostlarımıza.Bir merhaba demek için girmeleri gerekti sıraya.Ne kadar hasrettiler bir dost sese
Paylaşamadık o en coşkulu anlarını , seveceğimiz yanlarını.İnsanın öyle anları vardır ki tarif edilemez duygular yaşar.Sevinir,duygulanır, hüzünlenir ve tam bu esnada kabaran duyguları paylaşacak bir dost arar. O anda bir dost yüze ne kadar çok ihtiyaç duyar. Ama genellikle bu dost yüzler bulunamaz. Çünkü bütün dostlar o anda meşguldürler. Büyük işler peşindedirler.Maddeselleşen dünya da madde peşinde koşturmaktan dostlara zaman kalmaz. Dostları dinlemeye vakit bulamayız.İşte böylece paylaşılmayı bekleyen duyguları paylaşamadan içimize atarız ya da doğmadan boğarız o duyguları.Ben genellikle paylaşılmayı bekleyen duygularımı son haddine kadar saklarım ola ki paylaşacak bir dost bulurum ümidiyle. Dostlarımıza karşı kapılarımız sonuna kadar açık olmalı.Dostlar istedikleri an bizi bulmalı, bir merhaba demek için günlerce peşimizden koşmamalı.İnsanın her zaman sıcak bir dost sesine ihtiyacı vardır.Görüşürüz ya salı ya çarşamba günü diye diye.Kaçırdık nişanı, düğünü.Hayat denen suyun akışında birlikte çağlayamadık." Peki bizler niçin vardık? Dostlarımızın en mutlu günlerinde yanlarında olamadıktan sonra... Çoğu zaman bir kart ya da telgraf göndermekle yetindik düğün, nişan davetlerine.Ve hep şöyle yazdık: "Yoğun işim nedeniyle, daha önceden planlanan program nedeniyle davetinize icabet edemiyorum.Siz değerli dostlarıma mutluluklar dilerim" Evet dostlara böyle mekanik, solgun cevaplar mı vermeliydik? Halbuki o sıcak dostlarımız bizleri aralarında görmekten ne kadar mutlu olacaklardı. Hatta bu kıymetli anları güzel bir fotoğrafla ölümsüzleştirip ömür boyu minnetle anılma şerefi elde edecektik.Gerçek dostların yanında değilken, onların davetlerine gidemezken neler yaptık peki? Menfaatler uğruna hep gülücükler dağıttık ,başkalarına içimizden gelmeye gelmeye.Zamanla öyle oldu ki bu sahte davranışlar bizi de sahteleştirdi.Ama işin acı tarafı bu durumun farkında bile değildik.Ölümlerini bile geç duyduk da vaktinde ağlayamadık. Yıllar önce bir yarım ekmeği bölüştüğümüz dostlar hastane köşelerinde ya da evlerinin bir kıyısında günlerce dost bir yüz aradılar.Sıcak bir ses beklediler. Bir merhaba eden olur mu diye hep dost yolu beklediler. Haberimiz bile olmadı.Duymadık, duyamadık.Çünkü dostları zaman zaman arayıp da halini hatırını sormayalı yıllar oldu. Ajandamızdan adları bile silindi çoklarının.Dostlar bir gün bu dünyayı terkettiler. Ölümlerini bile duyamadık. Son görevimizi hakkıyla yerine getiremedik.Cenazelerine gidip de tabutlarına dokunamadık. Bir gül koyup ağlayamadık. İki damla göz
yaşı akıtıp geçmiş günleri yad edemedik bile....Fakat şunu hiç düşünmedik .Yarın bu sonsuz yolculuğa bizi de böyle
yapayalnız uğurlayacaklar...
işte...
Bu hikaye hem acı, hem uzun.Selam vermeden geçiyoruz artık yanından komşumuzun.Hani bizim bir sözümüz vardı? " Komşu komşunun külüne muhtaçtır."Bırakın külüne muhtaç olmayı artık görmüyoruz bile. Herkes olabildiğince kabuğuna çekilmiş. Selam vermemek için yollar değiştiriliyor ya da yanınızdan öylesine geçip gidiyor insanlar.Oysa biz birbirimiz için vardık. İş deyip, çalışma deyip huzuru bahane edip, ekmek parası deyip uzaklaştık dostlardan. Ama şunu unuttuk: Bütün kapılar xxxxnda kendi yüzümüze, kendi üzerimize kapandı. Şimdi bu kapıları açacak bir dost
arıyoruz.Geç farkettik taşın sert olduğunu.Ve asla bu kapıları açacak birini bulamayacağız. Çünkü, biz kapıları içten kapattık. Anahtarı
içerde. Ancak kendimiz açabiliriz. Nasıl mı? En yakınımızdaki birdosta merhaba demekle, bir gülümsemeyle...Haydi hemen şimdi bir kez deneyin...
Göreceksiniz işe yarayacak...

zuzu
17-12-2006, 19:23
Hayatı Iskalama Lüksün Yok Seninnn...
Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır. Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan,"Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karşılaşabilirsin.
İki ucu keskin bıçaktır bu işin.Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz. Sen,"Ama senin için şunu yaptım" derken o,"Şunu yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka hiç getirmediğin bir iddayla karşılaşacaksındır.
Üzülme,sen aşkı yaşaması gerektiği gibi yaşadın. Özledin,içtin,ağladın,güldün,şarkılar söyledin,düşündün,şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı?" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Senin hayatı ıskalama lüksün yok. Onun varsa bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.
Her zamanki gibi yaşayacaksın sen."Acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani,yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor. KKitap okurkende mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç girmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana. Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası....
Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun ki aslolan YÜREKTİR. Yürek sesini bilmeyenler,ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma;yaşadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler.Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil,güneşin çiçekleri dolduracak yüreğiniii....

zuzu
17-12-2006, 19:28
Yağmur yağdı yine içimi sevinç kapladı. Yağmur yağınca dünya benimmiş gibi bir his kaplar içimi. Yağmur içinde büyüyen hüzünlerini anlatamayan birinin boşanan gözyaşları gibi gelir bana. Ağlar, ağlar sonra bir enfes toprak kokusu kaplar her yeri. Rahatlamıştır, bir oh çeker. Çok keyiflendiyse eğer üzerine bir de gökkuşağı çeker, bir dal sigara gibi. Kışın yağar yağmur, soğukta yağar yağmur, kapkaranlık gri bulutlar olduğunda yağar. Kimse zaten şaşırmaz bellidir yorgun olduğu, bellidir hüzünlü olduğu ancak bir de bahar da yağar yağmur. Herkes şaşırır neden yağdı diye. Çünkü mutludur, üzülecek ne vardır ama o ağlamıştır işte. Sıcaktır gözyaşları, çünkü kanla karışıktır o damlalar. Ama bunu bilmez, anlamaz diğerleri. Dışarıdan bakıldığın da mutludur o zaten, ağlayacak bir şey yoktur ama onun içindedir gri bulutlar, bazen bir dağın ardından görünse de genelde saklamayı başarır diğer insanlardan o hüzün bulutlarını.

Yağmur yağınca dünya benim olur ya, bunun nedeni belki de ağlayan birinin daha olması olabilir. Kendine bir hüzün kardeşi daha bulursun. Herkes kaçarken onun gözyaşlarından sen koşa koşa gidersin o rahmete. Değdikçe tenine, değdikçe saçına daha bir kabarır için. Ağla dostum sen ağla ben yanındayım dersin. Onun da hoşuna gider bu. Ağladıkça ağlayası gelir. Sonra coşar, yüreği kabarır, herkese duyurmak ister halini. Camlara tempolu bir şekilde vurmaya başlar. Ama kimsenin umrunda değildir. Sonra yine kabuğuna çekilir. Anlaşılamamanın o garip hissiyle tekrar susar ve keser ağlamayı.

Yağmur ben anlıyorum seni, dertlisin, ağlıyorsun. Diğerleri seni anlamıyor sanıyorlar ki ısınan hava yükselir, sonra tozların üzerine konar, bulut olur, soğuk hava kütlesine çarparsa yağmur olur, daha soğuk olursa kar olur, birden olursa dolu, tipi olur. Olur mu hiç öyle şey? Ben inanır mıyım bu saçmalıklara. Sen üzgünsün ağlıyorsun. Sen boş ver onları onlar anlamaz seni. Ağla sen gönlünce. Ben sen ağlayınca çok mutlu oluyorum. İçine atıp durma, gürle, şimşek çak, bağır çağır etrafa. Seni anlamayanlara inat, yağ onların üstüne. Kin tutma sakın zaten sen kin tutamazsın, yufka yüreklisin ama unutamazsın da benim gibi.

Yağmur bak çok özletme gözyaşlarını. Arada bir oturalım, dertleşelim, ulaşamadıklarımızı konuşalım. Sen yağ ben iki elim kanda da olsa çıkarım dışarı. Dolaşırım boş sokakları. Kaldırıp kafamı bakamam gökyüzüne, gözlerinin içine bakamam çünkü o zamanlar da çok derin bakıyorsun benim de canımı yakıyorsun. Ama inan bak hiç bir damlanı yere düşürmek istemiyorum. Keşke herkes böyle düşünse de yere damlan düşmese ama o zaman da yeryüzü üzülür. Ama en azından o anlasa da bari bir kere benim için tutsa. Başka bir şey istemiyorum ondan...

Sen hep gül be gülüm senin yerine yağmur ve ben ağlarız…