PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : SeN Benİ BiLMedİN Hiç




modestus
18-12-2006, 16:35
Sen beni ağlarken görmedin hiç
ve o derin yalnızlığımda
kendimle
ve sadece seninleyken
ışık ışık gökyüzünün
en pırıltısız, en sönük yıldızını
ikimiz için yakaladığımı
sen hiç bilmedin...
İçinde hep seni aradığım
sevda yazarlarının
tutsak yazılarına
esir düşüp
dakikalarca bir cümleye baktığımı da
bilmedin hiç...
Sen,
hüsran kokan şarkıların
en arabesk sözlerinde
seni düşündüğümü de bilmedin...
Bitmez tükenmez yolculukların
geriye dönüşü olmayan yolların
en kıdemli yolcusuydum belki
ama sen bunu da hiç bilmedin...
sen beni ağlarken hiç görmedin.
Birileri
herhangi birileri, yani onlar
sevdalarını şiirlerde şarkılarda yaşarken
ben sadece seni yaşadım
şiirlerin şarkıların
gürültülü sessizliğinde...
sen bunuda bilmedin hiç.
Cızırtılı bir radyonun ezgilerinde
bir sonra çalacak şarkıyı sana yazdığımı
ya da...
çoktan sönmüş son sigaramın izmaritinde bile
senden izler kaldığını da...

Sen beni bilmedin ki hiç
görmedin ki.
Koşullanmış sevdaların
kelepçeli sevgilisiydin sen
sen özgürce sevmeyi hiç bilemedin ki...




modestus
18-12-2006, 16:36
Sana geliyorum.
Yaralı uçurumları,
Birer birer aşarak.
Fesleğen kokulu
Saçlarına usulca yağıyorum.
Mayasız bulutları,
Avuçlarımda kibritsiz yakarak.

Gece, karanlığı emzirirken
Ben, bir avuç güneşle
Islak kirpiklerini kuruluyorum.
Yıldızlar, semâya dizilirken
Ben, ılık nefesine
Taze baharları dolduruyorum.

Seni severken
Bir an bile durmuyorum.
Alnıma kavgalarını alıp
Yüreğimde acılarını eziyorum.
İplik iplik yağan
Yağmura aldırmadan
Gölgelerine \" güneşi \" giydiriyorum.
Ve her sabah sen uyanmadan
Susuz dudaklarımla
Gözyaşlarındaki tuzları emiyorum.

Cennet kokulu terini
Silebilmek için
Ilık nefesimi,
Rüzgarla delicesine yarıştırıyorum.
Ayazlar tenini üşütmesin diye
Yüreğinin ovalarına
Taze baharları yapıştırıyorum.

Sen diye,
Her sabah güneşe sarılıyorum.
Gözyaşların diye,
Yağmurları delicesine öpüyorum.
Ve yüreğini dualarıma ekleyip
Gözlerine sakladığım Cennette
Sevdamızı soluyorum.

modestus
18-12-2006, 16:36
Aşk için bahar.Tehlike her yerdedir...
Vuruluverirsin hiç ummadığın birine.
Ama öyle çarpar ki kalbin, duracak gibi aldatır seni.
Bahardan sonra yaz gelir...
Hepimiz biliriz, sabun köpüğü gibidir yaz aşkları.
Bence öyle basit değil.
Henüz silinmedi hiçbirinin yarası benden.
Aşk gitti ama acısını bıraktı, iz kaldı.
Güz aşkları mevsimine dönünce dönence, pencereye sinmiş insanlar gelir gözümün önüne.
Ve yavaş yavaş görünürler etrafta.
Kimi yaza girerken terk ettiği aşkını, kimi yaz aşkını düşünür.
Kimi ayrılık planlar ama hala yüreği yanar.Kimi terk edilmişliği sindirmeye çalışır.
Çok azdır taze aşk yakalayan.
Sanki bir doğum öncesi ölüm gibidir.
Sonra kış gelir.
Kimi yüzsüzler yazın hiç aldatmamış gibi eski sevgilisine döner;kimi sadıklar kavuşur...
Kimi yalnızdır, kimi yorgun...
O yorgunlar için kış uykusu başlar...
Belki de taze baharlara, taze aşklara enerji depolarlar...
Aşk dört mevsimdir herkesin sözlüğünde.
Ama nedense bana bu anlattıklarımı çağrıştırmaz.
Saçmaladım belki de bir paragraf boyu.
Yalan attım.Aslında doğru olsalar bile yalanlardı çünkü, hissetmediklerimi yazdım.
Ezbere konuştum.
Aşk , kelimesi içimde gebe olduğum bir kelimedir.
Her duyuşumda doğum sancısı çeker, doğuramam.Ama gözlerimin önüne o gelir.
Sadece bir bakışına karın ağrıları, suyla yatışmalar.
Bir tebessüme ömür bulmak.İtiraf.Saatler süren telefon konuşmaları.
İlk duygular, çocuksu güzellikler.
Ve sonra.....Nefessiz kalmacasına ağlamalar.
Izdırap çığlıkları...Kış..Kış..Kış..... Azap....Ve sonunda doğan gün....
Hemen her mevsim aşık olmuşumdur birilerine....Hatta sonbaharda bile...
Ama onca ufaklı büyüklü sevda içinde, böylesine derinde var olan,
böyle yaktı mı iz bırakan, bu kadar çaresiz bırakan,
bu kadar arzu illetine hasta eden, bu kadar dizginsiz, sorgusuz,
başına buyruk, acımasız, bu kadar bugünsüz sevda görmedim.
Ve işte hiç biri böyle koyup, böyle yıkıp gitmedi.
Ondan önce hiç biri içimden bir şey götürmemişti.
Ondan sonrası zaten götüremez çünkü, götürülecek bir şey kalmadı..
İşte o insan, beni aşka karşı böyle kelimesiz böyle hayretli, böyle çaresiz, isteksiz bırakıp gitti..
Şimdi ben nefretten bile aciz isem bana bir şeyler borçlu.
İçimden söküp aldığı bir şeyleri.
Bana beni borçlu.Herkesi seven o sersem yüreğimi..
Benden alıp kaçtığı o masum kızı borçlu.Bana bir dün, birde yarın borçlu.
Benim ne günahım vardı da aşk için üç kelime etmekten aciz kalacaktım.
Benim ne günahım vardı da her mevsim başka meyve yemek varken iştahsız kalacaktım.
Yoktu elbet günahım..Onunda yoktu ya..Öfkem susmama engel...
Ama ikimizin de suçu yoktu...Suçlu yoktu..
Benim mevsimim sonbaharsa, yaza, kışa, bahara dönmez...
Benim gibilerin nasibi pencere önüne sinip, mazide yaşamak,
kendinle kanlı bıçaklı düellolar yapmak...Kendinle savaşmak , hırpalamak...
Yaptığının farkına varıp ,bir de üstüne onun için cezalandırmaktır :kalp:

modestus
18-12-2006, 16:37
Karabasan gibi bu şehir, sıkıyor boğazımı,
Ama senin olduğun yerde,
Nefes almak mükafat ciğerlerime,
Kalbim sen diye atmaktan ihmal ediyordu görevini,
Kan gitmiyordu damarlarıma, beynime,
Bir zaman olurda, kötü bir zaman,
Sen diye atmayacak kalbim diye korkuyordum,
Bir zaman gelcekte, kötü bir zaman,
Seni unutacaktı beynim,
Yüzünü hatırlamayacaktı gözlerim,
Ellerini hiç tutmadıki zaten ellerim,
Teninin kokusunu almadımki hiç,
Buna rağmen seni unutamamak ne kadar şaçma,
Buna rağmen senle her şeyi yapmıcasına hatırlamak,
İşte küçük yüreğimin bütün suçu bu,
Unutamıyor beynim,
Hatırlıyor yüzünü gözlerim,
Ellerini tutmasada tutmuş gibi yapıyor ellerim,
Tenin kokusunu bilmesekte,
Hep hasretini kokluyor avuç kadar yüreğim...