PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Gitmeliyim(fatih Kisaparmak)




melodrama
24-12-2006, 19:58
Sen benim ruhsatlı sevdam
Ben senin sevda keşin.
Ya sen varsın, yada sen!
Temmuz geldi, gitmeliyim.
Sen şiir olmuşsan, şiir sensizliktir artık
Çünkü yokluğuna kurşun işlemez
Nicedir gözlerim dalıp gider
Ekin tarlasında rüzgar nicedir sarı değil
Sessiz hüzünlerle yazılmış alnıma
Bir güneşin doğuşunu bekleyerek
Ve bir sevdanın dilinden türküler söyleyerek gitmeliyim
Temmuz geldi...
Babamın ismini verdim oğluma
Koçum benim..
Asi kartallar gibi rüzgarlı doruklarda
Ve kaçıp sana sığındığım geceler
Bütün gözlerim hatırımda
Kalbimde uçuşur en deli kuşlar
Yüreğim denizlenir bir şiirin koylarında
Akar boz bulanık seller içimde
Gözlerin gözlerimde direnir
Ellerin tutuşur elini tutsam
Sen çöl çiçeğisin umutlarımın
Ruhsatlı sevdamsın.
Seni sevmek yaşamaksa ben hiç ölmedim.
Temmuz geldi, gitmeliyim........

Masumduk çocuklar kadar
Acılarla olgunlaştık
Hayattan öğrendik ne biliyorsak
Bu yüzden öfkeliyim yaşanmamış günlere
Çünkü, bir hayat yetmedi seni sevmeye.
Yüzü cama dayalı bir çocuğun
Baba hasretiyle kaç gece bekledim seni.
Kırık bir cam parçasıyken gençliğim
Her gün biraz daha suskunken
Daha bir yorgunken her günden
Üzüm ekşisi bir yeşile cinasken gözlerin
Temmuz geldi, gitmeliyim...
Şarkılar söylerdin, bilinmez makamlardan
Şiirler dökülürdü yüreğinden
Gözyaşlarım mezesiydi hüzünlerinin.
Ya sana doymadan çekip gidersem
Artık, ipe dizip türküleri, tesbih yaparsın sapına
Son kuşlarda gidince, bir gökyüzü az gelir
Gizli bir yas gibi büyür sessizliğim
Ağaçta bir kuş yuvası olurum.
Yabancı gözlerle aynalardayım şimdi
Bir sen kaldın zulasında hayatın birde ben
Birde ayaklanmış öfkem...
Hem dünüm yeniktir sana, hem yarınım
Soframda bir kırmızı gül
Hastayken baş ucumda çorba, ütülü gömleğim
Ekmeğim, aşım, kadınım, can yoldaşım
Kundağım, mezarım, karım
Ve de sevmek kadarımsın
Derdimin tek anlayanı, yüreğimin güleç yanısın
Gün ışığım, gökkuşağım, deli kanımsın
Yürekliysen sende beni sev bu gece
Kunduramı bağlamayı öğrendiğim gün
Kendimi sevdiğim kadar..
Yaşamaksa seni sevmek
Ben hiç ölmedim.

Hayat Bana Yalan Söyledi

İlk kez hesaplaşıyorum kendimle...
Tuhaftır kalemi,kâğıdı ve seni
Onca sevmeme rağmen,
Sana ilk kez yazıyorum...

Şimdi sen yoksun, seni düşünmek var.
Çocukkende seni düşünürdüm her gece,
Radyo dinler, şiir yazardım,
Her Çarşamba pazara giderdik annemle,
Babam maaş aldığında baklava yerdik.
Dondurmayı da çok severdik,
Ablam üç top yerdi, ben iki top,
Yalnızca bu yüzden kavga ederdik.

Oysa, oysa hayatımın vaz geçilmeziydi ablam,
Onun da yüzü hiç gülmedi,
Hayırsızın birine kaçıp mahvetti hayatını,
Aklımdan hiç çıkmaz gittiği günkü karanlıklar.

Hüznümü büyüttüm o günden beri, kendimi değil,
Gözlerimde hâlâ bir çocuk ağlar,
Düşlerimi gezdirdiğim bulutlar,
Bir tohumun özlemiydi çiçeğe,
Ve hâlâ kulaklarımda annemin sesi,
Bitirsen şu okulu, bir işe girsen...

Şiirle karın doymadığı doğruydu,
Bak Cemil okudu mühendis oldu,
En güzel kızıyla evlendi Üsküdar’ın,
Evinide aldı arabasını da...

Ben ise bağlama çalardım kendi halimce,
Sesim güzelmiş öyle derlerdi,
Nereden bilirdim,
Hep hüzünlü türküleri söyleyeceğimi?
Hayat bana yalan söyledi.

Mektuplar yazardım Almanya da ki abime,
Okulu bitireceğime söz verirdim,
Masum düşlerimin o en sürgün adasında,
Bakışları uzaklara dalıp giden şarkılar
Ve mevsimsiz solmuş bir çiçek gibi,
Ayaklar altında nasıl ezilirse umut,
Benim de güneşimi işte öyle çaldılar.
Öyle tutsak aldılar sevinçlerimi.

Sensiz geçen ger günü hesabıma yazdılar,
Şimdi öyle uzak ki...
Çay içip simit yediğimiz o günler,
Kardeşine karne hediyesi, uçurtma yaptığım günler
Öyle uzak ki...

Oysa saçaklarda titreyen bir serçenin,
Ekmek tanesine kanat çırpması,
Ve bir anne duası kadar içten sevmiştim seni.
Fener stadında Beşiktaş maçı,
Ve parasızlığımız devam ederken,
Bütün mavilerimi sana vermiştim.
Kaybetmek alnıma yazılmış sanki
Olmadı bir tanem...
Hayat bana yalan söyledi.

Babanın tayini çıkıp ta gittiğiniz o kış,
Yine pençe yaptırmıştık ayakkabılarımıza,
Sana söyleyememiştim ama, işten ayrılmıştı babam,
Kapanmıştı çalıştığı lokanta.

Senet zamanları daha bir çökerdi omuzları,
Ve akşam trenlerinin işçi yorgunluğuyla
Daha bir uzardı raylar.
Sitemlerim bile eğlenmişti hayata,
Öfkeli bir yanardağ isyanlara uyanmıştı,
Üstelik, üstelik sen de yoktun artık,
Oysa, yalnızca sen öpmüştün gözlerimi,
Bir yanı hep eksik kalmış çocukluğumun.

Aslında her insan yenikti hayata,
Ve birazda küskün...
Son trende kaçınca istasyondan,
Öyle kala kalırdık yorgun ve üzgün,
Kendime düşmanlığım bu yüzden,
Hep kendime pişmanlığım...
Şimdi her şeyim yarım,
Fotoğrafının arkasına ne yazdığımı bile çoktan unuttum.

Bir silâhım olsaydı, bir silâhım,
Yoksulluğu şakağından,
Kaybetmeyi kalbinden,
Ve sensizliği alnının tam ortasından vururdum.

Düzmece duygular harcım değildi,
Uzak denizlerin fırtınasıydım,
Karlı dağların kekliği...
Yoksuldum yoksul olmasına ama onurluydum.

Şimdi ne sen varsın, ne o eski sevdalar,
Olsun, üstüme devrilse de bu sağır karanlık,
Akşam olur şairlere gün doğar,
Bir kerecik söyle demiştin, söyleyememiştim hani
İşte şimdi söylüyorum:
Seni seviyorum.

Fatih Kısaparmak




melodrama
24-12-2006, 19:59
Yakılmış Mektup

Sana bu mektubu uzaklardan yaziyorum
Adresini coktan unttum
Bir siirin sisesine kalbimi koyup sulara birakiyorum
Ah benim eski türküm
Ah benim hazin öyküm
Yanlisim, yenilisim

Ne yaptimsa seni mutlu edemedim
Oysa, bir kemanin vardi birde sen
Acimadin, ezdin beni, üzdün hic acimadin
Yavrusuna yanan bir anne gibi
Icime gömdüm depremlerimi
Ceketimi alip gittim
Derin derin ic cekisim bu yüzden
Inadina suskumdum oysa
Inadina vurgun gec uslandim
Sen görmedin ama
Alti mosmor gözlerimde islandim

En cok istavriti severdin
SIKIP limonu maydonaza saraba vururdun hani
Eski bir kasette bizim sarkimiz
Alip götürdü seni salas meyhanelerde
Ve kumsaldaki ayak izlerinde
Kirilan hayallerim ümitlerim
Ve seni bekleyisim her yagmur aksaminda
Daha mutluyduk o günler herseye ragmen özgürdük
Kitap alacak paramiz olmasa da
Ucuz tütün icsekde pahaliydi düslerimiz
Ne kadar cok isterdim bu sarkimi duymani
Kanayan bir gül misali
Saclarina takdigim suskun cigliklariyla inleyen su kemani
Ki, her notasi ödesmenin ve hayatla yüzlesmenin katrani

Hatirlarmisin, parasiz kalmistikda bir gün
Kardesinin kumbarasini bosaltip konsere gitmisdik
Imzasini almistik sevdigimiz sarkicinin
Birlikte fotograf cektirmistik
Bir sise gazosu ve kasarli tostu bölüsmüstük
Hey gidi hey !
Azmi siir yazdik ders kitablarina
Ötobüse biletsiz mi binmedik
Komaya mi girmedik her Besiktas macinda

Simdi bir hastene aksaminin yorgun penceresinde
Maziye dalip dalip gitmelerimsin artik
Ne kemanim var yanimda nede sen varsin
Mevsimlerden hüzün aylardan pismanlik ve karanlik

Sen ki bu mektubu saklayacaksin
Öpüp öpüp koklayacaksin belki
Ve artik gelmedigimi bile bile bekleyeceksin
Ah benim eki türküm
Ah benim hazin öyküm
Yanlisim, yanilisim
Seni hic üzermiyim
Ben bu mektubu defalarca yazmisim
Defalarca yakmisim ....

(Almanya 30.01.2001)

Fatih Kısaparmak

sinemis
25-12-2006, 21:05
Ne anlamsız duygudur bu,
Anlatılması imkansız,yaşansa da ,
BİR GİDİŞ VAR..
Ama dönüş yok halen...
İnceden kulağıma geliyor türkü,
Düşündürüyor ister istemez geleceğin günü,
Bir sevdiğim var uzaklarda,
Bilinmez bensiz ne yapıyor oralarda,
Yarime şöyle doya doya sarılmak var da,
Engeller var arada
Bir gidiş var...Çıkmaz yollara giden..
Bir gidiş var..Karanlığa çıkan..
Bir gidiş var..Dönüşü olmayan..
Bir gidiş var..Arkada bekleyenler bırakan...
Bir gidiş var..Seni benden ayıran..Beni gecelerce ağlatan..Temiz,masum,saf bir kızı büyüten..