NİRVANA
25-12-2006, 17:38
Not: Zeka sorusu olduğu için sallamasyon cevaplar kabul edilmeyecek. AÇIKLAMA yapılacak cevaplarda.!
Soru :
Bir ülkede, köyün birinde 3 kardeş yaşarmış. Maddi durumları çok iyi olmayan bir ailenin çocukları imişler.
Bu 3 kardeş köyün muhtarının kızına aşıkmışlar. Ama hiçbiri diğer kardeşinin o kızı sevdiğini bilmiyormuş. İşin ilginç tarafı kızında bu aşklardan haberi yokmuş.
Büyük kardeş, babasının yanına gitmiş ve demiş ki :
- Baba, benim yaşım ilerledi, evlenme zamanım yaklaşıyor. Bu iş için sana yük olmak istemiyorum. O yüzden evlenmek için para kazanmak üzere gurbete, uzak diyarlara gitmek istiyorum. Para kazanıp döndüğümde sevdiğim kızla evleneceğim.
Babasından izin alan büyük oğlan, sevdiği muhtarın kızı ile döndüğünde evleneceğini hayal ederek gurbete doğru yola çıkar.
Abisi gurbete gittikten bir kaç gün sonra bu sefer ortanca oğlan babasının huzuruna çıkar ve abisi gibi evlilik için gerekli parayı kazanmak üzere gurbete gitme izni ister. Verilen iznin ardından oda sevdiği kızı hayal ederek gurbete yollanır.
Hikaye bu ya, küçük kardeşte aynı dert içindedir. Çok geçmeden oda babasının huzuruna çıkıp aynı izni ister ve aldığı iznin ardından oda hayalleriyle birlikte yola çıkar.
Bu üç kardeş, aynı uzak diyarda bir yıl çalışırlar. Zaman zaman da birbirleri ile görüşmektedirler. Epeyce para kazanmışlardır. Daha da çalışmaya devam edeceklerdir.
- Büyük kardeş BİR YILDA KAZANDIĞI PARA İLE bir dürbün satın alır. Bu dürbün ilginç bir dürbündür. Olduğu uzak diyardaki eninin penceresinden dürbünle bakınca, memleketinde ki sevdiği kızın evi ve sevdiği kız görünmektedir.
- Ortanca kardeş ise BİR YILDA KAZANDIĞI PARA İLE uçan halı satın almıştır. Bu halı ile arada bir uçarak, kısa sürede memleketine gelmekte ve sevdiği kızı görüp, geri dönmektedir.
Küçük kardeşte BİR YILDA KAZANDIĞI PARA İLE ölüm var, kavuşamamak var deyip bir elma satın alır. Bu elma öyle bir elmadır ki, bu elmanın suyu çıkarılıp boğazına damlatılan ölü canlanmaktadır. Ama işe yaraması için ölünün gömülmemiş olması gerekmektedir. Gömüldükten sonra fayda etmemektedir.
Bir yıllık kazançlarını aldıkları şeylere bağlayan kardeşler çalışmaya devam ederler. Tabi kendi aralarında zaman zaman görüşmeleri de devam eder ama aldıkları şeylerden birbirlerinin haberi yoktur.
Aradan bir yıl daha geçmiştir.
Günler geçip giderken kardeşlerden büyüğü zaman zaman köyünü ve sevdiğini izlemektedir. Bir gün yine köydeki sevdiğinin evini izlerken orada bir olay olduğunu görür. Sevdiği kız ölmüştür. Defin hazırlıkları yapılmaktadır. Büyük kardeş bu gördüğü olaya çok üzülmüştür çünkü en azından yanına gidip son bir kere yakından görme şansı bile yoktur.
Ortanca kardeşine gidip ağlamaklı bir şekilde durumu anlatır. Sevdiği kızın öldüğünü aldığı dürbünle gördüğünü ama oraya olaşamadığını söyler. Ortanca kardeş aynı kızı kendisinin de sevdiğini söyler. Oraya gitmek için uçan halısını olduğunu ve birlikte oraya gidip son vazifelerini yapabileceklerini anlatır.
Çıkmadan önce de küçük kardeşlerine de haber verip olayı ve gelişmeleri anlatırlar. İsterse kendisinin de gelebileceğini söylerler. Küçük kardeşte aynı kızı kendisinin de sevdiğini, eğer gömülmeden önce ulaşabilirlerse, elindeki elma ile onu diriltebileceğini anlatır.
Hep beraber uçan halıya binerek, kısa sürede köye ulaşırlar. Elma ezilerek suyu çıkarılır ve ölmüş olan kızın ağzından boğazına doğru damlatılarak içirilir. Tabi ki kız canlanır....
Köydeki matem havası dağılarak yerine mutluluk havası esmeye başlar. Böylece bir kaç gün geçer...
Bir kaç gün sonra büyük oğlan babasına evlenmek için gerekli paranın hazır olduğunu ve Ölümden dönen muhtarın kızıyla evlenmek istediğini söyler... Ortanca oğlanda oradadır. O da aynı kızla evlenmek istediğini söyler... Tabi ki küçüğü de aynı istektedir.
Hal böyle olunca kızla evlenmeyi kimin hak ettiği tartışılmaya başlanır. Üç kardeşte o hakkın kendilerinde olduğunu savunurlar.
Baba, bu işe kendisinin karar veremeyeceğini kıza sormalarının gerektiğini ve kararın ancak onun verebileceğini söyler. Ertesi günü kızın evine ziyarete gidilir. Durum anlatılır ve kızın karar vermesi istenir.
Kız : "Bu kararı ben veremem. Çünkü benim bu sevgiden haberim yoktu. Olmadığı gibi, herhangi birine karşı böyle bir sevgim de yoktu. Birine evet dersem diğerinin bana olan hakkının altında kalmış olurum. Çünkü üçünün de yaşamama katkısı vardır. O yüzden buna kendileri veya bir başkası haklı bir biçimde karar versin. Ben herhangi biri ile evlenmeye razıyım" der
Bu iş iyice çözümsüzleşir.
Son olarak kasabanın hakimine müracaat ederler...
Hakim, olayları tek tek, ayrı ayrı herkesten dinler. Ve bu kararı vermenin o kadar zor olmadığını kızla evlenmeyi hangi kardeşin hak ettiğini söyler.. Karar herkesi tartışmasız tatmin etmiştir.
EVET, HAKİM SİZSİNİZ... KIZ İLE EVLENMEYİ KİM HAK ETTİ....
Cevaplarınızı gerekçesi ile birlikte yazacaksınız. Büyük kardeş, ortanca kardeş veya küçük kardeş demek yetmiyor....:lamba:
Soru :
Bir ülkede, köyün birinde 3 kardeş yaşarmış. Maddi durumları çok iyi olmayan bir ailenin çocukları imişler.
Bu 3 kardeş köyün muhtarının kızına aşıkmışlar. Ama hiçbiri diğer kardeşinin o kızı sevdiğini bilmiyormuş. İşin ilginç tarafı kızında bu aşklardan haberi yokmuş.
Büyük kardeş, babasının yanına gitmiş ve demiş ki :
- Baba, benim yaşım ilerledi, evlenme zamanım yaklaşıyor. Bu iş için sana yük olmak istemiyorum. O yüzden evlenmek için para kazanmak üzere gurbete, uzak diyarlara gitmek istiyorum. Para kazanıp döndüğümde sevdiğim kızla evleneceğim.
Babasından izin alan büyük oğlan, sevdiği muhtarın kızı ile döndüğünde evleneceğini hayal ederek gurbete doğru yola çıkar.
Abisi gurbete gittikten bir kaç gün sonra bu sefer ortanca oğlan babasının huzuruna çıkar ve abisi gibi evlilik için gerekli parayı kazanmak üzere gurbete gitme izni ister. Verilen iznin ardından oda sevdiği kızı hayal ederek gurbete yollanır.
Hikaye bu ya, küçük kardeşte aynı dert içindedir. Çok geçmeden oda babasının huzuruna çıkıp aynı izni ister ve aldığı iznin ardından oda hayalleriyle birlikte yola çıkar.
Bu üç kardeş, aynı uzak diyarda bir yıl çalışırlar. Zaman zaman da birbirleri ile görüşmektedirler. Epeyce para kazanmışlardır. Daha da çalışmaya devam edeceklerdir.
- Büyük kardeş BİR YILDA KAZANDIĞI PARA İLE bir dürbün satın alır. Bu dürbün ilginç bir dürbündür. Olduğu uzak diyardaki eninin penceresinden dürbünle bakınca, memleketinde ki sevdiği kızın evi ve sevdiği kız görünmektedir.
- Ortanca kardeş ise BİR YILDA KAZANDIĞI PARA İLE uçan halı satın almıştır. Bu halı ile arada bir uçarak, kısa sürede memleketine gelmekte ve sevdiği kızı görüp, geri dönmektedir.
Küçük kardeşte BİR YILDA KAZANDIĞI PARA İLE ölüm var, kavuşamamak var deyip bir elma satın alır. Bu elma öyle bir elmadır ki, bu elmanın suyu çıkarılıp boğazına damlatılan ölü canlanmaktadır. Ama işe yaraması için ölünün gömülmemiş olması gerekmektedir. Gömüldükten sonra fayda etmemektedir.
Bir yıllık kazançlarını aldıkları şeylere bağlayan kardeşler çalışmaya devam ederler. Tabi kendi aralarında zaman zaman görüşmeleri de devam eder ama aldıkları şeylerden birbirlerinin haberi yoktur.
Aradan bir yıl daha geçmiştir.
Günler geçip giderken kardeşlerden büyüğü zaman zaman köyünü ve sevdiğini izlemektedir. Bir gün yine köydeki sevdiğinin evini izlerken orada bir olay olduğunu görür. Sevdiği kız ölmüştür. Defin hazırlıkları yapılmaktadır. Büyük kardeş bu gördüğü olaya çok üzülmüştür çünkü en azından yanına gidip son bir kere yakından görme şansı bile yoktur.
Ortanca kardeşine gidip ağlamaklı bir şekilde durumu anlatır. Sevdiği kızın öldüğünü aldığı dürbünle gördüğünü ama oraya olaşamadığını söyler. Ortanca kardeş aynı kızı kendisinin de sevdiğini söyler. Oraya gitmek için uçan halısını olduğunu ve birlikte oraya gidip son vazifelerini yapabileceklerini anlatır.
Çıkmadan önce de küçük kardeşlerine de haber verip olayı ve gelişmeleri anlatırlar. İsterse kendisinin de gelebileceğini söylerler. Küçük kardeşte aynı kızı kendisinin de sevdiğini, eğer gömülmeden önce ulaşabilirlerse, elindeki elma ile onu diriltebileceğini anlatır.
Hep beraber uçan halıya binerek, kısa sürede köye ulaşırlar. Elma ezilerek suyu çıkarılır ve ölmüş olan kızın ağzından boğazına doğru damlatılarak içirilir. Tabi ki kız canlanır....
Köydeki matem havası dağılarak yerine mutluluk havası esmeye başlar. Böylece bir kaç gün geçer...
Bir kaç gün sonra büyük oğlan babasına evlenmek için gerekli paranın hazır olduğunu ve Ölümden dönen muhtarın kızıyla evlenmek istediğini söyler... Ortanca oğlanda oradadır. O da aynı kızla evlenmek istediğini söyler... Tabi ki küçüğü de aynı istektedir.
Hal böyle olunca kızla evlenmeyi kimin hak ettiği tartışılmaya başlanır. Üç kardeşte o hakkın kendilerinde olduğunu savunurlar.
Baba, bu işe kendisinin karar veremeyeceğini kıza sormalarının gerektiğini ve kararın ancak onun verebileceğini söyler. Ertesi günü kızın evine ziyarete gidilir. Durum anlatılır ve kızın karar vermesi istenir.
Kız : "Bu kararı ben veremem. Çünkü benim bu sevgiden haberim yoktu. Olmadığı gibi, herhangi birine karşı böyle bir sevgim de yoktu. Birine evet dersem diğerinin bana olan hakkının altında kalmış olurum. Çünkü üçünün de yaşamama katkısı vardır. O yüzden buna kendileri veya bir başkası haklı bir biçimde karar versin. Ben herhangi biri ile evlenmeye razıyım" der
Bu iş iyice çözümsüzleşir.
Son olarak kasabanın hakimine müracaat ederler...
Hakim, olayları tek tek, ayrı ayrı herkesten dinler. Ve bu kararı vermenin o kadar zor olmadığını kızla evlenmeyi hangi kardeşin hak ettiğini söyler.. Karar herkesi tartışmasız tatmin etmiştir.
EVET, HAKİM SİZSİNİZ... KIZ İLE EVLENMEYİ KİM HAK ETTİ....
Cevaplarınızı gerekçesi ile birlikte yazacaksınız. Büyük kardeş, ortanca kardeş veya küçük kardeş demek yetmiyor....:lamba: