PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Saddam Hüseyin(1937-2006)




^^SuLuBoYa^^
30-12-2006, 07:57
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/arsivimage.aspx?picid=107954

Saddam Hüseyin, (Saddam Hüseyin Abdülmecid el-Tikritî, صدام حسين عبد المجيد التكريتي), (d. 28 Nisan 1937 - ö. 30 Aralık 2006). Devrik Irak devlet başkanı.

Gerçek doğum tarihi kaydedilmemiştir ve 1935 ile 1939 arasında olduğuna inanılmaktadır. Bazı kaynaklarda 1 Temmuz 1939 olarak görülür. 16 Temmuz 1979'da başlayan devlet başkanlığı görevini, Irak'ın 9 Nisan 2003 tarihinde ABD tarafından işgal edilmesine kadar sürdürdü. Irak'ın, laik Arap milliyetçiliğini, ekonomik modernizasyonu, ve Arap sosyalizmini benimseyen Baas Partisinin ileri gelen bir üyesi olarak Saddam, partisini iktidara getiren 1968'deki darbede önemli bir rol oynamıştır.

Kuzeni, general Ahmed Hassan al-Bakr'ın yardımcısı olarak, Irak hükümeti ile Irak silahlı kuvvetleri arasındaki fikir ayrılıklarını, baskıcı güvenlik kuvvetleri oluşturarak oldukça sıkı bir şekilde kontrol ediyordu. Saddam, bir devlet başkanı olarak hükümeti oldukça otoriter bir tarzda yönetti ve İran-Irak Savaşı'nda (1980–1988) ve 1991'deki Körfez Savaşı'nda iktidardaydı. Saddam hükümeti, bağımsızlık veya otonomi isteyen etnik veya dini grupların, iktidarı için tehlikeli olabilecek hareketlerini bastırdı.

Saddam, ABD ve müteffiklerinin 2003'de Irak'ı işgal etmeleri ile azledilmiş oldu ve 13 Aralık 2003'de yakalandı. Irak geçici hükümeti'nce kurulan "Irak Özel Mahkemesi" 5 Kasım 2006'da, "insanlığa karşı işlenen suçlar"dan dolayı asılarak idam edilmesine karar verdi.




^^SuLuBoYa^^
30-12-2006, 07:58
Saddam Hüseyin yirmi yılı aşkın süre 'devlet başkanı' olarak Irak'ın kaderine hükmetti. Saddam liderliğinde Irak, komşusu İran'la uzun ve kanlı bir savaş yaşadı, diğer komşusu Kuveyt'i de işgal etti. Irak, Arap dünyasının pek çok üyesiyle de sorunlu ilişkiler yaşadı.

Saddam Hüseyin, sadece bölgesel dengelere ve komşularına yönelik bir 'tehdit' olmakla kalmadı. Kurduğu baskıcı yönetim mekanizmasıyla kendisine muhalefet eden herkesi acımasızca susuturdu. Saddam, iktidarını korumak için gerektiğinde herkesi harcayabildi. Sürgünde yaşayan Iraklı eski bir diplomat Saddam'ın 'yönetimi anlayışını' şöyle tanımlıyor: "Saddam, Bağdat'taki koltuğunu korumak için tüm ülkeyi feda edebilecek bir diktatör."

I. Körfez Savaşı'nın ardından uygulamaya konulan uluslararası ambargo nedeniyle Irak halkı yıllarca sefalet içinde yaşadı. Yetersiz beslenme, ilaç sıkıntısı ve kötü yaşam koşulları nedeniyle, başta çocuklar olmak üzere, Irak halkı 'kırıldı'. Ambargonun kalkması için kendisinden istenilen koşulları yerine getirmemekte direnen Saddam, I. Körfez Savaşı'nı kendisinin kazandığını iddia ederek 'Arap dünyasının yeni çağ kahramanı' rolünü oynadı. Ancak II. Körfez Savaşı'nın ardından ortadan kayboldu.

SİYASETLE ERKEN TANIŞTI

1937 yılında Tikrit'te dünyaya gelen Saddam'ın siyasetle tanışıklığı ilk gençlik günlerine kadar uzanıyor. O günlerde kendini, Arap dünyasına egemen ulusçu-özgürlükçü ve anti emperyalist rüzgara kaptıran Saddam, genç yaşlarda Baas Partisi'ne katıldı. 1956 yılında başarısız bir darbe girişiminde bulundu. Monorşinin sona ermesinden ardından Başbakan Abdül Kerim Hassam'ı öldürmek için oluşturulan bir suikast örgütünün içinde önemli bir rol oynadı. Ancak bu olay açığa çıktı ve Saddam ülke dışına kaçmak zorunda kaldı.

1963 yılında Baas Partisi iktidara gelince ülkesine geri döndü. Bu sırada kuzeni Sacide ile evlendi ikisi erkek üçü kız beş çocuğu oldu. Ancak geçen yıllar Baas Partisi ile arasındaki farklılıklar derinleşmeye başladı. Çatışmalar iyice sertleşince Saddam hapse atıldı.

DARBE HAPİSTEN KURTARDI

1968 yılında yapılan darbe Saddam'ı da hapisen kurtardı. Parti içinde hızla yükselen Saddam, taviz vermez kararlılığı ve sertliği sayesinde Baas'ın en önemli yapılarından olan Devrim Konseyi Kurulu'na girdi. Zamanla konumunu iyice pekiştirdi ve Başkan Ahmed Hasan Bekri iktidarının perde arkasındaki asıl güç kaynağı oldu. 1979 yılında ise bir darbeyle iktidara el koyarak 'perdeyi indirdi'. İlk iş olarak da muhaliflerine karşı acımasız bir 'imha' kampanyası başlattı.

O tarihten bu yana Saddam iktidarını, güçlü bir istihbarat ağına dayanan baskıcı yöntemlere dayandırdı. Sesini yükselteni öldürmekten hiç çekinmedi. Bazen bu imha kampanyaları, Halepçe örneğinde olduğu gibi, kentin tamamına yönelik 'soykırım' haline de dönüştü.

İKTİDAR HIRSININ FATURASINI HALKI ÖDEDİ

1980 yılında Saddam kendisini Arap dünyasının liderliğine taşıyacak, Batı'nın gözünde de vazgeçilmez kılacak bir fırsat gördüğünü sandı. İran'da İslam Devrimi bütün hızıyla sürmükteydi. Humeyni rejiminin başta ABD olmak üzere Batı ile ilişkileri giderek kötüleşiyor, İran, 'devrim ihracı' politikasıyla' tüm bölge için bir tehdit olarak algılanılyordu. Saddam işte bu tesbite dayanarak İran'a savaş açtı. Hesapları, bu savaşta Batı'nın desteğini kolayca alacağına ve çalkantılı günler geçiren İran'ın fazla direnemeyeceğine dayanıyordu. Savaşın ilk günlerinde Irak askerleri önemli bir su bölgesi olan Şatt el Arab'ı ele geçirdi.

Ama İran, Saddam'ın tahmin ettiğinden daha dişli çıktı. Ve 8 yıl süren savaş yüzbinlerce insanın ölümüne yol açtı. İki ülkenin ekonomisi de tahrip oldu. Savaş bittiğinde her iki taraf da başlanılan noktadaydı.

SONA DOĞRU SADDAM

Petrolün, gücünü elindeki tek güç olduğu için çok iyi bilen Saddam, İran Savaşı'ndan umduğu kazancı elde edemeyince gözünü Kuveyt'e çevirdi. 2 Ağustos 1990 yılında Saddam'ın birlikleri Kuveyti işgal etti.

Kuveyt'in işgaliyle telaşlanan diğer Körfez ülkeleri Batı'ya iyice yanaştı. Suudi Arabistan toprakları çok uluslu güce açıldı. Saddam'ı geri çekilmeye ikna etmek için yürütülen çabalar da sonuçsuz kalınca, 17 Ocak'ta savaş başladı. Saddam'ın savaşı 'bütün savaşların anası' olarak niteledi ancak uluslararası güçlerin karşısında geri çekilmek zorunda kaldı ve Irak'ta ambargoların gölgesinde bir yaşam başladı.

Yıllarca süren ambargolar sırasında Saddam ve çevresindekiler konforlu hayatlarına devam ederken dünyanın en büyük petrol rezervlerinden birinin üzerinde yaşayan Irak halkı, açlık ve sefalet içinde kaldı.

İKİNCİ KÖRFEZ SAVAŞI

İkinci Körfez Savaşı'nın ardından Saddam, ailesi ve en yakın adamları ortadan kayboldu. Saddam'ın kurmayları bir bir yakalanırken, Saddam'ın zalimlikleriyle ünlenmiş oğulları Uday ve Kusay öldürüldü. Koalisyon güçleri, Saddam'ın doğum yeri olan Tikrit ve çevresinde aramalarını yoğunlaştırdı. Zaman zaman ortaya çıkan Saddam'ın hayatta olduğunu ve direnişi örgütlendiğini duyurduğu kasetleri ABD liderliğindeki güçlerde moral bozukluğuna yol açaıyordu. Ancak bugün yani 14 Aralık 2003 Cumartesi günü önce iddia olarak ortaya atılan "Saddam yakalandı" haberleri öğleden sonra sağlık kontrolünden geçirilirken çekilen görüntülerinin yayınlanmasıyla kesinleşmiş oldu. Şimdi en çok merak edilen konu Saddam'a ne olacağı. Uluslararası bir mahkemede mi yargılanacak, yoksa ABD, Afganistan örneğinde olduğu gibi kendi hesabını kendisi mi görmeye çalışacak?

Hatırlanacağı gibi ABD, uluslararası hukuk kurallarını hiçe sayarak Guantanamo'da yürüttüğü soruşturma ve yargılamaları nedeniyle eleştiriliyor.

^^SuLuBoYa^^
30-12-2006, 07:58
Saddam'ı idama götüren tarihler

Irak'ın devrik lideri Saddam Hüseyin, 13 Aralık 2003'te yakalanışının ardından idam cezası kesinleşinceye kadar bir dizi neler yaşadı. İşte Saddam'ı idama götüren tarihler.

13 Aralık 2003: Saddam Hüseyin Tikrit'te bir sığınakta saklanırken ABD askerleri tarafından yakalandı.

Aralık 2003: Irak Hükümeti, Savaş Suçları Mahkemesi kurdu.

Haziran 2004: Saddam yasal olarak Iraklı yetkililere devredildi böylece devdik lider Irak yasalarına göre yargılanma statüsüne geçmiş oldu.

Haziran 2005: Saddam Duceil katliamı olarak kendisine sorulan soruları video aracılığıyla yanıtladı.

Ekim 2005: Saddam Hüseyin davası başladı. Hemen hemen bütün duruşmalar olaylı geçti. Devrik lider birçok kez mahkemenin meşruiyeti sorguladı.

Ekim-Kasım 2005: Saddam'la birlikte yargılanan şüphelilerin iki avukatı öldürüldü.

5 Kasım 2006: Saddam, insanlığa karşı suç işlediği gerekçesiyle idam cezasına çarptırıldı. Saddam Hüseyin'in asılarak idam edilmesine karar verildi.

3 Aralık 2006: İdam kararının bozulması için temyize gidildi.

26 Arılık 2006: Saddam Hüseyin'in idam edilmesi kararı onaylandı. Bazı kişiler temyiz başvurusunun üzerinden bir ay bile geçmeden değerlendirilmesini eleştirdi.

azerhan
30-12-2006, 08:05
Ellerine sağlık ...

adLer
30-12-2006, 09:35
ustam adamı astılar yaw :(:(:( idamı bize yasaklatan avrupalı bu idamı ayakta alkıslıyor...sasılacak gibi değil

^^SuLuBoYa^^
30-12-2006, 09:36
ustam adamı astılar yaw :(:(:( idamı bize yasaklatan avrupalı bu idamı ayakta alkıslıyor...sasılacak gibi değil

astılar evet, çok sinirliyim bu yüzden.. :mad:

teşekkürler azerhan..

BozzoCan
02-01-2007, 08:49
Saddam gerçekten bir lidermiş. Beni çok şaşırttı kötü biri olmadığına karar verdim sonun da onun. İran ile savaşı yanlıştı hata idi ancak cellatları ile tartışacak kadar delikanlı ve mert ve asalet sahibi biri olduğunu tüm dünya ile aynı an da ben de gördüm. "Cehenneme..." diyen kuyruk acısı bulunan cellatlarına "Adam olun adam" diyordu. En ufak bir telaş ve korku belirtisi olmadan idam edildi. Allah tafsilatını affeyle. Son olarak idamı ardından Türkiye de açıklamalardan en güzel ve yerin de olanını bir parti genel başkanı yaptı aynen aktarıyorum; "Saddam diyelim 10.000 kişiyi haksız olarak katletti, ancak Amerikanın bu operasyonu sonucu ölenlerin sayısı resmi rakamlara göre 650.000"
Aklım da ki soru : Peki bu 650.000 mazlumun ve masumun adaleti nasıl sağlanacak ?