Orijinalini görmek için tıklayınız : duyguLaR keRvanı....
Hani yalnızsındır
Karanlıktır geceler
Sevmek istersin hani
Masum, çocukça ,erkekçe
Hani güvenmek istersin birine
Sarılmak parçalarcasına
Dokunmak istersin sonra yüreğinle
Hani konuşmak istersin gözlerle
Ellerini kenetlemek güvenle
Hani özlemişsindir bazı kelimeleri
Hani özlemişsindir özlemeyi
Hani korkarsın acı çekmekten
Yormuştur bu geceler seni
Ama özlemişsin ya sevmeyi
Hani yalnızsındır yorar seni
Geceler korkutur seni
Ama güvenmek istersin birine
Tutunmak istersin hani
Hani tutunursun bir sevdaya
O tutmasa da seni
Hani özlemişsin ya sevmeyi
Hani seversin ya masum, çocukça, erkekçe
Güvenirsin ya hani, kandırır seni
Hani görürsün taş olur yüreğin
Tövbe edersin, hani sonra yine özlersin
İbrahim Çetinkaya
Zamansız sevda göçü yaşıyor mevsim.
Azılı katillerin şarkısı susuyor,
ses susuyor
sen gidiyorsun.
Yine o şarkıda,
sevişmeliyiz diye düşünüyorum
ve o şarkıyı sevmeliyiz.
Senin omaya yüz tutmuş bedenim,
sensizlik, artık susuyor.
Zamansız sevda göçü yaşıyor mevsim.
Ellerin kirli,
korkuyor dokunamıyorsun.
Oysa parmak uçların kirletmiyor bedenimi,
bedenim zaten kirli...
Ellerin susuyor,
bedenim, bedenin oluyor.
aşk bütünleşiyor.
biz bütünleşiyoruz.
sen
ben
biz...
Zamansız sevda göçü bu.
Mevsim aşk
ve ellerin,
kirli olsada kirletmiyor bedenimi,
bedenim zaten kirli.
13.mart.2002/istanbul
Funda Kipural
Gönül hep zora tutsak idi, hep uzaklara bağlı
Bir suret çizmiştim yüreğimin ortasına
Bir “sen” vardı içimde senden öte
Bir “sen” vardı içimde hep ulaşılmaz
Acı, keder, elemle beslenen bir “sen”
Sen geldin, öldürdün içimdeki “sen”i
Öldürdün benim öldüremediğim ölmeyeni
Artık ne nakış kaldı ne sevda
Seni gönlüme bağladığım ilmikler çözüldü
Bilmeceler cevabını buldu artık
Sen geldin çözüldü bu sevda.
Yirmi dokuz harfin anlatmaya yetmediği
Kelimelerin, şiirlerin, destanların bile
Anlatmada aciz kaldığı
O el değmemiş, o ulaşılmaz sevda
Dolaşıyor şimdi dillerde
Artık ne sır kaldı ne sevda
Sen geldin; eridi, yok oldu, öldü bu sevda
Dışarıdaki sen girmeye çalıştın içime
İçimdeki “sen”in mahremiyeti yok oldu,çıktı dışıma
Duydu artık herkes.Ne sır kaldı ne sevda
Baharlara güz, dillere söz oldu bu sevda
Sığmazdın türkülere.Oysa şimdi türkü misali dillerdesin
Şarkılarda hep sen varsın
Öyle basit anlatıyorlar ki artık seni…
Artık ne sır kaldı ne sevda
Bak her dilde sen her dilde biz
Her telde sen ve her telde biz
Ceylan gibi yoz oldu
Rüzgarlara toz oldu
Her ele bir saz oldu bu sevda
Bir kural vardı: mahremiyet, sır ve sevda
Ve bunların kanunu-yüreğimin kanunu-
Artık ne kural kaldı ne kanun
Ne sır ne de sevda
Yalnız ölü bir suret:içimde ölen “sen”
Dışarıdaki sen çiğnedin kuralı
İçimdeki mahrem “sen”
Öldürdüler de çıkardılar seni dışıma
Artık ne kural kaldı ne kanun
Ne sır ne de sevda
Sen geldin bozuldu bu sevda
Çatık kara kaş yok artık karşımda
Öfken yok,zorluk, ulaşılmazlık yok
Dağlar yok,karanlıklar,ıstıraplar
Kederler,acılar, elemler yok
Nerdeler şimdi aaah! Nerdeler?
Söyle.öldürdün de nereye attın
Yüreğimin “sen”ini besleyen çileleri
Artık hepsi yok oldu hiçbiri kalmadı
Artık ne kural kaldı ne kanun
Ne sır ne de sevda
İçimdeki “sen” öldü ve
Mezar taşıma yazıldı bu sevda.
Halil Kocaman
!NC!PéR!S!
19-01-2007, 11:15
Biz küçüktük
Hayatın hoyratlığı ile
Karşılaşmamıştık daha
Ama yüreklerimiz büyüktü,
Büyüktü hayallerimiz.
Sonra büyüdük…
Kocaman adamlar olduk yani
Ve hayat acımadan vurdu bize
Önce hayallerimiz küçüldü
Sonra birer birer yok oldular.
Ama daha yüreklerimiz büyüktü
Ve o kocaman yüreklerimiz
Gençlik aşklarına yenik düştü
Hazanda kuruyan yapraklar gibi
Darmadağın olduk.
Yürek; yürektir insanı büyük yapan
Cesareti de yürek taşır,sevdayı da
Biz yüreklerimizden daha büyük
Sevdalara tutulduk,
Yağmurları avuçlarımıza sığdıramadık
Ve kapıldık sel sularına
Şimdi bütün sevdalarda yüreklerimiz;
Yağmur sevdalarda.
Yağmur sevdası
Kahramanların sevdası
Yeniklerin sevdası bizim sevdamız
Kayıp bir neslin sevdası.
Biz,yağmurlar gibi sevdik...
vBulletin v3.7.2, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by
vBSEO