PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Beni benim yerime bağışlarmısın???




DeJJaVu
18-01-2007, 19:04
Gecenin karanlığına yaslanıp gözlerine yıldızları ördüğüm zaman diliminden yazıyorum bu pulsuz mektubu. Yüreğimi kelimelere ilmekleyip yine sana yağıyorum yağmurlara gebe kalmış yüreğimle. Bir gece yarısı içten ice kanayan yokluğunu gözlerime gömüp her sabah güneş ile yine sana doğuyorum. Perdelerine eğilip gözlerinin karanlık duvarlarını yıkıyorum kirpiklerimde asılı kalmış gözyaşlarımla. Dağınık saçlarını rüzgarla tarayıp bulutlarla taçlandırılmış dağlarımın son kardelenlerini örüyorum saçlarının ince tellerine..

Seni hasret kelimelerinin dilsiz duvarlarına çizilmiş bir figürden öte kelebegin gözyaşlarıyla yazıyorum. Nedenini soracak olursan gülüm; toprağa düşen her gözyaşında ciceklerin dudaklarında her zaman yaşa diye. Biliyorum her canlı gibi bir gün vuslat şurubunu Azrail'in avuçlarından kana kana içecegiz. Her insan gibi toprağı gözlerinden öpüp bulutların kanatlarında bu dünyadan göçecegiz . Lakin unuttuğun birşey var sevdiğim. Bedenler çürüse de, diller unutsa da satırlara ilmeklenmiş gözlerin her zaman yaşayacak. Sen benim yürek bahçemde Zümrüd-ü Anka'nın gözyaşlarıyla beslenen ve gözlerimde nefes bilinen bir yudum ömürsün.

Her gün gözlerinde yeniden doğmak için avuç içlerine bir bebek gibi kıvrılıp soluklarına gömülüyorum yine. Kirpiklerine yaslanmış rüzgarların kanatlarına uzanıp gözlerinin huzurunu soluyorum. Yalnızlık anbarından bir dirhem sevgini dudaklarıma değdirip sana geliyorum. Toprağa mevzilenmiş güneşe seni anlatıp sonsuzluğa çiziyorum güllerin gözyaşlarında yıkanmış ismini. Seni " sende " yaşamaya geliyorum. Şehvet yüklü duygularına kiracı olmaya değil; dizlerinde kütük misali ağlamak için yüreğine geliyorum. Ben gözlerine kangren acıları sermeye değil; yüzünün coğrafyasında cicek açmış gülüşleri gözlerine ilmeklemeye geliyorum. Yaşadığım şehrin tüm ışıklarını söndürüp yüreğinin aydınlığında karanlıklarımı ezmeye geliyorum. Haydi gözyaşlarınla sil terli yüreğimi, gülüşlerinle öp seni kirpiklerinden kıskanan gözlerimi. Nefeslerinden bir yudum sun susuz dudaklarımın kurak topraklarına.

Yanına geldiğimde, zehir olup dolaşsan damarlarımda. Durma sevdiğim, imkansızlığına gömülmektense gülüşlerinin kurak toprakları olsun mezarim. Üşüdüm mü toprağın altında, sarılırım avuç içlerine bir cocuğun annesinin göğsüne kıvrılması gibi. Susadım mı, kirpiklerine uğrar kana kana içerim sevgini. Şimdi şehrimin tüm ışıklarını söndür ve şah damarıma sür kör bıçaklarını. Varlığının huzurunda sonlansın sen kokan kelimelerim. Bir yudum mutluluğun hazzında vur beni. Gözlerim, gözlerinden başka yurt bilmesin. Dizlerim, yüreğin gölgesinde toprağa sarılıp son kez gözlerinde gülümsesin Cennetin gölgelerine. Saçlarından örülmüş darağacındaki urganım olsun parmakların. Zehir olup dolaşsın damarlarımda keskin bakışların. Şimdi seni seviyorum diyen dilime kilit son kez vur ve şah damarımdan süzül içeriye. Zehrini sür hücrelerimin dudaklarına. Bal diye kana kana içsin damarlarım ölümün zehrini. Ne olur üzülme hicranım. Ölüm, senin kollarından gelmeli. Çünkü; sen benim yüreğimin satırlarına örülmüş ölümsüzlüğümsün....

Günahlarına kefil olmuşken,
Şah damarlarımdan süzül içeriye.
Zehrini bal diye içerim sen bende yaşarken.
Şehrimin tüm ışıklarını söndürüp
Acılarını kilitle üzerime.
Kurtlanmış sancıları giydirip bedenime,
Ölümün ipini geçir gözlerime.

Ne olur sus ölüm meleğim,
Dizlerine eğilsin yüreğim.
Senin ellerinden ölmenin ödülünü
Göğsümün sol yanına takayım.
Haydi zehir olup dolaş damarlarımda.
Azrail'in kollarına senin avuçlarından kanatlanayım




DeJJaVu
20-01-2007, 16:39
Seni yeşil gözlerinden sevdim
Yüklenmiş zayıf bir anımda değil
Seni ilk buluşmamızda sevdim.

Tanrıçalara sunar gibi sundum aşkı
Sevdalarımı savurdum
Aldım kollarıma
Sunaklara koyar gibi koydum.

Seni neden mi sevdim
Aşka teslim oluşlarından
Yaşanmamışlarımdan sevdim
Öylesine ki
Sevgiye doydum.

Seni neden mi sevdim
Dağlar şahit
Yıldızlar
Bir de ay
Bir sevda yaktık.

Öylesine güzel
Öylesine sarhoş
Ateşli taşlarda yattık.

Bazen bindik gök kuşaklarına

Kuşbakışı baktık aşka
Bazan uzakları yakın edip
Aşkı tarifsiz vuslatlarla tattık.

Seni neden mi sevdim.

Bir döşek serdin yüreğimde
Hayal ötesi tarifsiz din
Sabahsız gecelerde
Üstünde yattım.

Kattım gözyaşına sevgimi
Uğruna kaç gece sattım
Sen benim her şeyimdin
Sen
Sen benim kocaman aşkım.

Seni neden mi sevdim.
Sevdim ulan işte

Sen benim" nedenim" din
Sen
Sen
Benim öyle bir şeyimdin

DeJJaVu
22-01-2007, 18:02
http://img364.imageshack.us/img364/9444/gidicemkd3.jpg


Küçük bir çocuğun hiç bilmediği bir şehirde
kayboluşunu ve bi köşede kıvrılarak sessizce ağlayışını yaşıyorum sanki…


Tek farkımız ben bildiğim bi şehirde kayboldum
ve gözyaşlarının asil olduğunu bilmeyen insanların arasında ağlamaya çalışıyorum …

Eeeeee bu çabamda sonuçsuz kalacak biliyorum!

Beni benim yerime bağışlar mısın ?

Oysa garipliğimi sudan sebeplerle süslemeyin dedim . .
sevecekseniz yıpratmadan acıtmadan ve okşayarak sevin dedim!!

Ellerimin küçüklüğü çocukluğumdan kalma.. saçlarımın dağınıklığı rüzgardan..

Beni rüküş oyunlarınızın içine almayın oynayamam dedim…


Çok sonraları fark ettim kendi kendime konuştuğumun!!


beni deli sanacaklar yada sanmayacaklar delilik bu…

Benim adıma saklayabilir misin isyanlarımı…

özenle çığlığımı tutar mısın?!! düşmesin yere bi gün işime yarayabilirler..

DeJJaVu
22-01-2007, 18:04
Toprak böylesine özledi mi suyu?
Bu uzaklarda kalmışlığın şimdi acıtan,
ellerin bile bana yabancı..
Bir tek ellerin mi?
İsminsiz dudaklarım..
Sensiz sözlerim yalnız,
tırnaklarım,
kirpiklerim bile..
Bu umarsız ayrılıklar,
bu nerden geldiği bilinmez şarkılar,
ki her notası kekremsi serzenişler..
Kırk yılda bir gibisin bana işte,
öyle güzelsin..

Bu kuş uçuşu yokluğun
yollara vurunca bitmiyor..
Ömrümün kayalara bindirdiği yerdi,
sevgi sözcüklerini paslı hükmünde tutamadığı
damıtılmamış acıydı,
yüreğimden kopardığın karanfil..
İmkansıza dudak bükerken,
bir sevginin bin yürekten muaf olduğu
aynalarda sırsın şimdi,
tarifsiz ve sessiz..
Öyle hazinsin..

Boynu bükük eğer’lerle ,
şakadan başka açıklaması olmayan
zaman,
inadına yalan..
Sabrımın kilitleri zorlanıyor,
neyle avunsam hayaller sırılsıklam,
umuda koşsam dizlerim acıyor,
yanaklarım alev alev..
Kuytularımda seni susuyor gönlüm
kimliksiz beyanlarla..
Tahammülleri soyundum,
öyle bekliyorum..

!NC!PéR!S!
22-01-2007, 21:25
biliyor musun bu ikimizin hikayesi...
Sen bu satırları okurken ben yine yalnız ve bekleyen gözlerle yollara bakıp dalıp gideceğim geleceğin özlemine doğru...
Sevdanın oturduğu sokakta sana uzak şehirde seni ve senli günleri hatırlıyor batan günesin rengi, her gün aynı gözleri anımsıyorum.
Ayrılık yüreğimi karıncalandırıyor nicedir...
Beynimi uyuşturuyor özlemin...
Çok xxx birlikte olamasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca zaman içimi nasıl ısıttığını yeni yeni anlıyorum. Yokluğun hatırlandıkça yüreğime saplanan bir sizi olmaktan çıkıp sürekli bir boşluğa düşüyor...
Sabahlara seni okşayarak başlamaları,akşamları her isi bir kenara koyup seninle baş başa kalmaları özlüyorum; oynaşmalarımızı,yürüyüşlerimizi, kaçamak tatillerimizi,sevimli haşarılığını,çocuksu küskünlüğünü...
Nasıl da serttin başkalarına karşı beni savunurken ve ne yumuşak,bir çift gülen gözle kendini ellerimin okşayışına bırakırken...
Bunları düşündükçe su anda uzakta bir yerlerde üşüdüğünü sezinleyerek panikliyorum. Bütün engelleri aşıp terk edilmiş caddeleri, kimsesiz sokakları,yalnız bulvarları arşınlayarak sana ulaşmak,sessizce basını okşamak,kulağına sevgi sözcükleri fısıldamak ve yavaşça üzerini örtmek geçiyor içimden....
Şuan da ne yapmaktasın , ne düşünüyorsun, bildiğim yerlerde misin yoksa bilmediğim derin düşlerde mi???
Sevdiklerinin özlemi mi sardı, geleceğin o tatlı rüyası mı? Pişmanlık mi duyuyorsun söylediklerine ya da söyleyemediklerine...
Kafanda hep ayni soru işareti var biliyorum! Ve düşünüyorsun “ne olacak halimiz...”
En çok kimi özledin? En çok neyi bekledin? Neyin hayaliyle avundun bugüne dek yapayalnız? Simdi düşlediklerinin neresindesin?...
Kapılıp düşlere hiç sitem ettin mi... hiç hissettin mi bendeki yüreği? ben sadece seni, hep seni sevdim...
Kimi zaman hayat savuruyor bizi yerden yerlere, kurduğumuz hayaller yıkılıyor
bazen,
İnan sevgilim bir ben bilirim hasret acısını. içimde saklı yaşadığım her şey yüzümde yazılı...
Biriktirdiğimiz bütün hevesler nasıl da bekliyorlar...
Islandığımız bütün yağmurlar, dudak kanatan aşkımız , bizi buluşturan kaldırımlar, iste bütün bunları yazıyorum sana. ben unutmadım sende anımsa diye...
Bir kapı açtım sevgilim ikimize sonsuza giden yolda düşlediklerimiz eslik edecek bize

aSi MeLeq
23-01-2007, 15:09
Açmış olduğunuz diğer 2 konu tek başlık altında birleştirilmiştir.Şiirlere bu başlık altında devam ediniz..
Lütfen konu açmadan önce ''Bölüm Kuralları''nı okumaya özen gösterelim..
İyi paylaşımlar.

sweet_
24-01-2007, 03:27
Beni beklemediğini bilerek sana geliyorum. Kalbi istek ve akli heveslerim yanımda. İradem yalnız benim mahkumum olmayı kabul ediyor bugün. Seni hiç hesaba katmıyor adımlarım, gözlerim seni aramıyor. Ellerim boşlukta savrulmaktan memnun.
Ben sana geliyorum.

Şehrin hoş bir hava ile karşılıyor beni. Selam veriyorum dağına, taşına, beton yığınlarına,
ayak bastığım toprak kokusuna…
Gönlümün memnuniyeti ve samimiyetimi katıyorum gülüşüme. Toprak kokusuna bir gül bırakıyorum, bin çiçek versin diye.
Güvercinler senin yerine, duymadığın selamın figüranlığını yapıyorlar.
GÜVERCİN GERDANLIĞI aşkın, umudun ve selamın ham malı oluyor, kirlenmemiş bulutlara emanet ...
Kurumaya mahkum edilmiş toprakları, su olup, damla damla eritiyor.
Ben sana geliyorum, yağmurlarla beraber...

Kayıtsız kalamıyorum, denize vuran yüzümün yansımasına. Dalıp gidiyorum dalgaların arasına, yorgunluğum umurumda değil. Solgun yüzüme, ruhumun solmayan güllerini takıyorum.
Maviye yansıyan kırmızıda, deniz yıldızları seni şikayet ettiler biliyor musun? Maviliğin ev sahipleri, misafir olmayı bile unuttuğunu söylediler. Seyre daldığın kız kulesi, bahtının karanlığını yaran esmer düşüncelerine sırdaş olmayı özlediğini söyledi.
Ben kimseye söyleyemedim, unutulan kalbimi ve misafirini. Başka bir gelene açamadığım kapıları, bana açılan süslü kapılardan geçemediğimi söyleyemedim.

Sahil boyunca banklarda oturan insanlar, bana ve yürüdüğüm yola bakıyorlar, yola ve yolcuya...
Çok mu belli oluyordu belirsiz yolculuğum, belli olmaktan ziyade, her adımda umudu tüketişim çok mu belli oluyordu. Aldırmıyorum.
Ben sana geliyorum…

Bana kalan gecenin sonunda hayranlığım ve pişmanlığım oluyor.
Hayalin geçit vermez, varlığın apansız bir kum fırtınası gözlerimde...
Sığınacak bir vadi yok, yeşili belirgin mavi rengi hiç olmamış bir vadi yok.
SEN YOKSUN...
Şimdi tam vaktidir, gidiyorum.
Bu şehir yalnızlığımın ve korkularımın nöbetini tuttu bilesin. İkinci kez fethedildi bilesin.
Ve ganimet olarak bi-haber yürek kaldı meydanda.
Kılıçlar kınında, yanımda.
Bu sefer en keskin olanını kullanacağım, merak etme. Şimdi vaktidir, ben gidiyorum.
Ellerim yazılmamış kırık bir fermanı, bedenim kırık bir yürek taşıyor.

Ben gidiyorum Şehri Sultan!
Nazar boncukları bıraktım dalgaların arasına, ona götür.
Hediyem olsun...
Sağlık olsun...
Masal olsun...