PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : İlk Yardim




CiwCiw
18-05-2006, 21:02
İlk yardımın Tanımı, Önemi, Eğitimi

Bir kaza ya da hayatı tehlikeye düşüren bir durumda, sağlık görevlilerinin yardımı sağlanıncaya kadar, hayatın kurtarılması ya da kazazedenin durumunun kötüleşmesini önlemek için, ilaç kullanılmadan yapılan uygulamalara ilkyardım denir.

Belirli bir eğitim almış ve insan vücuduna müdahale etme alanında yasalarla yetkilendirilmiş kişilerce yapılan, ilaçlı müdahalelere acil tedavi denir ve ilkyardım kavramı ile karıştırılmamalıdır. İlkyardım eğitimi almış olmak bir kişiyi sağlık personeli yapmaz.

İlkyardım bir kaza anında ya da hayatı tehlikeye düşüren durumlarda uygulanır. Bu durumlarda nasıl davranılması gerektiği sade vatandaşlar bir yana, ülkemizde itfaiye, sivil savunma, emniyet, eğitim, ulaşım, sanayi alanlarında profesyonel olarak çalışan insanlarca dahi yeterince bilinmemektedir. Az sayıda insanımızın katıldığı ilkyardım kursları ise nitelik olarak çoğu kez yetersiz kalmaktadır. Sürücü kursları, görsel ve yazılı basın aracılığıyla geniş kesimlere ulaşan ilkyardıma ilişkin çeşitli mesajlar ise anlamlı yararlar sağlamak bir yana pek çok traji-komik örnek olaylarla sonuçlanmaktadır.

İlkyardım bilgisi açığımızın büyüklüğüne paralel bir özelliğimiz de, ilkyardım gerektirecek olayların sıklığıdır. Yetersiz altyapı, eğitimsiz insan gücü, kurumsallaşma bozuklukları, idari ve kişisel sorumsuzluklar işyerlerinde, trafikte ve evlerde sık rastladığımız sakatlanma, yaralanma hatta ölümle sonuçlanan kazalara neden olmaktadır. Bireysel ve toplumsal zararları en aza indirmek dışında sosyal bir varlık olmanın bir gereği olarak, ilkyardım eğitimi almak ve uygulamak özel bir anlam ve önem taşımaktadır.


Doğru ilkyardım eğitimi belli özelliklere sahiptir:


1-Eğitim verecek kişiler ilkyardım bilgi ve becerisi dışında, eğiticilik yönünden de nitelikli olmalıdır.

2-Eğitilenler öncelikli olarak, ilkyardım bilgisinin gerçekten gerekli olacağı ortamlarda çalışanlardan seçilmeli, bu özelliklerinin farkında ve öğrenmeye istekli olmalıdır.

3-Eğitilen grupları 10-12 kişiyi geçmemeli, birbirine yakın eğitim düzeyinde olmalı, eğitim mekanı sağlıklı, yeterli olmalıdır.

4-Eğitimde erişkin eğitimi ilkeleri gözetilmeli, eğitilenin her aşamaya katılımı sağlanmalıdır.

5-Eğitim malzemeleri, manken, maketler, afişler, slayt, tepegöz, film kasetleri gibi desteklerle zenginleşen konu aktarımlarından sonra, tüm beceriler tüm eğitilenlerce doğru uygulanana dek tekrarlanmalıdır.

6-Eğitimden önce bir ön değerlendirme, kurs sonunda uygulamalar ve teorik test içeren bir son değerlendirme mutlaka yapılmalı, başarılı olanlar belgelendirilmelidir.

7-Eğitilenlerin çalışma yaşamlarına dönüşlerinden sonra eğiticileri ile bağı kopmamalı, bilgi ve becerileri belli aralarla tazelenmelidir.




CiwCiw
18-05-2006, 21:03
İyi bir ilkyardımcı:

1-Oturduğu ve çalıştığı yerleşim biriminin coğrafi özelliklerini, ulaşım olanaklarını, sağlık kuruluşlarının yerlerini, özelliklerini, uzaklıklarını bilir.

2-Yaşadığı ülkenin sağlık ve idari mevzuatına yabancı değildir, toplumsal ve bireysel sağlık sorunlarına duyarlıdır. Temel sağlık ve insan vücudu bilgisine sahiptir.

3-Birey olarak kendisini sağlıklı, zinde tutmaya çalışır. Düzenli spor yapar, düzenli sağlık kontrolünden geçer, madde bağımlılığı gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durur. Dengeli beslenmeye gayret eder. Kendi vücudunun kapasitesini bilir, uygulayacağı ilkyardım tekniğini gereğinde buna göre seçer.

4-İşyerinin fiziksel özelliklerini, özellikle acil çıkışı, yangın hortumu vb. yerleri önceden bilir. Kurumundaki idareciye, şoföre, varsa sağlıkçıya, en çabuk nasıl ulaşacağını bilir. İşyerinde ve çevrede gerekebilecek telefon numaralarını yanında taşır.

5-Sakin, pratik, dengeli, olgun, yardımsever, girişken bir kişi olarak tanınır.

6-Bir kaza anında, aldığı eğitim nedeniyle kendisi ve ortamdakilere yardımcı olabilecek bir kişi olduğunun bilinci ve güveni ile paniğe kapılmaz, düşünerek davranır.

7-Davranışları hızlı ancak bilinçli, sıralı ve ölçülüdür.

8-Bir kahraman değil ilkyardımcı olduğunu bilir, kendisini asla tehlikeye atmaz.

9-Bilgisinin olmadığını düşündüğü durumlarda bir şey yapmaz, yardım çağırır.

10-Bir sağlıkçının yardıma gelmesiyle, ona bilgi verip onun yardımcısı durumuna geçer. Bilgi ve yetki sınırlarını bilir.

11-Üzerinde girişimde bulunacağı kişi ya da yakınının onayını aldıktan sonra müdahalesini yapar. Gereğinde çevre dekileri de örgütleyerek çalışır.

12-Güvenli ve kararlı bir konuşma tarzı vardır. Kullanacağı ses tonu ve kelimeleri iyi seçer. Sürtüşmeye meydan vermez.

13-İlkyardım bilgisi içinde yapılması gereken ve yapılmaması gerekenler olduğunu bilir. Yararlı olmak kadar zarar vermemeye de çalışır. Duyguları ve ortam etkisiyle değil, bilgileri ile tarafsız bir değerlendirme yaparak karşısındakinin ilkyardım girişimlerine gerçekten gereksinimi olup olmadığını belirler.

14-Uygun ilkyardım uygulamasını doğru yere, yeterli sayı ve şiddette, yeterli süre uygular. Her uygulamadan sonra yaptığının doğru ve yeterli olduğunu kontrol eder. Eksik ya da yanlıştan dönmeyi bilir.

15-Edindiği bilgi ve becerilerin bir süre sonra unutulacağını, bazılarında değişiklikler olabileceğini bilir. Unutmamak için becerilerini kendisi ve yakınları üzerinde zaman zaman dener. İşyeri hekimi, sağlıkçı, ilkyardım eğiticisi ile gerektikçe ilişki kurar. Belli aralıklarla eğitimini tazelemek için isteklidir. Çevresindeki olayları yakınındaki ilkyardımcı ve sağlıkçılarla tartışır.

CiwCiw
18-05-2006, 21:04
İlkyardım uygulamalarının öncelik sırasıyla üç temel amacı vardır;
1-) Yaşamı kurtarmak ve sürdürülmesini sağlamak
2-) Durumun kötüleşmesini önlemek,
3-) Olanaklar ölçüsünde iyileşmeyi kolaylaştırmak.

Yaşamı korumak ve sürdürülmesini sağlamak için ilkyardımcı;

İlkyardımın ABC'sini uygular
A-)Solunum yolunu açar;
B-) Solunumu sağlar,
C-) Dolaşımı sağlar


Bir insanın soluk yollarında bir tıkanma olması, kendiliğinden soluk alıp vermenin bozulması, kalbinin durup damarlarındaki kan akışının kesilmesi dakikalar içinde ölüme neden olacaktır. Bu nedenle, yaşamın devamın sağlayacak bu üç girişim ilkyardımın ilk ve en önemli maddeleridir. Bu nedenle ilkyardımın ABC ‘si olarak adlandırılıdr.

İlkyardımın ikinci ve üçüncü amacına ulaşmak üzere ilkyardımcı;

Kanamayı durdurur,
Gerekli sargıları yapar,
Kırık ve çıkıkları hareketsiz hale getirir,
Kazazedeyi durumuna uygun pozisyona getirir

CiwCiw
18-05-2006, 21:04
Kazazedeler arasında isen önce kendini değerlendir.

Sakin ol. Kendi vücudunu kontrol et. Gerekiyorsa kendine ilkyardı uygula.

Ortamı değerlendir.

Devam eden riskleri ortadan kaldır.

Kendini tanıt, etraftakileri sakinleştir.

Sağlam kişileri yardım ve güvenlik için organize et.

Kazazedeleri değerlendir.

Tüm kazazedeleri hızla kontrol et Öncelikli olanları belirle

Öncelikli kazazede ile işbirliği sağla.

Kazazede ile tanış, güven ver, sakinleştir. ve rahatlat Yatmasını ya da oturmasını sağla, gereksiz hareket ettirme.

Gereken ilkyardım müdahalelerini yap.

ABC‘yi sağla Kanamayı durdur, kırık veya çıkıklı bölgeyi hareketsizleştir, sargıları yap, pozisyon ver.

Koru ve Naklet

Kazazedenin ısı kaybetmesini önle, kımıldatma, yedirme, içirme, yanında git, sağlıkçılara bilgi ver .

CiwCiw
18-05-2006, 21:05
Ev çantasında olması gerekenler

Evde kullanıma uygun bir ilkyardım çantası için ihtiyaçlarınızın tümünü büyük bir eczaneden sağlayabilirsiniz. Bir ev çantası;

* Yapışkan rulo bant

* Rulo sargı bezi

* Kendinden ilaçlı küçük yara bandı

* Yaraları örtmek ya da temizlemek için steril kare gaz bezi (10 cmx10 cm)

* Burkulma ve incinmelerde kullanılmak üzere 5, 7 ve 10 cm'lik elastik bandaj

* Üçgen bandaj; havlu, örtü ya da turnike olarak kullanılmak üzere.

* Kaşıntı ve böcek sokmalarında kullanılmak üzere, sprey ya da losyon anestetikler

* Alerjik reaksiyonlar için tablet ya da şurup antiallerjik ilaçlar

* İnce lastik eldivenler

* Yaraları temizlemek için antiseptik solüsyonlar

* Yaralara sürülmek üzere antibiyotikli kremler

* Yanık ve yaralarda yapışmayan, yağlı tül bandaj

* Mikroplu atıkları koymak için torba.

* Çengelli iğne; bandajları tutturmak için

* Makas

* Kıymıkları çıkarmak için cımbız.



iŞ YERLERi iÇiN ÖZEL


1.SUNİ SOLUNUM MASKESİ

Suni solunum sırasında hasta/yaralının ağzına konularak uygulama sırasında hem ilk yardımcı hemde hasta açısından güvenlik sağlar.

2. AIRWAY

Bilinci kapalı hastalarda gevşemiş dil kökünün soluk yolunu tıkamaması amacıyla kullanılır.

3. ELDİVEN & MAKAS

Tüm müdahalelerde bulaşımı önlemek amacıyla,Yaralının soyulmasında veya ilkyardım metaryellerininn kullanılımında yardımcı olur.

4. GAZLI BEZ

Kanamaların tamponlanması, yaraların örtülmesi, yara temizliği amacıyla kullanılır.

5. ÜÇGEN BANDAJ

Açık veya katlanmış bir çok şekilde ve bir çok amaçla kullanılır. (kol askıları, kanama tamponları,turnike, uzuv sabitlemeleri v.b)

6. RULO SARGI BEZİ

Yara veya kanama tamponlarının sabit kalması ve yara yerine baskı amacıyla sarılarak kullanılır.

7. AĞZI KİLİTLİ POŞET

Kopan vücut parçalarının, tedavisinde yardımcı olacak meteryallerin muhafazısında ve atıkların çevreye zarar vermeden izole edilmesinde.

8. FLASTER & PAMUK
Bandajların sabitlenmesi amacıyla kullanılır. Pamuk; temizleme amaçlı kullanılır

9. GÖZ KAPAMA BANDI

Göz yaralanmalarında gözün kapatılması ve dış ortamlardan korunması amacıyla kullanılır.

10. TURNİKE VE YARA BANDI

Ağır kol-bacak kanamalarında boğucu bandaj amacıyla kullanılır. Yara Bandı; küçük yaraların kapatılması amacıyla kullanılır.

11. SERUM FİZYOLOJİK

Gözün kimyasal madde ile temasında yıkamak amacıyla kullanılır.

12.BEZ SARGI BEZİ

Kırıklarda veya diğer durumlarda atellerin sabitlenmesi amacıyla kullanılır.

13. PLASTİK ÖRTÜ

Kirli ortamlarda yaralının korunması ve taşınması amacıyla kullanılmaktadır

14. ELASTİK BANDAJ

Eklem yerlerinin incinme ve burkulmalarında eklemin hareketliliğini kısıtlamak, eklem bölgesinde dengeli bir basınç sağlamak amacıyla kullanılır

15. MALZEME ÇANTASI
Malzeme çantası tüm bu saydığımız malzemerin güvenli bir şekilde taşınması için size kolaylık sağlar

CiwCiw
18-05-2006, 21:05
Hava Yastığı Yaralanmaları

Günümüz arabalarında yaygın biçimde kullanılmakta olan hava yastığı, emniyet kemerinin güvenlik sağlayıcı etkisini arttırabilmek için üretilmiştir. ilk kez 70'li yılların başında kullanılmış ve günümüze değin etkinliği binlerce yaşamı kurtarmasıyla kanıtlanmıştır. Hava yastığı emniyet kemeri ile birlikte kullanıldığında ciddi kafa travması yaralanmasını % 75 oranında azaltmaktadır. Yalnızca emniyet kemerinin kullanılmasında bu oran %38' dir. Üretilen yeni arabalarda hava yastığının bulunması bazı ülkelerde yasal olarak zorunlu duruma gelmiştir. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri'nde 1998 yılıyla birlikte üretilen her arabaya ikili (sürücü ve yolcu) hava yastığı ve üç- nokta bağlantılı emniyet kemeri taşıma zorunluluğu getirilmiştir. Hava yastığı A.B.D.' de yalnızca 1997 yılında 842 kişinin yaşamını kurtarmıştır. Tüm dünya ülkeleri değerlendirildiğinde sayı yukarıda belirtilenden çok daha yüksektir.

Günümüz teknolojisinin ürettiği her ürün karmaşık bir takım bilgileri içermektedir. Bu da üretilenlerin uygun biçimde kullanılması için konu hakkında bireyin bilgilendirilmesini ve eğitimini zorunlu kılmaktadır. Hava yastığının gerçekte çok da masum olmadığını geçtiğimiz otuz yılın hava yastığı nedenli yaralanmalarının dökümünde açıkça görmekteyiz. Yaralanmaların büyük çoğunluğunu 12 yaşın altındaki çocukların oluşturması, anne babaların hava yastığı konusunda eğitilmelerinin önemini göstermektedir.

Hava yastığı, 30 km/saat (bazı kaynaklarda 48 km/sa) üstünde hızı olan bir arabanın önden ya da yandan çarpışması sonucu devreye girer. Balonu şişirecek kimyasal mekanizma 54 milisaniye de aktiflenir ve panel içinde yerleşen balon saatte 200 millik bir hızla fırlayarak nitrojen gazı ile şişmeye başlar. Bu hızlı patlama sonucunda sürücü ve yolcuda çeşitli yaralanmalar olabilmektedir. 10 yaşın altındaki çocuklarda eğer arabada hava yastığı var ise ölüm oranı %21 gibi yüksek bir değerdedir. 1998 yılına kadar ön yolcu koltuğunda yolculuk yapan 66 çocuk hava yastığı yaralanması nedeni ile yaşamını kaybetmiştir. Bu çocukların hemen hepsi hava yastığı olmayan bir araba içinde yolculuk etselerdi belki de düşük düzeyde bir yaralanma ile kazayı atlatabileceklerdi. 1996 yılında çarpışma olmadan açılan ve sürücüsünü ciddi bir biçimde yaralayan bir hava yastığı yaralanma olgusu sunulmuştur. 1996 yılına dek A.B.D.'de sürücünün hava yastığı ile yaralanması sonucu ölüm sayısı 18 dir. Günümüze değin hava yastığı yaralanmalarını konu alan 60'a yakın bilimsel yazı yayınlanmıştır.

Hava yastığının başlı başına bir yaralanma nedeni olduğu açıkça görülmektedir. Yaralanma sıklıkla ön yolcu koltuğunda oturan çocuklarda olmaktadır. Hava yastığının tasarımı gereği travma anında bireyin öne doğru hareketine karşı bir direnç oluşturmak istenir. Erişkin bu direnci başı ve gövdesiyle karşılar. Çocukların ise boyları daha kısadır ve hava yastığı şişerken sıklıkla baş ve boyun ile temas eder. Emniyet kemeri de küçük gövdeler üzerinde yeterince etkili değildir. Özellikle 10 yaş altındaki çocuklarda boyun bölgesinin travmalara karşı zayıf yapısı nedeniyle boyunda 1. omur çıkıklarına ve ağır omirilik yaralanmalarına sıklıkla rastlanmaktadır.

A.B.D. Ulusal Trafik Güvenlik Kurulu hava yastığı yaralanmalarını üç guruba ayırmıştır;
1- Kafatası kırığı ve boyun omurga yaralanması ile birlikte beyin zedelenmesinin, beyin zarlarındaki kanamanın eşlik ettiği yaralanmalar. Sıklıkla ölümcül sonuçlanırlar.
2- Sıklıkla iki taraflı birden fazla kaburga kırığı ve eşlik eden göğüs ve karın içi organ yaralanmaları ( kalp, dalak, karaciğer ve aorta).
3- Kaburga kırığı olmaksızın gelişen kalp ve akciğer yaralanmaları. Bu grupta sıklıkla kalp ve akciğerlerdeki zedelenme ve kanamalar yer almaktadır.

Hava yastığı ile oluşan yaralanmanın bir diğer boyutunu kimyasal ve termal etki ile oluşan.yanıklar oluşturur. Hava yastığının şişme mekanizmasında azotun yakılması ile oluşan gazlardan yararlanılmaktadır. Bu yanma sırasında fazla miktarda ısı açığa çıkmaktadır. Buna bir örnek 1992 yılında hava yastığı yaralanması sonucu giysisi eriyen bir olgudur. Sıcak gazlarla dolan balon kısa süre sonra ön cam ile bağlanabilir bir egzoz sistemi ile boşaltılmaktadır. Böylece, hava yolunu tıkayabilecek mekanik etmen hızlıca uzaklaştırılmakta ancak özellikle yüz bölgesini ilgilendiren yanıklar ve oküler yaralanmalar önlenememektedir.

Yukarıda da söz edildiği gibi hava yastığı emniyet kemerinin koruyucu etkisini arttırmak amacıyla oluşturulmuş bir üründür. Ancak bel tipi emniyet kemerleri bu doğrultuda etkisizdirler.

Günümüzde de yaygın olarak kullanılan üç bağlantı noktalı emniyet kemerleri ile yeterli güvenlik sağlanmaktadır. Hava yastığı açıldığında en iyi korunmayı sağlamak için bireyin hava yastığını olabilen en geniş yüzeyde karşılaması gerekir. Böylece gövdenin kinetik enerjisi yeterince emilebilir. Özellikle kol ve omuz bölgesini hava yastığına doğru yönlendirmek, minör bir kaza anında açılacağını hissedip engellemeye çalışmak başta el yaralanmaları ve önkol kırıkları olmak üzere bir çok ciddi yaralanmaya neden olacaktır.
12 yaşın altındaki çocuklar, özellikle hava yastığı olan bir arabada ön koltuğa oturtulmamalıdır. Çocuklar için en güvenli yolculuk arka tarafta oturularak yapılandır. 6 yaşın altındaki çocuklarda ise güvenli bir yolculuk için çocuk koltuğu gerekmektedir. Amerikan Pediatri Akademisinin önerisine göre 1 yaşın ve yaklaşık 10 kg'ın altındaki çocuklar ön koltuğa özellikle oturtulmamalıdırlar. Oturtulması gerekirse koltuk bebeğin yüzünün arkaya baktığı pozisyonda kullanılmalıdır. Daha büyük çocuklar için çocuğun yüzünün öne dönük olduğu pozisyonlar daha uygundur . Piyasada her iki pozisyonu n verilebildiği koltuklar bulunabilmektedir.

Eğer çocuk oturacaksa ön koltuğun olabildiğince arkaya çekilmiş olmasına özen gösterilmelidir. Emniyet kemeri bağlantısı kontrol edilmelidir. Yeni üretilen bazı hava yastıkları sistemi devre dışı bırakan bir şalter içermektedirler. Bu arabalar çocuklu yolculuklar için tercih edilmelidirler.

A.B.D.' de hava yastığı kazaları konusunda yoğun çalışmalar sürmektedir. "www.airbagsafety.com" konuyla ilgili açılan web sayfalarından yalnızca biridir. "Emniyet kemeri ve hava yastığı birlikteliği kampanyası" yapılan girişimlere bir başka örnektir. A.B.D.' de anne-babalar konunun yetkililerine "arabada hava yastığı olup olmadığını nasıl anlayabiliriz" ya da "arabamızdan hava yastığını nasıl çıkartabiliriz" gibi sorular yöneltmektedirler. Bu bilinçlenme araba kullanımında elde edilebilecek en fazla güvenlik için gereklidir. Hekimler olarak ülkemizde bu konudaki eğitimde bizlere önemli görevler düşmektedir.

CiwCiw
18-05-2006, 21:06
Sizde canavarlaştırdıklarımızlardan mısınız?

Yıllardan beri Türkiye’de trafik sadece “kaza” olarak algılanmıştır.Oysa trafik bir çok alanı içine alan ,herkesi ilgilendiren ve hayatın tam ortasında olan konudur.Trafiği sadece kaza boyutu ile bakmak yerine nasıl en güvenli trafik ortamı oluşturabiliriz anlayışıyla bakmak gerekir.

Bilindiği gibi trafik, yol, araç ve yol kullanıcılarından oluşur. Türkiye’de bugüne kadar çoğunlukla da mühendislik açısından trafik değerlendirilmiştir.Diğer bir değerlendirme ise; trafikteki problemin denetleme eksikliğinden kaynaklandığı şeklindedir.Bu ise trafiğin "polis" konusu olarak bilinir ve sadece polisin meselesi olarak algılanır.Oysa trafiğin en önemli faktörü ve meselesi"insandır" ve kazaların % 90’ının insan hatasından kaynaklandığı da herkes tarafından bilinir.Fakat trafikteki bu "insan faktörü"nün ne olduğu, nelerden oluştuğu ,trafiği nasıl etkilediği pek bilinmez.Sadece bu insan canavarlaştırılıp olaya masallardaki gibi olmayan yaratıklar gibi bakmamıza neden olur.Oysa ortada masal kahramanı canavar yok ki; kural ihlal eden,kırmızı ışıkta geçen,emniyet kemerini takmayan,hızlı alkollü araç kullanmayı normal kabul eden,cezalardan hiç ders almayan....bizler söz konusuyuz.

Dünyada, teknolojik ilerlemeler ve altyapı eksikliklerini en ideal noktaya getirseniz bile kazalardaki insan faktörünü ancak ve ancak %75 e indirebiliyorsunuz.Bundan dolayı çözüm, insan dışındaki faktörlerde değil doğrudan psikoloji olup; şoför koltuğundaki insandadır.Yani hatayı yapan da sonuca katlanan da çözüm üretende insan olup o şoför koltuğundaki insanın davranış yapılanmasıdır.Maalesef ülkemizde trafik psikolojisi ; sürücü davranışını inceleyen uzman kişiler çok azdır. Hatta bu alanda Üniversitelerimizde de ciddi bir ilgisizlik ve bilgisizlik söz konusudur.

Trafik psikolojisi "araç sürücülerini" inceler ve kazaya neden olmayan,trafik ortamında hiç riske girmeyen, trafik kurallarına sürekli uyan sürücüleri seçer ve sürücülerin araç kullanma becerileri ve yeteneklerinin ölçümünü değerlendirmesini ve geliştirmesini yaparak danışmanlık ve bilirkişilik yapar.Sonuçta güvenli araç kullanan sürücü davranışı oluşturur.
Türkiye’de şu anda bu amaçla açılmış merkezler vardır. Bu merkezler daha çok trafik suçlusu kabul edilen ve sürücü belgeleri belli süre alıkonulan hızlı,alkollü ve sürekli ceza alan sürücülere bilirkişilik hizmeti vermektedir.Ancak şoför seçimi ve ara değerlendirmelerde de kullanılabilir.Ayrıca;yurt dışındaki gibi; Sürücü yeteneklerinin psikoteknik değerlendirmesi. Sürücü eğitimi ve rehabilitasyonu.Ergonomi (Ergonomik açıdan yol sistemlerinin ve ulaşım araçlarının dizaynına ilişkin öneriler üretmek).

Karayolları projelerinde mühendislere danışmanlık.Trafik güvenliği konusunda bilinç yaratma programları. Trafik kanunlarının uygulanması / kanun yapıcılara danışmanlık. Eğitim programlarının eğiticilerinin yetiştirilmesi Trafik bilirkişilerinin ve politikacıların danışmanlığı. Üniversitelerde trafik psikolojisi eğitimi vermek. Kaza sonrası bilirkişi raporlarının hazırlanması. Trafikle ilgili davranış, tutum, yetenek vb. alanlarda kullanılacak ölçüm araçlarının geliştirilmesi.

Araştırmalar yaşam kalitesi, çevresel koşullar ve kriterlerin tanımlanması olarak sıralanabilir.
Sonuçta görev aldıkları tüm bu alanlarda trafik psikologları genel olarak “insan faktörünün kazalarda oynadığı rolü belirlemeyi” ve “bulgulardan yola çıkarak kazaları engelleyebilecek önlemler üretmeyi” amaçlamaktadırlar.Yani trafikten canavarları ayıklamaya ve güvenli sürücü seçmeye yarar.

CiwCiw
18-05-2006, 21:06
Ruh Sağlığı Açısından Sürücü Davranış Analizi

Amaç: Sürücünün araba kullanma esnasındaki olumsuz davranışını tespit eder.Nedenlerini ortaya koyar ve çözüm üreterek,bireysel raporlandırma yapılır.

Neler tespit edilmeye çalışılır;

A-Trafikte öfke boyutunun tespiti
Trafikte insan davranışı ile ilgili çalışmacılar tarafından kullanılan ve Trafikte Öfke Boyutu diye isimlendirilen muayenede sürücünün,

1-Trafikte sürekli öfkelenme hali
2-Trafikte engellendiğinde öfkelenme
(önündeki araç yeşil ışıkta hareket etmez ise,park etmek için hazırlanır iken başka biri park ederse,Öndeki araç egsozundan kötü duman çıkarırsa, ,öndeki geniş araç görüşünüzü engelliyor ise...gibi)
3-Tehlikeli araç kullanma
(Yol koşullarına göre çok hızlı araba kullanma,Arkadaki araçın tampona değecek kadar yakın sürme,sürekli şerit değiştirme,çapraz aradan öne geçme,kırmızı ışıkta geçme,hız sınırının üstünde gitme,sağdan geçme....gibi)
4-Trafikte saygısız davranma
(Araç kullanma biçimine bağırma kızma,küfür etme,korna çalma,sıkıştırma,inatlaşma,hata yapmaya zorlama,silah çekme,gece farlarını kısmama, sürekli uzun farlarını yakma....gibi)
5-Yol koşullarına veya olumsuz fiziki koşullarda öfkelenme
(Araç derin çukura girdiğinde,yol yapımı esnasında,öndeki araç çakıl fırlatdığında,araç birden trafikte sıkıştığında,yolda sürekli olarak tümsekler varsa...gibi)
6-Trafikte yavaşlamak zorunda kalındığında öfkelenme
(caddenin ortasında yavaş yürüyen yaya,en sol şeridi işgal eden ve yavaş giden araç,önde traktör veya bisiklet varlığında...gibi)
7-Ortamda trafik polisi olduğunda öfkelenme
(Polis aracı yakından geçiyorsa,bir polis aracı yolun kenarına çekilmenizi işaret ediyorsa,gizli noktada trafiği izleyen polis aracını fark etme,radarla hız tespitinde...gibi)
B- Trafikte impulsif,kontrolsüz içinden geldiği gibi isteklerine göre davranma biçimi olup olmadığının tespiti;
Bu değerlendirmede şu alt özellikler araştırılır.
1-Trafikte plansız,kontrolsüz davranma;
Geleceği dikkate almaksızın o ana göre davranma biçimi ön plandadır.Başlangıçta kaybetmeyi yaşam biçimi yapma,şanslıysam mutluyum felsefesine inanma,zaman kavramına çok bağlı kalmama...

2-Refleks olarak davranma ,içinden geldiği gibi dürtüsel davranma;
Düşünmeden hareket etme,çabuk sıkılma,anlık tepki verme,çabuk inatlaşma,çabuk pes etme,çok gereksiz yorulmaksızın hızlı konuşma,birden hızlanma

3-Dikkatsiz hareket etme
Düşüncelerin çabuk dağılması,kolay konsantre olamama,sabit düşünceli olma,konuya odaklanmada ana temaya gelmekte zorlanma,kolayca dikkat çelinebilirliği...gibi

C-Psikolojik rahatsızlığının tespit edilmesi

Depresyon
Olumsuz benlik
Korkular fobik kaçınmalar
(yalnız kalamam,yükseklik korkusu,köprüden tünelden geçememe)
Cinsel kimlik algı düzeyi
Cinsel sapmalar
Paranoid,kıskanç,aşırı şüpheci yapı
Kişiler arası duyarsızlık
Sürekli beden yakınması şikayeti belirtme
(İnatcı baş ağrısı,migren.yaygın kas ağrıları,tedaviye yanıt vermeyen mide bağırsak şikayetleri,tikler...)
Genellikle panik,sıkıntılı, kaygılı,takıntılı düşüncelerle hastalık düzeyinde uğraşma
Genel olarak insanları sevmeme,düşman gözüyle bakma ,hep kötülük gelecek beklentisi ile tetikte durma sürekli tedirginlik hissetme
D-Kişilik özellikleri
Kaçıngan kişilik
(inisiyatif kullanamaz,iddialı olamaz,silik karakterlidir,yocuların istekleriyle uğraşır durur,)

Bağımlı kişilik
(Baba-oğul sürücüdür,her şeyi babaya veya bağımlı olduğu kişiye sorar,yalnız kalamaz ...)

Aşırı kuralcı,titiz kişilik
(Koltukların kılıfları hiç atılmaz,yerlerde gazete kağıtları sürekli vardır,sigara içilmez,sürekli uyarır,arabaya bindiğinize pişman eder...)

Pasif agresif
(Yolcuların sataşmalarına-kavgalarına müdahale etmez, müdahale ederse her ikisini de araçtan dışarı atar,kolay kolay kaza yapmaz,yaparsa çok ciddi kaza yapmaya adaydır,bir pire için yorgan yakan karakterdendir..)

Kaderci,telkine açık olma hali
Nereye çekersen oraya gider,her yerde mola verir,müşteriyi memnun etmeye çalışırken ölçüyü kaçırır,çocuklar kolayca yönlendirir,çocuklara simit,şeker,sakız her şey alır,hayır diyemez,iyilik meleği gibidir,çocukların en çok sevdiği sürücü tipidir.

Hız tutkunu yarış meraklısı iddialı ve tehlikeli sürücüler
Araba delisidir,çok sık araba değiştirirler,sürekli arabasından diğerlerin arabaları ile kıyaslama yaparak bıktırırcasına bahsederler,araba renkleri hemen fark edilir,,karanlıkta bile siyah gözlük kullanırlar,kendisinden bahsedilmesinden hoşlanırlar.

Sınır kişilik
Spor,tehlike meraklısı,rallici,kendine aşırı güvenen,intihar ve ölümü hiç tehlike olarak algılamayan,intihar sürüşü yapabilecek..karakter

Psikopat kişilik.
Sürücü belgesi kullanmaz,trafik kurallarına hiç uymaz,zora gelemez,genellikle ehliyeti yoktur.Ehliyetsiz kullanır.Her sürücüye hata yaptığında küfreder,hatta arabadan inip kavgaya tutuşur,genellikle karakolluk olur,trafikte silah çeker,trafik polisinin kenara çekmesine aldırmayıp gaza basar çeker gider,trafik cezalarını ödemez,ödese bile makbuzu trafik polisinin yanında yırtar. Genellikle sürücülükten çok koruma (bodygard)dırlar.Arabada silah ,bıçak, levye her zaman ulaşabileceği yerdedir.Arabayı kullanmaktan öte tehlike anında nasıl davranacağı daha önemlidir.

Sürücü davranış analizi nasıl yapılır?

Sürücü analizi psikoteknik değerlendirme sonrası yapılır.Sürücü karşılandıktan sonra sessiz,kapalı bir odaya alınıp,mümkünse tok,herhangi bir ilaç almamış,uykusuz ve yorgun olmaması istenir.Cep telefonu kapatılır.Testlerin neleri ölçtüğü,kabaca nasıl değerlendirileceği sözel ve yazılı olarak anlatılır.Yapılan değerlendirmenin saklı kalacağı,raporlandırmanın sadece uygun olup, olmadığı şeklinde yapılacağı anlatılır.Bu uygulamanın aynı zamanda kendileri için referans niteliğinde olacağı da bildirilir.Önce kendi kendilerine testleri doldururlar.Ardından testler değerlendirilir,son olarak psikiyatrik görüşmeye alınır.Psikiyatrik görüşmede nihai karar verilir.

CiwCiw
18-05-2006, 21:07
Gözde Yabancı Cisim

Çocuklarda ve işçilerde sıkça rastlanabilir. Açık havada oynayan çocuklarda bitki parçaları ya da toprak taneleri, metal kesimi, düzeltilmesi, sıva işinde çalışan işçilerde ise metal ve sıva parçacıkları göze kaçar.

Gözde yanma, batma, sulanma, kaşıntı ve ovmaya bağlı kızarıklık görülür. Hatalı müdahaleler göze zarar verir ve yabancı cismin çıkarılması da güçleşir. İlkyardımcı, kişinin gözlerini ovmasını önlemeli bol suyla yıkandıktan sonra gözlerini kapattırıp cismin gözyaşı ile çıkmasını beklemelidir. Bu olmuyor ve cisim gözle görülebiliyorsa temiz bir bez parçasının kenarı ile alınabilir. Çıkartma işleminden pamuk kullanılmaz. Yabancı cisim yine çıkmıyorsa kişi nakledilir.

Kulakta Yabancı Cisim
Kulağa nohut, mercimek gibi gıdalar, boncuk tanesi, böcek ya da bitki parçaları kaza ile kaçabilir. Özellikle böcekler hareket ve sesleri ile çok rahatsızlık verir. Su ile şişen tahıllar ve kuru baklagillerin çıkarılması çok zorlaşır. Bazen kulağı temizlemekte kullanılan pamuk, çöpler kulakta kalabilir.

Kulaktaki yabancı cisimleri çıkartmak için sivri, uzun cisimler sokmak doğru değildir. Kulak yere bakar durumda iken kulak kepçesi küçük çocukta geriye ve aşağıya büyükte geriye ve yukarıya çekilerek cisim çıkarılır. Böcekler ışık tutularak dışarıya çıkarılabilir. Başarı olunamazsa kişi nakledilir.

Burunda Yabancı Cisim
Çocuklarda görülebilir. Buruna sivri, uzun cisimler sokmamak gerekir. Yabancı cismin olduğu tarafın karşısındaki burun köküne bastırılarak kişi sümkürtülür. Başarılı olunamazsa kişi nakledilir.

Boğazda Yabancı Cisim
Boğaza takılan yabancı cisim, elle ulaşılabiliyorsa elle çıkarılır. Aksi takdirde çocuksa baş aşağı tutularak, büyükçe iki kürek kemiği arasına vurularak yardım edilir.

Yabancıı Cisimlerin Yutulması
Yutulan cisim küçük, düzgün kenarlı ise kendiliğinden çıkacaktır. Müdahale gereksizdir. Sivri, uzun, batıcı, kesici cisimler yatılmış ise acilen nakledilir.

CiwCiw
18-05-2006, 21:07
YANIK
SICAK ÇARPMASI
SUDA BOĞULMA
HAYVAN ISIRIĞI


YANIK

Doğrudan ateş ya da yüksek ısı veren fiziksel kimyasal etkenlerl karşılaşma sonucu yanıklar oluşur. Bu etkenler ateş, elektrik, güneş, sıcak su ya da yağ, kimyasal maddeler, sıcak metal cisimler olabilir.

Yanık cilt, açık yara gibi değerlendirilmelidir. Vücut bu kısımdan su kaybeder ve açık yara gibi mikroplanmaya açıktır. Toplam vücut yüzeyinin %20'sinden fazlasını etkileyen yanıklar yaşamsal tehlike doğurur.

Yanıklar, ortaya çıkan tahribata göre derecelendirilir.

1. Derece Yanıklar

En çok güneşte fazla kalma nedeniyle olur.
Cildin kızarması ve şiddetli ağrı ile tanınır.
Kendiliğinden iyileşip, cilt normal görünümünü alabilir.


Elbisesi tutuşan kişi yere yatıp kendi etrafında dönmelidir

2. Derece Yanıklar

Kızarıklığa ek olarak su dolu keseciklerin görünmesi ile tanınır.
En sık sıcak sıvılar ile olur.Ağrılı ve ciddi yanıklardır.
Su keselerini patlatmak sakıncalıdır.
Doğru bakım yapılmaz ise iz kalır. Mikrop üremesine açıktır.

3. Derece Yanıklar

Cildin tamamı etkilenmiştir. Ağrı azdır. Hayati tehlike yaratacak sıvı kayıpları ve iltihaplanmalar mümkündür.
Yanıklarda ilkyardımcının ilk amacı, yanığa neden olan madde ya da kaynağın uzaklaştırılmasıdır.
Tutuşmuş kazazedenin kaçması önlenir. Üzerine bir örtü atılarak ya da yuvarlanarak söndürülür.
Yanıklı kazazede soyulurken cilt de soyulabileceğinden elbiseler kesilerek çıkartılır.
Tüm yanıklarda ilk yapılacak işlem, yanık bölgenin ağrı geçene ve sonra 10 dakika kadar soğuk suda tutulmasıdır.
Yaralının üzerinde yüzük, bilezik, saat, künye varsa çıkarılır.
Yanık bölge üzeri ıslak, temiz bir bezle örtülür.
Bu nitelikte malzeme yoksa açık bırakılır.
Bilinç açık ise ağızdan sulu gıdalar ve su verilir. Şoka karşı uygun pozisyonda tutulur.
İkinci ve üçüncü derece yanıklar var ise kişi nakledilir.

SICAK ÇARPMASI

Güneşte fazla kalma sonucu ortaya çıkar. Güneş çarpması olarak da bilinir. Kazazede aşırı terlemektedir ya da terlemiştir. Vücut sıcaklığı 40 derece ya da üzerinde olabilir. Nabız hızlı, bilinç bulanıktır. Aşırı susuzluk hissi, halsizlik ve ağrılar vardır.


Bilinç kapalı ise;

Kazazede gölge, serin bir yere taşınır.
ABC kontrol edilir, serinletilir.

Bilinç açık ise


Kazazede serin bir yere taşınır, yarı oturur pozisyon verilir.
Su serpme, ıslak havlu ve hava akımı kullanılarak (yelpaze, vantilatör vb.) serinletilir, su ve alkolsüz içecekler verilir.
Fazla giysileri çıkarılır.

SUDA BOĞULMA

Havuz ya da denizde çırpınmakta olan kişiye suda kurtarmaalmamış kişilerin, yüzme bilseler dahi yaklaşmaması gerekir.
Bir tekne ile yaklaşmak mümkün değil ise, ipe bağlı bir can simidi ya da tahta parçası, çırpınan kişiye yardım amacı ile atılabilir.
Uzun bir sırık ya da ip ile kişiye ulaşmak denenebilir. Bunlar yapılamıyorsa, çırpınmaların bitmesi beklenir .
Tekneye ya da sahile çıkarılan kazazedenin ABC’si kontrol edilir.
Normal solunum ve dolaşım sağlandıktan sonra bilincin durumuna göre pozisyon verilir.
Üzeri örtülerek nakledilir.

HAYVAN ISIRIĞI

Bir tahrik olmaksınız saldırarak ısıran kedi ya da köpeğin kuduz olmasından şüphe edilmelidir. Kuduz mikrobu ısırılmış bölgeden vücuda girer. Isıran hayvanın gözlem altına alınması gerekir.

Isırılma halinde, ısırık yeri hemen bol su ve sabun ile iyice yıkanır. Kazazede yürütülmeden nakledilmelidir.

Arı Sokması

İğnenin girdiği yerde kızarıklık, ağrı, kaşıntı, şişme olabilir. İğne hala ciltte ise düzgünce çıkarılır. İğne yerine buz koyarak soğutma yapılır. Alerjisi olanlar, astımlılar, ağızdan sokulanlar, çok sayıda arı tarafından sokulanların hemen nakli gerekir.

Yılan Sokması

Yılan zehirlenmelerinde ısırık yerinde ağrı, şişlik, morluk, hassasiyet vardır. Sokulan yer hareket ettirilmeden yıkanır. Isırılan yerin birkaç cm yukarısına boğucu sargı uygulanır. Isırık yeri 0.5 cm kesilerek ve elle sıvazlanarak zehrin kısmen çıkması sağlanır. Yaranın emilmesi etkili değildir ve zararlı olabileceği için uygulanmamalıdır. Isırık yerine buz uygulanabilir. Kişinin yatarak nakli sağlanır.

Akrep Sokması

Akrep sokmasında yara yerinde ağrı ve uyuşukluk olur. Solunum bozulabilir. Sokulan bölge yıkanır, buzla soğutulur, sokulan kol veya bacakla vücut arasına boğucu sargı uygulanılarak akrep antiserumu bulunabilecek bir merkeze yatarak nakledilir.

CiwCiw
18-05-2006, 21:08
Trafikte 17 Yanlış İnanış

Usta sürücü düştüğü problemden kazasız sıyrılmayı bilir!

Yanlış!, Çünkü usta sürücü probleme girmeyen sürücüdür. Karşısına çıkabilecek her türlü tehlikeyi önceden görebilir, ona göre tedbirini önceden alır. Problemlerle uğraşmaz.

Otobanda tamam ama, şehir içinde emniyet kemeri takılmayabilir!

Yanlış! Emniyet kemeri hayat kurtaran en önemli güvenlik gerecidir. 50 km/s hızda meydana gelen bir çarpışmada otonun içindekiler emniyet kemeri talanad1klan takdirde, 4 katlı bir binadan aşağı düşmeyle eşit şok yaşar.

Arkada oturanlar için emniyet kemeri takmak gereksizdir!

Yanlış! Motorlu araçlar bir yere çarptığında hemen durur, ancak içindeki yolcular aynı hızla bir yere çarpana kadar ilerlemeye devam eder. Arkada oturanların da yaşam haklarını kullanmaları ve emniyet kemerlerini takmaları gerekir, Her ne-kadar henüz kanunen zorunlu olmasa da, yolcuların güvenliği için geliştirilmiş olan emniyet kemerleri hayat kurtarır.

Lastik havalarını düşük tutarsak, hem daha iyi tutunur, hem de daha konforlu olur!

Yanlış! Lastik havalarının, aracın fabrika değerinin altında olmaması gerekir. Hatta yüke ve yolcu sayısına göre artırılmalıdır. Çünkü inik lastiğin tabanı yere yayılarak daha iyi tutunma sağlamaz. Aksine tabanın ortası yukarı kalkar ve yol ile teması kesilir. inik lastiklerin yalnız omuz kısımları yere basar. Lastik inikken; kayma hareketleri çok daha düşük hızlarda başlar, fren mesafesi uzar, direksiyon hareketlerine daha geç cevap alınır. Belki daha konforlu sürüş yaparsınız ama, konforlu şekilde yoldan çıkar, konforlu şekilde çarparsınız!

Sıcak havada, lastiğin ısınmasını dengelemek için lastik havaları indirilir!

Yanlış! Lastiğin ısınmasının en büyük nedeni havanın sıcak alınası değil, lastik havalarının düşük olması nedeniyle lastik yanaklarının daha fazla esnemesidir.

Yağmurda inik lastik daha az kayar!

Yanlış! inik lastikte su boşaltma kanalları kapandığı için yağmur suyunu çok daha az boşaltır hatta boşaltamaz ve su üzerine çıkma ve su yastığı üzerinde kayma (aqua planning) çok daha düşük hızlarda başlar.

Direksiyon saate göre 10'u 10 geçe tutulur!

Yanlış! Direksiyon saate göre 9'u çeyrek geçe tutulur. Bu pozisyon, acil bir durumda her iki yöne eşit miktarda direksiyonu çevirebileceğiniz tek pozisyondur;

En iyi koltuk pozisyonu, sürücünün en rahat ettiği pozisyondur.
Yanlış! Sürücünü doğru koltuk pozisyonu öncelikle otomobile hakim olabileceği ne çok uzak, ne de çok yakın bir pozisyondur, Koltuk mümkün olduğunca dik olmalıdır. Direksiyon 9.15 pozisyonundayken kollar dümdüz olmamalıdır. İdeal dirsek açısı 120 ile 135 derece civarındadır. Evimizde TV seyrettiğimiz koltuk pozisyonu çok rahat olabilir, ama bu pozisyonda otomobile ve trafiğe hakim olabilmek çok zordur.

Motorlu araçlar lastiğin üzerinde gider!

Yanlış! Motorlu araçlar lastiğin içindeki havanın üzerinde gider. Eğer lastiğin içinde hava yoksa, hiçbir yere gidemezsiniz, Doğru lastik havası, ayağınızdaki ayakkabı numarası gibidir. Ayağımızı sıkan veya bol gelen bir ayakkabıyla nasıl yürüyemezseniz, otomobilin yol tutuşu da aynı şekilde bozulur.

Ani frenlerde önce frene basıp, durmaya yakın debriyaja basarsak, motor kompresyonundan faydalanıp daha kısa mesafede dururuz!

Yanlış! En etkin yavaşlama frenle debriyaja aynı anda basılarak yapılır. Böylece fren anında motor devre dışı bırakılarak, motorun aracı ileri götürme kuvveti yok edilir.

ABS (Antiblokaj Fren Sistemi) mekanik frene göre çok daha kısa mesafede durdurur!

Yanlış! ABS fren sistemi olan bir araç tekerleklerin kızaklamasını önler ve fren sırasında manevra yapılabilmesini sağlar. Ancak, daha kısa mesafede durdurmaz.

Bilinen fren bağıntılarında fren uzunluğu aracın dört tekerleğinin de TAM BLOKE olup (yani dönmeden) kayarak Yol üzerinde lastik izi bıraktığı durum için hesaplanır. Yayınlanmış olan tüm fren boylarındaki kabul böyledir. Halbuki ABS tekerleklerin tam bloke olmasını engeller.

Mekanik freni olan bir otomobilde fren pedalını pompalayarak daha kısa mesafede durulabilir!

Yanlış! Pompalamak için ayak fren pedalı üzerinden çekildiğinde, aracın ileri hareketi devam eder ve durma mesafesi uzar. Doğrusu; panik frende fren pedalı üzerindeki basıncı azaltarak lastiğin dönmesini sağlamaktır. Ancak ayak fren pedalından kaldırılmamalı ve fren yapmaya devam edilmelidir,

Doğru takip mesafesi hızın yarısıdır!

Yanlış! Bu yöntem kullanışlı olmamakla birlikte, hata payı yüksektir. İdeal takip mesafesi (kuru havada) 2 saniye arkadan takip etmektir. Yağışlı havalarda veya yük durumunda bu süre 3-4 saniye olmalıdır.

Dörtlü ikaz (flaşör) tünele girince yakılır!

Yanlış! Dörtlü ikaz sadece trafiğe tehlike yarattığı durumlarda yakılır. Yani olası bir kaza veya arıza halinde. Tünelde kısa farların açık olması yeterlidir.

Gündüz kısa farları yakmak trafiktekilerin gözünü alır!

Yanlış! Gündüz kısa far yakmak, daha erken fark edilmenizi ve size tehlike yaratacak olan kişilere kendinizi daha erken göstermenizi sağlar. Gece yakılan kısa farlar gözümüzü daha çok alır. Sadece kapalı ve yağışlı havalarda değil, güneşli havalarda ve hızlı yol kesimlerinde de kısa farların açılması kendi sürüş güvenliğiniz için önemlidir.

Çocukları uyarmak için korna çalınır!

Yanlış! Çocukları uyarmak için korna çalınmaz! Koma onların paniğe kapılıp beklenmedik bir reaksiyon vermelerine yol açar, En iyisi iyice yavaşlamak ve gerekirse durmaktır

Yoğun siste en iyi gitme yöntemi dörtlü ikazları yakmamaktır!

Yanlış! Yoğun siste en iyi gitme yöntemi hiç gitmemektir. Çünkü siste daha iyi gören Sürücü yoktur, daha çok risk alan sürücü vardır. Görüş mesafesi yeterliyse siste sarı camlı gözlükler takılarak, sis lambalarını ve kısa farları yakmak, sileceklerinizi çalıştırmak, yerin kayganlaştığını dikkate alarak, takip mesafesini artırmak ve sollama yapmamak daha güvenli yol almanıza yardımcı olur.

Unutmayın! Hayatınız boyunca ölümlü bir trafik kazası geçirme olasılığınız %33'tür. Rus ruletinde bile bu oran % 17'dir. lütfen, trafikte araç kullanmanın bir yaşam işi olduğunu hiçbir zaman aklınızdan çıkarmayın

CiwCiw
18-05-2006, 21:08
Kırık, Çıkık ve Burkulma

Kırıklarda İlkyardım
Çıkıklarda İlkyardım
Burkulmada İlkyardım

Yüksekten düşen, üzerine bir cisim düşen, trafik kazası geçiren kazazedelerde kırık, çıkık ve burkulmalara sıklıkla rastlanır. Kırıklar, büyük kemik kırıklarında görülebilen iç kanamalar dışında, hayatı doğrudan tehdit etmeyen olaylardır. Bununla birlikte, hatalı yaklaşımlar sonucu bir boyun ya da omurga kırığı olan kazazede felç kalabilir, kol yada bacak kemiği kırık bir kazazedede kol ve bacak damarları ve sinirleri kesilip durum ağırlaşabilir, yerine takma çabası içine girilen omuz çıkığı ameliyatla dahi düzelemeyecek hale gelebilir.
Kırık, çıkık, burkulma gibi kemik ve eklemi ilgilendiren olaylarda ilkyardımcının temel hedefi, sorunlu vücut uzantısı ya da bölümünü hareketsiz hale getirerek, kazazedenin durumunun kötüleşmesini önlemek, ağrısız ve güvenli bir şekilde naklini sağlamaktır.

Kırıklarda İlkyardım

Kemik bütünlüğünün çarpma ya da düşme sonucu ortadan kalkmasına kırık denir. Kırık kemik parçaları cildi delerek dışarıya çıkmış ise buna açık kırık, cilt sağlam ise kapalı kırık olarak tanımlanır.

Aşağıdaki maddelerin birkaçının varlığında kırıktan şüphelenmek gerekir.

- Düşme, üzerine düşme, çarpma tarif edilmesi
- Sorunlu bölgede hareketle ya da temasla çok şiddetlenen ağrı
- İlgili vücut bölümünde şekil bozukluğu, simetrinin kaybolması
- Kırılma sırası ya da sonrasında kırık sürtünme sesinin duyulmuş olması
- Kırık bölgesinde şişlik, morarma ,
- Kol ya da bacakta kısalma
- Eklem olmayan bir yerde, eklem varmış gibi açılaşma olması
- Deriyi parçalamış kırık kemik ucunun dışarıdan görülmesi
- Hareket kısıtlılığı ya da hiç hareket ettirememe
- İlgili bölgede hissetmede azalma, uyuşma, karıncalanma
- Dolaşımda aksama sonucu soğuma

Kırığı olan, ya da kırık şüpheli kazazedeye ilkyardım uygularken, aşağıdaki ilkelere uymak gerekir:

- Kırık olmadığına kanaat getirilmiş bir kazazede kesinlikle yerinden oynatılmamalıdır. Kırık bölgenin hareket ettirilmesi sonucu kırık parçanın keskin kenarı etrafındaki bir damar ya da siniri kesebilir, kas dokusunu zedeleyebilir.
- Kazazedenin oturması ya da sağa sola kımıldamasına izin verilmez, kırık şüpheli bölge hareketsizleştirilmeden taşıma yapılmaz.
- Kaza ortamında hayatı tehdit eden bir zararlı etkenin bulunmadığı her durumda kırığa müdahale bulunduğu ortamda yapılır.
- Kırık açık kırık şeklinde ve kopuk kemik parçaları görünüyorsa parçalara dokunulmaz.
- Kırıklı uzvun bileğinden nabız ve bölgede kanama olup olmadığı kontrol edilmelidir.
- Açık kırıklarda görünen kemik parçasını içeri sokmaya, kemik uçlarım birleştirmeye, kol ya da bacakta bozulmuş şekli düzeltmeye çalışmamak gerekir.
- Kırıkla beraber kanama-şok belirtileri varsa öncelikle bunlara müdahale edilir.
- Boyun kırıklarında hatalı taşıma ve gereksiz hareketler omurilik zedelenmesi sonucu tüm vücutta felçle sonuçlanabilir. Boynun desteklenmesi ve hareketsizleştirme hayati önem taşır.
- Başa gelen darbeden sonra burun ve kulaktan su gelmesi; gözlük şeklinde morarma, bayılma, uyku hali, nabız ve solunum zayıflaması, gözbebeklerinde büyüklük farkı, püskürür tarz kusma, kafa kemiklerinde çökme şeklinde şekil bozukluğu varsa; kafatasında kırıkla beraber beyinde de sıkıntı var denektir. Acilen kazazedenin nakli gerekir.
- Sorunlu bölgenin hareketsizleştirilmesi, yani tespit edilmesi ağrıyı azaltacak, kırık uçlarının çevre dokuları zedelemesini önleyerek, kırık uçların birbirinden ayrılması ya da deriden dışarı çıkmasına engel olacaktır. Böylece iyileşme de daha kolay olacaktır.
- Tespit işlemi, kırık kemikleri ilgilendiren iki eklemin sert-uzun bir cismin yardımıyla hareketsiz hale getirilmesidir. Bu amaçla kullanılacak standart malzemenin bulunmadığı yerlerde ilkyardımcı pratik çözümler aramalıdır. Bir dal parçası, katlanmış gazeteler, karton kutular, baston ya da şemsiye atelle tespitte, kazak-ceket gömlek vb. eşyalar askı ile tespitte, kemer, kravat, gömlek kolu gibi eşyalar sargı olarak kullanılabilir. Hiçbir malzeme bulunamaz ise kazazedenin sağlam bacağı kırık bacağa atel olabilir

Kol ve Bacakta kırık

Çıkıklarda İlkyardım
Bir eklemi meydana getiren kemiklerden birinin, bir dış etki sonucu normalde bulunduğu yerden ayrılmasına çıkık denir. Eklem bağlarının normalde izin vermeyeceği bir harekete zorlanan kemik bağları, arala***** ya da yırtarak yerinden uzaklaşır.
- Eklemin ve vücut uzantısının görünümünde bozukluk
- Ağrı nedeniyle kısıtlanmış ya da tamamen ortadan kalkmış hareket
- Hassasiyet ve şişlik görülmesi çıkık düşündürmelidir.

Çıkmış bir kemiği, eklem boşluğuna ancak yetkili ve deneyimli bir kişi yeniden yerleştirebilir. Yetkisiz kişilerce yapılan denemeler ise damar-sinir sıkışmalarına, eklem bağlarının düzelemeyecek ölçüde tahrip olmasına, sık sık çıkığın tekrar etmesine (alışkanlık çıkığı) neden olabilir. İlkyardımcın görevi, yetkili ve deneyimli bir sağlıkçıya ulaşana kadar çıkık eklem bölgesini hareketsiz hale getirmektir. Bu amaçla askı, atel ve sargı uygulamaları
yapılır

Burkulmada İlkyardım

Eklem bağlarının kopması, ya da kısmen zedelenmesine burkulma denir. Ağrı, hassasiyet, şişlik ve morluk görülebilir. Zorlanan eklem buz torbası ve benzer uygulamalarla soğutulur. Varsa, elastik bandaj uygulanarak şişlik önlenmeye çalışılır. Zedeli eklem kullanılmadan ve hareket ettirilmeden, mümkünse yukarıda tutularak taşınır.

I3eLa
18-05-2006, 21:09
eline saglıkk