Philip
23-02-2007, 18:24
'Takım elbiseyle çok şık görünüyordu'
Hızırbey Camii'nde uzun yıllar imamlık yapan Abdülhamit Oruç Hoca, Fethullah Gülen Hocaefendi'nin Kırklareli günlerini anlatıyor: Hocaefendi o zaman Akmescit denilen camide bir Kur'an kursunun başında idi.
Aynı zamanda penceresinde yatıp kalktığı Üçşerefeli Cami'de vaazlarına devam ediyordu. Hocaefendi ile tanışmamız 1960 yılının sonlarında oldu, daha sonraki günlerde de irtibatımız ve görüşmelerimiz devam etti. 1965 yılının yazında idi. Ağustos ayı olabilir. Havalar gayet sıcaktı. Bir gün, Hocaefendi'nin Kuyumcular Çarşısı'ndan Zincirlikuyu Caddesi'ne doğru geldiğini bugünkü gibi hatırlıyorum. Üzerinde gri bir takım elbise, ayağında makosen ayakkabı ile gayet temiz, sade ve şık bir görünümü vardı. Cadde üzerinde küçük bir kitapçı dükkanım vardı benim. Hocaefendi oraya geldi ve onu orada karşıladık. Böylece Hocaefendi, Kırklareli'ndeki vazifesine başlamış oldu.
Edirne'de çok dirayetli, hatip ve bilgili bir müftü vardı. Yaşar Tunagür Hoca idi bu müftü. Yaşar Tunagür Hoca 1963'te İzmir'e, bir sene sonra da Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı olarak İzmir'den Ankara'ya tayin ediliyor. Edirne'den gönderilen evraklar da Yaşar Hocanın eline ulaşınca, Hocaefendi Kırklareli'nde yeni teşkilat kanununa göre resmî vaiz oldu. Ondan sonra da zaten Ege'de gezici vaiz ve İzmir merkez vaizi olarak buradan İzmir'e tayin oldu. Yaşar Hoca 1965 sonbaharında Kestanepazarı'ndan ayrılırken kendi yerine daha aktif bir vaizi göndereceğini söylemiş. Bunun üzerine Hocaefendi'yi Kırklareli'nden alıp İzmir'e tayin etti.
Hocaefendi, Edirne'den gelir gelmez, ilk gün bizim çarşıdaki kitapçı dükkanına geldi. Öğleden sonra ikindi vakti gibiydi. Oturduk, çay kahve içtik. Burada bizim tanıdık otelci Hasan Akkaynak vardı. İstanbul Oteli'nin sahibi idi. Ona "Edirne'den bir hocamız geldi, kalacak bir oda ayarlayalım." diye söyledik. Ondan sonra Hocaefendi yirmi gün kadar İstanbul Otel'de kaldı.
23/02/2007-ZAMAN
Hızırbey Camii'nde uzun yıllar imamlık yapan Abdülhamit Oruç Hoca, Fethullah Gülen Hocaefendi'nin Kırklareli günlerini anlatıyor: Hocaefendi o zaman Akmescit denilen camide bir Kur'an kursunun başında idi.
Aynı zamanda penceresinde yatıp kalktığı Üçşerefeli Cami'de vaazlarına devam ediyordu. Hocaefendi ile tanışmamız 1960 yılının sonlarında oldu, daha sonraki günlerde de irtibatımız ve görüşmelerimiz devam etti. 1965 yılının yazında idi. Ağustos ayı olabilir. Havalar gayet sıcaktı. Bir gün, Hocaefendi'nin Kuyumcular Çarşısı'ndan Zincirlikuyu Caddesi'ne doğru geldiğini bugünkü gibi hatırlıyorum. Üzerinde gri bir takım elbise, ayağında makosen ayakkabı ile gayet temiz, sade ve şık bir görünümü vardı. Cadde üzerinde küçük bir kitapçı dükkanım vardı benim. Hocaefendi oraya geldi ve onu orada karşıladık. Böylece Hocaefendi, Kırklareli'ndeki vazifesine başlamış oldu.
Edirne'de çok dirayetli, hatip ve bilgili bir müftü vardı. Yaşar Tunagür Hoca idi bu müftü. Yaşar Tunagür Hoca 1963'te İzmir'e, bir sene sonra da Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı olarak İzmir'den Ankara'ya tayin ediliyor. Edirne'den gönderilen evraklar da Yaşar Hocanın eline ulaşınca, Hocaefendi Kırklareli'nde yeni teşkilat kanununa göre resmî vaiz oldu. Ondan sonra da zaten Ege'de gezici vaiz ve İzmir merkez vaizi olarak buradan İzmir'e tayin oldu. Yaşar Hoca 1965 sonbaharında Kestanepazarı'ndan ayrılırken kendi yerine daha aktif bir vaizi göndereceğini söylemiş. Bunun üzerine Hocaefendi'yi Kırklareli'nden alıp İzmir'e tayin etti.
Hocaefendi, Edirne'den gelir gelmez, ilk gün bizim çarşıdaki kitapçı dükkanına geldi. Öğleden sonra ikindi vakti gibiydi. Oturduk, çay kahve içtik. Burada bizim tanıdık otelci Hasan Akkaynak vardı. İstanbul Oteli'nin sahibi idi. Ona "Edirne'den bir hocamız geldi, kalacak bir oda ayarlayalım." diye söyledik. Ondan sonra Hocaefendi yirmi gün kadar İstanbul Otel'de kaldı.
23/02/2007-ZAMAN