PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : zeki kayahan coskun




_cherry_
19-03-2007, 21:23
http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2005/01/24/images/2.jpg


Bir çocuk Zeki Kayahan Coşkun... Hep çocuktu... Yine çocuk... Saçları kumral... Dümdüz... Ipıl ıpıl parlıyan bir çocuktu... Yine çocuk... Uyurken dudaklarının kavuştuğu kenarından, gerdanına doğru uyku suyu akan... Üzerindeki yeşil battaniyesinin birazı yere doğru uzanan bir çocuktu... Telaşsız... Umarsız... Kirli... Kuruyunca griye çalan çamurları; suratında, ellerinde, dizlerinde taşıyan bir çocuktu... Gecenin bir yarısında ateşi çıkan... Kusan... Üşüyen... Anasının baş ucunda sabahladığı bir çocuktu... Babası işe gidince, ne gereği varsa, ağlayan... Akşam olup da dönünce mutlu olan... Yağmur birikintilerinde kağıt kayıklar yüzdürmüş... Keskince katladığı her bir uçağı yere düşmüş... Ayağına, paslı olup olmadığı ebeveynleri tarafından merak edilen, çiviler batmış... Pasın neden önemli olduğunu kavrayamamış... Kanamış bir çocuktu... Yine çocuk... Sigara görünümlü sakızlar çiğnemiş... En berbat, mikrop dolu pembe gofretleri yemiş... Leblebi tozu boğazında kalmış... Niyet çekmiş... Elvan gazozunu bir dikişte içebilmiş... Uçan balonu olmuş... Siyah okul önlüğü giymiş... Kırmızı Pinokyo bisikletine rahatça binebilecek, geniş sokaklara sahip olmuş, Bisikletinin kırmızısından utanan bir çocuktu... Yarısı apartmanlarla, yarısı bahçeli evlerle dolu mahallesi çalınmış... Çocukluğunun üzerine A, B, C blok diye kategorize edilerek, havuzlu siteler yapılmış bir çocuk... Üzerinde masmavi gökyüzünün olduğu bir çocuktu... Peçeteyle, kağıt havluyla değil; elbeziyle ağzı silinmiş... Anne tarafından iyice bastırılınca daha iyi paklar diye düşünülen elbezi dokusunun ağzını acıttığı bir çocuktu... Elbezinin sabun tadının hala dudaklarında olduğu bir çocuk... Yine çocuk... Anneni mi daha çok seviyorsun, babanı mı?.. Seni bize götürelim, bizim oğlumuz olur musun?.. Ve benzeri aptalca sorularla dimağı yoklanmış... Misafirliğe gidildiğinde misal muzdan, kendisine düşen adetten daha fazlasını yiyince evde olsa yemez, bir yere gidince hep böyle oluyor ana-baba utancını duymuş... Ev sahibi kişi bir an için uzaklaştığında kaş göz işaretleriyle uyarılan, yediği muz zehir zıkkım edilmiş bir çocuktu... Nalbura gidip bilmemkaçnumara boya almış, sonra bir ton açığı olsa iyi olur tespitiyle nalbura bir kez daha gönderilmiş, yolda giderken küfretmiş... Evde badana yapılırken mutlu olsun diye eline küçük bir fırça verilmiş, onun boyadığı yerler badanacı kişi tarafından umursanmadan tekrar boyanmış... Bu güvensizliğe anlam verememiş bir çocuktu... Alışverişi gönderilirken verilen paranın üstüyle kendine istediğin bir şeyi alabilirsin özgürlüğü sunulmuş, eve gelindiğinde illa ki kendine ne aldın merakıyla karşılanmış... Sen dururken annen mi gitsin ekmek almaya siteminden etkilenip, televizyondaki filmi yarım bırakarak bakkala ekmek almaya gitmiş... Evin ekmek ihtiyacı hep seyrettiği en güzel filmlere denk düşmüş... Bakkal ev arasındaki mesafede ekmeğin ucunu ısırarak gıda etmiş bir çocuktu... Yine çocuk... Evden çıkarken,Paran var mı? sorusuna "Hayır yok" yerine, seri şekilde "Var var" diyen, tam kapıyı kapatacakken,"Şunu da al bulunsun, lazım olur" baba sıcaklığıyla karşılaşmış bir çocuktu... Parayı utana sıkıla alırken, paraya bakmıyormuş gibi yapan... "Valla param var yaaa" sahtekarlığına sığınmakta ısrar eden çulsuz... İçten içe "Ulan baba ne kadar anlayışlısın, sağol be ya" sessizliğinde sevinen bir çocuktu... Yine çocuk...
Bir çocuk Zeki Kayahan Coşkun... At arabalarının, kamyonetlerin arkasına takılmış... Arkadaşları tarafından "Abi takılan var, takılan var" diye gammazlanmış... Minibüslerde, otobüslerde midesi bulanınca annesi tarafından "aklına getirme midenin bulandığını" öğüdüyle yüzleşmiş... Bu öğüdü ciddiye alıp "Aklıma getirmiycem, getrimiycem işte" diye mücadele etmiş ve bunu başaramamış bir çocuktu... Depozitolu şişeleri evden çaktırmadan yürütüp bakkala satarak harçlığını çıkarmış... Ebe tura bir ki üç, yerden yüksek, Japon kale, dokuz aylık... gibi oyunlara doymayan... Hava kararmadan evde olması gerekmiş bir çocuktu... Yine çocuk... Evdeki terliklerin salon, mutfak, banyo, balkon terliği şeklinde ayrılmasına anlam veremeyen... Balkon terliğiyle odalarda, diğer terliklerle balkonda dolaştığında azarlanmış bir çocuktu... Yine çocuk... Banyo yapmayı sevmeyen... Taşa oturunca gerçekten karnı ağrıyan... Acıkınca eve şöyle bir uğrayıp ekmeğin arasına domates destekli bir şeyler koydurarak evden bir çırpıda çıkan... Evden çıkarken ayakkabıların giyilmesi esnasında ekmeği yanından dişleyerek ağzında tutan... Çıtalı uçurtma yapmayı asla öğrenemediğinden, marangozdan yalvar yakar aldığı çıtaları mahallenin abilerine gözü kapalı teslim eden bir çocuktu...
Bir çocuk Zeki Kayahan Coşkun... Ağlamaktan utanmayan... Akşama köfte, patates kızartması yapıldı mı sevinçten deli olan... Köfteleri, patatesleri yerken yarına kalma ihtimalini düşünen... Ertesi gün buzdolabını açtığında bir tane olsun köfteye rastlayamayan... Tek tük kalmış, pörsümüş patateslere tenezzül etmeyen bir çocuktu... Yine çocuk... Bütün spor ayakkabılarına"esem spor" denilen... Ayakkabı bağlamayı geç öğrenmiş... Kış günlerinde pantolonunun altına zorla külotlu çorap giydirilmiş... Arabaların şoför tarafındaki camlarından içeriye dikkatlice bakarak "arabanın kaç yaptığını" öğrenmekten keyif alan... "Kızların içinde kızılcık bebek" küçümseyişini fazlasıyla tatmış bir çocuktu... Yine çocuk...
Bir çocuk Zeki Kayahan Coşkun... Düğünlere götürülmüş... Düğünlerde mahalli sanatçının "anneler babalar çocuklarınızı yanınıza alın" uyarısıyla sahneden alınmış... Sonra tekrar sahneye fırlamış... Adını bilmeyenlerin "Küçüüüükkkkkkk... Şişşşştttt küçüüüükkk" seslenişine maruz kalmış bir çocuktu... Bir çocuk... Kocaman kocaman sevdaları olan... Hep en kudretli kendisinin aşık olduğunu sanan, öylesine bir çocuktu... Yine çocuk...
O işte... O... Daha ne olsun... Nasıl söylesek?.. Nasıl anlatsak?.. Pasaklıdır mesela... Dağınık... Hep dağınık... Kendisini dağıtacak sevdaları kolay bulması bundan belki... Belki bundan iflah olmaz bir gönül adamı... Dağınık... Ruhu... Beyni... Mekanı... Her yeri dağınık... Öyle biri... Yalancı... Kendisini kandıracak kadar yalancı... Hiç bir hayali yok... Olmadı... Olmayacak da... Asabi... Sabırsız... Ama en çok da dağınık... Ruhu... Beyni... Mekanı... Her yeri dağınık... Öyle biri... Öylesine yaşıyor... Öylesine... Öyle.. Bir çocuk Zeki Kayahan Coşkun... Yine çocuk... Hep çocuk... Hep... Herkes kadar çocuk... Herkes...

kitapları:
En Son Ne Zaman Şey Ettiniz?
Durun Siz Evlenemezsiniz!
Ceset Kokan Kadınlar
Ben Senden Sonra Düş Oldum...("Ceset Kokan Kadınlar"'ın Yeni Baskısı)
Türkleri Anlama Kılavuzu
Fareli Köyün Kavalcısı Ve Saz Arkadaşları
Türkleri Anlama Kılavuzu 2




_cherry_
19-03-2007, 21:25
en sevdiğim siiri;

ne demeli?...
nasıl anlatmalı?...
ne yazmalı bu dar ve parlak yüzeye?...
sıradan bir yalnızlık benimkisi...
kiminkinden farkı var?...
kelimelerden cümle kurma yeteneğim,
belnim yalnızlığımı sadece belgelenmiş bir "anı" yapar...
herkesinki gibi bir yalnızlık bu...
yangın yerinde hareket edememek gibi...
hiçbir teselliye boyun eğmeyen...
laftan, sözden anlamayan bir yalnızlık bu da...
asi... onurlu... ümitsiz...
hiç kimseninkinden farkı yok...
sabah ezanından hemen sonra...
durduk yere arabanın camını açıp...
istanbul'un tam ortasında, sesim kısılasıya 0'nu bağırmak...
"seni seviyorum"u öfkeye dönüştürmek...
bu koca kente 0'nu haykırmak..
dudaklarımın önce titremesi...
sonra gözlerimin dolması...
en fazla ağlamak ıslak caddelere...
elimin ayağıma dolaşması...
salaklaşmak...
farklı mı yapar benim yalnızlığımı?...
duysaydı... belki...
duymadı... duyulmadı...
diğer yalnızlıklar gibi benimkisi de...
duyulmayan... görülmeyen... bilinmeyen... umursanmayan...
sıradan bir yalnızlık...
bir adım yaklaştıkça, bir "kadın" daha uzaklaşan...
bir kadın uzaklaştıkça, bir "adam" daha küçülen yalnızlık bu da...

^^DELİKIZ^^
19-03-2007, 21:57
ellerine saglık canım:rolleyes:

bu adama hastayım ya cok zeki cok komik :D azcık tırsmasam programı arayıp gecenin kahramani olcam ama bisey söyler rezil olurum:D

seviyorum zeki yi :rolleyes:

matrax:kop:

_cherry_
20-03-2007, 16:50
sen sagol canım yorum için:D:D:D:D

swindler
20-03-2007, 20:58
bir gun gelecek onun programına bende katılıp bi matraxiyon yapacam :D
o zaman size haber veririm bol bol güleriz :)


zeki bir numaradır ;)

MaSa£_p€r!s!
21-03-2007, 22:25
çok matraxtır z€k! :rolleyes: süp€r ß!r proqramcı... onu d!nL€m€k !ç!n az uykusuz kaLmadım... :rolleyes:

_cherry_
21-03-2007, 22:30
bende cook okula gec kaldım:D:D:D:D

sagolun yorumlar için:D

aSi MeLeq
23-03-2007, 04:44
Takdir ettiğim bir insan, aynı zamanda çok güldüren biri.
Her akşam dinliyorum, özellikle de ''tatlım'' deyişi süper :huhu:
Kısacası; forever ZEKİ & MATRAX :cool:
Konu için teşekkürler cherry :buyir:

veNdeTTa
24-03-2007, 21:13
esneme servisi buyruuuuunnn

giz_zem
28-09-2007, 11:35
:asq:yav çok seviyorum ben bu adamı yaw aşığım en ona hayatımın aşkı
zeki

theanswer
28-09-2007, 12:54
paylasımın ıcın tesekurler

SYSTEM_IF_A_DOWN
16-10-2007, 19:08
TŞKLER PAYLAŞIM İÇİN...;)

DeJJaVu
17-10-2007, 16:05
Bi zamanlar ne dinliyodum ya :D
Matrax çatlax oynaxxx :D
Ellerin dert görmesin tşkler :cicek:

_ayben_
18-10-2007, 16:33
zeki ABİYİ bende dinliyorum çok komik yha hele dün geceki telefona bağlanan gazete yiyen elif ile ne çok uğraştı harbi çatlak ama lafı iyi oturtturuyo onu aramak cesaret ister:D

gfb_sencer
18-10-2007, 19:31
zeki abiii ( : ve ayten teyze...

Dj_SpaCE_X
22-10-2007, 06:37
yahaa yıllardır bu adamı dinliyorum eskiden 4kişilik bir grup halinde dinler 18'e gelicne gecenin kahramanları yada grup huptrik olucaktık şimdi herkes okul iş derdine biryerlere gitti ama ben yalnız arıyacak cesareti bulamıyorum:( ama genede saat 23.00/02.00+ dinlemeye devam(Y)