PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Aşk'a Düşen Bazı Gençler ....




ahSenTi
24-04-2007, 18:59
Gençler lisede, üniversitede, tuzağa zamansız yakalanıyorlar. Evliliğe hazır değiller; ama, tutuluyorlar ve kalplerine söz dinletemiyorlar. Karşı cinse eğilim insan doğasında vardır; hele çağımızda çok körüklenmiştir. Mutluluk bu eğilimin zamanında ve meş*ru yollarla karşılanmasında yatar; yoksa aksi, toplumlar için hep felâket olmuştur.

Üniversitemizin servis otosundan inmiş, bekar evimize yürüyordum. Zihnim derin tefekkürlere dalmış; içime tutunan yalnızlık virüsünden ve paylaşma arzusundan nasıl kurtulabileceği*mi düşünüyordum.

Etkileyici bir kadın sesinin Anadolu ezgileriyle yoğrularak caddede yankılandığını fark ettim. Sanatçının sesinin süslediği şarkıyla sürüklenirken, sanki ruhuma hançerler saplanıyordu. Kangrenli yaralarım doğranıyordu; zayıf damarımdan yakalanmıştım; acıma tuz biber ekilmişti.

“Günlerdir yalnızlığıma üzülüyorum, artık kurtulayım.” Duasıyla patladım ve yanımdaki duvara kapanarak sarsıntımı geçirmeye çalıştım. Utan be koca adam. Ne yalnızı, ne kimsesizi… İşte doğa, işte muhteşem canlılar dünyası… İşte ideallerin, işte çalışmak ve işte huzurunda bulunduğun Rabbin… O dirençsiz halimde, “Ey merhametli Hâkim, lütfen bana ve bu gençlere acı, bize nefsimizden bir kurtuluş bağışla!” dedim. Sakinleştim ve kalbimdeki sohbeti dinledim:

“Delikanlı, dur hele… Sen hamuru çamurdan yoğrulan o kandan irinden cesedi istemiyorsun. Sen, Yaratıcının o vücut hamuruna sunduğu suretin arkasındaki ruha aşıksın. Dinle ki Mevlânâ, ‘Seni toprakla karışmış bir yudumcuk güzellik şarabı böyle deli divane ediyor; artık onun safı ne yapmaz?’[5] diyor. Senin Yaratıcın, topraktan cesede nurdan şekiller giydirdi. Toprak cisim yurduna dönünce, suret de hayal evrenine gidecek.

“Yemek istediğin meyvesini izinsiz çalıp Yaratıcını karşına alma. O çok cömerttir; sabırla iste de, zamanı gelince sana ne helal bağışlarda bulunacağını gör. Bütün kadınlara ilâhî güzel*likten bir zerre serpen Yaratıcın, tüm güzellikleri tek bir kadında hücre hücre dokuyup sana sunabilecek kudrettedir. Dünyanın güzelliklerinden binler kat fazlasını bedenlerinde barındıran huriler seni bekliyor. Gelecekteki sonsuz temiz ve iffetli güzelliklere, kirlettiğin bir gençlikle kavuşamazsın. Madem Allah’tan başkasını da sevmeye muhtaçsın, seni bekleyen can tatlısı cennetlerini sev. Bunca yıl direnen, biraz daha sabredebilir.”

Sustum… Aradığım ihtişam, yüzümü kapadığım duvarın hemen arkasındaydı ve hayalim ötelere dokunur gibiydi. Başımı kaldırıp mutluluktan gülümseyerek yoluma devam ederken, kasetçiden yayılan o şarkıyı duymuyordum.

Önermeye çalıştığım, bu kıyamet asrında “Ruhunu çıkar at, kolunu bacağını kes.” demek gibi zor gelebilir. Ama, gençliğimiz, “ilâhî ölçülere göre yasak olan” bir ilişkiyle lekelenirse, sa*dık bir eş bulma şansımız azalacaktır.

Sonrasındaysa, bayanlar cennetin hurilerinden güzel sultanları olma şansını; erkekler de huri güzelliğindeki kadınla sonsuza dek mutlu kalma fırsatını yitirme tehlikesindedirler. Allah temizleri kirlilere mahkum etmez. İçten ve gözyaşlarıyla yoğrulmuş bir tövbeyi başaranlar hariç.

Sonsuzluk yolcusu, sadece şimdi tadacağı ota saplanan kurbanlık koyuna benzemez. Uyanık insan zehirli balı yemez; yemin arkasındaki oltayı görür; bugünkü tercihinin gelecekteki sonuçlarını düşünür. Gelecekteki eşine yakıştırmadığını, bugün kendisi için de çirkin görür. Yanlış bir iş yapar da, içten bir tövbeyi başaramazsa, kaderin ona acılı bir evlilikle bedel ödeteceğini unutmaz.


Dolayısıyla, gözlerimizi tahrikçi görüntü*lerden, zihnimizi benzeri hayallerden arındırmalı; duaya ve tövbeye sarılmalı; aile onurunu inciten TV yapımlarından sakınmalıyız. Yaratıcıya yakınlığımız, ideallerimiz uğrundaki çalışkanlığımız, cinsel ihtiyaçlarımızı gölgeleyip unutturacaktır. Evlenme imkanımız varsa da, bekletmemeli, o sığınağa çabucak girmeliyiz.

Evliliği öldüren manevî hastalıklardan arınmalıyız: Allah’ın evlilik lütfuna şükretmemek, parayı tanrılaştırmak, vücudun görünümünü kalbin içtenliğinden üstün tutmak, keyfe/eğlenceye düşkünlük, zorluğu eşit paylaşmak yerine ihmal ve tembellik, küçümseme, takdir etmeme, saygısızlık, bilgisizlik, çocukların eğitimlerine duyarsızlık, birbirinin sırrını ve onurunu korumamak, TV’ye saplantı, iletimsizlik, birbirlerinin ilgilerine duyarsızlık, sarhoşluk, kumar, ahlâksızlık gibi manevî hastalıkların olduğu evlerde evlilikler yaşamaz. Evlilikler ancak erdemle, fedakarlıkla ve paylaşmayla beslenebilir.

Eşiyle geçinemeyen, toplumla geçinemez; ailesini yönetemeyen kimseyi yönetemez. İnsanın iyiliği sokaktaki şirinliğinden değil, evindeki erdemliliğinden anlaşılır. Eşiyle geçinemeyen kendisinde sorun aramalıdır. Tek taraflı kusurdan kaynaklanan boşanma, parmakla sayılacak kadar azdır. Eğer gerektiği gibi iyiyseniz, eninde sonunda eşinizi kazanırsınız. Kazanamazsanız da, Allah sizi karanlık kalpli ve ısrarlı nankörden kurtarır; size canınızı ısıtacak başka bir evlilik bağışlar.

Bir türlü hayırlı bir evlilik nasip olmayanlar, telaşlanmasınlar. İki günlük dünyanın zevklerine değil, sonsuzluğa talibiz. İnsanlık derdine düşenin cinsellik derdi kalmaz. Bunaltıcı bir evliliktense, bekarlığa razı olmak pekala çok onurlucadır.

[1] Radikal, “Sayısal fesat” (27.10.2000).
[2] Hürriyet, (31.10.2004).
[3] Milliyet, “ABD... Genç kızlar arasında göğüs büyütme ameliyatı moda” (15.06.2004).
[4] Mevlânâ, Mesnevî, c. 2, s. 256.
[5] Mevlânâ, Mesnevî, c. 5, s. 34, 35.




Angelina@
24-04-2007, 23:27
cok bilgilendiriciydi cnm allah razi olsun :)

_cherry_
24-04-2007, 23:34
cok güzel bi yazıydı gülizar.....allah razı olsun:)

Deli_Sibz
24-04-2007, 23:39
Cook guzel Bir paylasimdi ALLAH SENDEN RAZI OLSUN

...kayıp...
24-04-2007, 23:42
Eline sağlık ;)

£R$$!İN
24-04-2007, 23:58
ellerine sağlık......

carpediem
25-04-2007, 00:29
açıkçası komik buldum...

carpediem
25-04-2007, 00:35
açıkçası komik buldum...
yaw bi daha okudum da sadece başı komik geldi.. gerisi ders vericiymiş:agg:

ahSenTi
27-04-2007, 14:06
=) yorumlar için teşekkürler...

merveli
27-04-2007, 16:17
canım cok guseldı elıne saglık

Philip
28-04-2007, 19:23
Paylaşım için teşekkürler..:)

shaMarıq
03-05-2007, 15:43
emeğine sağLık

mawiaşk
06-05-2007, 00:04
Ben uçağın bir kanadıysam ve uçağın uçmasını istiyorsam her iki kanadında sağlam olması gerekir ALLAH razı olsun

Raid_IRON
07-05-2007, 15:05
Aşkın Karasına Düşenlere Tavsiyeler

Unutmak da nimettir
Önemli olan sevgiliyi hiç unutmamak, hep hatırlamak aslında. Ama bazen öyle olumsuz şartlar olur ki, onu unutmak zorundasınızdır.

Sevmek bir nimet olduğu gibi, unutmak da bir nimettir. Maalesef çoğu kez başaramayız. İsterseniz, önce yanlış yolda olduğunu bile bile şartları zorlayan bir gencin, şu e-mailîni okuyup bu çetrefilli konuyu değerlendirelim:

"Şu anda çıkmaz bir sokakta kendimi kaybetmiş bulunuyorum. 19 yaşındayım ve lise son sınıfta okuyorum. Yaklaşık on ay okuduğum okuldaki bir kızdan hoşlandım ve arkadaş olmak isledim. Teklif ettim, fakat kabul etmedi. Önceleri fazla kafama takmadım. Hatta düşünmedim bile, sonradan birisiyle çıktığını öğrendim. Ama bir ay sonra ayrıldılar. Bunun üzerine ben onu tekrar aradım. Yine olumlu bakmadı.

"Artık ben onunla arkadaş olmak değil, ciddî bir şekilde ileriyi düşündüm ve hâlâ düşünüyorum. Ama o benle çıkmak dahi istemiyor. Fakat çek git de demiyor. Verdiğim çiçekleri ve aşk şiirlerini hâlâ alıyor. Yani sevip sevmediğini anlamış değilim.

"Ayrıca onunla benim ailem tamamen birbirine zıt. O çok serbest yetişmiş, ben öyle değilim. Defalarca unutmak istedim, nefret etmek istedim, fakat yapamadım. Kısacası, ben onun yaptığı hiçbir hatayı görmüyorum ve ciddî manada seviyorum. Onun bana karşı yaptıklarını da, yaşına ve çevresine veriyorum. Şu an ne yapacağımı bilmiyorum."

Şimdi bu gencin nerelerde hata yaptığına bakalım:

Kızın ailesi çok serbest ve çocuklarını da serbest bırakmış; ama kendi ailesi mazbut ve bu konularda işi sıkı tutuyor.

Kızın bir başkasıyla aşk ilişkisi olmuş, bitirmiş. Belki o küçük yaşta nice ilişkisi oldu. Delikanlı muhafazakâr bir yapıda olmasına rağmen, bunu hiç dikkate almıyor; oysa ileride başına iş açabilir.

Delikanlı daha önce arkadaşlık teklif etmiş, reddetmiş. Şu anda hâlâ peşinde, ama yine olumlu cevap vermiyor. Peki şiirleri, çiçekleri niye alıyor?

Bütün kızlar sevilmekten, takdir edilmekten hoşlanır. Hatta şiirleri, hediyeleri, çevresine gösterip, "Bakın, ben ne çok sevilen bir kızım" havası atarlar.

İyi ama karşılığında sevgi veriyor mu? Vermiyor. Söz konusu genç, bu olumsuzlukları görüyor, bunun için unutmak istiyor, ama başaramıyor.

Hangi durumlarda unutmak istersiniz?

Nasıl unutulabileceğini anlatmadan önce hangi durumlarda unutulabileceğini ele alalım. Bir süre ölümüne sevmişsiniz, ama terk edilmiş veya ihanete uğramış olabilirsiniz. Müthiş bir hayal kırıklığı yaşarsınız. Ama bitmiştir her şey. Artık çaresizsiniz ve unutacaksınız.

Çok sevmişsiniz, her şey yolunda gidiyor, evlilik hazırlıklarına bile başlamışsınız. Ama, sizi ölüm ayırmış olabilir. Eliniz kolunuz bağlanır, duadan başka yapacağınız bir şey yoktur.

Ya da yukarıdaki gencin durumunda olduğu gibi, siz ona vurulursunuz, ama o size ilgisizdir. Belki de baştan bir süre ümit vermiş, sonra sırtını dönmüştür. Unutmak kaçınılmazdır.

Bütün yolları denemiş, her şeyi yapmış, ama almaya bir türlü muvaffak olamamışsınızdır. Hadi; kız veya erkek sevdiğiniz beklese bir ümidiniz olur. Ya o da isteyerek veya baskı sonucu evlenmişse, yapacağınız bir şey yoktur. Tek çare unutmaktır.

Buradaki verdiğim örnekler, sizin durumunuzla bire bir örtüşmeyebilir. Hatta bu verdiğim misaller de sübjektiftir. Yani size göre bu durumlarda da unutmak ille de gerekli olmayabilir. Ama, kişilerin içinde bulunduğu şartlara göre unutmanın kaçınılmaz olduğu durumlar vardır. Bu yüzden birkaç unutma formülünü öğrenelim.

Unutma formülleri

İşte "Mutlaka unutmam gerek" dediğiniz durumlar için şu önerilerimi dikkate alın:

1. Öncelikle sizin mutlu olabilmeniz için bir dizi şart gereklidir. Eski sevgilinizin de bunlardan sadece biri olduğunu düşünün. Onun gitmesiyle kıyamet kopmaz, hayat yine devam eder.

2. Kendinizi sevin, önemseyin, değer verin. Sizin dünyanızın direği, yine sizsiniz. Siz olmazsanız, zaten sizin sevdiklerinizin ve sizi mutlu edecek şeylerin önemi yoktur. Çünkü bunlar sizin varlığınıza bağlıdır. O halde yıkılmayın, dik durun, kendinizi bırakmayın.

3. Onu hatırlatacak ne varsa uzak durun. Eğer mektup, resim gibi hatıralar veya size verdiği hediye eşyalar varsa, onları yok edin. Tabii bunu hastalık, ölüm vb. durumlarda değil, ihanet, vefasızlık gibi durumlarda yapın.

4. Onu hatırlatacak yerlerden hemen uzaklaşın. Ortak zevkiniz olan film, kaset, şarkı varsa izlemeyin, dinlemeyin.

5. Sizi üzecek, acı verecek şarkı, türkü ne varsa ilgilenmeyin. Aşk yüklü müziklere kulağınızı kapatın.

6. Sakın ola ki, derbederliği, boş vermişliği, aylaklığı, pejmürde bir hâli tercih etmeyin. Aksine, "Yıkılmadım, ayaktayım" mesajı verin. Okula gidiyorsanız dersinizi, çalışıyorsanız işinizi ihmal etmeyin.

7. Hemen bir psikiyatriste gidin, içinizi dökün. Çünkü, bu tür hayal kırıklıklarından sonra depresyon olabilir. Hemen tedbirinizi alın. Yangın büyümeden söndürün. Belki rahatlatıcı bir ilâç verecektir, belki tavsiyelerde bulunacaktır. Büyük bir titizlikle dediklerini uygulayın.

8. Bu süreçte intiharı falan düşünmeyin. Dünyanıza ve ahiretinize yazık etmeyin. Kendinize ve ailenize acıyın.

9. Derhal bir seyahate veya tatile çıkın. Okuyorsanız da, çalışıyorsanız da izin alın. Rapor ve benzeri formüller bulun. İyi bir tatil, iyi bir seyahat sizi rahatlatacak, acınızı hafifletecek ve onu unutmanıza yardım edecektir.

10. "Gözden ırak olan, gönülden ırak olur" sözü, meselemize tam oturuyor. Nasıl olsa görmüyorsunuz, konuşmuyorsunuz, onu hatırlatacak şeylerden uzaksınız. Göreceksiniz, kesinlikle unutacaksınız. Ancak ikide bir aklınıza gelecek. Çözüm, kendinizi ve zihninizi meşgul etmektir. Bunun için sizi oyalayacak ne varsa yapın. Söz gelişi, ilgilendiğiniz bir sanat dalı varsa üzerinde yoğunlaşabilirsiniz. Gazete, dergi, roman okuyarak farklı ilgi alanlarına yönelebilirsiniz.

11. Tüm bunların başarılı olabilmesi için eksiksiz ve titizlikle uygulamanız şarttır. Yapacağınız bir ihmal ve yanlış, sizi tekrar başa döndürecektir.

12. Allah'ın sabır ve tahammül vermesi için dua edin. Sevgi ve aşk, Rabbimizin isimlerini zikredin. Arkasından, "Ya Rabbi, bana sabır ve tahammül ver. Kalbimden onun sevgisini ve ilgisini al, Senin, sevdiklerinin ve razı olacağın kimselerin sevgisini koy" diye dua edin.