PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Risale-i Nur dan "çokça şikayet edilen sinekler hakkında" bir ders...




mestan_canbaz
09-06-2007, 15:35
Arkadaşlarımızın sineklerden çok şikayetçi olmaları üzerine Risale-i Nur un bu dersini beyan etme gereği duyduk. Bu arkadaşlardan özellikle kırmızı renkli yazıları ve yazının sonundaki yorumu dikkatli okuyup anlamalarını temenni ederiz. Allah(c.c.) razı olsun…
Not: Aşağıda yazının biraz sadeleştirilmişi bulunmaktadır,ilgilenler duyurulur....

Risale-i Nur un bir parçası olan YİRMİ SEKİZİNCİ LEM'Adanalıntıdır ...

Büyük bir âyetin küçük bir nüktesidir.

Şöyle ki:

Güz mevsiminde, sineklerin terhisat zamanına yakın bir vakitte, hodgâm insanlar, cüz'î tâcizleri için sinekleri itlâf etmek üzere hapishanedeki odamızda bir ilâç istimâl ettiler. Benim fazla rikkatime dokunmuştu. Odamda çamaşır ipi vardı. Bilâhare, o insanların inadına, sinekler daha ziyade çoğaldılar. Akşam vaktinde, o küçücük kuşlar, o ip üstünde gayet muntazam diziliyorlardı. Çamaşırları sermek için Rüştü'ye dedim: "Bu küçücük kuşlara ilişme; başka yere ser." O da, kemâl-i ciddiyetle, dedi ki: "Bu ip bize lâzımdır; sinekler başka yerde kendilerine yer bulsun."
Her ne ise... Bu lâtife münâsebetiyle, seher vaktinde, sinek ve karınca gibi kesretli küçük hayvanlardan bahis açıldı.

Ona dedim ki:

Böyle nüshaları çoğalan nevilerin ehemmiyetli vazifeleri ve kıymetleri vardır. Evet, bir kitap, kıymeti nisbetinde nüshaları teksir edilir. Demek, sinek cinsi de ehemmiyetli vazifesi ve büyük kıymeti var ki, Fâtır-ı Hakîm, o küçücük kaderî mektupları ve kudret kelimelerinin nüshalarını çok teksir etmiş. Evet, Kur'ân-ı Hakîmin (Hac Sûresi, 22:73 de)
yani, "Cenâb-ı Haktan başka, bütün esbab ve ulûhiyetleri ehl-i dalâlet tarafından dâvâ edilen âliheler içtimâ etse, bir sineği halk edemezler. Yani, sineğin hilkati öyle bir mûcize-i Rabbâniyedir ve bir âyet-i tekvîniyedir ki, bütün esbab toplansa, onun mislini yapamazlar, o âyet-i Rabbâniyeye muâraza edemezler, taklidini yapamazlar" meâlindeki âyetine ehemmiyetli bir mevzu teşkil eden ve Nemrud'u mağlûp eden; ve Hazret-i Mûsâ (a.s.) onların tâcizlerine karşı müştekiyâne, "Yâ Rab, bu muacciz mahlûkları ne için bu kadar çoğaltmışsın?" deyince, ilhâmen cevap gelmiş ki: "Sen bir defa sineklere itiraz ettin. Bu sinekler çok defa sual ediyorlar ki: 'Yâ Rab, bu koca kafalı beşer Seni yalnız bir lisân ile zikrediyor. Bazı da gaflet ediyor. Eğer yalnız kafasından bizleri halk etseydin, binler lisân ile Sana zikredecek bizim gibi mahlûklar olurlardı"' diye, Hazret-i Mûsâ'nın (a.s.) şekvâsına bin itiraz kuvvetinde hikmet-i hilkatini müdafaa eden sineğin; hem gayet nezâfetperver, her vakit abdest alır gibi yüzünü, gözünü, kanatlarını temizleyen bu tâife, elbette mühim bir vazifesi vardır. Hikmet-i beşeriyenin nazarı kàsırdır; daha o vazifeyi ihâta edememiş…

…………………………………..

Aynen onlardan daha mühim, sinekleri dahi, insanın gözüne görünmeyen, hastalıkların mikroplarını ve madde-i semmiyeyi temizlemekle, sinekler muvazzaftırlar. Değil mikropların nâkıleleri, bilâkis, muzır mikropları mass, yani, emmek ve yemekle o mikropları imhâ, o madde-i semmiyeyi istihâleye uğratırlar, çok sârî hastalıkların önünü alırlar. Hem sıhhiye neferleri, hem tanzifat memurları, hem kimyager olduklarına ve geniş bir hikmete mazhar bulunduklarına delil ise, onların gayet kesretidir. Çünkü kıymettar, menfaattar şeyler teksir edilir.Ey hodgâm insan! Sineklerin binler hikmet-i hayatiyesinden başka, sana âit bu küçücük faydasına bak, sinek düşmanlığını bırak: Çünkü, gurbette, kimsesiz, yalnızlıkta sana ünsiyet verdiği gibi, gaflete dalıp fikrini dağıtmaktan seni ikaz eder. Ve lâtif vaziyeti ve abdest alması gibi yüzünü, gözünü temizlemesiyle, sana abdest ve namaz, hareket ve nezâfet gibi vazife-i insâniyeti ihtar eder ve ders veren sineği görüyorsun.

Hem sineğin bir sınıfı olan arılar, nimetlerin en tatlısı, en lâtifi olan balı sana yedirdikleri gibi, Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyânda, vahy-i Rabbânîye mazhariyetle serfirâz olduğundan, onları sevmek lâzım gelirken, sinek düşmanlığı, belki insana dâimâ muâvenete dostâne koşan ve her belâsını çeken o hayvânâta düşmanlığı gadirdir, haksızlıktır. Muzırların yalnız zararlarını def için mücâdele olabilir. Meselâ koyunları kurtların tecâvüzünden korumak için onlara mukàbele edilir. Acaba hararet zamanından vücudun idaresinden fazla olan kanın çoğalması ve bulaşık ve bazı mevâdd-ı muzırrayı hâmil evridede cereyan eden mülevves kana musallat, belki memur olan sivrisinek ve pireler fıtrî haccâmlar olmasınlar mı? Muhtemel...

……………………………………………………….

Sinek pisliği, tıp cihetiyle zararı yok bir maddedir ki, bazan tatlı bir şuruptur. Fakat sinek, yediği binler muhtelif muzır maddelerin ve mikropların ve semlerin menşei olmakla, sinekler küçücük istihâle ve tasfiye makineleri hükmüne geçmeleri hikmet-i Rabbâniyeden uzak değildir, belki şe'nindendir. Evet, arıdan başka sineklerin bazı tâifeleri var ki, muhtelif ve müteaffin maddeleri yerler, mütemâdiyen pislik yerine katre katre şurup damlatırlar. O semli, müteaffin maddeleri ağaçların yapraklarına yağan kudret helvası gibi tatlı, şifâlı bir şuruba tebdil ederek, bir istihâle makinesi olduklarını ispat ederler. Bu küçücük fertlerin ne kadar büyük bir milleti, bir tâifesi olduğunu göze gösterirler. "Küçüklüğümüze bakma. Tâifemizin azametine bak, 'Sübhânallah' de" diye lisân-ı hal ile söylerler.

YORUM


Sineklerin mikropları temizleyen birer fabrikacık gibi çalışması ve sinek pisliğinin dahi tıbben hiçbir zararı olmayıp tatlı bir şurup gibi olması çok büyük bir mucizedir.

Çokça şikayet edilen sivrisineklerin dahi havaların ısınmasından dolayı, kanın vücudun ihtiyacından fazla olması ve pis ve zararlı maddelerin bulunduğu kan damarlarında dolaşan pis kana musallat olan (belki bir memur), doğal kan alıcılar (haccamlar) olmasınlar mı? Yani vucüttaki pis kanı temizlemekle görevli olmasınlar mı? Muhtemel…




mestan_canbaz
11-06-2007, 15:06
BİRAZ SADELEŞTİRİLMİŞİ



Büyük bir âyetin küçük bir nüktesidir.
Şöyle ki:
Güz mevsiminde, sineklerin kaybolma zamanına yakın bir vakitte, kendini beğenmiş insanlar, cüz'î tâcizleri için sinekleri öldürmek üzere hapishanedeki odamızda bir ilâç kullandılar. Benim vicdanımı fazlaca rahatsız etti. Odamda çamaşır ipi vardı. Sonradan, o insanların inadına, sinekler daha fazla çoğaldılar. Akşam vaktinde, o küçücük kuşlar, o ip üstünde gayet muntazam diziliyorlardı. Çamaşırları sermek için Rüştü'ye dedim: "Bu küçücük kuşlara ilişme; başka yere ser." O da, tam bir ciddiyetle, dedi ki: "Bu ip bize lâzımdır; sinekler başka yerde kendilerine yer bulsun."
Her ne ise... Bu lâtife münâsebetiyle, seher vaktinde, sinek ve karınca gibi kesretli küçük hayvanlardan bahis açıldı. Ona dedim ki:
Böyle sayıları çoğalan(çok fazla bulunan) türlerin ehemmiyetli vazifeleri ve kıymetleri vardır. Evet, bir kitap, kıymeti oranında sayısı arttırılır.. Demek, sinek cinsi de ehemmiyetli vazifesi ve büyük kıymeti var ki, Fâtır-ı Hakîm, o küçücük kaderî mektupları ve kudret kelimelerinin sayılarını çok arttırmış. Evet, Kur'ân-ı Hakîmin (Hac Sûresi, 22:73 de)
yani, "Cenâb-ı Haktan başka, bütün sebepler ve dini yolunu şaşırmış olanlar(dalalette olanlar) tarafından dâvâ edilen batıl ilahlar birleşse, bir sineği yaratamazlar. Yani, sineğin yaratılması öyle bir mûcize-i Rabbâniyedir ve bir âyet-i tekvîniyedir ki, bütün sebepler toplansa, onun benzerini yapamazlar, o âyet-i Rabbâniyeye karşı koyamazlar, taklidini yapamazlar" meâlindeki âyetine ehemmiyetli bir mesele oluşturan ve Nemrud'u mağlûp eden; ve Hazret-i Mûsâ (a.s.) onların tâcizlerine karşı şikayet edercesine, "Yâ Rab, bu taciz edici varlıkları ne için bu kadar çoğaltmışsın?" deyince, ilham olarak cevap gelmiş ki: "Sen bir defa sineklere itiraz ettin. Bu sinekler çok defa soruyorlar ki: 'Yâ Rab, bu koca kafalı insan topluluğu Seni yalnız bir dil ile zikrediyor. Bazı da gaflet ediyor(unutuyor). Eğer yalnız kafasından bizleri yaratsaydın, binler dil ile Sana zikredecek bizim gibi varlıklar olurlardı"' diye, Hazret-i Mûsâ'nın (a.s.) şikayetine bin itiraz kuvvetinde yatılış hikmetini savunan sineğin; hem gayet temizliği severcesine, her vakit abdest alır gibi yüzünü, gözünü, kanatlarını temizleyen bu tâife(tür), elbette mühim bir vazifesi vardır. İnsanoğlunun ilminin görüşü dardır; daha o vazifeyi keşfedememiş…
…………………………………..
Aynen onlardan daha mühim, sinekleri dahi, insanın gözüne görünmeyen hastalıkların mikroplarını ve zehirli maddeleri temizlemekle, sinekler vazifelidirler. Değil mikropları taşımak, tam tersine zararlı mikropları mass, yani, emmek ve yemekle o mikropları yok etmek, o zehirli maddeleri değişime uğratırlar, çok bulaşıcı hastalıkların önünü alırlar. Hem sağlık memurları gibi, hem temizleme memurları, hem kimyager olduklarına ve geniş bir hikmete sahip bulunduklarına delil ise, onların gayet çok oluşudur. Çünkü kıymetli, faydalı şeyler çoğaltılır.Ey kendini beğenmiş insan! Sineklerin binler hayat hikmetinden başka, sana âit bu küçücük faydasına bak, sinek düşmanlığını bırak: Çünkü, gurbette, kimsesiz, yalnızlıkta sana teselli verdiği gibi, gaflete dalıp fikrini dağıtmaktan seni uyarır. Ve nazik vaziyeti ve abdest alması gibi yüzünü, gözünü temizlemesiyle, sana abdest ve namaz, hareket ve temizlik gibi insanın vazifelerini hatırlatan ve ders veren sineği görüyorsun.
Hem sineğin bir sınıfı olan arılar, nimetlerin en tatlısı, en güzeli olan balı sana yedirdikleri gibi, Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyânda, vahy-i Rabbânîye mazhar olmalarıyla benzerlerinden üstün olduğundan, onları sevmek lâzım gelirken, sinek düşmanlığı, belki insana dâimâ yardıma dost gibi koşan ve her belâsını çeken o hayvanlara düşmanlığı zulümdür, haksızlıktır. Zararlıların yalnız zararlarını yok etmek için mücâdele olabilir. Meselâ koyunları kurtların tecâvüzünden korumak için onlara karşılık verilir. Acaba sıcaklık zamanından vücudun ihtiyacından fazla olan kanın çoğalması ve pis ve bazı zararlı maddeleri bulunduran kan damarlarında akan pis kana musallat(saldıran), belki memur olan sivrisinek ve pireler fıtrî(doğal) haccâmlar(kan alıcılar) olmasınlar mı? Muhtemel...
……………………………………………………….
Sinek pisliği, tıp cihetiyle zararı yok bir maddedir ki, bazan tatlı bir şuruptur. Fakat sinek, yediği binler çeşit çeşit zararlı maddelerin ve mikropların ve kurtçukların kaynağı olmakla, sinekler küçücük değişim ve temizleme makineleri hükmüne geçmeleri hikmet-i Rabbâniyeden uzak değildir, belki şe'nindendir(şanındandır). Evet, arıdan başka sineklerin bazı türleri var ki, çeşitli ve çürüyüp bozulan maddeleri yerler, devamlı olarak pislik yerine damla damla şurup akıtırlar. O semli, çürüyüp bozulan maddeleri ağaçların yapraklarına yağan kudret helvası gibi tatlı, şifâlı bir şuruba dönüştürerek, bir temizleme makinesi olduklarını ispat ederler. Bu küçücük fertlerin ne kadar büyük bir milleti, bir tâifesi olduğunu göze gösterirler. "Küçüklüğümüze bakma. Tâifemizin azametine bak, 'Sübhânallah' de" diye lisân-ı hal ile söylerler.

Notheart
12-06-2007, 10:47
Allah Razı olsun...
Risale-i Nur başlı başına bilgi kaynağı ve muhteşem bir eser ...