PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : on iki ay gece - on iki ay hüzün - on iki ay hazan - aylardır yoksun




sweet_
10-06-2007, 00:49
http://img473.imageshack.us/img473/1097/hephuzun1692152bl1dg4.jpg

_on iki ay gece - on iki ay hüzün - on iki ay hazan - aylardır yoksun_


telaş içerisinde gittim istasyona. nefesim kesilmiş yetişmeye çalışırken. çalan düdüğün varış mı, ayrılış mı olduğunu ayırt edememişim.
gitmişsin...
belki de hiç gelmedin..


içerimi taşlamış,
gözlerimi kanlamışlar...
dudağımda lisanı yabancı bir tutam hece...

yüreğim aceleci,
ellerim titrek,
anladım ki; dakikalar yıllara belenecek... yetişemedim...

bakakaldım sadece dumanına vardığım trenin ardından. tren yoluna izmaritini atmışsın. nefesin istasyona belenmiş. bekçiyi görmeksizin, yok saymışım güvenlik duvarını. inmişim rayların üzerine, izmariti almış, kibriti işe karıştırmadan içime çekmişim seni... bana bir tütün kadarmış nefesin.
gitmişsin....
beni beklemeden...


ciğerlerimde soluk tükenmiş,
yangın yeriymiş yokluğun,
derdi çok, dermanı yokmuş ateşinin...

sesim kısıkmış,
tenim yaşlanmış,
anladım ki; mevsimden bahar eksilecek...

bir adam girmiş yokluğunda düşünceme. kaçsam yine aldırmaksızın yetişemediğime, tutmaya yeter mi takatim uzanan eli? kessem iplerini acıların, azat etsem sensizliğin ağrılarını...
beceremem,
sen değilsin...

ahhh! sen yok musun!_________!yoksun!

sensizlik sebep sessizliğime,
kederli,
harap,
viran bi şehrim...


sakın uzanma elinle yokluğuna
koşacak takatim kalmadı aldanışlara...


dönmüşüm geri, bir daha arkama bakmaksızın. acaba gelir mi diyerek düş kurmaksızın. kaçıncı hazan bu, kaçıncı...


ahhh! sen yok musun!_________!yoksun!

böyle değildim yollar önce,
böyle değildim düşümde,
ne var ki götürdü seni raylar aylar önce...

kedidilin(m), suskunun(m), gece vurmuş on ikiyi, uykusunda kül kedin(yüreğim)




sweet_
10-06-2007, 00:51
http://i123.photobucket.com/albums/o287/angel_figen/51341723531e5c68fd261b1xh02.jpg

Hüzünler...
Düşüncelerimin en ağır yolculuğu onlar..

"Hep hakim olurlar bedenime*yüreğimin en can alıcı noktasına yerleşirler..
Zarar verirler düşlerime*umularında bile olmaz..
Sadece sıcak nefesini solurlar yüzüme bencilce.."

Hüzünler...
Linç ediyor yüreğimi konuştukça..
Konuştukça*düşlerim karanlıkta yüzer usulca...

Susacaksın...
Yutkunacaksın...
Ama konuşmayacaksın…

"Seni ve beni düşlerin ipine asıyorum..
Düş’üp kırılacaksa eğer*bu uğurda kırılıp parçalansın her şey …
Şunu bil artık..Konuşamıyorum hüznümün karşısında..
Gözlerimde maziye çalan yaşlar birikti..
Bu nem yavaş yavaş çürütüyor seni ve beni.."

Sana bir kelime daha sunamıyorum..
Boğazıma ilmek ilmek dokunan hep aynı his*
aynı hüznün siması ve aynı hüznün bitik yüzü..
Bırak artık..
Bırak ki!
Hüznün girdabında esir kalsın yüreğim ..


Suskunluğumu kusmak istiyorum ..
Haykırırcasına bir suskunluk içimdeki..
Bağırdıkça ses çıkmıyor*ses çıkmadıkça bağırıyorum..
Gözlerimden birkaç damla daha düşüyor..
Düşüyor...
Düştükçe ölüyor..
Cesetleri ise hala sıcak koynumda..
Baksana..
Dokunsana..
Yeter artık*yeter...!
Konuşsana...!

sweet_
10-06-2007, 00:52
http://img85.imageshack.us/img85/797/a5253f6d7a07c19201644a8ka8.jpg

ya buralardan giderim ya da
bu şehre bir kötü daha eklerim kendimden
ben artık yarınlardan bıktım
bugunden de
diğer günlerden de
önümdeki yıllardan da
kendimden bıktım en önemlisi


yazdım sadece bombok beyaz sayfalara
yırttım attım onlarıda gecenlerde
penceremden aşağıya
benim gibi düştüler
!! benim gibi .....

ben ağladım da kimse sildi mi gözyaşlarımı?....
yüreğim kanadı da kimse çare oldu mu?....
ben sevdim de kimse elimden tuttu mu?...

sweet_
10-06-2007, 00:55
http://i14.tinypic.com/5398z6o.jpg

Yazmanın sonu yok gibi görünse de, tıkanıyorum bir zaman sonra../Hatırlamak için geriye dönüp bakabilecek gücü bulmanın zayıflığını taşıyorum üzerimde.. /Herşeyin öylesine çabuk geçip gittiği bir yolda, kendimi zorla birbaşıma bırakıyorum.. /Bu hoşuma gitmese de, kelimeler zamansızca siliniyor hafızamdan..

Bu kelimelerle birlikte, silinen birçok -mişli geçmiş hayaller../Kendimi asıyorum tutunamadığım aynaların soğuk yüzüne.. / Benimle birlikte ölen bir yanım var artık../İsmini unuttuğum zamanların öfkesine bulanıyor yalnızlığım..

Bu yalnızlığı mı daha çok seviyorum şimdi../Yoksa, tarifini hiçbir kitapta, hiçbir kelimede bulamadığım bir yalnızlığımı..Kim kimi seviyor bir an için.. Böyle kalmak bana zor geliyor.. Umurumdan taşıyor zamansızlığım../Hiçbir zamana yeniden duramadığım, tertemiz bir sayfa olamadığım hayata bakmaktan.. Yorgunluk çekiyor gözlerim.. İçinde kendime dair birikintilerimi bile derleyip toparlayamamaktan yorgun düşmek, silinip bir müddetsizliğin çemberinde, ben vardım sahiden diyebilmek bana ait olan birşey değil artık biliyorum..

Bilmek sorumluluklarımı bana geri getirmez bu anlamda.. /Hata yapmaktan bıkmayacağım bir hayatı kabullenemedim bir ölçüde..Sınırların içimi ateşlere veren tarafında susuyorum binlerce defa.. /Tam konuşacağım, susuyorum.. Susmaktan bıkmayan bir ben, bir daha olmayacak sanırım..

Beni anladığını sandığım bir hayat varmış.. Benim onu anlamaktan bıkmadığım bir hayat içinde.. Kendi kendine../Binlerce hayattan sadece bir tane.. Ne kadar uzaklaşıyorum kendimden.. Utanarak.. Ama anlaşılmayacak derecede sıkılarak, kıskacında yarını umuttan silerek bir parça daha, nasıl da uzaklaşıyorum gerçekliğinden kendi yüzümün../

Kapıları araladığımda gözlerimi alan her satırda aşk yatıyor.. Aşk çıkıyor karşıma okuduğum her kelimede.. Her cümle kendini doğuruyor yalnızlığından.. /Bir zaman geliyor ki, unutturuyor kendini bana.. /Kelimeler eriyor sevdanın düşlerinde.. /Ne bırakıyor geriye.. Ben biraz daha olgun, biraz daha yaşlanırken bu sürgitin avuçlarında../Uzak yine uzak kalıyor hayata.. /Biraz daha uzaklaşarak.. Uzaklığın acısını yaşamak, artık yok satıyor aşk.. /Aşk yoksa, yoksa zaman mı daha uzak../..

Ne kadar ayrı kaldım yazmaktan, bir doğumgünü geçti bu yalnızlıkta../Yağmurlu kimbilir kaç gece, ve düşlerine takılan kimbilir kaç düşünce.. Elimin kaleme kağıda gittiği her yalnızlık, sen diyerek başladı ve sen diyemeden bitti..

'Otelin çiçekleri gökyüzü, /Perdesiz evlerde bakışan hırsızlar, /Buğulu bir yorgunluk, /Ama ne ölümdür bu, /Ne düşlerime saplanmış bir uykusuzluk..Suskunluk sadece, sadece suskunluk..'.. Bildiklerimi, tanıdıklarımı, yaşadıklarımı nasıl anlatsın zaman, anlattı diyelim, nasıl dinlesin zaman..

Oysa radyodan sızan sekiz ajansı, tükendiğini yineliyor durmadan yaşanılan her anı..Uzun süredir, karaladığım bir kaç cümle, yatıp duruyor kağıt üzerinde.. /Yok saydığın şu hayat, /Ne çok düşünür oysa seni, /Kim sustuysa gözlerine, /O konuşur gözlerini../..

Değişmiş kurgusu bozuk cümlelerim.. Bir sessizlik, ya da bunun gibi binlerce sessizlik, ne anlatacak sonrasına, içinde boğulduğum zamanın yanısıra... İsmini geceden alan şiirlerimin koynunda uyuyorum şimdi../Kendimi vuruyorum ansızın köşesiz harflerin gölgesinde..

Sen baktığında, ya da bir başkası..göremiyorum düşlerimi.. Böylesi daha kötü..Daha iyisinden, daha iyi bir ölüm seçiyorum şimdi, hiç yaşanmamış olan.. daha beter bir suskunluk.. Nereye kadar../

İsmini unuttuğum bir zamandı, sadece ismini..Hatırlayabildiğim, benden daha çok sevilmen.. Daha çok sen, içimden..
Şimdi aynaya, son kez bak benim için.. /

Saripapatya
10-06-2007, 03:51
canim benim.. o guzeL yuregine sagLik :cicek:

allgator
10-06-2007, 11:14
Cok güzel yaa ellerine yüreğine sağlik...:alkiss::alkiss::alkiss:

sweet_
11-06-2007, 01:26
Teşekkürler..

sweet_
13-06-2007, 00:37
http://i10.tinypic.com/53sehi1.jpg

Adam genç kadına seslendi:
- Bana gözyaşı borcun var!

Genç kadın sordu:
- Nasıl öderim?

Adam gözlerini kırptı
- Haydi gülümse!

Gülümsedi genç kadın...

Adam, cebinden mendilini çıkarıp, borcunu sildi...
Ve mendilini özenle katlayıp

yine kalbinin üzerindeki iç cebine koydu...
Bir demet mor sümbül vardı kadının elinde...
İkisi de bahar kokuyordu...
Biri ilkbahar, diğeri güz...



Adam, seslendi yine:
- Bana mutluluk borcun var!

Genç kadın, biraz mahcup, biraz şaşkın sordu:
-Nasıl ödeyebilirim?

Heyecanlandı adam
- Haydi yat dizlerime!

Genç kadın bir kedi uysallığında, yattı dizlerine usulca...
Adam, şefkatle saçlarını taramaya başladı kadının...
Saçları, güneşe ve yağmurlara hasret

hiç yaşanmamış baharlara benziyordu...
Çaresizliğini ördü sırasıra...
Sonra saçının her teline mutluluğun çığlıklarını bağladı adam...
Yetmedi, gizli düğüm attı... Ağladı...
Hava kararmak üzereydi...

Dışarıda yağmur yağıyordu delice...


Adam, sürekli borç defterlerini kurcalıyordu...

Genç kadının gözlerinin içine baktı...
- Bana yürek borcun var!

Borcunun farkındaydı sanki genç kadın, şaşırmadı...
- Bu borcumu nasıl ödeyebilirim?

Adam kollarını uzattı
- Haydi tut ellerimi!

Sümbül kokusu sinmiş ellerini uzattı genç kadın...
Elleri öyle sıcaktı ki, eriyiverdi bütün borcu avuçlarının içinde...


Genç kadın gitmek üzereydi...

Adam son kez seslendi:
- Bana can borcun var!

Kadın irkildi!
- Can mı?

Sigarasından derin bir nefes çekti adam...
- Evet... Can borcun var. Sensizlik öldürüyor beni!

Hoşuna gitti sözler kadının
- Peki bu borcumu nasıl tahsil etmeyi düşünüyorsun?

Adam, biraz daha yaklaştı...
- Yum gözlerini!

Hiç tereddüt etmeden yumdu gözlerini...
Adam da yumdu gözlerini...

Masumca bir öpücük kondurdu kadının titreyen dudaklarına...

- Bu ne şimdi yaptığın? diyerek çattı kaşlarını kadın...

Adam,pişmanlıkla memnunluk arasında gidip geldi...

Kekeledi...

Hayat öpücüğüydü!

Kısa bir sessizliğin ardından bu kez kadın öptü adamı şehvetle...

Adam, şaşırdı...
- Ya senin bu yaptığın neydi?

Genç kadın kapıya yöneldi...
- Veda öpücüğü!
Kalan borçlarına karşılık, yürek dolusu çaresizlik
Ve bir de mor sümbüllerini masanın üzerine rehin bırakıp gitti genç kadın...

Adam koştu peşinden sümbülleri geri verdi kadına...
- Ne olur iyi bak umut çiçeklerime, solmasınlar...

Genç kadın sümbülleri aldı...
- Merak etme, gün aşırı sularım çiçeklerini!

Adam sevindi:
- Güneşe, suya gerek yok. Gülümse yeter!

Kadın gözden kaybolurken haykırdı adam
- Umutlarımı kefil yaptım. Unutma, bana aşk borçlusun!

Haykırışı yağmura karıştı...
Kadın, yağmuru hissetmeyen kalabalığa...