Orijinalini görmek için tıklayınız : Bugünkü Tevrattan Seçmeler
Raid_IRON
12-06-2007, 22:39
(Tesniye: 34/5-8): "Ve Rabb'in sözüne göre; Rabb'in kulu Musa orada, Moab diyarında öldü. Ve Moab diyarında Beyt-peor karşısındaki derede onu gömdü; fakat bugüne kadar kimse onun kabrini bilmez. Ve Musa öldüğü zaman yüzyirmi yaşında idi; gözü zayıflamadı ve kuvveti eksilmedi. Ve İsrailoğulları, Moab ovasında, otuz gün Musa'ya ağladılar; ve Musa için yas/ağlama günleri tamam oldu".
Yanlış okumadınız; Musa(as)'a gelen ve Musa(as)'mın insanlara tebliğ ettiği Tevrat(!), O'nun ölüm hikayesini anlatıyor!.. Açıkça anlaşılıyor ki; bugünkü Tevrat, Musa(as)'a vahyedilmiş bir kitap değil, Musa(as)'mın ölümünden sonra birileri tarafından kaleme alınmış muharref bir kitaptır.
(Tekvin: 32/24-30): "Ve Yakub yalnız başına kaldı; ve seher sökünceye kadar bir adam onunla güreşti. Ve onu yenmediğini görünce, uyluğunun başına dokundu ve onunla güreşirken Yakub'un uyluk başı incidi. Ve dedi: Bırak gideyim, çünkü seher vakti oluyor. Ve dedi: Beni Mübarek kılmadıkça seni bırakmam. Ve ona dedi: Adın nedir? Ve o dedi: Yakub. Ve dedi: Artık sana Yakub değil, ancak İsrail denecek; çünkü Allah ile ve insanlarla uğraşıp yendin. Ve Yakub sorup dedi: Rica ederim, adını bildir. Ve dedi. Adımı niçin soruyorsun? Ve orada onu mübarek kıldı. Ve Yakub o yerin adını Peniel koydu; çünkü Allah'ı yüzyüze gördüm ve canım sağ kaldı, dedi."
Yine yanlış okumadınız. Bugünkü Tevrat; tanımadığı (ve kendisini de, tanışıklık verdikten sonra tanıyabilen) Allah(Yahova) ile Yakub'un güreş tutmasından ve tanrının tuş olmasından söz ediyor! Daha sonra aciz ve mağlub tanrı, güçlü ve galip Yakub'u mübarek kılıyor… Ve Yakub, yendiği tanrıya adını sorunca, tanrı (herhalde utandığından olacak) söylemiyor. Tanrılık, daha güçlü olana yakışmaz mıydı?!..
Raid_IRON
12-06-2007, 22:40
(Tekvin: 9/20-25): "Ve Nuh, çiftçi olmağa başladı ve bir bağ dikti, ve şaraptan içip sarhoş oldu, ve çadırının içinde çıplak oldu... Ve Nuh, şarabından ayıldı ve küçük oğlunun kendisine yaptığını (…) anladı ve dedi: Kenan lanetli olsun kardeşlerine kullar kulu olacaktır"
Haşa! Sümme haşa!.. Küçük oğlu, babası Nuh'a sarhoşken -sonradan lanetlenmeyi hak edecek- ne yapmış olabilir? Evet, yanılmadınız; bir peygamber olan(!) Nuh, zilzurna sarhoş oluyor ve küçük oğlu, ona tecavüz ediyor!..
İşte bugünkü Tevrat'ın 'peygamberlere iman' anlayışı… İnsanlığa hidayet, kurtuluş, ahlak ve fazilet yolunu gösteren Allah elçisine -en bayağı insanların bile yapamayacağı- yüzkızartıcı suçları/kepazelikleri isnat etmek!.. Halbuki Peygamberler, Allah'ın 'örnek insanlar (üsve-i hasene)' olarak gönderdiği elçileridir ve İsmet (günah işlememek) sıfatıyla daima muttasıftırlar. Yoksa güvenirliliğini kaybederler ve hakkı tebliğde hiçbir muhatap bulamazlar
Raid_IRON
12-06-2007, 22:42
(Tekvin, 19/30-38): "Ve Lut, Tsoar'dan çıkıp dağda oturdu ve iki kızı onunla beraberdi, çünkü Tsoar'da oturmaktan korktu ve o ve iki kızı bir mağarada oturdular. Ve büyük kızı küçüğüne dedi: Babamız kocamıştır ve bütün dünyanın yoluna göre yanımıza girmek için memlekette erkek yoktur, gel, babamıza şarap içirelim ve babamızdan zürriyeti yaşatmak için onunla yatarız. Ve o gecede babalarına şarap içirdiler ve büyük kız girip babası ile yattı ve onun yatmasını ve kalkmasını bilmedi. Ve vaki oldu ki, ertesi gün büyük kız, küçüğüne dedi: İşte dün gece babamla yattım, bu gece de ona şarap içirelim ve babamızdan zürriyet yaşatmak için gir ve onunla yat. Ve o gecede dahi babalarına şarap içirdiler ve küçük kız kalkıp onunla yattı ve onun yatmasını ve kalkmasını bilmedi. Lut'un iki kızı böylece babalarından gebe kaldılar. Ve büyük kız bir oğul doğurdu ve onun adını Moab çağırdı; o bugüne kadar Moablıların atasıdır. Ve küçük kız, o da bir oğul doğurdu ve onun adını Ben-ammi çağırdı, o bugüne kadar Ammonoğullarının atasıdır."
Aman ya Rabbi, daha neler duyacağız!..Bu kadarına da pes doğrusu!
Raid_IRON
12-06-2007, 22:45
(İİ.Samuel, 13/1-14) 'de; Amnon isimli bir gencin, kendi kızkardeşi Tamar 'a hastalık derecesinde aşık olduğu, yataklara düştüğü; kendisini ziyarete gelen kızkardeşinin hazırladığı yemeği ona takdim ederken onu yakalayıp; " G el benimle yat, kızkardeşim!" dediği; ancak çırpınışlarının fayda vermediği anlatıldıktan sonra; "Fakat onun sözünü dinlemek istemedi ve ondan daha kuvvetli olduğundan onu alçalttı ve onunla yattı," denmektedir.
(Tekvin, 38/13-30) 'da; fahişelerle yatmaya düşkün bir babanın, yoldan geçerken yüzü kapalı gelinine tanımadan; "Rica ederim, gel senin yanına gireyim!" teklifinde bulunduğu; gelinin, ondan aldığı hediyeler (mühür, kaytan, deynek v.s.) karşılığında ondan gebe kaldığı ve sonunda onu ele verdiği uzun uzun anlatılmaktadır.
(Tesniye, 7/16) : "Ve ALLAH'ın Rabbin sana teslim edeceği bütün kavmleri bitireceksin; gözün onlara acımayacak..."
(Tesniye, 11/24-25) : "Ayak tabanınızın basacağı her yer sizin olacak; sınırınız çölden ve Lübnan'dan, ırmaktan, Fırat İrmağından G arp Denizine kadar olacaktır. Önünüze kimse duramayacak; ALLAH'ınız Rab, size söylediği gibi dehşetinizi ve korkunuzu, ayak basacağınız bütün diyar üzerine koyacaktı
(Tekvin, 15/18) : "Mısır İrmağından büyük ırmağa, Fırat İrmağına kadar, bu diyarı...senin zürriyetine verdim."
Raid_IRON
12-06-2007, 22:46
(Tekvin, 20/2-11) 'de; İbrahim Peygamberin, karısı Sara 'yı, korkusundan kral Abimelek 'e, kızkardeşi diye takdim ettiği anlatılmaktadır.
Hz. İbrahim gibi doğruluk, cesaret, iffet timsali bir peygamber, mezkur Tevrat cümlelerinde; yalancılık, korkaklık ve namussuzluk gibi sıfatlarla tanıtılmaktadır.
(Tekvin, 27/19-36) 'da; Yakup Peygamberin, babası İshak Peygamberi, yalan söyleyerek aldattığı anlatılmaktadır.
(Tekvin, 29/16-30) 'da; babasını aldatan Hz. Yakub 'un, kayınbabası tarafından kandırılıp aldatıldığı ve karı edinmek istediği bir kızı için tam ondört sene kayınbabasına hizmet ettiği belirtilmektedir:
"Bana yaptığın bu nedir? Senin yanında Rahel için hizmet etmedim mi? Öyle ise beni niçin aldattın? Ve Laban dedi: Küçük kızı büyüğünden evvel vermek, bizim yerde böyle olmaz. Bunun haftasını tamamla ve yanımda edeceğin başka yedi sene daha hizmete karşılık, onu da sana veririz. Ve Yakup öyle yaptı,ve onun haftasını tamamladı ve kızı Rahel'i ona karı olarak verdi." (Ayrıca bkz.: Tekvin: 26/25 - 28)
Bütün bunlar, ALLAH tarafından insanlara önder ve rehber olarak gönderilen peygamberlerin izzet ve şereflerine yakıştırılacak şeyler mi ALLAH aşkına!..
(Tesniye, 14/21) : "Hiçbir leş yemeyeceksiniz; onu yesin diye şehirlerinde olan garibe verebilirsin; yahut yabancıya satabilirsin; çünkü sen ALLAH'ın Rabbe mukaddes bir kavmsin."
Yüce tanrı Yahova (!), seçtiği mukaddes kavme(!) caiz görmediği leşi, Yahudi olmayan herkese satmayı veya şehrin garibanına ikram etmeyi tavsiye buyuruyor!..Aman dikkat; Yahudilerle alış-verişe! Kimbilir, bugüne kadar dünyaya -yaldızlı paketler içinde- ne kadar leş ihrac etmişlerdir?..
(Tekvin, 2/2) : "Ve ALLAH(Yahova), yaptığı işi yedinci günde bitirdi; ve yaptığı bütün işten yedinci günde istirahat etti."
(Çıkış, 31/15,17) : "Altı gün iş işlenir, fakat yedinci günde(Cumartesi) Rabbe mukaddes rahat Septidir; Sept gününde iş işleyen herkes mutlaka öldürülecektir./ O, İsrailoğulları ile benim aramda ebediyyen bir alamettir; çünkü Rab gökleri ve yeri altı günde yarattı ve yedinci günde rahat etti ve dinlendi." (*)
İstirahat etme ve dinlenme ihtiyacı, yorgunluktan ve bitkinlikten kaynaklanmaz mı? Yani bu, bir acziyet ifadesi değil midir? 'Yüce Tanrı' yorulup zaman zaman istirahata çekiliyorsa; kainattaki bu muhteşem düzen nasıl devam etmektedir? Halbuki; " O(ALLAH), her gü(her an) yeni bir iştedir (sürekli yaratmaktadır.) " (Kur'ân-ı Kerim/Rahman Sûresi, 29) (**)
Raid_IRON
12-06-2007, 22:49
Son kısmı zaten bir çok şeyi açık bir şekilde anlatıyor.. Hiç Allah'ın kitabında bunlar yazar mı?
Bazı kelimeler için özür dilerim.. :$
Ama eğriyi göstermeden, doğruyu kimse anlamaz..
(İİ. Samuel, 22/8,9) : "O(Rab) öfkelendi/ Burnundan duman yükseldi; ağzından ateş yiyip bitirdi; ondan közler tutuştular
(Mezmurlar, 78/65) : "O zaman Rab, uyanan adam gibi, şaraptan bağıran yiğit gibi uyandı
Bu meyanda; Eski Ahid'in 'Neşîdeler Neşîdesi' bölümü baştan sona erotik bir aşk şiiri olarak karşımıza çıkmaktadır. (*)
(*): Neşide; şiir, nağme, ezgi anlamlarına gelir. 'Neşideler Neşidesi', neşidelerin en güzeli demektir. Büyük Larousse adlı ansiklopedinin izahından da anlaşıldığı gibi; 'Eski düğün türkülerinin az çok değişikliğe uğramış biçimlerinden esinlenen bir aşk şiirleri derlemesidir ve İ.Ö. 450'ye doğru yazılmıştır. Yahudi ve Hıristiyan geleneklerine göre; Yehova'nın İsrail'e ve seçilmiş halkın Tanrılarına olan sevgisini simgeler.'
Süleyman'a ait olduğu zikredilerek başlayan bu kutsal-erotik(!) bölümden -hayamızın müsaadesi ölçüsünde/zarurete binaen- bazı mısraları aynen aktaralım:
"Beni, kendi ağzının öpüşleriyle öpsün;
Çünkü okşamaların şaraptan daha iyidir." (İ: 2)
...................
"Kıral, beni iç odalarına götürdü;
....................
"Senin okşamalarını, şaraptan ziyade anarız." (İ: 4)
................
"Memelerin arasında yatan,
Safi mür çıkınıdır, bana sevgilim." (İ: 13)
.................
"İki memen, sanki bir çift geyik yavrusu;
Zambaklar arasında otlayan,
İkiz ceylan yavrusu." (İV:5)
................
"Kaptın gönlümü, kızkardeşim, yavuklum!" (İV: 9)
...............
"Okşamaların ne güzel, kızkardeşim, yavuklum!
Şaraptan ne kadar hoştur okşamaların." (İV: 10)
...............
"Toplu kalçaların, sanki mücevherler." (Vİİ: 1)
...............
" G öbeğin, yuvarlak bir tas,
Onda karışık şarap eksik değil;
Karnın buğday yığını,
Zambaklarla kuşanmış." (Vİİ: 2)
"İki memen, sanki bir çift geyik yavrusu,
İki ceylan yavrusu." (Vİİ: 3)
................
"Bu senin boyun hurma ağacına,
Memelerin de salkımlara benziyor." (Vİİ: 7)
"Hurma ağacına çıkayım,
Dallarını tutayım dedim;
Memelerin üzüm salkımları gibi olsun,
Soluğun kokusu da elma gibi." (Vİİ: 8)
"Ve ağzın, en iyi şarap gibi,
O şarap ki, uyumakta olanların dudaklarından kayıp,
Sevgilim için dümdüz akar." (Vİİ:9)
...............
"Ben duvarım, memelerim de kuleler gibi..." (Vİİİ:10)
vBulletin v3.7.4, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by
vBSEO