Orijinalini görmek için tıklayınız : Ölemiyorum Bile...
KãRdé£éN
01-07-2007, 03:21
http://img505.imageshack.us/img505/2923/gittinkonusamadimen8.jpg
Şişirip yelkenleri, açılma vaktin gelmiştir denize. Bilirsin ki ne fırtınalar,
ne deli dalgalar beklemektedir seni. Korkarsın, terk edemezsin limanı, bir
köşesine sığınırsın. Kabullenmesen de artık aşk bitmiştir, İşte son bu...
İçin hep hüzün doludur, bir türlü kabullenemezsin bittiğini. Gözlerinin içine
bakıp seni seviyorum demesini beklersin. O sözler hiç çıkmayacak o dudaklardan
bilirsin. Yinede umudun yeşildir, İşte hayal bu...
Gururlusundur, istenmediğin yerde durmazsın. An olur ki ne olur bitmesin dersin.
Bu sözlerin dudaklarından nasıl çıktığına kendin bile inanamazsın. Oysa o yüzüne
bakıp sadece gülümser, İşte acı bu...
Ondaki sıcaklığı kimsede bulamayacağını düşünürsün. Kimse onun gibi gülemez,
onun gibi dokunamaz dersin. Ve kimseyi onun kadar sevemeyeceğini bilirsin.
Kahredip başını eğersin önüne. İşte hüzün bu...
Nefes alamaz hale gelirsin, daralır için. Bir kaç saatlik derin bir uykuya
hasretsindir. Bilirsin ki gözlerini kapasan da terk etmeyecektir hayali. Atarsın
gecenin kollarına kendini, İşte huzur bu...
Ondan gelecek tek bir haberi umutsuzca beklersin Bir de beklemek ölüm gibi gelir
insana böyle zamanlarda. Aslında ölüm fikride garip değildir artık sana.Geri
dönerse diye, ölemezsin bile... İşte sabır bu...
Hayat devam ediyordur ama her şey yarımdır, hep bir yanın eksik. Yüreğin eskisi
gibi atmayacaktır, başka aşklarsa seni kandırmayacaktır. O başkalarıyla, mutlu
bir hayatı yaşıyor olsa da, yine de sevginden vazgeçemezsin. İste aşk bu...
Ondaki sıcaklığı kimsede bulamayacağını düşünürsün. Kimse onun gibi gülemez,
onun gibi dokunamaz dersin. Ve kimseyi onun kadar sevemeyeceğini bilirsin.
Kahredip başını eğersin önüne. İşte hüzün bu...
Harika :(
KãRdé£éN
01-07-2007, 03:36
Yine bir gece ve yine baş başayım kendimle, işte yine seni bulup kaybettiğim yerdeyim.
İnsanın bir şeylere karar vermesi ne kadar zor; ya seni içime gömmeli ya da artık içimden söküp atmalıyım. Ama her ne olursa olsun susmalıyım. Hangisi daha zor, hangisi daha acı? Gerçekten gitmeli miydin, yoksa kalıp yanımda savaşmalı mı?... Bir yol arıyorum kendime, bulduğum tüm yollarsa sana çıkıyor…
Kapanmalı artık gözlerim. Sonsuz bir karanlıkta tek başıma yürümeye devam etmeliyim... Yürümeliyim ardıma bile bakmadan, yürümeliyim parçalayarak değerleri ve sevgileri, yok ederek yaşadığım tüm zamanları...
Nasılda acımasız zaman. Nasıl da yüceltmiştim seni gözümde. Tutup kendi ellerimle koymuştum en yükseğe, sonra keyifle izlemiştim yüceliğini. Ama yine ben bitirmeliyim. Tutup kollarından indirmeliyim olduğun yerden. Ya da seni ölene kadar yaşatmalıyım içimde..... Ne kadar zor bir karar..
Bir yanım: “Bir daha kimse, hiç kimse onun kadar çok sevilmeyecek”, derken, bir yanım sakin, sessiz...
Zaman geçiyor, acım dinmiyor. Kapanmıyor yaralarım.. Tükenirken ben, aklımda bir tek sen... Görüyor musun, yine konuşuyorum ama sessizce. Susmayı öğreniyor yüreğim..
Ama ben kararımı verdim...
Seninle olduğum zamanları düşünmek bile bana mutlulukların en büyüğünü yaşatıyor..
Seni Seviyorum ve Ölene Kadar Seveceğim...
Başlangıcını hatırlamadığım.Ağlayarak gözlerimi açtığım hayata ve etrafa anlamsızca baktığım . Tutulmuş dilim, tutmaz ayaklarım,kendi başıma hiç bir şeyi yapamaz başlangıcım.
Doymak için bir memeye içgüdüsel sarıldığım ve bazen yalancılarıyla kandırıldığım.İşte o an anam diye kokusunu aldığım. Belkide bilmeden kollarında masumca uyuyup kaldığım. Güldüğüm onlara, mutlu ettiğim bir gülücükle. Onlar bakarken sevgiyle, naz ettiğim delice.Bir tek kelime için onları saatlerce, günlerce el etek ettiğim. Aman tamam deyip, söylediğim. Uçurur sevgiyle onları kelimelerim. Sıkıntılıdır bazı gecelerim. Başımda bekler üzgün ve anlamaya çalışan sevenlerim. Koştururlar delice ben ağlarken kendince.
Başlangıcın ortasına geldiğimde işte bir başlangıç yine. Ettiğini çekersin dercesine…
Birileri gelir gider hayatında, acı ve tatlı hatıralarıyla…Sonra anlamsızca bir yolda durursun kaygılarla.
Bir sevdiğin olmuştur sonunda.. Gözünü bile kırmadan can vereceğin uğrunda…Sessiz gecelerin melodisi ve ışığı olur gelse de bir çoğuna anlamsızca. Yağmurlarda yürüsün iliklerine kadar ıslanırsın. Söylenenleri sana bazen duymazsın. İşte yine dönersin başa…Tutulmuş bir dilin ve tutmaz ayakların. Kendi başına hiç bir şey yapamaz varlığın. Duygularınla içgüdüsel sarıldığın ve bazen hayalleriyle kendini kandırdığın. Beklersin işte bir gülücük mutlu olmak için. Naz çekersin delice aslında oda bilir söyleyeceği iki kelime. Ve işte söylediğinde uçurur sevgiyle.
İşte bak hayatım sessiz bir roman. Başlangıcında muhtacım,ortasında da sonunda da.Şimdi de sana muhtacım Aşkım….
Sevgine, şefkatine ve kollarında ölmeye muhtacım…
İdriz Özyol
KãRdé£éN
01-07-2007, 04:49
Bıraktım suskunlukları bir yana bağırıyorum..
Sana sevdamı anlatıyorum. Yüreğimi ihbar etmekten korkmadan içimdeki deli dolu çoşkuyu saklamadan heyecanın en büyüğünü yaşayarak her haykırışımda çoğalarak anlatıyorum.
Sensizliğin beni boğduğu zamanlara inat cesurca yürüyorum aşkın denizinde. Ne ihanetler var ne yalanlar o sonsuz mavilikte. Senin yüzün senin tenin senin gülüşün besliyor beni, tohumdum filizleniyorum bir koca ağaca döneceğim biliyorum. Dallarım seni taşıyacak yeşil yeşil, köklerim seni saracak taa derinlere kadar. Hiçbir yıldız kaymayacak artık, ay karanlığa dönüşmeyecek yağmurlar üşütmeyecek.
Sana seni anlatmaya gücüm yetmiyor öyle güzelsin ki...
Öyle güzel gülüyorsun ki... Sen gülerken mevsim bahar oluyor, nasılda ısınıyor dünya. Sen gülerken ben bir sonraki gülüşün özlemini duyuyorum olacak şey mi bu? Sen gülerken gözlerin aşkı anlatıyor, ah o zaman eriyorum..
Gönüllüyüm korkma. Nereye istersen gelirim seninle, hangi iklimi seçersen orda olurum.
Söz verdim kendime bu hayat sensiz yaşanmayacak. Yazılar şiirler sana yazılacak, şarkılar sana söylenecek, kadehler sana kalkacak. Senin olmadığın yerde bu yürek bir an bile kalmayacak. Bak herkes aşkı arıyor görüyor musun? Biz bulduk, şanslıyız.. Ya hiç görmeseydim seni ya hiç tanımasaydım?
Şimdi yine uyanmak istediğim uykularda olmaması gereken sabahlarda bin parçaya bölünmüş umutlarda ve hep yalnızlıkta olacaktım. Seni sevmeseydim kendimi de sevmeyecektim. Bana yeniden sevdirdin kendimi yeniden barıştım yüreğimle.
Yaraları kapadım dindi kanayan acılarım...
Bir tek sensizlikten korkuyorum..
Ben senin verdiğin mutluluktan senden aşkından ayrı kalmak istemiyorum.
Seni anlatabileceğimden çok daha fazla seviyorum...
Bitti sanmıştım,
Unuttum demiştim, ömrümün geri kalanını sensiz geçirebileceğim fikrine bile kendimi inandırmıştım!...
En büyük yalan, insanın kendine söylediği yalanmış geç anladım.
Kaleminden çıkan birkaç cümleyle gözlerimin karşılaşması,
Yüreğimin seni yeniden hissetmesi,
Beynimin içine kazınan kare kare resimlerin
Ve kalabalıklar arasında yaşadığım başıboş dalıp gitmelerim!...
Seninle yaşadığı bir günü,
Tüm geçmişine ve geleceğine denk tutan bir ruhu,
Mahşere kadar taşımak zor gelecek biliyor musun?...
Öyle ya bir yağmur da,
Bir göl kenarında,
Gözlerinden içtim yağmur ve gece kadar yoğun şarabı ben!...
Gece senin derinliğindir ben de,
Yağmur benim yüreğimin sağanakları...
Aklıma düşmeye gör,
En fırtınalı denizde yolunu kaybeden en acımasız dalga olur bakışlarım...
Dalgalarımın kayalıklarla buluştuğu an çıkan sesleri duymanı hiç istemem!
Canı çok acıyan bir deniz ağlıyor dersin eminim...
Seni özledim, anlıyor musun, özledim!!!
Gördüğüm her kuşun kanadına gözlerimi koyuyorum,
Bulunduğun diyarlara gelirler de seni görürüm diye...
Sana "yâr" diyorum,
"yaralarım" kanıyor...
Sana "yara" diyorum,
Tüm sözlerimin öznesi oluyor "yar"a...
Yâr'a giden yolda kocaman bir yaram var!
Ne diyeyim, yara yârdansa akan kanım değil,
Onun için gözümü bile kırpmadan verebileceğim canımdır!...
BurcuUu_
02-07-2007, 01:07
Ondan gelecek tek bir haberi umutsuzca beklersin Bir de beklemek ölüm gibi gelir
insana böyle zamanlarda. Aslında ölüm fikride garip değildir artık sana.Geri
dönerse diye, ölemezsin bile... İşte sabır bu...
Hayat devam ediyordur ama her şey yarımdır, hep bir yanın eksik. Yüreğin eskisi
gibi atmayacaktır, başka aşklarsa seni kandırmayacaktır. O başkalarıyla, mutlu
bir hayatı yaşıyor olsa da, yine de sevginden vazgeçemezsin. İste aşk bu...
Yaa çok GüzeLdi.. YüreĞine SağLık..
KãRdé£éN
02-07-2007, 01:51
Seni özlüyorum. Gecenin en zifiri anında bile odamı aydınlatan bu aşkı özlüyorum, en çok da her gün duyabilmek için çırpındığım sesini. Seni özlüyorum işte... Her kavgamızın sonunda çekdiğim sancıları, seni kaybetme korkusunun yüreğimi bir bıçak gibi kestiği anları bile.
Seni özlüyorum kabul ettim artık bunu... Gözbebeklerimin içine yerleşmişsin ve dünyada iyiye ve güzele dair ne varsa içinde sen varsın. Meleklerin kanatlarında geliyorsun sen bana her gün, martıların gözlerinde. Bir papatya demetinin üstündeki uğur böceği oluyorsun, ayın şavkında, umudun mavisinde sen varsın. ki en çok bu renge tutkunum bilirsin.. Yüreğime işlemişim seni bir dantel gibi ince ince düğümlerle... Çözülemezsin, çözmem seni. Oradasın orada kalmalısın. Çünkü bir tek sen yüreğime yakışırsın.
Her gün içimi ısıtan asıl sensin, sıcacık ışığınla tüm ruhumu saran, her yeni güne gözümü acar açmaz içime doluşan bir günaydınsın. Seni özlemek dayanılmaz hale geldiğinde bile hiç isyan etmiyorum. Çünkü içimdesin ve seni göz yaşlarımla akıtmaya kıyamıyorum. Özlemin sancılarıyla bedenim her gün ölse de aslında her güne yeniden doğuyorum.
Seni özlüyorum çünkü seni seviyorum, hemde çok.. Doğrularını yanlışlarını sorgulamadan, bir çocuk yüreği gibi masumca yaşıyorum seni. Bu hayata verdiğim her nefeste gittiğim her yerde sende benimle birlikte varsın. O yüzden yalnızlığı hiç bilmiyorum. Asla değiştirmeden, en katıksız halinle seviyorum seni. Özgürleşiyor aşkımız, sevdikçe büyüyor özledikçe yüceliyor. İşte en çok bunu özlüyorum, seni sevmeyi özlüyorum. Sevdikçe daha çok özlüyorum, özledikçe daha çok seviyorum..
BuRcCu_Om
02-07-2007, 09:09
yüreğiNize sağLık ..SüPerler..
Seni severken dünyayı da sevdim ben, insanları da... Kendime bile dar gelirken, içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiydim artık. En kızgın, en tahammülsüz olduğum anlarda bile, seni düşünmek yetti bana. İçimdeki sevinç yüzüme yansıdı, güldüm. Beni güldüren senin sevgindi ve ben kaygısız, içten gülüşün ne demek olduğunu, nasıl güzel bir şey olduğunu anladım seninle.
Her şeye rağmen sevdim seni. Güçlüydüm ve aşamayacağım hiçbir zorluk yoktu. Koca bir kente, koca bir ülkeye kafa tutabilirdim. Sen elimden tuttuğunda patlamaya hazır bir volkan gibi hissederdim kendimi. Menzil sendin ve ben o menzile ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yok edebilirdim. Sana ulaşmamı engelleyecek her şeyi eritirdim, kül ederdim. Sana ulaştığımdaysa sakin bir göle dönüşürdüm. Ve o göle bir tek sen girebilirdin.
Sevdim ve hayrandım da... Her halin çekti beni. Duruşunu, uyumanı, gülmeni, kızmanı, şaşkınlığını, saflığını, kurnazlığını, çocukluğunu, olgunluğunu sevdim. Sesini de sevdim suskunluğunu da. Küçük oyunlarını, kaprislerini, sitemlerini, korkularını sevdim. Seni ve o doyumsuz sevdanı, uçarı sevdanı anlatacak kelime bulamadım çoğu zaman. Sığmadın cümlelere ve hiçbir cümle seni yeterince tarif edecek kadar derin olmadı.
Seni severken yorulmadım. Çünkü sen yaşam kaynağıydın. Her gün yenilendim. Seninle çoğaldım, büyüdüm. Eksik kalan neyim varsa tamamladın. Ölmeyecektim çünkü sen ölmezliğin ta kendisiydin.
Sevdim işte ötesi yok..
KãRdé£éN
13-07-2007, 22:38
http://cache03.scl1.imeem.com/g/055f971a36bf2b9b795a39d9659aceb5.jpg
Biz Beraber Öleceğiz.
Sen Bilsen De ,Bilmesen De
Göz Bebeklerimde Kalacaksın
Bir De Kalbimde.
İster istemez Götüreceğim Seni.
Bozuk Yollara Aldırmadan.
Zaman Çabuk Geçer Bilirsin
Gel şimdiden Tut Ellerimi.
Hiç Pişman Olmayacaksın inan.
Gönlüm Serilecek Ayaklarına.
Taşları Bile Hissetmeyeceksin.
Hadi Gel,Durma Aşk Seni Çağırıyor
Beni Kul Etmiş Senin Yoluna
Yüreğimin Acısını Vereceğim Ellerine
Bir Can Borcum Vardı Yaradana.
Bilse Almazdı, Çift Gideceğim Yanına
Saklayacağım Seni Hep Göğsümde
Artık Faydası Yok Direnmenin
Nasılsa Geleceksin Bırak
Biz Beraber Öleceğiz...
http://img169.imageshack.us/img169/9016/13az8os01fs9.jpg
Tek bir söz,tek bir kelime..
Her yol sana çıkarır beni..
Tek bir gözyaşın,sadece seninim! Gözlerinde büyümeye hazırım.. Tüm bedelini ödeyeceğim söz..Gel,benim ol! Senden uzakta saniyeler milyonlarca soluk alışıma denk düşecek,ömür gelecek..
Rüyalarına girerim,sadece gülümse..Sadece o mavi aydınlasın.. Bu yeni mavi,karanlığı getirmesin bana,ne olur..Ellerini ver..
Sadece senin için buradayım..Sadece senin için,içimde büyüyen sevgin için..Gözlerinde kendimi gördüğüm için..Aynadaki yansımam gibi,gözlerin..
İtiraf etmeliyim ki o kadar mavi değilim,gel..Maviye boya beni..
Sarıp sarmala bedenimi,üşümüşlüklerime üfle sıcacık nefesini..Isınsın içim,kırılsın buzlarım..Yangınlar kavursa içimi,diriltirim ürpertileri..Yakarım ateşleri baştan..Kısır döngüye sokma beni,hayatımın en güzel günü..En sevdiğim düşüm,yeni gelen..
Sana sesleniyorum gel!
Her çağrım,ipi boynuna geçirmiş bir mahkum..Geldiğinin kadar ölü uğurlayacağım kalbimden..Gelmediklerin kadar,güllerimi..
En derinlerden gelen seslerimi..
Gel,diye haykıracak,duymayacaksın..
Duymayacaksan gelme..
Demem ya gelme diye,sen yine de ne yap ne et
Gel..
Farketmez,istersen düşlerimde uyu..
İstersen,hayallerimde bekle..
Yalnızca benim olan birşeyde olsun parçaların..
Seni seviyorum diyebilmek için!
İşte bunun için..
Gel...
KãRdé£éN
24-07-2007, 23:40
Gitme dedim
Kal
Yüreğimin sancılarına merhem ol
Dedim
Dinletemedim
Bir çocuğu ağlattın işte
Son çiçeği de soldurdun dalında
Son mecnunu da çöllerde bıraktın
Gitme dedim
Yüreğimin sarayında misafirim ol
Altın kaplı taslardan sevdayı yudumla
Dedim
Dinletemedim
Padişahın gözlerinden yaşları akıttın işte
Kesin bir martı intihar eder kıyıda
Dur gitme hemen ne olur
Dedim
Yalvardım
Yakardım
Dinletemedim
Kesin bir turna yere çakılır
Kızdırdın işte bulutları
Şimşeklerinle bir turnayı daha yaktın
Dedim
Ama dinletemedim
Her sevdanın sonu aynı dedin
Hep acı hep efkar
Aynı dertler aynı kederler
Çekemem ben bu efkarı
Gitme dedim kal
Dinletemedim
Yollara revan oldun
Gittin bir seher vakti
Serçeler uyanmadan
Çiçekler açmadan
Bahar tüm güzelliğiyle
Etrafı kuşatmadan
Gittin
Gitme dedim
Kal
Ama dinletemedim
Her yerden anılar akıyor
Çiçeklerin güzelliğinden
Yağmurun tadından
Serçelerin masum uykusundan
Anılar hatıralar akıyor dedin
Çekemem
Hatıralar dağlar içimi dedin
Gitme dedim
Kal
Ama gittin…
http://img77.imageshack.us/img77/6316/lavinyaflordelysbt0.jpg
http://img108.imageshack.us/img108/9271/168vo1ry9mv4zh4.jpg
Ne sensiz yapabiliyorum ne de gel diyebiliyorum.. Bir mum misali günden güne eriyorum.. Deliriyorum canım aşkından çılgına dönüyorum.. Ben gel demesem de sen gel artık…
Çaresizim, biçareyim sen yanımda olmadan olmuyor.. Gözlerine bakmadan, ellerini tutmadan kalbim huzur bulmuyor.. Yaşamak çok zor böyle, gidişine can dayanmıyor.. Ben gel demesem de sen gel artık…
Bir dilenci gibi ayaklarına kapandım kaldım.. Her göz yaşımda bir kez daha sensizliğe yandım.. Bir acizim ben, sana muhtacım sana yalvardım.. Ben gel demesem de sen gel artık…
Ruhunun derinliklerine in, kalbini dinle biraz
Çok şey istemiyorum ne fazla sev ne de az
Düşün taşın ne olur anla beni biraz
Ben gel demesem de sen gel artık…
Ben sev demesem de sen sev artık…
http://img105.imageshack.us/img105/6453/oysalf4.png
KãRdé£éN
25-07-2007, 01:41
http://img54.imageshack.us/img54/2950/92450074lb9.jpg
Kocaman bir sessizlikti yaşamlarımız, çoğu zaman kimse birbirinin sesini duymadı, aslında duyuyor dediklerimiz bile çok uzaktaydı...
Ben, bir tek sana sesleniyorum tüm gücümle ve şimdi duymanı istiyorum ne olur dur dinle...
Kaç mevsim sığar bir ömre yada bir ömür kaç mevsimliktir?
Sen, yaşadığım en güzel dört mevsim, yüreğime ekip, göz yaşlarımla beslediğim en büyük sevdasın.
Bazen kilometrelerce uzak, bazen aldığım nefes kadar yakınsın...
Uzak diyarlardan gelen sesinin merhabasıyla gelir konar yüreğime yaz mevsimi...
Engin denizlerin ortasında, yunuslarla yarışır, deniz kızlarıyla dertleşir bulurum kendimi.
Korkutmaz suların rengi ve derinliği, tıpkı sana duyduğum sevgi gibi..
Nice bir zaman sonra, dans ettiğim beyaz köpüklü dalgalar, bilmediğim bir çölün kızgın kumlarına bırakır beni.. Kervanlarla yolculuk ederken bulurum kendimi.. Sen uçsuz bucaksız çöllerin ateş’ den prensi ben gölgene ve sana muhtaç bir kum tanesi....
Bir an, bir Dua sesi getirir kendime beni... Kurduğum hayal sona erer, gerçeğe dönüşür duygular, sen yoksun , yaşadığım hayal kırıklığıyla, hüzün yine kapımı çalar... Gözlerimde dolu misali birikir yaşlar ve sen bilmezsin,
Yüreğime yağmurlar yağar...
Yağan yağmurlarla gelen sonbaharda , daracık bir patika yolunda yürür bulurum kendimi.. Ağaçlar yapraksız kalmış yine, sensiz ben gibi.. Üzerine basmaya kıyamadığım sarı, kırmızı yaprakların sesleri, alır götürür geçmiş zamanlara beni... Yeşile bürünmüş dallar, Alnima kondurduğun buseler, heyecanla elime tutuşturduğun gül goncaları gelir aklıma... Düşen bir dal parçasıyla boğazımda düğümlenir tarifsiz duygular ve gözlerimde birikir yaşlar , Yüreğime yeniden yağmurlar yağar...
Eteklerine kardelenler serpilmiş beyaz gelinliğiyle, dört başı mağrur gelinlere benzeyen bir dağın zirvesindeyim şimdi..
Bir dağ başı yalnızlığı yaşıyor yüreğim... Dağ başı yalnızlığı ölümden beter…Yumruklarımı sıkıyor, avazım çıktığı kadar bağırıyorum.. “SENİ ÇOK SEVİYORUM”
Sesimin yankısıyla çığlar düşüyor eteklerime… Yollarımda karlar, yollarımda kara yazım var.
Gel desem, gelemezsin…. Gel desen ayaklarımda buzdan prangalar….
Gözlerime hapsettiğim yaşlar,
Ve yüreğime yeniden yağmurlar yağar...
Tüm cömertliğiyle gelen bahar.. çağıldayan dereler, el ele dolaşan sevgililer, bir yanda uçurtma kuyruğuna asılı kalmış çocuk sesleri, taze bahar çiçekleri, çiğ taneleri, başımda eser kavak yelleri ve dilimde uzak diyarların sevda türküleri…
Mevsimler geliyor ve geçiyor hayatımdan…
Bir yarım hep eksik..Bir yanım hep sensiz kalıyor…
Görmüyorsun..!
Duymuyorsun..!
Yüreğime yağmurlar yağıyor…
Yağmurlar yüreğime ağlıyor,
SEN, BİLMİYORSUN……
Hep düşünmüşümdür...
Her sevmek istediğimde sevebilseydim hayatım ne kadar başka olurdu diye...
Şunu sevmek istiyorum, sevdim...
Buna aşık olmak istiyorum, oldum...
Kolay söylenmiyor üstad " SENİ SEVİYORUM ", olmuyor denmiyor yürekten bir çığlık gibi yükselmedikçe.
Sevgi kolay değil usta...
Sabahları onu özleyerek uyanmak, yanındayken bile özlemek, o güldüğünde senin içinin gülmesi, o üzüldüğünde senin için parçalanması, o ağladığında senin kahrolman kolay değil... Kontrol edilememezliktir sevgi...
Sevgi kolay değil usta... Yemek yemesine sevinmek, sigara içmesine üzülmek, üşümesine dayanamamak, terlemesinden korkmak, hem bir seven yürek gibi, hem bir aile şevkati ile sarıp sarmalamak istemek kolay değil...
O' nu içten düşünmek, sen O olmaktır sevgi...
Sevgi kolay değil usta... Göz göze geldiğinde, yüreğine bir kor düşmesine engel olamamak, dans ederken o dakikaların hiç bitmemesi için dua etmek,
O' nun tenine her sıradan temasında bile,
O' nu ne kadar çok sevdiğini düşünmek ve hissetmek, avuç içlerinin ter kokusunu bile özlemek yokluğunda kolay değil... Sımsıcaklıktır sevgi...
Sevgi kolay değil usta...
Gece yatağına girdiğinde O' nu düşünmek, dualarına O' nu da dahil etmek, kendinden çok, O' nun için yalvarmak, dua etmek kolay değil... Dualarında O' na da yer vermektir sevgi... Sevgi kolay değil usta...
Onunla sadece bakışmayı, dans etmeyi, gezmeyi, elini tutmayı, kokusunu hissetmeyi özlemek değil, yıllar sonrasınıda düşünerek, onla geçecek olan yıllara tatlı bir tebessümle bakmak, onunla beraber yaşlanmayı istemek kolay değil... Hayatını ona verebilmeyi istemektir sevgi...
Bütün bunlar, kolay değil. Bir anda düşünemez, isteyemez insan.
Ben bunları düşünüyor, hissediyor ve istiyorsam ve ben BUYSAM.
Bu kadar kolay değil diyerek, sevgime küfür etme arkadaş...
Tabii ki kolay değil. Kolay şeyler yakışmaz sevebilen insanlara zaten.
Geceye mahkum olan, gündüz önünü göremez misali, ben sevgime mahkum olmuşum. Sevgim benim mabedim. Dokunmayın mabedime...
KãRdé£éN
04-08-2007, 20:26
http://img479.imageshack.us/img479/9506/3zr2rvdub6.jpg
Gözlerinin hasretinde yüreğim, boşluklarda sesini arıyor. Yankılansa sesin odamda ve gözlerin geceme yıldız misali düşse yeter bana. Başka bir şey istemiyorum..
Bir tek gülüşün tüm acılarıma iyi gelecek kadar güzel ve seninle yaşayacağımız güzel günler tüm hayatıma bedel..
Boş duvarlara ismini söylüyorum ve seni yıldızlara soruyorum acaba neler yaptı diye.. Vurulmuşum sana, gözlerine yanıyorum bir alev topu gibi. Hasretin sanki volkan gibi köşebaşlarında patlıyor. Sensiz düşüncelere dalsam her fikrim kör kurşunlara isabet ediyor. Gözlerinden mahrum gecelerim katrana boyanıyor..
Uçurtmalarımı senden haber alır mı diye omuzlarımdan kaldırdım. Yüreğimi göçmen kuşlarla sana yolladım. Boş gelmeyeceklerdi biliyorum. Yüreğini ve gözlerini bırakacaklardı avuclarıma..
Acıların yarınlarda müjde kokan çiçeklerdi. Düşünsene karların altındaki çitlenbikleri.. Aylarca toprakla kar arasında kalırlar ama içlerinde hiçbir zaman umutsuzluğa yenilmezler. Yaprakları hazanı andırsa da içindeki umutlarını sererler dudaklarına.. Bahar oldu mu nazlı bir gelin gibi güneşin koynuna girerler. Tüm umutlarını güneşle sevda kokan yüreklere sererler..
Aynı o misal sen de hiçbir şeye yenilmeyeceksin. Yarınlarını bahar edip içindeki sevgi yapraklarını yüreğime sunacaksın. Her yaprağında ölümüne sevdanın naif duruşunu, yalnızlığa karşı dik başlılığını ve acılara karşı metanetini göreceğim. Gördükçe sımsıkı saracağım seni.. Bırakmayacağım seni acıların kollarına..
Bu kadar kolay pes etmeyecektik fani yaralarımıza.. İyileşmesi yıllar sürecek acılarına ben her gün nefesimle merhem olacağım. Yavaş yavaş iyileşeceksin.. Her güneşte sana umutları bırakacağım ve gözlerin dünden daha iyi parlıyorsa o zaman daha çok saracağım iyileşmen için.
Tüm acılarına ben kefilim.. Yeter ki sen mutluluklara gülümse..
http://img19.imageshack.us/img19/2861/2204961xv5.jpg
http://img409.imageshack.us/img409/6689/inlovebypincel3dcc5.jpg
Aşk'ın kuralsız savaşı *_^
Bazıları sevmeyi bilmez.
Ne coşkuyla, hoyrat sevdalar yaratabilirler ne de bir kadifeye dokunuş yumuşaklığında dinginlik yaratabilirler ruhlarda.
Karanlıkta kaybolup sürekli arayış içinde olan kayıp ruhlardır onlar.
Kadın ve erkek olmanın kimlik savaşını veriyor olmaktan dolayı, unuturlar yüreklerinin derinliklerini.
Hep saklanacak köşeler bulurlar.
Kayıp ruhlardır aslında onlar.
Kuralsız savaşıp, ihanet etmeyecekleri, hain olmayacakları tek savaş meydanında hep haini oynarlar.
Oysa aşk denen sanat, ince dantellerin yüreklerde dokunup, bedenlerin ruhlara örtü olduğu iki kişilik sevdadır.
Sözcüklerin anlamsız kalmasıdır aşk.
Yüreklerimizde gizli kalmış, saklanmış dolu dizgin, kabına sığmayan duyguları günışığına çıkarabilmektir.
Karşılık beklemeden.. .
Rekabete girmeden....
Kimliksiz, mekansız, zamansız aşık olabilmektedir hüner.
Kız Kulesi’nin yalnızlığında, karnaval neşeleri yaşatabilmektir.
Aynasız güzelliklerin, karanlıktan aydınlığa çıkarılmasıdır.
Vivaldi’nin dört mevsiminde, yedi rengi ruhunda taşıyabilmektir aşk.
Sevdanın, özlemin, adanmışlığın, yarattığı titreşimleri bedeninin her hücresinde hissederek, depremlerde kaybolabilmektir aşk.
Aşk yeri geldiğinde çekip gidebilmek, yeri geldiğinde yalvarabilmektir.
Sevginin onurunu ayaklar altında çiğnetmemektir aşk.
Sorgularla, arayışlarla kalıplara girmez aşk.
Bir martının kanadında özgürdür.
Zamansız ve yersizdir gelişleri.
Hep hoş karşılanmak ve gözetilmek ister.
Unutulmak ona göre değildir.
Bir kere unuttunuz mu, hemen kaçar gider.
Film gibi, masal gibi, rüya gibi yaşanmak ister.
Bulutsuz bir gecede kuzey yıldızı gibi hep tek olmak ve hep parlamak ister.
Yüreğini ışığına açabilenlerin yanı başına konar küçük bir serçe gibi.
Sonra kartal olur, şahin olur.
Tarafsız olmadan sevebilenlerin can dostu olur.
Her sabahı yeniden doğmuş gibi hissettiren ve her geceyi yalnızlıkla verilen savaşta galip bitiren aşktır.
Kendisine aşık olanları hep hüsran bekler.
Aşka aşık olmak, onu içine sığdırabilecek beden bulamayanları n kabusu olur.
Son perdede yalnızlığın, tek kişilik oyunu olur.
Oysa aşk, yalnızlığı iki kişilik oynayabilenlerin galasıdır hep.
Üstelik seyircisi tüm gezegen olan, kapalı gişe sürüp giden ve hep mutlu sonla biten bir oyundur.
Alıntıdır *_^
KãRdé£éN
27-08-2007, 04:56
http://img292.imageshack.us/img292/1540/untigv9pv2.gif
Özlemin alev alev yandığı saatler bunlar. Gün çekiliyor, ay parlıyor. Haydi, geleceksen şimdi gel. Umudunla, yüreğinle, sevdanla gel, yık karanlığımı. Hayata dair kötü olan ne varsa yık onları, beni yeni umutlara sürükle. Aşkın en koyusuna, en tutkulusuna götür beni.
Bin yıldır bekliyor gibiyim seni. Bin yıldır karanlık bir odada tek başıma oturuyorum sanki. Kim girip çıkmışsa hayatıma, kim talan etmişse yüreğimi hepsini silmek için gel. Bir tek sen kal içimde. Seni bileyim bundan sonra. Sevdan yetsin bana. Senin aşkınla yaşamak istiyorum artık, öyleyse gel, bekleme gel.
Seninle olmak, seni duymak, seni görmek, seni anlamak, seni yaşamak tarifsiz sevinçler yaratacak içimde biliyorum. Bu yüzden sesleniyorum sana. Dallarımdaki kurumuş yaprakları tek tek temizlemek istiyorum artık. Gelişinle yeniden yeşermek, yeni yapraklar açmak istiyorum. İster haber ver, ister verme; ama gel bekliyorum.
İstanbul'u sokak sokak geçip gel. Her sokakta kendi izini göreceksin, şaşırma. Nereye gittiysem seni de götürdüm yoktun; ama, yanımdaydın. Hep yüreğimde hep aklımdaydın. Seni İstanbulsuz, İstanbul'u sensiz düşünemedim. Gel, bu kentin tarihine en ölümsüz sevdayı yazalım. Nice aşka mezar olmuş İstanbul, bu kez kabul etsin yenilgiyi. Haydi gel, biz İstanbul olalım.
Korkma gel, başkalarında gördüğün ihanetler, ikiyüzlülükler, bitmek bilmeyen acılar yok bende. İlk kez bırak kendini kaygısızca. Yarını düşünmeden, 'ya sonra' demeden gel. Kurtul seni saran tutsaklıklardan, sana yazdığım, seni yazdığım şiirleri okumak için gel.
Bak, günler anlamsızca geçip gidiyor. Oysa ömür dediğin şey üç günlük. Birlikte ve severek tüketmek varken günleri, böyle koyu karanlıkta kalmak niye? Gel haydi, sensiz geçen günlere bir yenisini daha eklemek istemiyorum. Özlem yanıyor alev alev. Özlemin ateşini söndürüp aşkın ateşini yakmaya gel.
Bekleme artık, geleceksen şimdi gel.
GEL Kİ...ADIN EKSİLMESİN DİLİMDEN...
http://www.2de1.net/resim/images/645359Sadness_by_joiM.jpg
~ SANA ~
Sen, belki de bu mektubu aslında sana yazdığımı hiç bilmeden okuyacaksın.
Ben, senin bunu okurken parmağınla yanağına dokunduğunu, gözlerini hafifce kıstığı, saçlarını kulağının ardına attığını görmeyeceğim.
Elimin uzanamadığı yerlere kelimelerimle sokulmaya çalışmamın, kırılgan harflerden kurulmuş görünmez bir köprüden sana doğru yürürken düşmekten böylesine korkmamın, sana tek bir bakışla anlatabileceğime inandığım ve bir çoğunun belki bir ismi bile olmayan bir çok duygunun her birine isimler bulmaya uğraşmamın beni nasıl yaralayıp yorduğunu bilmeyeceksin.
İlerde bir gün bana çok karmaşık ve anlaşılmaz gözükecek olsalar da şu anda bana ,kendime saplamak için elimde tuttuğum çelik bir bıçak gibi sade ve içmeye hazırlandığım zehirli bir su gibi berrak gözüken duygularımın, keskin ve yakıcı tadını onların üstünü örten sözcüklerin altından çıkarıp çıkarmamakta duyduğum kararsızlığı da herhalde sana hiç anlatamayacağım.
Halbuki bütün korkunçluğu sadeliğinde gizli olan duygularım o kadar açık ki.
Yalnızım.
Kendimi yalnız hissediyorum ki, bu yalnızlıktanda kötü.
Benim yalnızlığımı ve kendimi yalnız hissetmemin yalnızlıktan da kötü
olduğunu anlayacak senden başka kimse yok.
Ve sen de yoksun.
Belkide hiç olmayacaksın.
Sözcüklerden oluşturmaya çalıştığım bir köprüden sana ulaşmaya çalışacağım.
Ve biliyor musun, sen bütün bunları okurken, ben yazdıklarımı şakacı gülüşlerimle reddeceğim.
Beni bir gün görürsen, gördüğünün bu satırları sana yazan adam olduğuma inanmayacaksın.
Duyduğum aşkı, özlemi ve bunları duymaktan duyduğum korkuyu güvenli bir duruşun ardına saklanacağım.Yüzümde satırlarımdan bir iz aradığımda, onlar orda ormayacak.Sana nasıl yalvardığımı hiç işitmeyeceksin, sıradan bir 'Nasılsın' sözcüğü saklayacak o yalvarışı.
Ama bütün bunlar, bu sahte kibir, bu şakacı gülüş, bu sıradan 'Nasılsın' sözü, bu güvenli duruş, içimdeki sesi dindirmeyecek.
Bütün bunlara hiç aldırmadan bana sarılmanı bekleyeceğim, bazen benden babandan korktuğun gibi korktuğunu, bazen beni çocuğunu okşar gibi okşadığını görmek isteyeceğim.
Aralarında dolaştığım kalabalıklar içinde benim yanlızlığımı gören ve kendimi yanlız hissetmemin yanlızlıklardanda kötü olduğunu sezen bir tek sen varsın.
O kadar sade ki duygularım.
Kırılgan bir köprüden sana doğru yürüyorum.
Sana ulaşamazsam, sesim ve kelimelerim sana değmezse ve sen bana bir daha dokunamazsan, işte o zaman, korkarım sonsuz ve sensiz bir boşluğa yapayalnız düşeceğim.
Beni tut, herşeye rağmen tut.
Ahmet ALTAN
KãRdé£éN
14-09-2007, 00:40
http://img106.imageshack.us/img106/2402/kralmbu3.png
Aralasam penceremi usulca sokulur musun geceme..?
Dönsem yüzümü rüzgara ve sana..
Çeksem bana sunduğu kokuyu,"seni" taa içime..
Islansa dudaklarım özleminin akıttığı gözyaşlarıyla..
Hayalin canlanıp siler mi parmak uçlarıyla..?
Sokulsam usulca koynuna..
Nefes almaya korkarak dalsam gözlerine..
Hiç kıpırtısız,heykele dönüşmüş bir bedenle
gidersem özlemimi..
Susmasan..
Hep konuşsan..
Anlatsan bana beni..
Sendeki hikayemi..belki de bizi..
Usulca haritasını çıkarsam yüzünün parmaklarımla..
Küçük buselerle teyid etsem çıkardığım her adresi..
Ve sen olsam..Sendeki ben olsam..
Benim olsan..
Damarlarıma doldurduğum sen ile uzasa gece..
Biriktirdiğim kelimelerimi döksem bir bir..
Toplasan benden dökülenleri..alıp yüreğine yerleştirsen..
Tıpkı hep hayal ettiğim gibi..
Şımarsam azıcık ama fazlasıyla seni şımartsam..
Öpsem..Koklasam..Sımsıkı sarsam..
Yetinmesem gördüklerimle aksam içine nefesinle..
Sen olsam..
Ah sen olsam..
Başkaldırsam herşeye yaşananlara inat..
Dimdik dikilsem mazinin önüne..
Kazısam hiç olmamış gibi..
Yok etsem..
Dolaşırken parmakların saçlarımda, kondururken
küçük buselerini omzuma, mayışsam..
Sımsıkı kilitlediğim gözlerimde oluşturduğum
hayal dünyamızda kanatlansam..
Seni de sürüklesem peşimden konduğum her buluta..
Sek sek oynasak el ele..
Gülsek.. Eğlensek.. Çocuk olsak birlikte..
Sonra sen yine bir anda büyüyüp bastırsan
sıkıca göğsüne beni..
Nefesimi kessen..
Ürpersem hissettiğim teninle..
Uzun iç çekişlerle kokunu çeksem ciğerlerime..
Huzur olsan..Huzurum olsan..
Canıma katasım var seni yine..
Hadi kat kokunu rüzgara yolla bana..
Ta uzaklardan buralara
Ya da daha iyisi bak gözlerimin içine
İlk gördüğümdeki gibi, bakarak uzat elini..
İnan çok özlüyorum seni....
:kalp:
Çocukken bana çok değerli, çok özel gelen bir çok şeyin nasıl önemini yitirdiğini hatırlıyorum zamanla... Herkesten kıskandığım oyuncağımı komşunun küçük kızına hediye edişimi hatırlıyorum...Hiç özlemediğimi, hiç hatırlamadığımı uykularımı, çocukluk sırlarımı paylaştığım, ayakkabısının teki kaybolduğunda bile günlerce ağladığım bebeğimi daha sonraları...
Yaşamının kuralının bu olduğunu bir çok önemli şeyi eskittiğimde anladım... Yani büyüdüğümde.
Belki de bunun için bu kadar çok korkuyorum.
Mavilerimin eskimesinden, aşkımın o masalsı gelen büyüsünün geçip gitmesinden, bir şeyleri durmaksızın eriten zamanın bize zarar vermesinden...
Belki de bunun için...
Bir an gelip yüreğimin böyle çarpmayacağından sana bakarken, pembe elbiseli bebeğimi hiç özlemediğim gibi bir gün seni de özlemeyi unutacağımdan, sana dokunabildiğim anları, yanında olduğum anları bu kadar çok önemsemeyeceğimden, mavinin anlamını, yaşamıma kattıklarını unutacağımdan...
Belki de bunun için...
Beni zamana düşman eden aşkına
Daha sıkı tutunuyorum zaman geçtikçe.
Seni her sabah tazelenmiş bir aşkla kucaklıyorum.
Her sabah yeni bir mavi edinip kendime,
Aşkımı sonsuz kılmaya çalışıyorum...
Belki de bunun için..
Yaşamın kuralının eskimek olduğunu bildiğim için bu kadar çok korkuyorum...
Ve sana her an yeniden aşık oluyorum...
Belki de... Kim bilir..
KãRdé£éN
15-09-2007, 18:59
Ağladığımda mendil, güldüğümde kahkaham, susadığımda su olmanı; uyuduğumda rüyalarıma girmeni, her sabah alnımdan öperek uyandırmanı istiyorum…
Sen canımdan öte can, damarımda kanımsın. Sevmeye, okşamaya kıyamadığım, yıllarca yüreğimde saklayıp, kimselere anlatamadığımsın…
Ne zaman gözlerine baksam, gözlerinden beyaz güvercinler uçardı mavilere, güller açardı yüzünde ne zaman ellerini tutsam… Hayat bir şiir kadar güzel ve içtendi dağların eteklerinde. Irmakların dilinde söylenen türküler gibiydi sevdamız, güneş açarken karşı yamaçlara ve pınarlara gülerken kırmızı benekli çiçekler.
Bilki sensiz uzak bir dağbaşı ıssızlığıyım, yoksan ürpertilerde tiril tirildir yapraklarım, seni özlemenin korkunç girdabında ve yönünü yitirmiş göçmen bir bulut olur her gece uçurumlara ağlarım…
Hüzün kafesteki kuşlara benzer sevdiğim, sarı sarı yapraklara sonbaharda; tütünü bitmiş bir babanın acı gülüşüne benzer, yavrusundan ayrı düşmüş bir ananın gözyaşlarına.
Dün yine gökyüzünün masmavi görkemi ve hayalini çizdiğim beyaz bulutlarının altında seni bekledim.
Uzaklarda gülümseyen gökkuşağının renkleri içinde aradım seni, yoktun. Yokluğun, bir canavarın dişlerinde yüreğimi kemirip durdu. Yokluğun cehennemim oldu, yokluğun zifiri karanlığım, yokluğun zindanım oldu.
Belki bir köşeden çıkıp gelirsin diye bütün gün seni düşleyip, gözlerim ufukta, kucağım dolu sevgi, yüreğimde binbir umutla bekledim; baharlar yeşertip hayallerimde, ölesiye bir özlemle bekledim seni… Seni ne kadar özlediğimi bilirsin. Bilirim elinde olsa; dağları, tepeleri aşar, denizleri, ovaları devirip gelirsin..
İçim özleminle dolup taşıyor, özleminle tutuşuyor gönül bahçemin çiçekleri. Yüreğimin bütün bentleri sana akıyor şimdi. Söz geçiremiyorum yüreğime artık. Düşlerime de sığmıyorsun, büyüyorsun günbegün yüreğimde..
Biz seninle bu dünyada hesapsız, çıkarsız, yalansız sevdik birbirimizi.. Yüreğimizin bembeyaz tuvaline maviyi fonlayarak ve aşkın kıpkızıl resmini çizerek aynalara; insanları, kuşları, dağları, çiçekleri, suları da öyle sevdik..
Biz seninle bütün engellere rağmen, bitmez tükenmez bir azimle sevginin doruğuna erişmek için tırmandık hayat yokuşunu. Ve bitip tükenmeyen bir aşkla sevdik yaşamı. Biz seninle uzak dağ başlarına yazdık umutlarımızı. Denizlere, dalgalara, fırtınalara, acılara, korkulara inat, uçurumlara yazdık sevdamızı.
Biz seninle kanatları sevdalı iki güvercindik mavi göklerde. Kanat çırptıkça yükseldik, yükseldikçe sevdalara avcılar düştü peşimize.
Zamanın acımazsızlığına, aramızdaki mesafelere, etrafımızdaki çirkinliklere, günübirlik aşklara, saldırılara, satılık sevgilere rağmen; biz yine de yüreğimiz de hiç sönmeyen bir yangınla özledik birbirimizi, en kutsal aşkla sevdik, bekledik kirletmeden umutlarımızı…
Her seher uyanınca dağların esen rüzgarlarına açıyorum penceremi, o ölümüne özlediğim teninin kokusunu bana getirir diye. Bir nebze de olsa dindirir yada söndürür diye yüreğimdeki aşk ateşini…
Özlemin içimde volkan, vücudum buzlar içindeymiş gibi titriyorum… Dışarda bahar misali sıcağı var ama ben kar altındaymışcasına üşüyorum...
Her gece gözlerini demlerim hayalimde. Sevdalı gülüşlerini, inci dişlerini demlerim. Ne çok severim ellerini avucumun içine alıp, başımı göğsüne dayamayı. Şimdi her gece insana hayat veren ve yüreğime nakış nakış işlediğim sevda sözlerin dolaşıyor kulaklarımda, paylaştığımız ümit dolu hayaller.
Yılmak yok bizim için bu yolda. Ağlamak, sızlamak, geriye dönmek hiç yok. Zordur, çetindir bizim sevdamız ama her şeye ve çekilen tüm acılara tüm özlemlere değer.
Sabrı da, ümit etmeyi de senden öğrenmiştim. Senden öğrendim sevmeyi, zorluklara karşı direnmeyi. Konuşurken insanın yüzüne dosdoğru, dürüst ve namuslu bakmayı, merhameti, acımayı, insan gibi düşünmeyi senden öğrendim. Senden öğrendim sevdalara türkü yakmayı..
Şimdi sokağıma bakan o balkonun köşesinde dalgın bakışlarla dalıp dalıp gidiyorum uzaklara. Gökyüzü masmavi ve saatler yorgun bir su gibi akıp gidiyor gözlerimde.. Ufka, gökmavisinin kızılla birleştiği o ince sıcak ve yumuşak çizgiye bakıyorum. Bir kuş gelip konuyor saçlarıma, yüreğimi ipekten kanatlarına sarıp sana gönderiyorum…
Saatler su gibi akıp gidiyor. İnsanlar dönüyor evlerine. Seni arıyorum yoksun. ”Kahretsin !”. diyorum. ”Ne olur çıkıp gelse, sarılsa boynuma.”
İnsanlar gidiyor hayalin akıyor gözlerimde, karışıp gidiyor uzaklara… Seninle suyu pırıl pırıl bir pınarın başında buluşmak, ellerini tutmak, yüreğinin sımsıcak yerinden, gözlerinden, narçiçeği dudaklarından öpmek, serin nefesini doyasıya içmek ve doyasıya içime çekmek geçiyor içimden… Sonra sarılıp, sımsıkı kucaklamak ve sevinçten havalara uçmak geçiyor…
Seni düşünüyorum. Seni düşünmek gökyüzü olmak gibi bir şey bazen, ya da rotası belli olmayan bir gemiye binip, yeni iklimlere yelken açmak gibi. İnsan olmayan bir adada inip, Robinson gibi insansız bir yaşam kurmak istiyorum. Ve o adada bir ömür yalnız seni beklemek istiyorum…
Ağladığımda mendil, güldüğümde kahkaham, susadığımda su olmanı; uyuduğumda rüyalarıma girmeni, her sabah alnımdan öperek uyandırmanı istiyorum…
Upuzun köprüler kuruyorum içimdeki yolculuklara sana kavuşmak için, beyaz günlere uzanıp beyaz atlarla, sana getirsinler diye umutlarımı bulutlara yalvarıyorum.
Sevgiler büyütüyorum kır çiçeklerinden güneşin kanını emen. Umutlar yeşertiyorum bahar renginde al yeşil, dağlarda kar erirken ceylanlar emziriyorum, melekler uyandırırıyorum her tan ağardığında. Toplamak için bütün düş kırıklarını aynalardan, yıldızlarla selam yolluyorum sana. Ve her gece mavi bir kuş tutup avuçlarıma, dudaklarına gül ve rüzgar iliştirip sana yolluyorum.
Her gece kuş olup sana doğru uçmak, ardında serin rüzgarlar bırakarak, dağlar, denizler, ormanlar aşıp, bir pınarın başında menekşe gözlerine konmak geçiyor içimden. Dalgın bakışlarından, sevdalı yüreğinden öpmek geçiyor. O an bütün ağaçlar diz çökmeli diyorum, özleminle kanayan yüreğime. Bütün yıldızlar göz kırpmalı mutluluklara. “Allahım bu kadar mutluluk çok.” deyip, ellerimi gökyüzüne kaldırıp ağlamalıyım. Gökler de ağlamalı benimle, bulutlar, ırmaklar, yıldızlar da ağlamalı…
Bir gün gökyüzü gülünce ve geçince üşümesi kalbimin, bütün hasretleri yükleyip rüzgarın kanatlarına, yüreğimde taşıdığım sevda aleviyle, upuzun yollardan çıkıp geleceğim sana…
İnsanın içini en çok yakan şey söylenemeyen sözlermiş meğer. Sana söyleyemediğim her söz acı bir yumruk gibi boğazımda. Sana her baktığımda kalbimi avucuna alıyorsun, sesini her duyduğumda biraz daha sıkıyorsun avucunu, yüreğim sıkışıyor sesini duyduğumda. Kaçmak istiyorum senden, senin sesinden, senin gözlerinden kaçmak istiyorum, bırakmıyorsun. Bilmeden tutuyorsun beni. Bilmeden sevdiriyorsun. Bilmeden acılar veriyorsun yüreğime. Bilmeden� öldürüyorsun.
Sana ben şiirler sözler büyüttüm
Sana ben baharlar yazlar büyüttüm
Sana ben hummalı gizler büyüttüm
Söyleyemedim
Yanı başında olabilmek isterken delice, sana bakmak isterken, seninle konuşmak isterken, sana dokunmak isterken, sana yakarken yüreğimi, sana baktıkça acı çekiyorum. Gözlerin ölümüm oluyor.
Sana baktıkça yıkıla yıkıla ölüyorum.
Sen bilmesen de, ben biliyorum.
Şarkılar yazdım sana okuyamadım
Hep yanımdaydın oysa dokunamadım
Bir gün sen de bileceksin, biliyorum. Bir gün söyleyemediğim bütün sözler yol bulacak yüreğimden gözlerine. Yüreğim yol bulacak yüreğine. Biliyorum, bir gün uzattığım ellerim buluşacak ellerinle. Bilmekle yetiniyorum. Sensizlikte seni sevmek yüreğime yetmese de, gözlerinde yabancı olmak gözlerime yetmese de, uzandığım boşlukta seni hissetmek ellerime yetmese de yetiriyorum. Seni sevmekten vazgeçmemek için kendimi bitiriyorum. Yokluğunda seni var etmeye çalışırken, varlığımda yok oluyorum. Bitiriyorum kendimi bizi başlatmak için. Seni çok seversem duyarsın sanıyorum. Yüreğimin çığlıklarından kendimi duyamıyorum.
Sana yüreğimi duyuramıyorum.
Sen bilmesen de ben biliyorum.
Sana ben hayaller düşler büyüttüm
Sana ben gözümde yaşlar büyüttüm
Sana ben hummalı aşklar büyüttüm
Söyleyemedim
Gözlerimden gitmiyor bakışın. Gülüşüne bakarken gülüşünü özlüyorum. Bana gülmeni istiyorum sadece. Benim için gülmeni. Gülümserken küçülen gözlerine aşık oluyorum durup durup. Durup durup seni seviyorum.
Sen bilmesen de ben biliyorum.
Sen sevmeden de ben seviyorum.
KãRdé£éN
22-09-2007, 01:57
Bir başıma bu kentin sokaklarında yürüyorum. Üşüyorum. Ne kadar uzaksan bana o kadar soğuyor hava. Kar mı yağıyor yoksa yağmur mu bana ne? Ben senin hasretinle sırılsıklamım zaten, daha ne kadar ıslanabilirim ki?
Burada mısın değil misin belli değil. Bazen gidişlerin kahramanı oluyorsun, bazen sonsuz kalışların. Doyumsuz gecelerdesin kimi zaman, bazen de yalnız karanlıklardasın. Bitmek bilmez bir şarkısın ama ben mi notaları yanlış basıyorum da sen bu şarkıyı söyleyemiyorsun? Neden susuyorsun?
Aşkın sessizliği ne kadar korkunç olur bilir misin? Bir tek kelimeye hasret geçen gecelerin hesabını soracağın kimse de yoktur üstelik. Kendi kendiyle konuşana deli derler ya, beni çoktan akıl hastanesine kapatmaları gerekirdi. Hem de iflah olmaz hastalar bölümüne…
Yokluğuna alışmaktan korkuyorum, ne kadar kötü… Yokluğunu yürüyorum sokaklarda. Yokluğunu içiyorum kadeh kadeh. Hiç gelmeme ihtimalin bir idam mahkumuna dönüştürüyor beni. Hiçbir şey yapmadan beklerler ya hücrelerinde, ölümün soğuk nefesini hissederek… Anlamlı olan bir şey yoktur onlar için. Belki de bir an önce ölmektir akıllarından geçen, bu bekleme işkencesi bitsin diye…
Bu yokluk hissi öldürecek beni…
Gelebilme ihtimalinse yüreğimdeki kuşları havalandırıyor, kanat seslerini duy. Gelmek iste bana.
Bir görsem yüzünü, ah bir dokunsam sana…
Göreceksin, sevdanın çiçek çiçek açtığını, umudun bir yangın gibi alev alev ikimizi birden sardığını. Anladım ki mümkün değil seni sensiz yaşamak. Ben o gönlü genişlerden değilim. Madem içimdesin, yüreğimde taşıyorum seni, o zaman yanımda da olmalısın. Sensiz yaşanmayacak bu aşk ötesi yok..
Şimdi yalnız geceleri seviyorum. Seni yıldızlarda buluyorum. Daha bir dayanılır oluyor sensizlik sancısı. Mümkünü yok çıkmayacaksın aklımdan, bu yüzden gece, el ayak çekilmişken, hiçbir ses yokken sen ve gece.. Zaman geçer, herşey unutulur, bir örtüyle kaplanır acılar ama… Bir tek Seni Unutamam..
Tam göğsünüzün ortasında bir yeriniz acıyacak...
Evinizin sizi içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu fark edeceksiniz...
Sokağa fırlayacaksınız...
Sokaklar da dar gelecek...
Tıpkı vücudunuzun yüreğinize dar geldiği gibi...
Ne denizin mavisi açacak içinizi, ne pırıl pırıl gökyüzü...
Kendinizi taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksiniz...
Birileri size bir şeyler anlatacak durmadan...
"Önemli olan sağlık."
"Yaşamak güzel."
"Boşver, her şey unutulur."
Siz hiçbirini duymayacaksınız...
Gözyaşlarınızdan etrafı göremez hale geleceksiniz...
O'ndan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek isteyecek kadar çok seveceksiniz...
Hep ondan bahsetmek isteyeceksiniz...
"Ölüme çare bulundu" ya da "Yarın kıyamet kopacakmış" deseler başınızı kaldırıp "Ne dedin?" diye sormayacaksınız...
Yalnız kalmak isteyeceksiniz...
Hem de kalabalıkların arasında kaybolmak...
İkisi de yetmeyecek...
Geçmişi düşüneceksiniz...
Neredeyse dakika dakika...
Ama kötüleri atlayarak...
Onunla geçtiğiniz yerlerden geçmek isteyeceksiniz...
Gittiğiniz yerlere gitmek...
Bu size hiç iyi gelmeyecek...
Ama bile bile yapacaksınız...
Biri size içinizdeki acıyı söküp atabileceğini söylese, kaçacaksınız...
Aslında kurtulmak istediğiniz halde, o acıyı yaşamak için direneceksiniz...
Hayatınızın geri kalanını onu düşünerek geçirmek isteyeceksiniz...
Aksini iddia edenlerden nefret edeceksiniz...
Herkesi ona benzetip...
Kimseyi onun yerine koyamayacaksınız...
Hiçbir şey oyalamayacak sizi...
İlaçlara sığınacaksınız...
Birkaç saat kafanızı bulandıran ama asla onu unutturmayan...
Sadece bir müddet buzlu camın arkasından seyrettiren...
Bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek...
Boğazınız düğümlenecek, dinleyemeyeceksiniz...
Uyumak zor, uyanmak kolay olacak...
Sabahı iple çekeceksiniz...
Bazen de "Hiç güneş doğmasa" diyeceksiniz...
Ne geceler rahatlatacak sizi ne gündüzler...
Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksiniz...
Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önünüze çıkana sarılmak isteyeceksiniz...
Nafile...
Düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek...
Rüyalar göreceksiniz, gerçek olmasını istediğiniz...
Her sıçrayarak uyandığınızda onun adını söylediğinizi fark edeceksiniz...
Telefonun çalmasını bekleyeceksiniz...
Aramayacağını bile bile...
Her çaldığında yüreğiniz ağzınıza gelecek...
Ağlamaklı konuşacaksınız arayanlarla...
Yüreğiniz burkulacak...
Canınız yanacak...
Bir daha sevmemeye yemin edeceksiniz...
Hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinizden...
Onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksınız...
Defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğiniz için kendinizden nefret
edeceksiniz...
Yaşadığınız şehri terk etmek isteyeceksiniz...
Onunla hiçbir anınızın olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek...
Ama bir umut...
Onunla bir gün bir yerde karşılaşma umudu...
Bu umut sizi gitmekten alıkoyacak...
Gel gitler içinde yaşayacaksınız...
Buna yaşamak denirse...
****
Razı mısınız bütün bunlara...?
Hazır mısınız sonunda ölüp ölüp dirilmeye...?
O halde áşık olabilirsiniz!
Pakize SUDA
KãRdé£éN
06-01-2008, 21:02
Seni delice arzuladığımın farkında olmana rağmen sırtını dönüp gitmen çok yakmıştı canımı..
İçim hala acımakta..
Şimdi sensizliğin buz gibi kışında üşüyorum..
Sigaramın dumanında beliren gözlerini içime çekip tarifsis bir haz yaşarken, sensizlik yine çıkageliyor..
Ve ben yine kanıyorum..
Oysa bir kurşunum olsa, alnının ortasından vururdum sensizliği ve sessizliği..
Siyah gecelerin zifiri karanlığını yırtıp atardım gücüm olsa..
Ama ne sensizlikle, ne de karanlıkla baş edemiyorum.. …
Ve yığılıp kalıyorum..
Sensizlik öyle zor, öyle dayanılmaz ki; en küçük engeller bile koca bir orduya dönüşüyor karşımda..
Belki bu yüzden kavuşamıyorum sana!
Adına aşk denilen tüm bu saçmalıkları, kaderin cilvesi diye geçiştiriyorum..
Tüm bu yaşadıklarıma inat yine seviyorum, geceler boyu yine adını yazıyorum buğulu camlara..
Nefes gibi içime çekince yokluğunu, hoyratlaşıyor sana olan duygularım..
Sensizlik hırçınlaştırıyor kabaran denizlerimi..
Kimlesin, nerdesin bilmiyorum..
Ama yerin hiç dolmadı..
Dolmayacak da!
Ki; yerine kimsecikleri koymayı aklımın ucundan dahi geçirmedim biliyor musun?
Perişan halime rağmen hiç kınayamıyorum aşkımı..
Ve her gün biraz daha büyütüyorum içimde SEN’i..
Keşke anlayabilseydim her şeye inat seni niçin böylesine küstah bir aşkla sevdiğimi..
O zaman belki anlatabilirdim sana, seni nasıl sevdiğimi..
Bazı yaşamlar vardır, hep bir şeyleri eksik olan� Ne yaparsan yap, tamamlayamadığın ve hep bir şeyleri aradığın neyi aradığını bilmeden�
Bazı yaşamlar vardır, soruları cevaplarından fazla olan ve neyi nereye koyarsan koy hep aklının bir köşesinde bir soruya bir türlü cevap bulamadığın�
Ben böyle bir yaşamı sürüyordum� Elimdekiler bir türlü yetmiyordu yaşamımı doldurmaya. Sürekli bir kaçışta ve sürekli bir arayışta geçip gidiyordu günlerim� Bir şeyin eksik olduğunu bildiğin ama o eksiğin ne olduğunu anlayamadan onu aradığın zaman, elindekiler ne kadar fazla olursa olsun bir türlü yetinemezsin�
Ve sonra ben; hiç de beklemiyorken seni buldum� Anladım ki aradığım sendin� Yalnızca varlığıyla koskoca bir yaşamı doldurabilecek, tüm sorulara cevap olabilecek, arayışlarımı ve kaçışlarımı durdurabilecek tek şey aşktı� Aşksa yalnızca senin gözlerine baktığımda bulmuştu beni�
Sana baktım ve yenilendi tüm yaşamım�
Sana baktığımda hayatımdaki tüm soruların cevaplarını görüyordum� Asla kaçmayı istemeyeceğim bir ülke görüyordum� Asla başka bir şey aramayacağım bir buluş görüyordum�
Sana aşık oldum�
Şimdi yanında tamamlanmış bir yaşamın, cevaplanmış soruların ve koskocaman bir aşkın sahibiyim�
Belki de yaşam boyunca sahip olmayı istediğim tek şey buydu�
Seni buldum ve hayatım kendini buldu�
N.H.R
KãRdé£éN
24-02-2008, 21:02
Derin bir sızı başladı önce yüreğimde... Bir mutluluk doldu gönlüme....
Büyük bir heyecan sardı bedenimi... Evet, dedim. İşte, aradığım bu!
Daha ilk anda herkesten farklı olduğunu gösterdin bana...
Daha ilk anda sevgi dolu yüreğini açtın yüreğime...
Hayatım sen oldun.
Hayatın ben oldum.
Nefesim sen oldun.
Kalp atışın ben oldum.
Dahası gülümseyişim oldun.
" Hoş geldin gülümşeyişim! " dedim sana...
" Hoş bulduk kalp atışım! " dedin bana...
Bir kapı zilinde kaldığı yerden devam etmeye başlayan aşkımız dünyalara bedel bir şey oldu.
Sen bana baktığında sevgimi gördün.
Ben sana baktığımda sevgini gördüm.
Alem bize baktığında sevda nedir gördü.
Bir insan böylesine nasıl sevilirmiş gördü.
Sevenler yıllar geçse bile elbet buluşurlarmış, gördü.
Senden önce hiç böyle büyük bir heyecana ev sahipliği yapmamıştı yüreğim...
Zamanın elleriyle tokalaşmanın burukluğu vardı.
Kırgınlıklar, küskünlükler sarmıştı benliğimi...
Ama anladım ki senden önce her şey boşmuş, senden öncesi yokmuş.
http://www.insancapekinsanca.com/foto/albums/userpics/10002/normal_gece40.jpg
Gece olur, en parlak yıldıza takılır dalar gözlerim…
Gece olur, aniden kayar gider yokluğuna yıldızım.
Gölgen ki, düşüvermiş kalbime..
Ne yakınsın ne uzaksın sen bana.
Bilmezdim hayalinin aynalarda da konuştuğunu…
Bilmezdim, gözlerinin gökyüzünde de durduğunu.
Gün olur, buz dağından kopan bir buz parçası kadar soğuk,
Gün olur, ısıtır evrenimi güneşimin içime çizdiği ufuk…
Sevgin ki, yakıvermiş ateşiyle,
Ne sıcaksın ne soğuksun sen bana..
Bilmezdim sevginin de ateşten bir gül olduğunu..
Bilmezdim, gökkuşağınında çiçek gibi solduğunu.
Mevsim olur, damarlarımda dolaşan kan cehennem sıcağında kavrulur.
Mevsim olur, yüreğimde kopan fırtınalar kızgın çöllere savrulur.
Şefkatin ki, sarıvermiş ruhumu…
Ne ellerindeyim ne ellerimdesin sen bana
Bilmezdim yağmurun suyuda hasretiyle kuruttuğunu,
Bilmezdim, çölde gezinen yaralı bir ceylanı yüreğinden vurduğunu…
Neşe olur kahkahalarla ağladığıma güler geçerim…
Neşe olur, mutluluğu martıların sesinden dinlerim.
Gülümseyiş ki, dönüvermiş hıçkırığa içimde…
Ne yalansın ne doğrusun sen bana…
Bilmezdim bir gülümseyişin kadehlerde gözyaşı sunduğunu.
Bilmezdim, dudaklar gülümserken yüreğe kan dolduğunu...
KãRdé£éN
21-03-2008, 23:12
http://img222.imageshack.us/img222/492/rj41mpch1.jpg
Bahtımın karasında tükenmeyen ışığım; karanlık bir gecenin dizlerinin dibindeyim yine. Her şeye inat, yüreğime özlemlerle ektiğim her dem taze sevda fidanımsın… Kelimelerin boyu yetişmiyor yine seni anlatmaya. Acıların beni boğduğu yerde, sevdaya dayanaklarımı budayan derbeder düşlerinin gölgesini çekme üzerimden. Büyük aşkların kanatsa da yüreğini, tükenme. Sil bakışlarıma sevdalı kanamalarını. Bir kuşun gagasındaki umuda bırak başıboş yarınlarını. Gül gibi adımın yanışlarına, yeni bir gülüş şahit olsun öpülesi dudaklarında…
Eteklerime topladığım çiçekleri ellerinle saçlarıma tak hadi… Gezdiğim yollardaki ayak izlerimi öpmeyi bırak şimdi… Gözlerindeki ışığı karanlıklarıma sür… Yüreğimin son ihtimallerinde dindir saçlarımı okşayan acıları… Şu koca dünyada yapayalnızken ben; titreyen dudakların, kuruyan yaprakların, soğuk duvarlara dokunan ellerin olsun yarenim… Ele avuca sığmaz suskunluğunu giyin üzerine, yanılmışlığını at bir kenara, son baharında ömrünün sana gülmek yakışır kavga bilmez bir sevdanın koynunda…
Dinle sözlerimi sevgili… Gözlerinin içine al ve yüreğinin dibine çek beni… Yağmur bil gözlerimi işle nakış nakış yüreğine… Güneş bil sözlerimi, ışık bil yüreğimi… Kana kana ıslanırken yağmurlarında hüzünlerimi boğ damlalarında… Yağ hadi üzerime durma… Sesin gelsin ıslak dudaklarıma… Yorgun ayaklarına derman olayım, gitme… Sevmelere koş benimle… Varsın hasret olsun be canım boynumuzu büken, ayrılık olmasın…
Yüreğimin kapılarını arala, gün ışığım sızmalı karanlıklarına… İtaatkar yalnızlığını, sevdalı askerlerimin kuşatmasına olanak ver… Hazırlan aşktan ölen sonbaharıma. Hem yakın hem uzak olmanın acısını bilen kalbini tükenen ihtimallerle kırmak istemem. Nam-ı diğer deli kızım ben, galibi olduğum harpleri sana kaybettirmem. Gözlerini yumduğun sevda ülkelerinin tek bir toprağını kaybettirmem sana.
Ardına bakma sevgili sen benim yanımdasın… Mutluluğa en yakın nefes alışlarım, kabule en yakın dualarım ve her gün tazelenen özlemelerimsin… Ayak dibine çöküp dinlendiğim gecemsin, yüreğimin uğruna ölmeyi istediği sevdamsın benim… Şimdi ne kadar seviyorsun diye sorma bana… Bir sınırı bir boyutu yok ki sevdamın… Sağdan sola kadar mı desem yerden göğe kadar mı… Hayır hayır, ben seni yüreğinin büyüklüğü kadar, ben seni gözlerindeki aydınlık kadar seviyorum…
Emanetim olsun yüreğin bırak, aklına gelmeyen başına gelsin, kendini bana bırak… Hadi ne duruyorsun tut ellerimden, özleminin sıcak terlerini çarp yüzüme, üşüyorum… Keskin ayazlarla bükme belimi. Unutma, Ay ışığı değil odana yansıyan, geceyi giymiş sana gelmişim gül kırmızı nefesimle, ne yol bilirim ne iz. Korkma, sarmaşık misali sokul masallarıma, kim bilir ne destanlar yazacağız daha… Almayacağım seni senden, yaralamayacağım… Dört mevsime kor düşürsem de yakmayacağım ellerini, gözlerim cehennem ateşi de olsa sakınma. Anla artık, ait olma “emanet” ol yüreğime… Beni kabul et yürek yangınımla…
Ne kadar güzel olduğunu bir tek ben bilirim…
Sadece ben…
Hep yüreğinin neresindeyim diye soruyorsun ya;
Önüm arkam,
Sağım solum,
Her yanım, sen…
Çağır beni, çağırda büyüsün içimde biriktirdiğim bütün yalnızlıklarım!
Adım adım büyür yalnızlık, yürüdükçe devasallaşır kimsesizlik!
Dur!
Ne olur Sende gitme!
Yalnızlığın üzerime yüklediği bu sessizlik artık beni boğuyor.
Buradayım baksana karanlığın tam ortasında.
N'olur artık gitme. Sana çok ihtiyacım var.
Kurtulmak istiyorum ama koşamıyorum.Çaresizlik öyle bir bulaşmışki bu sokaklara takılıp düşüyorum.
Off.. bu kadar mı zor sen, bu kadar mı zor sensizlik!! Canım o kadar çok acıyor ki.. Artık bağırmak istiyorum sesimin yettiğince.
Bağıra bağıra ağlamak ve haykırmak istiyorum "Anla artık anla!! seni seviyorum" diye.
Ama olmuyor işte. Ve yine o şarkı başlıyor bir uğultu misali;
"gitme nolur gitme itirazlar elimde değil
yalnızım yalnızız yalnızlıklar elimde değil
düşerken son birkez yalana benimsin benim
yalansan yalanı severim elimde değil.."
Biliyormusun.....
"Seyirci kaldıysam bu yürek yangınlarına..Her yıla bir nefes tutar oldum..
Arta kalan küllerden..Kurşuni sevdalara bir adım var..
Lakin..
Yüreğime adım geçmiyor..
Ömür defterimden hüzün yapraklarını yırttım..
Ama..
Yüreğine adı'mı astım.."
alıntı
KãRdé£éN
07-09-2008, 19:32
Tek korkum yapayalnız kalmak, yani sensiz…
Sen yokken içim acıyor. Korkularım oluyor düşmanım…
Varlığını bilmek yanımda olduğunu hissetmek yetiyor galibiyete…
Yeniyorum korkularımı endişelerimi…
‘‘İyi ki varsın sevdigim ve iyi ki benimlesin’’
Seni yazarken satırlar kıskanıyor sevgimi. Kelimeler hayran kalıyor duygularıma…
Düğümleri bilmeceleri tek tek çözüyorum seninle…
Sen açıyorsun bütün yollarımı.
Biliyorum ki geçtiğimiz bu en güzel yolun sonunu birlikte göreceğiz.
İşte ozaman bitecek içimizdeki hasret. Vuslatı birlikte yaşayacağız…
Paylaşacağız ebedi mutluluğu...
Her sözün huzur veriyor hayatıma. Bazen suskunluğun bile en güzel cevap oluyor sorularıma.
Büyüyorsun içimde ve seni kendimle bile paylaşamıyorum.
Sevgimizin önüne geçebilecek kadar büyük bir engel göremiyorum.
Biliyorsun ki kalbim seninle.
‘‘Sen nerede olursan ol benimlesin’’
Ve o güzel kalbinde eminim her şartta benim yanımda.
Açma kimseye görmesinler bilmesinler kalbinin güzelliklerini…
Ben kendimle bile paylaşamıyorum seni.Sende benden başkasıyla paylaşma kalbini…
Seni istiyorum sevgili,
hadi öğret bana AŞK’ ı..
~
Yüreğimdeki Yağmurları coştur
Sessiz bir uğultuyla AŞK nağmelerini fısıllda kulağıma
Yaşayacağımız en güzel AŞK masalını anlat bana
Ama anlattığın masal da ayrılık olmasın
Piyanoya uzanan ellerim AŞK şarkıları çalamıyor
Hadi öğret bana notalara gizlenmiş AŞK tılsımını
Yüreğimin tozlu raflarını silip oraya koyuyorum seni
Her dinlediğim melodide sen geliyorsun aklıma
Ne zaman dalsa bakışlarım gözlerin geliyor aklıma
Ne zaman kalemi alıp yazmak istesem
Seni anlatıyor tüm yazışlar
Yaşanmışlığımda ki nefretleri yumruğumu sıkarak kan akıtarak attım içimden..
Aşk yerine öğretilen ihanet duygusunu taşımıyorum artık yüreğimde
Hadi öğret bana AŞK’ı Sevgili…
Paslanmış kulaklarıma AŞK melodisi Ol
Yüreğinin kıyısına vuran Dalgalara yazdır adımı
Kalbinin tek sahibi yap
İsmini ezberlettim lal olmuş dilime
Ellerimi açtığımda tek DUA’msın
AŞK’ın Rengi mavi derler ya maviye boya hayatımı
Uzak diyarlara gitmek yorar İnsanı Sakın Gitme..!
Valığına alıştır beni yokluğunu tattırma
Sevmeyi öğrendi bu yürek birtek AŞK’ı öğrenemedi
Hadi öğret bana AŞK’ı Sevgili..
Hadi Öğret..
AŞK’ı yaşamak istediğim tek kişi Sensin
AŞK’a yakışan birtek SEN
AŞK’ın en güzel yanı SEN olacaksın
Biliyorum…
Hadi Durma Öğret Bana AŞK’ı…
Kaynak: DaĞCiceĞi 20.09.08/18:10
vBulletin v3.7.3, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by
vBSEO