Çekolata
06-09-2007, 02:15
Çok özledim o günleri.Yorulmak bilmeden sabahtan akşama kadar sokakta oyunlar oynadığım o günleri özledim.Annem balkondan çağırdığında “Anne noooolluuurrr, beş dakka dahaaa.” Diye yalvardığım o günleri.Gözüm gibi baktığım muhabbet kuşum kaçtığında günlerce ağladığım günleri…..
Çocukken her şey daha kolay gelirdi.Sorunlar daha bi aşılabilir boyuttaydı.Bütün problemler o küçücük kafamı yormadan,zaten sorunları kaldıramayacak olan bünyemi zorlamadan çözülüverirdi.Benim yapamadığım şeyleri de benim yerime yapacak birileri vardı zaten.En kocaman derdim rafta duran,bacak kadar boyumla yetişemediğim kurabiye kavanozuydu.Yine de ulaşırdım her istediğimde.Ablam bazen gıcıklık yapsa da abim hiç hayır demez, indirirdi kavanozu raftan.E koskocaman “abi” işte…..:)
O zamanlar anlam veremezdim “büyük”lerin paraya-pula,mala-mülke olan zaaflarını.Ben bir sakızlı topitopla, pamuk helvayla, düğmesine basınca ışıkları yanan,garip sesler çıkaran kıytırık bir kalemle havalara uçarken; büyüklerin “havalara” çıkmak için neden bu kadar çok şeye ihtiyaçları olduğunu anlayamazdım…
Bi tek düşüp dizimi parçaladığımda , bi de istediğim kadar şekerleme yememe izin vermediklerinde ağlardım.Dizimdeki yaralar geçerdi, şekerlemeleri de onlar vermese de bi yolunu bulup aşırırdım, geçer giderdi üzüntüm.Dönüp ardıma bakmama gerek kalmazdı bu üzüntüler için.Isıtıp ısıtıp hüzünlerimi, zihinsel geviş getirmeler yaşatmazdım minicik zihnime.
Bir de kin tutmayı bilmezdim içimde. Çok küserdim, kavga ederdim, dövüşürdüm bile oyun arkadaşlarımla. Suratımı asıp otururdum bir süre. :sonra bi öpücük çözerdi bütün anlaşmazlıklarımızı, barışıverirdik. İşte bu kadar kolay olurdu “BARIŞ”mak.Bir öpücüğe bakardı,büyüklerimizin yapamadığını yapardık küçücük boyumuz kocaman yüreğimizle. Öyle küsünce günlerce-aylarca küs kalmak, aynı sorunu defalarca tartışmak, nefret etmek, bir yerde karşılaşınca kalkıp gitmek, yolunu değiştirmek yoktu.
…
Şimdi ne oldu? Her şey değişti mi?Ben büyüdükçe yüreğim küçüldü mü?
Hayır, çok şey değişmedi aslında:
- Hala çözülmeyecek sorun yok benim için.Yapmam gerekenler değişti sadece, artık sorunların çözülmesini beklemiyor çözüme katkıda bulunuyorum.
- Hala bi kaç meyveli bonbon yüzümü güldürebiliyor, bi kağıt helvayla mutlu oluyorum, hala paranın gözümdeki değeri zırnıktan da beter…
- Hala beni üzmeyi başaran çok az şey var,, izin veremem şu tek günlük dünyamı saçma sapan üzüntülerin berbat etmesine.
- Hala içimde kine, nefrete, küskünlüklere yer yok, hala zihnimin geçmişe takılıp geçmişte yaşamasına, beni acıtan şeyleri yeniden önüme getirmesine müsaade yok..
- Hala mutluyum hala huzurluyum hala “ÇOCUK” um….
Bazı şeyler değişti sadece :
- Şimdi daha güçlüyüm artık kırgınlıklarımla baş edebilmenin ve şekerlemelere ulaşmanın daha kolay yollarını biliyorum, artık kısıtlanmıyorum.
- Şimdi abim olmadan da kurabiye kavanozuna ulaşıp ablama nanik yapıyorum.:D
- Şimdi muhabbet kuşumun ölmesini görmektense uçup gitmesini görmenin benim için çok daha iyi olduğunu fark ettim.
Siz nasılsınız? Çok değiştiniz mi o günlerden bu yana? Beni mutlu eden bu basit şeyler size çok saçma geliyorsa,bence bi kez daha düşünün ….
Çocukken her şey daha kolay gelirdi.Sorunlar daha bi aşılabilir boyuttaydı.Bütün problemler o küçücük kafamı yormadan,zaten sorunları kaldıramayacak olan bünyemi zorlamadan çözülüverirdi.Benim yapamadığım şeyleri de benim yerime yapacak birileri vardı zaten.En kocaman derdim rafta duran,bacak kadar boyumla yetişemediğim kurabiye kavanozuydu.Yine de ulaşırdım her istediğimde.Ablam bazen gıcıklık yapsa da abim hiç hayır demez, indirirdi kavanozu raftan.E koskocaman “abi” işte…..:)
O zamanlar anlam veremezdim “büyük”lerin paraya-pula,mala-mülke olan zaaflarını.Ben bir sakızlı topitopla, pamuk helvayla, düğmesine basınca ışıkları yanan,garip sesler çıkaran kıytırık bir kalemle havalara uçarken; büyüklerin “havalara” çıkmak için neden bu kadar çok şeye ihtiyaçları olduğunu anlayamazdım…
Bi tek düşüp dizimi parçaladığımda , bi de istediğim kadar şekerleme yememe izin vermediklerinde ağlardım.Dizimdeki yaralar geçerdi, şekerlemeleri de onlar vermese de bi yolunu bulup aşırırdım, geçer giderdi üzüntüm.Dönüp ardıma bakmama gerek kalmazdı bu üzüntüler için.Isıtıp ısıtıp hüzünlerimi, zihinsel geviş getirmeler yaşatmazdım minicik zihnime.
Bir de kin tutmayı bilmezdim içimde. Çok küserdim, kavga ederdim, dövüşürdüm bile oyun arkadaşlarımla. Suratımı asıp otururdum bir süre. :sonra bi öpücük çözerdi bütün anlaşmazlıklarımızı, barışıverirdik. İşte bu kadar kolay olurdu “BARIŞ”mak.Bir öpücüğe bakardı,büyüklerimizin yapamadığını yapardık küçücük boyumuz kocaman yüreğimizle. Öyle küsünce günlerce-aylarca küs kalmak, aynı sorunu defalarca tartışmak, nefret etmek, bir yerde karşılaşınca kalkıp gitmek, yolunu değiştirmek yoktu.
…
Şimdi ne oldu? Her şey değişti mi?Ben büyüdükçe yüreğim küçüldü mü?
Hayır, çok şey değişmedi aslında:
- Hala çözülmeyecek sorun yok benim için.Yapmam gerekenler değişti sadece, artık sorunların çözülmesini beklemiyor çözüme katkıda bulunuyorum.
- Hala bi kaç meyveli bonbon yüzümü güldürebiliyor, bi kağıt helvayla mutlu oluyorum, hala paranın gözümdeki değeri zırnıktan da beter…
- Hala beni üzmeyi başaran çok az şey var,, izin veremem şu tek günlük dünyamı saçma sapan üzüntülerin berbat etmesine.
- Hala içimde kine, nefrete, küskünlüklere yer yok, hala zihnimin geçmişe takılıp geçmişte yaşamasına, beni acıtan şeyleri yeniden önüme getirmesine müsaade yok..
- Hala mutluyum hala huzurluyum hala “ÇOCUK” um….
Bazı şeyler değişti sadece :
- Şimdi daha güçlüyüm artık kırgınlıklarımla baş edebilmenin ve şekerlemelere ulaşmanın daha kolay yollarını biliyorum, artık kısıtlanmıyorum.
- Şimdi abim olmadan da kurabiye kavanozuna ulaşıp ablama nanik yapıyorum.:D
- Şimdi muhabbet kuşumun ölmesini görmektense uçup gitmesini görmenin benim için çok daha iyi olduğunu fark ettim.
Siz nasılsınız? Çok değiştiniz mi o günlerden bu yana? Beni mutlu eden bu basit şeyler size çok saçma geliyorsa,bence bi kez daha düşünün ….