nUv@nd@
10-09-2007, 18:04
Hazret-i Ömer her şeyi soran, bilen bir kimse... Ubey ibn-i Kâ'b RA'a sormuş:
-Allah Kur'an-ı Kerim'de takvâyı çok emrediyor, takvâ nedir, söyle bakalım? demiş.
Ubey ibn-i Ka'b RA, biliyorsunuz Kur'an-ı Kerim'i toplayan, Kur'an-ı Kerim'i çok iyi bilen, sahabeden alim bir kimse...
Hazret-i Ömer de soruyor ona:
-Söyle bakalım, takvâyı sen nasıl biliyorsun? diyor.
Kendisinin bilgisi var, ama soruyor.
Birbirleriyle fikir teâtîsinde, alış verişinde bulunuyorlar.
Ubey ibn-i Ka'b RA'ın cevabı çok güzel:
-Yâ Ömer! Sen bir dikenli tarlada yürüdün mü?..
-Yürüdüm.
-Ne yaptın?
-Eteklerimi topladım.
"Hani entari giyiyorlar ya Araplar...
-Niye?..
-Dikenler eteklerime batp yırtmasın diye...
Sonra, ayaklarımı bastığım yere dikkat ede ede bastım, dikene basmayayım diye... Hani sivri yeri gelir, ayağıma batar, kanatır, canımı yakar. Bastığım yere dikkat ettim, eteğimi topladım, dikene takılmasın, yırtılmasın diye...
Ubey ibn-i Ka'b: - İşte takvâ budur, Ya Ömer demiş.
Takvâ ne imiş?..
Dikenli bir tarlada elbisesi yırtılmasın, ayağına diken batıp ayağını kanatmasın diye dikkatli yürümek gibi imiş.
O halde bir müslüman nasıl yürüyecek hayatı boyunca?..
Nasıl bir yol tutturacak hayatında, nasıl yaşayacak?..
Dikenli bir tarlada yürüyormuş gibi yaşayacak.
Bu tarlanın, dünya tarlasının dikenleri nelerdir?..
Haramlardır, günahlardır.
Harama dokunursan, basarsan kanatırsın vücudunu...
Haramı işlersen mâneviyatını yaralarsın, üstünü başını parçalarsın.
Günahlara dalarsan elbiseni yırtmış gibi olursun.
Ne yapman lâzım?.. Günah dikenlerine basmaman lâzım!..
Günah dikenlerine elbiseni taktırmaman lâzım!..
Dikkatli yürümen lâzım!..
Dikkatli yürüyeceksin, haram iş işlemeyeceksin.
Dikkatli yürüyeceksin, günahı işlemeyeceksin.
--İşlemeyeceğim ama, insanlar günahları hep bilmediklerinden mi işliyorlar?..
Bazıları tilki gibi biliyor, bal gibi biliyor. İçkinin günah olduğunu, kumarın günah olduğunu, yalanın günah olduğunu, faizin günah olduğunu herkes biliyor.
Bilmeyip de yapan çok azdır.
Neden yapıyorlar, Allah'ın haram kıldığını bildikleri halde?..
Nefsine hakim olamadığı için yapıyor. tutamıyor kendisini,
"Dayanamadım, kendime hâkim olamadım. Kusura bakma!" diyor.
"Şeytana uydum, nefse uydum." diyor.
Haa, işte nefse uymamayı, bir ay müslüman tâlim ediyor burda...
Nasıl tâlim ediyor?..
Su içmeyerek tâlim ediyor, yemek yemeyerek tâlim ediyor, hanımının yanına yaklaşmayarak tâlim ediyor.
Yâni, Allah en kuvvetli arzuları öne koymuş bizi eğitmek için...
İnsanoğlunun içindeki en fırtınalı, en kuvvetli arzuları koymuş, bunları yapmayın bakalım diyor.
Onları yapmamak suretiyle insan, sakınmayı, çekinmeyi öğreniyor.
Onun için, ayet-i kerimeyi şimdi daha iyi anlıyor muyuz?..
Kutibe aleykumus sıyâm
Oruç sizin sizin üzerinize farz olarak yazıldı,
Kemâ kutibe alellezîne min qablikum
Sizden önceki ümmetlere yazıldığı gibi...
Çünkü, onların da işi aynı...
Onun da nefsi var, o da nefsine hakim olursa, iyi bir insan olacak.
Leallekum tettequn
"Tâ ki sakınabilen, sakınmayı becerebilen, nefsine hakim olabilen insanlar olabilesiniz diye..."
-Allah Kur'an-ı Kerim'de takvâyı çok emrediyor, takvâ nedir, söyle bakalım? demiş.
Ubey ibn-i Ka'b RA, biliyorsunuz Kur'an-ı Kerim'i toplayan, Kur'an-ı Kerim'i çok iyi bilen, sahabeden alim bir kimse...
Hazret-i Ömer de soruyor ona:
-Söyle bakalım, takvâyı sen nasıl biliyorsun? diyor.
Kendisinin bilgisi var, ama soruyor.
Birbirleriyle fikir teâtîsinde, alış verişinde bulunuyorlar.
Ubey ibn-i Ka'b RA'ın cevabı çok güzel:
-Yâ Ömer! Sen bir dikenli tarlada yürüdün mü?..
-Yürüdüm.
-Ne yaptın?
-Eteklerimi topladım.
"Hani entari giyiyorlar ya Araplar...
-Niye?..
-Dikenler eteklerime batp yırtmasın diye...
Sonra, ayaklarımı bastığım yere dikkat ede ede bastım, dikene basmayayım diye... Hani sivri yeri gelir, ayağıma batar, kanatır, canımı yakar. Bastığım yere dikkat ettim, eteğimi topladım, dikene takılmasın, yırtılmasın diye...
Ubey ibn-i Ka'b: - İşte takvâ budur, Ya Ömer demiş.
Takvâ ne imiş?..
Dikenli bir tarlada elbisesi yırtılmasın, ayağına diken batıp ayağını kanatmasın diye dikkatli yürümek gibi imiş.
O halde bir müslüman nasıl yürüyecek hayatı boyunca?..
Nasıl bir yol tutturacak hayatında, nasıl yaşayacak?..
Dikenli bir tarlada yürüyormuş gibi yaşayacak.
Bu tarlanın, dünya tarlasının dikenleri nelerdir?..
Haramlardır, günahlardır.
Harama dokunursan, basarsan kanatırsın vücudunu...
Haramı işlersen mâneviyatını yaralarsın, üstünü başını parçalarsın.
Günahlara dalarsan elbiseni yırtmış gibi olursun.
Ne yapman lâzım?.. Günah dikenlerine basmaman lâzım!..
Günah dikenlerine elbiseni taktırmaman lâzım!..
Dikkatli yürümen lâzım!..
Dikkatli yürüyeceksin, haram iş işlemeyeceksin.
Dikkatli yürüyeceksin, günahı işlemeyeceksin.
--İşlemeyeceğim ama, insanlar günahları hep bilmediklerinden mi işliyorlar?..
Bazıları tilki gibi biliyor, bal gibi biliyor. İçkinin günah olduğunu, kumarın günah olduğunu, yalanın günah olduğunu, faizin günah olduğunu herkes biliyor.
Bilmeyip de yapan çok azdır.
Neden yapıyorlar, Allah'ın haram kıldığını bildikleri halde?..
Nefsine hakim olamadığı için yapıyor. tutamıyor kendisini,
"Dayanamadım, kendime hâkim olamadım. Kusura bakma!" diyor.
"Şeytana uydum, nefse uydum." diyor.
Haa, işte nefse uymamayı, bir ay müslüman tâlim ediyor burda...
Nasıl tâlim ediyor?..
Su içmeyerek tâlim ediyor, yemek yemeyerek tâlim ediyor, hanımının yanına yaklaşmayarak tâlim ediyor.
Yâni, Allah en kuvvetli arzuları öne koymuş bizi eğitmek için...
İnsanoğlunun içindeki en fırtınalı, en kuvvetli arzuları koymuş, bunları yapmayın bakalım diyor.
Onları yapmamak suretiyle insan, sakınmayı, çekinmeyi öğreniyor.
Onun için, ayet-i kerimeyi şimdi daha iyi anlıyor muyuz?..
Kutibe aleykumus sıyâm
Oruç sizin sizin üzerinize farz olarak yazıldı,
Kemâ kutibe alellezîne min qablikum
Sizden önceki ümmetlere yazıldığı gibi...
Çünkü, onların da işi aynı...
Onun da nefsi var, o da nefsine hakim olursa, iyi bir insan olacak.
Leallekum tettequn
"Tâ ki sakınabilen, sakınmayı becerebilen, nefsine hakim olabilen insanlar olabilesiniz diye..."