Pasli_Hisler
24-09-2007, 19:24
http://img48.imageshack.us/img48/1686/idamnz9cb2.jpg
Gözyaşı dökemeyecek kadar yorgunum. Beynimde henüz iffetine dokunulmamış sorular mevcut. Bu yorgunluğa yenik düşüp uyumak, içimdeki senden kaçmaktır. Bu gecede bana uyumak haram…
Gece içimde ilerledikçe ne açlığı, ne mide bulantılarını, ne baş dönmelerini ne de baş ağrılarını ön plana çıkartıyor. Gece içinde ilerledikçe ben alnımın çizgilerinde koşar adım yol alıyorum. Sahipsiz gecekonduları, çorak tarlaları, kurak nehirleri ve henüz asfalt yüzü görmemiş izbe sokaklardan geçiyorum. Ve nihayet geride bıraktıklarımın ne olduğunu göremeyecek kadar uzak bir tepedeyim. Elde avuçta tek sonuç var; YOKSUN!
Gülüşünden ezber ettiğim suçluluklarını geceye harman ediyorum. Elimde buruşmuş bir kağıt ve bilmem hangi şairin parmak uçlarından peyda olmuş bir şiir bu;
Ardında bıraktığın yüklü katarlar devrildi
O’na giderken hep beni vurdun
En yanımdan
Sol yanımdan
Öylece kalakaldım sol köşede
Avucumda sol yanımdan koparttığın
Söktüğün tek parça kalan
Ki giderayak elime tutuşturdun
Yine uzak tepelerden kızıl bir ışık sızıyor.Gece yine adi bir pazarlığa bıraktı kendini. Güneşin kızıllığına satıyor bedenini.Ve giderayak hükmünü yakama asıyor; ASIN BU ŞAİRİ…!
Dilimde isyana dair tek söz yok. Ne Zühre yıldızı kaldı geride ne dolunaydan eser var. Yankısı beynimde tın tın öten çığlıklarda yok…
Yine asın ulan beni, gazyağı kokan nefesimde boğun beni, ben her akşam ezanıyla tekrar dirilirim nasıl olsa…Üfleyin de söndürün hadi; bütün güneşlerimi!…”
Darağacında sallanan bütün sabahlarım adına…
Eyvallah…
Gözyaşı dökemeyecek kadar yorgunum. Beynimde henüz iffetine dokunulmamış sorular mevcut. Bu yorgunluğa yenik düşüp uyumak, içimdeki senden kaçmaktır. Bu gecede bana uyumak haram…
Gece içimde ilerledikçe ne açlığı, ne mide bulantılarını, ne baş dönmelerini ne de baş ağrılarını ön plana çıkartıyor. Gece içinde ilerledikçe ben alnımın çizgilerinde koşar adım yol alıyorum. Sahipsiz gecekonduları, çorak tarlaları, kurak nehirleri ve henüz asfalt yüzü görmemiş izbe sokaklardan geçiyorum. Ve nihayet geride bıraktıklarımın ne olduğunu göremeyecek kadar uzak bir tepedeyim. Elde avuçta tek sonuç var; YOKSUN!
Gülüşünden ezber ettiğim suçluluklarını geceye harman ediyorum. Elimde buruşmuş bir kağıt ve bilmem hangi şairin parmak uçlarından peyda olmuş bir şiir bu;
Ardında bıraktığın yüklü katarlar devrildi
O’na giderken hep beni vurdun
En yanımdan
Sol yanımdan
Öylece kalakaldım sol köşede
Avucumda sol yanımdan koparttığın
Söktüğün tek parça kalan
Ki giderayak elime tutuşturdun
Yine uzak tepelerden kızıl bir ışık sızıyor.Gece yine adi bir pazarlığa bıraktı kendini. Güneşin kızıllığına satıyor bedenini.Ve giderayak hükmünü yakama asıyor; ASIN BU ŞAİRİ…!
Dilimde isyana dair tek söz yok. Ne Zühre yıldızı kaldı geride ne dolunaydan eser var. Yankısı beynimde tın tın öten çığlıklarda yok…
Yine asın ulan beni, gazyağı kokan nefesimde boğun beni, ben her akşam ezanıyla tekrar dirilirim nasıl olsa…Üfleyin de söndürün hadi; bütün güneşlerimi!…”
Darağacında sallanan bütün sabahlarım adına…
Eyvallah…