PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Efendimizden Müjdeler




Raid_IRON
26-06-2006, 18:36
Ey Peygamber! Şüphe yok ki, Biz Seni (ümmetlerin tasdik veya yalanlamalarına) bir şahit (rahmetimizi) bir müjdeleyici, (azabımızdan) bir korkutucu; Allah'a, O'nun izni (ve emri) ile (O'na ibadete ve ilahlığını kabule) davet edici ve nur saçan bir kandil olarak gönderdik." (Ahzab suresi, ayet: 45-46).

Demek ki Hz. Peygamber (s.a.v.)'in vazifesi, tüm insanlara şahit, mü'min Müslümanlara müjdeleyici, İslamdan habersiz, gaflet içinde yaşayanlara uyarıcı olmaktır. Mü'min Müslümanları müjdele! Onlara, Allah'tan büyük bir mükafat vardır. O mü'minler ki, Allahü Teala'nın, Peygamberi vasıtasıyla gönderdiği hak din sayesinde bu büyük müjdeye ermişlerdir.

Ebu Eyyub Halid İbn Zeyd el-Ensari (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre, bir adam: "Ya Resulallah! Beni Cennete götürüp Cehennemden uzaklaştıracak davranışı haber ver" dedi. Bunun üzerine Hz . Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Allah'a ibadet edip, O'na hiçbir şeyi denk tutmazsın. Namazı kılar, zekatı verir ve akrabanı koruyup gözetirsin" (Buhari, Edeb: 10; Müslim, İman: 14).

Ebu Hureyre (r.a.) dedi ki: "Bedevinin biri Nebi (a.s.)'e geldi ve: - Ey Allah'ın Resulü! İşlediğim takdirde Cennete gireceğim bir amel söyler misin? Resulu Ekrem (s.a.v.) de: - Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmaksızın kulluk edersin. Farz olan namazları kılarsın. Yine farz olan zekatı verirsin ve Ramazan orucunu tutarsın, buyurdu.

Bedevi: - Canım kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, bu söylediklerine hiçbir şey ilave etmem, dedi. Adam dönüp gidince, Hz. Peygamber (s.a.v.): - Cennetlik birini görmek kimi mutlu ediyorsa, şu kişiye bakıversin, buyurdu". (İmam Nevevi, Riyazü's-Salihin, C.5, Hd. 1215).

Birbirine çok benzeyen bu iki hadiste dikkat edilirse, yapılması halinde Cennete götürecek amel olarak tevhid, namaz ve zekat, ortaklaşa ve aynı sıra ile yer almaktadır. İşte Rasulullah Efendimizin buyurduğu gibi, kim şek ve şüphesiz Allah'a inanır, iman eder, beden vergisi olan namazı kılar, mal vergisi olan zekatı verir, ahlak esası olan akrabayı koruyup gözetirse, Cennete girer.

Ebu Yusuf Abdullah İbn Selam (r.a.) şöyle dedi: "Ben Rasulullah (s.a.v.)'i: 'Ey insanlar! Selamı yayınız, yemek yediriniz, akrabalarınızla alakanızı ve yardımınızı devam ettiriniz. İnsanlar uyurken, siz namaz kılınız. Bu sayede Cennete girersiniz' buyururken işittim." (İmam Nevevi, Riyazü's-Salihin, C.4, Hd. 850).

es-Selam: Her çeşit arıza ve hadiselerden salim kalan ve etkilenmeyen, kullarını her türlü tehlikelerden selamete çıkaran, güven ve esenlik veren, insanlara huzur ve sükunet bahşeden, Allah'ın güzel isimlerinden biridir. Bir din kardeşine selam vermekle kişi, Allah'ı da anmış ve zikretmiş olur. Selam'ın en kısası "es-Selamu aleyküm" demektir. Sadece "selam" demek, "merhaba", "günaydın", "tünaydın" gibi cümle bile olmayan, bir mana ifade etmeyen, hatta sabahın karanlığında bile söylenebilen "günaydın" gibi sözlerin hiçbir zaman "es-Selamü aleyküm"ün yerini tutmayacağını, bu gibi selamlarla Allah'tan bir sevabın umulmayacağını da hatırlatmak isteriz.

Ebu Davud, Edeb: 132, Tirmizi, İsti'zan 2'de, İmran İbn Husayn (r.a.)'ın şöyle rivayet ettiğini yazarlar: "Peygamber (s.a.v.)'e bir adam geldi ve - es-Selamu aleyküm, dedi. Hz. Peygamber, onun selamına aynı şekilde karşılık verdikten sonra adam oturdu. Nebi (a.s.): "On sevab kazandı" buyurdu. Sonra bir başka adam geldi, o da: - es-Selamu aleyküm ve Rahmetullah, dedi. Hz. Peygamber (s.a.v.): "Yirmi sevab kazandı" buyurdu. Daha sonra bir adam geldi ve "es-Selamu aleyküm ve Rahmetullahi ve berakatühü" dedi.

Hz. Peygamber (s.a.v.) o kişiye de selamın aynıyla karşılık verdi. O kişi de yerine oturdu. Peygamber Efendimiz (s.a.v.): "Otuz sevab kazandı" buyurdular. Abdullah İbn Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre, Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, haksızlık yapmaz, onu düşmana teslim etmez. Bir Müslüman, kardeşinin ihtiyacını gideren kimsenin, Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim bir Müslümandan dünya darlığını, bir sıkıntısını giderirse, Allahu Teala da o kimsenin kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim bir Müslümanın ayıp ve kusurunu örterse, Allahu Teala da o kimsenin ayıp ve kusurunu örter." (Buhari, Mezalim: 3; Müslim, Birr: 58).

Hucurat suresi, 10 ncu ayette Allahu Teala şöyle buyuruyor: "Şüphesiz mü'minler kardeştirler." İnanç birliğinden kaynaklanan İslam kardeşliğinin gerektirdiği bir takım haklar ve vazifeler vardır. Mü'minlerin birbirlerini sevmelerine sebep olan şeyler, maddi çıkar veya dünyevi amaçlar değil, ilahi ve kutsal değerlerdir.

İşte bu kardeşlik duygusu, Müslümanı, Müslüman kardeşine hayır işlerinde yardıma sevkeder. İşte bu kardeşlik duygusu, Müslümanı Müslüman kardeşinin her türlü darlığını giderip, sıkıntısını bertaraf etmeye yöneltir. Çünkü küçük bile olsa bir üzüntü, keder, güçlük ve sıkıntı, bazı insanlar için önemli ve büyük görünür. Hangi şekilde olursa olsun, yardımcı olmak, destek vermek, moral vermek bir iyiliktir.

Allahu Teala: "Kim iyilik getirirse, ona getirdiğinin on katı vardır" (En'am: 160) buyuruyor. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) mü'minlerin her türlü ihtiyaçları ile ilgilenir ve sıkıntılarını giderirdi. Sahabe, paylaşmayı seven bir topluluktu. İşte bu sayede, İslam kardeşliğinin en mükemmel örneklerini sergilediler. Hem yaşadıkları hayat boyunca huzurlu oldular, hem de Allah (c.c.) katında ecir ve mükafatlarını aldılar. Rabbimiz Allah (c.c.)'dan niyazımız, insanların kendisine kul, sevgili Peygamberinin müjdelerine nail olanlardan eylemesi…




gooddar
26-06-2006, 19:03
ALLAH(c.c)razı olsun kardeşim çok güzeldi ellerine sağlık

_aLmİrA_
27-06-2006, 14:21
Allah (cc) razı oLsn :alkis:

PariLine_
27-06-2006, 15:30
Allah Razı Olsun :sap:

Ekmek
28-06-2006, 19:34
Allah razı olsun abicim.