kasiyer
03-10-2007, 23:21
> İclal Aydın'dan...
>
> Kulağımın içi
kaşınıyor.
>
> Felaket.
>
> Önce azar azar başlıyor
kaşıntı, geceleri.
>
> Sonra artıyor.
>
> Kaşımak da bir zor ki
kulağın içini.
>
> Bir türlü geçmiyor.
>
> "Ne yapsam acaba?" diyorum.
>
> Günler geçtikçe daha da artıyor.
>
> Doktora gitmeye karar veriyorum.
Arkadaşlarıma
> soruyorum
>
>
>
> "Tanıdığınız iyi bir kulak
burun boğazcı var mı?"
> diye. "N'oldu ki?" diye soruyor
>
>
>
>
> arkadaşlarım. "Kaşınıyor
kulağım" diyorum.
> "Uyuyamıyorum geceleri, kulak
>
>
>
>
> kaşınmasından!" Bir doktorun
adını söylüyor bir
> tanesi. "Çok iyi doktordur" diyor.
>
>
>
> "Kimsenin çözemediğini çözer,
iyileştiremediğini
> iyileştirir."
>
> Gidiyorum doktora.
>
> Gözlüklü, şirin bir amca.
>
> Elinde bir büyüteç, kulağıma
bakıyor.
>
> Şaşırıyorum önce.
"İçinde kaşıntı var" diyorum.
> "Öyle büyüteçle
> ne
> anlayacaksınız ki?"
>
> "Yok" diyor, "Ben çoktan anladım ne
olduğunu
> da, şimdi daha iyi
> görmek için
> bakıyorum." "Nedir?" diyorum doktora.
>
> "Eski sözler kaçmış
kulağınıza" diyor.
>
> "Nasıl yani?" diyorum.
>
> "Kimin sözleri?"
>
> "Bakacağız" diyor.
>
> Sonra bir alet çantasından kocaman, ucu
ince,
> cımbıza benzer bir
> alet
> çıkarıyor.
>
> "Yan durun. Kıpırdamayın" diyor
bana. Biraz
> irkiliyorum.
>
> "Eski sözler" diyorum, "Ha?"
Cımbızın ucu
> kulağıma giriyor, canımı
>
> acıtmıyor nedense.
>
> "Bir erkek sesi bu" diyor. Sanki bir
uğultu
> duyuyorum.
>
> Cımbızı çıkarıyor
kulağımdan. "Yalan kaçmış
> kulağınıza!" diyor
> doktor.
>
> Yalana bakıyorum.
>
> Küçücük bir şey gibi gözüküyor.
>
> "Vay be! Günlerdir kulağımı
kaşındıran bu
> muymuş? Hangi yalan
> peki?"
> diyorum.
>
> "Durun, bekleyin" diyor doktor. "Dikkatli
> olmamız lazım. Tekrar
> kulağınıza
> kaçabilir. Önce şu deney tüpünün içine
koyalım.
> Sonra serbest
> bırakırız."
>
> Yalanı tüpün içine koyuyor.
>
> Kapağını da kapıyor tüpün.
>
> Serbest kalıyor yalan.
>
> "Seni seviyorum" diye cılız bir ses
geliyor
> tüpün içinden.
>
> "Yalanmış ha?" diyorum.
>
> Kulağım bile anlamış,
kalbim hálá anlamıyor...
>
> Kulağımın içi
kaşınıyor.
>
> Felaket.
>
> Önce azar azar başlıyor
kaşıntı, geceleri.
>
> Sonra artıyor.
>
> Kaşımak da bir zor ki
kulağın içini.
>
> Bir türlü geçmiyor.
>
> "Ne yapsam acaba?" diyorum.
>
> Günler geçtikçe daha da artıyor.
>
> Doktora gitmeye karar veriyorum.
Arkadaşlarıma
> soruyorum
>
>
>
> "Tanıdığınız iyi bir kulak
burun boğazcı var mı?"
> diye. "N'oldu ki?" diye soruyor
>
>
>
>
> arkadaşlarım. "Kaşınıyor
kulağım" diyorum.
> "Uyuyamıyorum geceleri, kulak
>
>
>
>
> kaşınmasından!" Bir doktorun
adını söylüyor bir
> tanesi. "Çok iyi doktordur" diyor.
>
>
>
> "Kimsenin çözemediğini çözer,
iyileştiremediğini
> iyileştirir."
>
> Gidiyorum doktora.
>
> Gözlüklü, şirin bir amca.
>
> Elinde bir büyüteç, kulağıma
bakıyor.
>
> Şaşırıyorum önce.
"İçinde kaşıntı var" diyorum.
> "Öyle büyüteçle
> ne
> anlayacaksınız ki?"
>
> "Yok" diyor, "Ben çoktan anladım ne
olduğunu
> da, şimdi daha iyi
> görmek için
> bakıyorum." "Nedir?" diyorum doktora.
>
> "Eski sözler kaçmış
kulağınıza" diyor.
>
> "Nasıl yani?" diyorum.
>
> "Kimin sözleri?"
>
> "Bakacağız" diyor.
>
> Sonra bir alet çantasından kocaman, ucu
ince,
> cımbıza benzer bir
> alet
> çıkarıyor.
>
> "Yan durun. Kıpırdamayın" diyor
bana. Biraz
> irkiliyorum.
>
> "Eski sözler" diyorum, "Ha?"
Cımbızın ucu
> kulağıma giriyor, canımı
>
> acıtmıyor nedense.
>
> "Bir erkek sesi bu" diyor. Sanki bir
uğultu
> duyuyorum.
>
> Cımbızı çıkarıyor
kulağımdan. "Yalan kaçmış
> kulağınıza!" diyor
> doktor.
>
> Yalana bakıyorum.
>
> Küçücük bir şey gibi gözüküyor.
>
> "Vay be! Günlerdir kulağımı
kaşındıran bu
> muymuş? Hangi yalan
> peki?"
> diyorum.
>
> "Durun, bekleyin" diyor doktor. "Dikkatli
> olmamız lazım. Tekrar
> kulağınıza
> kaçabilir. Önce şu deney tüpünün içine
koyalım.
> Sonra serbest
> bırakırız."
>
> Yalanı tüpün içine koyuyor.
>
> Kapağını da kapıyor tüpün.
>
> Serbest kalıyor yalan.
>
> "Seni seviyorum" diye cılız bir ses
geliyor
> tüpün içinden.
>
> "Yalanmış ha?" diyorum.
>
> Kulağım bile anlamış,
kalbim hálá anlamıyor...