PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Bayram Sevinci




FeYeZaN
12-10-2007, 11:34
Bayram Sevinci



Enes ibni Malik Radiyallâhu Anh anlatıyor:

Cahiliye devrinde yılda iki gün vardı ki, halk o günlerde eğlenirdi.
Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem Medine'ye gelince şöyle
buyurdu:

"Sizin de eğleneceğiniz iki gününüz var. Allah, Cahiliye devrindeki o
günlerin yerine size daha hayırlısını verdi. Onlar Ramazan ve Kurban
Bayramı günleridir." (Nesâi, İydeyn: 1)

Ramazan ve Kurban Bayramlarının dinimizdeki önemi, İslâmın iki temel
ibadeti olan oruç ve hac ibadetiyle ilgili olmalarından kaynaklanır.

Ramazan Bayramı oruç ibadetine duyulan bir şükrün sevincidir, Kurban
Bayramı da kurban ve hac ibadetinden dolayı duyulan bir şükrün
sevincidir.

Ramazan Bayramı, oruç gibi bir ay süren meşakkatli bir ibadete
gösterilen sabır imtihanının başarılması demektir.

Nefislerini bir ay süreyle Allah rızası için yeme, içme ve cinsel
arzularından alıkoyan mü'minler, böylesine bir bayramı hak ederler.
Ramazan Bayramı bu anlamda bir aylık Ramazan orucunun toptan iftar
vaktidir. Bu sır içindir ki, bu bayrama "Fıtır Bayramı" adı
verilmiştir.

Her gün oruçlarını kusursuz tamamlayanların iftarla sevindikleri gibi,
bir ayı tamamlayanların da bayramla sevinmeleri, Ramazan Bayramının en
manalı ve duygulu bir yönünü teşkil eder.

Her sene bu iki bayramı kutlamanın sevincini yaşarız. Allah'a olan
şükrümüzü bir kat daha arttırmaya çalışırız.

Enes ibni Mâlik Radiyallâhu Anhın anlattığına göre Resulullah
Sallallâhu Aleyhi Vesellem, Ramazan Bayramı günü birkaç tane hurma
yemeden bayram namazına çıkmazdı. (Buhari, İydeyn: 4)

Cabir ibni Abdullah Radiyallâhu Anh Resulullah Sallallâhu Aleyhi
Vesellemin bayram namazını şöyle anlatıyor:

"Bayram günü Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellemle birlikte namazda
hazır bulundum. Hutbe okumadan önce, ezan okumadan ve kamet getirmeden
namaza başladı. Sonra Bilal'e dayanarak ayakta iken Allah'a karşı
takva üzere bulunulmasını tavsiye etti. Allah'a itaate teşvik ederek
halka vaaz ve nasihatte bulundu. Sonra yürüdü, kadınların bulunduğu
tarafa gelince onlara vaaz ve nasihatt etti." (Müslim, Salâtü'l-
İydeyn: 4)

Bayram namazından sonra sadaka vermek de Resulullah Sallallâhu Aleyhi
Vesellemin üzerinde önemle durduğu hususlardan biridir. Bu konudaki
hadis-i şerifin meali şöyledir:

İbni Abbas Radiyallâhu Anhümâ anlatıyor:

Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem, Ebu Bekir, Ömer ve Osman ile
birlikte Ramazan Bayramı namazında hazır bulundum. Bunların hepsi de
namazı hutbeden önce kıldırır, sonra da hutbeyi okurlardı.

Bir defasında Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellemin hutbeden sonra
minberden aşağıya indiğini, cemaatin dağılmaması için eliyle "oturun"
işareti yaptığını görür gibiydim.

Sonra yanında Bilâl olduğu halde, erkeklerin saflarını yara yara
kadınların bulunduğu yere geldi. Resulü Ekrem:

"Ey Peygamber! İnanmış kadınlar, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak,
hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleriyle
ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek, iyi işi işlemekte
sana karşı gelmemek hususunda sana biat etmeye geldikleri zaman,
biatlerini kabul et ve onlar için Allah'tan mağfiret dile. Şüphesiz
Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir" (Mümtehine Suresi, 12)
âyetini okuduktan sonra kadınlara:

"Sizler bu biat üzere sabit misiniz?" diye sordu.

İçlerinden kim olduğu bilinmeyen bir kadın:

"Evet, ey Allah'ın Resulü" dedi.

Diğerleri cevap vermedi. Bunun üzerine Resulullah Sallallâhu Aleyhi
Vesellem, "Öyle ise sadaka verin" buyurdu.

Bilâl elbisesini yayarak, "Babam, annem size feda olsun! Haydi gelin
atın" dedi.

Onlar da halkalarını, yüzüklerini Bilâl'in elbisesi içine atmaya
başladılar." (Müslim, Salâtü'l-İydeyn: 1)

Bayram günlerinde meşru dairede oyun ve eğlenceye de müsaade
edilmiştir. Bu husustaki Peygamberimizin müsaadesini Hz. Âişe
Radiyallâhu Anhâ anlatıyor:

Bir def'a Mina günlerinde (yani Kurban Bayramının ilk üç günlerinden
birinde) Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem yanıma girdi. Karşımda
Buâs ezgilerini def çalarak okuyan iki kız vardı. Yatağına uzanıp
yüzünü çevirdi.

Derken Ebu Bekir girdi: "Bu ne hal? Resulullah'ın yanında şeytan
çalgıları mı?" diyerek beni azarladı.

Bunun üzerine Sallallâhu Aleyhi Vesellem ona dönüp, "Onlara ilişme"
diye buyurdu.

Babamın zihni başka bir şeyle meşgul olunca kızlara işaret ettim,
onlar da çıktılar.

Buhari'nin rivayetine göre Muhammed Sallallâhu Aleyhi Vesellem,
"Onlara ilişme" dedikten sonra "Her kavmin bayramı vardır, bu da bizim
bayramımızdır" ya da "Bu günler bayram günleridir" diye eklemiştir.
(Müslim, İydeyn: 16-22, Buhârî, İydeyn: 25)

Asr-ı Saâdette, bugünkü folklore benzer şekilde millî geleneğe dayanan
mızrak oyunları ve rakslar vardı. Bunu genellikle Habeşistanlılar
oynardı. Buhârî ve Müslim gibi hadis kitaplarında bu hususta Hz.
Âişe'den nakledilen bazı rivayetler vardır.

Bir bayram günü Sudanlılar kalkan ve mızrak oyunu oynayıp raks ederken
Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem onları gördü, Hz. Âişe'nin bu
oyunu seyretmesine izin verdi.

Hz. Âişe Radiyallâhu Anhâ bu durumu şöyle anlatıyor:

"Habeşliler gelerek raksetmeye başlayınca Resulullah Sallallâhu Aleyhi
Vesellem beni çağırdı. Ben de gelerek başımı onun omuzuna dayadım.
Habeşlilerin oyununa bakmaya başladım. Nihayet onlara bakmaktan ilk
vazgeçen ben oldum."

Hatta böyle bir oyunda Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem
Habeşlilere, "Haydi bakalım Efrideoğulları, göreyim sizi!" buyurarak
bir teşvikte de bulunmuştu.

Öyle ki, böyle bir ekibi görünce taşlamak sûretiyle onlara engel olmak
isteyen Hz. Ömer Radiyallâhu Anha Resulullah Sallallâhu Aleyhi
Vesellem:

"Bırak onları, yâ Ömer!" diyerek teskin etmişti.
(Müslim, Îydeyn: 18-22)