merveli
22-10-2007, 22:00
Arkadaslar bu yazıları okurken sinirimden öldüm elim ayagım tıtredı bu ınsanlar bızım aramızda yasıyor bizim topraklarımızda ...hepiniz yokolun inşallah..SİZDEN NEFRET EDİYORUZ
Açik savaş tezkeresi
Bir halk düşünün, tarihten silinmek istenmiştir. Bir halk düşünün, kimliği yok edilmiştir. Bir halk düşünün, dili yasaklanmıştır. Bir halk düşünün, Orta Asya'dan gelen Cengiz sürüleri tarafından işgal edilmiştir. Bir halk düşünün, Orta Asya'dan gelen Timur ve Moğul sürülerinin işgaline uğramıştır. Ve bir halk düşünün, hâlâ, modern(!) sürüler tarafından işgal ediliyor.
İşgal ve imha devam ediyor.
İşgale karşı direniş te devam ediyor.
17 Ekim'07'de Meclis'ten geçen ”Tezkere” açık ki, modern(!) Cengiz, Timur ve Moğul sürülerinin, Kürtlere karşı açık savaş ve topyekün bir işgal kararı oluyor. Kürtlerin, imhasını hedefliyor. Bu bağlamda tezkere, yalnızca PKK'ye ( Kürdistan İşçi Partisi) yönelik değil, PKK şahsında tüm Kürtlere yönelik bir topyekün savaş ve imha kararıdır.
Tezkere, daha önce dillendirilen, Genelkurmay Başkanı, Yaşar Büyükanıt'ın, ”Ne Mutlu Türküm Diyene, demeyen ve buna karşı çıkan herkes Türk düşmanıdır.” sözlerinin tezkeresidir. 17 Ekim'de Meclis'ten geçen tezkere budur.
Tezkere, budur. Tezkere, ne 13 askerin ölümü, ne de PKK'yle bir ilgisi vardır. Tezkere, ”Ne Mutlu Türküm Diyene” demeyenlere karşı açık bir savaş ilanıdır. Tezkere, budur.
Peki böylesi bir ilkel açık savaş ve imha karşısında bir halk ne yapar?
Böylesi bir ilkel ırkçılık karşsında diğer Orta Doğu halkları ne yapar?
Patlar. İsyan eder.
Ben de insanım der ve bu esaretten kurtulmak için mücadele eder.
Bu, budur. İnsanın ”insan” olması da budur.
Kürt halkı da budur. Kürt halkı, elde silah, bu topyekün imhaya karşı duruyor. Ben de insanım diyor. Yükselmek için mücadele ediyor.
Doğrudur. Yerindedir. Haklıdır. Zira insan tarihsel olarak, böyle ”insan” olmuştur.
İnsan, mücadele ederek insan olmuştur.
İnsan, eylemde insan olmuştur.
Kürt halkı da mücadele ederek yükselmek istiyor. ”İnsan” olmak istiyor!
Bu bilinçle, Kürt halkı, Türk ordusu ve Meclisi'nin almış olduğu bu “açık savaş tezkeresini” bozguna uğratacaktır.
Unutulmaması gereken bir nokta var: Kürt eski Kürt değildir. Bunu da hesaba katmak gerekiyor.
Evet, işgal ve imha devam ediyor.
İşgal ve imhaya karşı direniş de devam ediyor.
Ne mutlu, mücadele edenlere.
Ne mutlu, insan olmak ve yükselmek için kahramanlık yaratanlara!
20.10.07
#######################################
Türkiyede herkes askerdir
Türkiyede komuoyunu müthiş bir faşize etme kampanyası başlatılmıştır ve bu kampanya baraşısızda değil.
Mehmetçik Vakfına ; ‘ 'Mehmetcikle el ele ‘' yani ‘ Faşizmle el ele ' kampanyası adı altında verilen paraların hadi hesabı yok.
Terörle mücadele kahramanlarına destek dedikleri azgın bir yarıştır başlamış.
Bu ‘'Türkiye tek yürek ve el ele.'' denilen kampanyaya hemen hemen katılmayan yok.
Spor camiasından siyasilere, sanatçılardan işadamlarına, yazarından medyasına, kimilerinin iyidir dediği Kürt Yılmaz Erdoğan p.z.v.ng.nden Cumhurbaşkanı Gül 'e kadar herkes ne kadar faşist olduğunu kanıtlama yarışında.
Peki toplanan bu paralarla ne yapılacağını bilmeyen yoktur herhalde.
Bu kampanya parasıyla Kürler katl edilecek yer ve yurtları yakılıp yıkılacaktır.
Türkiyede bir avuç dışında – ki oda sesiz- hiç kimse çıkıp bu çılgınlığa nedir demiyor.
Herkes 13 askerin öldürülmesine tepki duyor ama nedenini sormuyor.
Hepsi tek ağız sonuçlardan bahs ediyor, nedenlerle ilgilenen yok.
Vede hemen her gün öldürülen iki misli Kürtlere karşı kimse karşı kampanyaları aklının ucuna getirmiyor.
Askerlerin neden öldürüldüğünü soran yok niye öldürüldü diye tepki duyanlar var.
Türkiyenin sözümona aydın yazar çizerlerin Hükümet ve ordunun Güney Kürdistana
işgal naralarına karşı en ufak bir fikir ve tavır yokken, sonuçlarının iyi olup olmayacağını tartışıyorlar.
TV. deki ‘' Akıl Defteri '' programında solcu Prof. Mehmet Altan devlete akıl verip makul çözümün dışardaki değil asıl içerdeki Kürtlerin nasıl öldürülebileceğidir.
Peki buna karşı Kürtlerin ne yapması gerekir ?
Yapılması gerekenler kesin ve açık. Hiç politika teori üretmeye gerek yoktur.
Elbeteki Kürtler değil G. Kürdistandaki Kürtlere dünyanın üteki ucndada olsa bunu tüm Kürtlere yapılmiş sayıp karşılık vermeli ve verecektir.
Bekli Kürtlerin bir gecede toplayacağı trliyonları yoktur.
Ancak bu triliyonları verenlere yaşamı cehenneme çevirebilirler, buna güçleri vardır.
Erdoğanın : ‘' Artık söz zamanı değildir. '' sözü asıl Kürtler için daha çok geçerlidir.
Kürtler her alanda misileme, meşru mudafa ve hatta meşru saldırı haklarını kulanmak zorunda bırakılmışlardır.
Türk devleti ve kamuoyunun sözden anliyacağı hali ve aklı selimi kalmamıştır.
Aklı gözünde olanları söz değil ancak eylem caydırabilir.
Kürtler Türkiyenin her yerinde her türlü kontra kampanyalar başlatmak zorunda bırakılıyorlar.
Artık Türkiyede sivil yok, giysileri ne olursa olsun herkes el ele askerdir.
Askerlerin hedef alınmasıda meşrudur.
Çünkü Askerlik zorunlu ama kampanyalar ise gönüllüdür.
Gönüllü askerlik hizmetini ifa etmeyi şu veya bu şekilde kendisine görev atf edenler
bunun sonuçlarını da göze almış ve hak etmiş demektir.
17.10.2007
###################################
Çıkarın şavaş baltalarını !..
Onüç askerin yaşamını yitirmesiyle beraber, gazete sayfalarından kesif kan kokusunun yükseldiği “askeri kamuflajlı basının” savaş bayraktarlığı yapması elbette şaşılacak bir durum olmadı bizler için…
Savaş çığırtkanlığında birbiriyle yarışan parti liderleri, yazılarında eli silahlı pozlar verip, “devletin bekasının bekçiliğine” soyunmuş genel yayın yönetmenleri, köşe yazarları, ağızları hamaset kokan akademisyenler ve intikam naraları hiç kulaklarımızdan eksik olmayan “güç ve iktidar apoletli” paşalar şaşırtmadı, bilakis savaş baltalarını bu “derin” koalisyon algısıyla Güney Kürdistan'a yine çevirdiler.
Yine diyorum çünkü bu yöne dönüş kimler tarafından gerçekleştirildiği belli olmayan/olan bizim tarihsel bazı tecrübelerimizin eşliğinde aslında kimler tarafından gerçekleştiği belli olan her şiddet eyleminin sonucunda çoğu kez tekrarlandı. Şiddet kültürünü öksüz bırakmayan her alanda sahip çıkan bu militarizm şakşakçıları, nihayet amacına ulaşmış Askeri operasyon dışında diğer çözüm yollarını aldıkları “sınırötesi operasyon teskeresiyle” şimdilik kapatmış görünmekteler. Bu akıl tutulmasında onüç asker için “timsah gözyaşları döken “ yukarıda belirttiğim bu güruh, Türk Ordusunun Güney Kürdistan'a girmesiyle beraber olası kayıpların vebalini sayfalarında veya yüreklerinde taşıyabilecek mi ? (yoksa bu sorununda cevabı belli mi ?) bilmiyorum…
Peki AKP ne yapıyor ?
Şu tarihe kadar sınırötesi bir operasyona sıcak bakmayan AKP, 22 Temmuz seçimlerinde Kuzey Kürdistan'da aldığı yüksek oy oranını “Kürtlerin büyük çoğunluğu da bizim belirlediğimiz veya dahil olacağımız her politikayla beraberdir” olarak yorumlamasıyla, bu kurulan “ehveni şer” koalisyonuna –gönüllü- bir entegrasyon süreci geçiriyor. ( Oysa biz biliyoruz ki Kuzey Kürdistan'da “ Kürdi, Kürdistani ulusal bir birlik hareketinin oluşturulamaması ve DTP'li yerel yöneticilerin yönetimde yer yer başarısız olarak algılanması ” alınan bu yüksek oy oranının kısmen de olsa kısa bir analizi sayılabilir.)
Seçimlerden kalma bu zafer sarhoşluğunun da etkisiyle, günden güne ulusalcı ve militarist çevrelerin söylemlerine angaje olan, AB üyeliği sürecini yaklaşık bir buçuk senedir askıya alıp ilişkileri başlatmayan, kendinden önceki “seçilmiş” iktidarlar gibi ( tek ulus, tek dil, tek bayrak ) gibi ağızlarda kokmuş bir söylemle artık, tektipçi, şoven, faşist bir zihniyeti savunan, Türkiye'de Kürt sorununu klasik ret ve inkar politikası dahilinde, diğer sorunlara ise anti-demokratik algılar çerçevesinden bakan AKP ve onun “kahraman figürü” Baş(baltacı)bakan Tayip Erdoğan'a, çıkan teskerenin uygulanması halinde -Büyük Türkler Ansiklopedisinde- “tertemiz” bir sayfa açılacağı garantidir. Bu kesin…
O halde ne duruyorsunuz sayın Erdoğan “ülkemizin birlik ve beraberliğe bu kadar ihtiyacı olduğu bir zamanda” klişesini de gömleklerinize reklam diye alarak, çıkarın savaş baltalarını…
20.10.2007
###############
DAHA NELER NEELR BENİM KANIM DONDU BU YAZILAR KARSISINDA YORUMU SİZE BIRAKIYORUM...
Açik savaş tezkeresi
Bir halk düşünün, tarihten silinmek istenmiştir. Bir halk düşünün, kimliği yok edilmiştir. Bir halk düşünün, dili yasaklanmıştır. Bir halk düşünün, Orta Asya'dan gelen Cengiz sürüleri tarafından işgal edilmiştir. Bir halk düşünün, Orta Asya'dan gelen Timur ve Moğul sürülerinin işgaline uğramıştır. Ve bir halk düşünün, hâlâ, modern(!) sürüler tarafından işgal ediliyor.
İşgal ve imha devam ediyor.
İşgale karşı direniş te devam ediyor.
17 Ekim'07'de Meclis'ten geçen ”Tezkere” açık ki, modern(!) Cengiz, Timur ve Moğul sürülerinin, Kürtlere karşı açık savaş ve topyekün bir işgal kararı oluyor. Kürtlerin, imhasını hedefliyor. Bu bağlamda tezkere, yalnızca PKK'ye ( Kürdistan İşçi Partisi) yönelik değil, PKK şahsında tüm Kürtlere yönelik bir topyekün savaş ve imha kararıdır.
Tezkere, daha önce dillendirilen, Genelkurmay Başkanı, Yaşar Büyükanıt'ın, ”Ne Mutlu Türküm Diyene, demeyen ve buna karşı çıkan herkes Türk düşmanıdır.” sözlerinin tezkeresidir. 17 Ekim'de Meclis'ten geçen tezkere budur.
Tezkere, budur. Tezkere, ne 13 askerin ölümü, ne de PKK'yle bir ilgisi vardır. Tezkere, ”Ne Mutlu Türküm Diyene” demeyenlere karşı açık bir savaş ilanıdır. Tezkere, budur.
Peki böylesi bir ilkel açık savaş ve imha karşısında bir halk ne yapar?
Böylesi bir ilkel ırkçılık karşsında diğer Orta Doğu halkları ne yapar?
Patlar. İsyan eder.
Ben de insanım der ve bu esaretten kurtulmak için mücadele eder.
Bu, budur. İnsanın ”insan” olması da budur.
Kürt halkı da budur. Kürt halkı, elde silah, bu topyekün imhaya karşı duruyor. Ben de insanım diyor. Yükselmek için mücadele ediyor.
Doğrudur. Yerindedir. Haklıdır. Zira insan tarihsel olarak, böyle ”insan” olmuştur.
İnsan, mücadele ederek insan olmuştur.
İnsan, eylemde insan olmuştur.
Kürt halkı da mücadele ederek yükselmek istiyor. ”İnsan” olmak istiyor!
Bu bilinçle, Kürt halkı, Türk ordusu ve Meclisi'nin almış olduğu bu “açık savaş tezkeresini” bozguna uğratacaktır.
Unutulmaması gereken bir nokta var: Kürt eski Kürt değildir. Bunu da hesaba katmak gerekiyor.
Evet, işgal ve imha devam ediyor.
İşgal ve imhaya karşı direniş de devam ediyor.
Ne mutlu, mücadele edenlere.
Ne mutlu, insan olmak ve yükselmek için kahramanlık yaratanlara!
20.10.07
#######################################
Türkiyede herkes askerdir
Türkiyede komuoyunu müthiş bir faşize etme kampanyası başlatılmıştır ve bu kampanya baraşısızda değil.
Mehmetçik Vakfına ; ‘ 'Mehmetcikle el ele ‘' yani ‘ Faşizmle el ele ' kampanyası adı altında verilen paraların hadi hesabı yok.
Terörle mücadele kahramanlarına destek dedikleri azgın bir yarıştır başlamış.
Bu ‘'Türkiye tek yürek ve el ele.'' denilen kampanyaya hemen hemen katılmayan yok.
Spor camiasından siyasilere, sanatçılardan işadamlarına, yazarından medyasına, kimilerinin iyidir dediği Kürt Yılmaz Erdoğan p.z.v.ng.nden Cumhurbaşkanı Gül 'e kadar herkes ne kadar faşist olduğunu kanıtlama yarışında.
Peki toplanan bu paralarla ne yapılacağını bilmeyen yoktur herhalde.
Bu kampanya parasıyla Kürler katl edilecek yer ve yurtları yakılıp yıkılacaktır.
Türkiyede bir avuç dışında – ki oda sesiz- hiç kimse çıkıp bu çılgınlığa nedir demiyor.
Herkes 13 askerin öldürülmesine tepki duyor ama nedenini sormuyor.
Hepsi tek ağız sonuçlardan bahs ediyor, nedenlerle ilgilenen yok.
Vede hemen her gün öldürülen iki misli Kürtlere karşı kimse karşı kampanyaları aklının ucuna getirmiyor.
Askerlerin neden öldürüldüğünü soran yok niye öldürüldü diye tepki duyanlar var.
Türkiyenin sözümona aydın yazar çizerlerin Hükümet ve ordunun Güney Kürdistana
işgal naralarına karşı en ufak bir fikir ve tavır yokken, sonuçlarının iyi olup olmayacağını tartışıyorlar.
TV. deki ‘' Akıl Defteri '' programında solcu Prof. Mehmet Altan devlete akıl verip makul çözümün dışardaki değil asıl içerdeki Kürtlerin nasıl öldürülebileceğidir.
Peki buna karşı Kürtlerin ne yapması gerekir ?
Yapılması gerekenler kesin ve açık. Hiç politika teori üretmeye gerek yoktur.
Elbeteki Kürtler değil G. Kürdistandaki Kürtlere dünyanın üteki ucndada olsa bunu tüm Kürtlere yapılmiş sayıp karşılık vermeli ve verecektir.
Bekli Kürtlerin bir gecede toplayacağı trliyonları yoktur.
Ancak bu triliyonları verenlere yaşamı cehenneme çevirebilirler, buna güçleri vardır.
Erdoğanın : ‘' Artık söz zamanı değildir. '' sözü asıl Kürtler için daha çok geçerlidir.
Kürtler her alanda misileme, meşru mudafa ve hatta meşru saldırı haklarını kulanmak zorunda bırakılmışlardır.
Türk devleti ve kamuoyunun sözden anliyacağı hali ve aklı selimi kalmamıştır.
Aklı gözünde olanları söz değil ancak eylem caydırabilir.
Kürtler Türkiyenin her yerinde her türlü kontra kampanyalar başlatmak zorunda bırakılıyorlar.
Artık Türkiyede sivil yok, giysileri ne olursa olsun herkes el ele askerdir.
Askerlerin hedef alınmasıda meşrudur.
Çünkü Askerlik zorunlu ama kampanyalar ise gönüllüdür.
Gönüllü askerlik hizmetini ifa etmeyi şu veya bu şekilde kendisine görev atf edenler
bunun sonuçlarını da göze almış ve hak etmiş demektir.
17.10.2007
###################################
Çıkarın şavaş baltalarını !..
Onüç askerin yaşamını yitirmesiyle beraber, gazete sayfalarından kesif kan kokusunun yükseldiği “askeri kamuflajlı basının” savaş bayraktarlığı yapması elbette şaşılacak bir durum olmadı bizler için…
Savaş çığırtkanlığında birbiriyle yarışan parti liderleri, yazılarında eli silahlı pozlar verip, “devletin bekasının bekçiliğine” soyunmuş genel yayın yönetmenleri, köşe yazarları, ağızları hamaset kokan akademisyenler ve intikam naraları hiç kulaklarımızdan eksik olmayan “güç ve iktidar apoletli” paşalar şaşırtmadı, bilakis savaş baltalarını bu “derin” koalisyon algısıyla Güney Kürdistan'a yine çevirdiler.
Yine diyorum çünkü bu yöne dönüş kimler tarafından gerçekleştirildiği belli olmayan/olan bizim tarihsel bazı tecrübelerimizin eşliğinde aslında kimler tarafından gerçekleştiği belli olan her şiddet eyleminin sonucunda çoğu kez tekrarlandı. Şiddet kültürünü öksüz bırakmayan her alanda sahip çıkan bu militarizm şakşakçıları, nihayet amacına ulaşmış Askeri operasyon dışında diğer çözüm yollarını aldıkları “sınırötesi operasyon teskeresiyle” şimdilik kapatmış görünmekteler. Bu akıl tutulmasında onüç asker için “timsah gözyaşları döken “ yukarıda belirttiğim bu güruh, Türk Ordusunun Güney Kürdistan'a girmesiyle beraber olası kayıpların vebalini sayfalarında veya yüreklerinde taşıyabilecek mi ? (yoksa bu sorununda cevabı belli mi ?) bilmiyorum…
Peki AKP ne yapıyor ?
Şu tarihe kadar sınırötesi bir operasyona sıcak bakmayan AKP, 22 Temmuz seçimlerinde Kuzey Kürdistan'da aldığı yüksek oy oranını “Kürtlerin büyük çoğunluğu da bizim belirlediğimiz veya dahil olacağımız her politikayla beraberdir” olarak yorumlamasıyla, bu kurulan “ehveni şer” koalisyonuna –gönüllü- bir entegrasyon süreci geçiriyor. ( Oysa biz biliyoruz ki Kuzey Kürdistan'da “ Kürdi, Kürdistani ulusal bir birlik hareketinin oluşturulamaması ve DTP'li yerel yöneticilerin yönetimde yer yer başarısız olarak algılanması ” alınan bu yüksek oy oranının kısmen de olsa kısa bir analizi sayılabilir.)
Seçimlerden kalma bu zafer sarhoşluğunun da etkisiyle, günden güne ulusalcı ve militarist çevrelerin söylemlerine angaje olan, AB üyeliği sürecini yaklaşık bir buçuk senedir askıya alıp ilişkileri başlatmayan, kendinden önceki “seçilmiş” iktidarlar gibi ( tek ulus, tek dil, tek bayrak ) gibi ağızlarda kokmuş bir söylemle artık, tektipçi, şoven, faşist bir zihniyeti savunan, Türkiye'de Kürt sorununu klasik ret ve inkar politikası dahilinde, diğer sorunlara ise anti-demokratik algılar çerçevesinden bakan AKP ve onun “kahraman figürü” Baş(baltacı)bakan Tayip Erdoğan'a, çıkan teskerenin uygulanması halinde -Büyük Türkler Ansiklopedisinde- “tertemiz” bir sayfa açılacağı garantidir. Bu kesin…
O halde ne duruyorsunuz sayın Erdoğan “ülkemizin birlik ve beraberliğe bu kadar ihtiyacı olduğu bir zamanda” klişesini de gömleklerinize reklam diye alarak, çıkarın savaş baltalarını…
20.10.2007
###############
DAHA NELER NEELR BENİM KANIM DONDU BU YAZILAR KARSISINDA YORUMU SİZE BIRAKIYORUM...