PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Atatürk'ün Siyasi Hayatı




KãRdé£éN
13-11-2007, 21:23
Saltanatın Kaldırılması


Saltanatın Kaldırılması, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 1 Kasım 1922'de çıkarılan bir yasa ile Osmanlı Hanedanı'nın Türk toplumu üzerindeki mutlak otoritesinin yıkılması ve monarşinin kaldırılarak egemenliğin halka verilmesidir.


Sebepleri

Saltanatın kaldırılmasının en önemli sebebi, Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı sonrasında çağdışı bir monarşi değil, uygar bir ulus-devlet kurmak istemesidir. Egemenliğin halka dayanması gerektiğini savunan ve saltanatın zorbalık olduğunu düşünen Atatürk, 1 Kasım 1922'de Meclis'te yaptığı konuşmada bu görüşünü şöyle dile getirmiştir:


"Efendiler...
Osmanoğulları, zorla Türk ulusunun egemenliğine el koymuşlardı. Bu yolsuzluklarını altı yüzyıldan beri sürdürmüşlerdi. Şimdi de Türk ulusu bu saldırganlara, artık yeter diyerek ve bunlara karşı ayaklanarak egemenliğini kendi ellerine almış bulunuyor."


Vahdettin'in Kurtuluş Savaşı'nı Baltalama Çabaları

Son Osmanlı Padişahı Vahdettin'e göre, savaşın galibi İngiltere yenilmezdi ve var olan koşullar altında İngiltere'nin güdümüne girip insafına sığınmak izlenecek en akılcı yoldu. Bu nedenle Vahdettin, Kurtuluş Savaşı'na karşı cephe almakta sakınca görmemiş ve başarıya ulaşmasını engellemek için İngiltere ile işbirliği yapmaktan kaçınmamıştı. Vahdettin'in bu yöndeki çabalarından bazıları şunlardır:

- 10 Nisan 1920'de Şeyhülislam Dürrizade'nin Mustafa Kemal ve arkadaşlarının idamını isteyen fetvasını yayınladı.
- 24 Mayıs 1920'de , Mustafa Kemal, Halide Edip ve Ali Fuat Cebesoy için verilen idam kararlarını onayladı. 27 Mayıs'ta Fevzi Çakmak'ın, 15 Haziran'da ise İsmet İnönü, Fehmi Gerçeker, Refet Bele, Rıfat Börekçi, Bekir Sami, Celaleddin Arif, Yusuf Kemal Tengirşenk, Hamdullah Suphi Tanrıöver ve Fahrettin Altay'ın idam kararlarını onayladı.
- 14 Temmuz 1920'de Kuvayi Milliye'ye katılan subayların idam cezasını onayladı.
- 28 Temmuz 1920'de Sadrazam Damat Ferit kanalıyla İngiliz Yüksek Komiseri Roberck'e Kürtleri Mustafa Kemal'e karşı kullanma önerisini yaptı.
- 10 Ağustos 1920'de , Sevr Antlaşması'nı onayladı.
- 6 Mart 1922'de Londra Konferansı'na giderken İstanbul'a uğramış olan Yusuf Kemal Tengirşenk'in başkanlığındaki Ankara Heyeti'nin bavulundaki gizli belgeleri çaldırdı ve İngiltere'ye bu belgelerin fotoğraflarını iletti.
- 26 Mart 1922'de İngiltere'ye yaptığı öneride özel ve gizli bir antlaşma ile Boğazlar'ın denetimini kalıcı olarak İngiltere'ye devretmeyi önerdi.


Hızlandırıcı sebepler

Padişah Vahdettin'in onayladığı Atatürk ve arkadaşlarını idama mahkum eden ferman.Saltanatın kaldırılmasını hızlandıran başlıca olay, İngiltere'nin Lozan Konferansı'na hem Ankara hem de İstanbul Hükümetleri'ni çağırmasıydı. Bu yolla İngiltere, Ankara ile İstanbul arasındaki sorunları kullanarak görüşmelerde avantaj sağlamayı umuyordu. İngiltere'ye koz vermemek ve barış görüşmelerinde Türkiye'nin haklarını birlik içinde temsil etmek için saltanatın kalkması gerekiyordu.


Millet Meclisi'nde görüşmelerin başlaması

TBMM'de saltanatın kalkması hakkındaki görüşmeler 30 Ekim 1922'de başladı. İçlerinde Atatürk'ün de olduğu 82 milletvekili imzalı bir önerge meclise sunuldu. Bu önerge ile Osmanlı İmparatorluğu'nun çökmüş olduğunun ve meşruiyetini halka dayandıran yeni bir Türkiye'nin kurulmuş olduğunun ilan edilmesi isteniyordu. Ancak, çoğunluğun sağlanamaması yüzünden önerge o gün kabul edilemedi.

1 Kasım 1922'de tekrar toplanan Millet Meclisi'nde konuşan Atatürk, Vahdettin ve İstanbul Hükümeti'nin Kurtuluş Savaşı'nı baltalamak için yaptıklarından söz etti ve saltanat ile hilafetin birbirinden ayrılarak saltanatın kaldırılması gerektiğini belirtti. Fakat Meclis, önergeyi Anayasa, Adalet ve Dışişleri komisyonlarından oluşan bir karma komisyonda incelemeye karar verdi.

Bu komisyonda kimi din adamı kökenli milletvekillerinin "saltanatsız, iktidarsız hilafet olamayacağını" savunmasının ardından komisyon çalışmalarını izleyen Atatürk, ünlü konuşmasını yaptı:

"Bu bir oldu bittidir. Sözkonusu olan ulusa egemenliğini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız sorusu değildir. Sorun, gerçekleşmiş bir olayı yasa ile saptamaktan başka bir şey değildir. Bu, ne olursa olsun yapılacaktır. Burada toplananlar, meclis ve herkes sorunu doğal bulursa, sanırım ki uygun olur. Yoksa yine gerçek, yöntemine göre saptanacaktır ama, belki bir takım kafalar kesilecektir."
Bu tehditten sonra hızla yasa önerisini hazırlayan karma komisyon, teklifi meclise sundu. Teklif, aynı gün, Millet Meclisi'nde oy birliği ile kabul edildi.


Saltanatın Kaldırılmasını Öneren Kanun'un içeriği

Bu kanun ile monarşik İstanbul Hükümeti yok sayılıyordu. Osmanlı Hanedanı'na ait kabul edilen Hilafet makamı ise Millet Meclisi'nin uygun göreceği birisi getiriliyordu.


Sonuçları

Saltanat kaldırılınca Padişah Vahdettin çok zor durumda kalmıştı. Kurtuluş Savaşı'nı baltalamaya çalıştığı için göreceği tepkiden korkuyordu. Bu nedenle 17 Kasım'da İngiliz Donanması'na bağlı Malaya zırhlısı ile Malta Adası'na kaçtı. Vahdettin'in kaçmasının ardından Millet Meclisi'nde yapılan toplantıda, bu davranışın halifeye uymayacağını öne sürülerek halifelik ondan alındı ve veliaht Abdülmecit Efendi'ye verildi.

Saltanatın kaldırılması ile eskimiş ve çürümüş Osmanlı düzeni tasfiye ediliyor, laik ve demokratik Türkiye'nin temelleri atılıyordu. Türkiye'yi 20. yüzyıla taşıyacak olan Atatürk Devrimleri'nden ilki, tutucu ve gerici kesimlerin direnmesine rağmen başarıyla gerçekleşmişti.




KãRdé£éN
13-11-2007, 21:27
Türkiye Cumhuriyeti'nin ilanı


Cumhuriyetin İlanı, milletin yönetilme şeklinin belirlenmiş olduğu, Atatürk'ün siyasi devrimlerinden bir tanesidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) 25 Ekim 1923'te ortaya çıkan kabine bunalımı sonucunda, bu yönetim şeklinin kusurları daha net ortaya çıkmış ve 29 Ekim'de Anayasanın ilgili maddeleri değiştirilerek, ülkenin yönetim şekli cumhuriyet olarak belirlenmiştir.

Saltanatın kaldırılmasının ve Lozan Antlaşması'nın ardından TBMM'de en çok tartışılan konulardan biri, yeni devletin niteliği sorunuydu. Hükümetinin dayandığı prensipler demokratikti ama bir taraftan da adı "Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti" idi. Kendisi bir hükümet olan TBMM'nin ayrı bir hükümeti ve bu hükümeti yönetecek bir başbakanının bulunmaması, meclis içinden bakanların seçiminde adayların gerekli oyu sağlamakta güçlük çekmeleri, sürekli sorunlara yol açmaktaydı. Bu şekil demokrasi idarelerinden hiç birine benzemiyordu.

Mustafa Kemal Paşa'nın tavsiyesi ile 27 Ekim 1923'te Ali Fethi (Okyar) Bey başkanlığındaki hükümetin istifası ve Cumhuriyet Halk Partisi grubunun yeni hükümet listesi üstünde anlaşmaya varamaması üzerine, Mustafa Kemal Paşa 28 Ekim gecesi arkadaşlarını toplayarak sorunun gerçek çözümüyle ilgili düşüncesini açıkladı ve İsmet İnönü'yle o gece, devletin niteliğinin cumhuriyet olduğunu saptayan bir yasa tasarısı hazırladı.

29 Ekim 1923 günü, Halk Partisi Meclis Grubu bakanlar kurulu listesi üzerinde anlaşamayınca, bazı milletvekilleri Mustafa Kemal'den fikir sorulmasına karar verdiler. Mustafa Kemal, Gruptan bir saat mühlet istedi. Bu müddet zarfında birçok milletvekilini odasına çağırarak gece hazırladıkları kanun tasarısı hakkındaki düşüncelerini öğrendi. Sonra grup toplantısında söz alarak Anayasanın bazı maddelerinin değiştirilmesi gereğini açıkladı ve okumak üzere tasarıyı katiplerden birine verdi. Tasarıda: "Hakimiyet kayıtsız ve şartsız milletindir. İdare usulü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına dayanır. Türkiye Devletinin hükümet şekli Cumhuriyettir" gibi esaslar vardı. Uzun görüşmelerden sonra Cumhuriyetin ilanı parti grubunda kabul edildi. Sonra derhal Büyük Millet Meclisi toplandı. Evvela Anayasa Komisyonunun tutanağı okundu. Milletvekillerinden Yunus Nadi, Vasıf Çınar, Eyüp Sabri, Rasih Hoca kürsüye çıkarak cumhuriyetten yana ateşli nutuklar söylediler. Şair Mehmet Emin (Yurdakul) heyecanlı bir konuşmadan sonra bütün milletvekillerini "Yaşasın Cumhuriyet" diye bağırmağa davet etti. Bütün milletvekilleri ayağa kalkarak üç defa "Yaşasın Cumhuriyet!" diye bağırdılar. 29/30 Ekim 1923 Pazartesi saat 20.30'da kanun kabul edildi. Artık Türk Devletinin adı konmuştu: Türkiye Cumhuriyeti.

Aynı toplantıda Büyük Millet Meclisi oy birliği ile Cumhurbaşkanlığına Ankara Milletvekili Gazi Mustafa Kemal'i seçti. Türkiye'nin ilk Cumhurbaşkanı vakur ve sevinçli bir yüz ile kürsüye çıktığı zaman büyük bir alkış kopmuş, bu sürekli alkışlar arasında konuşan Mustafa Kemal, "Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır" cümlesiyle konuşmasına son vermiştir.

KãRdé£éN
13-11-2007, 21:42
Halifeliğin Kaldırılması


Halifeliğin kaldırılması (3 Mart 1924), son olarak Osmanlı Hanedanı elinde bulunan halifelik sıfatının, Türkiye Cumhuriyeti tarafından kaldırılması olayıdır.

Saltanatın kaldırılmasından ve VI. Mehmet'in (Padişah Vahdettin) İstanbul'dan ayrılmasından sonra, TBMM'nin 18 Kasım 1922'de halife seçmiş olduğu Abdülmecit Efendi, eski rejim yanlılarının tek umudu haline gelmiş, bundan güç alan Abdülmecit Efendi de, yeniden törenler düzenlemeye, demeçler vermeye, bazı İslam ülkelerinin kendisine bağlılık bildirmeleri üstüne, İslam dünyası'nın önderi tavrı takınmaya başlamıştı.

Bu durumun yeni kurulmuş cumhuriyet yönetimi için tehlikeli olabileceğini kavrayan Atatürk, İzmir'deki ordu tatbikatları sırasında ordu komutanlarına hilafetin kaldırılması konusunda düşüncesini açıklayıp, yasanın meclis gündemine getirilmesini kararlaştırdı. 1 Mart 1924'teki bütçe görüşmelerinde halifeye ve Osmanlı Hanedanına verilecek ödenek konusunun gündeme getirilmesinden sonra, 3 Mart 1924'te kabul edilen yasayla, halifelik kaldırılıp, ilerde saltanat ve halifelik iddiasında bulunmamaları için hanedan üyelerinin de yurt dışına çıkarılmaları kabul edildi.


TBMM'nin Doğuşu

1920 yılı. Müdafaai Hukuk teşkilatlarından gelen 115 mebusla meclis 23 Nisan'da açıldı. Kürsüde Kuran. Duvarda işlerinizde meşveret edinizayeti.

Zafer kazanılmış ama Mustafa Kemal'in aklında rejim ne olacak sorusu var? Kürsüden konuşurken ilk mesajları veriyor: 'Günün birinde hilafet ve saltanat makamı her türlü esaret kaydından baskı ve ikrahtan kurtularak tamamen hür olursa yani padişahımız kendini milletin kucağında gördüğü gün, o makamların vaziyetini gene meclisiniz kanunlarla tayin eder..'

Hilafet yürürlükte kalsın saltanat kaldırılsın demeye başlayanlara karşı Mustafa Kemal, hilafet kalırsa bir gün saltanatın dirilme ihtimalinin olduğunu söyleyecekti.

3 martta Şeriye ve Evkaf vekillikleri, Erkanı Harbiye Umumiye Vekaleti kaldırılıp, Halife hal edildi, Şeyh Saffet ve arkadaşları, TBMM'nin uhrevi ve dünyevi bütün yetkileri topladığını açıkladılar. Hanedan yurtdışına çıkarıldı. Vahdettin zaten İngiliz gemisiyle kaçmıştı.

Herkes halife esaretten kurtarılacak, belki de meşrutiyet sürecek sanıyor. Cumhuriyet düşüncesi sadece Mustafa Kemal'de var, ancak Mustafa Kemal uygun zamanı bekliyor, kolay değil, meclisin çoğunluğu hoca ve asker, üstelik hilafetçi. Bu sırada hocalar Asrı Saadet'ten bahsederler, Mustafa Kemal günlerce İslam tarihi okur ve sonuçta bir hadisle meseleye girmeye başlar. Hadis, benden sonra halifelik 30 yıldır der.

Mustafa Kemal sivildir,önce meclisi açar: 23 Nisan'da, cuma namazından sonra. Lihyei Saadet ve Sancakı Şerif taşınarak. Kurbanlar ve dualarla. (Aydemir, Tek Adam)

1923 meclisinde iki grup vardır. Cumhuriyetçiler ve hilafetçiler. İki grup birbirine girer. Lozan sebebiyle. Ali Şükrü cinayete kurban gider. Katili Topal Osman'dır, yakalanır ve öldürülür.

26 Ekimde Kazım Karabekir 1. ordu müfettişliğinden istifa eder, 30 Ekimde Ali Fuat da 2. ordu müfettişliğinden. Gazi'ye göre bunlar komplocudur. Onlara göreyse Gazi'nin amacı diktötörlüktür. Devrimciler birbiriyle mücadeleye başlar. Mustafa Kemal muhaliflerin orduyu ele geçirip darbe yapmalarının önünü keser, mebusluk için asker olmamak şartını getirir, mecliste mesus general kalmaz, ordu da siyasetten arındırılmış olur.

Meclisin 1 Kasım'daki açılışında Kazım Karabekir ve Ali Fuad paşalar bulunmaz. Onlar 17 Kasımda TCF'yi kuracaklardır.


Osmanlı Halifeliği

Halifeliğin birleştiriciliği yoktu, ne son yüzyılda ne Emeviler zamanında.

Tarihte birkaç yerde birden hilafet görülmüştü. Osmanlı'nın hilafetini bazı devletler tanımamıştı. Halifenin padişah olması teokratik bir yapıya yol açıyordu. Hilafetle İslam birliği kurulamamıştı. 1926'daki hilafet toplantısına katılan 12 İslam ülkesi arasında Türkiye yoktu. Zaten sonuç alınmadı.

20.yy.da bağımsızlığını kazanıp cumhuriyete geçen tek laik ülke Türkiye oldu. Diğer İslam ülkelerinde krallıklar, milliyetçi sosyalist baas rejimleri, despotluklar vardı.

Halifelik Osmanlı'da gereksiz bir kılıftı. Milli mücadeleden sonra rejimde iki başlılık olamazdı.Saltanat ve hilafet kaldırılmasa zaferin bir anlamı kalmayacaktı. Üstelik kurtuluş savaşçıları için hain, katli vacip fetvası vermiş İstanbul, zaferden sonra zafere sahip çıkmaya kalkışınca Mustafa Kemal bu işi kesin bitirmeye karar verdi. 27 Ekim 1922'de Lozan'a hem İstanbul hem Ankara hükümetlerinin çağırılması, artık hanedanlığın tarihe karışması gerektiğini gösteren son hamleydi. Mustafa Kemal 'bu müşterek davet keyfiyeti şahsi saltanatın lağvı meselesini kati olarak neticelendirdi' der. (Aydemir, Tek Adam, c.3)

Ulema hala direniyordu. Saltanatla hilafetin yapışık ikizler olduğunu söylüyorlardı. Mustafa Kemal ihtimal bazı kafalar kesilecektir dedi. Sonuçta saltanat kaldırıldı, halkın tek teemsilcisi TBMM oldu. İstanbul hükümetinin 16 mart 1920'de tarihe karıştığı kabul edildi. 4 Kasımda İstanbul kabinesi dağıldı, Vahdettin 16 kasımda kaçtı. Saltanat halledildikten sonra şimdi sıra halifedeydi. Meclisin seçtiği Abdülmecit Efendi'nin tutarsızlıkları, muhalefetin Mustafa Kemal'i safdışı etmek istemeleriyle bu iş de kısa zamanda bitirildi.

Yavuz Selim, halifeliği kılıç zoruyla almıştı, meclis ise seçimle halifeliği canlandırmak istemişti, ancak bu kurumun artık işlevini yitirdiği anlaşıldı.

hilebaz
13-11-2007, 21:43
tskler bılgıler ıcın

KãRdé£éN
13-11-2007, 21:44
ben teşekkür ederim hilebaz, ilgin için :cicek: